İnsanı Küfre Götüren Haller

İslam’ı bilmek, İslam’ı yaşamak için zorunludur. Her müslüman dinini bilecektir. Din bilinmediği için din yaşanmıyor, yaşayan zevk alamıyor. Bir çokları da imanını koruyamıyor. Nikahı da koruyamıyor. Dinin yasakladığı konularda ön sıralardayız. Kumarda dünya birincisi, alkolde dünya üçüncüsü, mafyada ve sigara tüketiminde dünya ikincisiyiz. Müslüman, günah ve haram denilen işleri yapmaktan çekinmiyor.

İman yönünden insanlar; mü’min, münafık ve kafir diye üçe ayrılır. Müslüman bunlardan hangi guruba giriyor ve hangisinin hayatını yaşadığını bilmiyor. Bir çok insan imansız ve nikahsız yaşıyor, neden? Küfre götüren hallere düştüğünden haberi yok ondan. Şunu ifade edeyim ki, bu mazeret değil.

İslam’a göre iman, iman esaslarına inanmak demektir. Küfür ise, inkar etmek, inanmamak, İslam’a ters düşmek, İslam’ı eksik ve fazla bilmektir. İslam’ın esaslarından birini, bir kaçını inkar etmektir. Allah’a, peygambere, İslam’a, Kur’an’a dil uzatmaktır.

Kafir, inanmayan, Allah’a peygambere isyan eden ve şeytanla işbirligi yapan kimsedir. Kafirler, Kur’an’in ifadesine göre “necis” kimselerdir. (Tevbe: 28)

Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:

“İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki, onların hepsi Kur’an okur, ibadetle meşgul olurlar, aynı anda bid’atlarla uğraşırlar. Lâkin bilmedikleri cihetten dinsiz olurlar. Ve ilimlerine bedel rızık alırlar, dünyayı din karşılığında yerler. İşte bunlar, Deccal’ın evanesi olacaklardır.” (Ramuz-el-Ehadis: 504/3)

Hayat tarzı olarak küfre çok yakın yaşıyoruz. Çoğumuz ne yaptığını bilmiyor, İslam’a uyup uymadığını da bilmiyor. Müslüman, hesap verecek gibi yaşamıyor. Ne ölümü, ne kabri, ne cenneti, ne cehennemi düşünüyor. En ciddi konularda bile şekilcilikten kurtulamıyor. Bir mevlid okutmakla kurtulacağımızı, türbe ziyaret etmekle, bayramdan bayrama camiye gitmekle dini görevlerimizi yaptığımızı zannediyoruz.

 

KÜFÜR ÇEŞİT ÇEŞİTTİR:

1-         Cahillik nedeniyle küfür: Allah’ın varlığını, sıfatlarını cahilliği sebebiyle inanmamasıdır. Halbuki her insan etrafına ve kendisine bakacak olsa, Allah’ı bulacaktır. Peygamber, kitap gelmemiş olsa bile her insan, aklı ile kendini yaratan, yaşatan, rızıklandıran ve öldürecek, sonra da diriltip hesap soracak olan Allah’ı bulmak zorunda, inanmak zorundadır.

2-         İnâdi küfür: Bir insanın Allah’ı bilmesine rağmen, inadından dolayı inanmaması, inanmış gibi yaşamasıdır. Bunun sebebi, üstünlük duygusundan olabilir; Firavun bu yüzden iman etmemiştir. Makam mevki ve menfaat yüzünden olabilir. Veya kınanacağı, ayıplanacağı düşüncesinden olabilir. Ebu Talip bu sebeple inanmamıştı.

3-         Bile bile Allah’ın ve Peygamber’in bildirdiği küfre götüren halleri yapmak, benimsemek, söylemek ve beğenmek gibi: Küfre rıza da küfürdür. Güzel görmek de küfürdür. Herhangi bir iş için “Kafir olayım” deyip, kafirliğe razı olmak küfürdür. “Kafir olayım” diye yapılan yeminlere çok dikkat etmek gerekir.

İslam alimlerine göre insanı küfre götüren haller 5 bölümde ele alınmıştır:

1-   Allah’a iman,

2-   Peygamberlere iman,

3-   Kur’an, namaz, zikir ve ibadetler,

4-   İslam’ı hafife alma,

5-   Diğer konularda insanı küfre götüren haller.

Biz de bu beş bölümde konuyu ele alacağız:

 

CENAB-I ALLAH’A İMAN KONUSUNDA KÜFRE GÖTÜREN HALLER:

İslam inancının temeli, Allah’a imandır. Görmüyorum diye âlemlerin rabbi olan Allah inkar edilemez. Göremediğimiz birçok şey vardır, ama kabul ederiz. Küfre götüren haller:

1-   Allah’ın varlığını, birliğini, yaratıcılığını kabul etmemek.

2-   Allah’ın Rahîm, Rahman ve Ekber gibi sıfatlarını Allah’tan başkası için kullanmak.

3-   Allah’a mahsus olan gaybı bilme konusunda gaybı bildiğini söylemek ve bir başkasının gaybı bildiğine inanmak.

4-   Allah’tan beklenileni başkasından beklemek, Allah’tan istenileni başkasından istemek, O’ndan başkasına sığınmak.

5-   Allah’ın zulmettiğini, haksızlık ve adaletsizlik yaptığını kabul etmek, söylemek.

6-   Allah nereden görecek, nasıl duyacak, bana Allah karışamaz. Ben Allah mallah tanımam” demek.

7-   Allah baba, Allah dede demek Allah’ın oğlu, kızı var demek.

8-   Bu işe Allah’ın gücü yetmez demek, Allah bile istese, gelse bu iş olmaz demek.

9-   Allah’a şekil ve mekan izafe etmek. Allah gökte demek.

10- Allah şunu niye yarattı ki deyip, Allah’ın yarattığı şeyi lüzumsuz ve manası görmek.

11- Allah’tan korkmuyorum demek, “Allah’tan korkmuyor musun? diyene “Evet” demek.

12- Allah beni unuttu, seni unuttu demek.

13- Biri için: “Onun hakkından Allah bile gelemez.” Demek.

14- Allah’ın başka işimi yok, başka işi mi kalmadı demek.

15- Allah bula bula beni mi buldu demek.

16- Allah izin verse de vermese de yaparım, ederim demek.

17- Allah’ı gördüm, O’ndan emir aldım, Allah’la konuştum demek.

18- Allah’ın yaratıcılığını inkar için tenasüh ve evrim teorisini kabul etmek. Tabiat ana yarattı demek.

19- Allah’tan başkasına secde etmek, tapınmak ve sığınmak.

20- Allah gelse seni benim elimden alamaz, demek.

21- Birine “Sen bana Allah’tan daha sevgilisin” demek.

22- Allah bana cimrilik etti demek. Böyle adalet mi olur demek.

23- Teslis inancını kabul etmek.

24- İbadete riya ve şirk karıştırmak.

25- Allah’la alay etmek, emirlerine karşı ilgisiz kalmak, böyle emir mi olur, yasak mi olur demek, beğenmemek.

26- Allah’a sövmek, dil uzatmak.

27- Allah’ın haram kıldığını helâl saymak, Allah bile dese gene yapmam demek.

28- Allah öldürmedi Allah yaratmadı demek insanı küfre götürür.

 

ALLAH İNANCIMIZ NASIL OLMALIDIR?

Kur’an’da şöyle bildirilir

“Allah’tan başka tanrı yoktur. O, hayatı ezelî ve ebedî olandır. Bütün mevcudat O’nun yaratmasıyla var olmuştur. O’nu ne bir uyuklama, nede uyku tutar. Göklerde ve yerde ne varsa O’nundur. O’nun izni olmadan kim şefaat edebilir? O, geçmiş ve gelecek herşeyi bilir. İnsanlar O’nun ilminden, dilediği kadarından başka birşey kavrayamazlar. Allah’ın bilgisi, gökleri ve yeri kaplamıştır. Göklerin yerin muhafazası O’na ağır gelmez. O, pek yüce olandır, pek büyük olandır.”Bakara Sûresi: 255)

-“Deki: “O Allah birdir!”

-Allah sameddir (herşey ona muhtaç olduğu halde, O hiçbir şeye muhtaç değildir.)

-O Allah  doğurmamıştır,  doğrulmamıştır.

-O’na hiçbir şey denk değildir!” (İhlâs Sûresi)

 

Allah İnancımız şöyle olmalıdır:

-Allah{c.c.), herşeyi yaratan, yaşatan” sonrada yok edecek olandır.

-O’nun evveli ve sonu yoktur.

-O, herşeyi bilir, görür ve işitir,

-O, bütün noksalıklardan münezzehtir.

-O, cisim, suret, şekil değildir. BizO’nu kavrayamayız, hiç bir şey O’na benzemez. O’nun eşi, dengi benzeri yoktur. O, mekandan şekilden münezzehtir.

Peygamberin ifadesiyle: “Allah’la ilgili ne aklınıza gelirse; Allah(c.c.) ondan başkasıdır”

Yunus: “Yücelerden yücesin-Kimse bilmez nicesin” demiştir.

Cenab-ı Allah, emir ve hüküm koymada tektir. Onun için itaat edilmeye en lâyık Allah’tır.

Allah’ın dilemesi dışında hiç birşey olmaz.

“Allah” lafzı hiçbir kelimeden türememiş-tir, özel isimdir.

O, en büyüktür Ondan başka büyük yoktur.

Kur’an’ın ifadesiyle: “O; herşeyin sahibidir. Göklerin ve yerin Rabbı Allah’tır.” (Yunus sûresi: 6)

 

ALLAH’IN ADI NASIL ANILIR?

Bir büyük anılırken; “Efendi, Hazretleri, -Rahmetullahi aleyh ve Radiyallahü anh” gibi ifadeler kullanırız.

Peygamberimizi anarken; Efendimiz, Hazreti, Aleyhisselam, sallallahü aleyhi vesellem” ifadelerini kullanırız.

Rabbımızı anarken; “Cenab-ı Allah, Hz. Allah, Allahu Tealâ veya Allah celle celalühü” dememiz, hürmet ve saygı ile anmamız lazımdır.

Cenab-ı Allah’a karşı şu ifadeleri kullanmamaya dikkat edilmelidir:

-Koca Allah, Allah baba, Allah dede, Tanrı… denmemelidir.

-Allah adı ile lanet okunmamalı, beddua edilmemelidir. Allah kahretsin, Allah belânı versin denmemelidir.

– Kahbe felek, zalim felek de denmemelidir.

-Allah’a ait olan bir şeye asla sövülmemelidir.

-Olur olmaz Allah’ın adı ile yemin edilmemelidir.

-Allah be, hay Allah be, Hey Allah gibi
ifadeler yanlıştır.

 

ALLAH’IN ADI ve SIFATLARI İSİM OLARAK VERİLEBİLİR Mİ?

“Allah” lafzı hiçbirzaman, hiçbir kimseye adolarakverilemez.

“Allah gibi” diyerek benzetmede yapılamaz.

Allah’ın 99 isminden bazıları da isim olarak verilemez. Hele zatına mahsus sıfatlar hiç verilemez. Ancak Abdullah, Feyzullah, Nurullah, Seyfullah gibi isimler verilebilir. Meselâ; Rahim, Rahman denmez. Abdurrahim, Abdurrahman denir. Samed, muktedirdenmez.

Bazı isimlerin manevî faydalan vardır. Ama böyle bir ismi alanda, o isme lâyık olmalıdır. O ismi verenlerde o kişiye karşı kullanacakları ifadelere dikkat etmelidir.

Allah’ın adı oraya buraya yazılmamalıdır. Seccadeye, elbiseye, yatak çarşıfına, yastık kılıfına, insan vücuduna, ambalaj kağıtlarına Allah’ın adı yazılmamalıdır.

“Allah”  yazan   rozet,   kolye  takılacak olursa çok dikkat edilmelidir. Peygamberimizin “Muhammed Rasulüllah yazılı mührü vardı. Onu yüsük olarak takardı. Onunla hiç bir zaman tuvalete gitmemiştir.

 

ALLAH’TAN BEKLENİLEN BAŞKASINDAN BEKLENİR Mİ?

Allahtan beklenilen yardım, başkasından beklenirse Allah’a yapılan başkasına yapılırsa şirke düşülür.

Kur’an’da: “Yardım ancak Allah’tandır” buyrulur. (AI-iİmran:126)

Yusuf Peygamber, Zindanda arkadaşından yardım beklediği için zindan da daha çok kalmıştır.

İbrahim Peygamber, Ateşe atıldığı zaman, Cebrail’in yardım teklifini istemeyip “Allah bana yeter” dediği için ateş onu yakmamıştır.

Hocama biri, elini öpüp “Son anda ve kıyamette bize yardım edersiniz değil mi efendim” deyince, çok kızmış, ona: “Defol! Beni de günaha sokma, git tövbe et!” demişti.

Peygamberimiz şöyle bildirmiştir:

“Beklediğini Allah’tan başkasından bekleyene; “Git, senin istediğini falan versin, sana falan yardım etsin” denilecektir.”

Kur’anda, Arapların Allah’la beraber putları aracı yapıp, onlardan isteklerde bulundukları için müşriklerden sayıldıkları bildirilmiştir.

 

ALLAH’TAN BAŞKASINA YARATICI DENİR MI?

Yaratmak, yüce Allah’a mahsustur. Biz yaratamayız. Yaratmak, yoktan var etmektir. Biz, ancak Allah’ın yarattıklarında değişiklik yapabiliriz. Allah’tan başkası için “yaratıcı”, “yarattı” gibi ifadeler kullanmak doğru değildir.

Tabiat içinde: “yaratıcı”, “yarattı” denemez, şuurlu denirse şirke düşülür.

Tek yaratıcı Cenab-ı Allah’tır.

Kur’an’da:

“Rasûlüm! Deki: “Göklerin ve yerin Rabbı kimdir? Deki: Allah’tır. “O halde deki: O’nu bırakıp da kendilerine fayda ve zarar verme gücüne sahip olmayan dostlar mı edindiniz? Yoksa O’nun yarattığı bir yaratan ortaklar buldular da bu yaratma onlarca birbirine benzer mi göründü. Deki: Allah herşeyi yaratandır ve O, birdir, karşı durulamaz güç sahibidir.” (Rab: 16)

“O Allah ki, herşeyin yaratıcısıdır, O’ndan başka Tanrı yoktu r” (Mü’minun sûresi: 62}

Allah yaratıcıdır, yaratılan değildir.

Peygamberimiz şöyle buyurur:

“İnsanlardan bazıları, lafı şunu demeye kadar   getirirler.   “Anladık,   Allah   herşeyin yaratıcısıdır. Peki onun yaratıcısı kimdir?”

(Hadis Arş. 7/169)

Bu şeytanın vesvesesidir. Allah’ın varlığı: kendindendir, O, ezelî ve ebedîdir.

TANRI KELİMESİ ALLAH YERİNİ TUTAR MI?

Yaratıcının adı, Türkçede Tanrı, Farsca-da Hûda, İngilizce de God, Arapcada Allah’tır.

Tanrı, çokluk ifade eder. Tarih kitaplarında herşeyin tanrısının olduğundan bahsedilir. Tanrı kelimesi, Allah’la eş anlamlı değildir.

Cenab-ı Allah’ın 99 ismi arasında Tanrı yoktur.

Kelimei tevhidde: “Allah’tan başka ilâh
yoktur” denilir.

Süleyman Çelebide: “Birdir Allah O’ndan artık tanrı yok” der.

Kur’an’da: “Allah ile birlikte bir ilâh daha tanıma! Sonra kınanmış ve kendi başına terk edilmiş olarak kalırsın” (İsra sûresi: 22)

“İşte Rabbiniz Allah O’dur. O’ndan başka Tanrı yoktur. O herşeyin yaratıcısıdır. Öyle ise

O’na kulluk edin. O, güvenilip dayanılacak tek Varlıktır.” (En’am sûresi: 102)

Bir kimse: “Tanrım ver!” dese, tanrı ona bir şey vermez. Eli boş kalır. Çünkü “Tanrı” diyen, “Allah” demiş olmaz.

Bizde ideolojik açıdan “Tanrı” demekte ısrar edenler olmuştur. Fakat Tanrı Allah’ın yanında hep cılız kalmıştır.

 

ALLAHÜ TEÂLA’NIN SIFATLARI

Alemlerin Rabbı olan Allah’ın güzel isimleri yanında kendine ait sıfatlarıda vardır.

“Allah’a inandım” diyenin bu sıfatları da aynen kabul etmesi lâzımdır.

Allah’ın sıfatları, diyer yaratıkların sıfatlarından farklıdır.

Allah’ın sıfatları üçe ayrılır:

1) ZATÎ SIFATLAR: Allah’ın zâtı ile birlikte olan. Bunlarda:

a) Vücüd: Allah’ın var olduğunu ifade eder. Herşeyide o, yaratmıştır. Varlığın zıddı olan yokluk Allah için düşünülemez.

b) Kıdem: Başlangıcı olmamak demek. Allah’ın öncesi ve başlangıcı yoktur, ”

 

c) Beka: Sonu olmamak demektir.  Kur’an’da:   “Yeryüzünde   herşey   yok olucudur. İkram sahibi olan Rabbının varlığı ise ebedîdir.” {Rahman: 27)

d) Vahdaniyet: Allah’ın bir tek olması demektir. Herşeyde Allah tektir. İhlas sûresinde: “Deki O Allah bir tektir. Allah hiçbir şeye muhtaç değildir. Herşey ona muhtaçtır, O, doğurmamıştır. Doğrulmamıştır. Hiçbir şey O’na denk değildir.” buyrulur.

e) Muhalefetünlil-Havâdis: Allah’ın sonradan yaratılan varlıklara benzememesi demektir. Hiç birşey Allah’a benzemez, Allah da hiçbir şeye benzemez.

f) Kıyam Binefsihî: Varlığı kendisinden olmak demektir.

2) SÜBÛTÎ SIFATLAR:

Allah’ın varlığı ile zatı ile bulunan sıfatlardır. Bu-sıfatlar:

a) HAYAT: Allah’ın diri olmasıdır.

b) İLİM: Allah’ın herşeyi bilmesidir.

c) SEMİ: Allah’ın herşeyi işitmesidir.

d) BASAR: Allah’ın herşeyi görmesidir.

e) İRADE: Allah’ın dilemesi demektir.

f)KUDRET: Allah’ın herşeye gücünün yetmesidir.

g) KELAM: Allah’ın, ses, harf, kelime veya cümleye muhtaç olmadan konuşmasıdır.

h)TEKVİN: Allah’ın yaratma ve yoktan var etme sıfatıdır.

3)FİİLİ SIFATLARI:

a)-Rızık vermek,

b)-İkram, ihsanda bulunmak

c)-Rıza, muhabbet, gazap

d)-Öldürme, diriltme gibi sıfatları daha vardır.

Allah’ın sıfatları ezelî ve kadîmdir. Bu sıfatlardan birini veya bir kaçını inkâr eden Allahı inkar etmiş olur.

 

ALLAH’IN SIFATLARI EZELİDİR:

Cenab-ı Allah’ın sıfatları ezelidir, ebedîdir. Meselâ; Allah bilir, fakat O’nun bilmesi, bizim bildiğimiz gibi değildir. Allah’ın kudreti vardır, O’nun kudreti, bizim kudretimiz gibi değildir. Allah görür. O’nun görmesi, bizim görmemize benzemez.

Kur’an’da: “Allah’ın eşi, benzeri ve dengi yoktur. Allah gibi hiçbir şey yoktur.” buyrulmuştur. (Şûra sûresi: 11)

 

ALLAH NEREDEDİR?  

Cenab-ı Allah’a bir yer, mekân gösterilemez. Allah’a bir yer ve mekân izafe etmek insanı küfre götürür.

Allah ne yerdedir ne gökte, her yerdedir heryerde.

Kur’an’da: “O, öyle bir Allah’tır ki, göktede yerde de Allah’tır” (Zuhrûf: 84) buyrularak Allah’ın her yerde olduğu bildirilmiştir.

 

ALLAH’IN ŞEKLİ NASILDIR?

Cenab-ı Allah, herhangi bir şeye benzemez.

Kur’an’da:”O’nun hiçbir benzeri yoktur.” (Şura: 11)buyrulur.

Allah yarattıklarından hiçbirine benzemez. Allah’ın misali ve benzeri yoktur. O yarattıklarından hiçbirine benzemez. Hiçbir şeyde O’na benzemez.

 

ALLAH’I GÖREBİLİR MİYİZ?

Bizim gözümüzün yapısı, bu dünyada Allah’ı görmeye müsait değildir. Kur’an’da:

“O’nu gözler idrak edemez.”(En’am:103) “Sen beni göremezsin” (A’raf: 143) “Kıyamet günü  yüzler parlak olduğu halde Rabbine bakacaklardır.11 (Kıyamet: 22)

Hz. Peygamber: “Allah’ı görmek, hiçbir kimseye mümkün ve muvafık değildir.” buyurmuştur. Miraçta gördün mü? Diyenlere “O bir nurdur, nasıl görürüm” demiştir. (Hadis Ans. 17/1328)

Peygamber miraçta kalp gözü ile görmüştür. Mü’minler Allah’ı kalp gözü ile görecektir.(İ.Azam, Fıkhı Ekber: 154)

 

NASIL ŞİRKE DÜŞÜLÜR?

Şirk, Allah’a ortak koşmak demektir.

-Allah’tan beklenilen başkasından beklenirse, şirke düşülür.

-Allah için yapılan, kulada bulaştırılırsa şirke düşülür.

-Allah’ın sıfatları başkasında görülürse,

-Allah’tan başkasına güvenilip dayanılırsa,

-Allah şekillendirilirse, şuradadır denirse,

-Teslis inancı kabul edilirse,

-Kurtuluş   ve   şefaat   başkasından beklenirse,

-İbadete riya karıştırılırsa, şirke düşülür?’, Bu durumda iman gider, nikâh gider.

 

YANLIŞ KULLANILMAMASI VE YANLIŞ!

ANLAŞILMAMASI GEREKEN İFADELER-DEN BİRKAÇ ÖRNEK

-“Mizan, terazi Rahmanın elinde”

-“İki kişi bir olursa, üçüncüsü Allah olur”

-“Allah’ın evi”

-“Allah   hiçbir   yere   sığmaz   kulun kalbine sığar”

-“Kulum bana yürüyerek gelirse ona koşarak giderim”

-“Tabiat ana”, “Tabiat olayı”

-“Benim evimi Allah yıkmadı.”

-“Allah bula bula benimi buldu”

-“Gökteki Allah şahit

-“Allah gökte olmasaydı, Peygamber miraca çıkmazdı.”

-“Allah’ın eli”

-“Allah   yerde mi   gökte mi   bilmiyorum”…gibi

 

HAKİMİYET ALLAH’INDIR

Kur’an’da buyrulur ki;

-“Yerlerin ve göklerin hükümdarlığı kendisine ait olan, hiç çocuk edinmeyen, mülkünde ortağı bulunmayan, herzeyi yaratıp ona bir nizam veren ve mukadderatını tayin eden yüceler yücesidir.” (Furkan: 2)

-“Göklerin ve yerlerin gizli bilgisi O’na aittir. Yerde ve gökte ondan başka bir yönetici yoktur. O kendi hükümranlığına kimseyi ortak etmez.” (Kehf: 26)

-“Allah ile birlikte başka bir tanrıya tapıp yalvarma! O’ndan başka tanrı yoktur… Hüküm O’nundur. Siz ancak O’na döndürüleceksiniz.” (Kasas: 88)

Evet, mülk Allah’ın, Hüküm Allah’ın, Hakimiyet Allah’ındır.

Hiç kimsenin dediği olmaz, hep Allah’ın dediği olur.

 

PEYGAMBERLERLE İLGİLİ

KÜFRE GÖTÜREN HALLER

1-   Kur’an’da adları geçen peygamberlerden birini veya bir kaçını inkar etmek.

2-   Peygamberlerin getirdiklerini inkar etmek.

3-   Peygamberimizin sünnetini reddetmek, görevinin sona erdiğini söylemek.

4-   Hz. Peygamberin son peygamber olduğuna inanmamak, vahyin devam ettiğine inanmak, peygamberlik iddiasında bulunmak, Allah’tan vahiy alıyorum, demek. Allah’la konuşuyorum, Allah’ı gördüm demek.

5-   Peygamberi alaya almak, iftira etmek, dil uzatmak.

6-   Peygamberin yalan söylediğini söylemek, hadislerini inkar etmek, bozulduğunu iddia etmek, peygamberin sözleri için “çok duyduk bunları” demek.

7-   Peygamber bize ne getirdi ki demek.

8-   Peygambere delilik, sihirbazlık, ahlaksızlık ve şehvet düşkünlüğü ile itham etmek.

9-   Peygambere sövmek, ona arapların peygamberi demek.

10- Miraç olayına, mucizelere inanmamak.

11- Peygamberin şefeatine inanmamak, O benim peygamberim değil demek.

Böyle iftira ve iddialarda bulunanları tasdik etmek ve inanmak.

Şunu ifade etmekte fayda var: Bazı konuların bilmemezliği olmaz. “Bilmiyordum” demek mazeret sayılmaz. O kendinde değildi, sarhoştu olmaz.

Ayrıca bazı konuların şakası da olmaz. Ben o konuda şaka yaptım, ciddi değildim demek, insanı kurtarmaz. İman konusu öyle bir konudur ki, ya inanırsın ya da inanmazsın.

Bir husus da niyettir. İslam’da niyet ve kasıt çok önemlidir. Bu iki konu güzel araştırılması lazımdır. Araştırmadan “Kâfir” damgasını vurmak da çok yanlıştır.

Bediüzzaman hazretlerinin güzel bir sözü var: “Bazen kelam(söz) küfür görünür, ama sahibi kâfir olmaz!” diye.

 

KUR’AN, NAMAZ, ZİKİR KONUSUNDA

KÜFRE GÖTÜREN HALLER

1-   Kur’an’dan bir ayeti inkar etmek.

2-   Kutsal şeylerle alay etmek, dil uzatmak, sövmek.

3-   Çalgı aleti ile Kur’an okumak.

4-   Kur’an’da değişiklik yapmak, ilave etmek, Kur’an’a benzer sûre, ayet icat etmek.

5-   Kur’an’a insan sözü karıştı demek, peygamber sözü demek.

6-   Kur’an’a uydum, Kur’an okudum fayda görmedim, demek.

7-   Zikirle, zikir yapanlarla alay etmek.

8-   Bir haramı, günahı, besmele ile yiyip içmek.

9-   Namazı kasten terk, ömür boyu kılınır mı demek, falan kılıyor da ne oluyor, demek.

10- Abdestsiz kasten namaza durmak, namaz kılanı taklit etmek, kötülemek,

11- Ezan ile alay, ezanı değiştirmek, ağzını eğerek taklit etmek.

12- Recep, Şaban, Ramazan deyip alay etmek.

13-  Ahireti, kabir azabını, cenneti, cehennemi inkar etmek.

14-  Cenneti bana verseler sensiz istemem demek, seninle cehenneme girerim, demek.

15-  Dinsizin cennete gireceğini kabul etmek, o cennetliktir demek.

16-  Sevap olduğu bildirileni kötü görmek ve göstermek.

17-  İslam’ın uygun görmediği bir şeyi müdafa etmek.

18-  Abdesti, guslü red etmek.

19-  Kafirlerin işlerini benimsemek, bayramlarını kutlamak kafirin müslümandan iyi olduğunu söylemek.

20-  Alay olsun diye din adamı ile alay etmek, fıkra uydurmak, salih bir kimseye “Seni domuz gibi görüyorum” demek.

21-  Müslüman değil misin? diyene “Evet” demek.

22-  Papazı, kafiri üstad kabul etmek.

23-  Haramı helâl saymak, onunla hayır etmek, sevap beklemek.

24-  Allah’ın nimetine sövmek.

25-  Allah’tan gelene razı olmamak. Günah işleyene “tevbe et” denince ne yaptım ki, tevbe edeceğim demek.

26-  Hakkımı ver, ahirette alırım diyene “Orada kat kat vereyim, sen beni orada nasıl bulacaksın demek.

27-  Birinin şahsı için kurban kesmek, kişiye secde etmek, ondan yardım beklemek, hürmet için eğilmek bile hoş değildir.

28-  Başkalarına küfrü telkin etmek, küfre rıza göstermek.

29-  Dört delilden birini red etmek.

 

Görülüyor ki insan, ne dediğine ne yaptığına çok dikkat edecek. Atalarımız: “Eline, beline, diline sahip ol” derken ne kadar güzel söylemişler.

Bugün küfürle iman arasında ince bir çizgi kaldı.

Hz. Peygamber:

“Kişi sabah müslüman olarak evinden çıkar, akşama imanını kaybetmiş olarak döner. Akşam mü’min olarak evine döner, sabah imanını kaybetmiş olarak çıkar” buyurarak, insanın imanla küfür arasında gidip geldiğini bildirmiştir.

İslam, iyi bilinir, doğru yaşanırsa, insan yaşarken hassas olursa, mesele kalmaz.

İnsanı küfre götüren söz, hareket ve olaydan sonra, o kimsenin daha önceki yaptığı güzel ameller gider, günahları kendinde kalır. Nikahı da düşer. Çünkü imana bağlıdır.

Tevbe istiğfar eden, iman ve nikah yenilerse tekrar İslam’a dönebilir.

Cuma akşamları camide nikah tazeleme olmaz. Vekili veya eşi bulunursa ancak o zaman tazelenir.

Dinden çıkan tekrar dine gönünce, hac yapmış ise haccı yenilemesi lazım. Namaz ve orucunu kaza etmez.

Eğer kişi, Hz. Peygambere sövdü ise, peygambere ait kul hakkı, o hayatta olmadığından yerine gelmez ve o kişinin dönüşü olmaz.

Dikkat edelim, küfre rızada küfürdür.

Bazı edilen yeminler vardır, mesela: “Ben bunu yaptıysam, söylediysem kafir olayım” derse küfre rıza göstermiş olduğundan dolayı kâfir olur.

Bir de bir insan küfre götüren hallerden birine zorlansa, iş de ciddi olsa, zorlanan, kalbi ile razı olmadığı için ve cebir olduğu için küfre girmez. (Günümüzün meselelerine fetvalar: 1/32-33)

Büyük günah işleyen, inkar etmediği müddetçe küfre girmez. Ama din, iman ve nikah gibi konular çok hassastır, şaka da olsa çok dikkatli olunmalıdır. Bu konuların şakası olmaz.

Burada bazı şeylere daha işaret etmek istiyorum:

Kur’an’ın tefsirini, tercümesini okumak şirk değildir.

–         Hacerül Esvedi öpmek şirk değildir.

–         Sakal-ı Şerifi öpmek şirk değildir.

Soruluyor tarikatten ayrılmak küfre götürür mü? Herhangi bir zarar görür mü? diye

Bir cemaatten ayrılıp başıboş yaşamak, iyi bir karar olmaz. Ama bazı rahatsızlıklardan dolayı başka bir cemaate girmek içinse ayrılabilir. Zarar da görmez. Kimse zarar da veremez.

İnsan bugün mezhep bile değiştirebilir. Birinden ayrılır, öbürüne girer. Neden tarikat değiştirmesin?

Bir tarikatten ders almayı, peygambere biatla karıştırmamak gerekir.

Bir yerde bid’atlar işleniyorsa bid’ati  ve bid’atçıyı terk etmek gerekir.

Müslümanın yeri, islamı daha güzel nasıl, nerede yaşayabilecekse orasıdır.

(Bu konularda M. Zahid Kotku Hazretlerinin Akâid adlı eseri ile Ömer Nesefi’nin Akâid adlı eseri en güzel iki kaynaktır.)

 

GENEL OLARAK

KÜFRE GÖTÜREN HALLER NELERDİR?

Müslüman, küfür kelimelerini ağzına alıştırmamalı, günah olmayan sözlerle öfkesini geçiştirmelidir. Şayet, bir küfür sözcüğü ağzından kaçacak olursa, hemen tevbe istiğfar etmeli, küfre götüren bir durum varsa iman ve nikah tazelemelidir.

İslam’da bilmemek mazeret değildir. Allah peygamber göndermiş, kitap göndermiş, niye öğrenmedin, öğreneceksin. Ayrıca bu kadar öğretmek için çırpınanlar var. Onları dinleyeceksin. Dinini öğreneceksin. Günahı öğreneceksin, sevabı öğreneceksin. Öğrenmemek büyük suç. Öğrenmek ise üzerine farzdır.

Mazeret, deliliktir, bunamaktır, baygınlıktır.

Sarhoşluk mazeret değildir. İçki ihtiyaç mı? Hayır, içmeyiver. Öfke mazeret değil. “Sarhoştum, sinirliydim, bilmiyordum” bizi kurtarmaz.

 

Kaynaklarda küfre götüren haller şöyle sıralanmıştır:

Ömer Nesefi’ye göre: (Akâid: 205-224,1974 Otağ yayınevi)

1-      Kur’an ve sünnetin açık hükmünü bırakıp gizli manalar çıkarmak. (Kur’an sünnetin manasını biz anlayamayız. Kur’an ve sünnetin manası gizlidir, onu ancak falanca bilir demek de yanlıştır.) 

2-      Kur’an ve sünnette açıkça bildirilen emri red etmek,

3-      Büyük, küçük haram ve günahı helâl saymak,

4-      Dinle, şeriatla alay etmek “Kahrolsun şeriat” demek,

5-      Allah’ın rahmetinden ümit kesmek (Yusuf: 87. “Kafirlerden başkası Allah’ın rahmetinden ümit kesmez)

6-      Allah’ın azabından emin olmak.

7-      Gaybdan haber veriyorum diyene inanmak. (Peygamber: “Kim kahini tastik ederse, Allah’ın Muhammed’e indirdiğini inkar etmiş olur” (Müslim: 39/35) demiştir.

İnanmak, inanabilmek hidayet işidir. Cenab-ı Allah’ın lütfudur. Fakat imanı arttırmak, güzelleştirebilmek, en önemlisi de muhafaza edebilmek, dikkat ve gayret işidir.

Hz. Peygamber(SAV) şöyle der:

– “Bir topluluk türeyecek ve Allah’ın kitabını dillerinin ucundan okuyacaklar ve okun cesetten çıkması gibi boş olarak dinden çıkacaklar.” (Ramuz-el-Ehadis: 141/7)

Bir hadislerinde de:

“Benden sonra, ümmetimden bir gurup zuhur eder, Kur’an’ı okurlar ama boğazlarını geçmez. Dinden de okun yaydan çıktığı gibi çıkarlar ve dönüşleri de olmaz. Onlar halkın ve mahlukatın en şerlileridir…” (Age: 302/12) diye haber vermiştir.

Her kim olursa olsun, hakkında ayet hadis bulunan konularda son derece dikkatli ve ölçülü olunmalıdır. Kur’an’a ve sünnete ters hareket edilemez. Bir de İslam alimlerinin birleştiği konularda müslüman, başka türlü davranamaz. “Bana göre, benim aklıma göre” diyemez, dememelidir. Bir de hak mezheplerden birine uygun olarak yaşarsa yanılmaz, hata etmez. Etse de mes’uliyet ona ait değildir.

 


Bu yazıyı 4.716 kişi okudu.

Paylaş

1 Yorum

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here