İnsanın İnsan Üzerindeki Hakları

İnsanın önce kendine karşı vazifeleri vardır. Kendine karşı vazifelerini yapmadan diğer görev ve vazifelerini yerine getiremez.

Önce bedenine karşı görevlerini yerine getirmesi lâzımdır:

–          Bedenini temiz tutmalıdır.

–          Haram lokmadan korumalıdır. Günahlardan korunmalıdır.

–          Yüzünün kızaracağı iş yapmamalıdır.

–          Bedenini aç susuz bırakmamalı, eziyet etmemelidir.

–          Hastalıklardan korumalıdır. Kabir, cehennem azabından korumalı der.

–          Alkol, sigara, uyuşturucu kullanmalıdır.

–          İffetini namusunu korumalıdır. Zina etmemelidir.

–          Kötü huylardan arındırmalıdır.

–          Bedenin sağlığı kadar ruhunun sağlığına da önem vermelidir. Ruhun terbiye etmelidir.

–          Nefsini terbiye etmeli, nefsinin kötü arzularına uymamalıdır.

–          Allah Müslüman olarak yaratmıştır. Müslüman olarak yaşamalı, ve Müslüman olarak ölmelidir.

 

İnsanın insana görevleri şöyle özetlenebilir:

1)     Selam vermek

Selam vermek sünnet almak farzı kifayedir.

Selâm dualaşmadır. Selâmı yaymak lâzım.

Allah : “Size selâm verildiği zaman daha güzeli ile alın.” (Nisa:86) buyurur. Selâm alıp vermek önemli bir haktır. İnsanların arasını düzeltiverir. Mezarlığa uğrandığında ölülere bile selâm verilir.

Selâmdan sonra “Merhaba” deyip selâmlaşılan kimselere hal hatır sormak gerekir. Musafahaşıp, salavet getirme fırsatı varsa ihmal edilmemelidir. Peygamber (s.a.): “önce selâm, sonra kelam” buyurur. (Tirmizi, İstizan:11)

 

2)     Nasihat etmek

Nasihat etmek, bir görevdir. Peygamber: “Din nasihattır.” buyurmuştur.

Nasihat isteyene nasihat verilmeli, fikir danışana doğru yol gösterilmeli, bilmeyene öğretilmeli, yanlış bilenin yanlışı düzeltilmelidir. Bilgi noksanlığı olanın da eksikliği giderilmelidir.

Bunda zaman, ortam ve metod çok önemlidir.

Tebliğ işine önce nefisten başlanırsa etki yapar, fayda verir.

Kur’an’da:”İnsanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz?” (Bakara:44)

Musa (s.a.) hitaben Allah : “Firavuna yumuşak söz söyle” (Taha:44)

Peygamberimize de : “Kaba ve kırıcı olsaydın etrafında kimse kalır mıydı?” diyor.

–          İyi örnek olunmalıdır. Peygamber: “Söylemeden önce örnek olmuştur.”

–          İnsanları, hayra çağırmak da görevdir.

Allah Rasûlü : “Bir iyiliğe sebep olan onu bizzat işlemiş gibidir.

Bu işi yaparken iyi örnek olmak esastır. “Söyleme yap” denmiştir.

Cenab-ı Allah : “Sizden hayra çağıran, iyiliği emredip, kötülüğü men eden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.” (Ali İmran:104) buyurur.

 

3)     İftira etmemek

İftira, kirletmektir, lekelemektir, zulümdür. İnsanın maddi manevi mahfına sebeb olur. Onun için yedi büyük günahtan sayılmıştır.

İftira eden iki günah birden işler: 1)Yalan, 2)Hakka tecavüz.

Kur’an’da : “Namusla kadına zina iftirasında bulunana 80 sopa vurun, şahitliğini de kabul etmeyin.” (Nur:4) buyurur.

“Namuslu, kötülüklerden habersiz mü’min kadınlara zina isnadında bulunanlar, dünya ve ahirette lânetlenmişlerdir.” (Nur:23)

 

4)     Yalan söylememek

Yalanda hayır yoktur. Ancak iki insanı barıştırmada zararsız yalan söylenebilir. Bir de zulmü önlemek için caizdir.

Hz. Peygamber : “Kul yalan söyleyince, ondan çıkan pis koku yüzünden melek ondan kaçar” demiştir.

Münafığın alameti üçtür:

1-     Konuşunca yalan söyler,

2-     Vâdinde durması,

3-     Emanete hıyanet eder. (Buhari İman:1/31)

Allah : “Yalan sözden kaçının.” (Hac:30) diye emreder.

Hz. Peygamber : “Yalan kötülüğe, kötülük de cehenneme götürür.”

“En şerli kimseler iki yüzlü davrananlardır.” (Buhari Edep:12/1997)

 

5)     Lânet okumamak

Lânet okumak, kötülük istemektir. Çoğu zamanda geri döner.

Peygamber : “Mü’min lânet okuyucu olmaz” der.

Bir Ashap : “Falana lânet olsun çok içiyor” der. Peygamber de : “Ona lânet okuyarak şeytana yardımcı olmayın” buyurur.

“Ana baba evlada lânet okumamalı, beddua etmemelidir. Çünkü ana babanın duası red olmaz.”

 

6)     Müslümanın müslümana malı da canı da haramdır

İslâm’da Müslüman kendi canı, namusu ve malı gibi diğer müslümanın malını, canını, namusunu korumada yardımcı olacaktır. Arkasından onu savunacak, laf söyletmeyecektir.

–          Canını, malını, ırzını savunurken ölen şehittir.

–          Hırsızlığın cezası ağırdır.

–          Cinayette kısas vardır, diyet vardır. 60 gün oruç kefareti vardır.

Kur’an’da : “Bir Mü’mini kasten öldürenin cezası, içinde ebediyen kalacağı cehennemdir.” Allah ona gazab etmiş, onu lânetlemiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.  (Nisa:93) buyrulur.

–          Başkalarının malını, canını, namusunu koruyanın Allah da yardımcısı olur. Hadis: “Başkalarının namusuna dokunmayın ki, hanımlarınız iffetli kalsın.”

 

7)     Gıybet etmemek

Kur’an’da : “Ey İman Edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerin arkadan çekiştirmesin. Biriniz ölmüş kardeşinin etin yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah Tevbeyi çok kabul eden, çok bağışlayandır. (Hücurat:12)

Peygamber : “Gıybet var olanı söylendir. Eğer yoksa iftira olur” der.

Miraçta leş yiyenler için peygamber sormuş, Cebrail, dünyada gıybet edenler olduğun haber vermiştir.

Peygamber : “Ölülerinizin iyiliklerin yâd edin, kusurlarını konuşmayın” tavsiyesinde bulunmuştur.

Gıybette kul hakkı geçer, helallaşılmalıdır.

Gıybet, dille, işaretle, gözle, kaşla, yazmakla ve dinlemekle de olur. Hatta sözü değiştirip engel olmayanda gıybete ortak olur.

Gıybette sebep olan suç işlemiştir.

Gıybet edenler, gıybeti bırakmazsa, günaha girmek istemeyen, hemen orayı terk etmelidir.

Gıybetinin yapılması istemeyen, başkasınınkini terk etmelidir.

Caiz olduğu yerler:

–          Zulme uğrayan zulmü önlemek için “falan bana zulmetti ” diye şikayet edebilir.

–          Dine zarar vereni, günah işleyeni doğru yola getirmek için falan şöyle yapıyor, mani ol, denilebilir.

–          Başkalarının ıslahı için kötüler örnek verilebilir.

Peygamber (s.a.) şöyle buyurur:

”Bir kimsenin kendisini ilgilendirmeyen şeyi terk etmesi, iyi Müslüman olduğunun delilidir.” (Tirmizi Zühd:11)

“Her işittiğini söylemek kişiye günah olara yeter.” (Ebu Davut Edep:80)

 

8)     Hased etmek

Kur’an’da hasedcinin şerrinden Allah’a sığınmamız istenmiştir.

Peygamberimiz : “Hasedten sakının zira ateşin odunu yapık yok ettiği gibi hased de iyi amelleri yok eder.” buyurur.

Müslüman, hased etmez, şükreder, gıbta eder. Gıbta da amelde ilimde ve hayır hasenatta olursa caizdir.

Peygamber : “Bir kulun kalbinde iman ile hased bir arada bulunmaz.” (Nesei Cihad:8) der.

 

9)     Bid’at işleyene mani olmak

Bid’at, çok, bid’at sahibi de çok. İslâm’ın özüne uymayan işler işleniyor, İslâm yanlış yorumlanıyor. Bid’at değilken bit’at denilip çıkılıveriyor.

Eş, dost, arkadaş seçerken bile; kötülükte ısrar eden fasık olmamasına, bir de, bid’at işleyen bir kimse olmamasına dikkat edilmelidir.

 

10) Kovuculuk yapmak

Kovuculuk, cehennem azabından önce kabir azabına neden olur. Kuvveti tasdik edilmez, sözüne inanılmaz, ikaz edilir, dinlenmez.

Kur’an’da: “Ey İman Edenler! Bir fasık size bir haber getirirse, onun doğruluğun araştırın. Yoksa bitmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de, sonra yaptığınıza pişman olursunuz.” (Hücurat:6)

–          “Arkadan çekiştirmeyin, yüze karşı eğlenmeyi âdet edinenlerin vay haline!” (Hümeze:1)

–          “Rasulüm! Devamlı yemin eden, aşağılık, hep kusur arayıp kınayan, durmadan laf getirip götüren, iyiliği engelleyen, mütecâviz günaha dadanmış, kaba, haşin, soysuzlukla damgalanmış kimselerden hiçbirine, mal ve oğulları var diye sakın boyun eğme” (Kalem:10-14) buyrularak böyle kimseler uyulmaması emredilmiştir.

 

11) Ayıp örtmek

Peygamber (s.a.) şöyle buyurur:

“Birisini bir kusurundan dolayı ayıplayan kimse, o suçu işlemeden ölmez.” (Tirmizi Kıyame:53)

“Kim dünyada Müslüman kardeşinin ayıbını örterse Allah da onun ayıbını kıyamette örter” buyrulmuştur.

 

12) Hataları bağışlamak, suçluları af etmek

Kur’an’da : “O takva sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar; öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da güzel davranışta bulunanları sever.” (Ali İmran:134)

“Kötülüğün cezası, ona denk bir kötülüktür. Kim bağışlar ve barışı sağlarsa, onun mükafatı Allah’a aittir. Doğrusu Allah zalimleri sevmez.” (Şûrâ:40)

“Kim sabreder ve affederse, şüphesiz bu hareketi, yapılmaya değer işlerdendir.”(Şûrâ:43) diye bildirilmiştir.

 

13) Zulmetmemek

Zalimin hasmı Allah’tır.

Peygamber :“Müslüman kardeşini zulmet- mez.” buyurur.  Bir hadiste de:

“İster zalim ister mazlum olsun Müslüman kardeşinize yardım edin. Mazluma anladık zalime nasıl yardım edelim? onu zulmünden vazgeçirerek?” cevabını vermiştir.

Mazlumun duasına perde yoktur.

Allah zalimleri sevmez.

Bu konuda birkaç hadis şöyledir:

–          “Kime ateşin haram olduğun söyleyeyim mi? Cana yakın, geçimli, yumuşak huylu ve iş bitiren, kolaylık gösteren kimselere ateş haramdır” (Tirmizi Kıyame:45)

–          “İnsanlara acımayana Allah acımaz.” (Tirmizi Birr:16)

–          “Mazlumun duasından sakının. Çünkü onunla Allah arasında perde yoktur.” (Buhari Zekat:63)

–          “Ey kullarım! Zulmü kendime haram kıldım. Onu sizin ananızda da haram kıldım. Birbirinize zulmetmeyiniz.” (Müslim Birr:55)

 

14) Alay etmemek

Kur’an’da : “Bir topluluk diğer toplulukla alay etmesin. Belki de onlar kendilerinden daha iyidir. Kadınlarda kadınları alaya almasınlar. Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın. Birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir isimdir. Kimde tevbe etmezse işte onlar zalimlerdir.” (Hucürat:11) ikazı yapılmıştır.

Alaysı şaka da helal değildir.

Hz. Peygamber:“Kişiye kardeşini küçük görmesi günah olarak yeter.”

“Mü’min kardeşini kınayan o kınadığı hal kendi başına gelmeden ölmez.” buyurmuştur.

 

15) Kibirli olmamak

Kur’an’da : “Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma. Çünkü sen ne yereri yarabilirsin, ne de dağlarla boy ölçüşebilirsin.” (İsra:37)

–          “Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Zira Allah kendini beğenmiş övünüp duran kimseleri sevmez.” (Lokman:18)

–          “Ahiret yurdunu, böbürlenmeyi ve bozgunculuğu sevmeyenlere veririz.” (Kasas:83) uyarıları vardır.

Peygamber (s.a.) şöyle diyor :

–          “Kendinizden aşağıdaki olana bakın, üstün olana bakmayın. Çünkü bu Allah’ın size olan nimetini küçük görmemeniz için daha uygun olur.” (Tirmizi Kıyame:58)

–          “Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimse cennete giremez.”

 

16) Müslüman kardeşinin başına geleni üzülmek

Atalarımız : “Gülme komşuna, gelir başına” demiştir.

Müslüman, Müslüman kardeşine zarar gelmemesi için çalışacak. Eğer herhangi bir zarar geldiyse gidermeye çalışacaktır.

Müslüman, kardeşini tehlike anında uyarmak, ırzına namusuna zarar gelmemesi için göz kulak olmakla görevlidir.

Bir kötü halden dolayı “Oh Olsun!” denirse, Allah insanın başına verir.

Müslüman, başkaların başına gelen felaketten dolayı sevinmez. Üzüntüler paylaşılmalıdır.

 

17) İyi niyetli olmak

Peygamberimiz : “İyi niyetli olmak mü’minin amelinden üstündür.”

“Ameller niyete göredir.”

İyi niyet insanı kötü sonucun vebalinden kurtarır. Ayrıca iyi niyete sevap vardır.

Allah insanın niyetine göre muamele edecektir.

 

18) Allah için sevmek

Allah rızası her şeyin önünde olmalıdır. Peygamberimiz : “İman etmedikçe cennet giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe hakiki mü’min olamazsınız.”

“Kendi için sevdiğini başkası için sevmedikçe hakiki mü’min olamazsınız” diyor.

Sevgide nefret de Allah içindir.

Yunus : “Yaratılanı severiz yaratandan ötürü” demiştir.

Buna göre Allah için sevilecektir. Allah’ın sevdiği de sevilecektir.

 

19) Dargınları barıştırmak

Kur’an’da : “Eğer müminlerden iki grup birbirleriyle vuruşurlarsa aralarını düzeltin” (Hücurat:9)

“Mü’minler kardeştir, öyleyse kardeşleriniz arasını düzeltin” (Hücurat:10) emri vardır.

Peygamberimiz : “İnsanların arasını düzeltirken zararsız yalan söyleyen yalancı değildir” diyor.

Bir şey yapayım derken günaha girmekten sakınmak lâzımdır. Fitneye sebep olacak laf ve davranışlar zarar verir. Büyük ve Zaralı yalan söylenmez.

 

20) Güler yüzlü tatlı sözlü olmak

Cenab-ı Allah peygamberimize : “Kaba ve kırıcı olsaydın etrafında kimse kalmazdı” diyor.

Atalarımız : “Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır” demiştir.

“Adam adama tatlı dilin demi yok” der.

Kaba, kırıcı olunmamalıdır.

Herkese tatlı dilli, güler yüzlü olunacaktır.

 

21) Ziyaret etmek

Ziyaret sevgiyi, saygıyı arttırır. İnsana da sevap kazandırır. Yalnız bazı şeylere dikkat etmek gerekir:

–          Vakti uygun olmalı,

–          Usandırmamalı,

–          İzinsiz gidilmemeli,

–          Uzun süreli olmamalı, bakışlara dikkat edilmelidir.

–          Ev sahibin sevincine ve üzüntüsüne ortak olunmalıdır.

–          Ayrılırken Asr sûresi okunarak kalkılmalı

Bir de : El tutma, öpme gibi konularda günah girilmemeli ve eziyet verilmemelidir.

 

22) Hasta ziyareti

Hasta ziyaret müslümanın Müslüman üzerindeki haklarındandır.

Peygamberimiz : “Açları doyurun, sıkıntısı olanları sıkıntıdan kurtarın, hastaların ziyaretine gidin” (İbni Hanbel:3/48) demiştir.

Bir kutsi Hadiste Cenab-ı Allah:

–          Ey Ademoğlu! Ben hastalandım ziyaret etmedin? Kul:

–          Sen âlemlerin Rabbisin. Ben seni nasıl ziyaret edebilirim?

–          Falan kulum hastalandı da onu ziyaret etmedin. Onu ziyaret etseydin, beni ziyaret etmiş olacaktın. (Müslim Birr:43) diyeceğini haber veriyor.

Hasta ziyaretinde

–          Çok oturmamalı,

–          Moralini bozacak konuşma yapılmamalı. Atalarımız : “Dağ adamı, hasta eder, sağ adamı ” demişlerdir. Bazıları hastayı daha da hasta eder. Falan da böyledi… şöyleydi… şöyle oldu… der.

–          Hal hatır sorulup, ihtiyacı varsa giderilmelidir.

–          Şifa dilenmeli, iyileşmesi için dua edilmelidir.

Sevgili peygamberimiz: “Açları doyurunuz, hastaları ziyaret ediniz.” (Buhari Ef’ime:1) diyor.

 

Hasta yatağında ölmek üzere ise:

–          Ölmeden önce Yasin okumalıyız.

–          Kelime-i Şahadet ve Kelime-i Tevhit getirilmeli, sende söyle denmez. Peygamberimiz : “Son sözü Lailâhe illallah olan cennete girer” der.

–          Az az su verilir, dudakları ıslatılır ki, bir bardak suya kanıp imanın vermesin, hüsnü hatime ile Rabbına kavuşsun.

–          Kıbleye çevrilir.

–          Ölünce borçları varsa kabre girmeden ödenmeli, fazla bekletilmeden gömülmeli ve dua edilmelidir.

–          En önemlisi ölenden, ölümden ibret alınmalıdır.

–          El alkışla değil, el Fatiha ile uğurlanmalıdır.

 

Kimlerin cenaze namazı kılınmaz:

–          Müslüman olmayanın, “Ateistim”, “Dinsizim” diyenin,

–          Mürted olanın,

–          Ölü doğanın,

–          Ana babasının bilerek öldürenin,

–          Hırsızlık yaparken, eşkiyalık yaparken öldürülenin,

–          Teröristin,

–          İhtilaflı olarak intihar edenin, namazı kılınmaz. Kılınsa ne olur? Ona hiç fayda olmaz.

 

23) Kabir ziyaretinde bulunmak

Ölmüşlerimiz unutmamalıyız.

Peygamberimiz : “Kabirlerinizi ziyaret ediniz, çünkü kabir ziyareti, ölüm hatırlatır.” (Müslim Cenaiz:3/476) buyurur.

Kabir ziyareti:

–          Ölümü hatırlatır.

–          İyileri ziyaret, ona 3 İhlas bir Fatiha okumak içimizi rahatlatır.

Bundan ölü de faydalanır:

–          Kabire selâm sünnettir.

–          Ondan bir şeyler beklemek tehlikelidir. Şirktir.

Bu arada günaha girilecek şeyler yapmamak gerekir:

–          Kabri öpmek,

–          Etrafında dönmek,

–          Açık saçık kadınlı erkekli ziyaret,

–          Kabirlere saygısızlık, çiğnemek, üzerinde oturmak,

–          Mum yakmak, bir şey bırakmak, orada namaz kılmak,

–          Ağlayıp sızlamak,

–          Ücretle Yasin okutmak,

–          Kabirde yatandan bir şeyler beklemek, ondan bir şeyler istemek, son derece yanlıştır. Ölene de, ziyaretçiye de zarar verir.


Bu yazıyı 5.586 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.