İSLAM DA SÜNNETİN YERİ VE ÖNEMİ

Sünnet ne demektir?

Sünnet, peygamber (as)ın sözleri, davranışları, bir de emir ve tavsiyeleri demektir.

Sünnet efal-i mükellefinin (dinde sorumlu olduğumuz şeylerin) farz, vacipten sonra üçüncüsü sün-nettir.

İslami bilgilerin kaynağı dörttür. Kitap, (Kur’an)’dan sonra ikinci kaynak Hz Peygamberin sünnetidir.

Sünnetsiz din olmaz. Müslümanlık da olmaz. Sünnetsiz Kur’an’ın emirleri anlaşılamaz yerine getirilemez. Sünnet, Müslümanla Kur’an arasında köprü vazifesi görür.

Sünnet, İslâm’da Kur’an’dan sonra ki sorumluluğumuzdur.

Dindarlık, İslam da ne varsa onu benimsemek ve yaşamaktır. Kur’an ve sünneti hayat tarzı edinmektir. Allah’a ve peygambere uymaktır.

Kelime-i tevhitte: “Allah’tan başka tanrı yoktur. Muhammed Allah’ın Resûlu’dür” diyerek İslam’a gireriz.

Kelime-i şehadette: “ben inanırım da ki, Allah’tan başka ilâh yoktur. Yine inanırım ki, Muhammed (as) Allah’ın kulu ve Rasulü’dür.” Diyerek Müslümanlığımızı tasdik ederiz.

Muhammed (as) son hak peygamberdir. Diğer peygamberlerin getirdiklerinin hükmü kalmamıştır. İslam, insanlık dinidir. Kıyamete kadar hükmü geçerlidir. İslam, bütün insanlığa inmiştir. Onun için bütün insanlar İslam’dan sorumludur.

Hz. Muhammed (AS) kendiliğinden konuşmamıştır. Kur’an’da:

Hz. Muhammed sapmadı ve bâtıla inanmadı. O, arzusuna göre de konuşmaz” (Necim 2-3) buyrulur.

Kendisi de;

Tebuk seferinden önce yaptığı konuşmada:

“Ey insanlar ben size Allah’ın emir ettiklerinden başkasını emretmiyorum” demiştir. Yani söylediklerim Allah’ın bana vahyidir.

Cenab-ı Allah Kur’an da:

-“Sana insanlara gönderileni açıklayasın diye Kur’an-ı indirdik: (Nahl:44) buyrulur.

İslam’da, Müslümanın inancında Kur’an ayrı, hadisler ayrı değildir. Hz. Peygamberin sözleri Kur’an-ı açıklayıcı durumdadır.

Peygamberi (as)a ve onun sünnetine sırt çevirmek, fitne çıkarmaktır. Bu din düşmanlarının ve misyonerlerin oyunudur.

Kur’an’da:

“Ancak Allah’a ve peygambere itaat eden kurtuluşa erer” buyrulmuştur. (Ahzab:71)

 

b- Ne diyorlar?

İslâm’ın ilk günlerinden bugüne hıristiyan, yahudi ve nasipsizlerin hedefi İslam ve İslam peygamberi olmuştur.

İslam’ın emir ve yasakları hayatlarına uymayanlar hep İslâm’la, Müslümanla uğraşmışlardır.

İslam’ın yayılışı, hıristiyan âlemini ürkütmüştür. Yayılmayı, önlemek için Müslümana zulüm, Kur’an ve peygambere hakarete başvurmuşlardır. İslam’ın ilk yıllarındaki müslüman olanlara yapılan zulüm devam etmektedir.

Peygamberin şahsı ve ailesi için iftiralar uydurdular. “okuma yazma bilmiyor” dediler. “hasta” dediler. Büyülenmiş” dediler. Evliliğini dillerine doladılar.

Kur’an-ı o yazdı” dediler.

Cebrail yanlışlıkla ona geldi” dediler.

Onun getirdiği yeni bir şey değil” dediler.

Allah’la kul arasına peygamber giremez” dediler

Peygamber, Allah gibi sevilemez” şirktir.

Hadisler uydurmadır.

Peygamberin görevi bitmiştir ona uyulmaz, sün-net kılınmaz” dediler.

İslam’ın esası Kur’an’dır. Bize Kur’an yeter, sün-nete gerek yok” dediler.

“Peygamber (as) “şöyle buyurmuş” denilince, Kur’an da var mı? Diyenler oluyor.

“O Arapların peygamberidir” dediler.

“Namaz Allah’ın emrettiği kadardır” diyorlar.

Bunlar, sünneti ve Hz. Peygamberi devreden çı-karma, müslümanları peygamberden uzaklaştırıp baş-sız bırakma oyunlarıdır.

Tespihin ipi kopunca daneler darmadağın olur. Bütün çabalar, İslam birliğini gerçekleştirmemek içindir. Uyanık olalım. Hz. Peygambere cahiliye devrinden daha çok ihtiyacımız var.

 

c- Hedef niçin İslam peygamberi?

Arap müşrikleri peygambere, işlerine gelmediği menfaatlerine dokunduğu için inanmadılar. Bugünde durum aynıdır.

“Bize Kur’an yeter” sözü, mutezile mezhebinin sapık görüşü olarak ortaya çıkmıştır.

Bir zamanlar “Ebu Hanife’de bizim gibi bir insandır. Niye onun görüşlerine uyalım” diyenler, daha sonra “İsa’da, Musa’da, Muhammed’de Allah’ın peygamberidir. Neden biraz onlara uymayalım” dediler. Daha sonra da “Kabe arabın olsun, anıtkabir bize yeter” dediler. Yani “bize Kur’an yeter” diyenler, Kur’an aşağı, samimi kimseler değildir.

Son yıllarda hadislerin Emeviler zamanında uy-durulduğu, sünnete ve hadislere güven olmadığı gerekçesiyle: “sünnet ve hadisler tekrar gözden geçirilmeli-dir” diyerek hadislere olan güveni sarsmak istiyorlar.

Bu iddialar, Ebûcehilin, Ebulehebin peygamber (as)’ı küçük düşürmek için ileri sürdükleri iddialardan pek de farklı değildir, istiyorlar ki, Hz. Peygamberin birleştirici rolü kırılsın, müslümanları bir arada tutan toparlayıcı rolü bitsin, önderliği sona ersin, İslamî ha-yat yaşanmasın.

Bu gayretler peygamber (as)ı incitmektedir. Kur’an’da:

“Peygamberi incitenler, eziyet edenler için mut-laka elem verici bir azap vardır” buyruluyor. (Tövbe:61)

Ebu Lehep, peygamber (as)a karşı çıktığı için Tebbet suresi inmiştir. “Ebu Leheb’in elleri kurusun. Malı da kazandıkları da ona fayda vermedi. O alevli bir ateşte yanacaktır” diye haber verildi.

Avrupa ve Amerika’da Hz. Peygambere yapılan hakaretler, müslümanların sayısı arttırmaktan başka bir işe yaramıyor.

Geçen yıllarda Salman Rüştü’nün, Teslime Nesrinin iftiraları, Avrupa’da birçok insanın müslüman olmasına neden olmuştur. Kısa sürede teslime Nesrinin köyü, toptan, sadece İngiltere’de 3000 ingiliz kadını İslam’ı seçmiştir.

 

d- Hadis peygamber sözüdür:

Peygamber (as)a gelen hiçbir şey kaybolmamış-tır. Kur’an ayetleri anında yazıya geçirilmiş ve onlarca insan ezberlemiştir.

Peygamber (as)ın sözleri de vahiy mahsulü olduğu için, ravileri ile beraber muhafaza edilmiştir. Ravilerin sağlam olmaması halinde o hadis alınmamıştır. Her peygamber sözü titizlikle korunmuştur. Hatta Allah Rasulünün sakalının her bir teli korunup, muhafaza edilmiştir.

Hadisler, kılı kırk yararak toplanmıştır. Mesela imam-ı buhari bir hadis için yaptığı günlerce yolculuk-tan sonra, adamın kaçırdığı atı tutmak için boş avucu-nu açıp ona seslendiğini görünce: “Bu adam atı aldatı-yor, beni de aldatabilir” diyerek geri dönmüştür.

Hadislerde vahye dayanır. Bunun için dinin ikinci kaynağıdır. Kaynak gösterilmeden uydurulan birkaç söz, hadislere gölge düşürmemelidir, güvensizlik yaratmamalıdır. Kütüb-ü sittede toplanan her hadis, şahitleri ile beraber zikredilmiştir.

Peygamberimizin bir hadisi vardır:

“Benim hakkımda yalan söz uyduran cehennem-deki yerini hazırlasın” buyurur. (Buhari ilim:38) bu uyarıyı dikkate alan her bir sahabi daha titiz davranmıştır.

Biz müslümanlar hadislere bağlı olarak hareket ederiz. Hadis konusundaki olumsuzluklar, islami hayatı önlemeyi ve peygambere olan bağlılığı koparmayı hedef alır.

 

e- Sünnetin terkindeki amaç ne?

İslam gelince diğer dinleri gölgelemiş. Onların hükümlerini kaldırmıştı. Yahudi ve hıristiyanlar bunu hazmedemedi.

Aynı zamanda cahiliye devrinin adetlerini kaldırdı. Puta tapmayı ahmaklık saydı.

Bazılarının alışkanlıklarına günah ve haram hükmü ile karşı çıktı. Bunu hazmedemediler.

İnançsızlıkla ve yabancı kültürlerin etkisi altında kalanlar. Dinin yasaklarından vazgeçip peygamberi ve sünnetini benimseyemediler. Aksi faaliyete başvurdular.

Sünneti itibarsızlaştırmak.

Müslümanları sünnetten ve peygamberden koparmak istediler.

İslami yok etmek, hıristiyan aleminin bir numaralı hedefi oldu. Bunun için haçlı orduları kurdu, haçlı seferlerine başvurdu. Fakat her defasında perişan oldular. Bundan sonra misyoner ordularını kurdular. Peygamber ve onun sünnetine yönelik karalama faaliyetleri, misyonerlerin tatbik ettikleri bir yol oldu.

Vahhabilik gibi sünnete önem vermeyen itibar etmeyen mezhep kurdurdular.

İçimizden din düşmanlarını beslediler, destekle-diler. Birçok fitne çıkardılar, olaylar tertip ettiler.

Bunlar hümanizm dediler, dünya barışı dediler. Cihanda sulh dediler, milenyum dediler, dinler arası diyolog dediler. Böylece islâmin müslümanlar üzerin-deki etkisini yok etmek istediler.

En önemlisi de hıristiyanlıkla tatmin olmayan, hıristiyanlıkta huzur bulamayanların İslam’a yönelişini önlemek için çalışıyorlar.

 

f- Sünneti terk eden helâk olur:

Sünneti terk, peygamberi terktir. Sünneti terk eden, peygamberden de uzaklaşır, sünnetten de.

Değil sünneti terk, sünneti ihmal etmek hafife almak bile insanın imanına zarar verir, insanı sıkıntı-ya sokar, dinden, dini hayattan zevk almamaya başlar.

Cenab-ı Allah: “ey Habibim, seni âlemlere rahmet olarak gönderdik” diyor. (Enbiya:107) biz peygamberin sünnetini yerine getirmezsek, o bize nasıl rahmet olur, nasıl şefaat eder? Nasıl ümmeti olunur?

Peygamber (as):

“Kim benim sünnetimi terk ederse, yüz çevirirse, o benim yolumu terk etmiş olur. O benden değildir” buyurmuştur. (Buhari, nikah:1) (Müslim. nikah:5)

Nasıl kaplumbağanın koruyucu kabuğu, ters dönünce nasıl kendisine mezar oluyorsa, bize tanınan avantajlar da sünneti terk edince bizim için ızdıraba dönüşecektir. Çünkü her müslüman farzdan, vacipten sorumlu olduğu gibi sünnetten de sorumludur.

Bugün İslam aleminin içinde bulunduğu halin el-bette sebepleri vardır.

Halife Ömer(ra) Mısır fethedilemeyince, kumandan Amr bin as’a yazdığı mektup da:

Mısır’ı fethedemeyişinize şaşıyorum. Bunun sebebi, düşmanlarınız gibi sizin de dünyaya meyledip, sünnetten ayrılmanız olsa gerek demiştir.

Sünneti terk etmenin hükmü ağırdır. Peygambere inanmayanın, o’nun sünnetine uymayanın ameli boşa çıkar, Kur’an da:

Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, peygambere itaat edin, amelinizi boşa çıkarmayın” buyruluyor. (Muhammed:33)

Peygamberin haber verdiğine göre sünnetin ter-ki, kıyamet alametlerinden olduğu bildirilmiştir.

Osmanlı alimlerinden Ömer Nesef: “sünneti hafife alma, sünnetle alay etmek ve sünneti terk etmenin küfür olduğunu söyler. (İslam inançlarının temeli akaid:213)

Kur’an’da: “peygambere başkaldıran, apaçık bir şekilde sapmış olur” buyrulmuştur. (Ahzab:36)

Sünnetin terki Allah’a isyan Muhammed (as)’a muhalefettir. Peygamberimiz vedâ hutbesinde:

“Kur’an ve sünnete uyarsanız sapıtmazsınız” demiştir.

Cuma hutbesinde de “Allah ve resulüne itaat eden, doğru yolu bulmuştur. Muhalefet edende sapıklıktan sapıklığa düşmüştür” demiştir.

Adeta bugünleri gören Allah Resulü:

“Her amelin bir coşkusu, her coşkununda bir gevşemesi vardır. Kimin coşkusu sünnetimden yana olursa, o mutlaka kurtulmuştur. Kiminde istek ve arzusu, rağbeti sünnet dışına yönelik olursa, o helâk olmuştur” buyurmuştur. (Tirmizi kıyamet:21)

Bir hadislerinde de:

-“Benim emrettiğim veya yasakladığım bir konu kendisine iletildiğinde, sakın sizden birinizi koltuğuna yaslanmış olarak: “biz onu bunu bilmeyiz. Allah’ın kitabında ne görürsek ona uyarız, o kadar” dediğini duymayayım” (Tirmizi, ilim:10) demiştir.

İmran bin Husayn şöyle anlatır:

-Adamın biri bana “Kur’an’da bulunmayan şey-den bahsetmeyin” dedi. Ben de ona:

Sen ahmak mısın be adam. Öğle namazının dört rekat sünnetini Kur’an’da bulabilir misin’ diye çıkıştım” der.

Her şeyin Kur’an’da özü var. Vahiy Kur’an’dan ibaret değildir.

Peygamberimiz (sav) bir gün adeta bugünlere işaretle şöyle demiştir:

“Bir topluluk gelir ve sünnetimi karalarlar ve dinin temizliğini bozacak şeylerden bahsederler. Allah’ın meleklerin ve bütün lanetçilerin lâneti onların üzerine olsun” demiştir. (Ramuzu’l ehadis:507/5)

Bundan sonrada şöyle sözünü tamamlamıştır:

– “Benden sonra yaşayanlar çok ihtilaf görecekler. İşte o zaman sünnetime uygun, ona tutunun, hem de azı dişinizle ısırır gibi tutunun” (Age:150/5)

 

g) Peygambere uymayanın hali nice olur?

Peygamber (as)a ve sünnetine uymayanların bazı örnekleri şöyle:

Evvela Cenab-ı Allah’ın bir uyarısı ile başlayalım:

“Peygamberin emrine aykırı hareket edenler, başlarına bir belâ gelmesinden veya elem verici bir azaba uğramaktan sakınsınlar.” (Nur:63)

Başta peygambere inanıp uyanlar, huzur devri olan asr-ı saadet yaşamışlar, uymayanlar ise cahiliye devrinin pislikleri arasında kalmışlardır.

Uhut savaşında peygamberi dinlemeyenler düşmanın saldırılarına maruz kalmışlardır.

**

Biri sol eliyle yemek yiyordu. Peygamber (as) ona “Sağ elinle ye!” dedi. O kişi “Yiyemiyorum” dedi. Peygamber (as) Ona: “yapamaz ol!” dedi. Ondan sonra adam sağ elini kullanamadı.” (R.Salihın:159)

“Mescid kuşu” denilirken salebe, peygamberini dinlemedi. Peygamber (as) O’na:

Yazık oldu salebeye diye üç defa tekrarladı.

**

Tabiinden olan Sait bin Müseyyep şöyle anlat-mıştır:

“Dedem Hanz peygamberin huzuruna gelmiş peygamber ona:

Adın ne? Diye sormuş. Dedem:

Hanz demiş. Peygamberimiz sert toprak anlamına gelen bu ad sana yakışmıyor, değiştir” demiş. De-dem:

Babamın koyduğu ismi değiştiremem” cevabını vermiş. İşte o zamandan sonra bizim ailemizde sert mizaçlılık yerleşmiş.

**

Ebu Talip peygamber (as) dinlemedi, imanlı ölemedi.

Uymayan Ebû Cehiller, Ebû Lehep’ler helâk olup gitti.

**

Peygamberimiz fars kralı Perviz’e mektup yazıp İslama davet etti. Perviz, mektubu okumadan yırtıp attı.

Bunu duyan peygamberimiz (sav):

O nasıl mektubumu parçaladıysa, sen de onu ve mülkünü parçala! Diye dua etti.

Daha sonra alınan habere göre o sırada oğlu Perviz’i öldürmüş ülke parçalanmıştır.

**

Nuh oğlunu kurtaramadı.

İbrahim peygamber, babası Azer’i, Lût Peygamber, hanımını kurtaramadı.

**

Musa peygamber ahiret azabından bahsederken biri ona:

Ben sana uymadım. Hani benim cezam” diyor. Musa Peygamber, gelen vahiy üzerine ona:

Allah senden dua etmenin, tövbe etmenin, ibadet etmenin zevkini almadık mı? Bundan daha büyük ceza mı olur” cevabını veriyor” dedi.

**

Irak halkı, İbrahim Ethem Hazretlerine hiç huzurlu olmadıklarını, belâ ve musibetlerden kurtulamadıklarını, dua ve ibadetlerinin faydasını görmediklerini anlatıp, sebebini sorarlar.

İbrahim Ethem, onları bir müddet izledikten sonra onlara on sebep söylüyor. Biri şöyle:

Peygambere inanıp, onu sevdiğinizi söylüyorsunuz fakat O’nun sünnetini yerine getirmiyorsunuz” di-yor.

 

h- Kişi sevdiği ile beraberdir:

Peygamber (as)a uyan kardeşlerimiz, O’nun adını duyunca derlenip, toparlanır, elini kalbinin üzerine koyar, o’na salavat getirir.

Yunus O’na kurban olmuş. Mevlana: “Ayağının tozuyum” demiş. Hacı Bektaşi Veli O’na yanmış, İmam-ı Azam mezarı tarafına ayağını uzatmamış, İmam-ı Şafi Medine’de atına binmemiş, Ahmet Yesevi 63 yaşına girince: Allah Resulü’nün yaşamadığı hayatı yaşamam, diyerek bir mezar kazıp ondan sonraki ömrünün orada geçirmiştir.

Ashab-ı kiram hiçbir zaman O’nu yalnız bırakmamıştır. Düşmanın zulmünden kurtulma karşılığında O’nun kılına zarar gelmesini, ayağına diken batmasını istememişlerdir. Ölümünde O’nun ölümünü kabul edememişlerdir.

Hz. Sevban’ı örnek vermek isterim:

Peygamber (as), üç günlüğüne Medine dışına çıkmıştı. Dönüşünde Hz. Sevban Medine dışına çıkmış O’nu karşılamak istemişti.

Peygamber (as) O’nu sararmış, solmuş görünce:

Sevban hasta mısın? Demişti. Sevban (ra):

Hasta değilim, senin hasretinden Ya Rasulullah deyince, peygamber (sav) ona:

Kişi sevdiği ile beraberdir” dedi. Sevban:

Esas üzüntüm ahiret içindir deyince vahiy geldi.

Kim Allah’a ve peygamberine itaat ederse, işte onlar Allah’ın kendilerine nimetler verdiği peygamberlerle, şehitlerle, doğrularla ve salihlerle beraber haşr olunacaklardır. Onlar ne güzel arkadaştırlar. Bu beraberlik ne güzel beraberliktir, anlamında Nisa Sûresi’nin 69 uncu ayeti nazil olmuştur.

**

i- Konumuzla ilgili birkaç ayeti zikredelim:

Ayet, lafzı da manası da Cenab-ı Allah’a ait olan, Cebrail (as) aracılığı ile peygamber (as) getirilen emir ve yasaklardır.

Ayetlere müslümanın öncelikle uyması, gereğini yerine getirmesi gerekir.

Peygambere uyulmasını emreden 60’a yakın ayetten bazı örnekler verirsek, peygambere uymanın Cenab-ı Allah’ın emri olduğunu görürüz. Kur’an’da Cenab-ı Allah kendisi ile beraber, peygamberine uymamızı emretmiştir.

 

Niçin ve neden Allah’a ve Peygambere itaat edeceğiz?

1- “Ey Muhammed, de ki: “Allah’ı seviyorsanız bana uyun, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.” (Âli İmrân:31)

2- “Deki: “Allah’a ve Peygambere itaat edin” yüz çevirirlerse bilsinler ki, Allah inkâr edenleri sevmez. (Âl-i İmrân:32)

3- “Size merhamet edilmesi için, Allah’a ve Peygamber’e itaat edin” (Âl-i İmrân:132)

4- “Allah’a ve Peygamber’e kim itaat ederse, onu içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır, orada temellidirler, büyük kurtuluş budur.” (Nisâ:13)

5- “Kim Allah’a ve peygamberine başkaldırır ve yasaklarını aşarsa, onu temelli kalacağı cehenneme sokar. Alçaltıcı azâb onadır” (Nisâ:14)

6- “Ey inananlar! Allah’a itaat edin, Peygambere ve sizden buyruk sahibi olanlara itaat edin. Eğer bir şey-de çekişirseniz, Allah’a ve ahiret gününe inanmışsanız- Onun halini Allah’a ve Peygambere bırakın. Bu, hayırlı ve netice itibariyle en güzeldir”(Nisâ:59)

7- Peygambere itaat eden Allah’a itaat etmiş olur. Kim yüz çevirirse bilsin ki, biz seni onlara bekçi gön-dermedik” (Nisâ:80)

8- “Doğru yol kendisine apaçık belli olduktan sonra, Peygamber’den ayrılıp, inananların yolundan başkasına uyan kimseyi, döndüğü yöne döndürür ve onu cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir dönüş yeridir.” (Nisâ:115)

9- “Kim Allah’ı, Peygamber’i ve inananları dost edinirse, bilsin ki, şüphesiz Allah’tan yana olanlar üstün gelirler” (Mâide:56)

10- “Allah’a itaat edin, peygambere itaat edin, karşı gelmekten çekinin; eğer yüz çevirirseniz bilin ki, peygambere düşen, sâdece açıkça tebliğ etmektir” (Mai-de:92)

11- “,,,,, Peygambere inanın ve O’na uyun ki, doğru yolu bulasınız.” (Â’raf:158)

12- “,,,, inanıyorsanız Allah’tan sakının, aranızdaki münasebetleri düzeltin, Allah’a ve peygamberine itaat edin” (Enfâl:1)

13- “Ey inananlar! Allah’a ve peygamberine itaat edin, Kur’an-ı dinleyip dururken yüz çevirmeyin, dinlemedikleri halde “dinledik” diyenler gibi olmayın.” (Enfâl:20-21)

14- “Ey inananlar! Allah’a ve peygamberine karşı hainlik etmeyin.” (Enfâl:27)

15- “Allah’a ve peygamberine itaat edin; çekişmeyin, yoksa korkar başarısızlığa düşersiniz ve kuvvetiniz gider…” (Enfâl.46)

16- “…. Peygamberi incitenlere can yakıcı azab vardır” (Tevbe:61)

17- “Allah’a ve peygamberine karşı koymaya kalkışana, ebedi kalacağı cehennem ateşi bulunduğunu bilmezler mi? Büyük rezillik budur.” (Tevbe:63)

18- “Mü’min erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridir; iyiyi emreder, kötüden alıkoyarlar, namaz kılarlar, zekat verirler, Allah’a ve peygamberine itaat ederler. İşte Allah bunlara rahmet edecektir.” (Tevbe:71)

19- “Allah’a ve peygamberine itaat edenler, Allah’tan korkan ve O’ndan sakınan kimseler, işte onlar kurtulanlardır.” (Nûr:52)

20- ‘De ki: Allah’a itaat edin; Peygambere itaat edin” Eğer yüz çevirirseniz, bilin ki o peygamber, kendisine yükletilenden ve sizde kendinize yükletilenden sorumlusunuz. Eğer O’na itaat ederseniz doğru yolu bulursunuz. “ (Nûr:54)

21- “Namaz kılın, zekât verin, peygambere itaat edin ki, size merhamet edilsin.”(Nûr:56)

22- “Allah ve peygamberi, bir şeye hükmettiği zaman, inanan erkek ve kadına artık işlerinde başka yolu seçmek yaraşmaz. Allah’a ve peygambere başkaldıran şüphesiz apaçık bir şekilde sapmış olur.” (Ahzâb:36)

23- “Kim Allah’a ve peygambere itaat ederse, şüphesiz büyük bir kurtuluşa ermiş olur.” (Ahzâb:71)

24- “Ey inananlar! Allah’a itaat edin, Peygambere itaat edin; işlerinizi boşa çıkarmayın.” (Muhammed:33)

25- “…. Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu içerisinden ırmaklar akan cennetlere koyar. Kim yüz çevirirse, onu can yakıcı azaba uğratır.” (Fetih:17)

26- “Peygamber size ne verilirse onu alın, sizi neden men ederse ondan geri durun; Allah’tan sakının, doğrusu Allah’ın cezalandırması çetindir.” (Haşr:7)

27- “Allah’a Peygambere itaat edin, eğer bundan yüz çevirirseniz bilin ki, Peygambere düşün apaçık tebliğdir” (Tegâbun:12)

28- “De ki: Benim yaptığım, yalnız Allah katından olanı, O’nun gönderdiklerini tebliğdir. Allah’a ve Peygamberine kim karşı gelirse ona, içinde sonsuz ve temelli kalınacak cehennem ateşi vardır.” (Cinn:23)

29- “Biz her peygamberi ancak Allah’ın izniyle, itaat olunması için gönderdik…” (Nisâ:65)

30- “Rabbine and olsun ki, aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem tayin edip, sonra senin verdiğin hükmü içlerinde bir sıkıntı duymadan, tamamen kabul etmedikçe inanmış olmazlar.” (Nisâ:65)

31- “Allah’ı ve peygamberini inkâr eden, Allah’la Peygamberin arasını ayırmak isteyen “Bir kısmına inanır bir kısmını inkâr ederiz” diyerek ikisi arasında yol tutmak isteyenler, işte onlar gerçekten kâfir olanlardır. (Nisâ:150-151)

32- “Ey Muhammed! İnsanlara gönderileni açıklayasın diye Kur’an-ı indirdik” (Nahl:44)

33- “Ey inananlar! And olsun ki, sizin için, Allah’a ve Ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok anan kimseler için Resûlüllah en güzel örnektir.” (Ah-zab:21)

34- “Evlerinizde oturun; eski cahiliyede olduğu gibi açılıp saçılmayın; namazı kılın, zekâtı verin: Allah’a ve peygamberine itaat edin.” (Ahzab:33)

Bu ayetlerde görülüyor ki, Allah’a ve Peygamberine uymamız kesin olarak emrediliyor. Uyanlar kurtuluyor, uymayanlar, sapıklık içinde kalıyor. Uyanlara mükafat olarak cennet vaad ediliyor. Uymayanlara ceza olarak cehennem azabı haber veriliyor.

Kısacası Müslüman olmanın, Müslüman kalmanın ve Müslüman olarak ölmenin şartı Allah’a ve Resûlüne itaat etmektir.

 

J) Allah Resûlünün Sünnetine Uymakla İlgili Hadisler

1- “Sizlerin en hayırlısı Allah’ın kelâmı, hidayetlerin en hayırlısı da Muhammed’in hidayetidir.” (Müslim)

2- “Kur’an ve sünnete uyarsanız hiç sapıtmazsınız.” (Veda Hutbesinden)

3- “Allah’a ve Resûlüne itaat eden, muhakkak doğru yolu bulmuştur. Allah ve Resûlüne muhalefet eden de azgınlık ve taşkınlığa uğramış, sapıklıktan sapıklığa düşmüştür.” (Cuma Hutbesinden)

4- “Bana itaat eden, şüphesiz Allah’a itaat etmiştir, bana isyan eden de şüphesiz Allah’a isyan etmiştir.” (Buhari, Ahkam:1)

5- “Bana itaat eden cennete girer; bana isyan eden-se, muhakkak başkaldırmış ve serkeşlik etmiş olur.” (Buhari, İ’tisam:2)

6- “Ümmetimin fesadı zamanında (dinin esaslarının sarsıldığı, ümmetimin dağıldığı ve İslâmi düşüncenin yıkılmak, yıpratılmak istendiği dönemde) sünnetime sımsıkı sarılan, hatta bir tanesini bile ihya eden şehit sevabı kazanır.” (Deylemi Müsned’ü Firdevs:4/198)

7- “Bir zaman gelecek, bir grup, benim sünnetim-den başka yollara tabi olacaklar ve ümmetimi benim yolumdan başka yola götüreceklerdir.” (Müslim:1847)

8- “Ben ve siz aynen şuna benzeriz: Ateş yakan ve ateşine pervane çekirgeler düşmeye başlayınca onları mene çalışan kimsedir. Ben sizi ateşe düşmekten korumak için eteklerinizden tutuyorum; halbuki siz, benim elimden kurtulmaya çalışıyorsunuz” (Riyaz üs-Salihın:163)

9- Hayber’in fethi gerçekleşince Peygamber Aleyhisselâm şöyle demiştir: “Dikkat edin! Yakında bir adam çıkacak ve koltuğuna yaslanarak benim hadislerimi nakledecek, sonra da: Benimle sizin aranızda Allah’ın kitabı vardır. Onda gördüğümüz haramları ha-ram, helalleri de helâl sayarız” diyecek. Dikkat edin! Resûlün haram kıldıkları Allah’ın haram kıldıkları gibidir.” (Tirmizi:2664)

10- “Sünnetime azı dişimizle sımsıkı yapışır gibi yapınız.” (Ebi Davut, sünen:5)

11- “Kim benim sünnetimden yüz çevirirse, o benim yolumu terk etmiştir, benden değildir” (Buhari, Nikâh:1-Müslim, Nikâh:5)

 

k) Hz. Peygamberin emir koyma yetkisi vardır.

Kur’an’da: “O peygamber iyiliği emreder kötülüğü yasaklar. Temiz olan şeyleri helak, temiz olmayanları haram kılar.” Buyrulur. (A’raf:157)

Peygamber (as)da : “Benim haram kıldığım, tıpkı Allah’ın haram kıldığı gibidir.” (Müslim, ilim:60)

Bu hadislerden anlıyoruz ki, kayıtsız, şartsız ve bahanesiz Allah Resûlüne itaat etmek, Onun getirdiklerini aynen kabul etmek her müslümanın sorumlu olduğu bir husustur.

 

L) Sonuç olarak;

En büyük şeref, Allah’a kul Muhammed (as)a ümmet olmaktır.

Tarihe baktığımız zaman peygamberler, sapıtmış olan insanlara kurtarıcı olarak gönderilmiştir. Buradan anlıyoruz ki, peygambersiz kurtuluş yoktur.

İnsanlık, öndere, rehbere her zaman muhtaçtır. Peygamberin getirdikleri ile mutlu olacaktır. İnsan, dine ne kadar yaklaşırsa, o kadar mutlu ve huzurlu olacaktır.

Peygamberin düşmanı Allah’ında düşmanıdır. Eğer peygamber düşmanlarına inanılacak olursa, kendimize yazık etmiş oluruz. Kim ne yaparsa yapsın, mutlaka Allah nurunu tamamlayacaktır.

Ne yazık ki, bugün sünnet tartışılıyor.

Bize Kur’an yeter sünnete gerek yok deniyor.

Sünnetin durumu tekrar gözden geçirilmelidir, diyorlar.

Sünnetin tartışılması, hadisler üzerinde oynanan oyunlar, Müslümanlar için bir tuzaktır.

Herkes “Bana göre” diyerek “Kur’an’ı yorumlayamaz. Kur’an’ın anlaşılması için peygamberin hadislerine ihtiyaç vardır. Kur’an: “Fes ali=namaz kıl” namaz kıl” der. Ne zaman, ne kadar ve nasıl kılınacağını hadisler açıklar.

Allah Peygamberi bize güzel bir örnek olarak gönderdiğini bildiriyor. (Ahzab:21) Peki biz sünneti yaşamazsak, O, bize nasıl örnek olacak? Nasıl rahmet olacak?

Şunu unutmayalım, maksat tam olarak sünnet değildir. Maksat, önce sünnet, sonra Kur’an ve sonra da İslâm’dır.

Bize empoze edilen yozlaşmayı, ancak Allah’a ve Resulüne itaatle karşı koyabiliriz. Çünkü sünnet, kurtuluş reçetesidir. En önemlisi de sünnet Allah’ın bizim için seçtiği ve razı olduğu hayat tarzıdır.

İslami yaşarken bizim için konulan hayat ölçülerini tam olarak Kur’an’da bulamayız. Meselâ;

Yırtıcı hayvanların, köpek dişli olanların ve eşek etini

Kısas ve recim zekalarındaki uygulamaları,

Kafirin ve ana baba katilinin mirasçı olamayacağını,

Vârisi, vasiyetin olmayacağı gibi şeylerin haram-lığını Peygamber (as) koymuştur.

Allah Rasulü şu konularda söz alarak Müslüman olmalarını kabul etmiştir:

Allah’a şirk koşmayacaksın.

Hırsızlık etmeyeceksin

Zina etmeyeceksin

Çocukları öldürmeyeceksin

Birilerine iftira etmeyeceksin.

Elinden geldiği kadar bana itaat edeceksin.” (Ramuzu’l-ehadis:6/3)

Bizim peygamberimize karşı görevimiz onu tanımak, ona iman etmek, onu örnek almak, O’nu sevmek ve O’na itaat etmek, sünnet üzere yaşamaktır.

Bakın Allah Rasulü ne diyor:

Rab olarak Allah’ı, din olarak İslami, peygamber olarak Muhammed’i seçtim, beğendim” diyen kimse cenneti hak etmiştir. (Ebu Davut, Vitrin:26)

“Size iki şey bırakıyorum onlara sarılırsanız sapıtmazsınız; Onlar; Kur’an ve sünnetimdir.” (Veda Hutbesi)

Allah’a kul, Muhammed (as)a ümmet olmanın şerefini taşıyoruz ve “ya Rasulullah sana ümmet olduğumuz devlet yeter” diyoruz.

Rabbim, bizi Kur’an’dan ve Resulünün ve ahlakımızda doğru yola ilet. Bizi İslam’da sabit kıl.

Ya Rabbi, bizi peygamber (as)ın yoluna ilet. Kâfir olanların ve gazaba uğrayanların, sapıkların yoluna değil. Amin.

Esselatü vesselamü aleyke ya Rasûlullah.

Esselatü Vesselamü aleyke ya Habibullah

Esselatü vesselamü aleyke ya seyyidel evveline vel ahırin velhamdülillahi Rabbil (âlemin)


Bu yazıyı 35 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.