İslam Dininde Allah’ı Anmak, Zikretmek

A.        ZİKİR NEDİR?

Zikir hatırlamak demektir. Zıddı da unutmak demektir.

Zikrullah : Allah’ı hatırlamak, Allah’ı anmak, unutmamak demektir. Allahla konuşmak demektir. Allahla olmak demektir.

Bizi yaratan, yaşatan, nimetlendiren Yüce Rabbimiz, her zaman hatırlanacaktır, zikredilecektir, şükredilecektir. Bu en başta gelen kulluk borcudur.

Zikir, Allah’ı sevmenin alâmetidir. İnsan, sevdiğini anar.

Zikre, zikredene karşı olma, “Hû” çekiyorlar gibi ifadelerle küçümsemek,karşı olmak, Allah’a karşı olmak demektir. Bir insan Allah’ı hatırlayamıyorsa, Allah onu terk etmiş demektir. Allah o kimseyi sevmiyor demektir. Onu Allah’ın zikrinden alıkoyan bir fitne var demektir. Bu engeli aşamazsa o kul, Allah’ı anamaz.

Peygamber Efendimiz :”Bir kimse, Allah yanındaki itibarını, derecesini öğrenmek isterse, Allah’ın kendi yanındaki derecesiNE baksın” buyurmuşlardır.

Kısaca zikir, Allah’ı anmaktır, ona yalvarıp yakarmaktır, bağışlanmak için ilticadır.

Zikir, Kur’an’da Allah’ın emridir. Allah : “Fezkiru = Zikrediniz” buyuruyor.

Unutmayalım ki, kalbler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur. Zikir, şükür bir vazifedir, kulluk borcudur.

 

B.        ALLAH’l ANMAK ÜÇ ŞEKİLDE OLUR

1-     Dil ile : Besmele çekmek, dua etmek, tesbih çekmek, Kur’an okumak, şükretmek ile olur.

2-     Kalb ile : Allah’ı gönülden anmak, Allah’ın verdiği nimetleri düşünmek, Allah’ı hatırdan çıkarmamakla olur.

3-     Bedenle : Namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek, cihad etmek, organları kötüye kullanmamak, bedeni helal şeylerle beslemekle olur.

İnsan sevdiğini anar. Allah’ı seven de O’nu anar. Peygamber : “Kişi sevdiği ile beraberdir” buyurmuş. Allah da Bakara Suresi’nin 152. ayetinde : “Beni anın bende sizi arayayım” demiştir.

Müslimde bir hadiste “yeryüzünde Allah Allah diyenlerin kalmayışı, kıyametin kopmasıyla irtibatlandırılmıştır.” (Müslim İman : 234) Ayrıca :”Allah, Allah diyen bulunduğu sürece kıyâmet kopmaz.” buyurmuştur peygamberimiz. (İbn Mâce, Edeb, 53; Tırmizi, Deavât,6)

Zikir, ayet ve hadislerde bildirilen, yapmamız istenen bir ibadettir. Zikri hafife almak, alay etmek insanı küfre götürür. (Ömer Nesefi, Akaid:215) Çünkü ayet hükmü, hadis hükmüdür.

Birde “zikir, tesbih çekip durmak değildir, zikir düşünmektir” diyenler oluveriyor. Zikir ayrı fikir ayrıdır. Tabii ki Allah’ı düşünmeyi bir kenara bırakamayız. Çünkü  peygamberimiz (s.a.) şu kadar şunu, şu kadar bunu diyen, diye ifadeler kullanmıştır. Kur’an’da da:”Herşeyin zikrettiği bildirilip bizim de zikretmemiz istenmiştir.”

Düşünmek, akıl etmek, herşeyin başıdır. Neler düşünülüp hatırlanacaktır? Allah, kulluk, hayat, ölüm, kabir, mahşer, hesap, cennet, cehennem düşünülmeden bazı şeyler körü körüne olur. Ama hayat da hep düşünmekle olmaz.

 

C.        ZİKİR EN BÜYÜK İBADETTİR

Ankebut Suresi 45. ayetinde : “Allah’ı, zikretmek en büyük şeydir” buyrularak Allah’ı zikretmenin en büyük,en güzel ibadet olduğu bildirilmiştir.

Zikir, cihaddan da üstündür. Peygamber Efendimize :

–         Zikir cihaddan üstün müdür?

Peygamber (s.a.) :

–               Evet, cevabını vermiştir.

Zikir,  değişik hadis-i şeriflerde “zikreden kimseyle zikretmeyen, diri ile ölüye teşbih edilmiştir.” (Buhari, Deavât:67) Bu konudaki hadislerden birkaçı şöyledir:

–               “Size amellerinizin en hayırlısını haber vereyim mi? Allah’ı zikretmektir.” (Buhari, Deavât:6)

–               “Bir topluluk oturup Allah’ı zikrederse melekler onları kuşatır, rahmet onları kaplar…” (Müslim, Deavât:8)

Bir başka hadislerinde de Peygamber:

“Yedi sınıf kişi vardır ki, hiçbir gölgeliğin olmadığı mahşer yerinde Allah’ın gölgeliğinde gölgeleneceklerdir. Onlardan biri de Allah’ı zikreden ve gözlerinden yaş akanlardır” buyurmuştur.

Abdestsiz, cünüp olanların, hayız ve loğusa olanların dahi zikir etmesine, dua da bulunmasına alimlerimiz izin vermişlerdir.

Zikir, her kula vacibtir. Allah’ı hatırlayıp zikretmek, insanın en önemli vazifelerinden biridir. İnsan, rahat zamanında Allah’ı anarsa, Allah da onu darda kaldığı, muhtaç olduğu anda anacaktır.

Cenab-ı Allah şöyle buyurur:

“Sen Rabbini hamd ile tesbih et. Ve secde edenlerden ol. Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et.” (Hıcır:98-98)

Kays bin Haccac:

“Bana şeytanım göründü” ve:

–         “Ben sana geldiğim zaman deve gibiydim. Şimdi ise serçeye döndüm, beni zikrullah ile erittin, dedi” der.

Mevlâna’dan sordular:

–         Geçmişte yaşamış şeyhlerin muhtelif zikirleri vardı. Meselâ, “Lâilahe illallah”, “Hû, hû”, “Lâ havle velâ kuvvete illa billahil aliyyil azîm”, “Sübahanallah”, “Sübhanallah-ilazîmi ve bihamdih” gibi. Siz efendimizin zikri nedir?

Mevlâna cevap verdi:

–         Bizim zikrimiz “Allah, Allah, Allah ”tır. Çünkü biz Allah’a aitiz. O’ndan geliyor ve yine O’na gidiyoruz.

Mevlâna şu konularda şu duâları sık sık okuyun demiştir.

1-     Her korku için, “Lâilahe illallah”

2-     Bütün elem ve kederler için “Maşallah”

3-     Her niyet için “Elhamdülillah”

4-     Her nimet bolluğu için “Eş-şükrü lillah”

5-     Her şaşılacak şey için “Sübhanallah”

6-     Her günah için “Estağfurullah”

7-     Her darlık için “Hasbiy’allah”

8-     Her kaza ve kader için “Tevekkültü al Allah”

9-     Her musibet için “İnna Lillahi ve inna ileyhi raciûn”

10- Her günah için “Lâ havle velâ kuvvete illa billahil aliyyil azim”

Zikir mi üstün Kur’an okumak mı?

Peygamber : “Kul kendini, Allah’ın azabından kurtarmada zikrullahtan daha müessir bir amel işlememiştir.” (K.Sitte:6/206) buyurmuştur.

Ankebut 45. ayetinde : “Allah’ı zikretmek en büyük şeydir.”

Burada Kur’an okuması gerekene Kur’an okumak üstündür. Peygamber : “Ümmetimin en faziletli ibadeti, Kur’an tilavetidir.” buyurur.

Kur’an’ı içine sindirmiş Kur’an’î bir hayat yaşayana zikrullah üstündür.

Ayrıca Kur’an okumak da bir zikirdir. Meseleyi uzun uzun tartışmamak gerekir.

Allah Rasulü (s.a.) bir gün ashab-ı kirâma hitâben :

–         “Amellerinizin Allah katında en temizini, dereceklerinizin en yükseğini, altın ve gümüş sadaka vermenizden daha hayırlısını, düşmanlarınızla karşılaşıp boyunlarını vurmanızdan ve onların da sizin boynunuzu vurmasından daha hayırlısını haber vereyim mi?” diye sordu.

Onlar da,

–         “Haber ver, ey Allah’ın rasulü” dediler.

Bunun üzerine hazret-i Peygamber (s.a.) :

–         “Allah’ı zikretmektir.” buyurdu. (Tırmizi, Deavât:6)

Bir gün Ebu Hüreyre (ra) çarşıya girer:

–         “Sizi burada görüyorum, halbuki Rasulallah’ın mirası mescidde taksim ediliyor” der.

Bunun üzerine halk çarşıda işini bırakarak hemen mescide koşar. Fakat ortada bir şey göremeyince, Ebu Hüreyre’ye:

–         “Bizi mescidde taksim edilen bir şey göremedik.” Derler. Ebu Hüreyre (ra) onlara:

–         “Ne gördünüz?” diye sorarlar. Onlar da:

–         “Allah’ı zikreden bir topluluk gördük” derler. Bunun üzerine Ebu Hüreyre (ra.) :

–         “İşte Rasulallah’ın mirası budur” buyurur.

Zikir, Allah’ı sevmenin alâmetidir. Çünkü kişi, sevdiğini anar. Kişinin dilinde sevdiği olur. İnsan sevmediğini değil anmak, görmek bile istenmez.

Zikir Cenab-ı Allah’ın bir lütfudur. Peygamberimiz (s.a.) : “Allah’ın kuluna tasadduku, ona zikrini ilham etmesidir.” (Marifet Name:407) buyurur. Zikredememek cezadır. Zikredip değişememek noksanlıktır.

Kur’an’da da : “Şüphesiz ki (kötü ahlaktan) arınmış olan ve Rabbini anıp zikreden, sonrada namaz kılan, kurtulmuş ve saadete ermiştir.” (A’lâ:14-15) buyrularak zikredebilene ikramda bulunulduğu bildirilmiştir.

Zikir, çok önemli bir ibadettir. Peygamberimiz (s.a.) bir hadislerinde : “Zikir sadakadan da oruçtan da hayırlıdır” buyurmuştur. (Ramuz El Hadis:208/13) Bir başka hadislerinde de : “Cennete girenler hiçbir şeye üzülüp pişmanlık göstermeyecekler, ancak dünyada iken Allah’ı zikretmeden geçirdikleri saatlere üzülecekler” (Zekeriya Kandehlevi, Müslüman Şahsiyeti S:432) buyrulur.

 

D.        ZİKRİN FAYDALARI

Zikrin pek çok faydaları vardır. Bunlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz :

Peygamberimiz : “Allah’ı zikir kalblerin şifasıdır” demiştir.

Zikir, insanın derecesini yükseltir; şehitler, salihler derecesine ulaştırır.

–         “İnsanı kabir azabından kurtaracak, Allah’ı zikretmekten daha üstün bir ameli olmaz.” (Age:439)

–         “Zikir, şeytanın gücünü kırar, Allah’ın rızasına neden olur, kalbten üzüntüyü siler, kalpte huzur, sükun meydana getirir, kalbi ve yüzü nurlandırır. Zikir, sahibine sevimlilik kazandırır, Allah’ın sevgisini kazandırır. Zikir, insanı hatta etmek, günah işlemekten uzaklaştırır. Zikir, azabtan kurtarır.” (Age:452)

Zikir, insanın kalp gözünü açar, insanı Allah’a yaklaştırır. Zikir, insanı sıkıntıdan kurtarır, şeytanı defeder. Zikir, rızkın artmasına da neden olur. Gaflete düşmekten alıkor, vaktin boşa gitmesini önler, kötü şeyler düşünmekten alıkor, gıybet iftira gibi günahların işlenmesini önler.

Zikir, bir bakıma tevbedir, şükürdür, hamdtir, ibadettir. Allah’a zikirle yaklaşılır, zikirle ulaşılır.

Zikir,kulun azabtan kurtulup affedilmesine neden olur.

Bir Kutsi Hadis’te Rabbimiz şöyle buyurur:

–         “Kulum beni andığı ve dudakları benim için kıpırdadığı an, Ben kulumla beraberim” (K. Sitte:17/505)

–         “Ademoğlu kendisini Allah’ın gazabından kurtaracak zikirden daha üstün bir amel işlemedi.” (Altınoluk Sohbetleri:1/71)

Zikirden yüz çevirenler için ise Kur’an’da şöyle buyurur:

1-     “Münafıklar, Allah’ı pek az anarlar” (Nisa:142)

2-     “Kim benim zikrimden yüz çevirirse, ona dar geçim vardır” (Tâhâ:124)

3-     “Kim Rabbini zikretmekten gafil olursa, yanından ayrılmayan bir şeytanı ona musallat ederiz.” (Zuhruf:36)

Hz. Peygamberin ifadesiyle :

1-     “Zikretmek, cihaddan da üstündür. Zikir Kur’an okumaktan da üstündür“ (K.Sitte:6/208)

2-     “Kulun Allah’ın azabından kendini kurtarmada zikirden müessir  bir amel yoktur.” (K.Sitte:6/1947)

3-     “Sabah akşam Allah’ı zikretmek Allah yolunda kılıç kırmaktan hayırlıdır.” (Ramuz:346/12)

4-     “Cihadda kılıç kırılsa da, zikir daha hayırlıdır.” (Ramuz : 376/8)

5-     “Allah’ı zikreden bir kavim yoktur ki, melekler onları sarmasın ve rahmet kaplamasın, onlara sekinet inmesin ve Allah onları meleklerin arasında yâd etmesin, olmaz.” (Ramuz:386/9)

6-     “Hiçbir kavim yoktur ki, Allah rızasını talep ederek, Aziz ve Celil olan Allah’ı zikretsinler de, semadan bir münâdi onlara şöyle nidâ etmesin:Mağfur olarak kalkınız, seyyiatınız hasenata tebdil edilmiştir.” (Ramuz:386/10) (Günahlar sevaba çevrilmiştir.)

7-     “Zikrin en faziletlisi (Lâilâhe illallah) demektir.” (İbn-i Mace Edep:55)

8-     “Son sözü (Lâ ilâhe illâllah) olan kimse cennete girer.” (Buhâri, Cenaiz:1)

Bir müslüman için Allah’ı zikredebilmek en büyük şeydir, mükafatı da büyüktür.

9-     “Allah’ın zikredenleri araştıran özel melekleri vardır.” (K.Sitte:6/195)

10- “Günde yüz defa (Sübhanallah) diyene bin iyilik yazılır. Bin günahı bağışlanır.” (Müslim, Zikir:37)

Görülüyor ki; zikir, nefsin ve şeytanın gücünü kırar. İnsana huzur verir ve insanı Allah’ın sevgili kulu haline getirir.kalbi ve gönlü uyanık ve diri tutar. Allah’ın gazabını söndürür. Kalbin pasını siler,kalbi güzelleştirir, yüzü nurlandırır. Zikredenin ölümü kolay olur. İmanla gitmesine neden olur. Çünkü Kelime-i Şehadeti ve Kelime-i Tevhidi söylemekte zorluk çekmez.

Tesbihin strese çare olduğu, sabırlı olmayı sağladığı da bir gerçektir.

Hele köşesinde oturan yaşlılar için tesbih, zikir ilâç gibidir. Canları sıkılmaz, canda sıkmazlar, etrafına “Allah razı olsun” der dururlar. Dil alışkanlığı olduğundan son anda Kelime-i Tevhid ve Kelime-i Şehadet getirmekte zorlanmazlar, güzel bir ölümle bu dünyadan ayrılırlar.

 

E.        ALLAH’I ANANLARA BÜYÜK MÜKAFATLAR VARDIR

Rabbimiz Kur’an’da : “Allah’ı zikreden erkeklere ve kadınlara büyük mükafat hazırladık.” (Ahzab:35) buyurur.

Ebu Hureyre (ra.) anlatıyor:

Rasulallah (s.a.) buyurdu ki : “Allah’ın yollarda dolaşıp zikredenleri araştıran melekleri vardır. Allah’ı zikreden bir cemaate rastlarlarsa, birbirlerini : (Aradığınıza gelin, buradalar) diye çağırırlar. Hepsi gelip onları kanatları ile kuşatarak dünya semasına kadar arayı doldururlar.”

Allah herşeyi en iyi bildiği halde meleklere sorar:

–         Kullarım ne diyorlar? Melekler:

–         Seni tesbih ediyorlar,sana tekbir okuyorlar, derler.

–         Onlar beni gördüler mi?

–         Hayır!

–         Ya görselerdi ne yaparlardı?

–         Eğer seni görselerdi ibadette çok daha ileri giderlerdi. Çok daha fazla tesbihde bulunurlardı.

–         Onlar ne istiyorlar?

–         Cennet istiyorlar.

–         Peki onlar Cenneti gördüler mi?

–         Hayır, Ey Rabbimiz.

–         Ya görselerdi ne yaparlardı?

–         Eğer görselerdi cennet için daha çok hırslanırlardı.

–         Neden kaçınıyorlar?

–         Cehennemden Ya Rabbi!

–         Onu gördüler mi?

–         Hayır görmediler.

–         Ya görselerdi ne yaparlardı?

–         Eğer cehennemi görselerdi daha çok kaçarlardı. Bunun üzerine Cenab-ı Allah Meleklere:

–         Sizi şahit kılıyorum, onları affettim, buyurur. Peygamberimiz devamla :

–         Bir melek der ki : “Bunların arasında falanca günahkâr kimse var. Bu onlardan değil. Başka bir maksatla uğramıştı?” Cenab-ı Allah :

–         Onu da affettim. Onlar öyle bir cemaat ki, onlarla oturanlarda kurtulurlar, buyurur.

Peygamber Aleyhisselâm bir gün Ashabına :

“Cennet bahçesine uğradığınızda ondan faydalanın” der. Ashab : “Cennet bahçesinden muradınız nedir?” Ya Rasulallah derler :

Peygamber : “Ehl-i zikrin toplandığı zikir meclisidir.” cevabını verir.

Bir gün Peygamber Ashabı ile mescid de otururken :

Üç kişi gelir. Biri döner gider, biri arka tarafa oturur, biri de halkayı yarar, aralarına oturur.

Peygamber : “Bu üç kişi hakkında size haber vereyim mi?” der.

–         Biri Allah’a iltica etti, Allah da onu barındırdı.

–         Biri eza vermekten utandı, Allah da ondan utandı.

–         Üçüncü de meclisimizden yüz çevirdi, Allah da ondan yüz çevirdi. (R. Salihın:1449)

1450 nolu hadiste de Allah’ın zikir için bir araya gelenlerle iftihar ettiği bildiriliyor.

Buradan anlıyoruz ki, zikredilen yerler ve zikir meclisleri cennet bahçesi mesafesindedir. Zikredenleri Allah’ın affedeceği vaadi vardır. Zikretmeyenlerden Cenab-ı Allah yüz çevirecektir.

 

F.        KALBLER ZİKİRLE HUZURA KAVUŞUR MU?

Allah’ı çok anmak, her işte Allah’ı hatırlamak kalbin feyz almasına, ruhun gıdalanmasına vesile olur.

Cuma Sûresinde : “Allah’ı çok anın ki, Saadete erişesiniz” (Âyet:10) buyrulmuştur.

Kalbler ancak zikrullah ile temizlenir ve huzur bulur.

Ehli sünnet çizgisinde olmadan zikir tesir etmez, kalbi temizlemez. Bid’at ehline mânen tesir etmez.

Peygamber Aleyhisselam’ın “Ölmeden önce ölün” buyurması da bundandır.

Allah şöyle buyurur :

“İnanmış olanlar, kalbleri Allah’ı anmakla huzura kavuşmuştur. Dikkat edin, kalbler ancak Allah’ı anmakla huzura kavuşur” (Rad:28)

Allah Rasulü :

“Allah’ın zikri şifadır” buyurmuştur. (Ramuz:122/7)

“Üzüntüsü, kederi bol olan (Lâ havle velâ kuvvete illâ billahil aliyyil azim) desin” (Müslim, Zikir:13) buyurmuştur.

Şöyle denmiştir : Temiz kalbe sahip olabilmek için şunlara dikkat etmek gerekir:

1-     Helâl gıda ile beslenmek.

2-     İstiğfar ve dua etmek.

3-     Kur’an okumak ve emrine uymak. Kur’an okumanın insan beynini ve kalbini zinde tutuğu, hafıza kaybını önlediği,kalbin ölmesini önlediği ifade edilmiştir.

4-     İbadetleri huşu ile yapmak.

5-     Gece ibadetlerini yapmak

6-     Her an Allah’ı zikretmek.

7-     Hz. Peygambere salavat getirmek ve selâm göndermek.

8-     Ölümü düşünmek, Kabri, Sıratı, Cenneti ve Cehennemi düşünmek.

9-     Allah’ın sevgili kulları ile beraber olmak.

10- Ahlâkını güzelleştirmek.

İnsanın kalbi ve beyni zikre ve ibadetlere elverişli yaratıldığı, dua ve zikirlerin tekrarlanmasından kalbin ve beyninin mutlu olduğu huzura kavuştuğu yabancı ilim adamlarının ifadesidir. (21.05.2001, Zaman)

İnsanın bedeni ibadete meyyal yaratılmıştır, ibadetle tatmin olur. İbadet edenin mutlu ve huzurlu olmasının sebebi budur.

Rivâyete göre İsâ aleyhisselâm, teninde alacalar bulunan ve iki şakağı da çökmüş bir şahsa rastladı. O şahıs, üzerindeki hastalıklara aldırmayarak :

“Ya Rabbi! Sana sonsuz hamd ü senâlar olsun ki, mahlûkatın pek çoğunu müptelâ kıldığın dertten bana sıhhat ve âfiyet verdin…”

Buna teaccüb eden İsa aleyhisselâm, ona :

“Ey kişi! Allah’ın senden giderdiği hangi dert var ki?” dedi.

Hasta şöyle cevap verdi :

“Ey İsâ! En fecî hastalık ve belâ, kalbin Hakk’dan gâfil ve mahrûm olmasıdır. Şükürler olsun ki Allah Teâlâ, beni bundan muhâfaza buyurmuştur. Zirâ ben Cenab-ı Hakk’ın kalbime verdiği marifetullah lezzeti ve neşesi içindeyim. Onun dışındakileri görmüyor ve hissetmiyorum.”

İtikadı düzgün helâl lokma yiyenin zikri sadece dil ile olmaz. Kalbi ile de olur. Onun kalbi “Allah allah” diye atar. Kendi de hisseder. Sonsuz huzur duyar.

Kur’an’da şöyle bir uyarı var :

“İman edenlerin Allah’ı anma ve Kur’an sebebiyle kalplerinin ürpereceği zaman gelmedi mi?” (Hadid:16)

Kur’an’da müslümanlardan bahsedilirken “Allah anılınca kalpleri ürperir, kalpleri titrer” diye tanımlanmıştır. (Enfal:2)

 

G.        ZİKİR, KULU ALLAH’A YAKLAŞTIRIR

Kul, Allah’a bağlandığı ölçüde, Allah ona ilgi gösterir. Allah onunla olur. Allah hiçbir yere sığmadığı halde o, kendisini seven zikreden kulun kalbine sığar.

Allah Kur’an da : “Beni anın bende sizi anayım” (Bakara:152)

Kutsi hadislerde şöyle buyrulur :

–         “Kulum beni nasıl sanıyorsa, ben öyleyim ve onunla beraberim” (Müslim, Zikir:6)

–         “Kulum beni andıkça ve dudakları beni anmak için kıpırdadıkça ben onunla beraberim”

–         “Ben kulumun zannına göreyim; kulum beni anınca, ben onunla beraberim. O, beni anarsa, bende onu anarım. O beni bir toplulukta anarsa, bende onu o  topluluktan daha hayırlı bir topluluk içinde anarım. Kulum bana bir karış yaklaşırsa ben ona bir kulaç yaklaşırım. Kulum bana bir kulaç yaklaşırsa, ben ona bir arşın yaklaşırım. O bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak giderim.” (Müslim)

Görülüyor ki, kul Allah’a en kolay ve daha çabuk Allah’ı anmakla yaklaşır.

Kur’an’da : “Siz Allah’ı unutanlar gibi olmayın ki, bu unutmaları onlara, kedi nefislerini unutturmuştur.” (Haşr:19) buyrulmuştur. Allah unutulunca insan kendini, hatta görevlerini bile unutur.

Enes B. Malik (ra.) ın annesi şöyle demiştir:

–         “Bir gün peygambere dedim ki :”

–         “Ey Allah’ın Rasulü! Bana bir vasiyette bulun.” Bana :

–         “Günahları terk et. Günahı terk, en faziletli hicrettir. Farzları terk etme. Farzları yerine getirmek, en faziletli cihattır. Allah’ı çok zikret,. Allah’ı zikretmek kadar Allah’ın hoşuna giden başka bir iş yoktur.” (M. Kapca, Peygamberin Vasiyetleri:19)

 

H.        HERŞEY ALLAH’I ZİKREDER

Gökte ve yerde ne varsa, hiçbir şey Allah’tan gafil değildir. Kur’an’da :

“Hiçbir şey yoktur ki, Allah’ı tesbih etmesin. Fakat siz onların tesbihlerini anlayamazsınız.” (İsra:44) buyrularak herşeyin Lisan-ı Hâli ile Cenab-ı Allah’ı zikrettiği bildirilmiştir.

Enbiya Sûresinin 20. ayetinde de :

“Herşey bıkıp usanmaksızın, gece – gündüz Allah’ı tesbih ederler” buyrulmaktadır.

İsra suresi 44. ayette şöyle buyrulur :

–         “Yedi gök, yer ve bunlarda bulunan her şey O’nu zikreder. O’nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Siz onların tesbihini anlamazsınız.”

Büyük Hak dostu Aziz Mahmûd Hüdâyi Hazretleri’nin şu kıssası, bitkiler âleminde de zikrullah ile meşgul bulunduklarını ne güzel ifade eder :

“Bir gün Üftâde Hazretleri, müridleriyle beraber bir kır sohbetine çıkmıştı. Emri üzerine bütün dervişler kırın en güzel yerlerini dolaşarak hocalarına bir demet çiçek getirdiler.ancak Kadı Mahmud Efendi’nin elinde sapı kırılmış, solgun bir çiçek vardı sadece… Diğerlerinin neşeyle elindekileri hocalarına takdiminden sonra Kadı Mahmûd, boynunu bükerek bu kırık ve solmuş çiçeği Üftâde Hazretleri’ne takdim etti. Üftâde Hazretleri diğer müridanın meraklı bakışları arasında sordu :”

“Evladım Mahmûd! Herkes demet demet çiçek getirdikleri halde sen niçin sapı kırık,solgun bir çiçek getirdin?”

Kadı Mahmûd edeple başını önüne indirerek

cevap verdi :

“Efendim! Size ne takdim etsem azdır. Ancak hangi çiçeği koparmak için elimi uzattıysam, onu (Allah, Allah) diyerek Rabbini tesbih eder bir halde buldum. Gönlüm onların bu zikirlerine mani olmaya razı olmadı. Çaresiz ben de elimdeki, tesbihine devam edemeyen şu çiçeği getirmek zorunda kaldım.”

Mezarların baş ucuna ağaç, gül dikilmesi de bundandır.

Her canlı Allah’ı zikreder. Bitki de olsa, ağaç da olsa, yaşken zikirdedir.

Herşey Allah’ı zikrederken, herşey emrine ve istifadesine sunulan, yeryüzünü halifesi olduğu bildirilen insan neden Allah’ı zikretmesin?

Kur’an bize şöyle hitap eder :

1-     “Kendi kendine, yalvararak, ürpererek yüksek olmayan bir sesle, sabah – akşam Rabbini an. Gafillerden olma.” (A’raf:205)

İman sahiplerinin bir özelliği de sabah akşam Allah’ı zikretmeleridir. Allah şöyle buyuruyor :

2-     “Ey İman Edenler! Allah’ı çok zikredin. O’nu sabah akşam tesbih edin.” (Ahzab:41-42) Zikirde devamlılık esastır.

3-     “Onlar Allah’ı ayakta, oturarak, hatta yan gelip yatarak anarlar.” (Âl-i İmrân:191)

Büyük bir zata : “İyi bir kimseyi nasıl tanırız?” diye sormuşlar. O da : “Allah’ı çok anan kimsedir” cevabını vermiştir.

Allah’tan gafil olan ve Allah’ı anmayan için Kur’an’da :

4-     “Şeytan onları kaplamış ve Allah’ı anmayı unutturmuştur.” (Mücadele:19)

5-     “Ey İman Edenler! Mallarınız ve çocuklarınız sakın sizi Allah’ı anmaktan alıkoymasın” (Münafikun:9) uyarı ve ikazında bulunulmuştur.

 

İ.          ZİKRETMEYEN, BİRÇOK ŞEYDEN MAHRUM KALIR

Cenab-ı Allah : “Kim beni zikrimden yüz çevirirse ona dar geçim vardır” (Ta Ha:124) buyurmuştur.

Bir başka ayette de : “Münafıklar Allah’ı pek az anarlar.” (Nisa:142) Az zikretmek münafıklık alameti sayılırken Ya hiç zikretmezsek, o zaman ne oluruz?

“Ey İman Edenler, sizi mallarınız, çocuklarınız Allah’ı anmaktan ve ibadetten alıkoymasın. Malları veya çocukları Allah’ın zikrinden alıkoyduğu kimse, hüsrana düşen kimsedir.” (Münafikûn:9) denmiştir.

Sevgili Peygamberimiz de şöyle buyurur :

1-                       “Bir kimse bir yerde oturur da Allah’ı zikretmeden kalkarsa, Allah’a karşı eksik iş yapmış olur. Bir kimse yatağa yatarda orada Allah’ı zikretmezse, yine eksik iş yapmış olur.” (R.Salihın:822)

2-                       “Herhangi bir toplulukta bir mecliste oturup da Allah’ı zikretmez, peygambere salavat getirmezse, bu meclis onlar için bir eksiklik olur. Allah dilerse onları azab eder, dilerse mağrifet eder.” (R. Salihın:839)

3-                       “Bir toplantıdan Allah’ın adını zikretmeden kalkanlar merkep leşinin etrafından dağılan kargalar gibi dağılmış olurlar.” buyrulmuştur.

Allah’ın adı anılmadan kesilen hayvanın eti yenmez. Allah’ın adını anmadan yapılan işin hayrı yoktur.

 

J.         İÇİNDE ALLAH ZİKREDİLEN EVLE ZİKREDİLMEYEN EVİN FARKI

Peygamberimiz şöyle buyurur :

1-     “İçinde Allah zikredilen evlerin misali ile, içlerinde Allah zikredilmeyen evlerin misali, diri ile ölünün misali gibidir.” (Buhari Deavat:66)+(Ramuz:391/2)

2-     Bir hadislerinde Peygamberimiz : “Cennet bahçelerini gördüğünüz zaman onlardan istifade ediniz. Cennet bahçeleri, zikir meclisleridir.” (Tırmizi, Deâvat:82)

3-     “Bir cemaat, oturup Allah’ı zikrederse mutlaka melekler etrafını sarar, Allah’ın rahmeti iner, Allah onları melekleri yanında anar.” (K. Sitte:1943)

4-     “Gafiller arasında Allah’ı zikreden kimse, cephede arkadaşları kaçtığı halde sebat eden gibidir.” (Ramuz:285/4)

5-     “Rabbinizi zikredenle etmeyenin hali ölü ile diri arasındaki fark gibidir.” (R. Salihın:1463) + (K.Sitte:6/1944)

 

Kur’an’da da :

1-     “Kim Rabbine zikirden yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe artan bir azaba uğratır.” (Cin:17)

2-     “Kim Allah’ı anmaktan yüz çevirirse, biz ona bir şeytan musallat ederiz.artık o şeytan her zaman onunla beraberdir.” (Zuhruf:36) buyrulmuştur.

Demek ki, zikir azaptan kurtarıyor, şeytanın zarar vermesinden koruyor.

 

K.        ZİKRİN ÇEŞİTLERİ

Zikir Allah’ı anmak, Allah’la beraber olmaktır. Allah’ı dil ile zikrederken, Allah’tan gafil olmamalıdır. Kalp ve dil birlikte zikretmelidir. Elde 99’luk tesbih, gözü gönlü orda burda olmaz.

Zikrin özü, “Allah” demektir. Esmâül Hüsna’yı anmak zikirdir. Namaz zikirdir. “Beni anmak için namaz kıl” (Taha:14) buyruluyor. Her namazın ardından 33’er defa tesbih çekmek zikirdir. (R. Salihın:3/28-59)

Ebu Hureyre (ra.) :

Fakir muhacirler bir gün peygambere (s.a.) gelip:

“Zenginler yüce dereceleri, ebedi nimetleri kazandılar” dediler.

Rasulü ekrem (s.a.) :

“Ne yaptılar?” deyince

“Onlar bizim gibi namaz kılıyor, bizim gibi oruç tutuyor fazla olarak sadaka veriyorlar,biz veremiyoruz.”

Bunun üzerine Rasulü ekrem (s.a.) :

–     “Size bir şey öğreteyim mi ki, bu sayede sizden önde gidenlere yetişirsiniz. Hatta ileri de geçersiniz.”

–     “Sizden sonra sizin yaptıklarınız gibi yapmadıkça sizden faziletli olamazlar” buyurdular. Onlar da :

“Evet öğretiniz Ya Rasulallah” dediler.

Rasulallah (s.a.) :

“Her namazın sonunda otuz üç kere <Sübhanallah>, <Elhamdülillah>, <Allahü Ekber>” dersiniz” buyurdular.

–         Haramdan sakınan, sakındığı ölçüde zikirdedir.

–         Ticari hayatta dürüst olan, zikirdedir.

–         Hayatını İslâm’a göre düzenleyen, zikirdedir.

–         Peygamberin sünnetine uyan, zikirdedir.

–         Hayırlı faydalı iş işleyen, zikirdedir.

–         Tevbe etmek, şükretmek, zikirdir. Dua eden, zikirdedir.

–         Besmele zikirdir. Kur’an’da : “Ulu Rabbinin adını tesbih et.” (Vak’a:74) buyrulur.

Hz. Peygamber :

1-     “Yâ Hafsa, çok sözden sakın. Zira zikrullahsız çok söz kalbi öldürür ve Allah’ı çok zikreden sözde kalbi ihya eder.” (Ramuz:496/11) demiştir.

2-     “Sizden biri, ailesi ile beraber olunca <Bismillah> derse ve <Şeytanı bizden uzaklaştır> derse, ondan olan çocuğa şeytan zarar vermez.”

Kur’an okumak zikirdir. Kur’an, kendini okuyan için şefaatçi olacaktır. Peygamber şöyle der:

3-     “Kıyamet günü Kur’an, rengi uçuk bir adam gibi gelir, okuyana, <Seni gece uykusuz, gündüz susuz bırakan benim> der.” (K.Sitte:17/504) şefaat eder.

Peygambere salat ve selâm bir zikirdir. Kur’an’da : “Allah ve Melekleri Peygambere çok salavat getirirler. Ey Müminler, sizde ona salavat getirin ve tam bir teslimiyetle selâm verin” buyrulmuştur. (Ahzab:56)

–         Şükür, zikirdir. Cenab-ı Allah, bir kutsi hadiste şöyle buyurur : “Beni zikrettikçe şükürdesin, unuttukça küfürdesin.” (Ramuz:327/4) Yani günahtasın.

–         İstiğfar etmek zikirdir. Allah Rasulü şöyle buyurur : “Kim amel defterinin kendisini sevindirmesini isterse, istiğfarı çok etsin.” (Ramuz:396/14)

“Ben günde yüz kere Allah’a istiğfar ediyorum.” (K. Sitte:17/512)

–         Dua zikirdir. Allah : “Bana dua edin, duanızı kabul edeyim” buyuruyor. Hz. Peygamber de şöyle buyurur :

1-     “Allah katında duadan daha kıymetli bir şey yoktur.” (Büyük Hadis Külliyat)

2-     “Dua ibadetin özüdür.” (Age:5/235)

3-     “Kime dua kapısı açılırsa, Ona rahmet kapıları açılır. Dua, belâya karşı koyar,kazayı önler; onun için duaya sarılın.” (Age:5/235)

4-     “Dua, müminin silahıdır.” (Age:5/235)

5-     “Allah, kendisinden istemeyene gazab eder.” (Age:5/239)

 

L.        HER ZAMAN ZİKİR

Cenab-ı Allah’ın bizim için yaratması ve ihsanı, ikramı devamlı olduğuna göre, bizim zikrimizin de, şükrümüzün de devamlı olması gerekir.

Kur’an da :

1-                 “Onlar ayakta iken, otururken, yan yatarken her vakit Allah’ı anarlar.” (Âl-i İmran:191)

2-                 “Allah’ı çok zikret ve gece – gündüz onu tesbih et.” (Âl-i İmran:41)

Hz. Aişe (ra.) : “Abdestli iken de, abdestsiz iken de Peygamber Allah’ı zikrederdi” der. (R. Salihın:3/41)

Abdullah (ra.) : “Hz. Peygamber bana:Ya Abdullah akşam sabah üç kere İhlas, Felâk, Nâs surelerini oku. Bu senin herşeyine kifayet eder.” (R.Salihın:3/57)

Hayızlı olan, ayhali olan ve normal abdesti olmayan kimse zikredebilir, besmele çeker, dua eder, Esmâül Hüsna’yı okur.

Kur’an’da :

“Öyle erler vardır ki, onları ne bir ticaret ne de bir alış-veriş zikrullahtan, namaz kılmaktan, zekât vermekten alıkoyamaz.

Onlar gönüllerin ve gözlerin halden hâle döneceği günden korkarlar. (Nur:37)

Gerçek müminler o kimselerdir ki, Allah zikredilince kalpleri titrer.(Enfal:2)” buyrulur.

Allah’ın zikrinden yüz çevirenlere Kur’an’da şöyle bir uyarı vardır :

“Kim beni anmaktan yüz çevirirse, şüphesiz onun sıkıntılı bir hayatı olacak ve biz onu kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz” (Taha:124)

“Otururken ve yan yatarken daima Allah’ı anın.” (Nisa:103) buyurmuştur.

“Gece gündüz zikredenin,

Yardımcısı Rahman olur.

Her yerde “Allah” diyenin

Hakk derdine derman olur.”

Peygamber (s.a.) şöyle dua ederdi : “Ya Rabbi! Seni zikredebilmem, şükredebilmem ve kulluk yapabilmem konusunda bana yardım et.”

Allah’ı anmak terk edilmez. Bir yerden ders alıp da aksatmak veya bırakıvermek olmaz. Bir taahhütte bulunulmuştur. Bir sözleşme yapılmıştır. Terki manevi sorumluluk gerektirir. Verilen sözden cayılmaz. Bir mazeret dolayısıyla verilen tesbihat çekilmeyince telafi gerekir. Fazla geliyorsa bildirilir. Büyüklerimiz şöyle derdi : “Görev alan, nafileyi vacipleştirmiş olur.”

Allah ancak zikirle hatırda tutulur. Zümer suresini 22. ayetinde : “Allah kimin gönlünü İslâm’a açmışsa, o Rabbimden bir nur üzerindedir. Allah’ı anmak konusunda kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun! İşte bunlar apaçık sapıklık içindedirler” buyrulmuştur.

Peygamber (s.a.) der ki :

“Kim bir yerde oturur ve orada Allah’ı zikretmez ve zikretmeden kalkarsa, Allah’tan ona bir noksanlık vardır. Kim bir yerde yatar, orada Allah’ı zikretmezse, ona Allah’tan bir noksanlık vardır. Kim bir müddet yürür ve Allah’ı zikretmezse, Allah’tan ona bir ceza vardır. (Noksanlık vardır ne demek? Allah’tan ona bir ceza vardır, demek.)” (K.Sitte:6/201) Demek ki her halde Allah zikredilecektir.

Cenab-ı Allah : “Beni anın ben de sizi anayım” diyor. (Bakara:152)

–               Bir müslüman günlük hayatında her an, her iş için Besmele çekerek Allah’ı anmalıdır.

–               Her namazdan sonra tesbih çekerek Allah’ı anmalıdır.

–               Her sabah ismi azam duası okumalı, Esmaül Hüsna ile Allah’ı Yâd etmelidir. Kur’an’da : “En güzel isimler Allahındır. O halde ona güzel isimlerle dua edin.” (A’raf:180) Her ismi söylediğimiz zaman Rabbimiz : “Buyur kulum” der.

–               Her günün başlangıcında, Yasin, Tebareke, Fatih surelerini okumalıdır. Zikrin belirli bir vakti yoktur, ama sabah namazdan sonra yapılan zikrin, okunan Kur’an’ın, yapılan duanın karşılığı büyüktür.

–               Her mümin evinden çıkarken Fatiha, Ayetel Kursi’yi, İhlâs, Felâk ve Nâs surelerini okuyarak kendini Allah’a emanet etmelidir. Dönüşüne kadar Allah onu koruyacaktır.

–               Yatarken de Allah’ı anarak yatmalıdır. Abdestli yatmalıdır. Peygamber : “Sünnete uyarak yatan müminin uykusu ibadettir.” (K.Sitte:6/251) buyurmuştur.

Müslüman yatarken sağ tarafına yatacak, abdestli yatacak, okuyarak yatacak ve zikrederek uyuyacaktır. Böyle yapmayan, rahat bir uyku uyuyamaz.

 

M.        ÇOKÇA ZİKİR GEREK

Allah’ı sıkça ve çokça anmamız lâzım. Çünkü Rabbimiz öyle istiyor. Kur’an da :

1-     “Müminler, Ancak Allah anıldığı zaman kalbleri titreyen kimselerdir.”

2-     “Allah’ı çokça anın ki, başarıya erişesiniz.” (Enfal:45)

3-     “Sabah akşam yalvararak ve korkarak Allah’ı zikredin. Allah’ı anan ki, gafillerden olmayın.” (A’raf:205)

4-     “Allah’ı çok anan ki, kurtuluşa erişesiniz.” (Cuma:10)

5-     “Allah’ı çok zikreden erkekler ve kadınlar varya; işte Allah bunlar için mağfiret ve büyük bir mükafat hazırlamıştır.” (Ahzab:35)

6-     “Ey İman Edenler! Allah’ı çok zikredin.” (Ahzab:42)

7-     “O (Allah’ı) sabah akşam tesbih et.”  (Ahzab:42)

Ayrıca az anma konusunda da:

8-     “Münafıklar Allah’ı pek az hatıra getirirler.” (Nisâ:142)

9-     “Kim Rabbini zikretmekten gafil olursa, yanından ayrılmayan bir şeytanı ona musallat ederiz.”

10- “Furkan Suresinin 18. ayetinde Allah’ı az anmanın helâk sebebi olacağı haber verilmiştir.”

Peygamber Efendimiz de şöyle buyurur:

1-     “Allah’ı o kadar çok zikredin ki, mecnun desinler.” (Ramuz:80/9)

2-     “Halk size deli deyinceye kadar Allah’ı zikredin.” (Büyük Hadis Külliyatı:5/234)

3-     “Bir kimse Allah’ı çok zikrederse, münafıklıktan kurtulur.” (Ramuz:408/7)

4-     “Size amellerin en hayırlısını, en temizini, derecesi yüksek olanı, altın gümüş infak etmekte daha hayırlısını söyleyeyim mi? Allah’ı çok zikredin.” (Ramuz:164/7)

Bu konuda Hz. Osman (ra.) ında güzel bir sözü vardır : “Kalbler temiz olursa, Allah’ı zikretmekten usanmaz” der. Demek ki, zikirde de, fikrin, düşüncenin yeri olan kalb temizliği esastır. Tabii ki helâl lokmada çok önemlidir.

Hasan Basri şöyle der : “Mânevi zevki üç şeyde arayın:Namazda, zikirde ve Kur’an’da”

Allah’ı anmada O’nunla olmada ısrar edersek, zamanla çok büyük haz alırız, zevk alırız.

Kur’an’da şöyle buyrulmuştur :

1-     “Rasulüm deki : Kulluk ve yalvarmanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin?” (Furkan:77)

2-     “Gecenin bir kısmında O’na secde et; gecenin uzun bir bölümünde de O’nu tesbih et.” (İnsan:26)

3-     “Sabah akşam Rablerine, Onun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte candan sebat et. Dünya hayatının süsünü isteyerek gözlerini ondan çevirme. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, kötü arzularına uymuş ve işi gücü aşırılık olan kimseye boyun eğme.” (Kehf:28)

Evet Allah anılacaktır, çokça anılacaktır, devamlı anılacaktır. İslâm’da aşırılık yoktur. Orta yol tutulacaktır. Şeriati bilmeden nasıl tarikat olmazsa, İslâm’i içine sindirmeden, İslâm’ı yaşamadan istenilen zikir yapılamaz. Yapılsa da zevk alınmaz.

 

N.        ZİKİR ALLAH’IN SEVDİĞİ BİR İBADETTİR

Kur’an’da ve Kutsi Hadislerde Cenab-ı Allah kendisini zikretmemizi istiyor. Ayrıca teşvik de ediyor.

Peygamber Efendimiz de hayatı boyunca Allah’ı zikretmiş ve bize de tavsiye etmiştir. Şöyle buyurur:

1-     “Size cennet kapılarından birine delâlet edeyim mi?”der. Kays:

–         “Evet Ya Rasulallah!” deyince:

–         “Lâ havle velâ kuvvete illa billah” demiştir. (Celal Yıldırım, Amellerin Fazileti:45)

Bir hadislerinde de :

2-     “Zikrin en üstünü Lâilâhe illallahtır.” Duanın en üstünü de “Elhamdülillah”tır buyurur. (Age:38)

3-     Sevgili peygamberimiz : “Allah’ı sevmenin alâmeti, Allah’ı zikretmeyi sevmektir” buyurur.

Cenab-ı Allah’ı zikredenler övülmüştür. Allah Rasulü de Allah’ı zikredene müjdeler vermiştir. Ayrıca teşvik de etmiştir. Bir hadislerinde şöyle buyurur :

–         “Allah sizden birini geceleyin uyandırırsa, Allah’ı tesbih etsin. Mağfiret dilesin. Allah onu bağışlar. Şayet o kalkar abdest alır, namaz kılar ve Allah’ı zikrederse, dua ederse, kabul olunur.” (Ramuz El Hadis:48/5)

Birgün peygamberimize:

–         “Allah yanında derecesi en yüksek amel hangisidir?” derler. Allah Rasulü:

–         “Allah’ı çok zikredenlerin ameli” der. (Tırmizi Deavet:6)

Gece gündüz zikredenin

Yardımcısı Rahman olur

Her yerde Allah diyenin

Hakk derdine derman olur

 

4-     “Kul, yatağına abdestli olarak yatıp, uyuyana kadar Allah’ı zikrederse, o gece ne isterse Allah ona verir.” (B.H. Külliyatı:5/233)

5-     “Bir toplantıda kim Allah’ı zikretmeden oturup kalkarsa Allah’tan nasibini almamış, Allah’ın lütfuna nâil olmamıştır.” (B.H. Külliyatı:5/233)

6-         “Herhangi bir topluluk, eğer oturdukları meclisten Allah’ı zikretmeden kalkarlarsa, eşek leşi bulunan bir meclisten kalkmış gibi olurlar. Kazançları da pişmanlık olur.” (Age:232) Allah’ı zikrederek her isteyen Allah’ın sevgili kulu olabilir.

 

Ö.        ALLAHI ANMAKTAN ALIKOYAN ŞEYLER

Kur’an’da : “Allah’ı anmak en büyük ibadettir.” (Ankebut:45) buyrulmuştur. Bu büyük ibadetten alıkoyan şeylere de şu şekilde dikkat çekilmiştir. Rabbimiz buyurur ki:

1-     “Ey İman Edenler! Mallarınız ve çocuklarınız, sizi Allah’ı anmaktan alıkoymasın. Kim bunu yaparsa işte onlar, ziyana uğrayanlardır.” (Münafikûn:9)

2-     “Kalbleri Allah’ın zikrine karşı katılaşanların vay haline. İşte onlar apaçık bir sapıklık içindedir.” (Zümer:22)

3-     “Şeytana dikkat edilecektir. Şeytan kumar ve içki ile aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah’ın zikrinden ve namazdan alıkoymak ister.” (Mâide:91)

4-     “Öyle kimseler vardır ki, onları ne bir ticaret ne de bir alışveriş, Allah’ı anmaktan alıkoyamaz.” (Nur:37)

Peygamberimiz :”Kişi sevdiği ile beraberdir” buyurmuştur.evet, kişi Allah’ı seviyorsa, Allah’la beraber olur.

Yanlış bilgi, nasipsizlik ve hidayetsizlik insanı zikirden alıkoyan en büyük engeldir.

 

P.                BAZI YANLIŞLIKLAR

Zikirde dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır :

–         Önce helâl lokmaya, temiz kalbe sahip olmaya çalışmalıdır.

–         Zikir dil alışkanlığı olarak yapılmamalıdır.

–         Zikir devamlı olmalıdır. Peygamberimiz : “Az da olsa amellerin devamlı olanı makbuldür” der.

–         Zikir, bağıra çağıra, hoplaya zıplaya olmaz. Allah : “hafif sesle, içinden Rabbini zikret” diyor. (A’raf:205)

–         Hiçbir dünya meşguliyeti Allah’ın zikrinden alıkoymamalıdır. (Bak Nur:37) ve (Münafikun:9)

–         Zikirden haz duyulmuyorsa temiz bir hayat yaşanmalı, az yenilip, az uyunmalı, salihlerle beraber olunmalı, günah ortamlarından uzak durulmalı, dünyaya fazla meyledilmemeli, Hak’tan uzak durulmamalıdır.

–         Zikirde ne dediğinin farkında olunmalıdır. Uzak bir insanla vasıtasız konuşulamayacağı gibi Allah’tan gafil halde o zikredilemez.

–         Riyadan uzak durulmalıdır. Peygamberimiz: “En hayırlı zikir, hafi (gizli) olan zikirdir.” (B.H.Külliyatı:5/234) Meryem suresinin 3. ayetinde gizli bir sesle niyaz edilmesi gerektiğine işaret vardır.

Yolda belde dikkat çekecek şekilde tesbihle başkalarını günaha sokacak fitneye sebep olacak şekilde zikredilmez.

İslâm da orta yol esastır. Takatın üstünde sıkıntı gelir, soğumaya neden olur. Tikler başlar. Titremeler bağırmalar olur.

Tutmamış yoğurt gibi çalkalanıp durmaktansa kerpiç gibi tutmuş yoğurt daha makbuldür. Olgun, durgun olmak gerekir.

Kur’an’da vücutları titrer demiyor, kalpleri titrer deniliyor. Zikir kalp işidir. Gönül işidir.

Aksi halde dikkat çekmek olur. İnsanı riyaya sevk edebilir. “Benim için… şöyle, şöyle…” diye akla geliverirse bizi de gururlanmaya sevk edebilir.

Önemli bir olayda şöyle :

Ebu Musa ,el-Eşa’ri şöyle anlatıyor : “Hz. Peygamber, Hayber gazasına çıktığında, hak her bir vadiye yöneldiğinde ‘Allahü Ekber, lâ ilâhe İllallah’ diye yüksek sesle tekbir ve tevhid getirmeye başladı.” Hz. Peygamber : ”Nefislerinize şefkat ve merhamet ediniz. Kesinlikle siz sağır ve gaib bir kimseyi çağırmıyorsunuz. İşiten, yakın olan ve sizinle beraber bulunan bir zatı kibriyayı çağırıyorsunuz” dedi.

Peygamber Efendimiz : “En hayırlı zikir, gizli olan zikirdir” buyurmuş. (Büyük Hadis Külliyatı:5/234)

Ömer Nefesi (Akaid:215) adlı eserinde şöyle der :

“Zikirle alay etmek, şarap içerken veya haram olan bir şeyi yerken yahut yaparken ‘Bismillah’ diye Allah’ın adı ile başlamak küfre götürür” der.

–         Tef, dümbelek çalarak, çalgı aletiyle zikir olmaz. Zikir eğlence değildir. Huşu içinde olmalıdır.

–         Sokaklarda alenen zikir olmaz. Bir şey ibadetle olsa fitneye sebep duruyorsa terkedilir veya tehir edilir.

–         Cenazelerde, toplantı ve yürüyüşlerde tekbir getirilmez.

–         Önemli bir yanlışlık da bilmeden, anlamadan zikir düşmanlığı ve cemaat düşmanlığı yapılmasıdır. Tarikat düşmanlığı yapılmasıdır. Buraya kadar gördük ki, zikir Allah’ın emridir. Karşı çıkan Allah’a karşı çıkmış olur. Allah korusun alay ve hakaret yapılırsa küfrede girilir.

Peygamber (s.a.) bir gün ashabına :

–             Münafıklık konusunda Allah’a sığının, der.

–             O nedir? derler.

–             Kalpte huşu olmamasına rağmen bedende huşu görünmesidir, buyurur. (Kitab’üz-Zühd Ve’r –Rekaik:42)

Bir hadislerinde de : “Kim insanlara amelini işittirirse, Allah da onu halkın kulağına duyurur ve  onu hakir kılar, küçük kılar” buyurmuştur. (Age:42) Böyle amelin sevabı olmaz. Alacağını kuldaş almıştır.

–             Tesbihi havaya atmak.

–             Bağırmak, çağırmak.

–             Kendini yerden yere atmak.

–             Vücudunu titretmek.

–             Orada burada zikrettiğini fark ettirmeye çalışmak, yanlıştır.

–             Zikir, Allah’ı karşısında görüyormuş gibi, o’nunla konuşuyormuş gibi yapılırsa, bir değişiklik olur. Kur’an’da : “rabbinin adını an ve bütün varlığınla O’na yönel” (Müzzemmil:8) buyrulmuştur.

–             Allah sadece sıkıntı anlarında değil, her zaman anılmalıdır. Yunus Suresinin 12. ayetinde şöyle bir uyarı yapılıyor :

“İnsana bir zarar geldiği zaman yan yatarak, oturarak veya ayakta (o zararın giderilmesi için) bize dua eder. Fakat biz ondan sıkıntısını kaldırınca, sanki kendisine dokunan bir sıkıntıdan dolayı bize dua etmemiş gibi geçip gider…”

Bir şey elde edebilmek için ve sadece sıkıntı anında anmanın bir faydası yoktur.

 

SONUÇ OLARAK

Zikir konusu ile siz kardeşlerime çok önemli,dünyamızı ve ahiretimizi değiştirecek bir konuyu anlatmaya çalıştım.

Zikir, en başta gelen kulluk görevimizdir. Ne yazık ki, bazıları, bazı İslâmi  terimlerden deyimlerden koparılıp, uzaklaştırıldığı gibi zikir konusunda da yanlış bilgilere sahiptir. “Müslümanım” dediği halde, İslâm’a, müslümana dil uzatılıyor, rencide ediliyor. Allah’ın, peygamberin emirlerine karşı çıkılarak arza da, arşa da hırlanıyor.

İslâm’ı bilmemenin acı faturası, samimi müslümanlara çıkarılıyor.

Bugüne kadar Allah’ı anmaktan gafil bir hayat süren kardeşlerime inşallah zikrin ne olduğunu anlatabilmişimdir. Onlarında dünya sıkıntılarından kurtulup, iki cihan saadetine kavuşmalarını isterim.

İnsanın hem cennette hem de cehennem de yeri vardır. İnsan nereyi ister,nereye uygun yaşarsa, oraya gider.

Bu dünyada Allah’ın terk ettiği bir insan olmamak için Allah’ın rızasına uygun bir hayat yaşanmalıdır.

Nasıl zikredebiliriz. Günlük neler söyleyebiliriz?

Önce ibadetlerde sayı vardır. Namazda vardır,  Zekâtta vardır, hacta vardır, tavafta, say’da şeytan taşlamakta, tesbihatta sayı vardır.

 

33 Sübhanellah + 33 Elhamdülillah + 33 Allahü Ekber.

Peygamberimiz : “Namazlardan sonra 33’er defa Sübhanellah, Elhamdülillah ve Allahü Ekber deyiniz” buyurmuştur. Ayrıca bunu yatarken de tekrar edilmesini tavsiye etmiştir.

Ebu Talibin kızı şöyle anlatır :

Peygamber birgün evime geldi. Ben :

–         “Ey Allah’ın elçisi! Artık yaşlandım, zayıfladım, bana oturduğum yerden yapabileceğim bir amel tavsiye etseniz” dedim. Şöyle buyurdu :

–         “100 kere Sübhanellah, 100 kere Elhamdülillah, 100 kere Lâ ilâhe İllallah” de. (Müsned:6/344)

100’er defa :

–         Estağfirullah

–         Ya Allah

–         Lâ ilâhe illallah

Sıkıntı anlarında :

–         La havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim

–         Hasbünellahü ve niğmel vekil niğmel mevlâ ve niğmen nasır.

–         Sübhanellahi vebihamdihi Sübhanellahi esteğfurullah el azim.

Peygamberimiz :

–         “Allah yanında en sevimli zikir” (R.S:1412) buyurur.

–         “Günde yüz defa diyen günahları dökülür velev ki deniz köpüğü kadar da olsa” (R. Salihın:1410)

–         “Günde yüz defa diyene ahirette bir hurma ağacı dikilir.“ (R.S.:1439)

Miraçta İbrahim Peygamber Muhammed ümmetine bu zikri tavsiye etmiştir.

Tesbih namazı da 300 defa bu zikrin tekrarı ile kılınır.

–         Sübhanellahi velhamdülillahi vela ilâhe illallahü vallahü ekber vela havle vele kuvvete illâ billahilaliyyil azim.

–         Allahümme inneke afüvvün kerimün tuhibbul affefeğfuanni

–         Allahüm mağfirli velivaldeyye velilmüminine yevme yeğumül hisâb

–         Rabbena atina füddünya haseneten vefilahîreti haseneten vegına azabennâr.

–         Lâ ilâhe illallühü vahdehûla şerkeleh. Lehülmülkü velehülhamdü ve hüve ala külli şeyin kadir.

Peygamberimiz :

1-     “Günde yüz defa diyene 10 köle azad etmiş sevabı verilir.”

2-     “Yüz iyilik yazılır.”

3-     “Yüz kötülüğü silinir.” (R. Salihın:1410) buyurmuştur.

–         Zikir insanın amellerini, yüzünü kalbini, ölümünü, kabrini güzelleştirir.

–         Boş durmayalım, boşluk günahı çoğaltır, hastalık üretir. Kalbi karartır.

–         Yolda yürürken, sıra beklerken, iş yaparken strese girmemek için zikirle zaman daha çabuk ve daha huzurlu geçer.

–         Yatağında yatan hastalar ve ihtiyarlar için en güzel meşguliyet zikirdir.

Sonuç olarak :

Alemlerin Rabbi olan Cenab-ı Allah’ı şükreder, zikredersek, Rabbimiz nimetini, ihsan ve ikramını arttırır. İki cihanda aziz eder. Sever, sevdirir.

“Siz beni zikrederseniz bende sizi zikrederim” buyuruyor. (Bakara:151) Biz Allah’ı anarsak, Allah da bizi anar. Bizi yalnız bırakmaz ihtiyacımıza çabuk cevap verir. İbadetlerimizi, dualarımızı kabul eder. Derecemizi yükseltir.


Bu yazıyı 30.069 kişi okudu.

3 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here