Cenab-ı Allah, insanı yaratmış, başıboş bırakmayıp peygamberler göndermiş, o peygamberlere de yol gösterici kitaplar indirmiştir.

Onunla yollarını bulsunlar, hem dünya hem de ahiret hayatını düzene koysunlar diye.

Bu kitaplar birer talimattır, birer reçetedir…

Kur’an’da: – “Ey iman edenler! Allah’a peygamberine, peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaplara imanda sebat edin.” (Nisa: 136)  emri var.

 

A)    Daha önce indirilen sayfalar

Hz. Adem’e 10 Sayfa

Hz: Şid’e  50 Sayfa

Hz. İdris’e 30 Sayfa

Hz. İbrahim’e 10 Sayfa. Bunlara “suhuf” denir. (günümüze hiçbiri ulaşmamıştır.)

-         Tevrat Musa (AS)a

-         Zebur Davut (AS)a

-         İncil İsa (AS)a

-         Kur’an Muhammet (AS)a Cebrail aracılıyla inmiştir.

Bunların hem manası hem de lafzı cenab-ı Allah’a aittir. Peygamberlerin bunlara müdahalesi olmamıştır.

 

B) Tevrat:

İsrailoğulları’na gönderilmiştir.

Kur’an’da: “Şüphesiz Tevrat’ı biz indirdik. Onda bir hidayet bir nur vardı. O halde ey insanoğulları! Benden korkun, benim ayetlerimi az bir pahaya satmayın. Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar kafirlerin ta kendisidir.” (Maida: 44) buyurulur.

Tevrat’ın orjinalliği bozulmuştur.  Yahudilerin okuma yazma oranının çok düşük oluşu, yeniye kadar vatanlarının olmayışı, sürekli göç ve savaşlar nedeniyle Tevrat’ın aslını muhafaza edememişlerdir.

Hatta Musa (AS) tur dağından döndüğünde kavminin buzağıya taptığını görünce üzülmüş, gelen vahyi imha etmiştir.

Nisa Suresinin 46. ayetinde dinlerinin nasıl tahrif olduğu anlatılır.

Hahamlar Tevrat’a, kendi sapkın görüşlerine uygun olarak, ahlakı bozacak emir ve konuları katmayı da ihmal etmemişlerdir. Bu sapık ayetler, Tevrat’ın orijinal metinlerinden farklı olduğuna da delil oluşturmaktadırlar. Aile içi cinsel ilişkiye varan bütün sapıklıklar Tevrat’ta övgüyle anlatılır. Hahamların Tevrat’a ekledikleri Lut peygamber ve kızları hakkındaki çirkin iftira, sapık Yahudi adetlerinden olan ensest’i (aile içi cinsel ilişkiyi) meşru göstermek için uydurulmuştur:

Bunun yanı sıra, Tevrat metinlerinde pek çok müstehcen ifade vardır. Bir ilahi kitapta bulunması mümkün olmayan ifadeler bozulmuş Tevrat’a mevcuttur.

Tevrat’ta cinsel sapıklığın övülmesi ve teşvik edilmesi, Yahudilerin her türlü sapıklığı rahatça, dini bir ibadet olarak yapmalarını sağlamaktadır.

Hiç şüphesiz bu tahrifler bir kısım kimselerin; nefse esir olmaları ve şeytana uymaları dolayısıyla, kendi arzularına uygun şekilde ilahi bir kitabı tahrif etmeleri suretiyle meydana gelmiştir.

 

C)   Zebur:

Kur’an’da: “Davud’a Zebur’u verdik.” (İsra: 55)

-         “Şüphesiz Tevrat’tan sonra Zebur’da da şunu yazmışızdır.: “Yeryüzüne Salih kullarım varis olur.” (Enbiya:105) diye haber verilmiştir.

 

D)   İncil:

Kur’an’da: “İçinde bir hidayet, bir nur bulunan İncil’i, ondan önceki Tevrat’ın tasdikçisi olarak verdik.” (Maida: 46)

-         “Allah Meryem’in oğlu İsa’dır” diyenler kafir olmuşlardır.” (Maida: 72)

-         “Allah üçün üçüncüsüdür” diyenler kafir olmuşlardır.” (Maida: 73) ayetleri İncil’den bahsetmektedir.

İncil, İbranice inmiştir. Bu dilde İncil yoktur. Bir çok İncil arasından dört İncil seçilmiştir. Sayılarının çokluğu ve içinde Allah’a yakışmayan ifadelerin oluşu, İncil’in korunamadığını gösterir.

Biz peygamberlere gelen sayfalara ve bu üç kitabın Allah’tan geldiği şekline inanırız. Peygamberimiz: “Ehl-i Kitabı tasdik de etmeyin, tekzip de etmeyin” der. (İs. İlmihali: 1/102 Divantaş) yani benimsemeyin de, inkar da etmeyin demiştir.

 

E)    KUR’AN-I KERİM:

Son ilahi kitaptır. Dili Arapçadır. Yani cennet dilidir. 23 yılda ihtiyaca göre inmiş, 114 sure, 6666 ayettir. Baştan büyük bir titizlikle toplanmış, korunmuş ve bize kadar hiçbir değişikliğe uğramadan ulaşmıştır.

 

Kur’an’daki ifadelerle Kur’an:

-         “Korunmuş bir kitaptır.” (Vakıa: 78)

-         “O bir şair sözü değildir.” (Hakka: 41)

-         “O bir kahin sözü değildir.” (Hakka: 42)

-         “O alemlerin rabbinden indirilmiştir.” (Hakka: 43)

kur’an kendini bu ifadelerle anlatır.

 

F)    Kur’an-ın üstünlükleri

1-     Hem lafzı hem de manasıyla eşsizdir.

2-     Allah kelamıdır.

3-     Son kitaptır, kolayca öğrenilir, kolayca ezberlenir ve anlaşılır. Zevkle de asırlardan beri dinlenir.

4-     Zamanın değişmesiyle değişmez. Reforma ihtiyacı yoktur. Onun hükmü geçmez ve değişmez, çağa uymaz.

5-     Hiç değişmemiştir. Onda insan sözü,  şeytan sözü ve peygamber ilavesi yoktur. – “Geçmişte ve gelecekte onu geçersiz kılabilecek bir güç yoktur. O Allah katından indirilmiştir.” (Fussılat: 42)

6-     Kur’an’da geçmişin ve geleceğin bilgisi vardır.

7-     Pozitif ilimlere ışık tutan ayetler vardır. “Geçmişin, geleceğin ilmi Kur’an’dadır” (Neml: 16)

Kur’an en mükemmel bir kitaptır. Kur’an, çağlar üstü bir kitaptır.

Binlerce yıl sonraki insan da ondan istifade edecektir.

Gelişen ilim ve teknoloji, Kur’an-ın sesini kısamamıştır. İcatlar keşifler ise Kur’an’ın daha güzel anlaşılmasına neden olmuştur. Bir NASA yetkilisi: “Kur’an’ın açıkladığı gerçekleri, ,ilim ancak çözüyor” demiştir.

Kur’an, kıyamete kadar bâkidir, insanlığın ihtiyacına cevap verecek bir kitaptır. Kur’an’dan ilham alan Müslümanlar, ileri gitmiş, icat ve keşifler yapmışlardır. Ortaçağ karanlığını aydınlatan, insanlığı uyandıran Kur’an olmuştur.

 

a)     Kur’an eşsizdir: Kur’an şöyle meydan okur:

-   “De ki: And olsun, bu Kur’an’ın bir benzerini ortaya koymak üzere ins-ü cin bir araya gelseler, birbirine destek de olsalar, onun benzerini ortaya getiremezler”(İsra: 88)

-   “Eğer kulumuza indirdiğimizden herhangi bir şüpheye düşüyorsanız haydi onun benzeri bir sure getirin. Eğer iddianızda doğru iseniz Allah’tan gayrı yardımcılarınızı da çağırın.” (Bakara: 23)

-   “Yoksa Kur’an’ı kendisi mi uydurdu diyorlar. De ki: eğer doğru iseniz Allah’tan başka çağırabildiklerinizi yardıma çağırın da siz de onun gibi on sure getirin.” (Hud: 13)

Kur’an-ı taklide yeltenenler olmuş, şairler Kabe duvarına asılan şiirlerini kendi elleriyle indirmiştir.

Kur’an, 14 asır önce son sözü söylemiş, ilim yeni buluşlar yapmış ama Kur’an ile ilim çatışmamıştır. Çünkü Kur’an Allah sözüdür.

 

b) Kur’an Şeytan sözü değildir.

“O (Kur’an)da, Allah’ın rahmetinden kovulmuş şeytanın sö zü değildir.” (Tekvir: 25)

“Nereye gidiyorsunuz?” (Tekvir)

Kahin sözü de değildir.

“O nede kahin sözüdür. Ne az düşünüyorsunuz.” (Hakka: 42)

Peygamber sözü de değildir.

“Hiç şüphesiz O (Kur’an) çok şerefli bir elçinin sözüdür.” (Hakka: 40)

“Ve O bir şair sözü değildir. Nede az iman ediyorsunuz. ” (Hakka: 41)

“Bir kahin sözü de değildir (O). Nede az düşünüyorsunuz?” (Hakka: 42)

“(O), alemlerin rabbi tarafından indirilmiştir.” (Hakka: 43)

“Eğer (Peygamber) bize atfen bazı sözler uydurmuş olsaydı” (Hakka: 44)

“Elbette onu kuvvetle yakalardık; sonra onun can damarını koparırdık (yaşatmazdık) hiç biriniz buna mani de olamazdınız” (Hakka: 45-46-47)

Kur’an peygamberimizin en büyük mucizesidir.

 

c)     Kur’an isteyenler için kurtarıcıdır.

-         “Kur’an arınmak isteyenler için yol göstericidir.” (Bakara: 2)

-         “Şüphesiz ki Kur’an, en doğru yola götürür. İyi davranışlarda bulunan mü’minlere kendileri için büyük mükafat olduğunu müjdeler.” (İsra: 9)

 

d) Kur’an Şifadır:

-         “O mü’minler için şifa ve rahmettir.” (İsra: 82)

-         “O, gönüllerdekine şifa, mü’minler için bir hidayet ve rahmetir.” (Yunus: 57)

-         “Kur’an, kılavuzdur, şifadır.” (Fussılat: 44)

e) Zaman eskidikçe Kur’an gençleşir:

Asırlar geçtikçe, yeni olaylar oldukça insanlık “ Ne büyüksün Allah’ım!” demiştir.

Bugüne kadar insanlığın ortaya koyduğu görüşlerin, ideolojilerin ve eserlerin ömrü hep kısa olmuştur.

Kur’an, geçmişten bahsettiği gibi geleceğe ait haberlerde verir. Zaman geçtikçe, ilim ilerledikçe daha iyi anlaşılır.

 

f) Kur’an’ın reforma ihtiyacı yoktur:

Kur’an’a saldırının tarihi çok eskidir. Buna rağmen Kur’an’da tahrifat olmamıştır. Allah resulüne indiğinden eksik de değildir, fazla da değildir. Bize emanet edildiği gibi korunmuştur.

Yerli, yabancı gerçek bilim adamları hep Kur’an’ı övmüştür.

Kur’an’ı biz yazmadık, biz ortaya koymadık ki reform yapalım. Sonra Kur’an deforme olmamıştır ki reform olsun. Kur’an diyor ki:

-   “Kur’an’ın kelimelerini değiştirebilecek yoktur.” (Kehf: 27)

-   “Kur’an’ı biz indirdik, elbette onu biz koruyacağız.” (Hıcr: 9)

g) Ayet – Sure Kur’an’a hastır:

Son zamanlarda İncil ve Tevrat’tan söz ederken, sanki Kur’an’dan bahsediliyormuş gibi ayet, sure denilmektedir. Bu asla doğru değildir. Bu misyonerlerin oyunudur.

Ayet, alamet, ibret, mucize delil demektir. Bu Kur’an’a özeldir. İncil ve Tevrat’ta bölümlere “Bab” denir. Cümlelere de “Sözcük” denir.

Din bilgisi ve dine bağlılığı az olan insanımıza sıcak yaklaşmak için yol arayan misyonerler, değişik taktikler uygulamaktadır.

-   İncil’i de okuyalım onu Allah gönderdi.

-   Biraz da İsa’ya uysak olmaz mı? o da Allah’ın peygamberi

-   Kiliseye de gelin rahatlayın

-   Hepimiz Ehl-i Kitabız, bizim farkımız yok gibi propaganda etmektedirler.

-   İncil okuyun acılarınız dinsin. Depremden hemen sonra koşarlar halka İncil dağıtırlar.

 

h) Kur’an bizi devamlı düşünmeye davet eder:

- “Bu Kur’an, ayetlerini iyi düşünsünler, akıl sahipleri ibret alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır” (Sad:29)

- “Kur’an’ı düşünmüyorlar mı?” (Nisa:82)

- “Onlar Kur’an’ı hiç düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerinde kilit mi var?” (Muhammed:24) gibi ayetler düşünmeye davet eder.

Kur’an’ı kabul etmemek inkar olur. – “İnkar eden ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince onlar cehennemliklerdir” (Maida:10)

-   “Allah’ın ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kimdir?” (Yunus:17)


Bu yazıyı 2.897 kişi okudu.

Araştırmacı Yazar
Mustafa ÖSELMİŞ