İNSAN İÇİN EN BÜYÜK KAZANÇ İMAN

“Rab olarak Allah’ı, Din olarak İslam’ı, Peygamber olarak Muhammed (as) ı seçtim beğendim” diyenlere selam olsun.

“La ilahe illallah”

“Eşhedü elle ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden Abdühü ve Rasülüh” diyerek teslim olanların bu sözlerinden daha güzel ne olabilir?

Her şeyin başı imandır. İslam, imanla başlar. İnsan için iman en büyük şeref, en değerli kazançtır. Hayatının sonunda da imanı ile kurtulur. İmanı ile cennete girer. İmansızların yeri cehennemdir.

İman Nedir?  Allah, imanı bize şöyle öğretmiştir:

Hz. Ömer (ra) şöyle anlatır:

-“Beyaz elbiseli bir adam geldi, Peygamber (as) a sordu:

-“İslam nedir? Ya Rasulallah? Dedi. Peygamber ( as ):

-“İslam, Allahtan başka ilah olmadığına, Muhammed’in Allah’ın elçisi olduğuna inanmak, namaz kılmak, zekât vermek, oruç tutmak ve hacca gitmektir” dedi. O kişi:

-“Doğru söyledin, “iman nedir?” diye sordu. Peygamber (as):

-“İman, Allah’a, Meleklere, Kitaplara, Peygamberlere, Ahiret gününe, Kadere, Hayır ve Şerrin Allah’tan olduğuna inanmaktır” dedi. O kişi:

-Doğru söyledin. “İhsan nedir?” diye sordu. Peygamber ( as ) şu cevabı verdi:

-“Allah’ı görüyormuş gibi ibadet etmendir. Sen onu görmüyorsanda o seni görür.”

O kişi: Doğru söyledin Ya Rasulallah! Dedi ve gitti.

Oradakiler Peygamber ( as ) a sordu:

-O kimdi Ya Rasulallah? Allah Rasülü cevap verdi.

-O, Cebrail idi. Size dinimizi öğretmeye geldi. (Buhari, İman:37) demiştir.

Allah Rasülü imanı çeşitli şekillerde tarif etmiştir.

Biri Peygamber (as) a:

-İman nedir Ya Rasulallah? Demiş. O da şu cevabı vermiştir:

-“Yaptığın iyilikten haz duyuyor, yaptığın kötülüğe de üzülüyorsan, sen müminsin.” (B. H. Kül:1/58)

Biri de:

-İman nedir Ey Allah’ın elçisi? Demiş.

-“Kalp ile tasdik, dil ile ikrar, organlarınla amel etmendir” cevabını almıştır. (Age:1/59)

-İman altmış şubedir. En üstünü “La ilahe illallah” sözü, en aşağısı ise, yolda eziyet veren bir şeyi kaldırmaktır.” (Age:1/62)

İmanın geçerli olabilmesi için şartlar nelerdir?

1-İman esaslarına noksansız inanılmış olmaktır.

2-Taklidi iman olmamalıdır.

3-İman da sabit olunmalıdır. (Nisa:37)

4-İman, şirkten bid’attan vesveseden uzak olmalıdır. Şüphe ve tereddüt olmamalıdır. Eksiklik, fazlalık olmamalıdır.

5-Allah’ın azabından korkulurken, rahmetinden ümit kesilmemelidir.

6-Dinden bir şey inkâr edilmemelidir. (Nisa:136 + Bakara:177)

7-Can boğaza gelmeden iman edilmemelidir. (Firavun öleceğini hissetti. “Bende inandım” dedi ama geç kalmıştı. İmanı kabul edilmedi.)

8-“İnandım” demekle olmaz. İman, amele götürmelidir. Amel olmadan iman korunamaz.

Kısaca iman, kayıtsız şartsız teslimiyettir. Gönülden inanılması gereken iman esaslarına inanmaktır.

 

İman Bir Hidayettir:

İman, en büyük şeref, en büyük ikram, ihsan ve lütuftur.

Hz. Ebu Bekir’e verilen iman, Ebu Cehil’e verilmedi. Bir gün avucuna taşları alıp, Peygamber (as) a: “Söyle bakalım, bunları bilirsen, sana iman edeceğim” demişti. Peygamber (as) ona: “Ben mi onların ne olduğunu söyleyeyim, onlar mı ne olduklarını söylesinler” deyince ikincisi daha cazip geldi. “Onlar söylesin” dedi. Taşlar Kelime-i Şahadet getirince, sinirlendi. Taşları yere çarparak gene inanmadı. Allah ona iman nasip etmedi.

Bir meslektaşım, Allah’a inanmadığını söylerdi. “Dua, insanın kendi kendini kandırmasıdır” dedi. Bu bayan hamileydi. Bir arkadaş da:

-“Ya Rabbi hocahanım düşük yapsın deyince” fena halde bozuldu, tepki gösterdi. Arkadaş:

-“Aldırmayın hocahanım dua bir aldatmacadır” dedi. Aslında her insan inanır, ama imanı onu kurtarmaz.

Akif^’in dediği gibi:

-“Demeyin; iman şudur veya budur.

İman bize Cenab-ı Hakkın bir lütfudur.”

 

“İman ki, ilahi o cevher ne büyüktür.

İmansız olun paslı yürek sinede yüktür.”

 

İnanmayınca insan hiçbir işe yaramaz. Kendisine faydası olmayanın kime ne faydası olsun? Yoksa insanın eti yenmez derisi giyilmez. İmanından ve güzel amellerinden başka nesi vardır?

Cenab-ı Allah, aslında herkesi İslam Fıtratı üzerine, İslam’a meyyal yaratmıştır.

İmanı yenilemek, imanı tazelemek gerekir.

Eskiden Perşembe akşamları iman ve nikâh tazeleme yoluna gidilirdi.

Sık sık kelime-i şahadetle iman tazelenmeli ve kuvvetlendirilmelidir.

Peygamber (as): “İman, elbisenin eskidiği gibi eskir. Allah’a yalvarın ki, imanınız tazelesin.” (Ramuz el-Ehadis:96/6)

Kur’an da: Allah’ın ayetleri okunduğu zaman imanın arttığı haber veriliyor. Şöyle buyruluyor.

-“Müminler ancak, Allah anıldığı zaman yürekleri titreyen, kendilerine Allah’ın ayetleri okunduğunda imanlarını arttıran ve yalnızca Rablerine dayanıp güvenen kimselerdir.” (Enfal:2)

İbrahim (as), Cenab-ı Allah’tan ölüleri diriltmesini istemişti. Allah: “Yoksa inanmadın mı? Buyurdu. İbrahim (as): “Hayır inandım fakat kalbimin mutmain olmasını istedim” demişti. (Bakara:260)

 

Geçerli İman Nasıl Olmalıdır?

İman geleneksel olmamalı, dededen babadan geçme iman olmaz. İnanan, neden, niçin, inandığını bilmesi lazımdır.

İmanın geçerli olabilmesi için:

1-Hür irade ile inanılması lazım. Baskı tehditle iman olmaz. (Bakara:256)

2-İman esaslarının tamamı şeksiz şüphesiz, noksansız inanılması gerekir.

3-İman da inkâra, ümitsizliğe yer olmaması gerekiyor. Allah’ın rahmetinden ne tam ümit var olmalı ne de ümit kesilmelidir. Korku ile ümit arası olunmalıdır. Mesela; ben cennetliğim denmediği gibi, Allah beni affetmez denmemelidir.

4-Dinin hiçbir emri hafife alınmamalıdır.

5-İman ameli gerektirir. Kur’an da “imandan sonra amel edenler” diye geçer. Asr suresinde: “imandan sonra Salih amel işleyenler” diye geçer.

Birine namaz kılmayan kâfir olur mu? Diye sormuşlar.

O da:

-“Olmaz ama kâfirde namaz kılmaz” demiş. Amel olmadan iman korunamaz. Bir de insanın kime benzediği önemlidir.

Ebu Süfyan iman ettikten sonra Peygamber (as) onu denemek istedi, eline baltayı verip, fetihte putların kırılması görevini verdi.

Ebu Süfyan baltayı putlara öyle bir vuruyor ki, kalbinde put sevgisinden bir kırıntının kalmadığını gösteriyordu.

Eğer imanın seni bugün namaz kıldırmıyor, Müslüman gibi yaşatmıyorsa, son nefesinde senin nasıl kurtarsın? Sıratta iman durağından nasıl geçersin? Mahşer de ne muamele görürsün? Hiç düşündün mü?

Önceden iman etmemiş, inancını yaşamamış isen, son anda “iman ettim” demenin sana faydası olmaz. Firavun öyle yaptı ama imanı onu kurtaramadı.

İslam’ın, Müslüman olmanın 5 temel şartı vardır. Yerine getirmeyene nasıl Müslüman denir?

Müslüman olabilmek için itikad düzgün olacak, dinin emir ve yasakları gözetilecek.

Peygamber (as) şöyle buyurur:

-“Sizden biri, içiyle, dışıyla Müslüman olursa, yaptığı her bir hayır en az on mislinden yedi yüz misline kadar sevabı ile yazılır.” (Buhari, İman:31)

-“Kul, yalanı, haklı da olsa kavgayı bırakmadıkça tam iman etmiş olmaz.” (Ramuz el-Ehadis:483/6)

-“İmanın efdalı, nerede olursan ol, Allah’ın seninle olduğunu bilmendir.” (Age:76/9)

-“Kişinin nerede olursa olsun Allah’ı unutmaması imanını efdal olmasındandır.” (Age:132/8)

-“Sizden biri kendisi için sevdiğini başkası içinde sevmedikçe, gerçek iman etmiş sayılmaz.” (B.H Külliyatı:1/71)

-“Allah için seven, Allah için nefret eden, Allah için veren, Allah için tutumlu olan, imanını kemale ulaştırmıştır.” (B.H. Külliyatı:1/72)

Bir gün Hz. Ömer (ra) Peygamber (as) a:

-“Nefsim hariç seni her şeyden çok seviyorum Ya Rasulallah! Der.

-“Nefsindende daha çok sevmedikçe, iman etmiş olmazsın” cevabını alır. Tekrar:

-“Nefsimden de seni çok seviyorum Ya Rasulallah” deyince:

-“İşte şimdi kâmil mümin oldun” cevabını alır.

Bir hadislerinde şöyle buyurur:

-“Üç haslet vardır, bunlar kimde bulunursa o, imanın tadını tadar:

1-Allah ve Rasülünü her şeyden fazla sevmek.

2-Sevdiğini Allah için sevmek.

3-İmandan sonra küfre dönmeyi, ateşe atılmak gibi tehlikeli görmek.”(Buhari, İman:9)

Sahabe imanla değişti. Ne idiler… Ne oldular?

Bir kaşık yoğurt, bir tencere sütü ne yapıyor? İşte iman da insanı böyle durultur. Olgunlaştırır. İman olmayınca insan değişmez. Olgunlaşmaz, faydalı hale gelmez.

 

İman İnsana Neler Kazandırır?

Peygamber Efendimiz: “Rab olarak Allah’ı, din olarak İslam’ı, Peygamber olarak Muhammed’i, seçip beğendim diyenden daha güzel sözlü kim vardır?” (B.H. Külliyatı:1/53) buyurmuştur.

Kur’an da: “Eğer inanmışsanız üstünsünüzdür” buyruluyor. Malazgirt’te, Çanakkale de, milli mücadele de üstünlük, iman üstünlüğü idi. Bedir de, Mekke’nin Fethinde iman üstünlüğü vardı. Güç, sayı hep karşı tarafta idi. Zafer hep inananların olmuştur.

Hz. Ömer (ra) “Eşeğim Müslüman olsa, ben Müslüman olmam” diyordu… İşte müşrik Ömer’le, Müslüman Ömer’in farkı… Ebu Bekir’le, Ebu Leheb’i, Ebu Cehil’i, ayıran imandır.

Peygamberin tebliğini özü: “İman et kurtul!” olmuştur.

İman, küfrü kabul etmediği gibi, kötülüğü de, ahlaksızlığı da kabul etmez. Peygamber (as) “içki içen, Müslüman olduğu halde içki içmez, zina eden Müslüman olduğu halde zina etmez. Hırsızlık yapan Müslüman olduğu halde hırsızlık yapmaz” diyordu. (Ramuz el-Ehadis:423/5)

İman fedakârlık yaptırır. Zekât verdirir. Sadaka verdirir. İnanmayanlar için bunlar enayiliktir. Ne diye versin?

İman, ümit kaynağıdır. “İmanımla yendim” diyenler boşuna demiyor. İmanda hayat vardır, direnç vardır. Ümit vardır, başarı vardır, huzur vardır ve kurtuluş vardır.

İman “Her şey Allah’tandır… Her şey imtihandır… Her şeyde hayır vardır… Dedirtir. İsyan ettirmez, ümitsizliğe sürüklemez, yukarıdakilere baktırmaz, aşağıdakilere baktırıp hale şükrettirir. Sabrettirir. Stresten, bunalımdan, hırstan korur.

J.J Ruso: “İnanmadan da bir insanın faziletli olabileceğini zannederdim, ne kadar yanılmışım” der.

Remzi Oğuz Arık: “İnanmayanlar; şahsiyet haline gelemezler, Her gün başka başka olurlar. Onlara güvenilemez” demiştir.

Atalarımız: “Kork Allah’tan korkmayandan” der.

Peygamberimiz: “Hayâ imandandır. Utanmıyorsan dilediğini yap” buyurmuştur.

Bu durumda imanın insan hayatında yeri ve önemi büyüktür. Peygamberimiz şöyle der:

-“Allah cennetlikleri cennet koyacak, cehennemliklerle günahkârları da cehenneme koyacak. Sonra da kalbinde hardal tanesi kadar imanı olanı cezası bitince, cehennemden çıkaracak cennete koyacak” (Buhari, İman:15) işte inanmanın en son faydası böyle olacak.

“Üç şey imandandır:

-Darlıkta infak etmek.

-Rastladığına selam vermek.

-Aleyhine de olsa adaleti gözetmek.” (Ramuz el-Ehadis:262/1)

İman eden insana şeytan musallat olmaz, kandıramaz, günah işletmez, isyan ettiremez, etrafa zarar verdiremez.

Kur’an da şöyle bildirilir:

-“Gerçek şu ki: İman edipte yalnız Rablerine tevekkül edenler üzerinde şeytanın hâkimiyeti yoktur.”

“Şeytanın hâkimiyeti ancak onu dost edinenlere ve onu Allah’a ortak koşanlaradır.” (Nahl:99-100)

Unutma, son nefeste iman kavgası yapacaksın. O yandığın, kuruduğun anda buz gibi su sana şeytan uzatıp imanını isteyecek, sana kurtuluş vaat edecek. Hocam son anında doğrulup: “Defol bir bardak su ile mi beni kandıracaksın” deyip hayatını noktalamıştır.

 

Sahabe Neden Büyüktü?

Önce Allah’a ve Rasülüne, küfür ve her türlü çirkinlikleri terk ederek gönülden iman ettiler.

Hz. Ebu Bekir’e:

-“Muhammed Miraca çıktığını söylüyor, ne dersin? Dediler.

Hiç tereddüt etmeden:

-O ne söylese doğrudur” cevabını verdi.

Ağır baskı, işkencelere karşı bile taviz vermediler. Onlar Asr-ı Saadet yaşadılar ve cennetle müjdelendiler

Birkaç örnek:

 

Yasir Ailesi aksi yöne hareket eden develerin arasında can veriyor ama imanından vazgeçmiyordu.

 

Hz. Bilal, kızgın kumların üzerinde, üzerine ağır taşlar konarak imandan vazgeçmesi istenince: “Vallahi vazgeçmem, Ahad Ahad” “Allah bir Allah bir diyordu.”

 

Mallarını, ailelerini terk edip hicret edenler her şeyden vazgeçiyor ama imandan, İslam’dan vazgeçmiyordu. Hubab (ra) ın çok alacağı vardı. “Sen imandan vazgeç sana borcumuzu ödeyelim” dediler. “Borcunuzu ödemeyin beni rahat bırakın” diyordu.

 

Arkadaşını gözünün önünde şehit edenler: “Muhammed’in senin yerine öldürülmesini ister misin? Diyenlere

-Değil onun benim yerime acı çekmesini, Vallahi Medine de onun ayağına diken batmasını istemem” cevabını veriyordu.

 

Hz. Ömer (ra) Habbab (ra) a

-“Allah yolunda çektiğin bazı sıkıntıları bize anlatır mısın? Deyince Habbab (ra)

-Ya Ömer, sırtıma bak! Demiş. Sırtına bakan Ömer:

Ömrümde böylesine harap edilmiş bir insan sırtı yoktur demiştir.

Habbab (ra) devam etti:

-Kafirler ateş yakar beni elbisesiz üzerine yatırırlardı ateş sırtımdan eriyen yağlarla sönerdi. Gene de beni imandan döndüremediler” dedi.

 

Zinnire Hatun (ra) Ebu Cehil’in verdiği eziyet ve zulüm sonucu ama oldu. Ebu Cehil ona:

-“Gördün mü? Lat, Uzza senin gözünü kör etti!” dedi. O da:

-“Hayır vallahi beni kör edenler onlar değil. Onlardan ne fayda ne de zarar gelir. Benim gözümü geri vermeye Allah kadirdir” cevabını verdi… Daha sonra Ebu Cehil, onu görür gördü, şaşırdı.

 

Sad bin Ebi Vakkas son derece annesine bağlıydı. İslam’a girince annesi:

-“Sen yeni dinini terk etmezsen ben, yemin ederim bir şey yiyip içmeyeceğim ve öleceğim” dedi. Epey yemedi şaşkınlaştı…

-“Anne! Yüz canın olsa, hepsi birer birer çıksa, ben imanımdan dönmem” dedi. (Lokman:14-15 ayetleri nazil oldu)

Peygamber (as) Medine’ye hicret edecek… Hz. Ali’yi yanına çağırdı. Ona Allah’ın emrini bildirdi ve emanetleri teslim etti: “Ya Ali bu gece benim yatağıma yat!” dedi. Hz. Ali itirazsız ölüm döşeğine yattı.

 

Ashab-ı Kehf adı ile anılan gençleri hiçbir zulüm imanlarından döndürememişti.

 

Cem Sultan Avrupa’ya sığındı. Papa, Cem’i kullanmak istedi. Önce Cem’in Hıristiyan olmasını teklif etti. Cem’e Osmanlı tahtını vaat etti. Cem:

-Değil Osmanlı tahtını bütün dünyanın tahtını verseniz dinimden dönmem cevabını verdi.

Cem, şöyle dua etmiştir:

-“Ya Rabbi! Kâfirler İslam’a, İslam âlemine zarar vermek istiyorlar. Bunun içinde beni kullanacaklar, benim canımı al ki, onlar o emellerine ulaşmasın.”

İşte Allah’ın ve Rasülünün istediği iman bu. O insanlar bunun için büyüktü.

 

İnançsızlık:

İman da geç kalınmamalıdır. Şeytan: “Sonunda kelime-i şahadet getirir, kurtulurum” deyince, Peygamber (as) çok üzülmüştü. Cenab-ı Allah: “Üzülme, sonunda biz ona unuttururuz, iman nasip etmeyiz” buyurdu.

Firavun son anda “Bende Musa’nın Rabbine inandım” dedi ama geç kalmıştı. Allah onun imanını kabul etmedi.

Bir gün öğretmen hep dine, imana, inananlara karşı yaşadı. Emekli olunca Cuma ezanı okunuyordu.

-“Haydi, Cumaya gidelim” dedim. Ağladı ve:

-“Ah gidebilsem! Bende camiye gidecek hal mi kaldı!” dedi.

İnançsızlık insanı mahveder. Toplumu da mahveder. Firavunlara, Nemrutlara, Ebu Leheblere, Ebu Cehillere ne oldu? Allahsızlık okulları açan Rus imparatorluğuna ne oldu? Her vesileyle din düşmanlığı yapanlara ne oldu? Onlar büyüdüler mi?

İnançsızlık bir hastalıktır. Nasipsizliktir.

İmansızlığın sebepleri nelerdir? Nede inanmamışlardı?

-Sapık ideoloji.

-Bilgisizlik (P. E. Taşladılar. Ya Rabbi affet bilmiyorlar)

-Etrafın baskısı. (Ebu Talip ne derler diyorlardı)

-Menfaatlerin elde gitme endişesi.

-Gurur kibir. (Gassan Emiri tokat attı… Biz köle ile eşit mi olacağız)

-İmanı muhafaza edememe. (Amelle beslememe korumama)

-İnançla, inançsızlığı bir arada tutma isteği.

-Günahı küçük görme, terk etmeme.. Kalbi karartmak…

-Nefsi yenememek…

 

Ebu Süfyan 93 yaşında Müslüman olmuş, katıldığı savaşta gözü avucuna akmıştı. “93 yıl gerçeği göremeyen seni ben ne yapayım” dedi yere çarptı.

İnançsızın hiçbir karı kazancı olmaz. Ardından hayır yapılsa ona ulaşmaz. Musalla taşında, kabir başında yapılan duaların ona faydası olmaz. Yüzünün kıbleye çevrilmesi ona hiçbir şey kazandırmaz.

Bir dönem hep Yunan klasikleri basılmış dini kitap basılmamıştır. Diyanet İşleri Başkanı Ahmet Hamdi Akseki “Peygamberimiz Hz. Muhammed” adlı kitap yazmış basıma göndermiş. Basımına müsaade edilmemiştir.

Ali Fuat Başgil Din ve Laiklik eserinde bu buna benzer dini kitapların gençlik dindar olmasın diye basılmasına müsaade edilmediğini ifade eder.

Ahmet Hamdi Hoca neden basılmadığını sorunca Matbuat Genel Müdürü Nedim Tör 1943 de şu cevabı vermiştir: “Memleketimiz de dini bir ortam oluşmasına taraftar değiliz” (12-02-2012 Akit)

O devirde Kur’an öğrenmek, öğretmek suçtur. Çeşmelerde ki besmeleler bile kazınmıştır.

Misyonerler dünyayı Hıristiyan yapmak için harıl harıl çalışırken Ana babalar evladını kaybetmekten korkmuyor. Ateist olur, satanist olur, dinsiz olur gibi bir endişe taşımıyor.

Tabi sonu belli…

 

İman Amel İlişkisi

“İnandım” deyip de imanın gereği olan şeyleri söz, davranış ve amel olarak açığa vurmayanın Müslüman olduğuna hükmedilmez.

Peygamber (as): “İman ile amel bitişiktir. Allah biri olmayınca diğerlerini kabul etmez” (Ramuz el-Ehadis:193/9) buyurur.

Amel olmadan iman korunmaz. Fırtınalar eserken camı olmayan gaz lambası veya mum sönmeden durabilir mi?

Bir gurup Peygambere gelerek:

-“Biz sana iman edeceğiz ama bizden namazı zekâtı ve cihadı kaldırırsan…” Peygamber (as) onlara:

-Namazsız din mi olur? Cevabını vermiştir.

 

Asr suresinde zararda olmayanların imandan sonra Salih ameller işleyenler olduğu bildirilmiştir.

Cenab-ı Allah şöyle buyurur:

-Her kim, mümin olarak iyi iş yaparsa, artık o, ne zulümden ne de hakkının çiğnenmesinden korkar.” (Taha:112)

Müminin bazı endişesi olur.

-Nasıl can veririm?

-Kabirde, sıratta, mahşerde halim nasıl olur?

-Amel defterim sağdan mı, soldan mı verilecek? Demelidir.

Kur’an da Cenab-ı Allah müminler için “Bunca nimete karşı kör ve sağır davranmazlar.” (Furkan:73) Buyuruyor.

Bir gün Peygamber (sav) Ensar’ın bulunduğu topluluğa şöyle der:

-Siz mümin misiniz?

Onlar sükût ederler. Hz. Ömer (ra):

-“Evet, Ya Rasulallah müminiz” der.

Peygamber (as):

-Peki imanınızın alameti nedir?

Hz. Ömer cevap verir.

-“Varlıkta şükreder, darlıkta sabreder, ilahi takdire razı oluruz”

Bunun üzerine Peygamber (as):

-“Kâbe’nin Rabbine yemin olsun ki, bu halde siz gerçekten müminsiniz” (Taberani:11336)

Bazen de görünüşe bakıp da hüküm vermek yanlış olur. Açık küfrü yoksa “Müslüman memleketi o da belli inanıyor, amelini gizliyordur” denir. Müslüman olduğuna hükmedilir. Küfürle itham etmenin tehlikesi vardır. Ya o kâfir değilse, itham geri döner. Söz mutlaka yerini bulur.

Nisa 94: “Size selam verene, sen mümin değilsin demeyin”

Usame (ra): “Allah Rasülü bizi düşman üzerine saldı. Biri bizi görünce “La ilahe illallah!” dedi ama inanmadım, korktuğu için böyle dedi diye düşündüm ve onu öldürdüm.

Dönünce Peygamber (as) beni çağırdı

-“Sen La ilahe illallah diyeni öldürdün mü? Dedi.

-O canını kurtarmak için öyle dedi” dedim.

-Ne bildin? Kıyamet günü ona ne diyecek, nasıl hesap vereceksin? Buyurdu, der.

Bir olayda şöyledir:

Ammar (ra) yapılan zulüm ve işkenceye dayanamayıp dili ile onların dediğini tekrar etti. Bunu Peygamber (as) duydu.

“Ammar’ın bütün vücudu hücrelerine kadar iman doludur” dedi. Ammar’a da: “Bir daha böyle durum olursa, dilinle onların istediğini söyleyebilirsin” dedi.

 

Allah Bizden Hangi İmanı İstiyor?

Biraz da Hıristiyanlığa inanalım ona uyalım, o da Allah’ın dini. Bırak satanist olacağına Hıristiyan olsun. Biraz da İsa’ya uyalım… Bunlar misyoner oyunudur.

Son din İslam’dır.

Son Peygamber Muhammed (as) dır.

Diğerlerinin hükmü kaldırılmıştır. Allah onlara uymayın diyor.

Maide 3: -“Sizin için din olarak İslam’ı seçtim.”

Al-i İmran 19: -“Allah katında hak din İslam’dır.”

Al-i İmran 85: -“Kim İslam’dan başka bir din ararsa, o din kabul edilmeyecektir” buyurur.

 

İmanı Korumak 

Peygamber (as): “İman çıplaktır, süsü hayâ, elbisesi takva, sermayesi fıkıhtır, meyvesi de ameldir.” (Ramuz el-Ehadis:193/1 + 7) Buyurur.

-Günahları küçük görmemek gerekir. Her günah küçük başlar ve her günahın ardında küfre açılan bir kapı vardır.

-Allah’ın haram kıldığını haram bilmek gerekir.

-Allah ve Rasülüne itaatsizlik etmemek icap eder.

-Hayatı güzel yaşamak gerekir ki, güzel ölünsün. Peygamber (as) “Nasıl yaşarsan öyle ölürsünüz” buyurur.

Kamyoncu, ob! Ob! Diye can vermiş…

İnşaatçı, kum getir, harç getir diye diye ölmüş…

Oyun eğlence adamı, parmağını kıtlata kıtlata can vermiş…

Köpek besleyen, köpekle yaşayan köpek gibi hırlayarak can vermiş…

Bu yaşanılan hayatın bir sonucudur.

Allah Kur’an da: “Müslümanlar olarak can verin” diyor. (Bakara:132 + Al-i İmran:102) Müslümanca yaşanırsa, Müslüman olarak ölünür.

-Şeytana uymaktan ve vesvesesinden sakınmak gerekir. Şeytan insanı aldatır, inkâr ettirir. Bazılarına “hani Allah?” “Her şeyi Allah yarattı peki onu kim yarattı?” Dedirtir. İmanı çalar, imansız gönderir. Müslümanca yaşanmazsa bir bardak suya karşılık son anda imanı kapar gider.

 

İmansız Cennete Girilmez

İman yüzünden insanlar 6 gruptur:

1-Mümindir.

2-Münafıktır.

3-Kâfirdir.

4-Fasıktır. (Günaha devam eden)

5-Asidir. (İsyan eden)

6-Mürteddir. (Dinden çıkan)

 

İman etmeyen, imanın esaslarına uymayan kimse, ne yaparsa yapsın, yaptıkları ona fayda vermez. Ebu Talib’e yaptıkları fayda vermemiştir.

Cennete girmenin şartı imandır. İmandan sonra ameldir.

Kur’an dan deliller verelim.

-“İman edip iyi davranışlar da bulunanlara, içinde ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele!” (Bakara:25)

-“Kâfir olarak ölenlerin işleri, ahirette ve dünya da boşa gider.” (Bakara:217)

-“Rablerini inkâr edenlerin durumları, onların amelleri, fırtınalı günde rüzgârın şiddetle savurduğu küle benzer. Kazandıklarından hiçbir şeyi elde edemezler.” (İbrahim:18)

-“Kâfirlerin bütün işleri boşa gitmiştir.” (Tevbe:17)

-“Kâfirlerin her işini değersiz kılarız.” (Furkan:23)

-“Kâfirler iyi işler yaptıklarını sanarlar. Onların dünyada ki çabaları boşa gider.” (Kehf:104)

-“Onların ahirette ateşten başka bir şeyleri yoktur. Dünyada yaptıkları boşa gitmiştir. Yaptıkları şeyler de batıldır.” (Hud:16)

 

Sünnetten deliller verelim:

 

Çobanın biri Peygamber (as) a:

-Bensize yardım etmek için savaşa katılmak istiyorum. Önce iman mı edeyim, savaşa mı katılayım? Peygamber (as):

-Önce iman et. O kişi iman ediyor savaşa katılıyor ve kısa bir süre sonra şehit düşüyor. Bunun üzerine: “Az iş yaptı çok sevap kazandı” diyor.

Hadis: “Kâfir iyilik yaparsa, onun karşılığı dünyada verilir.” (Riyazüs-Salihın:431) (Para, şöhret, makam, itibar ve anılmak gibi)

Hadis: “İman etmeyen cennete giremez.” (Tirmizi Cennet:13)

Hadis: “Cennete ancak inanan Müslüman girer.” (Ramuz el-Ehadis:141/6)

Hadis: “Allah cennetlikleri cennete, cehennemlikleri cehenneme koyacak. Sonra kalbinde hardal tanesi kadar imanı olanı cehennemden çıkarın diyecek.” (Buhari, İman:15)

Bu ayet ve hadislere göre iman yoksa mükâfat da yok, cennette yok.

Ne mutlu kendisine iman nasip olan, imanın gereğini yapan, Müslüman olarak yaşayıp, Müslüman olarak can verenlere…

Bizi imanla, İslam’la şereflendiren, İslam üzere yaşatan Cenab-ı Allah’a hamdü senalar olsun. Bize hayatın sonunda imanla göçmek nasip etsin.

Allah’ın selamı, ikramı, ihsanı, üzerinize, üzerimize ve bütün Müslümanların üzerine olsun.

Allah’a emanet olun. Hoşça kalın

 


Bu yazıyı 218 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here