İNSANLIK ONURUNA YAKIŞMAYAN İLİŞKİ ZİNA

Zina demekten tiksindiğim için başlığı nasıl atayım diye çok düşündüm.

Zina, genel olarak evlilik dışı ilişkidir. Bu kötülük; dokunarak elle, bakarak gözle, dinleyerek kulakla, konuşarak dil ile, yürüyerek ayakla hatta düşünerek, içinden geçirerek ve arzulayarak yapılabilir. Yani zina günahına girilebilir.

Zina, bugünün belası değildir. Geçmişe göz atmakta fayda vardır.

Zinanın tarihçesine bakıldığı zaman bunun yeni bir kötülük olmadığı görülecektir. Kadın erkek arasında yasak ilişkilerin yanında, insanlık dışı utanç verici ilişkiler olarak da sürüp gelmiştir. Mesela; ikinci Yezdcerd, kendi öz kızı ile resmen evlenmiş, daha sonra da onu öldürmüştür.

Taberi Tarihi’nin kaybettiğine göre altıncı asırda hüküm süren Behram, ana baba bir kız kardeşi ile uzun yıllar evlilik hayatı yaşamıştır.

Babil ve Asırlar’da her kadın Venüs Mâbedine gidip kendini başka erkeklere sunmak mecburiyetinde idi. Hiç bir kadın borcunu ödemeden Mâbetten dönmezdi. Bu durum toplumda kötü bir şey sayılmazdı. Aksine kadının topluma ödenmesi gereken bir borcu telakki edilirdi.

Roma’da hür bir kadının yabancı erkeklerle ilişkisi fuhuş sayılmazdı. Hatta koca, gürbüz çocuğa sahip olabilmek için karısını başkalarına kendisi sunar, hamile kaldığı anlaşılıncaya kadar onunla kendisi ilişki kurmazdı.

Roma dahil diğer Hristiyan olan ülkelerde ilk gece hakkı kocaya ait değildi. Beylere aitti. Eğer nikah dini olmuşsa o zaman ilk gece hakkı Papaza ait olurdu. Ayrıca papaz bu iş için damattan para bile alırdı.

Batı’nın yeniye kadar sürüp gelen geleneğine göre bir kadın, çocukla evlenebilirdi. Çocuk büyüyünceye kadar da başka erkeklerle, hatta çocuğun yakın akrabaları ile yaşar, çocuk büyüyünce kocasına dönerdi.

İslam’dan önceki arap toplumunda kadınlara fuhuş yaptırılır ve bu iğrenç yolla para kazanılırdı.

Bilhassa Batı ülkelerinde evlenmeden önce kızların bekaretini kaybetmesinden korkulmazdı. Kadının kısır olmasından korkulurdu. Bunun için evlenmeden hamile kalan kadın, erkeğine zürriyetsiz kalmayacağı teminatını vermiş sayıldığından, hamile kadının koca bulması daha kolay olurdu. Evlenmeden önce ve evlendikten sonra erkeğin karısını kıskanması ayıp sayılırdı. Kocanın karısını başkalarına ikram etmesi veya gürbüz çocuk için sunması, şerefli bir davranış sayılırdı. Bir kadının birden fazla kocası olabilirdi.

Batının bugünkü durumu geçmişinden pek farklı değildir Bu konuda birkaç örnekle yetineceğiz.

Türkiye harp Malülü Gaziler Dergisi (1968 Temmuz, sayısı:149)’nin “Evli Çiftler eş değiştiriyor” başlıklı haberine göre:

“Değiştirici çiftler, bir evde toplandıktan sonra çiftler yuvarlak bir masa etrafında otururlar. Masanın üstünde yatık vaziyette duran bir içki şişesi rulet gibi döndürülür. Şişe durduğu zaman ucu ve dibi hangi kadın ve erkeği gösteriyorsa, o kadın ve erkek bir odaya çekilir. Karı koca masanın etrafında yan yana oturdukları için, şişenin her ikisini birden göstermesi imkansızdır. Bu sebeple şişe nasıl durursa dursun, bir ucu bir kadını, diğer ucu da bir erkeği göstermektedir. Bu şekilde evli çift bu oyuna katılınca, koca başka bir adamın karısıyla sevişirken yanındaki odada da kendi karısı bir başka adamla aşk yaşamaktadır.

Yapılan araştırma Amerika’da bu hastalığa tutulan ve “şişe oyunu” oynayarak eşlerini değiş-tokuş eden evli çiftlerin sayısının 7 milyon civarında olduğunu ortaya koymuş bulunmaktadır.

Bu salgına tutulan çiftlerin gazetelere verdikleri ilanlarda şu ifade kullanılmaktadır:

23 yaşında güzel bir sarışın ve 35 yaşındaki yakışıklı kocası, güzel çiftlerle tanışmayı arzuluyorlar. İsteklilerin fotoğraf göndermeleri rica olunur. Adres…

Bazı ilanlar ise daha da cüretkardır. Mesela Los Angeles gazetelerinden birinde çıkan böyle bir ilanda şöyle denilmektedir: “Seks hürriyetini seven çiftler aranıyor. Taliplerin güzel ve seks düşkünü olmaları tercih edilir. Adres..”

“Amerikan gazeteleri Amerika’da bu salgının birkaç senedir devam etmekte fakat bu derece yaygın olduğunun bu âna kadar bilinmediğini belirmektedirler…”

Batı ülkelerinde erkeklerin çalıştığı kadınların müşteri olduğu genel evlerinin faaliyet gösterdiği bilinmektedir. Bu işi yapan ve yaptıranlar, kadınlara haksızlık edildiği ve böylece bu haksızlığın giderildiği gerekçesiyle bu işi yaptıklarını ifade etmişlerdir.

Homoseksüellik de normal ilişkiler haline gelmiştir. Sokaklar homoseksüeller ile doludur. Homoseksüelliğin serbest bırakılması için yürüyüşler, kanun tekliflerinin ardı kesilmemiştir. Kilise, cinsi sapık erkekle erkeğin resmen nikahını kıyar hale gelmiştir.

Yunan Meclisi, zührevi hastalıklar ve homoseksüellik ile kanun tasarısını görüşerek, zührevi hastalıklarla mücadele edebilmek için 21 yaşını doldurmuş ve ücret karşılığı açık faaliyet gösteren homoseksüellerin sağlık muayenesi mecburiyeti getirmiştir. (28-01-1981,Tercüman Gazetesi)

1975’te Fransız fahişeleri, haklarını korumak için dernek kurmuşlardır. On binlerce fahişenin üye olduğu “Fransa Ulusal Fahişe Federasyonu” kurulmuştur. (18-06-1975,Cumhuriyet Gazetesi)

Bugün Fransa, kadın ticaretini döviz kaynağı baktığı için sokaklarda açılan kadın piyasalarından polis elini çekmiştir. Bazı turistik broşürlere seks piyasası ile ilgili bilgiler ve adresler koymaya başlamıştır. (15 05 1982,Bulvar gazetesi) Ayrıca aynı tarihli gazetede AET ülkelerinin hayat kadınlarına meslek kredisi verileceği haberinin altında Fransız bayan milletvekili Yvonne Fuillet: “Meslek kredisi açılarak, hayat kadınlarının gerçek bir mesleki statüye kavuşacakları” beyanatı yer almıştır.

Türk sınırları dahilinde zina yapan Çinli prenses Göktürk kağanı tarafından halkın gözleri önünde kılıçla öldürülmüştür. Çünkü Gök Türk töresinde ırza tecavüzün cezası idamdır.

Oğuz Destanı’nda zina yapanların gözlerine mil çekildiğinden bahsedilir.

“Türkler arasında zina en büyük cürüm sayılır ve zina eden her iki suçlu da ölüm cezasına çarptırıldı.” “Uygurlarda zina yapan kimseye üç yüz değnek cezası ile birlikte maddi ceza da verilirdi. Eğer kadın dul ise üç değnekten sonra erkek onu nikahlamaya mecburdu.”

Göktürkler’de fuhuş meçhuldür. Evli bir kadına tecavüzün cezası idamdır. Genç kıza tecavüz ise, genç kız evlenmeyi kabul etmediği takdirde ceza aynıdır. Hırsızlık yapan çaldığının on mislini öder; ödeyemezse hürriyetini kaybederdi. Türk töresinde bu tür cezaların sonucu olmalı ki Vambery’ye göre Eski Türkçe de alüfte, piç (veledi zina) sözlerine rastlanmazdı.

Görülüyor ki, Türk tarihinde suçlar cezasız kalmamış, herkes kötülüklerden mes’ul tutulmuştur. Türk ahlakının yüceliğini sağlayan disiplin ağır cezalarla sağlanmış ve bu disiplin sayesinde Türkler varlıklarını sürdürüp ayakta kalabilmişlerdir.

Sapıklık içinde olan milletleri Cenabı Allah üzerlerine taş yağdırmış hastalıklarla cezalandırmıştır.

 

A-ZİNA BÜYÜK AHLAKSIZLIKTIR:

Zina, günahların büyüğüdür. İnsanı alçaltır. İnsanı kirleten bir kötülüktür. İnsanı başka günahlar ve kötü hallerine sebep olur.

Cenabı Allah Kur’an’da şöyle buyurur:

Zinaya yaklaşmayın zira o bir hayasızlık ve çok kötü bir yoldur. (İsra 32) Burada Allah zina etmeyin demiyor. Zinaya yaklaşmayın diyor. Zinaya sebep olan zinaya götüren yolları da yasaklıyor.

Kuran’da teklif etmek bile zina hükmünde olduğundan büyük günah sayılıyor. (Yusuf suresi 29)

Zinanın ne kadar büyük günah olduğunu bilmeyenler, işi hafife alıyor. Peygamberimiz (a.s.) “Zina eden Mümin olduğu halde zina etmez” buyuruyor. Zina edenden iman ayrılıyor, melekler ayrılıyor. Artık şeytan onun dostu oluyor!

Bugünkü zinanın yayıldığını gören şair şöyle demiş:

“Devrin ahlakına insan şaşıyor,

Bekarlar evliler gibi yaşıyor.”

Zina semavi dinlerde de yasaktır. Tevrat’ta:

“Kızını fahişe ederek murdar etme! Ta ki diyar zina etmesin. Diyar alçaklıkla dolmasın.” (Levililer: 19/29)

İncil’de de:

“Zina etmeyeceksin! (Mafta: 19/18)

Psikolog ve psikiyatristler uyarıyor:

“Zina sapıklığa sebep olur” diyor.

Zina serbest olduğu için sapıklıklar her an artmaktadır.

Zina davranış bozukluğudur. Ahlak bozukluğudur. İnsanın alçalmasıdır. İnanç yoksa, ahlaksızlığın önüne geçmek çok zordur. Çünkü gizli yapılan bir iştir.

Flört serbest, arkadaşlık serbest, sözlü, nişanlılık kılıfı ile zina kolaylaşıyor. Zina ancak inançla önlenir. Allah görüyor, Allah biliyor, Allah soracak diye inanan bir insan asla zina etmez.

İnanmayınca diziler, filmler ve müstehcen basın, festivaller, dans salonları zinaya zemin hazırlıyor.

Kozmik araştırmalar enstitüsünün yaptığı araştırmalara göre nikahsız birine dokunulduğu zaman insan kalbinde ve vücudunda kararma olduğu, nikahlı eşine dokunduğu zaman, normal olduğu bir değişimin olmadığı bildirilmiştir.

Bu durumu peygamber (a.s.) şöyle ifade etmiştir: “İnsan günah işlediği zaman kalbinde siyah nokta oluşur. Tövbe etmez günaha devam ederse, o siyahlık büyük bütün kalbi karartır.” demiştir.

Ayrıca bilim adamlarının araştırmalarına göre: gayri meşru ilişkinin toplumun mayasını bozduğunu açıklamıştır. Zina eden kadının psikolojisi bozulur. Toplumda utanarak yaşar. Çocuk meydana gelirse, onu ya öldürür ya da terk eder. Eğer evli ise o ailede hayır kalmaz. Çocukların köpek kadar değeri olmaz. Ayrıca gayrimeşru ilişkiler topluma yayılır.

Öğretmen Seçil Müge 2 aylık zina mahsulü çocuğunu evde bırakıp 9 günlük tatile çıkması zinanın insanda, insanın hayatında yaptığı değişikliği gösteren sadece bir örnektir.

Toplumda sapıklar özgürlüğü yanlış anlıyor. “İnsanım, Müslümanım” diyen hiçbir kadın ahlak, namus ve iffet konusunda “ben özgürüm, istediğimi yaparım” diyemez. “Namus benim, iffet benim kime ne?” Diyemez. “Vücut benim, karın benim, kime ne? Diyemez. Kendini bilen insan, namusuyla şerefi ile insandır.

Türkiye’de bir şeyler ters gidiyor. Mesela; zina serbest, zina suç değil dini nikah suç, zina ahlak düşmanıdır, aile düşmanıdır ve toplum düşmanıdır. Dış güçlerin hedefinde zinanın yayılması vardır. Çünkü zina nesli bozar. O nesil ahlaksız olur, acımasız olur. İnsan şeytani olarak toplumda yıkıcı bozucu olmaktan zevk alır.

 

B-HER AHLAKSIZLIĞIN KAYNAĞI BATIDIR:

Amerika’da Avrupa’da fuhşun her çeşidi, aklı başında bir insanın ürpermesine tiksinmesine neden olacak şekilde yayılmıştır.

Çocuk denecek yaşta kızlar kürtaj olmak ta, herkes cebinde, çantasında prezervatif taşımaktadır. Evlilik, aile anlamını yitirmiştir.

Bir Gazete haberinde “İngiltere’de 100 çocuktan 40’ı evlilik dışıdır.”

Eşcinsellik, erkeğin erkekle, kadının kadınla evliliği yaygın haldedir. Kilise ahlaksızlık yuvası halindedir. Papazların sapıklıkları, halkı kiliseden uzaklaştırmıştır. Kiliseler gelen olmadığı için satılığa çıkarılmaktadır. Hindistan’da kadınla köpeğin, kilisede erkekle erkeğin nikahı kıyılmaktadır.

Okullara prezervatif makinelere konulmuştur. Frengi ve AİDS batı kaynaklıdır. Öpüşme, dans batının icadıdır.

Amerika’da bazı temiz insanlar fuhuşla mücadele derneği kurmuş, ikinci yıl fahişeler derneğin kongresinde derneği ele geçirmişlerdir.

Hamile kalınmasın diye okullarda ücretsiz olarak kondom dağıtmaktadır.

2012 yılında Maryland eşcinsel evliliğin meşrulaştığı yedinci ABD eyaleti olmuştur. Amerika dünyaya ahlaksızlık pompalıyor.

2011 yılında basından öğrendiğimize göre eşcinselliğin, lezbiyenliğin ve fuhuşun dünyaya yayılması için bu iğrenç işleri yapanlara para verme kararı almıştır. (08-11-2011 Basın)

Avrupa’da Amerika’dan farklı değildir. Eşcinsellik, lezbiyenlik, taciz, tecavüz olayları himaye görmekte ve desteklenmektedir. Diğer ülkelerle ilişkilerde bu sapıklığa sınırsız özgürlük tanınması şart koşmaktadır. Batıda iffet, namus anlayışı bitmiştir. Ne utanma kalmış nede ayıp. Okullara prezervatif konması, öğrencileri fuhuşa teşvik olmaktadır. Öğrencilerin sapık ilişkilerden sakınmaları değil, AİDS’ten koruması tavsiye edilmektedir.

Bizi ilgilendiren tarafı insanımıza ve ülkemize bulaşmasıdır. Bir de bizdeki iffet ve namusa karşı ilan verenlerin, sokaklarda yürüyenlerin dışardan destek görmesidir.

 

Türkiye, Avrupa’nın Amerika’nın bulunduğu noktaya mı getirilmek isteniyor?

  • Zina suç değil,
  • Her türlü ahlaksızlık teşvik görüyor,
  • Taciz, tecavüz, fuhuş arttı,
  • Boşanmalar arttı,
  • Evlilik dışı doğan çocuklar Cami avlusuna konuyor,
  • İhanetler, buna bağlı cinayetler arttı,
  • Kaçırmalar, evi terkler çoğaldı,
  • Kız erkek karma evlerin sayısı çoğaldı.

 

Bunlar kendiliğinden olmadı. Dış güçlerin yanında içimizdeki namus düşmanlarının yaptığı tahrikât var.

Bu konuya kısaca göz atalım:

Bazı çevreler iffeti kusur, bekâreti fazlalık sayıyor. Flört etmeyen tutucu oluyor. Nikâhsız hayat övülüyor. Ünlüler (!) yıllarca sözlü, nişanlı yaşıyor. Sosyal arkadaşlık adı ile aradaki engeller kaldırılıyor. Gazeteler, dergiler, reklamlar, diziler, filmler leş kokuyor.

Bir zamanlar sağlık müdürlüğü afiş astı. “Korunmasız ilişki, AIDS‘i davet eder.” Yayında tartıştım, açtığım kampanya ile kaldırttım.

Planlı olarak Kıbrıs’ta ve turizm önemi olan şehirlerde insanımıza fuhuş telkini afişler asıldı. Ahlak ve maneviyat dejenere oluyor.

Cinsel içerikli ilanlar, fuhuş yayıyor.

Malum partilerin milletvekilleri, cinsel özgürlük vaat ediyor. Homoları destekliyor. Hatta aday gösteriyor.

Bazı kadın dernekleri “bekârete hayır!” yürüyüşü yapıyor, cinsel özgürlük istiyor.

Erzurum’da yabancı uyruklu bir kadın 3 ayda bin 335 kişiyle ilişkiye giriyor ve sağlık müdürlüğü, valilik kadının resmini belirli yerlere asıyor.

İlişkiye girenlerin görüp sağlık kontrolünden geçmesi isteniyor.

Vay efendim, fahişeyi teşhir hak ihlalidir, diyerek bazı kadın dernekleri protesto etmiş, sokağa dökülmüştür.

Ahlaklı olmayanlar ahlaklıları sevmez, namuslu olmayanlar, namusluyu istemez, bakire olmayanlar, bakirelere karşı olurlar. Mesele bu!

Eskiden namus üzerine yemin edilirdi. Yemin de bozulmazdı. Yeni evlenenlerin kapısında emanet bekçileri olurdu. İffetsizlik, namussuzluk, bakire olmamak evliliği sonuçlandırırdı.

Cinsel özgürlük, insan onuruna yakışmayan istektir. Aileler için tuzaktır.

Cinsel özgürlük ne demek? Aileyi, ahlakı, eşi, çocukları gözden çıkarıp önüne gelenle düşüp kalkmak değil mi? Köpekler bile bu işi böyle yapmıyor.

Cinsel özgürlükte fuhuş var, ihanet var.

Eşcinsellik çirkin ve iğrenç bir iştir. Bunu yapanlar hasta insanlardır.

2 Temmuz 2015’te Çağlayan’da homolar toplanmıştır. Çırılçıplak soyunan çirkin davranışlarda bulunanlar olmuş. “Biz buradayız alışın, gitmiyoruz.” “Yaşasın eşcinsel aşk.” “Yasak ne ayol.” Gibi pankartlar açmışlardır.

Avrupa’da Amerika’da düzenlenen fuhuş partisi, internetten ailelerimizi ve insanımızı fuhuşa teşvik edip, eşli eşsiz fuhuş partisine davet etmiştir.

Fiyat belirtilmiş, sınırsız alkol 100 tane seks kızı olduğu duyurulmuştur. Ayrıca eş değişimi yapılabileceği ve gizlilik vaat ediyor. Yer ve zamanın son anda duyurulacağı belirtiliyor. (03-03-2012 basın)

Kuran’da Cenabı Allah şöyle uyarıyor:

“Fuhuşun yayılmasını arzu edenlere, dünyada ve ahirette can yakıcı bir azap vardır.  Allah bilir, siz bilmezsiniz.” (Nur:19)

 

C- ZİNA BÜYÜK GÜNAHTIR

Zina sadece iki kişi arasında işlenen ve iki kişi arasında kalan bir günah değildir.

Zinanın kişiye, nesline, ailesine ve topluma zararından dolayı, dinimizde yedi büyük günahtan biri olduğu bildirilmiştir.

Peygamberimiz (sav) yeni Müslüman olanlardan bazı şeylere söz vermelerini istemiştir. Bunlardan biri de “zina etmeyeceksin” olmuştur. (Ramuzu le Hadis: 6/3)

Cenabı Allah geçmişte zina suçunu işleyenleri helak ederek cezalandırmıştır.

Peygamberimiz (sav) bir hadislerinde:

“İçki içen, hırsızlık yapan ve zina eden, mü’min olarak bunları yapmaz” buyurmuştur. (müslim: 1/24)

Bu pisliğe bulaşanlar deniz suyu içmiş gibi battıkça batar. Başka günahlara da bulaşır.

Hele bu çirkin ilişki komşu ile olursa, bu daha büyük suç olduğu bildirilmiştir.

Abdullah İbn Mesut şöyle diyor:

Peygamber (as) a sordum:

  • Ey Allah’ın elçisi! Hangi günah daha büyüktür?
  • Seni yaratan Allah’a ortak koşman, dedi.
  • Sonra hangisi büyüktür dedim.
  • Yemeğini yer, rızkına ortak olur düşüncesi ile çocuğunu öldürmen, dedi.
  • Sonra hangisi? Dedim.
  • Komşusunun namusuna göz dikmen, dedi. (Buhari, Tefsir 2/25)

Bir gün Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Ashabına,

“Zina hakkında ne düşünüyorsunuz?” diye sordu.

“Onu Allah ve Resulü haram kılmıştır; kıyamete kadar da haramdır” dediler.

Bunun üzerine Peygamber efendimiz Ashabına şunları söyledi:

“Bir kimsenin on kadınla zina etmesi, komşusunun eşiyle zina etmesinden daha hafif bir suçtur.”

Ardından bir soru daha sordu:

“Hırsızlık hakkında ne düşünüyorsunuz?”

“Hırsızlığı Allah ve Resulü haram kılmıştır; o elbette haramdır” dediler.

Hz. Peygamber şöyle buyurdu:

“Bir kimsenin on evi soyması, komşusunun evini soymasından daha hafif bir suçtur.

 

D-ZİNA YAPACAK OLANIN ALLAH’TAN KORKMASI LAZIMDIR

Nerede olursak olalım, Allah bizimledir. Şah damarımızdan daha yakındır. Yazıcı melekler amel defterimize iyilikleri ve kötülükleri yazmaktadır. Allah şöyle buyurur:

  • “Allah sizi görüp gözetendir.” (Nisa:1)
  • “Allah kendisini gördüğünü bilmez mi?” (Alak:14) buyurur.

Allah görüp dururken Müslüman, Allah’tan utanmalıdır. Birkaç olay nakletmek isterim.

Bir gün bir yaşlı, ağaçların arasında bir kadınla bir erkek görür. Erkek kadına kendisi ile gelmesi için para teklifinde bulunur.

Kadınla anlaşır. Kadın, adamın ardından giderken yaşlı, kadına yaklaşıp “Benimle gelirsen sana daha fazla para veririm” der. Bu defa kadın, ihtiyarın peşine düşer.

Yaşlı, yolda kadına sorar:

  • Bir insan bir suç işlerse, bunu da iki şahit görürse, ne olur? Kadın:
  • “Cezalandırılır” der. Yaşlı:
  • “Dört şahit görürse, ne olur? Der”. Kadın:
  • “Ceza alması kesinleşir.” Cevabını verir. Adam:
  • “Bizim yapacağımız işte dört şahit var.” Deyince kadın etrafına bakıp “hani?” der. Bunun üzerine adam:
  • İkisi senin sağında, solunda, ikisi de benim sağımda solumda. Hesaba çekecek olan da yüce Allah’tır. Neden suç işleyelim? Deyince kadın, geçmişini de düşünerek “Allah’ım beni affet” diyerek ruhunu teslim etmiştir.

Bir örnek de iffet abidesi Hz. Meryem’dir. Bir gün Cebrail (as) erkek kılığında hiç kimsenin olmadığı bir anda Hz. Meryem’in karşısına dikilir. Hz. Meryem öyle bir tepki gösterir ki: “Senden Allah’a sığınırım Allahtan korkuyorsan, sakın bana dokunma” der. Ona yalvarır.

Hz. Meryem, Hz. İsa (as), dün yaya getirince: “Sen iffetsiz değildin, bunu nasıl yaptın?” Deyip onu kınadılar.

Hz. Meryem, şahit olarak beşikteki çocuğu gösterdi. Bebek şöyle dedi: “Ben Allah’ın kuluyum. O bana kitap verdi ve beni Peygamber yaptı.”

Hz. Meryem çok sıkıntı görür, iffetli olmanın mükâfatını alır. Peygamber anası olur.

Hz. Ömer zamanında bir genç vardı. İffet ve namusuna çok düşkündü. Camiye gelip giderken bir kadın yolunu keser, ona her defasında kötü arzusunu tekrar ederdi. Genç “ben Allahtan korkarım” der kadının teklifini reddederdi.

Genç, bir an nefsine yenik düştü, kadının kapısına yöneldi. O anda Allah korkusundan düşüp bayıldı. Bir daha gözlerini açamadı. Ruhunu teslim etmişti. Namazı onu kötülükten alıkoymuştu. Sabah namazında o genci göremeyen Hz. Ömer (sa) onu sordu. Öldü, gömdük dediler.

Tabinden bir genç de bir kadının çirkin tekliflerine karşı hep direnir. Kader bir gün

  • “Anam felçli kaldıramıyorum, yardım eder misin der, gencin içeri girmesini sağlar.

Gence çirkin teklifini tekrar eder. Genç “ben pis gezerim, bana müsaade et tıraş olayım” der. Banyoya girer; saçını, kaşlarını keser, çirkin görünmesini sağlar. O haliyle kadın, çıkmasını söyler, genç: “Beni kurtaran Allah’ıma hamd olsun” der.

 

E- İFFETİN KORUNMASI

Son zamanlarda iffet, fazilet, meziyet sadece çocuklara verilen isim olmuştur.

Kuran’da Cenab-ı Allah haber veriyor:

  • “Öyle bir nesil gelecek ki, bunlar namazı bıraktılar, nefislerinin arzularına uydular. Bu yüzden ileride sapkınlıklarının cezasını çekecekler.” (Meryem: 59)

Günah haram azap bilinmeyince nefsin arzu ve istekleri öne çıkar. İnsanı şeytan yönetmeye başlar.

Müslüman için Kuran’da şöyle buyurulur:

  • “Mümin iffetini korur.” (Mümin: 5)

Çünkü Allahtan korkar, kabri, cehennemi düşünür.

Bir ayette Allah’ını bilenlerin zina etmeyeceğini ifade ile: “Allah’ın has kulları zina etmez” buyurulur. (Furkan: 68)

Yusuf (as) bir imtihandan geçti Zeliha kapıyı kilitleyip “hadi seninim gel dedi!” dedi. Yusuf (as) ona: “Ben Allah’tan korkarım. Bu işi yapmaktan Allah’a sığınırım” cevabını verdi. Cenab-ı Allah da onu mükâfatlandırdı.

Bir ayette:

  • “Eğer yasaklandığınız büyük günahlardan kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi şerefli bir yere koyarız” (Nisa:31) buyurulmuştur.

Günahın gönülden geçinilmesinden, anlatılıp kötü örnek olmaktan, sözünü etmekten kaçınılmazsa, günaha düşülür.

Cenab-ı Allah şöyle uyarıyor:

  • “Allah kötü sözün söylenmesini sevmez.” (Nisa: 148)

Önce insan kendini kötülüklerden günahlardan ve haramlardan kendini korumalı. Sorumluluk makamındakiler eli altındakileri korumalı. Ana baba evlatlarını korumalı, büyükler küçükleri korumalı. Bu sorumluluk hepimizindir.

 

F- FUHUŞ KISKACINDAKİLER

  • Küçük çocuklarımız, taciz tecavüz kıskacında, sapıkların anlık zevkine kurban edilip öldürülüyor.
  • Biraz büyük kızlarımız, uyutuluyor, aldatılıyor ve kaçırılıyor.
  • Ayrıca sık sık arkadaş değiştiriliyor. Bunun sonucu, cinayetler işleniyor.
  • Üniversite çağında olanlar, sevgili edinme modasına uyup arkadaş ediniyor. Kendi aralarında zevke dayalı, batıl dini nikâh (!) kıyıyorlar, günah bataklığına düşüyorlar.
  • İş hayatında dini, ahlaki zayıf, iffet namus anlayışı olmayan kadınlar tuzağa düşürülüyorlar.
  • Homolar, fuhuştan para kazananlar, sokakta dolaşıyor.
  • Şefkat Der’in “hayatı çalınan hayatsız kadın “ raporu fuhuş rezaletinin boyutunu ortaya koydu. 100 bin çocuğun 50 bini çocuk fuhuş kıskacında olduğu açıklandı.
  • 55 ilde yapılan araştırmada kandırılarak veya zorla fuhuş bataklığına çekildikleri, çoğunun genel evlerine çekildiği açıklanmıştır. (06-10-2013 / Akit)
  • Kandırılarak fuhuş bataklığına düşürülen kadının feryadı şöyle:

“Başbakanlık insan haklarına gelen bir mektupta kadın 23 yıl zorla çalıştırıldığını yazdığı mektupta:

  • “İnsanlar, Müslümanlar! Neredesiniz, imdat!

Kurtulmak isterken iki çocuğumu kaybettim. Beni uyuşturucuya alıştırdılar. İğrenç hayat yaşattılar… İmdat!” diye feryat ediyor. (02-07-2004 / Basın)

  • Basına yansıyanlardan bazıları: “Başıma gelenler genç kızlara ders olsun!” diye ders vermeye kalkıyor. Ama ders alan yok. İmdat çığlıklarına cevap veren de yok.

 

G- KORUNMA YOLLARI

Hangi konuda olursa olsun, günaha bulaşmanın ve zarar görüp “ah vah” etmemenin yolu, korunmak, düzgün bir hayat yaşamaktır.

Peygamber (as) şöyle bir müjde veriyor:

  • “Kim dilini, cinsel organını haramdan korumaya söz verirse, bende cennet için ona kefil olurum.” (Riyazü’s – Salihın: 1542)

Zina günahından korunmak ve lanetlilerden olmamak için,

  • Zinaya götüren davranışlardan uzak durulmalıdır.
  • Müstehcen giyimden, tahrik edici konuşmalardan kaçınılmalıdır.
  • Cinsel duyguyu tahrik eden dizi, film ve yayınlardan kaçınılmalıdır.
  • Sapık ilişkilerin hastalık kaynağı olduğu unutulmamalıdır.
  • Lüt kavminin, pompei halkının, zevk gemisi Titaniğin acı sonu unutulmamalıdır.
  • Gençler zamanında iffetli kimselerle evlendirilmelidir.

Peygamber (as): “Gücü yeten evlensin, yetmeyen oruç tutsun. Oruç nefsi kırar” buyurmuştur.

  • Allah Kuran’da: “Namaz kötülüklerden alıkoyar” buyuruyor. Boş vakit yerine beş vakit, dini hayat, insanı kötülüklerden alıkoyar.
  • Aile bağlarının kuvvetli olması, sevgi, saygı insanı sapıtmaz.
  • Flört etmekten, danstan, alkolden, uyuşturucudan, internet ve telefon tuzaklarından sakınmak,
  • Hiçbir şekilde kötü niyetlilere ümit vermemek, kapı aralamamak.
  • Kötü ahlaklılardan ve kötü ortamlardan uzak durmak, insanı korur.

İnsan kendini korumaz, kendine zarar verirse, bela ve musibetlerden kurtulamaz.

 

H- ZİNANIN DİNDEKİ CEZASI

Kanunlarda zina yapanlara, zinaya götüren davranışlarda bulunanlara ceza verilmiyor ama dinde zina edenlere, zinaya götüren davranışlarda bulunanlara, zinayı teşvik edenlere, zinanın yayılmasına sebep olanlara ceza vardır.

Kuran’da şöyle buyurulur:

  • “Zina eden kadın ve erkeğe 100 er sopa vurun. Allah ve ahiret gününe inanıyorsanız onlara acımanız tutmasın.” (Nur: 2)
  • “Zina eden erkek, zina eden kadın veya müşrik olan kadından başkası ile evlenemez. Zina eden kadın da, ancak zina eden veya müşrik olan bir erkek evlenir. Bu müminlere haram kılınmıştır.” (Nur: 3)
  • “Namuslu kötülüklerden habersiz, mümin kadınlara zina isnadın da bulunanlar, dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. Yapmış olduklarına dilleri, elleri, ayaklarının aleyhinde şahitlik edeceği gün onlar için çok büyük azap vardır.” (Nur: 23-24)
  • Cenab-ı Allah Müslümanlardan söz ederken şöyle buyurur:
  • “Onlar, Allah ile beraber başka bir tanrıya yalvarmazlar. Allah’ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar ve zina etmezler. Bunları yapan, günahının cezasını çeker.” (Furkan: 68)

 

Zina edenler eğer evli ise onlara recm cezası uygulanır.

Recim cezası sünnetle sabittir. Peygamber (as):

  • “Evliler zina ederse onları recmediniz.” (İlan-i Mace, Hudud :9) buyurur.

Peygamberimiz iki Yahudi ve iki Müslüman kadına recm cezası uygulamıştır.

Osmanlıda bu ceza bir defa uygulanmıştır.

Tecavüze uğrayan kadına recm uygulanmaz.

Zinanın yayıldığı toplumlar hep cezalandırılmış ve helak olmuşlardır.

  • Lüt kavmini Allah helak etti, yerin altını üstüne çevirdi, üzerlerine taş yağdırdı. (Hud: 82 + Araf :83-84 + Hıcır :73-76)

Bunun gibi diğer sapık kavimler de cezalandırılmıştır.

Bugün de bu günahı işleyenleri çeşitli şekillerde cezalandırmaktadır. Onlara hastalıkla, teşhir etmekle, cinayetle, toplum içinde rezil ederek, aile yuvasından, eşinden, çocuklarından ayırarak cezalandırmaktadır.

Pompei halkını fuhuş nedeniyle, zevk gemisini batırarak cezalandırması, ibret alınması içindir.

Son zamanlarda azıcık zevke bedel AIDS belası ortaya çıkmıştır. Bir örnek verelim:

Yıllarca gayri meşru hayat yaşayan meşhur M. E. AIDS olmuş, bu hastalığın pençesinde son günlerini yaşarken, bu hastalığın kendisine bir ceza olarak verildiğini belirterek: “Şimdi insanlara sesleniyorum, ben yaşadığım hayatla adeta bunu hak ettim. Siz eşinizle yetinin” demiştir. (28-05-1992 / Basın)

Bu konuda Allah Rasulü şöyle haber vermiştir:

  • “Zina fakirliğe sebep olur.” (Ramuzu Le Hadis: 211/18)
  • “Bir yerde zina, faiz yayılırsa, oradakiler Allah’ın gazabını hak etmiş olurlar.” (Age: 53/17)
  • “Yedi kat yer, yedi kat gök zina eden yaşlıya lanet eder.” (Age: 100/11)
  • “Cenab-ı Allah kıyamet günü şu kimselerin yüzüne bakmaz:
  • Eli ile boşalan,
  • Livata yapan,
  • İçkiye düşkün olan,
  • Ana babasını döven,
  • Komşusunun hanımı ile zina eden.” (Age: 269/2)
  • “Lüt kavminin iğrenç işini işleyen kimse lanetlidir.” (Hadis Ans: 5 / 1616)
  • “Erkekler ve kadınlar kendi cinsi ile yetinirlerse, tarumar olurlar.” (Age: 7 / 276)
  • “Zinadan kaçının, onda dört çeşit zarar vardır:
  • Rızkı daralır,
  • Allah’ın gazabını çeker,
  • Yüzünün nuru gider,
  • Ebedi cehennemde kalmasına neden olur.”
  • “Bir yerde zina yayılırsa, orada bulaşıcı hastalıklar çoğalır. O yer halkı yeni bilinmeyen hastalıklara maruz kalır. Orada ölümler artar.” (Muvatta: 2 / 460)

Peygamber (as) ayrıca “çocuklarınızı fahişeye emzirtmeyiniz” diye de uyarmıştır.

Zina edenlerin çocukları doğru dürüst olmazlar. İnsan yiyip, içtiğinden ibarettir.

Zina, yuva yıkar, ailesi için yüz karası olurlar.

Zina, toplum ahlakını bozar.

Zina, cinnet ve deliliğe sebep olur.

Zina, neslin bozulmasına neden olur.

Zina, edenin çocukları arsız, merhametsiz ve isyankâr olurlar. (Südü Sümüğü bozuk denir)

Zina edenler suçluluk psikolojisi ve vicdan azabı içinde yaşarlar. Onlara ölüm iyi bir şekilde gelmez:

Peygamber (as) Miraca çıktığında, fırının içinde çıplak kadın ve erkelerin azap gördüğünü görür. Cebrail’e sorar: “Bunlar kimdir?” Cebrail: “Zina edenlerdir.” Der.

 

I-ZİNAYA GÖTÜREN HALLER

 

a)GÖZÜN HARAMDAN KORUNMASI (GÖZ ZİNASI)

Allah’ın Müslümanlara haram kıldığı şeylerden biri de, şehvet dolu gözlerle Müslüman bir erkeğin kadına, Müslüman bir kadının da erkeğe bakmasıdır.

Bu konudaki emir, açık ve kesindir.  Gözün pasını silmek, güzele bakmak sevaptır, zihniyetiyle Allah’ın bu emrine uymamak, büyük günahtır. İnkâr etmek ise küfürdür. Çünkü Allah’ın en güzel ihsanlarından biri olan göz yerinde kullanılmayıp, kötüye kullanılmıştır.

Peygamberimiz (SAV) şöyle buyurur:

“İffetinizi muhafaza edin; gözlerinizi harama bakmaktan men edin.” Buradan anlaşıldığına göre iffetin muhafazası için gözlerin harama bakmaktan men edilmesi gerekmektedir.

Diğer bir hadislerinde de peygamberimiz:

“Kıyamet gününde her göz ağlayacaktır; yalnız harama bakmayan göz, Allah yolunda nöbet tutup uyumayan göz, bir de Allah korkusundan ağlayan göz” olduğunu haber vermiştir.

Bu konudaki bir kutsi hadiste de: “harama bakmak iblisin oklarından bir oktur. Her kim benden korkarak harama bakmazsa, zevkine bedel ona öyle bir iman veririm ki, varlığını kalbinde hisseder” buyrularak namahreme bakmanın insanı kötü sonuçlara götürecek şeytanın işlerinden bir iş olduğu, harama bakmaktan kendini alıkoyan bir kimsenin ise en güzel bir şekilde mükâfatlandırılacağı bildirilmiştir.

Polisiye tedbirlerle insanları ve toplumu kötülüklerden alıkoymak mümkün değildir. İnsan kendini her türlü kötülükten ancak Allah’ın emir ve yasaklarıyla koruyabilir. Hz. İsa’nın: “gözünü kapadığın müddetçe fercin zina etmez” dediği rivayet olunmuştur. (Hadis Ans: 2/213)

Allah’ın emirlerine uymamanın cezası ağırdır. Davut peygamber bir gün şöyle yalvarır:

-Ey Allah’ım! Bir kimse harama baksa, gözünü ondan ayırmasa cezası nedir? Bunun üzerine Cenab-ı Allah, Davut peygambere şöyle bildirdiği naklolunur.

-Veli( dostum) bile olsa onu ağlatırım.

Peygamber efendimiz de: “bir kimse nikâhı altında olmayan kadına şehvetle bakarsa kıyamet günü gözüne eritilmiş bakır dökülür” buyurarak yabancı bir kadına şehvetle bakmanın ne kadar günah olduğunu bildirmiştir.

Enes (ra) anlatıyor:

Hz. Osman’ın yanına gidiyordum. Yolda bir kadın gördüm. İstemeyerek gözüm ona ilişiverdi. Hz Osman’ın yanına geldiğimde bana dedi ki:

-Yanıma gözlerinde zina izleri bulunduğu halde gelmen cidden beni şaşırtıyor!..

-Allah’ın elçisinden sonra vahiy mi geldi yoksa? Dedim.

-Hayır! Lakin sadık(yanılmayan) bir ferasetimiz var cevabını verdi.

Bu durum, yalnız inanmış erkekler için söz konusu değildir. Allah’ın bütün emir ve yasaklarında olduğu gibi inanmış Müslüman kadınlar için de aynen geçerlidir.

Bu konuda yüce rabbimiz kutsak kitabımız Kur’an’da açıkça şöyle buyurmuştur:

“İnanmış kadınlara söyle, gözlerini harama bakmaktan sakınsınlar. Irzlarını korusunlar. Süslerini göstermesinler. Başörtülerini yakalarının üzerine koyup boyunlarını örtsünler.” (Nur Suresi: 30-31)

Ümmü Seleme (ra) şöyle anlatmıştır:

“Yanımıza Ümmü Mektum’un oğlu geldi. Allah’ın elçisi bize:

  • Bu zattan kaçının” buyurdular. Biz de:
  • Ey Allah’ın elçisi, o bizi görmeyen bir amadır, dedik.

Bunun üzerine Allah’ın elçisi bize:

  • O körse sizde mi körsünüz, onu görmüyor musunuz? Buyurdular. “

Peygamber efendimiz bir hadislerinde:

“Harama bakan her göz, zina etmiş olur” buyurmakla göz zinasının kadın için de erkek için de geçerli bir yasak olduğunu bildirmiştir. (Riyazus Salih’in: 3/1647)

Bu konuya İncil’de de şu sözlerle değinilmiştir:

“Zina etmeyeceksin denildiğini işittiniz. Fakat ben size derim; bir kadına şehvetle bakan her adam zaten yüreğinde onunla zina etmiştir. Ve eğer sağ gözün sürçmene sebep oluyorsa, onu çıkar ve kendinden at; çünkü senin için azandan birinin yok olması, bütün bedeninin cehenneme atılmasından iyidir. Ve eğer sağ elin sürçmene sebep oluyorsa, onu kes ve kendinden at; çünkü senin için azandan birinin yok olması, bütün bedenini cehenneme atılmasından iyidir.” ( Matta İncili 5/27-30)

Tahrif edilmiş olmasına rağmen Hristiyanlık dini de bu hükmü koymuştur.

Zina dendiği zaman illa da bir kadınla bir erkeğin fiilen teması demek değildir. Zinanın birçok yolları vardır. Peygamber efendimizde bu konuda da şu açıklamayı yapmıştır:

“İnsanoğluna zinadan nasibi takdir edilmiştir. İnsanoğlu mukadder olan bu akıbete erişecektir. Gözlerin zinası; yabancı kadınlara şehvetle bakmaktır. Kulakların zinası; dinlenmesi haram olan sözleri dinlemektir. Dilin zinası; söylenmesi haram olan sözleri söylemektir. Elin zinası; yabancı bir kadına dokunmaktır. Ayakların zinası; gidilmesi haram olan yerlere gidilmektir. Kalbin zinası da; zinayı temenni etmektir. Tenasül organı kalbin temennisini ya gerçekleştirir ya da kaçınarak yalanlar.” (Riyaz as Salıhın: 3/1653)

Görülüyor ki zina insana çok yakın olan bir kötülüktür. İnsan kendini bu kötülükten ancak kuvvetli bir iman sayesinde koruyabilir. Bundan başka insan, Allah’ın verdiği şeyleri yerli yerince kullanmakla sorumluluktan kurtulabilir.

İtin ete bakmakla karnı doymadığı, aksine iştahın daha da arttırdığı gibi gözün de karnı doymaz, baktıkça bakası gelir. Dönüp dönüp bakmak ise insanın nefsini tahrik etmekten başka bir işe yaramaz. Bu güne kadar şehvet dolu bakışların ihtirasına nice namuslar kirlenmiş, nice aile yuvaları yıkılmıştır.

Haklı olarak sık sık sorulan bir husus vardır. Ne yapalım? Yolda veya iş icabı bakma durumunda kalıyoruz. Bu da mı günah?

 

Hemen belirtelim ki İslam Dini, katı bir din değildir. Dinimiz zaruretleri kabul eder. Dinimizin yasakladığı bakış, insanları kötü sonuçlara götürecek şehvet dolu gözlerin bakışıdır.

Dinimiz, evlenecek kimselerin sonradan birbirlerini görüp ayrılmamaları veya evlendikten sonra bir kusurun ortaya çıkıp eşlerin boşanma durumuna düşmemesi için evlenme niyetiyle birbirlerine bakmalarını bizzat emretmiştir.

Bir gün Müslümanlardan biri, bir kadınla evlenmek istediğini söyleyince Peygamberimiz:

  • Ona baktın mı? Diye sormuş,
  • Hayır, cevabını alınca da:
  • Git ona bak; zira onda bir kusur olabilir” buyurmuşlardır.

Ayrıca sokakta göz ilişmesinin, ansızın bakmanın hükmü sorulduğunda Peygamber Efendimiz, bunda bir beis olmadığını belirtmiştir. Bir defasında Hz. Ali (ra) ye:

  • Ey Ali! Bir defa gözün kaydıysa, ikinci kere dönüp bakma! Birincisi için beis yok, fakat ikincisine izin verilmez” buyurmuşlardır. (Tirmiz: Edep:28)

Cabir (ra) şöyle anlatır:

“Ansızın bakmanın hükmünü Peygamber’den sordum, bana:

  • Derhal gözünü çevir” buyurdular. (Riyazüs Salıh’ın: 3/1656)

Yol üzerinde oturan bir gruba peygamberimiz (SAV) :

  • Yollar üzerinde oturmaktan sizleri men ederim” demiş,

Orada bulunan Müslümanlar cevaben:

  • Ya Resulallah! Bizler yol üzerinde oturur konuşuruz, iş görürüz” demişlerdir.

Bunun üzerinde Allah’ın elçisi:

  • Mademki zaruretler dolayısıyla oturuyorsunuz, öyleyse yolun hakkını veriniz” buyurmuştur. (Riyazüs Salıh’ın: 3/1654)

Tekrar yolun hakkı nedir? Diye sorulunca Peygamberimiz şu cevabı vermiştir:

  • Gözünü haramdan sakındırmak, başkalarına eziyet etmemek, selam almak, iyiliği emredip kötülükten sakındırmaktır”.

Sonuç olarak dinimiz, iffet ve namusun korunması, başkalarının rahatsız edilmemesi ve çıkması muhtemel olan fitnelerin önlenmesi için insanların birbirlerine şehvet dolu gözlerle bakmasını haram saymıştır. Mümin suresinin 19. Ayetinde: Allah gözlerin hainliğini ve gönüllerin gizlediğini bilir” buyurarak hiçbir şeyin gizli kalmayacağını bildirmiştir.

 

  1. b) DOKUNMAK

Bakmak nasıl nefsani duyguları harekete geçiriyor insanı karşı cinsi arzulatıyorsa, dokunmak, bakmaktan daha etkilidir.

Her organın zinası vardır, el zinası da dokunmaktır. Sürtünmektir zina hükmündedir. Onun için kadın erkeğin tokalaşmasını dinimiz yasaklamıştır.

 

İ- KADIN ERKEK BERABERLİĞİ

Rabbimiz kadını ayrı, erkeği ayrı, birbirini arzulayan iki ayrı cins olarak yaratmış, ikisini de ayrı görevler vermiştir.

Eğer bu ayrılık, bazı zorlamalarla ortadan kaldırılıp iki cinsin arasındaki mesafe kapatılacak olursa, cinsler kendi elleriyle kurdukları yuvaya ve içinde yaşadıkları topluma kaşı olan görevlerini gerçek anlamda yerine getirme imkânı bulamayacaklardır.

Bu gün aile yuvalarının direği olan kadının yaşayışı ve kadın hakkındaki telakkiler incelendiği zaman görülecektir ki, olumsuz yöndeki değişmeler karşısında kadın, ağır baskılar sonucu ciddi tehlikelerle karşı karşıya bulunmaktadır.

Daha çok çevreden gelen ihanet veya gafletin verdiği şaşkınlıkla: “efendim, haremlik-selamlık mı olurmuş” diyerek ar ve hayâ duygularının zapt ettiği kadını, yabancı erkeklerle yüz yüze getirmek, kadınla erkek arasındaki mesafeyi kapatıp birbirine yüz göz olmaları için medeniyet maskesi altında ağır baskılar kurulmuştur. Aile mahremiyeti ise, geçmişin çürük telakkileri sayılarak yıkılmak istenmektedir.

İslam dini her konuda huzur ve saadetin yolunu gösterdiği gibi insanların aile yuvalarında da mutlu olmaları için bazı kurallar koymuştur. Bu kurallardan biri, insanlar arasındaki dostluk ve arkadaşlık bağları ne kadar samimi ve ileri düzeyde olursa olsun asla mahremiyeti ortadan kaldırmayacak nitelikte olmasıdır.

Allah, kadınların erkeklere, erkeklerin kadınlara şehvetle bakmalarını yabancı erkeklerle kadınların bir arada bulunmalarını ve zaruri olmayan hallerde birbirleriyle konuşmalarını yasaklamıştır.

Bu konuda Peygamberimiz (SAV): “sizden biriniz, yanında mahremi olmayan yabancı bir kadınla yalnız kalmasın” buyurmuştur. Başka bir hadislerinde de: “bir erkekle bir kadın baş başa kalırsa üçüncüsü mutlaka şeytandır” buyurarak şeytanın tahrik edeceğini işaret ederek, erkeğinde kadının da iffetli kalmaları için iki cins arasında kesin bir sınır çizmiştir. (Buhari Nikâh: 111 + Tirmizi, Rada:15)

Bir gün halife Ömer (ra) Müslümanlara hitaben:

“Ey insanlar! İçinizi düzeltin ki, dışınız da düzelsin. Ahiretiniz için çalışın ki dünya işleriniz de yolunda gitsin. Biliniz ki, hiç kimsenin Hazreti Âdem’den başka bir atası olmadığı gibi Allah’la kendi arasında da bir aracı yoktur. Kim cennete gitmeyi dilerse cemaate katılsın. Çünkü şeytan, yalnızlarla beraberdir. Yalnız iki kişiden uzaktır: sizden hiç kimse kendisine haram olan kadınla baş başa kalmasın. Çünkü şeytan onları kötülüğü teşvik eder. Her kimi yaptığı iyilik sevindirir ve yaptığı fenalık da üzerse o gerçek mümindir” diyerek şeytanı mutlaka tahrikçilik görevini bir arada yalnız kalan kadını da erkeği de Allah’ın haram kıldığı günahı işlemeye teşvik edeceğini ifade etmiştir.

Kadınların, erkeklerin ve ailelerin birbirine karışması halinde kadınların ve erkeklerin dostluk, arkadaşlık, ahbaplık maskesi ile sınırı aştıkları, harama yöneldikleri çokça duyulan ve görülen bir gerçektir. Doğum günü, evlenme yıl dönümü, davet, eğlence, toplantı derken aralanan hayâ kapılarının çoğu ardına kadar açılma tehlikesi göstermektedir.

Manidardır; bir delikanlı kız arkadaşının babasına sorar:

  • Efendim, kızınla bu akşam yemeğe çıkabilir miyim?
  • Olmaz “ diye kaşlarını çatınca baba, tekrar delikanlı:
  • Bana itimadınız yok mu?
  • Var, var ama…
  • Yoksa kızınıza mı itimadınız yok?
  • Kızıma da var ancak ikiniz baş başa olursanız, o zaman ikinize de itimadım yok” cevabını verir baba.

Atalarımız kadınla erkeğin senli benli bir arada olmalarının sakıncasını : “ateşle barut bir arada olamaz” şeklinde ifade etmişlerdir.

İnsanlığa en son din olarak gönderilen yüce dinimiz, insan hayatında hiçbir boşluk bırakmadan insan hayatının her noktasına, her saf hasına hükmeden bir dindir. Bugüne kadar Allah’ın ve resulünün insanlığın saadeti için koyduğu kuralların çiğnenmesi, hiçbir zaman insanlara mutlu bir hayat sağlamamıştır. Hiçbir kimse de günah işlenen yerde saadetin var olduğunu görmüş değildir.

Kadın olsun, erkek olsun İslam’ın haram olduğunu bildirdiği kimselerle yüz göz olması, namus, iffet duygularını köreltir. İnsanı zapt eden utanma duygusunu ortadan kalkması ise, eşlerin birbirlerine ihanet etmesi ihtimalini artırır. Atalarımız: “ Kadını ar zapt eder, er değil” demişlerdir.

Bir erkekte erkeklik gücü, bir kadında da kadınlık duygusu olduğu müddetçe birbirine ilgi duymaması insanlık tabiatına aykırıdır. Bu bakımdan insanlar aynı ölçüde değildirler. Bir insanın eşinde mevcut olmayan güzellik, olgunluk, kabiliyet ve güçlülük gibi bazı meziyetleri yakinen başkasında görmesi halinde, etkilenip hisleri değişebilir. Aile bağları zayıflar. Bu durumda eğer yüz göz olundu ise, meşru olmayan ilişkiler kolaylıkla kurulabilir. Çünkü insanın yokluğunu hissettiği özlemini duyduğu bazı şeyler insanı daha çabuk etkiler. Meydana gelen kompleks, sınırsız arzuların doğmasına sebep olur.

Kurulan içki sofraları, kumar masaları, davetler, eğlence toplantıları: nice aile yuvalarının yıkılmasına ve nice facialara sebep olmamış mıdır? Romanlara, hikâyelere, filmlere konu olan en samimi arkadaşının nişanlısına, eşine âşık olanların, terk edilen eşlerin, cinayetle biten ihanetlerin hikâyesini hala okuyor, dinliyor ve seyretmiyor muyuz?

Netice olarak; insan, her zaman her konuda kendine hâkim olabilen kusursuz bir varlık değildir. İçindeki nefsin arzu ve istekleri, dışındaki şeytanın hile ve tuzaklarıyla her an karşı karşıyadır. Yüce peygamberimiz bile sık sık yaptığı dualarda nefsinin arzularından, şeytanın şerrinden Allah’a sığınmıştır. Bir hadislerinde: ”Yanında mahremi bulunmayan kadınların yanına girmekten sakının.” Bunun üzerine Ensar’dan biri:

  • “Ya Resulallah! Ya erkek akrabasına ne dersiniz?” deyince peygamber efendimiz:
  • Onlara halvet ölümdür “ buyurmuşlardır.

Her türlü kötülükle karşı karşıya olan insanın fırsat bulduğu anlarda müsamaha kapısını aralanmış bulacak olursa pişmanlık duyacağı işler yapacağı, aile yuvalarına giren üçüncü şahısların hep aralanan mahremiyet kapısından girdiği unutulmamalıdır.

Kur’an’da Cenab-ı Allah şöyle buyuruyor:

  • “Peygamberin zevcelerinden lüzumlu bir şey istediğiniz vakit, perde arkasından isteyin”. (Ahzab: 53)

Zina konusunda şunlara dikkat edilmelidir:

  • Müslüman kadının, Müslüman olmayan erkekle evliliği batıl, ilişki zinadır.
  • Boşananların beraberliği ve ilişkisi zinadır.
  • Nişanlıların, sözlülerin ilişkisi zinadır.
  • Geçici nikâh batıldır, ilişki zinadır.
  • Ay hali eşi ile ilişki günahtır.
  • Lohusa olan eşi ile ilişki günahtır. (Keffaret gerekir.)
  • Homoseksüellik zinadır.
  • Nikâh üzerine nikâh geçersiz ve ilişki zinadır.
  • Hayvanla ilişki zinadır.
  • Eşiyle ters ilişki günahtır. (Keffaret ve tevbe gerekir.)
  • Lezbiyenlik, sapıklık ve günahtır.
  • Elle boşalmak (gereksiz ise) zina günahı vardır.
  • Gizli nikâh, nikâhın şartlarına uyulmayan bir nikah batıldır. İlişki, zinadır.
  • Mahkemelerin ayırdığı çiftlerin dini nikâhı da gider.

 

J- EL İLE BOŞALMA (İSTİMNA)

Peygamber (as): “Eliyle nikâhlanan, mel’undur.” Buyurmuştur. Eli ile boşalanın Allah kıyamet gününde yüzüne bakmaz.” (Ramuzu le Hadis: 296/2)

Eğer zinaya düşme tehlikesi ve korkusu varsa, o zaman zina yapmaktan ehvendir. (İ Canan Hadis Ans: 2/212)

Zevk için yapılırsa, Hanefi âlimlerine göre günahtır.

Halil Günenç Günümüz Meselelerine Fetvalar Cilt 2/Sayfa 234 de şöyle der: İstimna: Mastürbasyon ahlak ve terbiyeye aykırıdır. Hanefi, Safi ve Maliki mezheplerine göre haramdır. Hanbeli mezhebinde günaha düşme korkusu yoksa haramdır.

Prof. Dr. Hamdi Döndüren, Aile İlmihali adlı kitabının 120-121-122 sayfalarında özetle şöyle der:

“Mastürbasyon, İslam fakihlerinin çoğunluğuna göre birinci derecedeki haramlar arasında değildir.”

Hz. Peygamber tarafından hoş görülmemiştir: “Elle boşalan lanetlidir.” Buyurduğu nakledilir.

İstimnanın doğrudan helal olduğunu söyleyen bir İslam âlimi olmamıştır. (Mü’minun Suresinin 5-7. Ayetlerini delil sayarlar).

İbn-i Abidin bu konuda şöyle demiştir. “Sırf zevk için istimna haramdır.”

 

Mastürbasyon Zararlıdır

  • Alışkanlık haline gelirse, sık sık ihtilam olmaya ve ani boşalmaya sebep olur. Erken inzal, evlilik hayatında tatminsizliğe sebep olur.
  • Gençliğinde bu işi yapanın erken yaşta cinsel hayatı sona erer.
  • İstimnaya alışanlarda kısırlığa neden olur.
  • Genç bu yola alışınca şehvet perest olur. Çocuk demez, yaşlı demez taciz eder, tecavüze yeltenir. Atalarımız “alışmış, kudurmuştan beterdir” demişlerdir.
  • İnsan yalnızlığa itilir, içine kapanır, bunalıma düşer. Çünkü her olaydan sonra pişmanlık duyar.
  • Gençlerin bu yolla enerjileri yok olur. (Yusuf El Kardavi- Helal Haram 178)

 

Tıp otoritelerine göre:

  • Ruhsal ve bedensel hastalıklara neden olur.
  • Ruhi ve fiziki dengeyi bozar. Psikolojik rahatsızlıkların başlangıcıdır.
  • İnsanı zayıflatır, rahatsızlık verir.
  • Öğrenci ise başarısızlığına neden olur. Aklı, fikri cinsellikte olur.

 

Zarar görmemesi için gençlerimiz ne yapmalıdır?

  • Müstehcenlikten uzak durmalıdır.
  • Eline, beline, diline sahip olmalıdır.
  • Kız erkek arkadaşlığının dozunu kaçırmamalıdır.
  • Müstehcen televizyon programlarından, müstehcen gazete, dergi ve filmlerden, konuşmalardan uzak durmalıdır.
  • Sağlıklı bir insan olarak topluma katılmak istiyorsa, ciddi şeylerle uğraşmalıdır.
  • İslam âlimleri, sünnete uyarak gençlere namaz kılmayı, oruç tutmayı, özellikle tahrik ortamlarından uzak kalmayı, tavsiye etmişlerdir. Hz. Peygamber şöyle buyurur:

“Gençlerden evlenmeye gücü yeten evlensin, çünkü evlenmek gözü ve nefsi korur. Buna gücü yetmeyen de oruç tutsun. Çünkü oruç en iyi sığınaktır.”

(Y. El Kardavi Helal Haram: 178)

 


Bu yazıyı 1.120 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.