HZ. MUHAMMED (SAV)

O, en büyük insandır. Cenab-ı Allah Ona “Habibim” demiştir.

O, alemlerin efendisidir. Rasulü’s-Sakaleyndir.

Hatemü’l-enbiyadır.

O, insanlığın kurtuluşu için gönderilmiştir. Başka bir Nebi, Rasül ve peygamber gelmeyecektir. Peygamberlerin sonuncusudur.

O, ümmetine çok düşkün bir peygamberdir. O, Cenab-ı Allah’tan şefaati dilemiştir. Kıyamet günü de diğer peygamber “Nefsî nefsî” derken Allah Rasulü “Ümmeti ümmeti” diyecektir.

**

Peygamber (as) “Kostantiniyyeyi fethedecek komutan ne güzel komutandır. Onun askerleri ne güzel askerlerdir” diyerek Müslüman Türk milletini övmüştür.

1915 yılında Allah’ın veli kullarından hindli bir alim hacca gitmiştir. Mescid-i Nebevide onu çok üzgün gören görevli sebebini sorunca şöyle demiştir: “Kaç defa niyetlendim, Allah Rasulünü ziyarete gelememiş-tim. Bu sene nasip oldu. Rasulüllah makamın da yok. Çanakkale’ye gitmiş”

Ehl-i küfür, Çanakkale’ye saldırınca, Bedir’de Uhut’ta ve Hendek savaşlarında Müslümanlara yardım eden meleklerle beraber Allah Rasulü yardıma gelmiştir.

Mehmet Akif Çanakkale Şiirinde bu gerçeği “Sana avucunu açmış duruyor peygamber” diyerek ifade etmiştir.

Bir Alman subayı şöyle anlatıyor: “Yanımda Bur-salı Ali vuruldu. Ona sarıldım, hayatta tutayım diye “ölmeyeceksin Ali!” dedim. Bana dedi ki “Ben gidiyorum bak peygamber beni kucaklamak için gelmiş” biraz sonra ruhunu teslim etti” diyor.

Haçlı orduların başkomutanı Corcil savaş sonrası mahkemeye verildi Hakim:

Neyin eksikti ki yenildin? Cevap olarak:

Biz Türklerle savaşmadık. Onların atacak barutları bile kalmamıştı. Biz Allah’la savaştık. Tabi ki yenilecektik, neden anlamıyorsunuz” demiştir.

Bunları anlatmakla şunu söylemek istiyorum. Allah Rasulü bize rahmet olmuştur. Cahiliye devri kapanmazdı. Ortaçağ karanlıkları aydınlanmazdı. Biz ehl-i küfür içinde olurduk. Dünyamız gibi ahretimiz de berbat olurdu.

Türklüğümüzü O’nun sayesinde koruduk. O’na inanmayan Türkler. Türklüklerini kaybedip, yok olup gittiler. Bugün varsa O’nun sayesinde varız.

Bizim gücümüzü kırmak, bizi yok etmek isteyen iç ve dış düşmanlar. Bizi peygamber (as)dan, koparmak için çok çalıştılar.

Şükürler olsun, Allah’ın izni ve yardımı ile her tehlikeyi, destan yazarak savdık.

Haçlılar, lavrensler molla kabızlar, Cumhuriyetin ilk yıllarındaki Batıcılar, Yaşar Nuriler sahte nebiler, Rasuller ve sahte mehdiler emellerine ulaşamadı.

Son haçlı saldırısı, 15 Temmuz saldırısıydı. Hatay sınırına, Kıbrıs açıklarına ordularını yığmışlardı. Ce-nab-ı Allah, içimizdeki hainlere müsaade etmedi. Rabbime hamdü senalar olsun.

Şimdiye kadar sapık fikirler tutmadı.

İtikad bozukluklarına inanılmadı.

Ilımlı İslam çalışmaları tutmadı.

Dinler arası diyalogla, Yahudilik ve Hıristiyanlık diriltilemedi.

İslam’ın haram kıldığı şeyler meşrulaştırılamadı.

Okuttukları ezandan “Muhammeden, Rasulül-lah’ı” çıkardılar, peygamber (as)ı unutturamadılar.

Sünneti, hadisleri itibarsızlaştıramadılar.

Peygamber vazifesini tamamlamıştır dediler.

Hadislere güvenilmez. Hadisler uydurmadır. Hadisler tekrar gözden geçirilmelidir” dediler. İman sahiplerini, Kur’an’dan, peygamberden ve sünnetinden koparamadılar.

 

Gayeleri neydi?

“Bize Kur’an yeter!” dediler. Kur’an aşağıymış gibi davrandılar. Ama hiçbir şeyleri Kur’an’a uymuyordu.

Demirel, Kur’an’dan 232 ayeti çıkarıp alalım, gerisinin hükmü kalmamıştır diyordu.

“Namaz Kur’an’daki kadardır” dediler. Kur’an’da beş vakit namaz var, bazı nafileler var, sünnet yok, sünneti terk ettirmek istediler.

Müslüman, sünnetten de sorumludur. Sünneti, peygamber kılmış, bugüne kadar kılınmış, 4 hak mezhep sünnete yer vermiş. Kur’an’da:

“Allah ile peygamberi birbirinden ayıranların iman ile küfür arasında bir yol tutanlar olduğu bildirilmiştir. (Nisa:150)

Peygamberimiz (sav): “Beni nasıl namaz kılar gördüyseniz öyle namaz kılınız”  buyurmuştur.

Cenab-ı Allah 60’a yakın ayette peygambere uymamızı emrediyor.

Hala namazları birleştirerek kılmayı, sünneti kılmamayı telkin edenler var. Sapığa uyanda sapıtır.

Kıyamet gününde sünneti terk eden, nasıl peygamberin yüzüne bakacak? Ne hakla şefaat bekleyecek?

Bu konuda birkaç peygamber buyruğunu nakletmek isterim:

“Bir zaman gelecek sünnetimi terk edenler olacak. Onların görünümü insan kılığında fakat kalpleri şeytan kalbi olacak” (Büyük Hadis Külliyati:5/9792)

**

“Size iki şey bırakıyorum; onlara uyduğunuz müddetçe yolunuzu sapıtmazsınız. Onlar; Kur’an ve sünnetimdir” (Muvatta, Kader 2)

**

“İstemeyenler cennete giremez” buyurunca:

“Kim istemez Ya Rasulüllah? Cevap:

“Bana uymayanlar” (R. Salihın:158)

“Bana itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur. Bana isyan eden, Allah’a isyan etmiş olur” (Buhari, Ahkâm 1)

**

Kur’an ne diyor?

“Kim Rasule itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur. Yüz çevirene gelince, seni onların başına bekçi gön-dermedik” (Nisa:80)

Namazları birleştiren, sünnet kılmayana sordum:

İçine şimdi mi? Yaptığın Müslüman işi mi?

Düşündü “Hayır, içime sinmiyordu zaten” dedi.

 

SÜNNETSİZ İSLÂM OLMAZ

– Efal-i mükellef kaç – 8. Sünnet 3.üncüsü,

– İslami hükümlerin kaynağı, 4, 2.cisi sünnet.

– İslâm’a girmenin şartı kelime-i tevhid, kelime-i şehadet.

– Biz dinde emir koyup, emirleri değiştirebilir miyiz? Din koymak Allah’a aittir; emir koymak Allah’a aittir. Peygamber’in de emir koyma yetkisi vardır.

– Kafa karıştırmak, peygamber (as)ı devreden çıkarmak, Müslümanları başsız bırakmak için ne lazımsa yapılıyor.

Neymiş?

Adem (as) ilk insan değilmiş.

Mucize diye bir şey yokmuş.

Peygamberler bile sapıtırmış.

“İslam’da bozuldu” diye farklı fikir ve görüşler ortaya atıyorlar.

İngilizler vahhabilik mezhebini kurdurdular. Peygamber sünnetine yer vermediler.

 

Peygambere uymak Allah’ın emridir:

Allah’a uyup, peygambere uymamak olmaz. Peygamber (as) a uymayanlar helak olmuşlardır. “Kur’an bize yeter. Kur’an da ne varsa din odur” deniyor. Sünnetsiz, hadissiz Kur’an anlaşılmaz ve yaşanmaz. Kur’an “Namaz kıl” der. Nasıl, ne zaman, ne kadar bu sünnette buluruz. Sünnet Kur’an’ı yaşanır hale getirir. Yani açıklar.

Hz. Ömer zamanında bir grup, Müslüman olmuş-tu. Hz. Ömer’e geldiler:

Biz Müslüman olduk, namaz kılacaktık, nasıl kılacağımızı Kur’an’da bulamadık” dediler.

Hz. Ömer, onlara peygamber (as)ın nasıl namaz kıldığını, nasıl kılın dediğini anlattı.

Şimdi oldu” dediler ayrıldılar.

Ebu Cehil, Ebu lehep, Ona uymadı, helâk oldu. Peygamberi koruyan, yardım eden Ebu Talip uymadı, helâk oldu.

Rabbim şöyle buyuruyor:

“Rasulüm de ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışla-sın… “Allah’a ve Rasulüne itaat edin, bilsinler ki Allah kafirleri sevmez” (Ali İmran 31-32)

**

“Allah’a ve Rasulüne itaat edin amellerinizi boşa çıkarmayın” (Muhammed 33)

**

“Kim Allah’a ve Rasulüne itaat ederse, işte onlar, Allah’ın kendilerine lütuflarda bulunduğu peygamberler, sıddıklar, şehitler ve Salihlerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır.” (Nisa:69)

**

“Biz peygamberi kendisine itaat edilmesi için gönderdik” (Nisa 64)

**

“And olsun ki, içlerinden kendilerine Allah’ın ayetlerini okuyan küfürden kendilerini temizleyen, kendilerine kitap, hikmet öğreten bir peygamber gön-dermekle Allah, mü’minlere büyük bir lütufta bulun-muştur. Halbuki daha önce onlar apaçık bir sapıklık içinde idiler.” (Al-i İmran 164)

“O peygambere uyun ki, doğru yolu bulasınız.” (A’Raf:158)

**

“Ey inananlar! Hayat verecek şeylere çağırdığı zaman, Allah’a ve Rasulüne uyun” ‘Enfal 24)

**

Namazı kılın; zekatı verin, peygambere itaat edin ki, merhamet göresiniz” (Nur:56)

**

“Peygamber size ne verdiyse onu alın. Size ne yasakladıysa ondan da sakının” (Haşr:7)

**

-“Andolsun ki, Rasûlüllah, sizin için Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler için güzel bir örnektir. (Ahzab:21)

**

“Rasulüm, biz seni alemlere rahmet olarak gön-derdik.” (Enbiya 107)

**

-“And olsun size kendinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız, ona çok ağır gelir. O size çok düşkün, mü’minlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir.” (Tevbe 128)

**

Allah’a hamd olsun bize böyle bir peygamber gönderdi. “Ona uyun” dedi. Uymayacak mıyız? Ona uymayanlar kafir olmadı mı?

 

Hadisleri itibarsızlaştırma çabaları

Günümüzün bir sapıklığı da Allah Rasulünün sözleri olan hadisleri itibarsızlaştırmak, onlara olan güveni sarsmak ve Müslümanları hadisle yaşamak, amel etmekten alıkoyma çabalarıdır.

Ne diyorlar?

“Hadislere güven olmaz. Onlarla amel edilmez.

Çoğu uydurmadır.

Hadisler yeniden gözden geçirilmelidir”

Bu misyoner oyuncudur. Peygamberden koparma oyunudur.

Diyelim ki, hadisleri bir kenara koyduk. Kur’an’ı nasıl anlayacağız? Allah’ın emirlerine nasıl ulaşacağız? Dinimizi nasıl yaşayacağız? Peygambere nasıl uyacağız?

Tespihin imamesi yok ettiğin zaman tespih 99 parça olur. Maksat çobanı yok edip sürüye zarar vermek gibi bir oyundur. Muhammet ümmetini darmadağın etmektir.

Cenab-ı Allah, Rasulüne emir koyma yetkisi vermiştir. O peygamber size ne getirdiyse alın sizi ne-den men ederse ondan kaçının” (Haşr 7) buyurmuş-tur.

Bir ayette de “O kendiliğinden konuşmaz” Onun konuşması Vahiyledir” (Necim 3-4)

Ne demişti Allah Rasulü: “Bana Kur’an kadar da-ha vahyolundu.”

Nahl 44 te. “Sana insanlara gönderileni açıklaya-sın diye Kur’an’ı indirdik” buyrulur. Buna göre peygamber (as)ın görevi Kur’an’ı açıklamak, Kur’an’ın emirlerini yaşanır hale getirmektir.

Ayrıca helal olan şeyleri emretme, haram olan şeyleri yasaklama görevi verilmiştir.

Cenab-ı Allah Kur’an’dan başka bilgiler vahy etmemiş olsaydı Allah Rasulü,

Hastalıkların sebebini nereden bilecekti?

Prostat konusunda nasıl bilgi verecekti?

Kan aldırmayı nasıl tavsiye edecekti?

Tuzun ağızdaki mikropları öldürdüğünü nasıl, nereden bilecekti?

Sineğin bir kanadının altında zehir, diğerinin al-tında panzehir olduğunu. Sineğin düştüğü zaman zehirli kanadının üstüne savunma amaçlı düştüğünü nereden bilecekti.

Ayrıca geleceğe ait bilgileri nasıl bilecekti? Bize nasıl haber verecekti?

Allah Rasulü: Eşek etini, midyeyi, kafirin mü’mine mirasçı olmasını, katilin öldürdüğüne mirasçı olamayacağını, varise vasiyet olmayacağını, peygamberimiz emretmiştir.

Demek ki her şey Kur’an’da yok. Bazı şeyleri hadislerde görüyoruz. Hadisler Kur’an la aramızda köprüdür. Onlar olmadan Kur’an anlaşılmaz.

Bir zamanlar emekli olmuş bir din görevlisi ile karşılaştım. Selam-kelamdan sonra:

Emekli olmuşsun hayırlı olsun. Allah hayırlı işler nasip etsin. Ne işle meşgulsün” dedim.

– Mevzu hadisleri tespit ediyorum” dedi.

Hadisler kılı kırk yararak toplanmıştır.  İmam-ı Buhari, atı tutmak için avucunu açan birinden hadis nakletmemiş, bu atı aldattığı gibi beni de aldatabilir demiş, bir aylık yoldan geri dönmüştür. Sen muhaddis misin? Bizi duyan şu insanlarda şüphe uyandırmadın mı? Demek uydurma hadisler varmış diye düşünmezler mi? Başka işin gücün kalmadı da misyonerlerin, İslam, peygamber düşmanlarının işi ile uğraşıyorsun” dedim

 

PEYGAMBER DÜŞMANLARI KİMLER NE İSTİYORLAR?

Ebucehiller, Ebulehepler ve onların torunları,

Dinlerine sahip olamayan Yahudi ve Hıristiyanlar

Misyoner orduları,

Küfür ehli,

Salman Rüştiler, Teslime Nesrinler gibileri,

Paralel din oluşturmak isteyenler,

İslam’da ayrılık yapmak ve fitne sokmak isteyenler. Bir mescit yaptırmayıp kilise satın alan, kiliselere bağışlarda bulunanlar, sünnete ve hadislere saldırıyorlar.

Bunlar ne diyor?

Ilımlı İslam diyorlar. (Yani inanacaksın ama yaşamayacaksın)

Paralel din diyorlar. (Hıristiyanlık, Yahudilik ve İslam karışımı din istiyorlar)

Vatikan’ın emriyle diyalog diyorlar. (hükmü geçmiş Hıristiyanlığı diriltmek, İslam dininin seviyesine çıkarmak istiyorlar. )

Kul ile Allah arasına kimse giremez. Peygambere uymak şirktir deyip peygamber efendimizi devreden çıkarmak, bizi ondan koparmak istiyorlar.

Muhammed (sav) Arapların peygamberidir” diyorlar. (İslam alemini peygamberden soğutmak istiyorlar)

Farz borcu olan sünnet kılamaz” diyorlar. (Peygambersiz din istiyorlar)

Namazla niyazla ilgileri yoktur. Türkçe ezan, Türkçe namaz” diyorlar. (Türkçe ile okunsa, sanki camiye koşacaklar, Türkçe namaz kılacaklar)

Bunlar nasipsiz, sapıklardır. Bunlara uyan sapı-tır.

Bir grup var ki, bir yandan sünneti terk ettirme-ye çalışıyorlar diğer yandan 2-3-5 namazı bir niyetle kıldırmak istiyorlar. (Bunlara muhatap olursanız deyin ki, “Evvela siz, size güvenip paralarını size emanet edenlerin hakkını verin. Hacca gitmek isteyenin bile haccına mani oldunuz. Hastalığını tedavi ettiremeyen öldü. Düğün için hazırlık yapan bekar kaldı. Milleti kanser ettiniz deyin)

Eğersiz Hz. Peygambere uysaydınız. O hicret sırasında kendisine emanet edilen şeyleri bir bir sahiplerine iade etti. Sizde emanetleri sahiplerine iade eder, kimsenin hakkını yemezdiniz.

 

SONUÇ

“Kişi sevdiği ile beraberdir” Böyle diyor Allah Rasulü:

Mescit kuşu Salebe peygamberden ayrıldı. Cenaze namazı bile kılınmadı. Peygamber ona “Yazık oldu Salebe’ye! Dedi.

Hz. Sevban Allah Rasulüne sıkıca bağlı kaldı. Peygamber (as) O na: “Elmer’u meamen ehabbe” dedi ve Cenab-ı Allah da; “Allah’a ve Rasulüne uyanlar, peygamberlerle, sıdıklarla, şehitlerle ve Salihlerle beraberdirler. Bu beraberlik ne güzeldir” diye müjdeledi.

Rabbim, bizi ve bütün Müslüman kardeşlerimizi, insanlığa rehber, önder ve kurtarıcı olarak gönderdiğin Muhammed (as)ın sünnetinden ayırma!

Sünneti hafife alan, sünnete uymayan kardeşlerimize hidayet nasip eyle!”

Yüce Peygamberin sünnetini ve hayat ölçülerini doya doya yaşamak nasip eyle!

Bizi kıyamet gününde peygamber (as)ın ardından peşi sıra giden, havz-ı kevserinden içen, onun şefaatine nâil olup kurtulanlardan eyle!

Rabbim bizi, peygamber (as)ın son vasiyeti olan Kur’an ve sünnetten ayrılıp, sapıtan ve sapıttıranlardan eyleme!

**

Esselatu vesselamü aleyke ya Rasûlellah

Esselatü Vesselamü aleyke ya Habib Ullah

Esselatü Vesselamü aleyke ya Nebi Allah

Esselatü vesselamü aleyke ya Seyyidel evveline vel ahirin velhamdülillahi Rabbil âlemin

Sallallahü aleyhi vesellem

Sallallahü aleyhi vesellem

Sallallahü aleyhi vesellem


Bu yazıyı 12 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.