İNSAN HAKLARI BEYANNAMELERİ! VE VEDÂ HUTBESİ

Fransız İnsan Hakları Beyannamesi: 1784

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel beyannamesi – 1948

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi-1950

Hz. Peygamberin Veda Hutbesi – 632

 

VEDÂ HUTBESİNDEN

BİR BÖLÜM

(Hz. Peygamber (sav) Arafat’ta 632’de 124 bin kişiye şöyle seslendi)

-“Ey insanlar! Canlarınız, mallarınız, namuslarınız mukaddestir. Her türlü tecavüzden korunmuştur.

-Ashabım! Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönmeyiniz ve birbirinizin boynunu vurmayınız.

-Ashabım! Kimin yanında bir emanet varsa, onu sahibine versin.

-Faizin her çeşidi kaldırılmıştır.

-Cahiliye devrinde güdülen kan davaları tamamen kaldırılmıştır.

-Ey insanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu konuda Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları Allah’ın emaneti olarak aldınız… Sizin kadınlar üzerinde hakkınız kadınlarında sizin üzerinizde hakları vardır.

-Mü’minler! Sözümü iyi dinleyin ve iyi belleyin! Müslüman müslümanın kardeşidir. Böylece bütün müslümanlar kardeştir.

-Bir müslümana kardeşinin kanı, malı helal olmaz.

-Ey insanlar! Cenab-ı Allah her hak sahibine hakkını vermiştir. Her insanın mirastan hisselerini ayırmıştır.

-Ey insanlar! Arabın arap olmayana Arap olmayanında arap olana üstünlüğü yoktur.

Şu dört şeye dikkat edin:

  • Hiçbir şeyi Allah’a ortak koşmayın.
  • Allah’ın haram ve dokunulmaz kıldığı canı haksız yere öldürmeyin.
  • Zina etmeyin
  • Hırsızlık yapmayın”

Allah Rasulü 1400 yıl önce bunları söyleyerek insanlıkla vedalaşmıştır.

* * * * *

Batının insan hakları beyannameleri hep kağıt üzerinde kalmıştır.

Yahudilikte 10 emirde çalmayacaksın, öldürmeyeceksin” der. Ama bu Yahudiler için geçerlidir.

Batı da “En iyi Türk, ölü olan Türk’tür” denir.

Lokantalara: “Köpekle zenci giremez” levhası asılır.

Batı ve ABD, İnsan Hakları Beyannamesini sömürüyü kolaylaştırmak için kullanmıştır. Bugün Rusya’da, Amerika’da, Çin’de, Hindistan’da Avrupa’da insanlar eşit değildir. Eşit muamele görmedikleri gibi adaletle muamele de görmezler. Kendilerinden olmayanlara goyim (insan olmayan), insanla hayvan arası bir varlık gözü ile bakarlar.

 

B- ÖNEMLİ BİR İTİRAF

“1789 İnsan Hakları Beyannamesi hazırlanmadan daha önceki hukuklar ve dinlerdeki insan hakları inceleniyor.

17 maddelik beyannameyi hazırlayan General Lafayet, islam hukukundaki genişliği ve hürriyeti görüp kendini alamıyor, hayranlığını şöyle dile getiriyor.

“Ey şanlı Arap! Aşk olsun sana! Adaletin ta kendisini bulmuşsun!

(Hukuk-i  Siyasiye-i

Osmaniye, 1328-ist)

 

C – HZ. MUHAMMEDİN’İN İNSANA BAKIŞI

Rasulullah (sav) dil, din, ırak ve renk farkı gözetmeden insanları korumuş ve himaye etmiştir. Yaptığı anlaşmalardan bazı örnekler:

Necran halkı ile yaptığı anlaşmadan:

Madde 5– Onlardan ödünç alınan şeylerde herhangi bir zarar, ya da kayıp elçilerim tarafından ödenecektir.

Madde 6- Necran halkının canları, malları ve inançları Allah Rasulunün koruması altındadır.

Madde 7- İbadet yerleri ve dini hürriyetleri de korunacaktır.

Madde 9- Mülkiyetlerine dokunulmayacaktır.

Madde 11- Haksızlık yapmalarına ve onlara haksızlık yapılmasına izin verilmeyecektir. (şahitler: Ebi Süfyan, Gayyab Amr)

* * * * *

Maknalı Beni Cüneyh’le Sulhdan:

Madde 3- Allah Rasulü sizi affetmiştir.

Madde 4- Size karşı hiçbir zulüm ve tecavüz olmayacaktır.

* * * * *

Yahudi Beni: Gadiy ile Sulhdan:

Madde 5- Ülkelerinden sürgün edilemezler.

* * * * *

Beni Ariz ile Sulhtan:

Madde 4- Herhangi bir saldırıya konu olmayacaklardır.

Ezruh halkı ile sulhdan:

Madde 4- Halk, Allah ve Rasulü Muhammedin himayesi altındadır.

Madde 7- Anlaşmaya bağlı kaldıkları müddetçe emniyet altında olacaklardır. İhlal halinde savaştan önce kendilerine haber verilecektir.

* * * * *

Medine Yahudileri ile yapılan anlaşmadan

Madde 17- Yahudilerden bize tabi olanlar yardım ve eşitliği hak kazanırlar. Zulme uğramazlar. Düşmanlarına da yardım edilmez.

Madde 22- Hiçbir müşrik bir Kureyşli’nin mal ve canını himaye altına alamaz.

* * * * *

Bahila halkı ile yapılan sulhtan:

Madde 3- Hepiniz Allah’ın himayesi altındasınız. Allah’ın Rasulü Muhammed sizi her türlü zorbalıktan koruyacaktır.

Allah Rasulü, müslim ve gayr-i müslim kimselerle anlaşmalar yapmış, yaptığı her anlaşmaya sadık kalmıştır. Anlaşmayı bozanlara da saldırmadan haber vermiştir. Ayrıca anlaşmada o yer halkının aleyhine olacak hiçbir madde koymamıştır. Bu durum müslüman olmalarını kolaylaştırmıştır.

Allah Rasulü bütün insanlığa peygamber ve rahmet olarak gönderilmiştir.

Afzalur Rahman

Siret Ansiklopedisi

1/443-1996 Nisan. İst.

 

D – İSLAMIN KÖLELİĞE BAKIŞI NASIL OLDU?

Kölelik, islamın icadı değildi. İslamdan önce insanlar hür ve köle diye ayrılıyordu. Kölelik bütün dünyada yaygındı. Kölelik hayatın bir parçasıydı.

İslam inancında insan kutsal bir varlık ve yeryüzünün halifesidir. Bunun için islam, insanın hayvan gibi alınıp satılmasına göz yumamazdı.

İslam peygamberi köleliğe karşı tavır almış ve şöyle buyurmuştur.

“Köleler sizin kardeşlerinizdir. Kimin elinde köle varsa, yediğinden yedirsin, giydiğinden giydirsin. Ona yapamayacağı işler yüklemesin. Eğer onlara verdiğiniz iş zor gelirse, onlara yardım edin.” (Buhari)

Köleliği islam öngörmemiş teşvik de etmemiştir. İslam dini geldiğinde sosyal bir gerçekle karşılaşmıştır. O da analarından hür doğan insanların köle edinilmesi idi.

İslam köleliğe karşı tavır almış köle azat etmeyi tavsiye ve teşvik etmiştir. Hatta köle azat etmeyi, keffaretlerde olduğu gibi dini zorunluluk haline getirmiştir.

Köleye insan muamelesi yapılmaz, insan sayılmazken islam, köleye haklar tanımıştır. Zulmedilmesini, zor işlerde çalıştırılmasını, dövülüp öldürülmesini yasaklamıştır. Köleyi öldürene adam öldürme cezası verileceğini bildirmiştir.

Gassan Emir müslüman olmak için Mekke’ye gelmişti. Kabe’yi tavaf ederken bir köle eteğine basınca ona bir tokat atmıştı. Köle şikayette bulundu.

Emir’e iki şey söylendi. Köleden özür dileyeceksin, ya da oda sana tokat atacak. Düşünmek için zaman istedi ve o gece “Köle ile sultan bir mi olacak!” deyip Mekke’den kaçtı. Peygamber (as); insanlar, bir tarağın dişleri gibi eşittirler” buyurmuştur.

  • Köle azad etmeyi keffaretlerde birinci şart koştu.
  • Köle satın alıp azad etmeyi, sevaplı iş olarak bildirdi.
  • Kölenin de bir insan olduğunu, Onun da haklarının bulunduğunu ilan etti.
  • Kölelere zekattan hak tanıdı. (Tevbe suresi: 60)
  • Savaşlarda alınan esirlerin bir kısmını afetti, bir kısmını maddi durumu iyi ise fidye vermesini kabul etti. Bazılarının hürriyetine kavuşması için okuma yazma bilmeyen 10 müslümanı okuma yazma öğretmesini şart koştu.
  • Peygamber (as) teyzesinin kızı Zeyneb’i köle olan Zeyd ile evlendirmiştir.
  • Hz Ebu Bekir, Hz. Ömer’lerin bulunduğu topluluğa kölelikten gelen Zeydi komutan tayin etmiştir.
  • Hiçbir hizmetli, hiçbir köle, hiçbir esir, müslüman olması için zorlanmamıştır.
  • Ömer Halife iken putperest olan yardımcısına sormuş:
  • Beni nasıl buluyorsun?
  • Çok iyi, adaletli, merhametlisin.
  • Benim bu halim müslüman olmamdan gel sende müslüman ol!
  • Ya Ömer, zorlamıyorsan bırak kendi dinimde kalayım!
  • Tamam, islamda zorlama yoktur, sen bilirsin demiş, aralarında böyle bir konuşma geçmiştir.
  • Kudüs’ün fethinde halife Ömer deveye köle ile nöbetleşe binmiştir. Kudüs’e köle devenin üstünde, halife devenin ipini çeker halde girmişlerdir.
  • Medeni geçinen başka ülkelerde olduğu gibi islamda insan kaçakçılığı insanları, köleleştirme ve insanları sömürme mallarını el koyma, öldürme, ırz ve namuslarına, tecavüz gibi olaylar yaşanmamıştır. Din, dil, ırk, renk ayrımı asla yapılmamıştır.
  • Kur’an da bazı ayetlerde “Ey insanlar!” diye hitap edilmiştir.
  • Muhammed (as) bütün insanlığa kurtarıcı olarak gönderilmiştir. Veda konuşmasında zaman zaman “Ey insanlar!” diye hitap etmiştir.

O Allah’ın elçisi, “Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz” nefret ettirmeyiniz” buyurmuştur.

Hayatının son anlarında da ağzından şu sözler çıkmıştır.

“Namaza namaza dikkat edin” Elinizin altındakilere iyi davranın.”

İbretlik bir olayda şöyle;

Bir sahabi anlatıyor:

Bir gün Hz. Ömer’in yanına gittiğimde onu üzgün ve düşünceli bir halde gördüm. Ve hemen; “ey müminlerin halifesi, seni üzen şey nedir?” diye sordum. Bu soruma Hz. Ömer şu cevabı verdi: “Ben bir kötülük yaptığımda, bana olan korku ve saygınız sebebi ile içinizden beni yaptığımdan meneden kimse çıkmaz diye endişe ediyorum.” Bunun üzerine ben de ona şöyle dedim, “Allah’a yemin ederim ki; biz senin Hak’tan ayrıldığını gördüğümüzde seni bundan menederiz. Eğer sen böyle bir durumda o şeyden vazgeçmezsen bu kez seni kılıçlarımızla doğrulturuz”. Bana yoldan saptığımda beni düzeltecek arkadaş veren Allah (c.c.)’a hamd olsun” dedi.

 

E- PEYGAMBER (AS) ANLATIYOR -1

“Sizden önce üç kişi yola çıktılar. Geceyi geçirmek için bir mağaraya sığındılar. Onlar içerdeyken dağdan bir taş düştü, mağaranın kapısını kapattı.

Bunun üzerine dediler ki, iyi amellerimizden başka hiçbir şey bizi buradan kurtaramaz, onunla dua edelim:

İçlerinden biri:

“Allah’ım! Benim ihtiyar anam ve babam vardı. Her akşam onları yedirir içirir yatırırdım. Bir gün uzaklara odun toplamaya gittim. Geldiğimde uyumuşlardı. Sütlerini hazırladım, onlar uyanıncaya kadar bekledim. Uyandılar sütlerini içirdim, yatırdım.

Allah’ım! Eğer benim bu işimden razı olmuşsan, bu belayı bizden uzaklaştır, bizi buradan kurtar.

Kaya birazcık açıldı. Ama çıkacakları kadar değildi.

İkincisi de şöyle dua etti;

Allah’ım! Amcamın bir kızı vardı. Onu çok seviyordum. Onunla olmak istedim. Kabul etmedi. Yıllar sonra kıtlık oldu fakir düştü ve bana müracaat etti. Kendisine bana teslim olması şartı ile yardım ettim. Kabul etti. Tam beraber olacaktık. Bana “Allah’tan kork!” dedi. Senden korktuğum için ondan uzaklaştım. Bunu senin rızan için yaptım. Eğer razı olduysan bizi bu sıkıntıdan kurtar” dedi.

Kaya biraz daha açıldı. Fakat çıkabilecekleri kadar değildi.

Üçüncüsü de şöyle dua etti;

Allah’ım bir işçi çalıştırmıştım. Ücretini almadan gitmiş. Onun ücreti ile bir kuzu aldım. Yıllar geçti sürü haline geldi.

Bir gün o işçi çıkıp geldi “ücretimi ver” dedi. Bende şu gördüğün hayvanlar senin, al git” dedim. Ona durumu anlattım. Sürüyü aldı gitti.

Allah’ım! Eğer bu hareketimden razı olduysan bizi bu yerden kurtar” dedi.

Bunun üzerine kaya yerinden kaydı, mağaranın kapısı açıldı. Onlarda çıkıp gittiler. (Riyaz’üs-Sadihın 1/12 nolu hadis)

 

F- ALLAH RASULÜ ANLATIYOR -2

“Sizden önce ala tenli, kel ve kör üç kişi vardı. Allah bunları sınamak için bir melek gönderdi. Önce ala tenliye geldi.

En çok ne dilersin? Dedi o da “Güzel bir deri, güzel bir görünüm” dedi.

Melek o nu sıvazladı ve iyileşti. Ona tekrar hangi hayvanı istersin? Dedi. O da “deve” dedi Ona hamile bir deve verildi.

Melek kelin yanına geldi;

En çok ne istersin? Dedi. Kel, güzel bir saçının olmasını istedi. Ona da güzel bir saç verildi. Hayvanlardan hangisini istersin? Denildi. İnek isterim dedi. Ona da hamile bir önek verildi.

Melek körün yanına geldi. Ona en çok ne istersin? Dedi. O gören göz istedi. Gözleri açıldı. En çok hangi hayvanı seversin? Diye soruldu. O da “koyun” dedi. Ona da bir koyun verildi.

Günler yıllar geçti hayvanlar çoğaldı. Melek tekrar ala tenliye geldi.

Yolcuyum yoluma devam edebilmem için rengini ve cildini güzelleştiren için bana bir deve istiyorum” dedi. Develerin sahibi: Verilecek yer çok” dedi vermedi.

Melek, ben seni tanıdım sen ala tenli idin. Fakirdin. Allah sana mal verdi, sağlık verdi. Adam, mal bana dedemden, babamdan kaldı” dedi.

Melek: “Eğer yalan söylüyorsan Allah seni evvelki haline döndürsün” dedi.

Melek, kelin görünümünde onun yanına geldi. Ona da aynı şeyleri söyledi ve aynı cevapları aldı. Ona da eğer yalan söylüyorsan Allah seni eski haline getirsin” dedi.

Daha sonra körün haline bürünüp onun yanına geldi. Ona:

Yolcuyum senin gözlerini açan Allah için bana bir koyun ver dedi. Koyun sürülerine sahip olan adam:

Ben kör biri idim. Allah gözümün nurunu iade etti ve bana mal verdi, istediğin koyunu al” dedi.  Melek, malın senin olsun. Bu sizin için bir imtihandı. Allah senden razı oldu. Diğerlerine de gazap etti. Eski hallerine döndürdü” dedi.

Riyazü’s-Salihın:1/65 nolu hadis)

 

F- İKİ İBRETLİK OLAY

Bir gün Ebu Zer(ra) Bilal-i Habeşi’ye “Siyah kadının oğlu” diye hitap etmişti. Bunu duyan Allah Rasulü Ebu Zer’e:

-Onu anasının zenci olmasıyla mı ayıpladın? Sen de hâla cahiliye kokusu var! Dedi. Bunun üzerine Ebu Zer pişman olup tevbe etti. Yüzünü yere koydu. Bilal’e:

-Ya Bilal, ayağınla yüzüme basmadıkça yüzümü yerden kaldırmayacağım” dedi.

Nihayet Bilal, ayağını Ebu Zer’in yanağına koydu da olay bitti.

* * * * *

Bir olayda şöyle olmuştur:

Halife Ömer, geceleyin sokaklarda gezerken bir evden şarkı sesleri duyar. Duvardan atlayıp içeriye girer. Bakar ki bir adam bir kadın içki içip eğleniyorlar. Onlara:

Ey Allah’ın düşmanı, sen günah işleyeceksin de Allah seni gizleyecek mi sandın” dedi.

Adam Halife Ömer’e:

Ben bir günah işledim. Sen ise üç günah birden işledin. Allah, başkalarının gizli hallerini araştırmayın (Hücurat:12) diyor, sen araştırdın. Evlere kapılardan girin (Bakara:189) diyor, sen duvardan atladın. Kendi evlerinizden başka evlere izinsiz girmeyin (Nur:27) diyor, sen izinsiz girdin” diyor.

Halife Ömer:

Ben seni affettim, sende beni affeder misin? Diyor ve karşılıklı birbirlerini bağışlıyorlar.


Bu yazıyı 97 kişi okudu.

Paylaş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here