İbadeti Güzel Yapmak

Nafile ibadet deyince, yapılması boşuna, gerekmez manaları anlaşılıyor. “Sen farzlara bak,” deniyor.

Farz, vacip, sünnet namazlarının dışındaki nafile namazlar, sevabı büyük olan namazlardır. Bir kutsi hadiste:

  • “Kulum bana farz namazlardan sonra en çok nafile namazlarla yaklaşır,” buyurur. (Buhari, Rikak:38) Hadisin devamında: “Nihayet onu severim, onu sevince de; onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli ve yürüyen ayağı olurum,” buyurmuştur.

Farz kılacağım, kaza borcum var diye sünnet ve nafile namazlar terk edilmemelidir.

Peygamber (as)’ın bildirdiğine göre: “Kul kıyamet günü önce farz namazlardan hesaba çekilecektir. Kurtuluşu için farzlar yetmezse, nafile namazlarla eksiklik giderilecektir.” (Tirmizi, Salat:188)

Ona buna bakıp da sünnetleri ve nafileleri terk etmek veya ihmal etmek doğru değildir.

Nafile namazları şöyle özetleyebiliriz:

  • Abdest alan, gusleden vakit müsaitse iki rekât namaz kılar. Bir hadiste: “Kim güzelce abdest alıp, iki rekât namaz kılarsa, ona cennet vacip olur,” buyrulur. (Buhari, Vüdu:24)
  • Camiye giden kerahet vakti değilse, iki rekât namaz kılar. Peygamber (as): “Sizden biriniz camiye girince iki rekât namaz kılmadan oturmasın. Mescidin hakkı vardır. Onun hakkı iki rekât namazla, selamlanmasıdır,” buyurmuştur. (Buhari, Salat:60)
  • Kuşluk namazı: Peygamber (as) şöyle buyurur:
  • “Bir kimse güneş yükseldiğinde, güzelce abdest alıp iki rekât namaz kılarsa, küçük günahları bağışlanır.” (Ramuz el-Ehadis:436/8)

Bir hadislerinde de: “İki rekât kuşluk namazı Allah yolunda kabul olmuş hac ve umreye bedeldir,” buyurur. (Age:291/10)

  • Evvabin namazı: (Seçkinlerin namazı)

Cenab-ı Allah Kur’an’da evvabin namazı kılanları bağışlayacağını haber veriyor. (İsra:25)

Peygamberimizin bildirdiğine göre: “Kim akşam namazından sonra konuşmadan evvabin kılarsa, on iki yıllık nafile ibadete denk sevap vardır.” (Tirmizi, Salat:431)

  • Teheccüh namazı:

İnsanın Cenab-ı Allah’a en yakın olduğu an ve O’nun ile konuştuğu zaman seher vaktidir. Seher vakti gök kapıları açılır. Seher vaktinde bereket vardır.

Bir köpeğin 18 yavru doğurduğu olur. Ama seher vaktinde uyuduğu için nesli artmaz. Bir koyun bir iki yavru doğurur ama seher vakti uyanık olduğu için sayısını ne kurban ne de kasaplar azaltabilir.

Bu konuda peygamberimiz şöyle buyurur:

  • “Gece namazına devam edin, o Salih kulların âdetidir.” (Tirmizi, Davut:101)
  • “Gök kapıları gece açılır; Yok mu bir şey isteyen? Yok mu dua eden? Yok mu af dileyen? Denir.” (Ramuz el-Ehadis:64/8)
  • “Her gece bir münadi: Gelin alyhinize yaktığınız ateşi gece namazı ile söndürün. Der.” (B.H.Külliyatı:1/933)
  • “Bir kimse geceleyin kalkar, eşini de uyandırır ve namaz kılarsa, Allah onu övdüğü kimseler arasına yazar.” (R.Salihin:2/461)

Bir kutsi hadiste: “Yeryüzü halkına azap etmeyi murat ettiğimde; mescitleri tamir eden, tanzim ve tenvir eden ve seher vaktinde istiğfar edenleri görünce onlara azap etmekten vazgeçerim,” buyrulur. (H.H.Erdem İlahi Hadisler:30)

Peygamberimiz bir sahabeye: “Falan gibi olma! O geceleri ibadet ederken ibadeti bırakıverdi,” demiştir. (R.Salihin:154)

Bir Allah dostu birine sormuş:

  • “Allah seni seviyor mu?” Oda:
  • “Bilmem,” demiş. Allah dostu:
  • “Allah geceleri seni huzuruna kaldırıyor mu?” demiş. O kişi sormuş:
  • “Gece namaz kılanın yüzü neden nurlu olur?” Allah dostu:
  • “Allah ile baş başa kalır, Allah ona nazar eder de ondan.” Cevabını vermiş.
  •  Tespih namazı:

Tespih namazı, sevabı bol bir namazdır. Peygamberimiz amcası Abbas’a, onu Allah’a yaklaştıracak ve sevap kazandıracak bir ameli bildirmek istemiş ve tespih namazını tavsiye etmiştir. Eğer bu namazı kılarsa, günahlarının affedileceğini söylemiş ve: “Gücün yeterse her gün kıl, değilse haftada bir kıl, o da olmazsa ayda bir kıl, değilse ömründe bir defa kıl,” demiştir. (Tirmizi, Vitir:9 + Canan Hadis Ans:9/37)

*              *              *

        Ezanda kulağı olmayan, duysa davetine uymayan, “Ezan Türkçe okunsun.”, namaz kılmayan “İbadet kendi dilimizde olsun,” diyor.

        Ezan vahy ürünüdür. Bütün dünyada aynı okunur, İslam’ın sembolüdür.

Camiye gitmek için Türkçe ezan mı bekleniyor? Bunların niyeti milleti ezansız bırakmak. Bir zamanlar ezan Türkçe okundu. Milletin gönlünü derinden yaraladı. Aslına döndürülmesi ile de millet bayram etti.

Türkçe ezan isteği ideolojiktir.

Namaz emrolunduğu gibi kılınırsa namazdır. Bütün dünyada aynı kılınır. Allah namazı emrederken: “Kur’an’dan okuyunuz,” diye emrediyor. Peygamberimiz (sav): “Beni nasıl namaz kılar görürseniz, öyle namaz kılın,” diyor. Bir hadislerinde: “Namazda Kur’an’dan kolay geleni okuyunuz,” diye emrediliyor. (Müslim, Salat:45)

Namazın Türkçe kılındığı dönemde Fatih camiinde imam Fatiha suresini Türkçe okumaya başlayınca, cemaat çekip gidiyor. Müezzin: “Yeter, yeter, sen ve ben kaldık,” diyor.

Bir cenaze namazında da selam: “Şen ve esen kalınız” diye verilince gülüşmelere neden olmuştur.

Türkçe namaz kılınsa, isteyenler yine namaz kılmayacaklardır. Onların niyeti İslam’a zarar vermektir. Ezanın, namazın zevkini kaçırmaktır.

*              *              *

        İbadet şuuruna sahip olunmadığı için ibadet yapamayanlar oluyor. Kılmak, yapmak istedikleri halde namaz kılamıyor, ibadet edemiyor, keşke diyor ama boşuna, arada engeller var, sebepler var.

        İbadet Cenab-ı Allah’a kulluktur, teşekkürdür. En önemlisi de Cenab-ı Allah’ın hidayetidir. İbadet her kula nasip olmaz. İbadet edebilmek, Allah’ın lütfu, ibadet edememek de en büyük cezadır.

Musa peygambere: “Hani benim cezam?” diyene cevap için şöyle vahyolunuyor: “Biz ondan ibadet etmenin zevkini almadık mı? Bundan daha büyük ceza mı olur?”

Cenab-ı Allah: “Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et.” (Hıcır:99) “Eğirdiği ipliği iyice büktükten sonra bırakıveren kadın gibi olma.” (Nahl:92) diye emrediyor.

Bir kutsi hadiste de:

  • “Bana ibadet et ki, seni ihtiyaçtan kurtarayım, vücuduna rahatlık vereyim. Bana ibadet etmezsen, seni ihtiyaç içinde bırakırım. Vücuduna zahmet veririm, kalbine sıkıntı bırakırım. ” buyuruyor. (H.H.Erdem:40 K.Hadis:20)

Kur’an’da da: “Kim beni anmaktan (ibadet etmekten) yüz çevirirse, süphesiz onun sıkıntılı bir hayatı olacak ve onu kıyamet gününde kör olarak diriltiriz.” (Taha:124) buyrulmuştur.

İnandığı halde inandığını yaşayamamanın, gevşeklik göstermenin, terk etmenin telafisi mümkün değildir. Boş söz dile zahmet verir. İbadeti terk, insanı inanmayanlara benzetir.

“Benim kalbim temiz.”, “Belirli bir olgunluğa eriştikten sonra ibadete gerek yok,” demek şeytanın tuzağıdır. Kulun ibadeti terk etmesi, Allah’ın o kulunu terk ettiğinin alametidir.

Taif’liler peygamber (as)’a bir heyet gönderirler ve: “Bizi namazdan muaf tut, Müslüman olalım,” derler. Peygamberimiz: “İbadetsiz din olmaz.” Cevabını verir.

Bir Cuma, bir meslektaşıma: “Haydi cumaya gidelim,” dedim. Gözleri yaşardı: “Bende cumaya gidecek hal mi kaldı,” dedi.

Şeytan insanın peşini bırakmaz. Aldülkadir Geylani’ye şöyle seslenir:

  • “Ey kulum Abdülkadir! Artık sen iyice olgunlaştın. Senden ibadet mecburiyetini ve mükellefiyetini kaldırdım. Nefisle mücadelenden artık vazgeç. Senin ibadet etmene gerek kalmadı,” diye seslenir. Geylani hazretleri, ibadetten azat edildiğini söyleyen bu sese şöyle cevap verir:
  • “Ey İblis! Bana tuzak kurma. Beni böyle bir tuzağa düşüremezsin.” Şeytan sorar:
  • “Bu nidanın benden geldiğini nasıl bildin?” Abdülkadir Geylani hazretleri cevap verir:
  • “İnsanların en çok ibadet edeni Allah’ın Resulü idi. Cenab-ı Allah ibadet etme mecburiyetini ve mükellefiyetini O’ndan kaldırmamış, benden mi kaldıracak?”

İbadetleri terk şeytanın tuzağıdır. İbadet edemeyen kimse yediğine, içtiğine, kazancına dikkat etmeli, Allah’la arasında perde oluşturan günahları terk etmelidir.

Bir de ibadet eden vesveseye düşmemelidir. Çünkü şeytan ibadet edenlere devamlı vesvese verir. Abdestte, gusülde, namazda çok şey akla getirir. Namazda çok iş işletir. Sonra da oldu mu olmadı mı diye şüpheye düşürür. İbadetten alıkoymaya çalışır.

Şeytandan gelen şüphelere itibar etmemek gerekir. Burada helal gıda ve itikat düzgünlüğü çok önemlidir. Çünkü insan yediğinden, içtiğinden ibarettir diyor Allah Resulü ve: “Sana şüphe vereni bırak, şüphe vermeyene bak,” buyuruyor. (Buhari, Büyü:3)

Kur’an’da da rabbim şöyle emrediyor:

  • “Kuşkulananlardan olma!” (Bakara:147)
  • “Şüphelenenlerden olma!” (Al-i İmran:60)
  • “Eğer şeytanın fitnelemesi seni dürterse hemen Allah’a sığın.” (A’raf:200)


Bu yazıyı 668 kişi okudu.

Paylaş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here