İslam Dininde Ahlaklı İnsan

A-GÜZEL İNSAN
Güzel insan, inanan, inandıktan sonra güzel işler yapan, hayatını dolu dolu yaşayan ve hayatının sonunda yaşadığına pişman olmayan, bir ifade ile de kurtulan insandır.
Güzel insan, hak hukuk bilen, haram ve günahtan kaçınan insandır.
Güzel insan, çevresine ve diğer insanlara faydalı olan insandır.
Güzel insan, eline, beline ve diline sahip olandır.
Güzel insan, iyi ortamlarda yaşayan, güzel örnek olan ve iyi çığır açan insandır.
Güzel insan, ortamın düzelmesine ve hayırlı insanların yetişmesine katkıda bulunan insandır.

Peygamber (a.s) yedi güzel insanı şöyle saymıştır:

  1. Adil idareci,
  2. Rabbine ibadet heyecanıyla yetişen genç,
  3. Kalbi mescitlere bağlı olan insan,
  4. Birbirini Allah için sevenler,
  5. İffet ve haysiyetine düşkün olan kimse,
  6. Yardımlarını gizli yapan hayırsever insan,
  7. Yalnızken Cenab-ı Allah’ı anan kimse.

Güzel insan, güzel yaşayan, güzel ölen, kabirden güzel kalkan ve hesabını güzel veren insandır.
Peygamberimiz (a.s):
-“Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz.” diyor.
Çevresine iyi görünen ve iyiliğine şahadet edilen insanın yeri cennettir. Ebu’l-Esved (r.a) der ki:
-“Hz. Ömer’in yanında oturuyordum, yanımızdan bir cenaze geçti. Cenaze hayır ile yâd edildi. Hz. Ömer: “Vacip oldu” dedi.
Bir cenaze daha geçti, onu şer ile andılar. Hz. Ömer  “Vacip oldu” dedi. Dedim ki:
-Ey müminlerin emiri! Ne vacip oldu? Hz. Ömer:
-Allah Resulünün söylediği gibi söyledim. Müslümanların iyiliğine şahadet ettiği kimseyi Allah, cennete koyar.” buyurdu peygamber.” dedi. (R. Salihın: 955)

Güzel İnsan ve İyi Müminin Bazı Vasıfları:
Kur’an’da:
– “Müminler ancak Allah anıldığı zaman yürekleri titreyen, kendilerine Allah’ın ayetleri okunduğunda imanlarını arttıran ve yalnız Rablerine dayanıp, güvenen kimselerdir.” (Enfal: 2)
-“Onlar namazlarını dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiğimizden Allah yolunda harcayan kimselerdir.” (Enfal: 3) buyrulmuştur.

Hadislerde bazı hayırlı ameller olarak şunlar ifade edilmiştir:
-“En hayırlınız, kendisine bakıldığı zaman Allah’ı hatırlayan kimselerdir.” (İbn-i Mace, Zühd: 4)
-“En hayırlınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretendir.” (Tirmizi, Kur’an: 15)
-“En karlı mümin, ömrü uzun, ameli güzel olandır.” (Tirmizi, Zühd: 22)
-“Vaktinde kılınan namaz en sevimli ameldir.” (Buhari, Mevakit: 5)

Kur’an’da:
-“İnanan ve iyi iş yapanlar, halkın en iyileridir.” (Beyyine: 7)buyrulur.

İyi Kimse Nasıl Olur:

  1. İyi niyetli olur,
  2. Kalbi temiz olur,
  3. Allah’a teslimiyeti tamdır,
  4. Şirkten, hurafelerden ve bid’atten uzak durur,
  5. Ameli devamlı, ahlakı güzeldir,
  6. Zarasızdır,
  7. Duyarlı kimsedir,
  8. Vaktini boşa geçirmez, manasız şeylerle uğraşmaz,
  9. Günahta, hatada ısrar etmez,
  10. Müslüman olarak ölmek arzusu ile yaşar,
  11. İnancından, ahlakından taviz vermez,
  12. Kur’an ve peygamber (a.s) onun ölçüleridir,
  13. Dosdoğru bir kimsedir,
  14. Yaptığı işi sağlam yapar.

B-İYİ AHLAK SAHİBİ OLMAK
İyi ahlak sahibi olmayan imanını koruyamaz, sevaplı, güzel ameller işleyip cennete giremez. Peygamberimiz:
-“Kötü ahlak, sirkenin balı bozduğu gibi amelleri bozar.” buyurmuştur. (Ramuz el-Ehadis: 97/4)

Peygamber (a.s)’a sormuşlar:
-“Müminlerden en faziletlisi kimdir? Cevap vermiş:
-Ahlakça en güzel olandır.” Tekrar sormuşlar:
-“Müminin en akıllısı kimdir?
-Ölümü unutmayan, ölüm sonrasına en güzel şekilde hazırlık yapandır.” diye cevap vermiştir.”(İbn-i Mace, Zühd: 31)
Sadakanın en güzeli, en değerlisi haram sözlerden dili muhafaza etmektir. Nedir haram sözler; Lanet etmek, beddua etmek, sövmek, kaba ve kırıcı konuşmak, gıybet etmek, iftira etmektir.
Peygamber (a.s) bir gün Ebu Hureyra (r.a)’a şöyle demiştir:
-“Ya Ebu Hureyra! İffetli ol! Haramdan ve her türlü kötü sözden sakın ki, insanların en çok ibadet edeni olursun. Kendin için sevdiğin şeyi insanlar için de sev ki, olgun bir mümin olasın. Komşuna iyilikte bulun ki, hayırlı bir insan olasın. Az gül, çünkü çok gülmek kalbi öldürür.”

Bir gün peygamberimize:
-“Kula verilen hasletlerin en hayırlısı nedir? Diye soruldu. Allah Resulü şu cevabı verdi:
-“Güzel huydur.” (Hadis Ans: 17/1030)
İnsanların kendisinden çekindiği kimse, kötü kimsedir. Allah kötü huylu, çirkin sözlü kimseleri sevmez.
Bir gün peygamberimiz Ashabına:
-“Cennetlik olanları size bildireyim mi? demiş.
-Evet, bildir ya Resulallah” demişler. Peygamberimiz (a.s):
-“Hor görülüp hiçe sayılan Müslümandır. Cehennemlikler ise katı yürekli, kaba ve gururlu kimselerdir.” demiştir. (R. Salihın: 250)

Kötü şeyleri terk, iyi şeyleri alışkanlık edinmek o kimsenin iyi Müslüman olmasındandır.
Cennetin kapısını açan bazı huylar şunlardır:

  1. İffetli, hayâlı olmak,
  2. İyi niyetli olmak,
  3. Sabretmek, şükretmek,
  4. Sözünde durmak, doğru olmak, hakkı söylemek,
  5. Adil olmak
  6. Başkalarına iyi örnek olmak; iyiliği emredip, kötülükten sakındırmak,
  7. İnsanları hakka, doğruya çağırmak,
  8. Affedici ve hoşgörülü olmak,
  9. Şefkat ve merhametli olmak,
  10. Güler yüzlü, tatlı sözlü olmak,
  11. Kolaylık sağlamak, kolaylaştırmak,
  12. Kusur örtmek, sır saklamak,
  13. Ölçülü konuşmak,
  14. Faydalı olmak, yardımcı olmak,
  15. Günahtan kaçmak,
  16. Başkalarına saygılı olmak,
  17. Selam vermek, selam almak,
  18. Meşru olan davetlere gitmek,
  19. Ailesine iyi davranmak, hayırlı evlat yetiştirmek,
  20. Her işte Allah’ın rızasını gözetmek,
  21. Kötü zandan kaçınmak,
  22. Her şeyde hayır bilmek.

Bunlar cennete götüren, Allah’ın razı olduğu huylardır.

Yaptığını güzel yapmak, güzel bir huydur. Allah:
-“Yaptığınızı güzel yapın. Allah güzel yapanları sever.” diye emrediyor. (Bakara: 195)

Bir şey taviz sayılmayacaksa, kolay olanı seçmek sevaptır. Peygamberimiz:
-“Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız; müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.” (Buhari, İlim: 12)
-“Kolaylık gösterin, güçlük göstermeyin, müjdeleyin, ürkütmeyin, öfkelendiğiniz zaman susun.” (Ramuz el-Ehadis: 510/6)
Hz. Aişe (r.a) şöyle der:
-“Allah Resulü, iki durumdan birini seçmek durumunda kalırsa dine aykırı değilse, mutlaka kolay olanı seçerdi.” (Buhari, Edep: 80)
-“Resulallah bir yere görevli gönderdiği zaman “namazı hafif kıldır, hutbeyi kısa ve sözü az et” derdi.” (Ramuz el-Ehadis: 528/6)

Selam almak, selam vermek sevap kazandırır. Allah Kur’an’da:
-“Size selam verildiği zaman ondan daha güzeli ile selamı alın.” (Nisa: 86) diye emrediyor.

Selamdan önce konuşulmaz. Peygamberimiz:
-“Önce selam, sonra kelam” buyurur. (Tirmizi, İst’zan: 11)
-“Selamdan önce söze başlamayın. Kim selamdan önce söze başlarsa, ona cevap vermeyin.” (Ramuz el-Ehadis: 466/6)
-“Sizden biri bir yere gelince oradakilere selam versin.” (B. H.Külliyatı: 4/7679) diye emretmiştir.

Allah’ın bir emri de şöyle:
-“Ey İman edenler! Başka evlere selam vermeden, izinsiz girmeyin.” (Nur: 27) Bir hadiste de:
-“Evine girdiğin zaman selam ver ki, sana ve ailene bereket olsun.” buyruluyor. (Tirmizi, İst’zan: 10)
Uygun olmayana, doğru iş yapmayana selam verilmez. Verilen selam alınmazsa, “Aleyküm selam” diye geri alınır.
Konuşmalara selamla başlamak gibi selamla bitirmek de sevaptır. Selam ayrıca dualaşmaktır.

İnsan faydalı ve yapıcı olmalıdır. Olumlu düşünmelidir. Olumlu düşünmek ruh sağlığını korur. Kişi kendini iyi hisseder. Beyin ve vücudun rahat çalışmasını sağlar.
İnsan iyilik düşünür de yapamazsa bile yapmış gibi sevap kazanır.
-“İyiyiz diyelim iyi olalım” diye bir söz var. “İyiyim” demekle iyi olunur. “Kötüyüm” denirse kötü olunur. Kötülük yapmazsa bile karamsarlığı devam eder. Olumsuz düşünmek, vücudun savunma sistemini yıkar. Stres, kalp gibi hastalıklara neden olur.
Peygamberimiz (s.a.v) Müslümanlara karşı olumsuz söz ve olumsuz tavırdan şiddetle kaçınılmasını istemiş ve şöyle buyurmuştur:
-“Sizden biri Müslümanlarla ilgili güzel olmayan şeylerden bana bahsetmesin.” (Ebu Davud, Edep: 28)

İnsanın haline şükretmesi onun hayrınadır.
Peygamber (a.s) imrenip, kıskanıp, huzursuz ve rahatsız olacağımıza, hale şükredip mutlu olmayı tavsiye etmiştir. Şöyle buyurur:
-“Sizden biri kendinden üstün olan birini görünce, hemen kendisinden aşağı olanlara baksın ve haline şükretsin.” (Buhari, Rikak: 30)

Peygamber (s.a.v) zor olanın yerine kolay olanı, gayrimeşrunun yerine meşru olanı, olumsuzluğun yerine olumlu olanı tavsiye etmiştir. Kötü düşünceyi, zararlı davranışı hoş görmemiştir.
-“Çocuklarınıza güzel isim verin” buyurarak kötü anlamlı isimlerden kaçınılmasını istemiştir. (Ebu Davud, Edep: 4948) Kötü anlam içeren isimleri de değiştirmiştir.

Müslüman, insanlarla arayı bozmadığı gibi başka dargın, kırgın olanların da arasını düzeltecektir. Bunda ibadet sevabı olduğu bildirilmiştir. Bir hadiste şöyle buyrulur:
-“Bir Müslüman’ın, din kardeşini üç günden fazla terk edip küs durması helal olmaz. Üç gün geçmişse, onunla karşılaşınca selam versin. Eğer selamı alırsa ikisi de sevap kazanır. Yok, eğer selamı almazsa, almayan günaha girmiş olur. Selam veren küs durmaktan çıkmış olur.” (Ebu Davud, Edep: 47)

Mutluluğu başkalarının mutlu olmasında arayan, her zaman mutlu olur. Bencil kimse ise asla mutlu olamaz.
Peygamber (a.s) da iyilikleri, güzellikleri yiyip bitiren hasetten uzak durmamızı istemiş ve şöyle buyurmuştur:
-“Ateşin odunu yakıp bitirdiği gibi haset de iyilikleri yer bitirir.” (Ebu Davud, Edep:44)
Cenab-ı Allah Kur’an’da şöyle emretmiştir:
-“Allah’ın sizi birbirinizden üstün kıldığı şeyleri, başkasında olup da sizde olmayanı hasetle arzu etmeyin…” (Nisa:32)

Bir hadislerinde peygamberimiz:
-“Kötülüğü görüp de üzülmeyen manen zarar görür.” buyurur. Onun için her Müslüman’ın iyiliğin yayılması ve kötülüğün, kötü etkilenmenin yayılmaması için çalışıp gayret göstermesi, görevidir.  Ayrıca iyi kimselerle, iyi ortamlarda olacaktır.
Bu konularda peygamberimiz (s.a.v) şu uyarılarda bulunmuştur:
-“Karışıklık zamanında eve çekilip ibadete sarılmak, benim yanıma hicret etmek kadar sevaptır.” (R. Salihın: 1371)
-“Müslüman olmayanlarla beraber yaşamayın! Onlarla oturup kalkmayın! Onlarla olan onlar gibi olur.” (Tirmizi, Siyer: 1605)
Peygamber (a.s) uygun olmayan kişilerle, uygun olmayan yerlerde yaşamamızı uygun görmemiştir.
Ukbe Bin Amir (r.a), Peygamber Efendimize:
-“Ya Resulallah, kurtuluş nerededir? Diye sorunca Allah Resulü (onun halet-i rühiyesine ve ihtiyacına binaen):
-“Diline sahip ol. (fitneler ortalığı kapladığında) Evine sığın ve günahlarına gözyaşı dök.” buyurmuştur. (Tirmizi, Zühd: 61)
Peygamber (a.s) helak olan Semud Halkının yaşadığı Hıcır denilen yerden geçerken Ashabına hitaben şöyle demiştir:
-“Kendilerine zulmeden insanların eğleştiği yerde eğleşmeyin. Onlara dokunan azap size de dokunmasın! Buranın suyundan içmeyin! Buranın suyu ile abdest almayın.” (Buhari, Enbiya: 7)

GÜLER YÜZ- TATLI DİL
Dinimiz güler yüzlü, tatlı dilli olmamızı emreder. Peygamber (a.s):
-“Mümin kardeşine tebessüm etmeniz sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırmanız sadakadır. Yolunu kaybeden birine yol göstermeniz sadakadır. Yoldan taş, diken, kemik gibi şeyleri kaldırıp atmanızda sadakadır.” (Tirmizi, Birr: 36)
-“Mümin kardeşinin yüzüne karşı güler yüzlü olman sadakadır.” (Buhari, Cihad: 128) buyurur.
Cenab-ı Allah da:
-“Habibim, kullarıma söyle, sözün en güzelini söylesinler. Sonra şeytan aralarını bozar.” diye emrediyor.(İsra: 53)

Peygamber efendimiz bizim için en güzel örnek olmalıdır.
Allah Resulü, güler yüzlü ve tatlı sözlü idi. Sahabe o’nun için: “Konuşurken hep tebessüm ederdi.” diyor. (Ramuz el-Ehadis: 545/20)
Kendisi de: “Tatlı söz, sadakadır.” buyurmuştur. (Buhari, Edep: 34)
-“Lanet etmek, doğruların şanından değildir.” (Riya üs Salihın: 1582)
-“Olgun Müslüman, kimseyi kötülemez, lanet etmez, haddi aşmaz ve hayâsızlık etmez.” (Riyaz üs salihın:1585)
-“Müslüman ölülere sövmeyin, ayıbını söylemeyin. Çünkü onlar ahrette iyi veya kötü amellerin karşılığını göreceklerdir.” (Age: 1595) buyurmuştur.

Müslüman diline sahip olacaktır. Dilin nasıl kullanılacağına dair Kur’an’da şu ayetleri zikredebiliriz.
-“İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında gözetleyen, yazmaya hazır bir melek bulunmasın.” (Kaf: 18)
-“Yeryüzünde tabi ol, sesini alçalt. Unutma ki seslerin en çirkini merkeplerin sesidir.” (Lokman: 19)
-“Sözün doğrusunu söyleyiniz!” (Nisa: 9)
-“Sözü gönül alıcı bir biçimde güzelce söyleyiniz!” (İsra: 23)
-“Sözü muhataplarınıza akla ve sağduyuya uygun ve ortamı gözeterek söyleyiniz!”(Nisa: 8)
-“Sözü kolay anlaşılır bir biçimde söyleyiniz!” (İsra: 28)

Peygamber (a.s) da şunları tavsiye etmiştir:
-“Özür dilemek zorunda kalacağınız bir sözü söyleme.” (İbn-i Mace, Zühd: 15)
-“Vücutta bir et parçası vardır. Eğer o düzelirse vücudun tamamı düzelir. Eğer o bozulursa, bedenin tamamı bozulur. Bilin ki o kalptir.” (Hadis Ans: 16/339)
Diğer hadislerinde de:
-“İnsanoğlunun hatalarının çoğu dilindendir.” (Ramuz el-Ehadis: 80/5)
-“Dilini muhafaza et, evinle meşgul ol, günahlarına ağlayarak nedamet et.” (Riyaz üs salihın: 1549)
-“Bir kimsenin her işittiğini söylemesi, yalan olarak yeter.” (Age: 1577)
-“Kim bana dilini, iffet ve namusunu koruma sözü verirse, ben de ona cennet sözü veririm.” (Buhari, Rikak: 23) demiştir.

Kötü sözden kaçınılmalıdır. Söz ayıpsız olursa güzeldir. Yunus şöyle der:
-“Kirli elbiseler kirini,
Su ile yıkamak gerek.
Sözün kiri yıkansa gitmez
Ya ne etmek gerek?”
Peygamberimiz: “Ya hayır söyle ya da sus .” (Buhari, Edep: 31)   Bir hadiste de:
-“Allah, kötü söz söyleyen ahlaksıza buğz eder.” buyurur. (Tirmizi Birr: 61)
-“Allah’ım, kulağımın, gözümün, dilimin, kalbimin ve cinsel organımın şerrinden sana sığınırım de.”  cevabını vermiştir.(R. Salihın: 1512)

Boş konuşmaktan kaçınılmalıdır. Cenab-ı Allah Müslümanlar için şöyle buyurur:
-“Onlar ki boş ve faydasız şeylerden kaçınırlar.” (Mü’minun: 3)
-“Onlar ki, yalan ve boş söz işittiklerinde savuşup giderler.” (Kasas: 55)
Bir hadiste de:
-“Bir kimsenin kendini ilgilendirmeyen şeyleri terk etmesi, iyi Müslüman oluşundandır.” (Tirmizi, Zühd: 11) buyrulmuştur.

Çok konuşmaktan kaçınılmalıdır. Çok konuşmak, çok yalana ve çok hataya sebep olur. Çok gülmek, kalbi öldürür. Atalarımız: “Az ye, az uyu, az konuş” demişlerdir. Allah:
-“Gülüyorsunuz, ağlamıyorsunuz.” (Necm: 60) Peygamberimiz:
-“Benim bildiğimi bilseydiniz, gülmez ağlardınız.” demiştir. İnsan söylediği her söz için hesaba çekilecektir.

Hz. Ali (r.a): “Mızrakların açtığı yara iyi olur da dil yarası iyi olmaz.” demiş.
Dil şu kötülüklerden alıkonmalıdır:

  1. Boş ve manasız sözlerden,
  2. Kötü ve çirkin sözden,
  3. Yalan, iftira, gıybet ve küfürden,
  4. Alay ve hakaret içeren sözden,
  5. Çok konuşmaktan,
  6. Yeminden,
  7. Herkese “efendim” demekten. Peygamber (a.s):

-“Adam bir münafığa “efendim” derse, Rabbini gazaba getirmiş olur.” demiştir. (Ramuz el-Ehadis: 56/13)

Müslüman zamanının değerini bilmelidir. Zaman çabuk geçiyor. Onun için güzel ve faydalı şeylere zaman ayırmalıdır. Değerlendiren için geçen zaman, mutluluk kaynağı olur, değerlendirmeyen için de pişmanlık vesilesi olur.
İnsan emekli bile olsa yapılacak o kadar çok şey var ki, emeklilik geçmişin telafisi için büyük fırsat. En güzel hizmetlerin, geçmişte yapılamayan ibadetlerin yapılabileceği zaman. Tek kelime ile kurtuluş fırsatı.

Dinimiz işlerlimizde danışmayı (istişare etmeyi) emrediyor. Allah Kur’an’da:
-“İşlerinde istişare et.” diye emrediyor. (Al-i İmran: 159) Bir ayette de:
-“Bilmiyorsanız bilenlere sorun.” diye emrediyor. (Nahl: 43 +Enbiya: 7)
Peygamber (a.s) da:
-“İstişare eden mahrum olmaz. İstişare eden pişman olmaz.” (R. Ehadis: 374/8)
-“İstişare eden yardım görür.”(Age: 108/1)
-“İstişare eden zillete düşmez.” (Hadis Ans: 16/43) diyor.

Aksıran Ne Yapmalı Ve Ne Demelidir?
Peygamber (a.s) şöyle buyuruyor:
-“Bir Müslüman’ın diğer Müslümanlara karşı beş görevi vardır:

  1. Selam vermek, selamı almak,
  2. Hastayı ziyaret etmek,
  3. Cenazeyi defnetmek,
  4. Davete uygunsa icabet etmek,
  5. Aksırınca “Şükür Elhamdülillah” diyene “Yerhamükellah” demek.” (R. Salihın: 899)

Bir hadislerinde de:
-“Allah hapşırmayı sever, esnemeyi sevmez. Esnemek şeytandandır. Namazda esnemeyin. Esnerseniz ses çıkarmayın, yoksa şeytanı güldürmüş olursunuz.” buyurur. (Hadis  Ans: 9/3397)    Bir hadiste ise:
-“Sizden biri aksırdığında iki avucunu yüzüne koysun ve sesini kıssın.” (Ebu Davud, Edep: 90) demiştir.
Aksıran peygamberimizin emrine göre “Şükür elhamdülillah” diyecek, bunu duyan da “yerhamükellah” diye cevap verecek. Aksıran da ona: “yehdina yehdikümullah” diyerek dualaşacaklardır.

Esneme konusunda da şöyle buyurur:
-“Sizden biri esneyeceği zaman, gücü nispetinde onu gidermeye çalışsın. Çünkü şeytan esneyene güler.”(Buhari, Edep: 125)
Bir hadislerinde de:
-“Biriniz esnerse, eli ile ağzını kapatsın. Çünkü o esnerken şeytan ona güler ve ağzından girer.” (B. Hadis külliyatı: 4/7765)buyurmuştur.
Demek ki hapşıran, esneyen ağzını kapatacak ve ses çıkarmayacaktır.

Kulağı Çınlayan Ne Yapacak, Ne Diyecek?
Kulağı çınlayan için peygamber (a.s):
-“Sizden birinin kulağı çınladığında beni hatırlasın ve bana salât-ü selam getirsin ve bir de “Beni ananı Allah’da hayırla ansın” desin. (Ramuz el-Ehadis: 53/13) buyurmuştur.

İnsan bir iş yapacağı veya yapmayı düşündüğü zaman “İnşallah”  (Allah izin verirse) demelidir. Çünkü peygamberimiz, sorulan bir soru için “Yarın cevap veririm” demiş, inşallah dememişti. Vahiy meleği gelmedi, mahcup oldu.
İşlerinde Allah’ı ananı Allah mahcup etmez, yalnız bırakmaz.

Güzel bir şey, güzel bir çocuk görüldüğü zaman, “Maşallah” “Barekallah” denmelidir. Nazar değmez o zaman.
Eğer nazar değdiyse, üçer defa Fatiha, Ayetel Kürsi, İhlâs, Felak, Nas sureleri okunur.
Bir de kelam suresinin 51. Ve 52. Ayetleri okunur.
Bir hadiste şöyle buyrulur:
-“Sizden biri din kardeşinin nefsinde veya malında hoşuna giden bir şeyi görünce onu tebrik etsin “Barekallah” desin. Zira nazar haktır.” (Ramuz el-Ehadis: 389/8)

Yatıp kalkarken sevap kazanmanın yolu; yatarken Fatiha, Ayetel kürsi, İhlas, Felak, Nas surelerini okuyarak sağ tarafa yatmaktır.
Abdestli yatmak çok sevaptır.
Ebu Zer (r.a) şöyle nakleder:
-“Allah Resulü yatağa girdiğinde: Allah’ım! Senin ismini anarak uyurum ve uyanırım” derdi.” (Riyaz üs-salihın: 1487)
-“Yatağa girdiğinizde 33 defa Allahü ekber, 33 defa Sübhanellah, 33 defa Elhamdülillah” deyin buyurmuştur. (Age:1488)
-“Sizden biri bir yerden Allah’ı zikretmeden kalkarsa, eksik iş yapmış olur. Bir kimse yatağa yattığında Allah’ı zikretmezse, yine eksik iş yapmış olur.” (Age: 822) buyurmuşlardır.
-“Bir kimse akşam abdestle yatarsa, onun yanında bir melek bulunur. O melek sabaha kadar ona dua eder ve der ki: “Allah’ım, senin bu kulunu affet. Zira o, abdestli yattı.” (Ramuz el-Ehadis: 410/13)
-“Bir kimse abdestli yatarda gece ölürse, şehit olarak ölür.” (Age: 411/1) müjdesi vardır.

C-KÖTÜ HUYLARDAN KAÇINMAK
Kötü ahlak, kötü alışkanlık ve kötü huylardan kaçınmak, kurtulmaya çalışmak sevaplı işlerdendir.
İnsan önce nefsine hâkim olmalıdır. Peygamberimiz:
-“Ümmetim için en çok korktuğum şey nefislerinin arzu ve isteklerine uymalarıdır.” buyurmuştur.
Allah Kur’an’da:
-“Sana gelen kötülük kendi nefsindendir.” Buyurarak ne gelirse insanın nefsinden geldiğini bildirmiştir. (Nisa: 79)
Peygamberimiz:
-“Allah’ım, göz açıp kapayıncaya kadar beni nefsimin eline bırakma.” diye dua etmiştir.
Kur’an’da : “Nefsini kötülüklerden arındıran, kurtuluşa ermiş, onu kötülükleri gömende ziyan etmiştir.(Şems: 9-10) buyrulur. Bir ayette de:
-“Rabbinin makamından korkan ve nefsini kötü arzulardan uzaklaştıran için şüphesiz cennet yegâne barınaktır.” (Naziat: 40/41)buyrulur.
Bir hadiste de, nefsine uyanın nasıl helak olacağı şöyle haber verilmiştir:
-“Allah’a yemin olsun ki, ümmetimden bir gurup, aşırı gitme, zevk, gururlanma, oyun ve eğlence üzerine gecelerde, sabah domuz ve maymun suretinde kalkar. Buna sebep haramı helal saymaları, çalgıcı kadınlar edinmeleri, içki içmeleri ve faiz yemeleridir.” (Ramuz el-Ehadis: 459/2)
Bir hadiste de: “Cehennem, nefsin arzu ettiği şeylerle, cennet de nefsin sevmediği şeylerle kuşatılmıştır.” buyrulur. (R. Salihın: 101)

Acelecilikle sevap kazanılmaz. Acelecilik şeytandandır.
Peygamber (a.s) Arife günü (Arafat’tan Müzdelife’ye) dönüyordu. Arka tarafta bazı kimselerin (acele ederek) bağırıp çağırdığını, develerini dövdüğünü ve hayvanların böğürdüğünü duyunca, onlara kamçısıyla işaret ederek şöyle buyurdu:
-“İnsanlar! Yavaş olun! Acelecilik yapmakla sevap kazanılmaz.” (Buhari, Hac, 94; Müslim, Hac: 268)

İnsanları affetmek güzel bir davranıştır. Peygamberimiz (s.a.v):
“Bana öğüt ver” diyen sahabeye:  “Kızma” diye cevap vermiştir. (Buhari, Edep: 76)
Kur’an’da:
-“O takva sahipleri ki, bollukta da, darlıkta da Allah için harcarlar, öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah güzel davranışlarda bulunanları sever.” (Al-i İmran: 134) diye bildirilir.
Bu konudaki hadisler şunlardır:
-“Pehlivan, güreşte başkasını yenen kimse değil, öfkesini yenendir.” (Buhari, Edep: 76)
-“Sizden biri ayakta iken öfkelenirse, hemen otursun. Rahatlamaz, öfkesi geçmezse, uzanıp yatsın.” (Ebu Davud, Edep: 4)
-“Öfke şeytandandır, şeytan ise ateşten yaratılmıştır. Ateş de ancak şu ile söndürülür. Bunun için biriniz kızdığı zaman abdest alsın.” (Ebu Davud, Edep: 4784)

İnsanları affetmek Allah’ın razı olduğu bir davranıştır. Çünkü Allah çok affedicidir.
Peygamberimiz şöyle diyor:
-“Faziletlerin en üstünü seni aramayanı aramak, seni mahrum edene vermek, sana kötü davranana af ile muamele etmektir.” (Ramuz el-Ehadis: 76/13)
-“Af sebebiyle Allah bir kulun şerefini arttırır. Bir kimse Allah için olgunluk gösterirse, Allah onu yükseltir.”(Müslim, Birr: 19)

Müslüman hoş görülü davranırsa Allah da ona misliyle muamele edecektir.
Kur’an’da: “ Sen af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir.” (A’raf: 199)
Hoşgörülü davranmak insanın affına sebep olur. Allah: “İyilikler, kötülükleri götürür.” Buyurur. (Hud:114)
Peygamber (a.s) da: “İnsanlara yumuşak davranmayan, hayırdan mahrum olur.” demiştir. (İbn-i Mace, Edep: 9)

Kusur örtenin Allah’da kusurlarını örter. Başkasının kusurunu açığa vuranın, teşhir edenin de kusurlarını açığa vurur.
Peygamberimizin bildirdiğine göre:
-“Kim başka birinin ayıbını örterse, Kıyamet günü Allah da onun ayıbını örter” (R.Salihın: 239)

Başkalarını ayıplamak, kötü ad takmak ve alay etmek kötü huyluların işidir. Bunları terk etmek ise olgun insan işidir.
Hücurat suresinin 12. Ayetinde alay etmek, ayıplamak ve kötü lakap takmak yasaklanmıştır.
Hadislerden öğrendiğimize göre: “Bir kimseye şer olarak bir Müslüman kardeşini hakir görmesi, hakaret etmesi yeter.” (R.Salihın: 1605)
Bir hadiste de şöyle bildiriliyor:
-“Bir kimse, bir Müslüman kardeşini bir günahtan dolayı ayıplarsa, kendisi o günahı işlemeden ölmez.” (Tirmizi, Kıyamet: 2620)

Kötü huylularla olmak insanın kaderine tesir eder. Kıyamet günü onunla beraber haşrolunur. Onunla beraber cehenneme boylar.
Allah: “Temiz insanlarla beraber ol.” diyor. (Tövbe: 119)
Peygamberimiz kötü insanlarla, meşru iş yapmayanlarla beraberliği hoş görmüyor: “Mü’minlerden başkası ile düşüp kalkma, yemeğini de ancak dürüst insanlar yesin.” buyuruyor. (R.Salihın: 365)
-“Kendilerine zulmeden insanların eğleştiği yerde eğleşmeyin. Onlara dokunan azap size de dokunmasın!” (Buhari, Enbiya: 7)
-“Müslüman olmayanlarla beraber yaşamayın! Onlarla oturup kalkmayın! Onlarla olan, onlara benzer.“ (Tirmizi, Siyer: 1605) buyurarak olumsuz etkilenmelerden korunmamızı istemiştir.
Cenab-ı Allah şöyle uyarıyor:
-“Mü’minleri bırakıp da kâfirleri dost edinenler, onların yanında izzet (güç ve şeref mi) arıyorlar? Bilsinler ki bütün izzet ve şeref Allah’ın yanındadır.” (Nisa Suresi: 139)
-“Ey iman edenler! Mü’minleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. Bunu yaparak Allah’a aleyhinizde apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?” (Nisa Suresi: 144)

Kötü şaka yapmaktan kaçınılmalıdır. Şaka da olsa doğru söylenmelidir.
Peygamberimiz: “Yazıklar olsun ona ki, insanları güldürmek için konuşur ve yalan söyler. Yazık, yazık ona!” (Seçme Hadisler: 52)
-“Müslüman’ın Müslüman’ı korkutması helal olmaz.” (Hadis Külliyatı: 15/55) diye bildirmiştir.
Kur’an’da da: “Arkadan çekiştirmeyi, yüze karşı eğlenmeyi adet edinenlerin vay haline!” (Hümeze: 1-2) buyrularak acıklı sonlarına işaret edilmiştir.

Yapmadığını söylemekten kaçınmak, insanı vebalden kurtarır.
Bu konuda Cenab-ı Allah uyarıyor:
-“Gerçekleri bile bile insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz?” (Bakara: 44)
-“Ey iman edenler! Yapmadığınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?” (Saff: 2)
-“Yapmadığınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir nefretle karşılanır.” (Saff: 3)
Peygamber (a.s.) şöyle anlatır:
-“Kıyamet gününde bir kimse getirilip cehenneme atılır; bağırdakları dışarı fırlar ve o halinde değirmen çeviren merkep gibi döner. Cehennemlikler onun etrafında toplanır.
-Senin bu halin ne? Bize iyiliği emreden, kötülükten sakındıran sen değil miydin? Derler. Oda onlara:
-Evet, iyiliği emredendim, lakin onu kendim yapmazdım. Kötülükten nehyederdim, ama onu kendim yapardım. Cevabını verir.” (R.Salihın: 196)

Müslüman doğru insan demektir. Allah: “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol.” diye emrediyor. (Hud: 12)
-“Doğrularla beraber ol.” diyor. (Tövbe: 119)
Cenab-ı Allah doğru dürüst yaşayanlar için mağfiret ve büyük ecir hazırladığını bildiriyor. (Ahzab: 35) İşte doğru olmanın, dürüst yaşamanın mükâfatı budur.

Verdiği sözde durmak, münafıklıktan kurtarır. Kur’an’da: “Onlar emanetlerini ve ahitlerini yerine getirirler.” (Mü’minun: 8) “Ahdini yerine getirmeyenlere Allah rahmet nazarı ile bakmaz.” (Rad: 25) denilmiştir.
Doğruluğu dürüstlüğü ile Peygamber (a.s.): ”Güvenilir Muhammed” adını almıştır. Buyurur ki:
-“Dört huy vardır ki, bunlar kimde bulunursa, o kimse katıksız münafık olur:
1- Konuşunca yalan söyler,
2- Verdiği sözde durmaz
3- Vaat edince vaadinden döner
4- Bir davada haktan doğruluktan ayrılır.” (Müslim, İman: 25)

Allah yalandan men eder. Kul yalanı terk ederse, iyilerden sayılır.
Allah: “Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve doğru söz söyleyin.” (Ahzab: 70)
-“Yalan sözden sakının.” (Hac: 30)
-“Yalan söylemeleri sebebi ile onlar için elem verici azap vardır.” (Bakara: 10)
-“İnsan, iyi veya fena hiçbir söz söylemez ki, onu tespit ve kaydeden yanında murakıp bulunmasın.” (Kaf: 18)
-“Yaptığınız yemini bozmayın.” (Nahl: 91)
-“Sözü özü doğru olanları Rabbin şehitlik mertebesine erdirir.” (Hadid: 19) diyor.
Peygamberimiz (a.s.): “Kul şaka da olsa yalan söylemeyi, haklı da olsa münakaşa etmeyi bırakmadıkça iyi bir Müslüman olamaz.” (Ramuz el-Ehadis: 15/52)
-“Bir kimsenin kendini ilgilendirmeyen şeyleri terk etmesi, iyi bir Müslüman oluşundandır.” (Tirmizi, Züht: 11)
-“Doğru olun. Çünkü doğruluk hayra, hayır da cennete götürür. Kişi doğru olunca, Allah’ın yanında doğrulardan yazılır. Yalandan sakının. Çünkü yalan günaha, günah cehenneme götürür. Kişi yalan söylemeye başlar da yalana devam ederse, Allah’ın yanında yalancı diye yazılır.” (R.Salihın: 54) diye haber vermiştir.

Resulallah (s.a.v) olayları, rüyaları hep iyiye yorar, asla ümitsiz ve karamsar olmazdı. Bu konu da şunları söylemiştir:
Büreyde (r.a)şöyle der:
-“Allah’ın elçisi, bir şeyi kötüye yormazlar, iyiye yorarlardı.” (Ramuz el-Ehadis: 545/15)
-“Adam, insanlar helak oldu dediğinde (kendini üstün görerek böyle derse) kendisi onların en fazla helak olanıdır.” (Age: 56/10)
-“Temenni ettiğiniz şey, (ümit ettiğin) bir misli fazlasıyla sana verilecektir.” (Riyan üs-salihın: 1925)
-“Eğer siz günah işlemeseydiniz, Allah sizi yok eder, günah işleyen bir topluluk yaratır, onlar istiğfar eder de Allah’da onları af ederdi. (Age: 426)
-“Ölürken Allah’a husn-ü zan ederek ölün.” (Age: 444) diye emrederdi.

Ayıp araştırmak ve kötü zanda bulunmaktan kaçınmak, insanın mükâfata nail olmasına neden olur.
Cenab-ı Allah: “Hakkında bilgin bulunmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül bunların hepsi ondan sorumludur.” (İsra: 36) buyurur.
-“Getirilen haberler araştırılacaktır.” (Hucurat: 6)
-“Kötü zandan kaçınılacaktır.” (Hücurat: 12)
Bir kutsi hadiste: “Ben kulumun zannına göreyim. Beni zikrettiği yerde ben onunlayım.” (H.H. Erdem, İlahi Hadisler: 19) buyrulur.
Hz. Peygamber: “ Kim başkasının ayıbını örterse kıyamet günü Allah da onun ayıbını örter.” (R. Salihın: 239) demiştir.
Ayıp örtmek, olgun insan işidir.
Bir hadislerinde de: “Din kardeşini bir hatasından dolayı ayıplayan kimse, o günahı işlemeden ölmez.” (Tirmizi Kıyame: 53)

Gıybetten kaçınan, ölü eti yemekten kaçınmış olur. Allah Kur’an’da: Gıybet etmenin ölü eti yemek olduğunu bildirmiştir.(Hücurat: 12) bir ayette de: “Arkadan çekiştirenin vay haline!” diyor. (Hümeze: 1)
Hadislerde de söz taşıyanların cezasını çekmeden cennete giremeyeceği (Müslim, İman: 168) bir hadiste de gıybet edenin kabir azabı göreceğini haber vermiştir. Bir hadiste de:
-“Bir kimse, kardeşinin ırz ve şerefini gıybet edene karşı savunursa, Allah kıyamet gününde o kimseyi cehennemden uzaklaştırır.” (R. Salihın: 3/113) denmiştir.

Peygamber (a.s): “Ya hayır söyle ya da sus” diyerek şu kötülüklerden sakınmamızı istiyor:
-“Siz kişilerin toplumların helakına sebep yedi şeyden sakınınız:
1-Allah’a şirk koşmak,
2-Büyü yapmak, yaptırmak,
3-Haksız olarak birini öldürmek,
4-Tefecilik etmek,
5-Yetim malı yemek,
6-Düşmanla mücadeleden kaçınmak,
7-Namuslu kadına zina iftirasında bulunmak.” (R. Salihın: 1645)

Müslüman gururdan, kibirden uzak durmalıdır. Çünkü Allah gururlananı alçaltır. Mütevazı olanı da yükseltir. Allah kutsi hadiste: “Benim için mütevazı olanları dünyada da ahrette de yükseltirim.” buyurur. (H.H. Erdem, İlahi Hadisler: 56)
Kibir şeytanı secde etmekten alıkoymuştur.
Allah (c.c) şöyle buyurur:
-“Yeryüzünde kibirlenerek yürüme.  Çünkü sen yeri yaramazsın, boyca da dağlara ulaşamazsın.” (İsra: 37)
-“İbadet etmeyi tenezzül etmeyen, aşağılık kimseler cehenneme girecektir.” (Mü’min: 60)
-“Elinizden çıkana üzülmeyin. Allah’ın verdiği nimetlerle de şımarmayın. Allah kendini beğenip böbürlenenleri sevmez.” (Hadid: 23)
-“Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Allah kendini beğenmiş övünen kimseleri sevmez.”
-“Yeryüzünde tabii ol, sesini alçalt. Unutma ki seslerin en çirkini merkeplerin sesidir.” (Lokman suresi: 17-19)
Peygamber (a.s)’da şöyle buyurur:
-“Çalım satarak yürüyene Allah kıyamet gününde rahmet nazarı ile bakmaz.” (Riyaz üs-salihın: 618)
-“Size cehennemlik olanları haber vereyim mi? Onlar: onursuz, sağa sola yalpalayan kibirli kimselerdir.” (Seçme Hadisler: 78/6)
-“Kalbinde hardal tanesi kadar kibir bulunan kimse cennete giremez.” (Age: 79/8)
-“Kibirli ve kendinde olmayan bir şeyle övünen kimse cennete giremez.” (Age: 86/22)

Müslüman gıpta eder. Münafık ise haset eder. Felak suresinde hasetçinin şerrinden Allah’a sığınmamız istenmiştir.
Kur’an’da refah içinde yaşayanların durumları sakın seni aldatmasın diye emredilmiştir. (Al-i İmran: 196)
Peygamberimiz (a.s) şöyle buyurur:
-“Bir kimsenin kalbinde iman ile haset bir arada bulunmaz.” (Nesei, Cihad:8)
-“Ateşin odunu yakıp bitirdiği gibi haset de iyilikleri yok eder. Suyun ateşi söndürdüğü gibi sadaka da kötülükleri yok eder.” (Seçme Hadisler: 10)
-“Hasetçi, bozucu ve falcı benden değildir. Ben de onlardan değilim.” (Tirmizi, Birr: 79)
İslam’da üstünlük takvadır.
Abdullah Bin Abbas:
-Gördüğüm hiçbir kimseden, kendimi üstün tutmadım.
Kendimden yaşlı birini görünce,  “Bu benden fazla yaşamış, benden çok ibadet ve hizmet yapmıştır.” dedim.
Kendimden küçük birini görünce, “ Bunun yaşı benden az, ben ondan çok yaşamış bulunmaktayım. O halde ondan çok günah işlemiş olabilirim.” diye düşündüm.
Benimle aynı yaşta birini görünce, kendi hatalarımı hatırladım. Ondan ise bu hataların görünmediğini düşündüm.” der.
Nasrettin hocanın bir gün yolu deniz kenarına düşmüş. Beyaz köpükler içinde kabaran su hoşuna gitmiş. İki avucunu doldurup ağzına götürmüş. Tuzlu ve içilmez olduğunu anlayınca oradan uzaklaşmış.
Biraz ileride mütevazı bir çeşmeye rastlamış. Çanağı doldurup kana kana içtikten sonra, deniz tarafına dönüp bağırmış:
-“Boşuna kabarıp durma. Su dediğin böyle olur.”

İnsanları affetmek, kin gütmemek üstün ve sevaplı bir davranıştır. Allah: “Kim bir iyilik yaparsa, ona on katı vardır.” diye müjdeliyor. (En’am: 160)
-“O takva sahipleri, öfkelerini yutarlar ve insanları affederler.” buyurur Allah. (Al-i İmran: 134)
Allah Resulü:
-“Kin tutmayın. Zira o helak edicidir.” (Ramuz: 177/3)
-“Birinizin Allah rızası için öfkesini yenmesinden daha büyük bir amel yoktur.” (Seçme Hadisler: 122/83) demiştir.

Kur’an’da Allah: “insan tartışmaya düşkündür.” buyuruyor. (Kehf: 54)  Tartışılırsa da güzel şekilde tartışılmasını emrediyor.(Nahl: 125)
-“Ayetlerimizi tartışanların kendilerine kaçacak bir yer olmadığını bilsinler.” (Şura: 35)diyor.
Allah Resulü der ki:
-“Kur’an hakkında tartışma küfürdür.” (B.H.Kül: 4/293)(Hadis Ans: 4/169)
-“Bir topluluk peygamberlerini bırakır, ihtilafa düşerse, batıl taraftarları galip gelir.” (Age)
Dini anlatıyorum diyen bile dini tartışamaz. Sadece aynen tebliğ edebilir.
Din tartışılırsa, yaşanma biter, münakaşa devam eder.
Allah Resulü bize şunu tavsiye ediyor:
-“Hayırların azlığına sebep olan mücadele ve münakaşayı terk edin. Burada iki taraftan biri yalancıdır. Netice de iki taraf da günaha girer.” (Ramuz el-Ehadis: 284/12)
-“Haklı veya haksız münakaşayı terk edene cennet var.” (Hadis Ans: 4/186)
-“Sakın münakaşa etme, münakaşanın sıkıntısı eksik olmaz.” (Age: 4/191)
-“Bir topluluk ancak tartışma ile sapıtır.” (B.Hadis Külliyatı: 4/293)
-“Kardeşinle münakaşa etme. Onun hoşuna gitmeyecek şaka yapma ve ona yerine getiremeyeceğin bir söz verme.” (Tirmizi Birr: 58)

Çok gülmekten, çok konuşmaktan, çok uyumaktan ve çok yemekten kaçınılmalıdır. Yeme içmede yapıp yapmayacağımız şeyleri peygamberimiz şöyle ifade etmiştir:
-“Sizden biri yemek yiyeceği zaman besmele çeksin. Eğer unutursa hatırlayınca “Bismillahi ala evvelihi ve ahirihi” desin.” (R. Salihın: 732)
-“Ümmetim için çok korktuğum şey; çok yiyip karınlarının büyümesi, çok uyumaları, tembellik ve inanç zayıflığı.” der. (Ramuz el-Ehadis: 20/10)
Peygamberimiz göbekli birine, parmağı ile göbeğini dürterek “ Bu böyle olmamalıdır” demiş, “dünyada çok yiyenler, ahrette aç kalacaklardır” buyurmuştur. (Tirmizi, Kıyamet: 37)
Çok yiyip geğiren birine peygamberimiz:
-“Bırak şu geğirmeyi canım. Dünyada tıka basa karnını doyuran, kıyamet gününde aç kalacaklardır.” Demiştir. O’na göre yemek acıkmadan yenmeyecektir. Mide üçe ayrılacaktır ve doymadan sofradan kalkılacaktır.
-“Yemek sıcak yenmeyecektir. Yemekten önce ve sonra eller yıkanacaktır.”(Ramuz el-Ehadis: 6/12 +175/5)

Su içerken de şunlara dikkat edilecektir:
-“suyu tek solukta değil, üç solukta içiniz.” (Tirmizi, Eşribe: 13) “Suyu üç nefeste içmek sağlığa daha uygundur.” (Ramuz el-Ehadis: 536/2)
-“Suyu üç yudumda içiniz, içerken besmele çekiniz. İçtikten sonra da “Şükürelhamdulillah” deyiniz. (R.salihın: 761)
-“Ayakta su içmeyiniz. Eğer ayakta su içmenin zararını bilseydiniz, içtiğiniz suyu geri çıkarırdınız.” (Müslim, Eşribe: 116)
-“Su içerken kabın içine üflemeyiniz, solumayınız.” (R. Salihın: 769) tavsiyelerinde bulunmuştur.

Müslüman, güvenilir kimse olmalıdır. Başkaları elinden, dilinden emin olmalıdır. Emanete hainlik etmemelidir. Kendisine emanet edilen sırrı saklamalıdır. Başkalarının gizli kalması gereken hallerini örtmek, gizli tutmak yüce bir davranıştır. Ayrıca sevaplı bir iştir. Allah da onun kusurunu gizli tutacaktır.
Başkasını rezil edeni Allah da rezil eder.
Peygamber (a.s) bir defasında şöyle buyurmuştur:
-“Kıyamet günüde Allah-ü Teâlâ’ya göre en kötü insan, eşi ile mahremiyetini paylaştıktan sonra onun sırrını ifşa eden kimsedir.” (Müslim, Nikâh: 123)


Bu yazıyı 1.325 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.