Hz. Muhammed (S.A.V.) Kimdi? Nasıl Yaşadı?

Allah Rasulü, ins ve cinlerin Peygamberidir. (Cin:72) O, son Peygamberdir. Bütün insanlığın Peygamberidir. Rasûller, Nebiler dizisinin son halkasıdır.

Görünümü ve ahlâkı ile insanların en güzeli idi. O, hep: “Ya Rabbi sûretimi güzelleştirdiğin gibi ahlâkımı da güzelleştir. ” diye dua ederdi.

O’nun adı:

Ahmed: Çok hamd edendir.

Muhammed: Övülendir.

Mustafa: Seçilmiştir.

Ebul Kasım: Kasım’ın babası idi.

Mahmud: Övülendir.

Şair “Ahmed-i Mahmud’u Muhammed’sin Efendim.”  demiştir.

O, asla lüks hayat yaşamadı.İsteseydi Krallar gibi yaşardı.Hasırda değil rahat yataklarda yatardı.Lüks yiyecekler yerdi.Zevk safa sürerdi.

Ayrıca O’nun hayatında hiçbir karanlık nokta yoktur. En ince noktasına kadar tespit edilmiştir.Hayatında bilinmezlik, gizlilik yoktur.Diğer dinlerin mensupları Peygamberleri hakkında bilgiye sahip değillerdir.Yahudiler peygamberlerinin mezarını bile bilmezler.Asâsına sahip değillerdir.

Hz. Ali’nin dilinden Peygamber Efendimiz :

Daima düşünceli idi. Lüzumsuz konuşmazdı. Az konuşur, öz konuşurdu.

Az da olsa, iyiliği küçümsemezdi.

Hiçbir şey O’nun sabrını taşırmaz, O’nu öfkelendirmezdi.

Kötüden kötülükten asla hoşlanmaz, güzeli teşvik ederdi.

Haktan asla taviz vermez, Haktan şaşmazdı.

Hep güler yüzlü, tatlı sözlü idi.

Edebi, hayâyı severdi.

Cömertti,insanları çok severdi,herkese iyi davranırdı.

Sözünde durur, asla yalan söylemezdi.

Sofradan doymadan kalkardı.

Dünyaya asla meyletmezdi.

Kimsenin ayıbını yüzüne vurmaz, kimseyi mahcup etmezdi.

Her zaman hakkın, haklının yanında olurdu.

Adaleti elden hiç bırakmazdı.

O, her yönü ile mükemmel bir insandı.Bir Müslümana en güzel örnekti.

Allah Rasûlü, çok mütevazi idi.Çarşıda O’nu gören biri, elini öpmek istedi de Peygamber, elini vermedi :”Başkalarının, Krallarına yaptığını bana yapmayın.Ben Kral değil, sizden biriyim.”demiştir.

Ebu Hureyra şöyle der : “Pazardan aldıklarını taşıyayım, dedim, Peygamber vermedi :“Bir şeyi, sahibinin taşıması daha uygundur” dedi.”

Kendisinden bir şey isterken titreyen kadına:

Ben kuru ekmek yiyen bir kadının oğluyum, deyip onu sakinleştirmiştir.

Bir gün :”Hıristiyanların İsa’ya yaptıkları gibi övgüde aşırıya gitmeyin, bana Allah’ın kulu ve elçisi deyiniz.”demiştir.

O, güvenilir bir insandı.İnanmayanlar bile O’na güvenmiş, emanetlerini O’na teslim etmişlerdir.O da, hicret sırasında kovulmuş haliyle emanetleri sahiplerine vermek üzere, Hz. Ali’ye bir bir teslim etmiştir.

O’na herkes “Muhammedül Emin “ derdi.

Bir defasında Hacer’ül- Esved yerine kona- caktı.Kabilelerin her biri kendisinin koyacağını iddia ederken, ihtilaf halindeler iken Allah Rasûlü çıka gelmiş, ihtilaf ve itirazları önleyici bir tarzda, meseleyi halletmiş,kimse O’na itiraz etmemiştir.

            Hz. Ali (ra) :”Allah Rasûlü, güler yüzlü, yumuşak huylu, mütevazi görünüşlü, merhametli idi. Sert tabiatlı, katı yürekli değildi.Hiç bir zaman ağzından kötü söz çıkmamıştır.Gönül kırıcı söz söylememiştir.”diyerek Peygamber (as)’i anlatmış- tır.

O’nu gören :”Bu yüz yalan söylemez” demiştir. Ebu Cehil bile “Muhammed doğru mu söylüyor ?” diyenlere :”Vallahi O, hiç yalan söylemedi.”demiştir.

O, hep güzel şeyler söylemiş ve insanlığa güzel şeyler sunmuştur.

En büyük reform, en büyük inkılâp O’nun inkılâbıdır.

Yeryüzünde ve insanlarda O’nun yaptığı değişikliği kimse yapmamıştır.

İdeali yüce idi. Kendisine yapılan tekliflere : ”Vallahi güneşi sağ elime, ayı sol elime verseniz, davamdan vazgeçmem.”demiştir.Dininden,inancın- dan asla taviz vermemiştir.

Allah Rasûlü, hasır üstünde yatmış, hasır yüzünde iz bırakmıştı.

Hz. Ömer, bunları görünce içini çekti. Kendini tutamadı, gözleri dolu dolu oldu. Hz. Peygamber (SAV) :

“Niçin ağlıyorsun Yâ Ömer ?”diye sordu.

O da :

“Niçin ağlamıyayım Yâ Rasûlullah ! Kayser ve Kısrâ dünya nimetleri içinde yüzüyor. Rasûlullah ise kuru hasır üzerinde yaşıyor… “dedi.

Hz. Peygamber (SAV) ,Hz. Ömer’in gönlünü hoş etti ve:

Ya Ömer! Kısrâ ve Kayser dünya nimetlerinden zevklerini alsınlar, safa sürsünler! Ahiret nimeti bize yeter!… buyurdu.

Dünya her şeyi olanlar! Dünyaya tapanlar! Dünya kıblesi olanlar! Allah Rasûlü böyle diyordu: “Ahiret nimetleri bize yeter”

Allah Rasûlüne ilk vahiy gelmişti. Allah Rasûlü çok yorgun, çok heyecanlı idi. Hemen çıkıp, Allah’ın emrini tebliğ etmek istiyordu. Hz.Hatice validemiz :

Biraz dinlensen Ya Rasûlallah! Deyince:

    – Dinlenmeye vakit mi var. Mezarda dinlenecek vakit çok, cevabını verdi…

    – Dünyada yorulanı, kabre yorgun gideni orada dinlendirirler.

    – Dünyada çok dinleneni kabirde yorarlar. Boş, manâsız, faydasız işler peşinde koşanı kabirde yatırmazlar. Her şeyin hesabını sorar- lar.

Her yönü ile O, mükemmeldi.      “Muhammed-ül Emin” lâkabını aldı.

    – Dünyanın en çok sevilen, en çok itaat edilen insanıdır.

    – Gençliğinde Hılful fudula (Haksızlığa uğra- yanların hakkını savunan dernek) üye olmuştur. Hıristiyanın hakkını yediği için Ebu Cehil’in kapısını yumruklamıştır. Bize son vasiyeti:

“Size iki şey bırakıyorum.Kur’an ve sünne- tim.Bunlara uyarsanız yolunuzu sapıtmazsınız.“ diye vasiyet etti.

 

Soruyorum:

Bu vasiyete kulak veriyor musun, yoksa umursamıyor musun?

Emanetlere sahip çıkıyor musun, yoksa dil ve el uzatanlara karşı kılın bile kıpramıyor mu?

Uyanık mısın, yoksa uyuyor musun?

Ölü müsün, diri misin? Söyle…

Hesaba hazır mısın? Söyle…

    – Peygamberinle karşılaşmaya hazır mısın?

O’ndan şefaat istemeye hakkın var mı?

Allah Rasûlü; her şeyi iyi, mükemmel bir insandı. Etrafı ile hep dürüst ilişkiler kurdu. Her hali ile örnek olur, herkesi iyiliğe ve hayra çağırırdı. Kimse O’ndan şikayetçi olmamıştır.

Allah Rasûlü, cömertti, iyiliği sever, herkesin iyiliğini isterdi.Şefkat  ve merhamet sahibi idi. Kendisini taşlayanlar için :”Ya Rabbi ! Onlar bilmiyorlar, affet.”demek büyüklüğünü gösterdi. Kendisine yakınlarına kötülük eden düşmanlarını bile affetti.

O, iyi bir aile reisi,iyi bir baba, şefkatli bir dede, çocukları arasında adil, Allah’ın kullarına eşit davranan, başarılı, özü sözü doğru bir insandı.

Bizans Elçisi, Ebu Süfyan’a :

Muhammed’in hiç sözünde durmadığı oldu mu ? demişti,  O da :

O sözünü hep tutmuştur.Cevabını vermiştir.

Kimse O’nun hakemliğini reddetmemiştir.

O, yaşayışı ile tavırlarıyla örnek bir şahsiyettir. En mükemmel insandır.”Bana Allah’ın kulu ve Rasûlü deyiniz.”derdi.

Thomas Carley’de Hz. Peygamberin bir insan olduğunu ancak insanlığı tarif etmek için gelmiş bir insan olduğunu vurgulayarak :” O, hep insan olarak yaşadı. Bu çizginin dışına çıkmadı. Kendisine insan üstü vasıflar verilmesine müsaade etmedi.”demiştir.

Çocuk yaştan itibaren Peygamber Efendimizin hizmetinde bulunan Enes (ra) şöyle buyuruyor :

“Rasûlullahın ellerinden daha yumuşak ne bir atlasa, ne de bir ipeğe dokundum. Rasûlullahın kokusundan daha hoş bir rayiha koklamadım. Rasûlullaha tam on yıl hizmet ettim.Bana bir defa bile “Öf” demedi. Yaptığım bir şeyden dolayı :” Niye böyle yaptın ?” demediği gibi yapmadığım bir şey sebebiyle şöyle yapsan olmaz mıydı ?”da demedi.” demiştir.


Bu yazıyı 1.763 kişi okudu.

Paylaş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.