İNTİHAR VE SEBEPLERİ

 

GİRİŞ

–         Geçim dar, sefalet diz boyu…

–         İlişkiler bozuk, herkesin cinleri tepesinde…

–         Ahlak zayıf, maneviyat yok, kalpler dar, asap bozuk…

–         Aileler dağılmış; İlgi, sevgi, görev bitmiş…

–         Toplumda merhamet yok. “Acıma acınacak hale gelirsin”, “Merhametten maraz doğar” denilip geçiliyor, köpeğe acıyanlar, sefalet içine düşmüş insana acımıyor…

–         İçki, kumar, fuhuş intihar ettiriyor…

–         Ortada hak hukuk anlayışı kalmamış. Adaletsizlik diz boyu…

–         İnanç tatile çıkmış. İnançsızlık bunalıma düşürüyor, bunalım intihar ettiriyor.

–         Haya insanları, insanlar hayayı terk etmiş. Allah’tan da kuldan da utanılmıyor.

–         Zevkler hep boş ve geçici, dünya hayal dünyası…

–         Baba hovarda, ana teşhircilikle meşgul.

Kısaca bu manzaranı sonu bunalım, depresyon ve intihar… kokuşmayı önleyecek tuz kokmuş, problemi önleyecek olanların kendileri problemli. “Dağ adamı hasta eder sağ adamı”  demişler.

Bu yolun son durağı intihar. Yeter diyenler, canı burnuna gelenler, ölsem de kurtulsam diye düşünenler, insanlarla kavgalı olanlar, kalbi kararan, içi daralanlar, hayattan zevk almayanlar bu konuyu okuyacak.

İntihar bir çoklarının kapısında. İntihar etme noktasına gelebilir. Acı çekmek ve acı çektirmek istemeyenler için bu konuyu kaleme aldım.

Son günlerde toplumda sıkıntılar, bunalımlar haddinden fazla arttı. Yani intihar mevsimi geldi diyebiliriz.

İnsanımız, hiçbir şeyi hoş görmüyor. Çabuk kızıyor, hiçbir sabır, tahammül gösteremiyor. Yaşama azmi, yaşama gücü kalmadı.

İnsanımız, Allah’ın her şeyle kendisini imtihan ettiğini düşünmüyor. İdeal yok, kendisi için hayırlı bir ömür niyazında bulunmuyor. Sıkıntılar karşısında intihar edip kurtuluvereceğini zannediyor. “Yetti, bitti” diyor.

İntihar, moda oldu. Hele önümüzde havalar ısınıyor. Bir de dönem sonu geliyor. Onun için her an herkese bir şeyler olabilir. Aileler sıkıntıda, bağlar zayıf.

Gençlerin gittiği yol, yol değil, yaptığı iş, iş değil. Yüzünü güldürmez, çevresinin de yüzünü ağartmaz. Ahlak anlayışları zayıf, kendilerini koruyacak manevi atmosferden yoksun. Ailelerine pamuk ipliği ile bağlı. Medya, müstehcenliği, kötü haberleri ve yanlış yönlendirmesi ile tahrik edip durur. Hele her gün intihar gösterileri ve teşhirciliği ile “Sen de… Sen de” deyip duruyor.

Her çaresiz, her problemli intiharı tehdit vasıtası olarak kullanıyor. Dama çıkıyor. “Atlarım, atlıyorum” diye etrafa mesajlar gönderiyor. Çoğu, şov yapıyor.

Biri ağır yük taşıyormuş, sırtındaki ağır yükü bırakmış: “Allah’ım, şu canımı al artık” demiş. Allah Azrail’i göndermiş. Azrail’i gören adam şöyle demiş: “Şu yükümü biraz kaldırıver de yoluma devam edeyim.”

Yaşamak güzel. Ama hayatın temizini, iyi taraflarını yaşamak güzel.

Her insan yaşamak ister. Ama bazılarının seçtikleri hayat tarzı çekilmez oluveriyor. Bazıları da, eksik bıraktığı şeyler yüzünden bunalıma düşüyor, istenmeyen sonla hayatını noktalıyor, ebedi hayatını da karartıyor.

İntiharın, insanın inancı ve inancını yaşaması ve içinde yaşadığı aile hayatı ile yakından ilgisi vardır. Bu gün inançlı ve mutlu olanlar intihar etmiyor.

Ayrıca intiharın, insanın alışkanlıkları, arkadaş çevresi ile de yakından ilgisi vardır.

Bir de hayatı, dünyayı boş vermişlik de bir intihardır.

“İntihar, insanın öfkesinin içine gömülmesidir…” derler.

İlk intihar bizde Tanzimat’ta görülmüştür. Türklerin din değiştirmesi teklifinde bulunan Beşir Fuat, bileklerini keserek intihar etmişti. Daha sonra kültürümüzden, inancımızdan uzaklaştıkça intihar olayları da arttı. Bugün yine de aile yapımız ve inancımız nedeniyle dünyada son sıralarda olduğumuz da söylenebilir.

Bugün daha çok gizli intihar var. Buna “Bilinçsiz intihar” deniyor. Bu daha çok ailevi nedenlerden kaynaklanıyor. Yeme – içme azalıyor, kilo kaybı oluyor, ekonomik nedenlerden dolayı huzursuzluklar, ana babanın geçimsizliği karşısında çocuktaki olumsuz etkiler, çocuğun dini bilgi noksanlığı gibi nedenlerle içine kapanmalar, çoğu zaman intiharı akla getiriyor. Bazen de bu durum ölümle sonuçlanıyor.

Önemli bir neden de, yanlış ilişkiler, kötü alışkanlıklar iyi şeyler yaptırmıyor.

Bazıları da, geçmişine bir bakıyor, “Berbat”. Diyor ki; “Benim gibi günahkar birini Allah kulluğa kabul eder mi hiç?  Tövbe etmeyi, dönmeyi, iyi olmayı düşünmüyor. İntiharı düşünerek geçmişin kirlerinden temizlenmek istiyor. Bu düşünce yanlış. Rad Suresinin 11. ayetinde: “Kul halini değiştirmedikçe Allah onlara verdiğini değiştirmez” buyruluyor.

Kul neye layıksa Allah onu yazar. Biz iyiliklere layık olalım inşallah. Cenab-ı Allah da bizim için iyilikler yazsın, iyi şeyler takdir etsin.

 

İNTİHAR NEDİR ?

 

İntihar, bir insanın herhangi bir sebeple kendini öldürmesi, hayatına kendi eliyle son vermesidir.

İntihar maddi ve manevi sıkıntıya düşen kimsenin engelleri aşma yerine, kurtuluşu ölümde görmesi sonucu hayatına son vermesidir.

Dünya hayatını yaşarken insanın asi olması, görevlerinden kaçması da intihardır. Çünkü manen intihar etmiş, ahiret hayatını öldürmüştür.

Faiz, kumar, alkol, fuhuş gibi haram ve günah olan herhangi bir şeyi benimsemiş olması da manen intihardır.

İntihar, sosyal çöküntünün bir ürünüdür. İntihara sebep olan psikolojik, sosyal, ekonomik ve kültürel faktörlerin sonunda ortaya çıkan şahsi iç çatışmadır.

Bugün maddi alandaki gelişmelere rağmen insan ne yazık ki mutlu değildir. Bunun sebebi manevi boşluk ve manevi açlıktır. Bu hal kişinin düzenini ve dünyasını altüst ediyor. Mutsuzluk ve hüzün veriyor. İnsan yaşamaktan zevk almamaya başlıyor. Her şeyi kötü görüyor, ümitsizlik ve karamsarlık içine düşüyor. Ümit kestiği an iş bitiyor.

Sebep ne olursa olsun insan gücünü yitirmemelidir. Ölümü hiçbir zaman temenni etmemelidir.

Hayat bir imtihandır. Olayların her biri imtihandır.

Yüce Allah şöyle buyurur:

–         “Sizi biraz korku, biraz açlık, biraz mal, can ve mahsul eksikliği ile imtihan ederiz. Sabredenlere müjdele.” (Bakara:155) buyurarak çeşitli yollarla imtihan edeceğini bildirmiştir.

Peygamber(AS) da: “Sizden biriniz kendisine isabet eden herhangi bir zarardan dolayı sakın ölümü temenni etmesin” buyurur. (Müslim:2680)

Canı alacak olan Allah’tır. O verir, O alır. Bize “Canımı Müslüman olarak al” diye dua etmemizi emreder. (Yusuf:101)

Bakara 195. ayette de “kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayın. Yaptığınızı güzel yapın” emri vardır. Bu ayete göre dikkatsizlik, tedbirsizlik olmayacak, insan kendisini riske atmayacaktır. Kendisini intihara götürecek bir şey yapmayacaktır.

Bir Müslüman ben şehid olacağım deyip kendini düşman üzerine atsa, şehid olur mu? Tabi ki olmaz. İntihar etmiş olur.

Tedbirli olmaz arabayı hızlıca sürerse, kaza yapıp ölürse, intihar etmiş olur.

Sigara içerse, bu ağır çekim intihardır. Alkol alır ölürse, uyuşturucu kullanır ölürse, intihardır. Çünkü bunlar intihar sebebidir. Bile bile kendine zarar veren iş yapmıştır.

Basit sebepler yüzünden ve kendini ölüme götüren nedenler yüzünden kendini yakanlar, öldürenler oluyor. Bu pisi pisine ölümdür. Ölüm orucu tutanlar, bir şey elde etmiyor, intihar etmiş oluyor.

 

İNSAN KUTSAL BİR VARLIKTIR

 

Allah insanı en güzel biçimde yaratmış, yeryüzünün halifesi kılmıştır. İnsanın canı kutsaldır, hayatı kutsaldır. İnsana ait ne varsa kutsaldır.

İslam, kendini öldürerek cennete girmeyi vaat etmez. “Ölümü beklemektense, karşılamak evladır” demez.

İnsan iyide olsa, kötü de olsa yaşayacaktır. Kötü ise tevbe etme ve düzelme imkanını bulacak, iyi ise iyiliklerini arttıracaktır. Hataları telafi edecektir.

İntihar eden, dinen suç işlemiştir. Can Allah’ın emanetidir. İnsanın çevresine karşı görevleri vardır. Bu görevlerinden kaçan, çevresine karşı suç işlemiştir. Yetiştirmek, bakmak zorunda olduklarına karşı kötü örnek olmuştur. Suç işlemiş olur.

İnsanın kendi hayatına son verme hakkı yoktur. Yaşama hakkı, diğer hakların başında gelir. İnsanın başkasının hayatına son verme hakkı olmadığı gibi, kendi hayatına da son verme hakkı yoktur.

İntihar eden kimse zayıf, aciz kimsedir. Mesele ölümse, ölmekse nasıl olsa bir gün ölecektir. Kutsal bir varlık olan insana mundar bir ölümle ölmek yakışmaz.

Bir genç insan ölürken ne hissediyor acaba deyip intihar etmiş. Şu zayıflığa ve manasızlığa bakın. “Ne şehit, ne gazi, pisipisine gitti Niyazi” derler buna.

 

İNTİHAR SUÇTUR

 

Kur’an’da: “Doğrusu biz diriltiriz, biz öldürürüz. Dönüş bizedir” (Kaf:44) buyrularak yaratanın Allah, yaşatanın da öldürecek olanında Allah olduğu bildirilmiştir.

Nisa suresinde “Kendinizi öldürmeyiniz” (Ayet:29)

– “Kendinizi öldürmeyin. Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz” (Zümer:53) buyrulmuştur.

Bu Kur’an ayetlerine göre intihar etmemek Yüce Allah’ın emridir.

Bu konuda Peygamber(AS) da şöyle buyurur:

–          “Sizden önce biri vardı. Vücudunda yarası vardı. Onun acısına dayanamayıp bıçakla kendini öldürdü. Allah: “Kulum ölümü temenni ederek önüme geçti. Ben de ona cenneti haram kıldım” buyurdu. (Tecrid-i Sarih Terc.9/192)

–          “Sizden hiç biriniz başına gelen bir musibetten dolayı sakın ölümü istemesin. Şöyle desin: “Allah’ım benim için yaşamak hayırlı olduğu müddetçe beni yaşat. Ölüm benim için hayırlı olduğu zaman beni öldür” desin” (Müslim,Zikir:10)

İbrahim Hakkı Hazretleri:

“Hak şerleri hayreyler,

Zannetme ki gayreyler,

Arif anı seyreyler,

Mevla görelim neyler,

Neylerse güzel eyler” demiş.

Müslüman ölmeyi istemeyecektir. Cuma suresinin 7. ayetinde “onlar önceden yaptıklarından dolayı ölümü asla temenni etmezler” buyrulur.

İnsanın yaptığı iş eğer kötü ise, başına herhangi bir kötülük geldiyse, kötülükleri bırakmak, kötülüklerden kurtulmak için çalışacaktır.

Kimse beden benim, hayat benim, can benim diyerek intihar etmeyecektir. Bu hak ona verilmemiştir. Çünkü her şey Allah’ındır.

Hz. Peygamber(AS) kendini bıçakla öldüren birinin cenaze namazını kılmamıştır. (Taç 1/366)

Bir hadiste de şöyle bildirilmiştir:

– “Kim kendini yüksek bir yerden atarak öldürürse, o kimse cehennem ateşinde kendini hep yüksekten atarak azap görür.

Zehir içerek kendini öldüren de elindeki zehiri içerek azap görür. Kendini silahla öldüren de o hali ile azap görür.” (Müslim, İman: 175+Hadis Ans., İ. Canan: 13/501)

Görülüyor ki ne sebeple olursa olsun intihar inancımız da suçtur. Dünyasını da ahiretini de karartan bir suçtur.

İnancımızda kötü olaylar, istenmeyen haller sabırla şükürle ve inanç devreye sokularak geçiştirilecektir.

Yunus: “Lütfun da hoş, kahrın da hoş,

Narın da hoş, nurun da hoş” demiştir.

Her şeyin iyi tarafını görmek, her şeyi hoş görü ile karşılamak, problemleri yarı yarıya çözecektir.

İnsan hayatında inancın önemi büyüktür.

Ankara Üniversitesi bünyesinde oluşturulan İntihar Kriz Merkezi tarafından yapılan bir araştırmada intihar olaylarında %50 artışın olduğu ve intiharın sebepleri sıralamasında birinci sırayı maneviyatsızlığın aldığı belirtilmiştir.

Eskiden ülkemiz son sıralarda iken maneviyatsızlığın artması ile beraber intihar olayları da artmaktadır. Buna karşılık yapılan şey şudur: seyretmek ve seyrettirmek…

Yapılacak şey nedir? Ahlak ve maneviyat düşmanlığının önüne geçmektir.

Türkiye’deki intihar olaylarının az oluşunun sebepleri vardır. Devlet İstatistik Enstitüsü’nün 1992 yılındaki raporunda ülkemizdeki intihar olaylarının diğer ülkelere göre az olmasının sebebi İslam dini olarak gösterilmiştir. Çünkü inanan insan kendini yalnız ve desteksiz hissetmez. Hep Allah’a güvenir, Allah’a dayanır. Başına gelenler için sabreder, şükreder, tevekkül eder, her şeyin kendisi için imtihan olduğunu düşünür. Hayatını iyi bir şekilde noktalamaya çalışır.

Gerçek İslam inancına sahip olan bunalıma düşmez,stresli bir hayat yaşamaz. Nefsine hakim, olaylara hakim olur.

Geçen yıl Danimarka’da yayınlanan Psikiyatri Dergisindeki bir araştırmaya göre, insanın kendine zarar veren davranışlar dahil bütün yanlış davranışların İslam dini tarafından yasaklandığı için suç ve intihar olaylarının Müslümanlar arasında az görüldüğüne dikkat çekilmiştir.” (20.03.1993 – Zaman)

İslam insanın yüzünü kızartacak, insanın mahcup ve pişman olacağı kötülüklere müsaade etmez. İnsanın içini karartan düşüncelere yer vermez. İnsana dayanma gücü verir. İbadetler ise insanı olgunlaştırır, kötülüklerden uzaklaştırır, insan için iyi bir ortam hazırlar.

Bugüne kadar           “Dua ve ibadet olmasaydı çıldırırdım” diyenler boşuna söylememiştir.

Mesela; insanların çoğunun ilgi duyduğu ramazan ayında diğer suçlarla beraber intihar olayları da azalıyor.

Devlet İstatistik Enstitüsünce yayınlanan “İntihar istatistikleri” raporunda inancın intihara set olduğu belirtilmiştir.

Kur’an’da dinini yaşamayanların sıkıntılı bir hayatlarının olacağı bildirilmiştir. (Taha: 124)

Şikayet ediliyor, sızlanılıyor. Namaz var mı? ibadet var mı? deyince “yok” diyor. Allah bir reçete yazmış, göndermiş. Ona uyulmayınca tabi ki sıkıntı olacak. Bu hem itaatsizliğin hem de  isyanın cezası olmaktadır.

İnanç zayıfladı, intiharlar arttı. İnanç boşluğuna düşen intihara yöneliyor. İnanç kuvvetli ise, ekonomik sıkıntı ve sosyal felaketler aşılabiliyor. Ama yoksa veya zayıfsa, güç yok ki nasıl aşılsın.

Dindar bir yaşantı içinde; dayanışma görülüyor, dertler paylaşılıyor, ekmek paylaşılıyor, ailede sorumluluklar yerine getiriliyor, yalnızlığa terk olmuyor, ayrıca yüz kızartıcı suç işlenmiyor.

Dini hayatta intihara yer yoktur. Çünkü dinde iyi şeyler vardır. Ölüm ötesi hayatın sonsuzluğuna inanan, intihar edebilir mi? Allah’ın huzuruna çıkıp bir bir hesap vereceğine inanan kötü olabilir mi, kötülük yapabilir mi?

İnançsız olan, din duygusu zayıf olan veya inandığı halde dini bir hayat yaşamayan kesimlerde intihar olayları sürekli artmaktadır. Çünkü gelecek inancı yoktur. Ruhlar bomboştur.

Bakın Allah (cc) ne buyuruyor:

–         Allah kimseye zulmetmez, insan kendi kendine zulmeder. (Yunus:44)

–         Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle işlediğinizin yüzündendir. (Şüra:30)

–         Allah, teslimiyet gösterenleri günahkarlar gibi tutmaz. (Kalem:35)

–         Kim Allah’ı zikirden gafil olursa, yanından ayrılmayan şeytanı ona musallat ederiz. (Zuhruf:36)

–         Kalpler ancak Allah’ı anmakla zuhur bulur. (Rad:28)

–         Kim beni anmaktan yüz çevirirse, şüphesiz onun sıkıntılı bir hayatı olur, ve biz onu kıyamet gününde de kör olarak haşrederiz. (Taha:124)

Hz. Peygamber’de:

–         “Evlerinizde namaz kılın, kabire çevirmeyin.

–         İçinde Kur’an bulunmayan kalp, harap ev gibidir.

–         Kim Kur’an’ı önüne alır, ona uygun yaşarsa, kalbine genişlik verir, rızkını artırırız. Kim de Kur’an’ı arkasına alırsa, onunda kalbini daraltır, rızkını da azaltırız.” Buyurur.

Görevlerini yapan insanların sıkıntısı olmaz. Kur’an Allah’ın talimatıdır. İnsanın mutluluğu için prensiplerdir.

Üniversiteli bir gencimiz 8 ay bunalım içinde çırpındı durdu. En son namazı öğrendi. Bir dostumun da gayreti ile namaza başladı. Bütün derslerden başarısızdı. Bir dersin dışında hepsini başardı. “Şimdi çok rahatım” dedi ve yüzü gülüyordu.

Bakın 29.03.1997’de Amerika’da lüks villalarda yaşayan 21’i kadın, 18’i erkek 39 kişi güneş tarikatına mensuptu ve intihar etti. 50 kişi de 5.10.1994’te topluca intihar etmişti.

1995 yılında Fransa’da 16 kişi ölü olarak bulunmuştu.

İnanamayınca, Allah’a ulaşamayınca iş çığırından çıkıyor. Bizde de şeytana tapanlar tarikatına mensup gençler intihar ediyor. Şeytan onlara “vur, kır, öldür, vurup kırıp, öldüremezsen, kendini öldür” emrini veriyor, kendilerini öldürmeyi görev biliyorlar.

Bunlar kan içiyor, önüne gelenle yatıp kalkıyor. Bunlar, İslam’a inanamamış, İslam’la tanışamamış, Allah’a kul olamadığı için şeytana kul olmuş gençlerdir.

Bu gençlerde intihar oyun haline gelmiştir. Çıldırma noktasında başvurulan değil, planlı, birilerinin teşviki ile olan bir oyun.

Şunu söylüyorum, çocuğu ile ilgilenmeyen, çocuğun karnı ile birlikte beynini doyurmayan her ana baba, çocuğu kaybedebilir.

Dini bilgi noksanlığı da sıkıntıya sokuyor.

Dinin emrettiği paylaşma, dayanışma ve yardım emri uygulanmayınca sıkıntı artıyor. “Ne halin varsa gör” demek bunalımı arttırıyor.

Dünyada intihar birincisi Danimarka, dünya ikincisi de Rusya’dır. Çünkü intihar, inanç ve manevi çöküntünün çürük meyvesidir.

Üçüncü olarak Japonya’dır ki, toplu intiharlar meydana gelmektedir. Bu da sapık inançların eseridir. 1997 yılında şöyle bir toplu intihar olmuştur:

Hale-Bopp kuyruklu yıldızının arkasında saklanan bir ufo ile cennete gideceklerine inanarak topluca intihar eden Cennetin Kapısı Tarikatının 39 müridinin kendilerini aylar öncesinden ölüme hazırladıkları ve kuyruklu yıldızı bekledikleri ortaya çıktı. Tarikatın internetteki web sayfalarında yer alan bilgilere göre kiraladıkları bir villada zehir içerek topluca intihar eden tarikat üyelerinin, kuyruklu yıldız gelmeden önce başka nedenlerle ölerek cennete gidememekten korktukları öğrenildi. Bu arada Cennetin Kapısı Tarikatının Türkiye’de de müritleri olduğu ileri sürülüyor. Türkiye’de bulunan bazı amblemlerin bu tarikatın amblemleri ile benzeşmesi bu ihtimali güçlendiriyor. (16-04-1997 Zaman)

 

İNANÇ BOŞLUĞU İNTİHAR NEDENİDİR

 

Uzmanlar, intihar olayının kişinin inanç boşluğundan kaynaklandığı görüşündedir. Ahiret inancı olmayanların veya inancı zayıf olanların intihara daha çabuk yöneldiklerini ifade etmişlerdir. (10-05-1995 Zaman)

İntihar, her geçen gün tırmanıyor. Dünya’da en çok Danimarka’da her bin kişiden 28’i intihar ediyor. İkinci olarak Sovyetler Birliği’nde her bin kişiden 24’ü intihar ediyor.

İngiltere’de “Exit” isimli intihar etme cemiyeti vardır. Bu cemiyetin üyeleri, kolay zahmetsiz intihar etme usullerini öğrenmekte ve öğretmektedir.

Yapılan bir araştırmaya göre, Amerika’da yaşları 15-19 arası gençlerin üçte biri intihar etmeyi düşünmektedir. Amerikan Gençliği, fevkalade rahatsızdır ve manevi boşluk içindedir. Amerika’da maddi gelişme arttıkça, mide zevk ve eğlence hayatın hedefi oldukça, toplumdaki rahatsızlık artmaktadır. Süper Güç insanını mesut edememiştir. (12-04-1991 Zaman)

 

MEDYA İNTİHARI TIRMANDIRIYOR

 

Sosyal ekonomik şartların ağırlaşmasıyla ve dini inancın, ahlak anlayışının zayıflamasıyla her geçen gün intihar olayları artmaktadır. Bugün insanımızın büyük bir kesimi boşluktadır. Aile bağları zayıflamış, idealler sönmüş, stresi, bunalımı arttıran olaylar fazlalaşmıştır. Mal, makam, şan şöhret, oyun, eğlence ön plana geçmiştir. İnsanı çıldırtan müzik, sokaklara taşmıştır. Her biri, dibi olmayan karanlık kuyuya benzeyen kötü alışkanlıklar çok yaygındır. Bu yüzden intihar olayları tırmanışa geçmiştir.

İntiharı tırmandıran en büyük neden medyanın tutumudur. Medyanın haddinden fazla intihar olaylarıyla ilgilenmesi, intihar olaylarını arttırıyor. Verilen haberler adeta ilgi uyandırıyor. İntiharı düşündürüyor, akla getiriyor. Tepesi atan, canı sıkılan dama çıkıveriyor.

İntihar haberleri öyle veriliyor ki, özendiriliyor, intihar için ortam hazırlanıyor. Çünkü, intihar olayı günlerce, haftalarca sürekli gündemde tutuluyor. İntihara meyilli olanlar; iradesi zayıf, sorunlu olanlar için örnek model teşkil ediyor.

Bugün yazılı basın olsun, televizyon kanalları olsun bu tür olayları, tecavüz, cinayet olaylarını vermekte birbirleriyle yarışıyorlar. Yani işin teşhirciliği yapılıyor.

Yapılan yayınlar üzerine intihar başka bir intiharı çekiyor. Sanki olayı muhabir ortaya çıkarmış gibi baştan sona en ince noktasına kadar anlatılıyor, anlattırılıyor. Çekimler yapılıyor, rengarenk fotoğraflar basılıyor. İntihar eden, adeta kahraman ilan ediliyor. İlgi noktası oluyor, azıcık ilgiye ihtiyacı olan özendiriliyor.

Olayın sunuluşunda, ölüm basit bir kurtuluş yolu olarak gösteriliyor. Ölenin veya yakınlarının çektiği acılar gizli kaldığından, görünen yüz cazip geliyor, intihar kurtuluş yolu olarak gösteriliyor, intihara meylettiriliyor.

İntiharlarda asıl suçlulardan biri medyadır. Yayınlar kontrolsüz ve tahrik edici yayınlar almış başını gidiyor. Onun için ana babalara büyük görev düşüyor. O da çocukları televizyonlara teslim etmemektir.

TV’ler olayı öyle görüntüleyip sunuyor ki, sanki başka çaresi yokmuş gibi. İntihar eden sanki bir kahramanlık yapmış, kahraman gibi gösteriliyor. Zayıf olanlarda özeniyor.

Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Başhekim Yardımcısı Dr. Mecit Çalışkan, olayların başlıca nedenlerinin, namus, menfaat, alacak davaları, cinsel sapıklıklar, yazılı ve görüntülü medyanın şiddet içeren görüntüleri ve silahlanma olduğunu bildirdi. Dr. Çalışkan, intihar olaylarının nedenlerini ise, “adalet sisteminin yetersizliği, ekonomik dengesizlikler, topluma verilmesi gereken hoşgörü ve sevginin eksikliği, gençlerde kimlik kargaşası, manevi değerlerin yerini ferdi çıkarların alması ve diyalog eksikliği”ne bağladı.

Psikiyatrist Uzman Dr. Çalışkan, gazete ve TV’lerdeki şiddet içeren yayınların cinayete ve intihara sebep olduğunu belirtirken, Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Birsen Gökçe de, medyadaki olumsuz yayınların kimlik bunalımındaki gençleri özendirdiğini ifade etti. (01-07-1995 Yeni Asya)

Trakya Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ercan Abay’ın ifadesiyle:

–         “Medya da intihar olaylarında etkili oluyor. Medyadaki intihar haberleri, depresyonu olup, intihara hazır kişileri tetikliyor. Televizyonlarda yayınlanan intihar görüntüleri ve haberler, intiharı düşünenlerde olumsuz etki yapıyor. Bu haber ve görüntüler, olgunlaşmış meyveleri ağaçtan düşürür misali, intihara hazır kişileri devreye sokuyor.”

Medya kuruluşlarının intihar haberlerini verirken dikkatli olması, neden ve nasıl olduğu ayrıntısına girmemesi gerekir.

 

İNTİHAR OLAYLARININ SEBEPLERİ

 

İntiharın en önemli sebebi yapılan açıklamalara göre inanç ve maneviyat yokluğudur.

Batman ilimizde intihar olayları artınca yapılan araştırma sonunda şu sebepler sıralanmıştır:

 

1.      İnanç boşluğu, bunalım,

2.      Yanlış evlilikler,

3.      Karma okul,

4.      Erken yaşta flört (intihar edenlerin çoğu bakire çıkmamıştır)

Filmler, diziler, intihar olaylarını istismar eden programlar, intiharı, şeklini ve modelini yaygınlaştırıyor, empoze ediyor, ondan sonra da intihar eden edene. İntihar eden, neden intihar ettiğini, çevresi bu işin nasıl olduğunu bile bilemiyor. “Bir şey yoktu” diyor.

İntiharlarda erotizmin rolü büyüktür. Sanat, eğlence, cinsellik, açık saçık filmler, diziler, cinsel ilişkilerin aynen sergilenmesi, 900’lü kanallar, ahlakı bozuyor, aile bağlarını zayıflatıyor, genci bunalıma itiyor, gençleri telafisi mümkün olmayan hatalar işletiyor. Sonunda kimsenin yüzüne bakacak yüz kalmıyor. Yaşamanın bir anlamı kalmıyor.

İnsanın cinsel yönü çok zayıf ve istismara açıktır. Hele cinsel özgürlük teraneleri, flörtün teşvik edilmesi, ortam hazırlanması gençleri çileden çıkarmaktadır. Nefsin arzularının durak noktası yok ki, dibi karanlık kuyu. Bu durumda cinsel sapıklık yayılıyor, yayıldıkça ahlaki bunalım, ahlaki bunalım içinde ruhi bunalım, uyuşturucu, sonra evden kaçmalar, hayata küsmeler ve de intiharlar…

Bu olumsuz şartlar altında, intihar moda oldu. Meşhur olmayı aklına koyan, en ufak bir şeye kızan, tepesi atan dama çıkıyor.Toplanan halk, “atla da görelim” gazeteciler, televizyoncular “atla da görüntüleyelim” dercesine seyre dalıyor. Kahramanımız, biraz naz, biraz itiraz… atalarımız ne güzel söylemiş: “Arayan Mevlasını, arayan belasını bulur” diye.

 

Yapılan araştırmalara göre intiharın sebepleri şöyle sıralanmıştır:

–         Manevi boşluk,

–         Bunalım,

–         Ümitsizlik,

–         Dikkat çekme,

–         Ölene eşlik etme,

–         Cezadan kaçma,

–         Aşkını ifade etme,

–         Gizli ilişki,

–         Baskı,

–         İffetsizlik,

–         Alkol, uyuşturucu,

–         Kumar borcu,

–         Özendirici olaylar,

–         Geçim darlığı,

–         Aşırı sıcaklar,

–         Yalnızlık korkusu,

–         Hayatı anlamsız bulma,

–         Kimlik krizi,

–         Aile içi geçimsizlikler gibi nedenlerdir.

 

İntiharın belirtileri de şöyle özetlenebilir:

–         Yaşamanın anlamı kalmadı, hayattan zevk almıyorum.

–         Gitmiyor artık, ben yapamayacağım,

–         Ölmek istiyorum, bu acı yakında bitecek,

–         Uyuyacağım, bir daha uyanmayacağım gibi sözler

–         İlgisizlik,

–         Vasiyet, helalleşme,

–         Tehlikeden korkmama,

–         Alkol alma,

–         Ani kişilik değişiklikleri,

–         İntihar girişiminde bulunma,

–         İştahsızlık, uykusuzluk gibi davranışlar,

–         Silah taşıma,

–         Geçimsizlik, boşanma,

–         Ölüm gibi kayıplar,

–         Maddi kayıp,

–         Kalıcı hastalıklar gibi sebepler,

–         Bazen aşırı yokluk, bazen aşırı zenginlik intihar ettirir.

–         Hayata bir mana verememe, hayatın bir gayesinin olmaması,

–         Kuru bir hayat yaşama,

–         Çıldırtan müzik, intihar ettiriyor.

İntihar olaylarının artış sebepleri konusunda görüşlerini bildiren Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi doktorlarından Psikiyatrist Mecit Çalışkan, intiharın daha çok gençler arasında görüldüğünü belirtti. Çalışkan, intihar sebeplerini şöyle açıkladı:

–         Nesiller arasında meydana gelen kültürel uçurum,

–         Özellikle gençler arasında görülen kimlik krizi,

–         Aile içi huzursuzluklar, değer yargılarının farklı farklı oluşu,

–         TV ve gazetelerin önemli rol oynadığı ahlaki çöküntü,

–         İnsanlar arası ilişkilerde menfaatin ön plana çıkmasıyla oluşan içtimai huzursuzluk.

İntiharın en önemli sebeplerinden biri de depresyondur.

Çağımızın sorunları nedeniyle depresyon, insanımızda ruhsal bozukluklar meydana getirmektedir. Prof. Dr. Ahmet Çelikkol’un bildirdiğine göre; baş ağrısı, iştahsızlık, kilo bozukluğu, halsizlik ve durgunluk veya hırçınlıkla başlayan depresyon, hastanın yaşam kalitesini düşürür, hastanın ailesi ve çevresi ile olan ilişkisini bozar ve intiharla sonuçlanabilir. (Sağduyu, 09-06-1999)

Depresyonun, kişinin kendini mutsuz ve hüzünlü hissetmesi ve hayata karşı isteğinin azalması ile seyreden bir hastalık olduğuna dikkat çeken Atatürk Üniversitesi Yakutiye Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı Doç. Dr. İsmet Kırpınar, depresyonlu kişilerin her şeyi kötü gördüğünü ve hiç bir şeyin iyi olmayacağına da kendini inandırdığını söyledi. Kırpınar, “depresyon hastalığına yakalanan kişiler, ümitsizlik ve karamsarlık içerisindedir. Uyku ve iştah azalması, halsizlik ve bitkinlik gibi belirtiler de bu duruma eşlik eder” dedi. (22-06-1995 Zaman)

Gelir düzeyi düşük ve baskı gören insanlarda daha çok görülen depresyon, erkeklere nazaran kadınlarda daha çok görülmektedir. Ve depresyona giren kişi hayattan, yaşamaktan zevk almamaya başlıyor.

Tedavi için, depresyonun sebeplerini ortadan kaldırmak, geç kalmadan iyi ilişkilerle, iyi bir ortam hazırlamak lazım.

–         Sıcakların artmasıyla intihar olayları da artmaktadır.

–         Düzensiz bir iş hayatı, işsizlik, düzensiz uyku…

–         Ailelerin çocukları ile yakın ve sıcak ilişkiler kuramaması, şiddet ve sert muamele veya tamamen başıboş bırakmak, ilgisizlik nedeniyle şekil bozukluklarının meydana gelmesi…

–         Gençlere güzel öğütlerin verilmemesi, ana babaların çocukları için manevi desteği, duayı kaldırmamak gerekir.

–         Gençlerin kötü huy ve kötü alışkanlıklarından korunması, kötü arkadaşlık yapıp flört eden, zinaya düşenlerin mahcubiyeti, duyulma endişesi, bunalım, sonra da intihar sebebi oluyor. İlahi cezadır Cenab-ı Allah açıklığı, müstehcenliği ve zina durumunda olan ilişkileri pek affetmez.

Her geçen gün, bunalımların artması, geçim sıkıntısı, seyredilen filmler ve çok değişik nedenler yüzünden dama çıkan, zehir içen, kendini atan ve asanların sayısı artıyor. Bunlar da intihar etmeyi, intihar etme şeklini ve modelini yaygınlaştırmaktadır.

İntiharın ruh ve beden dengesini sağlayamamış, ruhen sağlıklı olmayan, mücadele azmini kaybetmiş, inancı zayıf, iradesi zayıf ve ahlakı zayıf kimseler tarafından düşünüldüğü ve başvurulduğu bir gerçektir.

Yapılan araştırmalara göre, intihar olayları arasında çok ilginç olanları vardır. Mesela; bir modanın sonucu olanları veya aklına gelen her şeyi yapmış, hayatında hiçbir şeye ihtiyaç duymamış kimselerin insanın ölürken neler hissedeceğini merak etmesi gibi nedenlerle intihar edenler olmuştur.

Öte yandan tarlasını süren köylünün doğru gitmeyen öküzlerine kızıp kendini armudun dalına asması, yağan yağmurlara kızan pamukçunun zehir içmesi, geçimini sağlayamayan memurun intiharı, zayıf alan öğrencinin intiharı, hayatı toz pembe görüp sonuçta hayalleri gerçekleşmeyenlerin, evlilikte aradığı mutluluğu bulamayanların, içki, kumar ve fuhşun doğurduğu sonuçlar nedeniyle intihar edenlerin sayısı pek çoktur.

İntihar edenler genellikle iç ve dış sebeplere yenilecek kadar zayıf olan kimselerdir. Bunlar olaylarla başa çıkamayıp, engelleri aşamamış, bunalıma düşerek ölümü çare olarak görenlerdir.

Ayrıca bugünün insanı eğitim eksikliğinden mi diyeceğiz, günün 24 saati koşturmaktan mı diyeceğiz, çok hırçın, kavgacı, geçimsiz, durup dururken kavga ediyor. İnsani ilişkiler zayıf, değer ölçüleri zayıf. Bu duruma fevri hareketler neden oluyor.

 

ÇOCUKLARIMIZ NEDEN İNTİHAR EDİYOR?

 

Bugün tek sebep yok, bir çok sebep var. Çocuklarımızı intihara götüren belli başlı sebepler şunlardır:

1-      Sağlam bir inanç olmayışı, inancın gereği görevlerini yapmaması, hayata bir mana verememesi, niçin yaratıldım,vazifem ne? diyememesi.

2-      Ailelerin çocuklarına yakın ve sıcak ilgi gösterememesi, aile bağı zayıf, herhangi bir şeyde intihar etmekle, evi terk etmekle tehdit ediyor. Çocuk, önce sesli konuşuyor, sonra davranış bozuklukları gösteriyor, ana baba müdahale etmiyor.

3-      Çocuk, çılgın eğlence, çılgın müzik peşinde.

4-      Uygun olmayan zamanda ve kişilerle arkadaşlık kuruyor.

5-      Yüzünü kızartacak, mahcup olacağı işler yapıyor.

6-      Sevgi, saygı, aile bağı, görev anlayışı zayıf. Sohbet edilmiyor, güzel şeyler söylenmiyor. (Peygamber, kızı Fatma gelince ayağa kalkar alnından öpermiş)

7-      Üzüntü, sıkıntıları paylaşılmıyor, konuşunca dinlenmiyor.

8-      Koruması gereken değerleri olduğu anlatılmalıdır.

9-      Çocuk, televizyonlara teslim edilmemelidir.

10- Evlatlar arası ayrım yapılmamalı, farklı davranılmamalıdır.

11- Çocukların arkadaş çevresine dikkat edilmelidir.

12- İnternette web sayfasında “nasıl intihar edilir” diye sayfa var. Buralara girmesi engellenmelidir. Çünkü internet intihar ettiriyor: “iki yıl evvel çocuklarımıza pokemon diye bir oyunu musallat etmişlerdi. Oyunun etkisinde kalan birkaç çocuğumuz, oyunun kahramanlarına özenerek kendilerini pencereden atmıştı. Bugünlerde ise, ergenlik yaşındaki gençlerimizin intiharına sebep olan internet oyunları gündemimize girdi. Gençler arasında “satanizm” akımı gittikçe taraftar bulmakta, gençler üzerinde olumsuz etki yapan porno siteler ve oyunların zararlı etkileri konuşulmaktadır. Müstakil Tüketiciler Birliği bu oyunlardan en yaygın olanı FRP yani Fontosy Role Playing isimli oyunu incelemiş ve oyun hakkında ürpertici bir rapor hazırlamış. Sevgi noksanlığının oluşturduğu boşluğu gençlerimiz; alkol, uyuşturucu, hap, sigara, porno gibi alışkanlıklarla doldurmaya kalkışmaktadırlar.(14-02-2002 Vakit)

13-       Ruh dünyamız altüst. Dünya Sağlık Örgütü, dünya genelinde ruhsal hastalıklardan etkilenenlerin sayısının giderek arttığını belirtmiştir. Bunalıma girdi intihar etti deniliveriyor. Acaba ne yaptı, nasıl bir hayat yaşadı da intihar etti, bunlar araştırılmıyor, yazılmıyor.

14-       Baskı, dayak, sevgi, ilgi noksanlığı ve güçlü ailenin olmayışı.

15-       Okulunda ve derslerinde başarısızlık.

16-       Kötü alışkanlıklar.

17-       Gelecek endişesi, iş bulamama korkusu.

18-       Sorumluluk duygusu verilmemesi.

19-       Ahiret inancının olmayışı.

20-       İntihar etmenin dinde büyük suç olduğunun bilinmemesi gibi nedenler intihar ettiriyor.

 

İNTİHAR EDENİN CENAZE NAMAZI KILINIR MI?

 

Dinde intihar büyük günahtır. İntihar Allah’ın yarattığını ortadan kaldırmak demektir. Bunun için intihar korkunç bir cinayettir. İnsanın haline razı olmaması, sabretmemesi Allah’a isyandır.

Bir kimse inancımıza göre ölüme hazır olsa da, ölümü istemeyecektir. İyiliklerini daha çok arttıracaktır. İnsan kötü ise, bir kötülük yaptıysa, düzelme, tevbe etmeye çalışacaktır. Yani günahı olan da yaşayacaktır, günahsız olan da yaşayacaktır.

Eğer bir insan “inandım” diyorsa Allah’tan gelene razı olacaktır. Hayırda, şerde Allah’tandır. Şer görünen birçok şey belki bizim için hayırdır. Bunu zaman gösterecektir. İnanan bir insan her şeyin yaratıcısı olan Allah’a küsmez.

Hz. Peygamber(AS): “Sizden hiç kimse dünyada maruz kaldığı musibet sebebiyle ölümü temenni etmesin” buyurur.

Müslüman neyi temenni edecek? Hayırlı olanı temenni edecek. Mesela; Müslüman olarak ölmeyi temenni edecek. Çünkü Allah: “Müslümanlar olarak can verin” diyor. Büyüklerimizden büyük işkencelere maruz kalanlar bile intiharı düşünmemişlerdir.

 

İntihar eden hakkında görüşler şöyledir:

Peygamber(AS) intihar eden bir kimse için “Ben onun üzerine cenaze namazı kılmıyorum” demiştir. (İ. Canan, Hadis Ans.13/4937)

Halk arasında da intihar edenin namazı kılınmayacağına dair söylentiler vardır.

Ekseriyete göre intihar etmenin sebebi dinsizlik olmadığı için namazı kılınır. Peygamberimiz, caydırmak için böyle demiştir.

Maliki mezhebine göre intihar edenin tevbesi kabul olmaz ve namazı kılınmaz.

Hanefi mezhebine göre intihar eden günah işlemiştir. Günah onu dinden çıkarmaz, cenaze namazı kılınır.

Alimlerin ekseriyetine göre de intihar büyük günahtır. Allah’a isyandır ama cenaze namazı kılınır. Bunlara karşılık kılınmaz diyenler de vardır.

Kılınır diyenler intihar, küfür sebebi değildir. Allah’ı inkar değildir. Şirk de değildir. İman zayıflığıdır, bir hatadır derler.

Halil Günenç hoca efendi şöyle der:

–         “İntihar etmek, içki içmek, namazı terk etmek ve zina gibi bir günahtır. Fakat ehl-i sünnet alimlerine göre küfre sebep değildir. Bu yüzden cenaze namazı kılınır” (G.M Fetvalar 1/201)

Diğer büyük günah işleyenler gibi namazı kılınır ve affı için dua edilir.

Sara hastası gibi hastalıktan veya şiddetli bunalıma giren kimse şuurlu bir şekilde intihar etmediği için günah işlemiş olmaz.

 

KİMLER İNTİHARA MEYLEDİYOR?

 

Dünya Sağlık Örgütünün açıklamasına göre dünyada her kırk saniyede 1 kişi intihar ediyor. Bu artış nedeniyle 10 Eylül intiharı önleme günü olarak ilan edilmiştir.

Dünyanın bazı ülkelerinde intihar 1 numaralı hastalık. İntihar eden hangi sebepten dolayı intihar ederse etsin haklı gösterilmez. Çünkü intihar çare değildir.

Bugün maddi yönden her şeye sahip, mutlu olmaması için bir sebep yok. Ama intihar ediyor. Alınan arabanın marka tartışması intihar ettiriyor.

–         Karşı cinsle girdiği ilişki intihar ettiriyor.

–         Yakınının ölümü intihar ettiriyor. Eşinin ölümü üzerine ruh doktoru intihar ediyor.

–         Ona buna sinirlenen, tepesi atan intihar ediyor.

–         Zamanında çalışmayan, görevini yapmayan intihar ediyor.

–         Rüşvet alıyor, kumar oynuyor, hakkı olmayan şeyi gasp ediyor, intihar ediyor.

–         Bir sanatçı öldü diye veya bir şarkı yüzünden intihar ediyor.

–         İntihar şovları intihar ettiriyor.

–         Seyrettiği filme özeniyor intihar ediyor.

–         İffetini namusunu koruyamayan intihar ediyor.

–         Zevk olsun diye alkol alıyor, uyuşturucu alıyor intihar ediyor.

–         Eşini seçemiyor, çok mutluyuz diye evleniyor intihar ediyor.

–         Tuttuğu futbol takımının yenilmesiyle intihar ediyor.

–         Yağmurun yağmasına kızan, yağmamasına üzülen intihar ediyor.

–         Ölürken ne hissedeceğini merak eden intihar ediyor.

–         Hayatı filmlerdeki gibi toz pembe gören, hayalleri yıkılan intihar ediyor.

–         Eşeğine kızıyor, doğru çizgide gitmeyen öküzlerine kızıyor intihar ediyor.

–         Yakınlarından intikam almak isteyen intihar ediyor.

–         Yaşamaktan korkan, kendini küçük gören intihar ediyor.

–         Problemleri aşamayan, zayıf inançlı zayıf iradeli olanlar kurtuluşu ölümde arıyor, intihar ediyor.

 

İNTİHAR KURTULUŞ YOLU MUDUR?

 

İnsanın hata etme zaafı vardır. Hatasız kul olmaz. Önemli olan hatayı anlamak ve hatadan dönmektir.

İslam’da tevbe kapısı her zaman herkese açıktır. Günah işleyen, eksik yapan, fazla yapan yani hata eden tevbe etmeye çağırılır.

İnsan telafi yoluna gitmeyerek intihar yolunu seçerse, hiç bir şeyden kurtulamaz, aksine problemleri artırır. Yakınlarını sıkıntıya sokar. Suç işlediği için de ahirete günahkar gider.

İntiharı önleme merkezleri ile de önlenmez. İntihar bugün körükleniyor. İntihara sebep olan ahlaksızlığın ve maneviyatsızlığın önüne geçilmezse, intihar önlenmez. Çiçeği susuz bırakırsanız ne olur? Çiçek kurur. Su yerine gübre verirseniz ne olur, yanar…Bu gün toplum madde ve mana dengesini yitirmiştir. Bir çok kesimde inanç lüzumsuz görülmektedir.

Çare nedir? Dengeli insan yetiştirmektir. İnsanı hayata ve insanlara bağlayan inanç kazandırmak, aile yuvalarını huzur duyulan yerler haline getirmektir.

Bazılarının iddia ettiği gibi çare ileri teknoloji değildir. Bu gün en çok intihar olayları gelişmiş ülkelerde ve zengin kesimlerde olduğu unutulmamalıdır.

Çare paylaşımcı toplum oluşturmaktır. Dünya ve ahiret dengesini kurmaktır. İslam’da bir ölçü vardır. İslam Peygamberi şöyle buyurur:

– “Kendinizden üsttekilere bakıp imreneceğinize, kendinizden aşağıdakilere bakıp halinize şükredin, mutlu olun”

Bazı çevrelerde insanın ruhi ve manevi yönü hiç dikkate alınmıyor. İşte bu yolla insan içine düştüğü sıkıntı ve bunalımdan kurtulamıyor. İnsanlık her zaman Allah’a teslimiyetin ve dinin vereceği huzura muhtaçtır. Çünkü insan diğer canlılar gibi karnı doyunca problemleri bitmiyor. Ruhunda, beyninde doyması lazım ki mutlu olsun.

Bugün stresi aşmak ve bunalımdan kurtulmak için insanımızın ibadetlere ve ibadet sevabı olan davranışlara ihtiyacı vardır. Din eksenli bir hayat insanı daha çok mutlu edecektir. Dini insan hayatından çıkarın atın, hayat zehir olacaktır. Her şey bomboş ve manasız görünecektir.

İntiharları önlemek için insan, yalnız ve sahipsiz bırakılmamalıdır.

–         Büyükler intiharı düşünmemelidir ki, küçükler örnek almasın.

–         İnsan içinde bulunduğu noktayı son nokta kabul etmemeli , geri dönüşü denemelidir.

–         Bunalım dönemlerinde ve ergenlik çağına geçiş sıralarında, arkadaşlık konularında gençler yalnız bırakılmamalıdır.

–         Acılar insanı intihar ettirmemelidir. Aksine olgunlaştırmalıdır, ders almasını sağlamalıdır.

–         Güneş her gün yeniden doğar. Geri geri gidip geçmişin acılarına, olaylarına takılıp kalınmamalıdır. Acıları tazeleyip durmanın hiçbir faydası yoktur.

–         Devlet; koruyuculuk, kollayıcılık görevini noksansız yapmalıdır. İnsanımızı kendi haline terk edip, “ne halin varsa gör” dememelidir.

–         İçinde yaşadığımız aileyi sevgi, saygı duyulan yerler haline getirirsek, toplumu hoşgörülü toplum yaparsak bundan herkes mutlu olacaktır.

–         Allah’ın kullarına talimatı var. Eğer ona uyulursa acılar zevke dönüşür ve Allah kulunu terk etmez. Eğer insanlığın mutluluğu için gönderilen Hz. Peygamber’e uyulacak olursa mutlu olmamak için neden olmaz.

–         Her şeyin başı insanın anlayışı, yaşayışı ve alışkanlıklarıdır. Eğer yüzünü kızartacak bir şey yapmazsa, başı ağrımaz. Dansöze, şarkıcıya özenmedikten sonra insan değişmez. Kimse de değiştirmez.

 

YAŞLI, ACI ÇEKEN BİRİNİN ÖLDÜRÜLMESİ İNSANİ GÖREV MİDİR?

 

Ötenazi Yunanca’da kolay ölüm demektir.

Bu nedenle kimsesiz, yuvalarında, hastanelerde veya evlerinde yalnız ihtiyarları öldürüp “ben iyilik yaptım, insani görevlerimi yaptım” diyenler oluyor.

İnsan öldürmek savaş ve nefsi müdafaa dışında en büyük günahlardandır. Cenab-ı Allah haksız yere kimseyi öldürmeyin diyor.

İnancımızda canı veren alır. Can alma yetkisi Allah’a aittir.

Herkesin yaşama hakkı vardır. Bu hakka kimse müdahale edemez. Ederse cinayet olur.

İnsanın öldürülmesine ancak kanun ve kanun adamı karar verebilir.

Yaşlılık da öldürme sebebi olamaz.

Kim yaşlı babası, dedesi, ninesi veya anneannesinin, hatta kendisinin yaşlanınca başkaları tarafından yaşlı diye öldürülmesini ister?

Yaşlılar bizim dua ağacımızdır. İhtiyacımız var onlara. Unutmayalım o yaşlıların yüzü suyu hürmetine rızıklandırılıyoruz. Onları öldürürsek rızkımızı kesmiş oluruz.

Diğer yandan yaşlılara hizmet edeceğiz, sevap kazanacağız. Bir de küçüklerimiz bizim ne yaptığımızı görecek, onlarda bize bakacak, görevini yapacak.

Bırakın öldürmeyi, kültürümüze göre, inancımıza göre büyüğümüze iyi bakmadık, ölümüne sebep olduk, cinayettir.

–         Tedavi ettirmedik, öldü cinayettir. Çünkü Allah “tedavi olun” diyor.

–         “Ölsün, gebersin” dedik beddua ettik, günah işlemiş oluruz

–         Terk ettik, evden kovduk, ilgisizlikten öldü, cinayet işlemiş oluruz.

Öyleyse, iyi geçineceğiz, o bizimle iyi geçinmese bile biz görevlerimizi yapacağız. Onlarla aramız iyi olursa, Allah’la aramız iyi olur. Onlarla aramız iyi olmazsa, Allah’la aramız iyi değil demektir.

Bu bize göre değil, Avrupa, Amerika ve Rusya’ya göredir.

Ahiret inancı olmayanlara göredir.

 

Birinin intihar etmesine yardımcı olunur mu?

Olunmaz. Ona intihar etme fikri vermek, intihar etme ortamı hazırlamak, intiharı telkin etmek, insana intihar etme günahı kazandırır. Peygamberimiz “Bir iyiliğe sebep olan bizzat o iyiliği işlemiş gibi olur” demiştir.

Bu durumda intihar edenin günahı azalır mı? azalmaz. O kanmayacak, aldanmayacaktır. Zira aldanmak ta suçtur.

Şeytanın tuzağına düşen biri, Allah’a: “Ya Rabbi beni şeytan aldattı” dese olur mu? Olmaz. “Niye aldandın” denir.

Kutsal kitabımızda: “İyilikte yardımlaşın, kötülükte yardımlaşmayın” buyrulmuştur.

 

HATA İLE BİRİNİN ÖLÜMÜNE SEBEP OLAN NE OLUR? KATİL OLUR MU?

 

Kasıt yoksa ona katil denmez. Katil muamelesi yapılmaz.

Bilmeyerek veya hata ile bir insanın ölümüne sebep olan kimse, ölenin yakınlarına:

–         Diyet öder, bundan sonra;

–         Tevbe, istiğfar eder, bundan sonra;

–         60 gün oruç tutar, bu orucu tutamayacak durumda ise;

–         60 fakiri sabah, akşam doyurur. Gücü yetmezse tevbe, istiğfar eder.

–         Mağdur ettiği kimseler varsa onlarla ilgiyi kesmez, onlara yardımcı olur. Böyle yaparsa Allah onu affeder.

 

TEDBİRSİZLİĞİN SONU İNTİHAR OLUR MU?

– Bir kimse kalp, tansiyon, şeker gibi bir hastalığa tutulmuş, yemesine içmesine dikkat etmez, ilacına dikkat etmez, kasti hareket eder ve ölürse, intihardır, intihar etmiş olur.

– Hız sınırını aşar, yolun kenarını bırakır, ortadan yürürse, intihardır. Yani tedbirsizlik ölüme neden olmuşsa, intihardır.

– Hapları çocuktan uzak tutmayan, çocuğu ateşten korumayan da ölüme sebep olmuştur. Öldürme günahı kazanır.

– Sigara, alkol ve uyuşturucudan ölen de intihar etmiş olur.

Durkheim: “Ölüme götüreceğini bilerek, olay kurbanı tarafından girişilen olumsuz bir eylemin doğrudan doğruya yada dolaylı olarak meydana getirdiği her ölüme intihar denir” diyor.

– Tehlikeli oyunlar, gösteriler, her şeyi bırakıp zevk için dağcılık, kayak için tehlikeye atılmak.

– Boğaların önünde zevk aramak bile bile lades olur. Ölen intihar etmiş sayılır.

– Yani ölümü davet etmek, tehlikenin üzerine gitmek ve tedbir almamak intihardır.

 

ÇÖZÜM NE?

 

İntihar etmek hiçbir sorunu çözmez. İntihar çare değil, kaçmaktır. Kendini mahvettiği gibi yakınlarını da bir sürü problemle baş başa bırakmaktır. Yani onların başına çorap örmektir.

İntihar edenlere bakacak olursak; manevi değerleri zayıflayanlar daha çabuk ve daha çok intihar ediveriyorlar. Hele dinsiz olmak, intihar için en önemli faktördür.

İntihara çözüm, maneviyata dönüştür. Bir çok ilim adamı çareyi Allah’a ve ahirete imanda görüyor.

İlaçla tedavi belki geçici bir rahatlık sağlayabilir, ama çare değildir. Nedir çare? Çare, bizi yaratan, yaşatan, bizi bilen ve her yönü ile tanıyan Allah’ın gönderdiği reçetedir.

Mesela, Ankebut Suresinin 45. ayetinde “namaz her türlü kötülükten korur” buyrulur. Evet namazda huşu, huzur vardır. Namaz kılanın huzura ereceği Mü’min suresinin 1. ayetinde haber verilmiştir. “Gerçekten Mü’minler kurtuluşa ermiştir” denilmiştir.

Fransız İlahiyatçı, filozof ve paleontolog (1881-1955 yılları arasında yaşamıştır) Teilhard de Chardin, 20.yüzyılın insanının “intihar ile ibadet” arasında tercih yapma durumunda kalacağını söylemiştir.

Sadece namaz değil, bütün ibadetler insan için huzur kaynağıdır. Huzur arayanları İslam’a çağırıyoruz. Gelin, görün…

Önlemi “intiharı önleme merkezleri” kurmakta görmek yanlıştır. “İmdat” diyene zamanında yetişmezseniz, cenaze kaldırırsınız. Yangın bittikten sonra gelen itfaiye, ne kadar yardımcı olabilir? Biz, yangın çıkmasın istiyoruz. İntihar noktasına gelinmesin istiyoruz. Onun için İslam diyoruz.

İntiharın panzehiri nedir?

–         Olayları büyütmemektir.

–         Beterin beteri olduğunu akıldan çıkarmamaktır.

–         “Allah beni imtihan ediyor” diye düşünmektir.

–         Kendinden üsttekilere değil, kendinden aşağıdakilere bakıp haline şükretmektir.

–         Bu da geçer deyip, olayları savuşturmaktır.

–         “Allah bir kapıyı kapatırsa, başka bir kapıyı açar” demek Allah’a dayanıp güvenmektir.

–         Yüz kızartıcı, utandırıcı, pişmanlık veren davranışlardan uzak durmaktır.

–         Evet, panzehir İslam’dır.

İnançtan sonra sevgi ve ilgi gelir. Bunu da asr suresinde görürüz: “Mü’minler birbirine hakkı, sabrı tavsiye edecekler, Salih amel işleyeceklerdir”.

Özün özü, çare İslam’dır. Çünkü Allah’a ve ahirete inanan, imansız ölmekten korkar, kendine ve çevresine asla kötülük yapmaz. Kötü duruma düşürmez. Sıkıntıya sokmaz. Çünkü İslam, insanı kötü duruma düşürecek şeyleri, pişman olacağı işleri, yüzünü kızartacak davranışları yasaklamıştır.

Büyüklerimiz hep “hüsnü hatime” (güzel bir son) için dua ederlerdi.

Bugün başı sıkışan ölmek isteyebilir. Ama nasıl ölecek? İntihar ederek mi? Bu yolla iyi gidilmez, hayat iyi bir şekilde noktalanmış olmaz. Yani imanla gidilmiş olmaz.

Allah hepinize hayırlı bir ömür versin. Müslüman doğduğunuz gibi Müslüman olarak ölmek, Allah’a kavuşmak nasip etsin, inşallah…

 


Bu yazıyı 2.526 kişi okudu.

Araştırmacı Yazar
Mustafa ÖSELMİŞ