Hz. Muhammed (S.A.V.)’in Şefaati Haktır

Allah’ın izniyle, Allah’ın izin verdiği kadar Peygamberimiz ümmetine şefaat edecektir.

Kur’an soruyor :

“…Allah’ın izni olmadan O’nun katında kim şefaat edebilir ?” (Bakara :255)

“…Allah’ın rızasına ulaşmış olanlardan başkasına şefaat etmezler.”(Enbiya : 28)

“O gün Rahman’ın izin verdiği ve sözünden hoşlandığından başkasının şefaati fayda vermez.”(Taha :109)

Şefaat ile ilgili olarak Peygamberimiz (SAV) şöyle buyuruyor :

“Benim şefaatim, ümmetimden helâk olanlaradır.”(Ramuz El Ehadis :75/2)

“Rabbim beni ümmetimin yarısının cennete girmesi veya şefaat arasında serbest bıraktı.Ben de şefaati seçtim.”(Ramuz :123/2) (K.Sitte: 17/638)

“Ben Rabbim’den ümmetim için şefaat diledim.Onu bana verdi.Bu, şirk koşmayan her mü’mine nasib olacaktır.”(Ramuz :145/6)

“Şefaatim, ümmetimden büyük günah sahiplerinedir.”(Ramuz :306/3)

“Ümmetimden iki sınıfa şefaatim olmaz. Zalim kalpli yöneticilere ve dinde aşırı gidenlere.” (Ramuz :308/9)buyurmuştur.

Bildirildiğine göre ; Kur’an şefaat edecektir. Hz. Peygamber, şefaat edecektir.Ehl-i beyt, şefaat edecektir ; Ulema, şehit, şefaat edecektir. Birde sabi çocuk, Allah izin verirse şefaat edecektir.

İmam-ı Azam Fıkh-ı Ekber adlı eserinde : ”Peygamberin şefaati haktır.Şefaat, Kur’an, hadis ve icma ile ittifakla sabittir.”der.

İslâm İnancının Temeli AKAİD adlı eserinde Osmanlı âlimlerinden ÖMER NESEFİ : ”Peygam- berlerin ve hayırlı kimselerin, büyük günah işlemiş olanlara şefaat edecekleri ayet ve hadislerle sabittir.Allah :”Hem kendinin hem de mü’minlerin günahlarının affedilmesini iste.” (Muhammed :19)

“Artık şefaat edici Melekler, Peygamberler ve Salihlerin hiçbir şefaati onlara fayda vermeyecek.”(Müddessir :48) Âyetlerini ve “Ümmetimden büyük günah işlemiş olanlar için şefaatim vardır.”hadisini delil gösterir. (Sayfa:120)

Hz. Peygamber :”Pek çok kimseyi şefaatimle ateşten kurtaracağım. Bazı kimseleri de Zebaniler benden alıp götürecek.Ben :”Allah’ım Zebanilerin benden alıp götürdükleri benim ümmetimdendir.”diyeceğim.Cenab-ı Allah bana : ”Senden sonra onların neler ihdas ettiğini biliyor musun ?” diyecek” (K.Sitte :17/398) diye haber verir.

Dinde eksik yapan, aşırı giden ve değişiklik yapana Peygamberin şefaati yoktur.

Bütün bunlardan anlaşılıyor ki, şefaat vardır, şefaat haktır ve Hz. Muhammed (SAV) şefaat edecektir.Allah şefaatinden mahrum etmesin.

Peygamber Efendimiz (SAV), şefaat hakkında şöyle buyururlar : “Her Peygamberin müstecâb bir duâsı vardır.Her peygamber o duâyı yapmakta acele etti.Ben ise bu duâmı kıyamet gününde, ümmetime şefaat olarak kullanmak üzere sakladım.Ona, inşâallah, ümmetimin şirk koşmadan ölenleri nâil olacaktır.” (Buhari, Daavat, Tevhid :31)

Yine :”Şefaatim ümmetimden büyük günah sahipleri içindir.” (Feyzül Kadir :4/162)

Bir hadislerinde de :”Kıyamet günü ben Peygamberlerin önünde şefaat etmeye yetkili olacağım.”demiştir.(İ. Canan Hadis Ans. :12/194)

Resûl-i Ekrem efendimize yıllarca hizmet etmiş olan Enes İbni Malik’i hepimiz biliriz. Resûlullah âşıklarından biri olan anesi Ümmü Süleym (asıl adı, Rumeysâ’dır) onu daha küçük bir çocukken Fahr-i kâinât efendimizin hizmetine vermişti. Bahtiyâr Enes, Kâinâtın Efendisinden hiç ayrılmadan 9-10 sene O’na hizmet etti.O’nun sevinçli günlerini de gördü,üzüntülü günlerini de. O’nunla oturdu, O’nunla kalktı.O’nunla yedi, O’nunla içti. Bu sebeple Enes’in davranışlarını bilhassa ibadet tarzını Efendimize çok benzetirler- di.

Enes bir gün Resûl-i Kibriyâ’dan Kıyamet gününde, kendisine özel olarak şefaat etmesini niyâz etti.O da şefaat edeceğini vaad buyurdu. Ama Enes, O’nun şefaatine nerede ihtiyaç duyulacağını bilemiyordu.

Başım nerede sıkışır yâ Resûlullah ? Söyle de seni orada arayım, diye sordu. Efendimiz :

Beni ilk önce Sırât’ta ara ! buyurdu.

Enes ,Resûlullah Efendimizi Sırât’ta bulamama endişesiyle tekrar sordu :

Yâ seni Sırât’ta bulamazsam ?

Kâinâtın Efendisi onun endişesini giderdi :

O zaman beni Mîzân’da ara !

Orası mahşer yeriydi.O kalabalıkta Efendisine tesâdüf etmeme ihtimâli vardı.Ne olur ne olmazdı. Enes işi garantiye almak için bir daha sordu :

Ya sana Mîzân’da da rastlamazsam ?

Peygamber Sultanı şöyle buyurdu :

O zaman beni Havuz’da ara ! Mutlaka bu üç yerin birinde buluşuruz.

Diğer Peygamberler, kıyametin dehşetinden “Nefsî nefsî” deyip, oraya buraya koşuşurken ve kendisine gelenleri başka bir peygambere gönderirken, Hz. Muhammed, ahirete bıraktığı duayı yapacak, hesap başlayacaktır.

“Âlemlere  rahmet olarak gönderildim” diyen Hz, Peygamber için Allah :”Sen olmasaydın âlemleri yaratmazdım” dediği Peygamberimizi küçültmek için, misyoner taktiği metodlar uygulan- maktadır.

Efendim, Peygamberler aynıdır. İsa’da Muhammed’de birdir. Ona da diğerine de uysak olur, diye 15. asırda da denmişti.Süleyman Çelebi : ” Vesilet ün-Necat” adlı eseri yazdı.

“O da bir insandı”diyorlar. Tabi O da bir insandı, ama insanların en büyüğü idi. İnsanların efendisi idi. Bir de :

“O, vazifesini yaptı  işi bitti, O’na bağlılık şirktir.”

“Allah sevgisi ile beraber Peygamber sevgisi bir arada olmaz” diyorlar.

Bu sözleri çok duyduk…

Hz. Muhammed’in şefaat etmeyeceğini söyleyen, böyle söylediği için O’nun şefaatinden mahrum olacaktır. Ayrıca âyet ve hadisleri inkâr ettiği içinde küfre girer.

O, âlemlere Peygamber olarak gönderilmiş- tir.

Son Peygamberdir. Bütün insanlığın Pey- gamberidir.

            Şeyh şefaat eder mi ?

            Cenab-ı Allah,alimlere şefaat etme konusunda tam yetki vermemiştir, ama gerçek âlimse vesile kılmamız emredilmiştir.

“Ya Rabbi ! Falancanın yüzü suyu hürmetine, onun hatırına bizi affet” gibi dua edebiliriz.

“Ey Şeyh ! şefaat et” denirse yanlış olur. Kurtuluş ancak Allah’tandır. Allah’tan beklenir.

Allah Rasûlü, en büyük mesajı son anda vermiştir.

 


Bu yazıyı 1.109 kişi okudu.

Paylaş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here