İnsanla İlgili Hurafeler

            İslâm inancına göre insan kutsal bir varlıktır. Cenab-ı Allah insanı yeryüzünün halifesi yapmış, meleklere insana secde etmesini emretmiştir. Bazı insanlar, amelleri, takvaları ile bazı meleklerden üstün kılınmıştır.

Alemleri yaratan Allah (c.c.) her şeyi insan için yaratmış ve insanın faydasına sunmuştur.

 

İnsan hak dini bırakıp batıl inançlara yöneldiği zaman kendisine verilen yüceliği kaybeder, basitleşir. Kur’an’ın ifadesiyle: “Belhüm adel” (hayvandan da aşağı) duruma düşer.

 

İslâm inancına göre imtiyazlı insan yoktur. İnsanlar bir tarağın dişleri gibi eşittir. Efendi köle ayrımı olamaz. Üstünlük soyda sopta değil takvadadır.

 

Kişiye her ne şekil olursa olsun, kurban sunulmaz. Kurban Allah için kesilir. Kişiye kesilirse şirk olur.

 

İslâm inanında kusursuz kul yoktur. Kusursuzluk Cenab-ı Allah’a mahsustur. Peygamberlerin bile ‘zelle’ denilen küçük hataları olmuştur.

 

Kişiden yardım beklenmez. Yardım Allah’tandır. “medet ya falanca!” denmez. Kişiler Gavs (sığınak) kabul edilemez.

 

Bugün insanla ilgili birçok yanlışlıkların yapıldığı görülmektedir.

 

a.ÇOCUKLA İLGİLİ HURAFELER:

 

           Çocukla ilgili öyle hurafeler var ki, pek çok çocuk bundan zarar görmekte, hatta ölmektedir.

Bu konuda yaptığım araştırmalara göre tespit ettiğim bazı hurafeler şöyle:

– Hamile kadının çocuğunun ömrü kısa olmasın diye saçını kestirmemesi,             – Çocuğu olmayan kadın bazı sahtekârlara gidip karnına yazılar yazdırması,

– Çocuğu olmayan kadının gece türbede yatırılması

– Çocuk sünnetsiz olarak ölürse parmaklarından birinin kırılması,

– Çocuğun kırkı çıkmadan tırnağı kesilirse ya arsız ya da hırsız olacağına inanılması,

– Çocuğa isim vermek için rastgele açıp Kur’an sayfalarında isim aranması (Diyelim ki Rahman suresi çıktı, orada Keziban çıktı. Yalanlayan, yalancı anlamını taşıyan Keziban mı verilecek?)

– Çocuk yıkandıktan sonra sofra bezine sarılırsa tok gözlü olacağına inanılması,

– Çocuğun doğunca kulağına ezan, kamet okunmazsa, sonra yaptığı ibadetlerin kabul olmayacağına inanılması,

– Çocuğun göbeği cami duvarının dibine gömülürse, dindar, suya atılırsa temiz, evin içine gömülürse evine bağlı olacağına inanılması,

– Çocuğun yatağının altına kurumuş dışkısı konulursa; çocuğun cin ve şeytandan korunacağına inanılması,

– Konuşmayan çocuk için Cuma namazından sonra ağzına anahtar sokulup çevrilirse, konuşacağına inanılması,

– Gelinin kucağına erkek çocuk verilirse çocuğunun erkek olacağına inanılması,   – Gelin, su kaynağına saklanan tarağı bulursa, çocuğun kız; bıçağı bulursa erkek olacağına inanılması,

– Yatan çocuğun üzerinden atlanırsa, boyunun kısa kalacağına inanılması,

– Çocuğun ilk kakası çocuğa yedirilirse, nazardan korunacağına inanılması,

– Çocuğun kırkı çıkmadan eve et sokulmaması, çocuğun kırkı çıkmadan evden çıkarılmaması,

– Çocuk ölmesin diye yatağına mezar toprağı koyulması,

– Cenaze çıkan evde çocuk sıkıca bağlanır, yoksa ölen alır gider düşüncesi,

– Çocuğa idrarı içirilirse sarılık olmaz denmesi,

– Çocuğun bahtının güzel olması için türbeye götürülmesi,

– Sarılık olan çocuğun başına sarı örtü bağlamak,

– Doğarken annesi ölen çocuğun hayırsız olacağına inanmak,

– Çocuk genç ölmesin, aksakallı olsun düşüncesiyle yüzüne un sürmek,

– Çocuk fıtık doğarsa, çalı ağacı kilotun içinden geçirilirse, iyileşeceğine inanılması,

– Çocuğun doğduğu yerde el işi yapılırsa, çocuğun göbeğinin düşmeyeceğine inanılması,

– Çocuğun boyu ölçülürse,  boyunun uzamayacağı düşüncesi,

– Çocuğun boyunun metre ile ölçülmesi halinde ömrünün kısa olacağı düşüncesi,

– Çocuğun ayağının altından öpülürse, talihsiz olacağı inancı;

Bunların hepsi akıl ve din dışı hurafelerdir. Hepsinin arkasında cehalet yatar. Çocuk bunların hiç birinden fayda görmez. Aksine zarar görür.

 

          b.KADINLARLA İLGİLİ HURAFELER

 

“Kadın saçı uzun, aklı kısa” denilerek her millette her devirde horlanmış, aşağılanmış, insan kabul edilmemiştir.

Yeniye kadar kadın erkeği ile sofraya oturamaz, izinsiz konuşamaz yolda erkeğinin üç beş adım gerisinden giderdi. Kadın için “ Kucağından çocuğu, sırtından çubuğu eksik etmeyeceksin.” denirdi.

 

Bazı çevrelerce kadın uğursuz sayılırdı. Kötü gözle bakılır, bazı haklardan mahrum edilirdi.

 

Meselâ; Çin’de kadına isim bile konmazdı. Kadının hiçbir medeni hakkı yoktu. Bugün bile ‘cins kırım’ adı ile kız çocukları kürtajla alınmakta ve çalışan kadına çok az ücret ödenmektedir.

 

Hindistan’da kadının miras hakkı yoktu. Kocası ölen kadın, evlatlarına miras olarak kalırdı. Veya kocası ile beraber yakılırdı. Kız çocukları Ganj Nehri’ne kurban sunulurdu.

Hindistan’da son yirmi yılda on milyon kız bebeğin doğmadan veya doğduktan sonra öldüğü bildirilmiştir. –18.12.2006, Yeni Şafak

 

Yunanlılarda: kadın aşağılık bir varlık olarak görülür, ev işlerine bakar, herhangi bir hakkı ve tasarruf yetkisi yoktu. Kadın erkeğin vasiliği altında yaşardı. Kocası onu istediği zaman boşar veya başkalarına verebilirdi.

Romalılarda erkek kadın üzerinde sınırsız hak sahibi idi. İsterse öldürürdü. Kadının mülk edinme hakkı yoktu. Baba, kızı kabul ederse, kız o aile içinde yaşardı.

Kadının ruhsuz bir hayvan olduğu kabul edilir, bir hayvan veya şeytan olarak görülürdü.

 

Bizans’ta kadının hayatı ve ölümü erkeğin elindeydi. Kadın erkeğin kölesi idi. Kadın alınıp satılırdı.

 

İran’da kadına hiç saygı duyulmazdı. Mezdek, ana ile kız kardeş veya kızı ile evliliği meşru sayıyordu. Bugün bile Muta nikahı ile kadın istenildiği zaman ortada bırakılıveren bir varlıktır.

Avrupa’da kadın ruhsuz ancak erkeğe hizmet için yaratılmış bir varlık kabul edilirdi. Kadın bir maldı çok erkekle yaşayabilirdi.

 

1788 yılına kadar İngiltere’de kadın, erkeğine mutlak surette itaate mecburdu. Hemen hemen hiçbir medeni hakkı yoktu. Kadın erkeği ile sofraya oturamaz ve müsaade almadan da konuşamazdı. Kadın sadece kocasının değil, erkek evladının da hizmetçisi idi.

İslâm’da önce Araplarda kadın uğursuz istenmeyen diri diri toprağa gömülen bir varlıktı. Kızlar ve kadınlar pazarda alınıp satılırdı. Erkek sınırsız kadınla evlenirdi. Kadının miras hakkı yoktu.

 

Kadın değersiz bir varlıktı. Kız çocuğu olan utanç duyardı. (Tekvir Sûresi: 8-9 + Nahl Sûresi:58-59)

 

Yahudilikte kadın, Ademi yoldan çıkardığı için lanetlidir. Kadın dîni ayin ve ibadetlere katılamaz. Ancak başını örterek erkeklerin ibadetini seyredebilirdi. Çünkü kadın Havva’nın işlediği suçtan dolayı suçludur.

Hristiyanlıkta da kadın, cennette işlediği suçtan dolayı fitne ve fesat kaynağıdır. Kadının ruhuna şeytan girmiştir. Şeytan insana kadınla yaklaşır. Kilise: “Mesih’in annesi hariç her kadın cehennemliktir.” demiş, yıllarca kadının ruhu var mı, yok mu diye tartışmıştır.

 

İslâm’da kadın, erkekten farklı bir varlık değildir. Kadın öldürülmez, zulmedilmez, dövülmez. Allah’ın emirlerinden aynen kadınlarda sorumludur. Kadın uğursuz değildir. Kadın evinin sultanıdır. “Cennet anaların ayağı altındadır.”, “En hayırlı erkek kadınlara hayırlı olandır.”, “Ana ve babaya ‘öf’ bile denmeyecektir.” Kadının ırzı, namusu, malı kutsaldır.

 

Peygamber (sav)   Veda Hutbesi’nde şöyle demiştir:

“Ey İnsanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları Allah’ın emaneti olarak aldınız. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, kadınlarında sizin üzerinizde hakkı vardır…”

 

Bugün şunu ifade edeyim ki bid’at ve hurafelere kadınlar erkeklerden daha çok meylediyor. Genç kızlarda babalarından değil analarından etkileniyor.

 

Yapılan bir araştırmaya göre Diyanet Dergisi’nde kadınlar arasında hurafelerin yayıldığına ilişkin çarpıcı bir haber yayınlamıştır. Buna göre kadınların yüzde 17’si nazar boncuğu takıyor. Bazı kadınlar korunmak için muska, at nalı taşıyor. Yüzde 65’i fala inanıyor, yüzde 35’i muska yaptırıyor, yüzde 60’ı türbelere gidiyor; ev istiyor, çocuk istiyor, şifa arıyor, yüzde 25’i büyü yaptırıyor.

Kutsal kabul edilen ağaç, kaya, su kaynağı gibi yerler kadınlar tarafından ziyaret ediliyor. Oralara çaput bağlanıyor, suya para atılıyor, yazılı kağıtlar atılıyor. Evlenmek isteyenler, çocuk isteyenler hastalığından kurtulmak isteyenler ümit arıyor.

 

Van Kalesi’ne giden genç kızlar kısmetlerinin açılması için M.Ö. 7. Yüzyılda yapılan kanalda: “ O yanım keçe, bu yanım keçe Allah’ım elime helal süt emmiş biri geçe “ diyerek istekte bulunuyor. Bunu üç Perşembe tekrarlıyor. -30.ağus.2005.Yeni Şafak 

 

           Diyarbakır’ın Dicle ilçesine bağlı Şeyhmalan Köyü Türbesi kadınlarla dolup taşıyor, yan taraf6ta bulunan delikli taştan geçerek günahlarının affedileceğine inanıyorlar. Ayrıca türbenin penceresini, kapısını, duvarını öpüyorlar. –26.05.2006 Milliyet 

 

           Kadınlarla ilgili diğer tespit ettiğim ısrarla yaşatılan hurafelerden bazılarını şöyle sıralayalım:

–   Hamile kadının karnında bebek kıpırdadığı an kime bakarsa çocuk ona benzer.

–   Hamile kadın cebine elma koyarsa, çocuk elma yanaklı, yumurta koyarsa gamzeli olur.

–   İki bayram arası nikah kıyılmaz.

–   Evliliğin ilk gecesi kim evvel uyursa o önce ölür.

–   Nikahta kim kimin ayağına basarsa onun hakimiyeti olur. Kim kime önce tokat atarsa onun sözü geçer.

–   Kadın kocasına hayız kanı içirirse geçimleri düzgün olur.

–   Gelin eve geldiğinde kaynananın ayakları arasında sürünerek geçerse saygılı olur.

–   Kız evli bir kadının gelinliğini giyerse kısmeti kapanır.

–   Hamile kadın çirkin birine bakarsa çocuk çirkin olur.

–   Cuma günü ezan okuyana örtü sallanırsa, kısmeti açılır.

–   Kısmetinin açılmasını isteyen kadın, göbeğinde kilit açtırır.

–   Kısmeti açılsın isteyen cumadan ilk çıkana kilit açtırırsa, kısmeti açılır.

–   Gece çeşmeyi açık bırakanın kısmeti açılır.

–   Dört yol ağzında kızın çeyiz bohçası açılırsa, kısmeti açılır.

–   Düğün sırasında örgülü saçları çözmek, kilit açmak doğumu kolaylaştırır.

–   Doğum yapanın mezarı kırk gün açık kalır, kırk gün dolmadan dışarıya çıkarsa, kadın veya çocuk ölür.

–   Doğum yapan kadınlar karşılaşırlarsa, kırkları karışır.

–   Hamile kadın yumurta yerse, çocuk tembel olur.

–   Lohusa kadın yastığının altına makas, bıçak, iğne koyarsa zarar görmez.

–   Hamile kadın saçını keserse, çocuğunun ömrü kısa olur.

–   Gelin damadın evine girerken üzerine buğday, şeker, para atılırsa varlık içinde mutlu olurlar.

–   Sabah evden çıkan erkeğin önünden kadın geçerse işi düzgün gitmez.

–   Hayızlı kadın sebze ve meyveli bahçeye girerse, o yıl meyve ve sebzeler kurur.

–   Hayızlı kadın akşam turşu küpünden turşu çıkarırsa, turşu bozulur.

–   Akşam eve turşu, sirke, acı girerse aileden biri ölür.

–   Akşam ezanı okunurken kız merdivenin altından geçerse kız kısır olur.

–   Evli birinin yüzüğünü kız takarsa, kısmeti kapanır.

–   Evlenmek isteyen, pilava kaşık saplarsa evlenir.

Görülüyor ki, bunların hiç biri ne akıl işi ne de din işidir. Bunlar, ilkel insanlardan süregelen batıl inançlardır. Çoğu da israfa, zaman kaybına neden olur. İnsan onuruna zarar veren şeylerdir. Bunlara inanan günaha girer.


Bu yazıyı 849 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.