İçki – Alkol

İÇKİ KÖTÜLÜKLERİN ANASIDIR

 

İçki, her kötü işleri ve bütün kötülükleri kendinde toplar. Bunun için bazı ülkeler içkinin alınıp satılmasını bile yasaklamışlardır. Bazı ülkelerde de ayyaşlar için sigorta yapılmaması için çalışmalar yapılmaktadır. Dinin etkisinin dışında kalanlar için kanun yolu ile yasaklar konmuştur. Bütün gaye içkinin marifeti olan tatsız olayları biraz olsun önlemektir.

Peygamberimiz: “İçki, deva değil derttir.” buyurmuştur. Zehirden deva olmaz. Tıp alimlerinin birleştiği nokta, içkinin öldürücü zehir oluşudur. Bu gün içkiyi müdafaa edenler vardır. Ama içki onları hiçbir yönden müdafaa edip haklı çıkarmaz. Çünkü içki, büyük belâ ve üzüntülere sebep olur. Ziya Paşa’nın dediği gibi:

“Mey neşveye de zevke de mahsus değildir.

Belki erbab-ı gamı tez öldürmek içindir.”

İçkinin ilk anda verdiği neşe kısa zamanda kedere dönüşür. İnsanın yaşama azmini kırar, yaşama gücünü azaltır. İnsanın hayatının tadını bozar. Boşanmak için mahkemeye müracaat eden kadınların çoğu, kocalarının ayyaşlıklarını ileri sürmüşlerdir.

Bazıları içkinin besleyici olduğunu, vücudun alkole ihtiyacını ileri sürerek içkinin içilmesi gerektiğini savunurlar. Bu doğru değildir. Hayvanlar üzerinde yapılan denemelerde bile içkinin canlılar üzerinde yaptığı olumsuz tesirler apaçık görülmüştür. İnsan vücudunun bir miktar alkole ihtiyacı vardır. Fakat şişedekine değil. İnsan vücudunun ihtiyacı olan alkolü meyveler de vermiştir. İçki, insanın hafızasını zayıflatır. Sinir sistemini bozar. Çeşitli akıl, beden ve ruh hastalıklarına sebep olur. Sağlam vücutlu, sağlam iradeli nesillerin yetişmesine engeldir.

1970 yılında Amerikan Tıp Cemiyeti Aylık Dergisinde yayınlanan bir istatistikte 10 sarhoş ailenin dünyaya gelen 57 çocuğundan;

25’i ölüyor,

6’sı aptal oluyor,

5’i sakat doğuyor,

5’i cılız doğuyor,

5’i saralı oluyor,

1’i kolera hastası oluyor,

10’u ancak sağlam yetişebiliyor.

300 yıl önce hiyeroglif yazısı ile yazılmış olan bir yazıda şunlar okunmuştur:

“Fazla içki içmekle öğünmeyin, bunda gurur duyacak bir şey yok. İki kupa içtikten sonra, siz bile kendi söylediğinizi anlayamazsınız. İçip içip pat diye düştükten sonra kimse sizi kaldırmaz. Halâ ayakta duran dostlarınız ise size iğrenerek bakar. “”Bu ayyaşı alıp götürün bu meclisten” diye bağırırlar.

İçkinin dalgalandırdığı kafa ile insan normal düşünemez, normal yaşayamaz. Şair:

“Bir bey ki, sabah akşam içki içer,

Ülke nicedir bilmez, kara gam çeker.” demiştir.

İçki, insanın başını derde sokar. Şekspir içkinin zararlarını ifade etmek için: “Ey içki! Senin adın olmasaydı sana iblis derdim.” demiştir.

Ziya Gökalp de: “Sarhoşluk insanı akli ve ahlâki seciyeden mahrum ederek hayvanlaştırır.” demiştir.

Hakim soruyor:

–         Neden yaptın? Cevap:

–         Sarhoştum.

İçki, yapılmayacak şeyler yaptırır. İçenlerin ne hallere düştüğünü neler söylediğini ve neler yaptığını her an görüyoruz ve biz utanıyoruz.

Hz. Ali’ye sormuşlar:

–         Müslüman olmadan hiç içtiniz mi?

–         Hayır.

–         Neden herkes içiyordu?

–         Evet ama ne hallere düştüklerini görüyordum. Ondan ben içmedim.”  Cevabını vermiştir.

Bir aile bir eğlence merkezinde içmektedir. Hanım birkaç kadehten sonra göğüslerini açarak: “Yanıyorum, yok mu ateşimi söndürecek” diye bağırmaya başlamıştır.

1989 yılı Emniyet Genel Müdürlüğü ve Adalet Bakanlığı verilerine göre:

– Ülkemizde işlenen suçların % 66 sı,

– Trafik kazalarının % 61 i,

– Cinayetlerin % 35 i,

– Tecavüzlerin % 50 si,

– Boşanmaların % 80 i

alkol yüzündendir. Buradan da anlaşılıyor ki, her kötülüğün temelinde alkol vardır. İnsanımız içkiden gördüğü zararı hiçbir düşmandan görmemiştir.

Cenab – ı Allah ne demiş: “İçki şeytan işi pisliktir.”

Hz. Peygamber ne demiş: “İçki her kötülüğün anasıdır.” demiş.

Alkol 15 dakikada kana karışır. Başta beyin olmak üzere bütün organlar üzerinde etkisini gösterir. Bütün organlar olumsuz etkilenir. Davranışlar hemen değişir. Gevşeme görülür. Saldırgan olur. Dikkat yok olur, hafıza zayıflar. Sadece içen değil hiç tanımadık insanlar bile zarar görür. Telafisi mümkün olmayan yaralar açılır, zararlar görülür.

 

ÖNSÖZ:

 

Alkol ve alkol kullanma alışkanlığı insanlık tarihi kadar eskidir. M.Ö. 2000 yıllarında Hammurabi Kanunları’nda alkol ticaretinden söz edilmiştir. Eski Yunanda içki tanrısı vardır. Kutsal kitaplarda alkol yasağı vardır. Çünkü her devirde alkol, kötülüklerin ana sebebi olmuştur. Bir yerde alkol varsa orada huzur yoktur. Yuva yıkan odur. İntihar ettiren odur. Kazalara, belâlara, cinayetlere sebep odur. Tacize, tecavüze, saldırıya sebep odur. Yani her kötülüğün anasıdır.

Alkol uzmanların ifadesiyle bir insanın, bir toplumun başına gelen en büyük belâlardan biridir. Çalışma hayatına iş kaybına en büyük darbeyi alkol vurur. Feci kazalara sebep olan alkoliklerdir. Çeşitli suçların işlenmesinde alkolikler öndedir. Akıl hastanelerinde, hapishanelerde araştırma yapılsa, alkolikler başta gelir. Çılgınlıkların, akıl almaz şeylerin altında alkol vardır. Uyuşturucuya, fuhşa başlamanın baş sebebi alkoldür. En çok intihar olaylarının alkol alınmasından sonra olduğu bir gerçektir.

Alkolün gerekli ve faydalı olduğunu savunanları alkol hiçbir zaman savunmamıştır.

 

HER GEÇEN GÜN YAYILIYOR

 

Türkiye’de içilen sütün üç katı alkol tüketiliyor. Adeta su gibi içki içiliyor. Bu haliyle Türkiye dünya alkol tüketiminde ilk üçe girmektedir. Yani dünyanın en çok alkol tüketen üçüncü ülkesidir. Bu Dünya Sağlık Teşkilatının kayıtlarına böyle geçmiştir.

Neslimiz bazı konularda olduğu gibi bu konuda da çok ağır baskılar altında bulunmaktadır. İçkinin her yerde serbestçe su ve meşrubat yerine içilmesi, içkili düğünler dernekler ve buralarda içilen içkinin miktarının öğünç vesilesi olması, içenlere medenî ve ilerici gözü ile bakılması, mânasız festivaller, bu festivallerde içilen tonlarca şarap ve seçilen şarap güzelleri, neslimiz üzerinde olumsuz tesirler yapmaktadır.

Bunlardan başka, toplumumuzun değişen ölçüleri içinde içki içmenin erkekliğin veya büyüklüğün sembolü sayılması, sanki bir meziyetmiş gibi çevrede içmeyenlerin hor görülmesi, herkesi içmeye zorlayan içki reklâmlarının devlet eli ile yapılarak kurulan psikolojik baskılar, irade ve inanç zaafı içinde genç nesli içki alışkanlığına zorlamaktadır.

Milletimizin millî ve mânevî yapısı düşünülmeden otel musluklarından şarap akıtan ve “Bir milletin medeniyet seviyesi kullandığı içkinin miktarı ile ölçülür.” diyen milletin başına belâ olan zihniyet, içki âfetinin yayılmasına sebep olan diğer bir nedendir.

Davetlerde, toplantılarda alkol mecburiyetinin oluşu çok düşündürücüdür.

1997 yılında Antalya’da ormancılık kongresi yapılmış ve 10 günde 40 milyar liralık alkol tüketilmiştir. ( 25/10/1997. Akit)

Alkol üretimi, alkol tüketimi yasaklanacağı yerde adeta teşvik edilmektedir. Cami ile aradaki 200 metreyi de kapatmıştır. 11 – 12 yaşlara inmiştir. Bira, kola diye daha küçük yaştaki çocuklar içmektedir.

Üzülen içiyor, sevinen içiyor. Kazanan içiyor, kaybeden içiyor. Düğün içiliyor, bayram içiliyor. Erkek içiyor, kadın daha çok içiyor.

Bira, az içki kalp krizini önlüyor. Bira taş düşürüyor, şarap zayıflatıyor ve kemiklere iyi geliyor… yalan bunlar. Parklarda, bakkallarda çarşaf çarşaf reklâm yapılıyor. Her tarafta satılıyor, her yerde herkes içebiliyor. Her yer meyhane…

Alkolik bir toplum olduk, trafik kazalarının, cinayetlerin, ırz namusa tecavüzlerin, aile içi şiddetin, dövmenin boşanmaların ve intiharların daha da artmasını istemiyoruz. Eğer tedbir alınmayacak olursa, çocuklarımız ve gençlerimiz alkol batağında batacaktır.

 

ALKOL VE GENÇLİK

Alkolik bir nesil geliyor. Çocuklar alkolle çok erken yaşlarda tanışıyor. Anası, babası gibi, büyükler gibi içiyormuş gibi yapıyor. Suyu içerken kadeh kaldırıyor gibi yapıyor. Okul kantini alkollü içecekler satıyor. İçki içilen mekânlara ailecek gidiliyor. Büyükler çocuk yanında alkol alıyor. Baba eve sarhoş geliyor, ana evde sarhoş oluyor. İçki, ikramlar arasında yer alıyor.

İçki alemlerinde gençler komaya giriyor, acillere taşınıyor.

“Alkol ve madde bağımlıları araştırma ve tedavi merkezince yapılan araştırmaya göre; alkolle tanışma yaşı 12 ye düşmüştür. Televizyon alkol kullanımını su içmek kadar basit bir olay olarak gösteriyor…” (03/07/1991. Türkiye)

Meşrubat olarak her yerde satılan biralar ve kolalar çocukları ve gençleri alkol bağımlılığına götürmektedir.

Lise öğrencileri arasında her yüz öğrenciden 27’sinin alkol kullandığı, % 32’sinin kızlar olduğu açıklanmıştır.

Bazı odakların gençleri zararlı madde kullanmaya ittiğinden alkol, uyuşturucu kullanma yaşı gittikçe düşmektedir. İlgisizlik yüzünden gül bitmesi gereken gönüllerde diken bitmekte, ayrık otu bitmektedir. Analar babalar, yetkililer başlarını kuma gömmüş, gerçeği görmekten kaçıyor.

“Gençlik alkolde boğuluyor. Gençlik biracılara teslim. Sağlık Bakanlığı’nın araştırmasında kız öğrencilerin arasında sigara alkol ve uyuşturucu kullanımının daha çok yayıldığı açıklandı.” (07/12/1995. Yeni Şafak)

Gençler keyifsiz, durgun, günlük işlerden zevk almıyor, kendini derslere veremiyor.

Üniversite gençleri ise alkol batağında Akdeniz Üniversitesi öğrencileri arasında yapılan bir araştırmaya göre % 41’inin harçlıklarının çoğunu içki ve sigaraya harcadıkları ortaya çıkmıştır. (11/10/2003. Vakit)

Bugün ilköğretim okullarında her türlü suç işlenmektedir. Bu neyi gösterir? Bu noktaya nasıl gelinmiştir? Bunun sonu ne olacaktır?..

Şunu da ilave edelim: Özellikle bazı lokanta, otel ve eğlence yerleri gençleri alkol kullanmaya özendirmek için su bardağı olarak bira bardağı ve kadeh şeklinde kullanmaktadır.

 

NASIL BAŞLANIYOR?

 

Günlük  hayatımıza giren alkol hemen hemen herkesi içmeye zorlamaktadır. Çünkü, alkolsüz, zararsız diye reklâmı yapılan bira, kısa sürede alışkanlık yapmakta, insanı alkolizme esir etmektedir.

Zaman zaman çeşitli vesilelerle ikram edilen az miktardaki içki, giderek daha fazlasını alma ihtiyacı doğurmakta sonunda kişi hem fiziksel olarak hem de manen alkolün tutsağı olmaktadır.

Sigara, içki, uyuşturucu gibi alışkanlıklar birbirini takip eder, biri diğerini davet eder. Meselâ; sigara içen içkiye yönelir, içki içen uyuşturucuya yakın olur. Şöyle bir söz vardır: “İnsan önce alkolü içer, sonra alkol alkolü içer, en sonunda da alkol insanı içer.” derler.

Bu konuda ikramların da etkisi büyüktür. Önce ikramla başlar, gitgide dozu artar gider, doz arttıkça da bağımlılık artar, böylece alkolün esareti altına girilmiş olur.

Hiçbir alışkanlık küçümsenmemelidir. Bir defada bir şey olmaz, bir kadehten ne çıkar denmemelidir. Cenap Şehabettin: “Müsamaha kapsını aralamaya gelmez, bir gün ardına kadar açılıverir” diyerek bu konuda taviz verilmemesi gerektiğini belirtmiştir.

Ayrıca içki şişesini bakkaldan çocuk getirirse, evlerde çocuğun gözü önünde içilirse, hatta onun tatmasında sakınca görülmezse, o çocuk içkiye çabuk başlar. Hele reklâmlar, büyüklerin kötü yönde örnek olması, yeni nesil üzerinde olumsuz etkiler yapmakta, içki alışkanlığını yaygınlaştırmaktadır. Hatta gün geçtikçe korkunç felakete sürüklenmekteyiz. Bugüne kadar bu yoldaki insanlar, aileler ve toplumlar iflah etmemiştir.

Kısacası insanımız sahipsizdir, gençler sahipsizdir. başıboşluk içinde olan insanımızı koruyacak olan inanç da zayıflamıştır. Bu sahipsizlik içinde insanımız bunalıma sürükleniyor ve bu halde iken insanımıza olan oluyor.

Ücretsiz alkol ikramları tanıtım adı altında yapılıyor. Hiç içmeyen küçücük çocuklar bile alıyor.

Ayrıca çağdaşlık propagandası var. Devlet alkol kullanımını ilericiliğin, modern olmanın şartı sayıyor. Resmi devlet toplantılarında alkol ikramı kural haline gelmiş. İçti mi, içmedi mi araştırılıyor. Çoğu zaman görev verilmiyor. Geçmişte tespit amacıyla alkollü toplantılar yapılmıştır.

Bir çok yerde çeşitli bahanelerle şarap güzelleri seçiliyor, festivaller düzenleniyor. Mezuniyet gecelerinde, doğum günlerinde, evlenme günlerinde içki ikram ediliyor.

Gençler üzerinde arkadaş baskıları oluyor. İçmeyen büyümemekle kınanıyor. “Bir defadan bir şey olmaz” teklifleri ile gençler alkole teslim ediliyor.

 

ALKOL AİLE DÜŞMANIDIR.

 

Alkol, aile yıkar. Alkolden en çok aileler zarar görmektedir. Alkolle eşler arası ilişki bozuluyor, aileler parçalanıyor. Eşler arasında, ailenin diğer fertlerine görevler yapılmıyor. Çoğu zaman boşanılıyor, çocuklar sokağın acımasızlığına terk ediliyor.

Akif’in ifadesiyle:

“Merhametin yok diyelim nefsine

Merhamet etmez misin evladına?”

Alkol, insanı geçimsiz yapar, huysuz yapar. İnsanı eşinden, çocuklarından, evinden barkından eder. Alkol alanlar sürekli gergindir. Alkolik, kaba konuşur, söver, döver. Yaralama, öldürme olayları çok görülür.

Her gün gazetelerde: “Alkol yuva yıktı”, “Alkol bir aileyi daha parçaladı”, “Alkol yüzünden karısını öldürdü”, “20 yıllık yuva içki yüzünden dağıldı”, “Bizi alkol bitirdi”, “Alkol yüzünden bu hale düştük” gibi başlıklarla alkol yuva yıkmaya devam ediyor.

 

NEDEN BAŞEDİLEMİYOR?

 

Her an tehlikelerle karşı karşıya olan insanımıza yılda bir defa Yeşilay Haftası münasebetiyle 51 hafta teşvik edilen, reklâmı yapılan, içmek için her türlü zemini hazırlanan içkinin zararından bahsetmekle meselenin halledilemeyeceğini herkes bilir.

İçki ile mücadele bir mesafe alınabilmesi için evvelâ insanımızı alkolizme köle yapan zihniyetin yıkılması şarttır. İnsan kutsaldır. Ona ait olan şeylerde kutsaldır. Bu bakımdan insan mutlaka korunmalıdır. Ayrıca olumsuz yöndeki baskılar, kınamalar kaldırılmalıdır. İnancından dolayı içmeyen alışamadığını ileri sürüyor, sağlığını bahane ediyor. İnsanımız ağır baskılar altındadır. Yakasını düzenbazların elinden kurtaramıyor. İkram gelenek haline gelmiş, içkili davetler, düğünler modalaşmış, çoğu insanımız içmek zorunda bırakılmış.

Bugün her köşede içkinin her çeşidi satılıyor. Her isteyene içme ortamı hazır. Peki böyle olacak da nasıl önüne geçilecek?

İçki teşvik ediliyor. Çoğunun anası, babası, imrendiği büyükler gözünün önünde içiyor, ona içmesi gerektiği konusunda örnek oluyor, çocuk ne yapsın?

Zengin, düğününde, davetinde içirdiği içkinin miktarı ile övünüyor.

Aydın her yemekte içiyor. İçki ile mücadeleyi, şerefe kadeh kaldıranlar ele almış, ne garip değil mi?

Büyükler kötü örnek oluyor. Bir araya gelince veya her olayı kadeh kaldırmak için fırsat biliyorlar. Tüyü bitmemiş çocukların hakkını birbirlerine ikram ediyorlar. Böyle toplantılara katılmak zorunda olan içmeyecek de olsa düzen öyle kurulmuş yavaş yavaş alışıp gidiyor.

Devlet yayın organlarından içmeye zorlayan reklâmlar yapılıyor, sevdiriliyor, özendiriliyor. Zararı anlatılacağı yerde içkinin cefası sefa olarak gösteriliyor. Devlet eliyle festivaller düzenleniyor, devlet büyükleri milletin gözü önünde kadeh kaldırıyor. Testilerle küplerle içki içiliyor.

Dini duyguların zayıflaması, insanımızın haram, inancıma ters diyerek reddetme gücünde olmayışı, başa çıkamamamızın nedenlerinden biridir.

Kısacası, kınamakla, zararlıdır demekle, pankartlar asmakla, yılda bir Yeşilay Haftası kutlamakla içki ile başa çıkmanın mümkün olmadığını anlamalıyız artık.

İçkiyi, uyuşturucuyu, insanı tembelleştiren, miskinleştiren her şeyi yasaklayan, haram sayan bir dinimiz var. Dinimizi iyi tanımalıyız, ondan yararlanmalıyız. Arnold Toynbee’nin dediği gibi: “İslam’ı tarihî misyonuna çağırmalıyız.” İslam Dini, içkinin sadece içilmesini değil, yapımını, alım satımını taşınmasını, sunulmasını yasaklamıştır. Yani ortaklık yok, yardım yok, teşvik yok, içkiye kesin tavır alınmış: “İçmeyeceksin.”

 

DEVLETİN GÖREVİ

 

Bugün alkol, uyuşturucu hatta sigara toplumumuzda sosyal birer yara haline gelmiştir. Savaşların öldüremediği insanı, yıkamadığı toplumları bu felâketler sessiz sedâsız yıkmaktadır. Bunun için insana zarar veren şeylerle mücadeleyi devlet politikası haline getirmeliyiz. Çünkü insanın nefsinin, neslinin, malının, aklının ve dininin muhafazası devletin başta gelen görevlerindendir.

İnsanımızı perişan eden, aileleri ve toplumu yıkan, ahlâkî değerleri ayaklar altına alan, toplumda sevgi, saygı, birlik gibi ihtiyacımız olan duygu ve düşünceleri yok eden içkiye karşı çıkılmalıdır. Bu konuda rehberlik, eğiticilik görevi olanlara, devlet yetkililerine büyük görev ve sorumluluklar düşmektedir. Zira uyuşturucu, alkol, sadece kişiyi ilgilendirmiyor, sadece kişinin sağlığını bozmuyor, ailede, toplumda büyük tahribat yapıyor. Toplumun sosyal, kültürel, ahlâkî hatta ekonomik yapısı üzerinde büyük yaralar açıyor. Bu bakımdan en az uyuşturucu kadar içkiye de mücadele bayrağı açılmalıdır. Özendirmek, reklâm etmekten vazgeçilmelidir. Çünkü her toplumda aynı tahribatı yapıyor. İşte bunların ağına düşmüş Batı… Ahlaken çökmüş milletler… Bizde de aynı tahribatı yapacağı unutulmamalıdır.

Toplumlar geleceğini kendileri hazırlar. Yeşilay var deyip durum geçiştirilmemeli, her isteyene meyhane izni verilmemelidir. İçki, tekel maddesi olarak devlet eliyle halka sunulmamalıdır.

Bugün ilim, ilim adamları içkinin zararlarını kabul ettiğine göre, devletin insanımızı koruyucu tedbirler alması elbette görevidir. Maddi manevi kalkınmayı önleyen, insanın uyuşmasına, ailelerin yıkılmasına, toplumun huzursuzluğuna, suç oranlarının artmasına sebep olan içkiye karşı tedbir almak devletin görevi değilse, devlet niçin vardır? Görevi nedir?

Sonuç olarak diyebiliriz ki: İçkinin bize son yıllarda verdiği zararı hiçbir düşman vermemiştir. Düşmanın milletimizi uyutmak ve uyuşturmak için hazırladığı oyunu bozmalıyız. Yetersiz ve yanlış bilgilerle alkol ve uyuşturucu ağına düşmüş insanımızı kurtarmalıyız.

Son yıllarda sosyal bunalımlarla beraber zararlı alışkanlıklar da tehlikeli bir ölçüde artıyor. Alışkanlıklar âdeta günümüz insanının bir parçası haline gelmiştir. Bu da milletimizin geleceği açısından yakından ilgilidir. Ayyaş ailelerin durumu direk çocuğu etkilemektedir. Çocuk üzerinde hayatı boyunca bu olumsuz etki sürüp gidiyor. Yeni nesil kavgacı, uyumsuz, karamsar kimseler olarak büyüklerinin yerini alıyor.

Radyomuz, televizyonumuzu reklâm aracı olmaktan çıkarıp, içkinin zararları ciddi bir şekilde anlatılmalıdır. Hiç unutmam, sigarayı bırakma kampanyası başladığı gün, tahrip görmüş ciğeri televizyonda gören bir arkadaşım “Ciğeri o haliyle gördükten sonra nasıl içerim” deyip sigarayı bırakmıştı. Görüntülü olarak anlatmanın etkisi büyüktür. İçkiden, uyuşturucudan zarar görenlerin sık sık değişik yönleriyle gösterilmesi son derece etkili olacaktır.

Okullarımızda sağlık kuruluşlarının düzenleyeceği, yetkili kişilerin vereceği bilgiler, göstereceği filmler daha işin başında felâketi önleyecektir. Zararlı alışkanlığın her türlüsüne karşı gençlerimiz sık sık uyarılmalıdır.

Basın yayın organlarımızın da bu konuda büyük katkısı olabilir.

Kısacası herkesin bu konuda mutlaka yapabileceği bir görevi vardır. Herkes sorumluluğunu bilmeli ve bu işi benimsemelidir.

İşin acı yönü böyle bir felaketin devlet tarafından üretilip halka sunulmasıdır. Üstelik reklamının yapılmasıdır. Geçen yıl Ankara’da Tekel Satış Mağazasında yapılan reklâmda Tekel binasının vitamin deposu olduğu, insan sağlığına yararlı olduğu şeklinde reklâm yapılmıştır. Üzerine alkol zararlıdır yazılması gerekirken faydalı olduğu iddia edilmiştir.

Yeşilay Başkanı Selahattin Kaptanağası şöyle tepki göstermişti: “Alkollü içkilerin hepsi ilme, tıbba, akla ve dine aykırıdır. Böyle saçmalık olmaz. Alkole hangi vitamini karıştırırsanız karıştırın vitaminleri öldürür.” (22/07/2002. Vakit)

 

ALKOL HELAK SEBEBİDİR

 

Adalet Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nden alınan bilgilere göre; ülkemizde işlenen – cinayetlerin % 35’i

– trafik kazalarının % 66’sı

– tecavüzlerin % 61’i

– boşanmaların % 80’i alkol yüzündendir.

Görülüyor ki, alkol, felaketin kaynağıdır. Alkolden yalnız içen değil herkes zarar görüyor.

Hz. Peygamber şöyle buyuruyor:

“Ümmetim beş şeyi helâl addederek benimserse, tarumar olur. (Darmadağın olur, iki yakası bir araya gelmez)” diyor.

1-     Lânetleşirler ve aralarında sevgi saygı kalkarsa,

2-     İçki içerlerse,

3-     İpek giyerlerse,

4-     Çalgıcı dansözler ittihaz ederlerse,

5-     Erkekler erkeklerle, kadınlar kadınlarla yetinirse” (İ. Canan, Hadis Ans: 7/276)

 

Hz. Peygamber (a.s) a: İçkiye varis olan yetim için soruldu.

Hz. Peygamber: – Dök onu, buyurdu.

Sirke yapılsa olmaz mı? dendi.

– Hayır, şarabı dök küpü kır. (Age: 1/448) buyurdu.

 

AHLAK İÇKİ İLE GERİLER

 

Ferde zarar veren şey topluma da zarar verir. Toplumun ahlâkı içki ile geriler. Yuvalar içki ile yıkılır. İçki, ahlâkın ve insanlığın düşmanıdır. İnsanlığın içki ile elde edilebileceği bir kazanç yoktur.

Gözünü bile kırpmadan şişeleri boşaltan kabadayılara, ucuz yiğitlik, sahte kahramanlık taslayan, içkinin taç giydirdiği ve tahta oturttuğu ayyaşlara inanılamaz. Çünkü içki, irade zayıflığı, güvensizlik ve iktidarsızlık eseridir. Ruhî, ailevî ve ahlakî problemlerin doğurduğu bunalımın işaretidir.

Atalarımız: “Arayan mevlâsını bulur, arayan da belâsını bulur” demişlerdir. İçki insanın kendi eli ile bulduğu belâdır. İnsanın “Şerefe” diye kaldırdığı her kadeh, sürahi ölçüsünde şerefi yok eder. Her içki meclisi, sonunda mutlak pişmanlık verir. Giydirdiği taç çabuk düşer. Oturttuğu taht da çabuk kaybolur.

İçkinin yaptığı ve sebep olduğu kötülüklere bakıp Şekspir: “Ey içki senin adın olmasaydı sana iblis derim” demiştir. Yusuf Has Hacip de içkinin kötülüğünü şöyle anlatır:

“İçki o kadar kötüdür ki, onu içen alimler cahil olur

Artık cahil sarhoş olmuşsa daha neler olur, neler

Şarap içme şarap içen insanın uğuru kaçar

Sarhoşluk adamın adını budalaya çıkarır.”

 

İçki insanı aptallaştırır. Hz. Ömer’in ifadesi ile: “İçki insanın aklını örter. İçkinin yaptırdığı ve ortaya koyduğu ayıbı hiçbir şeyle örtmek mümkün değildir.”

Ziya Gökalp: “Sarhoşluk insanı aklî ve ahlâkî seciyelerden mahrum ederek hayvanlaştıran bir âmildir.” der.

Hz. Ali (r.a)’a sorarlar:

– Müslüman olmadan içki içtin mi?

– Hayır içmedim.

– Neden, herkes içiyordu sen niçin içmedin?

– Evet herkes içiyordu. Ama hepsini de hayasızlaştırıyordu. Onların bu halini görüp içmedim, diye cevap verir.

Alkol sınır tanımaz. Alkol alan niceleri yatalak ninelere, ağzı süt kokan bebelere saldırmıştır. Yani sapık işler yapmıştır. Çünkü alkol beyni uyuşturur, aklı baştan alır. İnsanın insanlığını unutturur.

 

AZ OLUNCA ZARAR VERMEZ Mİ?

 

Alkol tavsiyesi veya az alkol tavsiyesi reklâmdır, ticari amaçlıdır.

Dünya Sağlık Örgütü: “İçki içme konusunda son zamanlarda ileri sürülen tavsiyeler, daha çok içki satmak doğrultusunda ticari çıkar çevrelerince üretilmektedir. Kalp için az şarap tavsiyesi, geri kalmış ülkelere yönelik bir reklâmdır.” şeklinde açıklama yapmıştır. (05/11/1994. zaman)

Bir açıklama da şöyle:

Amerikalı bilim adamları tarafından yapılan deneyler, alkolü az da olsa tüketen kişilerin beyinlerinde ilerleyen zamanlarda küçülme meydana geldiğini kanıtladı. İçki içmenin beden ve ruh sağlığını olumsuz etkilediği herkes tarafından biliniyor. Ancak az alınan alkolün zararlarından pek çok kişi habersiz yaşıyor. Üstelik ölçülü tüketilen alkolün kalp ve damar sağlığına yaradığını öne süren kimi insanlar bile var. Fakat Amerika’nın Baltimore eyaletindeki Johns Hapkins Üniversitesi’nde görevli Dr. Jingzhong Ding ve ekibi, yaptıkları araştırma ile bunun tam tersini ispatladı. Dr. Ding. ve arkadaşlarının gerçekleştirdiği deneyler, az miktarda içilen alkolün de beyin hücrelerini öldürerek, küçülmesine neden olduğunu kanıtladı. (06/06/2004. Zaman)

Alkolün, azı da çoğu da ve adı ne olursa olsun, hepsi zararlıdır. Yetkili ağızlar, alkolün bazı zararlarını şöyle ifade etmişlerdir:

– Alkol suça itiyor, intihara sürüklüyor, vücudun direncini azaltıp yavaş yavaş ölüme götürüyor.

– Alkol kullananların sağlığı bozuluyor. Şuur kaybı oluyor ve çevrelerinden habersiz oluyorlar. Uzun süre kullananlarda bunamalar oluyor.

– Alkol, kısırlığa sebep oluyor, sakat doğumlara neden oluyor. Aile düzenini bozuyor, boşanmalara sebep oluyor.

– Alkol, dinî, millî, insanî ve ahlakî duyguları köreltiyor. “Şerefe” diye kaldırılan her kadeh, insanı sapıklıklara götürür, şerefinden ediyor.

– Alkol insanın şahsiyetini, karakterini zayıflatır. Karamsarlığa, ümitsizliğe iter. İnsanın itibarını, saygınlığını yitirmesine neden olur.

– Alkol şişedeki durduğu gibi durmaz, boşalan her kadeh, kan ve gözyaşı ile dolar. Ahlakî çöküntü içki ile başlar. Onun için içkinin cefası sefa olarak gösterilemez.

İçki içen anne babanın çocuğu da zihinsel ve bedensel geriliğe mahkumdur. Yani alkol, bebeği ana karnında kurban almaktadır.

Alman Prof. Lothar Schmidt: “Alkol daha çok, esaretine aldığı şahısları değil, bunların çevresindeki kişileri etkiliyor” demiştir.

Göteborg Üniversitesi, yaptığı araştırmada “Alkolik annenin erkek çocuğu kadınsı özellikler taşıyor” demiştir. (12 – 18 Ağustos 1989. Bayrak)

İçki insan sağlığını bozmakla kalmıyor, nesli de bozuyor. “1940’da Fransa’da yaşamış olan ayyaş bir kadının yaşayan 834 torunu üzerinde, Paris Tıp Fakültesi tarafından araştırma yapılmış:

106’sı gayri meşru doğum yapmış,

181’i fahişe olmuş,

142’si dilenci olmuş,

61’i akıl hastanesine düşmüştür.”

72’sinin ağır suçlar ve cinayetler işlediği tespit edilmiştir. (Zafer Dergisi, Sayı: 92/8 – 9)

 

ALKOLÜN BAZI ZARARLARI

 

Alkolle gelen facialar içkinin zararlarını ortaya koymaya yeterlidir.

Alkol insanı bitiriyor, insana ait değerleri bitiriyor. Aileyi bitiriyor, toplumu bitiriyor.

Yapılan gözlemlere göre alkol, kullananları suça itiyor, intihara götürüyor. Şuur kaybına neden oluyor. Kısırlığa sebep oluyor. Sakat doğumlara sebep oluyor. Her iyi duyguyu köreltiyor. Şerefe diye kaldırılan her kadeh, şerefi alıp götürüyor. İnsanda itibar, saygı bırakmıyor. Sefası, kısa zaman sonra cefaya dönüşüyor. Boşalan kadehler gözyaşı ile doluyor. Sadece içen değil herkes zarar görüyor. Bugün trafik kazaları, büyük ölçüdeki maddî kayıp, zihinsel, bedensel özürlü çocuklar, kadınsı özellik taşıyan çocuklar, hep alkolün marifeti değil midir?

İçki içenin sinir sistemi sindirim sistemi zarar görür. İçkiden zarar görmeyen insanın herhangi bir organı yoktur. İçkinin vücutta kimyasal reaksiyonlara yol açtığı ve genetik yapıya zarar verdiği bildirilmiştir. Karaciğer, böbrek, bağırsak etkilenir ve içki kanser yapar.

İçilen her bir kadeh vücutta 1000 – 2000 kadar sinir hücresini öldürdüğü, kalp kası bozukluğu, kansızlık, alkole bağlı şeker hastalığı, ağız kanseri, yemek borusu kanseri, Tiroid kanseri ve sarılık gibi karaciğer hastalıklarına sebep olduğu bilinmektedir.

Alkol bilhassa gençleri uyuşturucu bataklığına, fuhuş bataklığına düşürerek genç yaşta hayatlarını söndürmektedir. Gençleri işe yaramaz hale getirmektedir. Alkolik bir nesil ise, toplumsal bir felakettir.

Göteborg Üniversitesi’nden Prof. Larson başkanlığındaki bir ekibin açıklamasına göre alkolün beyinde öldürdüğü hücreleri beyin yenileyemiyor. Hamile annenin çocuğu sakat doğuyor. %98’i normalden küçük oluyor. % 80’inde konuşma bozukluğu oluyor. % 46’sında cinsel organ bozukluğu oluyor. Sürekli alkol alan kadınların erkek çocuğu kadınsı özellikler taşıyor. Alkol alan babalardan olan çocukların geri zekâlı olduğu tespit edilmiştir. (03/03/1993. Türkiye)

Uluslararası Kanser Dergisinin araştırmalarına göre içki içenlerde 24 çeşit hastalığın görüldüğü açıklanmıştır. Bir anne içki içecek olursa içkinin bebeğe etkileri şöyledir:

% 98 Normalden küçük doğum

% 90 İleri yaşlarda ortaya çıkabilecek rahatsızlıklar

% 80 Konuşma, doku bozukluğu

% 72 Saldırgan davranışlar

% 51 Parmaklarda eğrilik

% 41 Duyma bozukluğu

% 30 Tavşan dudak rahatsızlığı

% 29 Kalp rahatsızlığı

% 25 Göz bozukluğu

% 16 Ortopedik bozukluk

% 10 Böbrek yetmezliği olarak çocuğa yansımaktadır.

 

Alkol ve Alkol Katkılı Maddeler İmha Silahıdır:

Şuanda aziz milletimiz israfta dünya birinciliğine, kumarda dünya ikinciliğine, içkide dünya üçüncülüğüne, sigarada da dünya dördüncülüğüne getirilmiştir.

Yahudi protokollerinde şu talimat vardır:

– “İnsanları rakı ile sarhoş, şarapla sersem edip ahmaklaştırarak düşünmekten alıkoymalıyız.” (C. R. Atilhan, Fesat programı, s.55)

– “İçkiye alıştırmalıyız. İlk kadehi kadınların elinden verip sarhoş halde herkesin içinde rezil etmeliyiz.” (K. Yaman, İhânet plânları, s.227)

– “Kalabalıkların vakitleri eğlencelerle, oyunlarla oyalanmalı herkes düşünmekten alıkonmalıdır.” (Age.197)

Alkol, tarihte düşmanın gizli imha plânı olarak kullanılmıştır. Yaptığı tahribat yönü ile atom bombasından daha çok etki yapmıştır.

Alkol, tuzaktır. Kötü emellerin silahıdır.

—–

“Amerikalılar, kıtayı keşfettikten sonra Kızılderililerin mukavemetini ve gücünü içki ile kırmıştır.

Afrika ve Okyanus adalarında öğrendiğimize göre, Batılı sömürgeciler, fethettikleri topraklardaki yerli halka bedava veya ucuz ve bol miktarda rakı vererek onları önce sarhoş sonra da alkolik etmişlerdir.” (İbrahim Canan, Kütüb – i Site: 6/291)

“İngiltere 19. yüzyılda Çin’i istilaya kalkışınca içki, afyon ve uyuşturucu tuzağını kullanmıştır. Bunun için Hindistan’da ürettiği afyonu Çin’e sevk etmek istemiş, Hindistan direnince silaha başvurmuştur. Tarihe bu savaş “Afyon Harbi” diye geçmiştir.” (İ. Canan, K. Site: 6/292)

Osmanlıyı yıkmada düşmanın önde gelen silahı, içki ve kadın olmuştur.

—-

Roma’yı, Bizans’ı yıkan da içkidir.

—-

Türk illeri, 70 yıl Ruslar tarafından alkol ile uyuşturulmuş, ve kontrol altında tutulmuştur. Hatta öyle alıştırmışlar ki, sabah kahvaltısında bile sofrada alkol vardır. Alkol Rus’un sömürü silahı olmuştur.

—–

Yakın bir misal de; Coca Cola Rusya’ya girdikten sonra Rusya dağılmıştır.

İçki nereye girdiyse orayı tarumar etmiştir, çirkinleştirmiştir.

Bugün alkol tüketiminin teşviki, içenlerin çağdaş ilân edilmesi hep oyundur. Alkolün faydalı olduğu ve reklâmın yapılması da oyunun bir parçasıdır.

İşte size bir örnek:

1996 Ramazan’ında Kazaklar “İçkiye hayır” kampanyası başlattı: Ord. Prof. Kaydarov: “İçki bize Rus oyunu. Ruslar bize içki belasını yayarak beyinlerimizi süngerleştirdi. Ruslar, çok değişik taktiklerle içkiye alıştırdılar. Mesela; içki ikram etmeyen, dünyanın en leziz yemeklerini hazırlamış olsa da vazifesini yapmamış anlayışını yerleştirdiler. Bu içki belâsı, Rusların nüfuzumuzu yok etmenin ayrı bir plânıdır.” demiştir. (8/2/1996. Zaman)

İçki öldürür. İçki rezil eder. İnana yapmayacak işler yaptırır. İnsanda utanma duygusu bırakmaz…

Dengesini kaybederek lağım çukuruna düşün bir adam kendisini çıkaran itfaiyecilere ders veriyordu…

Alkol, en azılı katildir. Kazaların %70’inin sebebi alkoldür. Sebep olduğu cinayet, yaralamalar cabası… Kadınlar dul, çocuklar yetim kalıyor. Doğrananlar, öldürülenler cabası…

Her lokantada benzin istasyonundan içki temin edilebiliyor.

Alkolün bir yudumu dahi insana etki yapar; dikkati azaltır, görüş netliği azalır, karar verme çabukluğunu kaybeder, mesafeyi tahmin edemez. Frene değil gaza basar, insanı kabalaştırır, yorgunluk uyku verir. Alınan alkolün etkisi vücutta birkaç gün devam eder.

Alkol insana sahte güven verir, insanı kabalaştırır.

Alkol, cinayet işlemeye sebeptir. İçki kimseyi tanımaz. Yapılan araştırmalara göre cinayetlerin temelinde alkolün yattığı açıklanmıştır.

Bazı gazete haberlerine bakalım:

– “Alkollü anne bebeğini boğdu.”

– “İçki alemi kanlı bitti: Aynı şişeden içki içen iki arkadaş – Sıra sende bende diye tartışınca dostluğa kan bulaştı.”

– “Birlikte içtiği ağabeyini öldürdü.”

– “Alkolik baba oğlunu öldürdü.”

– “Alkollü koca, eşinin boğazını keserek öldürdü.”

– “Alkollü baba gürültü yapan 2 çocuğunu öldürdü.”

Rusya’da “Canavar Ruhlu” bir adam, komşusunun 15 aylık kızını öldürüp yedi. İtar Tass’ın haberine göre Sibirya’nın uzak doğu bölgesindeki Amursk’ta komşularıyla yiyip içen adam, sarhoş olduktan sonra bebeği öldürüp yedi. Yavrucağın anne ve babası, sarhoşluktan kurtulunca kızlarının kaybolduğunu fark etti ve durumu polise bildirdi. Polis, bebeğin akıbetini ortaya çıkarmakta gecikmedi. Rus Komsomolskaya Pravda gazetesi de, önceki günkü sayısında 50 yaşındaki bir adamın arkadaşlarından birini öldürerek ölünün etiyle ziyafet vermekten 24 yıl hapis cezasına çarptırıldığını yazmıştır. (04/08/2000. Türkiye)

Dünya Sağlık Teşkilatı’nın yapmış olduğu istatistiğe göre içki içenlerle işlenen suçlar arasındaki ilgi şöyledir:

% 27’si bıçak ve benzeri aletlerle yaralayanlar,

% 21’i ana babalarını öldürenler,

%17’si başka cinayetler işlenir

% 16’sı yangın çıkarmaya teşebbüs edenler,

% 15’i tecavüze yeltenenler,

% 18’i istemeyerek adam öldürenler.

Alkolizm felaketini açıkça ortaya koyan iki gazete haberini ibretle okuyalım:

“Beraber içtikleri arkadaşını hiçbir sebep yokken B. Işık emniyette, – İçtim içtim. İçtikçe azdım ve canım ciğerim arkadaşımı öldürdüm, öyle mi?..” demiştir.

“İzmir’de Kurban Bayramı arefesinde A.İ. ile C.Ö. bayram hazırlıklarını tamamlayıp eğlenmek için gittikleri meyhanede ertesi gün yapacakları işleri plânlarken aralarında münakaşa çıkmış içkinin verdiği sarhoşlukla birbirlerini bıçaklamışlardır. Biri hastaneye, biri de mezara yolcu olurken, ailelerine bayramla başlayan cehennem hayatı bırakmışlardır… ”

15 Ekim 1983 tarihli bir gazetede “Alkolle gelen çılgınlık” başlığı altında 19 yaşındaki Fahri Elmas’ın dört kardeşi ile annesini kestiği haberi, alkolün getirdiği bir felâket olarak verilmiştir.

 

 

Alkol Sağlık Düşmanıdır:

 

İnsan, Allah’ın verdiği nimetleri yerinde kullanmalı ve ilâhi emre uyarak onlardan ölçülü bir şekilde yararlanarak hayatını sürdürmelidir. Eğer insan, emrolunduğu gibi yaşamaz. Kendine zarar veren kötü alışkanlıklar edinirse ruh ve beden sağlığını koruyamaz. Hayattan fayda beklerken zarar görür.

Hayatta insanın koruyacağı şeylerin başında sağlık gelir. Huzurlu yaşamın, içinde doğup büyüdüğü topluma insanî görevlerini yapabilmenin şartı sağlıklı olmaktır. Kanunî Sultan Süleyman:

“Halk içinde mu’teber bir nesne yok devlet gibi,

Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.”

Derken, insan hayatında sağlığın ne derece önemli olduğunu belirtmiştir.

Çağımız insanını kabus gibi saran tehlikelerden biri de alkolizmdir. İnsan sağlığını tehdit edecek boyutlara ulaşmış olan bu tehlike, gün geçtikçe kolayca yayılma imkânı bulmakta ve nesilden nesle kapanması güç yaralar açmaktadır.

Alkol nesli bozuyor:

Alkol kullanmaya devam eden 100 hamile hanımın dünyaya getireceği 100 çocukta muhtemel arıza toplamı 850 olarak ifade edilmektedir.

Bunlardan bazılarının % rakamları şöyle:

Normalden küçük doğum: % 98

İllerde ortaya çıkacak psikolojik sorunlar: % 89

Küçük kafa (bu küçük beyin demek olup genelde akli ve zihni arızalar demektir.): % 84

Kalp rahatsızlığı: % 29

Doku bozukluğu: % 80

Saldırgan davranışlar: % 72

Ortopedik bozukluk ve kemik deformasyonu % 72

Cinsel ve hormonal bozukluklar: % 46

Ve böylece 19 arıza türü… 100 çocukta 850 arıza ve her bir çocukta 8,5 arıza söz konusu. Bu hale göre alkol kullanmaya devam eden hanımlar için sağlıklı çocuk doğurma ihtimali: 0 (sıfır)

Türkiye Yeşilay Cemiyeti Elazığ Şubesi tarafından düzenlenen konferansta konuşan Prof. Dr. İ. Nadi ARSLAN, alkolün insan sağlığı üzerindeki etkilerini anlattı. Ülkemizde gittikçe yaygınlaşan alkol kullanımının tehlikeli boyutlara ulaştığını belirten Nadi Arslan, “Alkol belki de AIDS’ten daha da tehlikeli, zira AIDS’e yakalanan kısa sürede ölür, ama alkol öyle değil. Çünkü dünyada milyonlarca kişi alkole esir olmuş durumda ve ölüme adım adım yaklaşmaktadır.” (12/03/1994. Zaman.)

Alkol insanın sağlığını da bozar, ahlakını da bozar, güzelliğini de bozar, ekonomisini de, işini de, aşını da, yuvasını da bozar.

Alkol intihar sebebidir.

Alkol alanın ruh sağlığı bozulur. Devamlı intihara meyilli olur. İntihara teşebbüs edenlerin alkol bağımlısı olduğunu belirlenmiştir. Bu oran % 43’tür.

Alkol, insandaki düşünme yeteneğini yok eder. Alkollü de irade denetimi olmaz.

Alkol, insandaki utanma hissini öldürür. Utanç verici çirkin şeyler yaptırır. Alkol, namus düşmanıdır, gelecek düşmanıdır, huzur düşmanıdır, namus düşmanıdır.

 

ALKOL DERT Mİ DEVA MI?

 

İçki de ilaç özelliği yoktur. Derttir deva değildir. Alkol hastalık ve dert kaynağıdır.

Alkolün zararlarını bilen hiçbir kimse, kendisi içse de başkalarına asla tavsiye edemez. Çünkü bugün en etkili mutsuzluk formülü alkoldür. Buna rağmen bazı alkol alanlar bir sürü problem yaşadığı halde alkolün faydalı olduğunu savunmaya devam eder. Ama hiçbir zaman alkol onu savunmaz.

Bugün alkol sosyal, ekonomik ve sağlık açısından “Şu yönü ile faydalıdır” denemez.

İnsan vücudunun alkole ihtiyacı yoktur. İhtiyacı Allah meyvelerde yaratmıştır. İnsan vücudunun demire de ihtiyacı vardır. Bunun için nasıl demir yalaması veya demir kemirmesi gerekmiyorsa, alkol içmesi de gerekmez.

Alkol insana faydalı olsaydı Allah haram kılmaz, emrederdi. Dinde bir şeyin yasak olmasının sebebi zararlı oluşundan,zarar vermesinden ve zarar verdirmesindendir. Alkol hem vücudun hem de ruhun sağlığını bozan bir derttir.

Alkol, beyin hücrelerini bir daha yenilenmemek üzere öldürür. Hem de bir kadehi, 1000 den fazla hücre öldürür.

Alkol, vitamin düşmanıdır. İnsan vücudundaki vitaminleri öldürür. Vitaminler alkolle karışınca hepsi ölür.

– Donmamak için alkol alanların donduğu, almayanların donma tehlikesinden kurtulduğu açıklanmıştır.

İnsan vücudunun şişedeki alkole asla ihtiyacı olamadığı, sağlıkçılarımızın ifadesidir.

– “Hz. Peygamber: Allah sizin şifanızı, size haram kıldığı şeylerde yaratmamıştır, buyurmuş. Allah’ın haram kıldığı şeylerle tedavi olmanın haram olduğunu ve haramlarda şifa olmadığını bildirmiştir. İçki haram olduğuna göre onunla tedavide haramdır. Allah şifayı haram kıldığı şeylerde yaratmamıştır.” (İslam Fikhi. Ans.7/439)

– Biranın böbrek taşı düşürdüğü de yalandır. Daha çok taş yaptığı açıklanmıştır. Fayda umarak hiçbir söze kanmamak lâzım.

– İçki içenin daha çok yaşadığı, daha az hastalandığı ve güzelleştiğini iddia eden bir doktorun maaşının şarap fabrikasından karşılandığı ortaya çıkmıştır.

Bu güne kadar hiçbir doktor, alkolü tavsiye etmemiştir. Eden varsa kendisi alkoliktir.

Peygamber: İçki kötülüklerin anasıdır, derken onda fayda aramak yanlıştır.

Raporlar, istatistikler ortada iken alkolün faydasından söz etmek, gerçeklere ters düşer. Soruyorum: Bugün hangi alkolik baba, çocuğuna içkiyi tavsiye eder?

Bugüne kadar içkinin faydasını kimse görmemiştir.

Şairin ifadesiyle:

“Mey neşveye de zevke de mahsus değildir.

Erbab – ı gam-ı, belki tez öldürmek içindir.”

Alkolün insana sağladığı hiçbir fayda yoktur.

Alkol necistir, necasetle tedavi olmaz.

Hz. Peygamber: “İçki şifa değil, derttir.” (Müslim Eşribe: 6/1984) der.

Haramdan gıdada olmaz, şifada olmaz. İçki, kendisi derttir. Kendisi hastalıktır. Nasıl hastalığa şifa olsun?

Bazıları az alkolü insana tavsiye etmeye kalkıyorlar, bu son derece yanlıştır. Dünya Sağlık Örgütü “Kalp için az şarap tavsiyesini, geri kalmış ülkelere yönelik, ticarî maksatlı reklâmdır” demiştir. (5/11/1994. Zaman)

Tarık B. Süveyd (r.a) anlatıyor: Bir hastalığım vardı. İçki yasak edilmeden evvel, o hastalığımın tedavisinde içki kullanıyordum. İçki yasak edilince, Allah Resulü’ne gelip durumumu arz ettim ve benim için içkiye ruhsat olup olmayacağını sordum. Cevap olarak bana: “Hayır. İçki kendisi hastalıktır, asla deva olamaz” buyurdular. (Münzim Esribe: 12)

Demek oluyor ki içki hastalık kaynağıdır. Dert sebebidir. İnsanın organlarını tahrip eden zahirdir. Kısacası kötülüklerin anasıdır.

 

ALKOLLÜ YİYECEK VE İÇECEKLER

 

Bugün haramdan kaçmak isteyen kaçamıyor. Bir çok yiyecek ve içeceğe alkol karıştırılıyor. Domuz yağı karıştırılıyor. Haram tek kelimeyle harman olmuş. Alkollü yiyecekler, içecekler adeta günlük gıda haline gelmiş.

Alkollü kadehten içmeyen, değişik yollarla alkol alıyor. Domuzu sevmeyen domuzdan nasibini alıyor.

Çocuk yaşta alkollü gıdalara bağımlı hale gelen yavrularımızın sayısı az değildir. Hele dışardan gelen gıdalar problemi daha da arttırmaktadır.

İnanan biraz dikkatli olacak şuurlu yaşayacak. İslâmı yaşadığı gibi değil, inandığı gibi yaşayacak. Ne yediğine ne içtiğine iyi bakacak. Harama düşmekten korkacak ve korunacak. Şüpheli şeylerden de kaçınacak. Değilse, harama düşmekten kendini koruyamaz.

İnancımıza göre azı haram olanın çoğu da haramdır. Azdan ne çıkar demeyecek.

Amerika’da yaşayan Müslümanlar kendilerini aile fertlerini koruyabilmek için kitapçık hazırlamışlar, hangisinde alkol, hangisinde domuz katkısı var, ona göre yiyip içerek kendilerini koruma yoluna gitmişler.

–     Bugün yabancı sigaralar alkolle yıkanıyor.

–     Dondurmaya alkol katılmaktadır. İşte haberi:

Bazı şehirlerde yaygınlaşan şaraplı dondurma özellikle çocukları psikolojik olarak alkole ısındırıyor.

Artık dondurmaya da “Kötülüklerin anası” olan alkol karıştırılıyor. Antalya Belediyesi Sağlık İşleri Müdürü Ergun Ekici, şehirde şaraplı dondurmalara sıkça rastlandığını söyleyerek şöyle konuştu: “Alkollü dondurma insanda alkole karşı psikolojik bir rahatlığın oluşmasına sebep olmaktadır. Mevzuat gereği dondurmaya katılan şaraba engel olamıyoruz. Bu noktada görev vatandaşa düşüyor. Biz dondurmanın sağlığa uygun şartlarda, cam bölmeler içinde satılmasının sağlanması dışında bir şey yapamıyoruz. Dondurmacılar, katkı maddelerini açıklayıcı bir yazıyı görünür bir yere asmalıdır. Vatandaşlarımızı bu konuda dikkatli olmaya çağırıyoruz.” (24/04/1994. Zaman)

– Şarap, eti güzelleştirsin diye ete şarap dökülüyor veya lüks lokantalarda yemeğe şarap katılıyor. Bir aşçımız şöyle sesleniyor:

Uzun yıllar aşçılık yapan Cafer Kökçek, etlere konan alkollü içkiler etin lezzetini artırmadığını; bunun tamamen psikolojik bir etkilenmeden kaynaklandığını söylüyor. Kökçek, alkollü içkilerde bekletilen etlerin besin değerlerinin ve doğal lezzetlerinin de kaybolduğunu belirtiyor.

Eğer etlerinizi ille de yumuşatmak istiyorsanız bunun için maden sodası, yoğurt, soğan suyu ve mısırözü yağı kullanabilirsiniz. (26/05/1998. Zaman)

 

Alkol Katkılı Maddeler:

 

a. Alkol katkılı ilâçlar kullanmak:

– Mezheplere göre; sarhoş eden şeyin adi ve miktarı ne olursa olsun, ilaç niyetiyle de olsa alınıp kullanılamaz. Alim satımı da caiz değildir.

– Sarhoşluk veren alkol ile saç parlatmak, gargara yapmak, yaraya sürmek, bir miktar almak, gıda veya ilaç niyetiyle kullanmak olmaz.

– Domuz, alkol gibi haram kılınan şeylerden yapılmış veya katkı maddesi olarak kullanılmış, yiyecek – içecek ve ilâçlara son derece dikkat edilmelidir.

Bazı konularda alternatif arayışına girmeliyiz…

Meselâ bir doktor vücudu ısınmayan birine alkol al demiş. Bir Müslüman doktor ise, pekmez içmesini söylemiş, ikisini de kullanan adam, pekmezin daha faydalı olduğunu ifade etmiştir. Alkolden bir fayda görmemiş.

– Tarık bin Süveyh, şarabı peygambere sordu. Peygamber “yasak” dedi. Tarık “Ama biz ilaç olarak kullanıyoruz” dedi. Peygamber: “O deva değildir” demiş ve “Kim onda deva ararsa, Allah ona şifa vermesin” diye dua etmiştir. (Müslim, Eşrıbe: ız)

peygamber bir hadislerinde: “Allah sifayı, haram kıldığı şeylerde yaratmamıştır.” (Ebu Davut, Tıb: 11) buyurur.

– Alkolün katkı olarak kullanıldığı ilâçlarda alternatif aranacaktır. Alternatif yoksa, hayatî tehlike varsa, o zaman inançlı bir doktorun tavsiyesi alınacaktır. O ilâcı kullanmak da zaruret halinde, zaruret miktarınca alınacaktır.

– Metil alkol gibi sarhoş etmeyen alkol kullanılabilir. Yalnız bunun da zararı vardır. Cilde, vücuda zarar verir. Zehirlidir, deniyor. Onu da kullanmamak gerekir.

İslâm’daki tedavi, temiz ve helâl şeylerle olur. Necasetle tedavi olmaz. Mezhep imamlarına göre; içinde alkol bulunan ilâç, şurup, ancak alternatifi yoksa ve inançlı bir doktor uygun görüp, tavsiye ettiyse kullanılabilir.

 

b. Sirkenin durumu:

Üzümden ve diğer meyvelerden içkide yapılıyor, sirke de yapılıyor, isteyen pekmez de yapabiliyor.

Kur’an-da: “Hurma ve üzüm gibi meyvelerden hem içki hem de güzel gıdalar edinirsiniz…” buyruluyor. (Nahl: 67)

Hz. Peygamber (as): “Sirke ne güzel katıktır” buyurmuştur. (Prof. Dr. V. Zuhayli, İslam Fıkhı Ans:7/261) Demek ki meyvelerden elde edilen sirke helâldir. İçkiden elde edilen sirke haramdır.

 

c. İspirto:

İspirto, alkolün bir çeşididir. İçilmez. İspirto, en ucuz içkidir. Diğer içkileri alamayanlar ispirto içerler. Alkolün sonunu bulanların içkisidir.

 

d. Kozmetikler:

Bunların çoğu alkol katkılıdır. Bazı şampuanlarda, parfümlerde ve deodorantlarda alkol vardır.

Kozmetikler, ceninden, kedi, maymun, köpek ve fareden elde ediliyor.

Kremler de hayvan ve kürtaj plasentaları kullanılıyor.

Kozmetik ürünlerinde zehirli maddelerde kullanılıyor. Bunlar kanserden tümöre kadar çeşitli hastalıklara yol açıyor. (21/07/2003. Vakit.)

Son zamanlarda bazı firmalar alkolsüz parfüm ve deodorantlar üretmişlerdir.

 

 

 

e. Koku:

Ceylan kanından elde edilen mis, dönüşerek kan olmaktan çıkmaktadır.

Sünnet olan koku, alkolsüz olanıdır. Üzerinde “alkolsüz” yazı yazması bizim için delildir.

 

f. Kolonya:

Kur’an-da alkol, pis ve necisdir. İçilmez, kullanılmaz.

İçki bulaşan bir şey güzelce yıkanır. Çünkü ayette “alkol kullanmayın, kaçının” emri vardır.

Bir şeyin çoğu yasaksa, azı da damlası da yasaktır. Kolonyanın içine ne kadar konursa konsun kaçınılacaktır.

Kesin olmayıp şüphe varsa bile yine kaçınılacaktır. Elimize yüzümüze sürdüysek veya üzerimize damladıysa, iyice yıkanmalıdır.

Kolonyanın içilmemesi, göze kaçırılmaması gerekir.

Bir haberde: “Kolonyada metil alkol tehlikesi” başlıklı bir haber vardı. Şöyle deniyordu: “Etil alkole göre çok daha ucuz olduğu için yasak olmasına rağmen kolonya ve deodorant imalatında kullanılan metil alkolün insan sağlığına zarar verdiği belirtildi. Kolonyaya katılan metil alkolün göze ve cilde ciddi zarar verdiği açıklanmıştır.” (03/11/1996. Zaman)

Haberlerde dinledim. Kadın kolonya koklamış, bitkisel hayata girmiş ve 6 ay o halde yaşamış ve ölmüş.

Çameli ilçesinde içki bulamadıkları için kolonya içen iki genç ölmüştür. Diğer iki arkadaşı koma halinde hastaneye kaldırılmıştır. (30/01/2000. Zaman)

Edirne’de kolonya içen 3 arkadaş ölmüştür. (06/01/2000. Zaman)

Kolonyayı gözüne kaçıran kadın kör olmuştur.

 

g. Bira:

Şair:

“Kitaptan çok iskambil, sudan çok bira, şarap,

Anladınız mı şimdi, neden halimiz harap” demiştir.

Birayı allayıp, pullayıp güzellik maddesi ilân ettiler, vitamin deposu dediler. Böbrekleri temizler dediler. En sonda alkolsüz ilân ettiler. Çocukları, gençleri alkolik yaptılar.

Bira, gençleri alkolizme götüren yoldur. Diğer içkiler gibi bira da aynen sarhoş eder. Kaza mahallindeki bira şişeleri bunun delilidir.

Zarar yönü ile de biranın diğer içkilerden farkı yoktur. Bira alkollü içkilerin ilk basamağıdır. Dünya sağlık Teşkilatı, Bira dahil her türlü içki içmeyi, miktarı ne olursa olsun, içen herkesi alkolik kabul etmiştir.

 

Alkolsüz bira olmaz:

Tüketimi artırmak için üretici firmaların reklâmı bu. Alkolsüz bira tuzaktır.

Yetkililer “Alkolsüz bira üretimi teknik açıdan mümkün değildir. Bira da en az % 2,5 oranında alkol vardır” diyor.

Gümüşay Sağlık ve Çevre Derneği Genel Başkanı Eczacı Mehmet Gebenç: “Alkolsüz bira üretimi teknik açidan mümkün değildir. Her birada en az 2,5 oranında alkol vardır” demiştir.

Yeşilay Genel Başkanı Selahattin Kaplanagasi: “Alkolsüz olduğu söylenen bira, alkollü içkilerin ilk basamağıdır. Bira üreticileri bira tüketimini artırmak için ve birahanelerin ayakta kalabilmesi için uydurulmuş yalandır. Ayrıca, ülkemizin kalkınmasını önlemek için Türk gençliğini alkol, uyuşturucu ve fuhuş bataklığında boğmak istemektedirler” demiştir.

 

İnsan vücudunun biraya ihtiyacı yoktur:

İnsan vücudunun ihtiyacı olan şeyleri Allah diğer yiyecek, içeceklerde vermiştir. Şişeden alınan alkole ihtiyaç yoktur.

Bira, vitamin düşmanıdır. Aşırı kilo yapar. Bismark: “Bira budalalık ve tembellik kaynağıdır” der. Dünya Sağlık Teşkilatı:

– Bira, içen herkesi sarhoş eder.

– Her alkolik ise bira ile başlamıştır.

– Birada % 2,5 tan % 18 oranında alkol vardır.

Şeklinde açıklama yapmıştır.

Kimse birayı meyve suyu sanmamalıdır.

Az alkolün faydalı olduğu da yalandır. Bir şeyin çoğu zararlı ise azı da zararlıdır.

 

h. Bira Mayası:

Bira mayası, haram olan vasıfta değildir. Adına bakıp da hüküm vermemek gerekir. Bu maya başka bir hale geçerse, o zaman haram olur.

Helâl olan yiyecekler de kullanabiliriz. Onunla mayalama yapabiliriz.

Bira mayası ile değil de, biranın kendisiile mayalama yapılırsa, o haramdır. Likörlü şeylerde olduğu gibi likör şekeri nasıl haram yapıyorsa, o da öyledir.

Biranın kendisi ile mayalamada az kullanıyoruz denemez. Çoğu haram olanın azı da haramdır.

Bira mayası adı ile satılan, kullanılan maya da sakınca yoktur.

 

i. Cola (Kola):

İçindeki maddeler gereği bağımlılık yapan bir maddede koladır. Kolayı insanlığın başına belâ eden Amerika, kendi insanına süt içirirken başkalarına coca cola içiriyor.

COCA COLA’nın içinde neler var?

– “107 yıllık gizli formül çözüldü; Kafein, kokain ve alkol” (04/08/1993. Hürriyet)

Bu haliyle coca cola insan vücudundaki gıdaları öldürüyor ve beyinleri uyuşturuyor. Bunun içindir ki Amerika nereye girdiyse, coca cola ile girmiştir. Rus İmparatorluğu bile coca cola ile çözülmüştür.

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fak. Diyetisyeni Yeter Alpay şöyle demiştir: “Cola, anemi denilen kansızlık hastalığına neden oluyor. Özellikle kadınlarda anemi daha yaygın. Cola aynı zamanda dişleri çürütüyor. Asit ve kafein yönü ile de mideye zararlı. Çocuklarda kemik gelişimini engelliyor. Çocuklara tokluk hissi verdiği için çocuk yemek yemiyor. Hemen tüketilmeyen colalar yüzünden acile gelenler oluyor.” (18/02/1997. Zaman)

Cola, sütü ve ayranı unutturmuştur. Sebebi, reklâmlarda sevimli ve zorunlu gösterilip özendirilmesidir.

Coca colanın içinde kafein, kokain ve alkol gibi üç tane uyuşturucu vardır. Devamlı içildiği zaman alkol bağımlılığına ve uyuşturucuya götürmektedir. Ayrıca beyinlerin uyuşturulmasında, sağılığın ve nesillerin bozulmasında silah olarak kullanılmaktadır. Sermayesi de İslam ve Müslümanlar aleyhinde kullanılmaktadır.

 

İSLAM VE ALKOL

 

Alkol, inancımızda yasaktır. Kur’an-da şöyle buyrulur:

– “Ey iman edenler, içki, kumar, tapınmak için dikili taşlar, fal okları şeytan işi pisliktir. Onun için bunlardan kaçının ki kurtulasınız. Şeytan içki ve kumarla aranıza kin ve düşmanlık sokmak, sizi Allah’ı anmak ve namazdan alıkoymak ister. Bunlardan vazgeçtiniz değil mi?” (Maida: 90-91)

Bir ayette de: “Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın” (Bakara: 195) emri vardır.

Kur’an-da içki üç safhada yasaklanmıştır. İlk Bakara suresinin 219. ayeti, daha sonra Nisa suresinin 43. ayeti, en sonda Maida suresinin 90. ayeti ile kesin olarak yasaklanmıştır.

Hz. Peygamber (as) hadislerinde şöyle buyurur:

– “İçki, büyük günahlardandır; bütün kötülüklerin anasıdır.”

– “Zina eden, Müslüman olduğu halde zina etmez. Hırsızlık yapan Müslüman olduğu halde hırsızlık yapmaz. İçki içen de, Müslüman olduğu halde içki içmez.” (İ. Canan, Hadis Ans: 7/276)

– “Allah’a ve ahiret gününe inanan kimse içki içmesin. Allah’a ve ahret gününe inanan kimse içki içilen sofraya oturmasın.”

– “Üç kimse cennete girmeyecektir:

1.   Eşini başkalarına sunan, kıskanmayan erkek.

2.   Kendini erkeklere benzeten kadın,

3.   İçki içmeye devam edenler.

– İçki, şifa değil derttir. (Müslim Eşribe: 6/1984)

– “İçki, kötülüklerin anasıdır.” (Nesei, Eşribe: 4/5632)

– “Sarhoşluk veren şey haramdır.” (Buhari Eşribe: 1891) + (Ramuz: 85/1)

– “Çoğu sarhoşluk veren şeyin azı da haramdır.” (Ebu Davut, Eşribe: 3681)

– “Enes (ra) şöyle der: Peygamber (as) şöyle buyurdu:

Allah’ın Rasulü içki sebebiyle 10 kişiyi lânetlemiştir:

1.   Onu yapan,

2.   Yaptıran,

3.   İçen,

4.   Taşıyan,

5.   Taşıtan,

6.   Sunan,

7.   Satan,

8.   Satınalan,

9.   Kendisi için satınalan,

10. Kazancını yiyen,  (Ramuz el Ehadis: 11/2)

– “Korkarım ümmetim içkiye ayrı ayrı adlar koyarak içeceklerdir.”

 

Bunlar içki ile ilgili Peygamber Efendimizin hadislerinden sadece birkaçıdır.

İçki yasağı keyfi bir yasak değildir. İnsanı ve insana ait değerleri korumaya yönelik bir yasaktır.

İslâm’ın emir ve yasaklarında bir ölçü vardır. Bir şey insanın aklına, malına, canına, nefsine ve nesline direkt veya dolaylı olarak zarar veriyorsa, o şey yasaktır.

İçkiyi sadece içmek değil içirmek de haramdır; misafirlikte, düğündü, dernekte ikram etmek de yasaktır.

İnsan içki içse veya içilmesine vasıta olsa, günahkâr olur. Ama içki için: “Günah değildir.” “Bu da mı haram olur canım”, “insana faydalıdır” derse, o zaman da imanından olur.

İslâm’ın içkiyi yasaklamasındaki gaye; dinin, canın, aklın, neslin ve malın korunmasıdır.

İslâm’da içki dört kaynağa göre haramdır. Helâl olan miktarı, helâl olan çeşidi yoktur. İçkiden menfaat sağlamak da yasaktır. Büyük günahlardan olduğu bildirilmiştir.

Sarhoşluk mazeret değildir. Kendi isteği ile içen ve küfre götüren söz ve davranışlarda bulunan kimsenin imanı da, nikâhı da gider.

Ömer bin Abdülaziz, içki sofrasına oturanları da sarhoşlarla bir tutmuş ve onları da cezalandırmıştır.

Abdülaziz Revvâd Hazretleri şöyle anlatır; “Yolda gidiyordum, bir evden çağırdılar. Ölmek üzere olan biri vardır. Kelime-i Şahadet getirdim ve getirmesini bekledim, getiremedi. Birkaç defa daha tekrar ettim. Gene getiremedi. Bana dedi ki: “getiremiyorum işte!…” Şahadet getiremeden öldü. Durumunu sordum, devamlı içki içtiğini söylediler.”

İçki, insanın hem dünya hem de ahret hayatını mahveder. İnsanı felaketten felakete sürükler. İnsan her şeyini içki ile kaybeder. İçki kötülüklerin anasıdır; insana akıl mantık dışı işler yaptırır, insanı uyuşturucu ve kumar gibi kötülüklere götürür. Fuhşa iter.

Peygamber Efendimiz: “İçki kötülüklerin anasıdır” demiş ve şöyle anlatmıştır: Devamlı ibadet eden birine bir fahişe musallat oldu. Adamı fırsatını bulup evine çağırdı, kapıyı kapattı, ona şöyle dedi:

– “Ya benimle yatarsın, ya şu çocuğu öldürürsün ya da şu şarabı içersin. Adam zinayı cinayeti düşündü ve şarabı içeyim de kurtulayım, dedi. İçti, sarhoş oldu, hem zina etti hem de çocuğu öldürdü.” (Nese i Eşribe: 5632)

İslâm’da alkoliğin kestiği hayvanın eti yenmez. Alkollü olana selam verilmez. Alkol alınıp satılan yerden alışveriş edilmez. Alkol içilen yerin yemeği yenmez, çayı içilmez. Alkol içenin yanında durulmaz. Alkol sunulan yerlerde çalışılmaz. Bile bile içki fabrikasına üzüm satılmaz. Alkollü iken ibadet edilmez. Alkolün ticareti yapılmaz. Peygamber (as) “içkiyi satmayın da, almayın da” buyurur. (Prof. Dr. İ. Canan Hadis Ans: 7/244)

Alkol alana satana mülk kiraya verilmez. Çünkü kötülükte yardımlaşılmaz ve kötülüğe sebep olunmaz. Allah kullarına nereden kazandığını ve nereye harcadığını soracaktır.

– İçki, büyük günah sayılmıştır. (Ramuz el Ehadis: 205/14)

– Elinde içki kadehi tutanın duası kabul olmaz. (Hadis Ans: 7/276)

– İçki içenin kalbinden iman nuru çıkar. (Age: 7/276)

Bu konuda Peygamber (as) ın birkaç hadisi de şöyle:

– “İçki müptelası adam kabrinden kalkar. İki gözü arasında şöyle yazılıdır: “Allah’ın rahmetinden mahrumdur” Faiz yiyen kabrinden kalkar, onun da iki gözü arasında: “Allah’ın yanında hücceti yoktur” diye yazılıdır. Karaborsacı kalkar onun da : “Ya kafir, ateşten yerine hazırlan” yazılıdır.” (Ramuz: 508/1)

– “Zahireden yapılan içeceklerin hangisi olursa olsun sarhoşluk verdi mi haramdır. Beyazı da, kırmızısı da, siyahı da, yeşili de haramdır.” (Ramuz: 234/4)

– “Ümmetimden bir gurup içkinin adını değiştirerek içer. Başlarında çalgıcı kadınlar çalar ve söyler. Allah bunları yere batırır. Maymun ve domuz suresine sokar.” (Ramuz: 367/6)

– “Kim Allah’a ve Peygaberine inanıyorsa içki içilen sofraya oturmasın.” (Ramuz: 439/6)

– “Bir kimse sabah içki içerse, akşama kadar Allah’a şirk koşmuş gibi olur.”

Bir kimse akşam içki içerse sabaha kadar Allah’a şirk koşmuş gibi olur.

Kim içer de sarhoş olursa Allah 40 gün namazını kabul etmez.

Kim damarlarında içkiden bir şey varken ölürse cahiliye ölümü ile ölmüş olur. (Ramuz: 4224/14)

Evet böyle buyuruyor. İslam peygamberi. Müslüman olduğunu iddia eden birinin bunları göze alması mümkün müdür?

 

ALKOLİZM İNANÇLA ÖNLENİR

 

Eğer içki, insanlık için faydalı olsaydı, dinimiz mutlaka içilmesini emrederdi. Dinimiz içkinin açtığı içtimâi yaraları, yıktığı yuvaları, sebep olduğu rezalet ve kepazelikleri göz önüne alarak onu yasaklamış ve içilmesini büyük günahlardan saymıştır.

İslâm dininin içkiyi yasaklaması, isabetsiz veya keyfi bir yasak değildir. Kanunların yasakladığı bir şey isabetsiz olabilir. Veya bazıları için uygun bazıları için de uygun olmayabilir. İslâm dininin emir ve yasaklarının hiçbirinde isabetsizlik veya uygunsuzluk yoktur. İslâm, bir şeyi emrederken veya yasaklarken fayda veya zarar durumuna göre haram, helâl ölçüsünü koymuştur. İslâm’ın yasakladığı bir şeyde fayda, emrettiği bir şeyde de zarar düşünülemez. Yani insanın yapıp da zarar göreceği İslâm’ın bir emri yoktur. İslâm, bir şeyi faydalı ise emretmiş, mala, nefse, nesle, akla zarar veriyorsa ve başkalarına zarar verdiriyorsa yasaklamıştır.

Bazıları, üzüm, arpa helâl olsun da bunların suyu neden haram olsun? Bunun için İslâm dininin içki yasağı yersiz bir yasaktır, derler. Dinimiz, insanın karısını helâl, ondan doğan kızını da haram kılmıştır. Diğer bir iddia da İslâm peygamberi içkiye alışamamış, alışsaydı yasaklamazdı, şeklindedir. Her şeyden önce bir peygamber de, içki içmeyi ilericilik sayan ve “Bir milletin medeniyet seviyesi kullandığı içkinin miktarı ile ölçülür” diyen meyhane kırıntılarında aranan şartlar aranmaz. Peygamber kendiliğinden bir şeyi emredip yasaklayamaz. O, ilâhî vahye tabidir.

İçki, iman, irade zayıflığından ve hayatın engelleri ile mücadele azminin yitirilmiş olmasının sonunda içilir. Yapılan istatistiklere göre dini inançların zayıflamasının alkol tüketimini artırdığını ortaya koymuştur.

Dini afyon sayan zihniyet, alkol batağına saplanmıştır.

20. yy modern Rus Çarlarının uyguladığı politikalar, Ruslar’a da büyük zarar verdi. Bunlardan biri, Ruslar’ın içki ve kötülükler içerisinde yüzer duruma gelmesiydi. Gorbaçov durumu değiştirmeye çalıştı. İlk icraatlarından biri, alkollü içkiler aleyhine karar almak oldu. Gorbaçov, Slav milletinin milli alışkanlığı ve önü alınamaz derecede yaygın olan alkollü içki tüketiminin onları tedricen ölüme götürdüğünü fark etmişti.

Alkol aleyhine alınan karar, üzüm bağlarının ortadan kaldırılması ile başladı. Bu da Azerbaycan, Moldova ve Gürcistan’ın milli ekonomisine inanılmaz bir darbe vurdu. Milyonlarca insanın ekmek güvencesi olan üzüm bağları, bir yaz ortasında yok edildi. Ancak Rusya’da votka içme arzusu azaltılamadı. İçki bulamayanlar, kimyasal maddelere, uyuşturucu ilaçlara hücum etti. Daha büyük bir bela ile karşılaştığını gören Gorbaçov, kararını geri aldı.

Amerikalı bir ordinaryüs profesör bu hususu şöyle açıklıyor:

“Hz. Muhammed (s.a.v.) Kur’an vâsıtasıyla içkiyi men’etmiş ve asırlarca büyük insan kitlelerini içkinin zararlarından korumuştur. Bu netice 20. asırda modern Amerika’da her nevi propagandaya ve teknik ilerlemeye rağmen, elde edilememiştir.” (Yeşilay Dergisi, Ocak 1990)

Bugün zararlarını gören batılı ilim adamları alkolün yasaklanmasını istemektedir. “İçkiye hayır” kampanyaları düzenlenmektedir.

Alkolizme karşı en etkili silah inançtır. Korunmada ve vazgeçmede en etkili yol da ibadet alışkanlığıdır.

Gazi üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alparslan Özyazıcı, içkiyi terk etmekle inanç arasında önemli bir ilişkinin bulunduğunu açıklamıştır.

İnançlı insan zaten içki içmez. İçki içenlerden uzak durur. Çünkü, din alkolü kesin olarak yasaklamıştır. İslâm peygamberi: “Kişi mü’min olduğu halde içki içmez. İçki içenin kalbinden iman nuru çıkar gider” buyurur.

Bir hadislerinde de: “Mü’minlerden başkasıyla düşüp kalma, yemeğini de inancı düzgün olanlar yesin” demiştir. (R. Salihin:1/397)

Sonuç olarak alkolü bırakmak isteyen:

– İbadet gibi, insanlara yardım gibi hayır işlerine yönelmelidir.

– Alkol kullananlardan ve kullanılan yerden uzak durmalıdır.

– Allah’ı yasakladığını, alkolün zararlarını ve alkolden zarar görenleri unutmamalıdır.

– Alkol tekliflerine, reklâmlara aldırış etmemeli, içerek çağdaş olunamayacağını bilmelidir.

– İçkili davetlerden, içkili düğünlerden uzak durmalıdır.

– Alkolü destekleyen sigara, cola, bira gibi alışkanlıkları bırakmalıdır.

Bugüne kadar sağlığa, şerefe diye kaldırılan kadehler sağlığı da şerefi de yok etmiştir.

Sözün özü: Alkolsüz hayat daha mutlu, daha huzurlu bir hayattır. Alkol insana hiçbir şey kazandırmaz, insandan birçok şeyi alır götürür.

Yıllarca alkol kullanıp bırakan bir vatandaşın ifadesi şöyle: “25 yıl alkol kullandım. Hatta bunun için tekel bayiliği aldım. 25 yıl içerisinde çok zarar gördüm. Hiç dostum kalmadı. Ailemle aram çok kötü idi. Önce alkol satışını bıraktım. Sonra içmeyi bıraktım. Kısa zamanda huzur buldum. Kaybettiğim çevremi kazandım. Huzurlu bir aile hayatım var. Alkolü bıraktım, huzur buldum.”

Evet sözün özü, kötülüklerin anası olan alkol terk edilirse, şeytan işi pislikler de birer birer insanı terk edecektir.

 


Bu yazıyı 3.384 kişi okudu.

1 Yorum

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here