Cenab-ı Allah, Peygamber,âlemlere rahmet, insanlığa örnek, rehber olarak , en son olarak Hz. Muhammed’i göndermiştir.

İnsanlığın huzur bulması için Hz. Muhammed’i çok iyi tanıması lâzımdır.İslâm’ın ilk yıllarında Peygamberi tanımayanların helâk olduğu gibi bugünde O’nu tanımayanlar mutsuzdur.

Dünya, bugün hidayet rehberi olarak gönderilen peygamberini tanıyamamanın, O’nunla tanışa-mamanın sıkıntısını çekiyor.

Müslümana soruyorsun, bilmiyor, Müslüman olmayana soruyorsun, o nereden bilsin ? Ama bilen de bilmeyende ileri geri konuşuyor.Bir çokları bilmesi gerekenleri bilmiyor.Nerede kafa karıştıra-cak konular varsa, onlar üzerinde duruyor.

Meselâ peygamber,niçin çok evlendi ? diyor, soruyor.Müslüman da sanki bir yanlışlık, sanki bir noksanlıkmış gibi susuyor, cevap veremiyor.Karşı taraf bu durumda işi, peygamberle alaya ve İslâm düşmanlığına kadar götürüyor.Hal böyle olunca peygamberin evliliği, merak konusu oluyor.Bilen, bilmeyen bu konuyu konuşuyor, ulu orta konuşulup ileri gidiliyor.Hatta Hz. Peygamber (as)’a dil uzatılıyor.Bilmeden imana zarar veriliyor.

İslâm’dan önceki evlilik hayatı, kadının durumu hiç araştırılmıyor, plânlı bir şekilde din ve peygamber düşmanlığı yapılıyor.

Eğer Peygamber tanınsaydı,tanıtılsaydı, dünyadaki çok evlilik konusu bilinseydi, Hz. Pey-gamberin niçin, neden evlendiği araştırılsaydı ve İslâm’ın , çok evliliği nasıl sınırladığı bilinseydi, bu böyle olmazdı.

Son zamanlarda moda oldu :

- Bey, hanıma diyor ki :”Bak  bir daha evlenirim ha !” Onu yarı şaka yarı ciddi korkutuyor.

Ardından da : “Peygamber çok evlenmiş, bende evlenirim.”diyerek devam ediyor.

Sen Peygamber misin ? O’nun evliliklerinin hikmetini biliyor musun ?

Biri soruyor :

- Hanım Ankara’da vazifeli. Ben burada çalışıyorum.İkinci bir nikâh kıyabilir miyim ?diyor. Kendisine :

- Müsade var mı ?… Meşru bir mazeret var mı ?… Yok.

- Hanımdan gizli nasıl nikâh kıyacaksın ? O zaman o hakkı, ona da verelim” dedim.

Sustu, telefonu kapattı. Zorunlu bir neden yoksa, ikinci nikâh için kimse göğsünü gererek ”caizdir” diyemez.

Bir programda Hz. Peygamberin evliliğinden ve hikmetlerinden bahsetmiştim. Bir bacı :

- Peygamberin evliliğini öyle anlattılar ki, Peygambere ısınamamıştım.Allah sizden razı olsun, bundan sonra Peygamberi çok seveceğim, diyordu.

Bu bölümde ;

- Tarih boyunca dünyadaki çok evlilik hayatından,

- Dinlerdeki evlilik hayatından,

- Peygamberlerin ve Peygamberimizin evlilik hayatından,

- En önemlisi de günümüzdeki  ikinci evliliklerden bahsedeceğiz.

Önce İslâm’dan önceki evliliklere göz atacağız ki, mesele daha iyi anlaşılsın ki,

- Peygamberden koparma, soğutma ve uzaklaştırma tuzağına düşmeyelim.

Bilmemek, yanlış bilmek veya az bilmek, çok büyük yanlışlıklara sebep oluyor.

 

İSLÂM’IN AİLEYE VE EVLİLİĞE VERDİĞİ ÖNEM

İslâm’da aile kutsaldır.Dinimiz evliliğe büyük önem vermiştir.Muta nikâhını, geçici, şartlı ve başka maksatla nikâhı geçersiz sayar. Çok kocalığı, metres hayatını, flörtü men eder.Nikâh dışı ilişkiyi zina, zinayı da büyük günah sayar.

Hz. Peygamber (as) :

- “Allah yanında en sevimsiz helâl, boşan-madır”der, evliliğin sona ermesini hoş görmez.

- “En hayırlınız, hanımlara ve aile fertlerine en iyi davrananınızdır.”(R.Salihin :277)

- “Allah’ın hanım kullarını dövmeyiniz.” (Age :278) buyurur.

İslâm’dan önce kadın, çok kötü muamele görmüş, hep itilip kakılmış, Mısır’da kurban edilmiş, Arabistan’da gömülmüş, batıda insan bile kabul edilmemiş,alınıp satılmıştır.

Kadın, analığını, sultanlığını ve değerini İslâm’la elde etmiştir. Hz. Peygamber (as) :

- “Cennet, anaların ayağı altındadır.”

- “İlim öğrenmek, kadına da erkeğe de farzdır.” demiştir.

Batılı kadın sokaklarda yürüyerek hak alırken, İslâm kadının haklarını Kur’an’dan ve peygamberin elinden almıştır. Meşhur Hamburabi kanunları, Babil hukuku ve Roma hukuku kadına hak vermemiştir :

İslâm :

- Kadına da erkeğe de eşit hitab etmiştir.

- Kadına mirastan hak tanımıştır.

- Kadını alınıp satılmaktan, diri diri gömülmekten kurtarmıştır.

- Kadının izni alınmadan nikâhı kıyılmaz.

Bunu biraz açarsak ;

- Nikâhta kadın, boşanma hakkı isteyebileceği gibi, birde üzerime nikâh kıymayacaksın, şartını bizzat koyabilir. Erkek de buna uymak zorundadır.Kıyarsa, nikâh  batıldır. Kadına İslâm böyle bir hak da vermiştir.

- Cennet anaların ayağı altındadır.

- Kadının İslâm’da çocuğu emzirmeme yetki-si bile vardır.

- Kadının giyimi, yiyeceği, barınması, sağlık giderlerinin karşılanması erkeğe aittir. Erkek, kadının zorunlu ihtiyaçlarını karşılayacak ve onun  üzerine farz olan dinini öğrenmesini sağlayacaktır.

İslâm’da ;

- İffetli kadına  iftira büyük günahtır, cezalandırılır.

- İslâm, kadını gücü ölçüsünde sorumlu tutmuştur. Nazik vücudu, hassas ruhu ile dış hayatın güçlüklerinden sorumlu tutmamıştır. Kadına kötü davrananı Kur’an kınamıştır.

Nahl 58-59 : ”Onlardan birine kız çocuğu doğduğu haber verildiği zaman öfkeyle yüzü kapkara kesilir, diğer insanlardan utancından gizlenir.Onu aşağılık duygusu ile yanında mı tutacak, yoksa toprağa mı gömecek. Bakın bu ne kötüdür.”

 İsrâ 31 : “Çocukların canına kıymayın, onları öldürmeyin.”buyrularak kadın, vahşice öldürülmekten korunmuştur, kurtarılmıştır. İslâm’da kadına saygı gösterilecektir, hürmet edilecektir, dövülüp sövülmeyecektir, haklarına riayet edilecektir.Aile hayatında onunla istişare edilecek, sorumluluklar beraber yürütülecektir.

 

ÇOK  EVLİLİK

            Bugüne kadar öğrenmek merakı ile değil, mânevi değerlerimizi zayıflatma, mânevi hayatımızı yıkma faaliyetleriyle orantılı olarak en çok karşılaştığım sorulardan biri de evlilik konusu olmuştur. Ne zaman evlilikten, kadından ve İslâm Peygamberinden söz edilse, yerli yersiz : “İslâm Dini neden çok evliliği emretmiştir ?” , “İslâm Peygamberi niçin çok evlenmiştir ?”gibi sorular, en çok muhatap olduğum sorular olmuştur.

Şu hususu açıkça ifade edeyim ki, bu ve buna benzer sorular genellikle karısı, kızı, kendisi önüne gelenle düşüp kalkan, sevgilileri olan ve başkalarıyla gayrimeşru münasebetlerde bulunan kimselerin zihinlerini daha çok meşgul etmektedir. Bunlar, insanlık tarihinin şahit olduğu evlilik şekillerine ; kadının çok koca ile evlenmesine, erkeklerin ise yaptığı sayısız ve sorumsuz evliliklere bakmadan, fırsat buldukça hiçbir kurala bağlı olmadan yapılan evlilik hayatını, belirli kurallara bağlayan İslâm Dinine dil uzatıp, çirkin isnat ve iftiralarda bulunurlar.Bu durum ciddi olmadığı gibi aynı zamanda gülünç olan iddialardır.

Diğer yandan İslâm Dinine, İslâm Peygamberine yersiz isnat ve iftiralarda bulunan Hıristiyan Batı, dinî hûsumeti yüzünden çok evliliği bahane ederek İslâm Dini aleyhinde fırtınalar koparmıştır.Hatta dinsizliği ve inançsızlığı sebebiyle  Papa tarafından afaroz edilen Volter, İslâm’daki çok evlilik ve İslâm Peygamberinin evlilik hayatı ile ilgili manzum bir tiyatro eseri yazıp, Papaya gönderdikten sonra kendisini bir müddet önce aforoz eden papa, bu isnat ve iftiraları okuyunca o kadar çok memnun kalmıştır ki,Volter’e  yazdığı mektupta “Sevgili Oğlum Volter” diye hitap etmiş ve afarozu geri aldığını müjdelemiştir.

Kendi içimizde de iki asırdan beri Batıyı her konuda ölçü alan yarı aydınımızın din düşmanlığı konusunda da ölçüsü, Batı olduğundan bunlar, hiçbir araştırmaya lüzum hissetmeden İslâm’ın çok evlilik müsadesine karşı yaygın ve menfi propaganda da bulunmuşlardır.

Çok evlilik konusu dinlere ve çeşitli toplum-lara göre ele almadan, sürdürülen propagandalara cevap olarak şu kadarını söyleyelim ki, İslâm Dini çok evliliği icat etmiş değildir. Ayrıca dinimizde birden fazla evlenmek, farz,vacip,sünnet gibi herhangi bir dini emir de değildir.Bu konudaki âyetler incelendiği zaman, İslâm’da tek kadınla evlenmenin tavsiye edildiği ve esas olduğu görülecektir.Birden fazla kadınla evlilik müsadesi ise, daha evvel ki  toplumlarda hiçbir kurala bağlı olmadan, yaygın olan çok evliliğin belirli şartlara bağlanarak, sınırlandırılmasıdır. Hatta denilebilir ki, konulan sınırlama ile çok evliliğin ağır şartlara bağlanıp, tasvip edilmediği gerçeği ortaya çıkacaktır.

 

İSLÂM’DAN  ÖNCE  ÇOK  EVLİLİK

Eski Mısırlılarda Firavun, erkek çocukları öldürdüğü için denge bozulmuş, çok kadınla evlilik zorunlu olduğu için müsade edilmiştir. (Bakara :49 + Kasas :4)

Babil hukukunda kadının hastalıklı veya kısır oluşu nedeni ile çok evliliğe müsade edilirdi.

Roma hukukunda çok evliliğe müsade edilmiş,kadın kiralama,eş değiştirme adetinin yanında, erkek istediği kadınla, kadın da istediği erkekle nikâhsız yaşayabilirdi.İmparator Valentiyen, erkeklerin istediği kadar kadın alabileceklerini ilân etmiştir.

Çinlilerde şayet erkek, zengin ise, itibarlı ise dilediği kadar kadınla evlenebilirdi.Çinlilerde Likiy yasası, çok evlilik için 130’a kadar müsade ediyordu. (İslâm’da Kadın Hakları Antolojisi :1/56)

Sasanilerde bir erkek, başka kadınlarla yaptığı evliliğin üzerine kendi anne ve kız kardeşi ile de evlilik hayatı yaşayabilirdi.

İran’da çok evliliği yasaklayan bir hüküm yoktu.Birden fazla kadınla evlilik esası kabul edilmişti.

Atinalılar, Lidyalılar ve Trakyalılar da kadın, satılıp alınabildiğinden varlıklı olanlar dilediği kadar kadın alabilirlerdi.İstedikleri zaman da satabilirlerdi. Hatta kadının aynı anda birden fazla erkekle evlenmesine müsade edilirdi.

Yakın zamana kadar Avrupada evlilik, hiçbir kurala bağlı olmadan devam etmiştir.Erkekler istedikleri kadar metres tutardı.Sayıları 9-10’a kadar varan erkek, bir tek kadınla evlilik hayatı sürdürebilirdi.Bazı erkekler çocuklarının daha gürbüz olması için başka erkeklere sunardı. Batıda şapka  ve baston taşıma  adeti vardı.Çok erkeğin bir kadınla evli olması nedeniyle kadının yanında olan, kapıya şapka veya baston asardı.

Bugün batı, çok evliliğe karşı olduğunu ilân etmesine rağmen her türlü ilişki serbesttir, şişe adeti, metres, ev arkadaşlığı, flört, erkeğin erkekle, kadının kadınla evliliği serbesttir. Fahişelik, homoseksüellik resmileştirilmiştir.

Tek evlilik  batıda, sözde kalmıştır. Sorumsuzca çok evlilik devam etmektedir. Sokaklar, satılık, kiralık kadınlarla doludur. Doğan çocukların yarıdan fazlası gayrimeşrudur.

1975 yılında Alex Joseph, bir gazeteye 9 kadınla yaşadığını açıklamıştır.

Amerika Başkanı Bill Clinton’ın beraber yaşadığı kadının sayısı belli değildir.

1982 yılında S.Waziland Kralı Sobhuza ölmüş, 130 karısı olduğu açıklanmıştır.(Tercüman- 26.08.1982)

09.05.1975-Tercüman : Kızılderili El Brazo, dokuz eşli olduğu haberini yayınlamıştır.

10.03.1997’ de Gündüz Gazetesi, Taşkent İnguşya’da herkesin istediği kadar kadınla evlenebileceği açıklanmıştır.

Hıristiyan din büyükleri, Alman İmparatorları, Fransa Kralları çok evlilik yapmıştır. (Anglikan Kilisesine Cevap, Sayfa :65- M. Akif)

Batıda çok evlilik Papalığın müsadesiyle olmuştur.Kral Gontran’ın ve Birinde Dagobert’in dört  eşi olmuştur.

Bugün Papazlar kilisede bir çok kadınla yaşamaktadır. Küçük çocuklara bile tecavüz etmektedirler.

26.05.1990 Günaydın, Harere-Zimbabyeli bir üfürükcünün 24 karısı olduğunu yazmıştır.

1948 yılında Almanya’nın Münih kentinde yapılan konferansta, erkeklere oranla kadınların fazlalığına çözüm aranmış ve karar : birden fazla evlilik çıkmıştır.

1949 yılında Almanya’nın başkenti Bonn ahalisi, yetkili makamlara başvurarak, anayasada birden fazla evliliğe müsade edilmesi talebinde bulunmuşlardır. (İslâm’da Kadın Hakları Antolojisi : 1/59)

“İleri derecede sosyalist olan Vairasse, “ütopya”sında evlenecek kadın sayısının 12’ye kadar çıkarılmasını, böylece çirkin kadınlarında evlenme imkanı bulacağını ve kocaların eşlerini değiştirebileceğini savunmuştur.Ayrıca sosyalizmin kurucusu Karl Marx ve arkadaşı Friedrich Engels’e göre kadın, toplumun ortak malı sayılmıştır.

Sosyalizm ve kominizmde kadına eşyadan üstün bir değer vermeyen anlayış hakimdir. İkinci Dünya Savaşından önce Almanya’da çok evliliğe izin verilmiştir. (Prof.Dr. H.Döndüren, Aile İlmihali :263)

Görülüyorki çok evlilik, bütün dünyada vardır. Hem de onur kırıcı bir şekilde vardır.

Diğer toplumlardaki, kanunlardaki evliliğin hiçbiri İslâm’dakinden daha mantıklı ve daha insan fıtratına uygun değildir.Çünkü cahiliye devrinde olduğu gibi bütün uygulamalar insanların icadıdır. İslâm Dinindeki durum ise Yüce Allah’ın şartlı olarak iznidir, müsadesidir.

 

TÜRK TARİHİNDE ÇOK EVLİLİK

            Türk tarihinde birden fazla evlilik yaygın olmamakla beraber, yer yer az da olsa görülen bir husustur.

Meselâ ; Hunlarda evli iken kuma adıyla yeni evlilikler yapılabilirdi.Hâli vakti yerinde olanlar, istedikleri kadar kuma alabilirlerdi.Diğer bölgelerde varlık sahibi Türklerin birden fazla evlendiği görülmüştür.İslâm’dan sonra ise ; İslâm’ın koyduğu şartları kusursuz yerine getiremeyiz endişesiyle çok evlilikten kaçınılmıştır.Zinaya düşme korkusu ile  de diğer toplumlarda görülen gayrimeşru ilişkilere asla girilmemiştir.

 

İSLÂM’DAN ÖNCEKİ ARAPLARDA DURUM

İslâm’dan önce Araplarda çok evlilik, yaygın olan bir âdetti.Hatta sınır yoktu. Çünkü kadın, zevk aracı ve ticaret malı idi.Bu yüzden mazbut aileler, kızımız kötü olmasın diye kızlarını gömüyorlardı.

Araplarda boşanma da , bir kurala bağlı değildi. Dileyen dilediği ile ilişki kurabilirdi  ve her an ayrılabilirdi.

Birden fazla evliliği engelleyen bir kuralda yoktu.Kabile reisinin sınırsız hakkı vardı. Bu durum Müslüman olmayan Araplarda uzun süre devam etmiştir.

Meselâ ; Nijerya’nın 144 yaşındaki Kralı 3 Kasım 1969’da ölünce geriye 50 karısı, 200 çocuğu, 2000 kadar torunu kalmıştır.

Yemen’de birden fazla kadınla evlenme, 23 Ocak 1974 tarihine kadar devam etmiştir.

İslâm’dan önce kadın, çok erkekle evlenebilirdi, eş değiştirebilir, geçici olarak evlenilebilirdi. Eşler, sunulabilir, satılabilirdi.

İslâm gelince, Peygamber, sınırlandırma yoluna gitmiştir.Meselâ Gaylan adında Sakifli biri, Müslüman olduğunda on kadınla evli idi, ona :

- “Bunlardan dört tanesini seç, diğerlerinden ayrıl” demiştir. (Yusuf El Kardavi-İslâm’da Helâl Haram, S. 196) + (İslâm Fıkhı Ans. :9/134)

Araplarda :

- Muta nikâhı vardı.

- Gürbüz çocuk için başkası ile olunurdu.

- İki çift, eş değiştirirdi.

            – Metres hayatı vardı.

- Kadın dokuza kadar erkekle evlenebilirdi.

- Kadın, kapısına bayrak asıp istediği kadar erkek kabul edebilirdi. (E. Rıdvan- Peygamber Niçin Çok Evlendi S.36-37)

Demek ki çok evlilik İslâm’ın icadı değildir.

 

DİNLERDE ÇOK EVLİLİK

İslâm’dan önceki hak ve batıl dinler incelendiği zaman görülecektir ki, birden fazla evliliği yasaklayan veya sınırlayan bir emir yoktur.

Bunun için peygamberler bile birden fazla evlilik yapımışlardır.

İbrahim Peygamber, Sâre’den çocuğu olmayınca Sâre, kocasını kendi eliyle Hacer’le evlendirmiştir.

Yakup Peygamber, dayısının iki kızını nikâhlamıştır.

Davut   Peygamberin beş tane eşi vardı.

Hz. Süleyman için Tevrat’ta 1000 kadar kadın alındığından bahsedilir. (İslâm’da Kadın Hakları Antolojisi :1/56)

Tevrat’ta ve İncil’de birden fazla evliliği yasaklayan veya sınırlandıran bir hüküm yoktur. Hatta İngiltere’de XI. Yüz yılda kadının başka bir erkeğe ödünç verilebileceği hakkında kanun çıkmıştır.  (Aile İlmihali :177-H.Döndüren)

Matta İncil’ine göre (25/1) Hz. İsa çok evliliğe müsade etmiştir.Bir adamın on dört kadınla evliliğinden söz edilmektedir. Dokuzuncu Yüzyılda papazların çok kadınla evlendiği bilinmektedir. Martin Lüter, çok evliliğin helâl olduğunu söylemiş, Pavlus ise çok evliliği tavsiye etmiştir.

Matta : 15/1-12 sözlerinde bir erkeğin, on kadınla evli olabileceğine delil gösterilmiştir.

Tevrat Çıkış: 21/10 birden fazla evlilikten söz eder.

Peygamberlerden sadece İsa Peygamber evlenmemiştir.12. ve 13. Yüzyıllarda Salzburg’ta tek kadınla yaşayan papazlara evliya gözü ile bakılmıştır.Papazlar:”Kadınlarınızı sokağa atmayın, odalık alın.”tavsiyelerinde bulunmuşlardır.

Hz. Peygamber de birden fazla evlilik yap-mıştır. Siyasi, iktisadî, sosyal ve insanî sebeplerle evlenmiştir.Bunu şehvetpereslik ve kadın düşkünlüğü olarak göstermek yanlıştır.

İslâm Dinine gelince ; İslâm, daha önceden sınırsız olan evliliği sınırlamıştır.Bazı hâllerde birden fazla evliliğe de müsade etmiştir.Bu da ağır şartlara bağlanmıştır.Şartların yerine getirilememe-si halinde de tek evlilik tavsiye edilmiştir.

Bu, tarih boyunca sürüp gelen sınırsız, kayıtsız, şartsız evliliğin sınırlandırılıp, kayda bağlanmasından başka bir şey değildir.

 

İSLÂM DİNİNDE DURUM

İnsanca muamele görmenin özlemini çeken kadının özlemi İslâm’la bitmiştir.

Kur’an : “Erkeklerin kadınlar üzerinde, kadınlarında erkekler üzerinde hakları vardır.” (Bakara :228) buyurarak kadının da hak sahibi olduğunu bildirmiştir.

Hz. Peygamberde : ”Kadınlar hakkında Allah’tan korkun. Sizin kadınlar üzerinde haklarınız olduğu gibi, onlarında sizin üzerinizde hakları vardır.”diyerek insanca muameleyi tavsiye etmiştir.

İslâm, sınırsız olan evliliğe sınır koymuş, çok evliliği zorlaştırmıştır. “Çok evlenin” dememiş, “birle yetinin”demiştir.

 

ÇOK EVLİLİĞİN SINIRLANDIRILMASI

Kadın için hiçbir sorumluluk duyulmadığı bir dönemde İslâm, kadını zevk aracı, ticari mal olmaktan kurtarmış, sayısız kadınla evlenmeyi sınırlandırarak, şarta bağlamıştır.

İslâm’ın kabulü söz konusu olunca, çok evli olanların soğutulmaması esas alınmıştır. Bir toplumda yaygın olan bir âdet birden bire kesilip atılamazdı. İslâm Peygamberinin, varlık sahibi kimselerin ve kabile reislerinin desteğine de ihtiyacı vardı.

Birde Araplar da yetim kızların mallarına tamah edilir veya kimsesiz, desteği zayıf kadınlarla evlenilir ; ya onlar kötülüğe âlet edilir veya ölümleri istenip mirasına konulurdu.Kadın, kimsesiz ise zulme uğrardı.

Bu konuda Yüce Allah :

“Yetimlere mallarını verin, temizi, pis olanla değişmeyin.Onların mallarını kendi mallarınıza katarak yemeyin.Bu büyük bir günahtır.” (Nisâ:2)

“Eğer kendileri ile evlenirseniz, yetimin haklarına riayet etmekten korkarsanız, size helâl olan kadınlardan iki, üç, dört alın.Haksızlık yapmaktan korkarsanız bir tane alın, yahud sahip olduğunuz cariye ile yetinin. Bu adaletten ayrılmamanız için en uygun olanıdır.” (Nisâ :3) buyrulmuştur.

1- Burada İslâm dört evliliği emrediyor, denemez. Aksine sınırsız evliliği, dörtle sınırlandır-mıştır.

2- Dört evlilik emir değil, bazı özel hallerde izindir.Zevk için dört kadınla evlenilmez.

3- İslâm’da zina haramdır.  Zinanın yolları tıkanmalıdır.

a- Kadın hasta ise,

b- Kısır ise,

c- Savaş sebebiyle erkekler azaldıysa,

d- Yoksulluk, sefalet varsa, kayıtsız şartsız değil, adalet şartına bağlı olarak birden fazla evlilik müsade edilmiştir.Konulan adalet ve eşitlik şartı bakın ne kadar ağırdır. Nisâ Sûresi’nin 3. ve 129. âyetlerinde adalet şartı konmuştur.Şartlar şöyledir :

- İhtiyaçlar aynı ölçüde temin edilecek.

- Aynı zaman ayrılacak.

- Aynı  ölçüde  sevilecektir. Bu  mümkün müdür ?

Hz. Aişe, Peygamberin hanımları arasındaki vaktini eşit böldüğünü ve “Ey Allah ‘ım! Bu sahip olduklarımla ilgili, benim bölüşüm. O halde senin malik oldukların hakkında beni mes’ul tutma ve bende sorumlu olmayayım.”diye dua ederdi.”der. (Siret Ans. :2/123) Hz. Peygamber (as) :

“Bir adamın iki hanımı olup da onlara hakkaniyet ve adaletle muamelede bulunmazsa, kıyamet günü o adam, bir tarafı yere sarkık olduğu halde gelecektir.”(Age :132) (Y. Elkardavi İs.He.Ha. :197) buyurmuştur.

Böyle olunca İslâm, tek evliliği emrediyor, demektir.

Sahabeden çoğu dörtten fazla hanımı olduğu halde müslüman olmuştu.Gaylan gibi onlara da Peygamber, dörtten fazlasını boşamalarını söylemiştir.

Bazıları Peygamber (as)’ın sünnetlerine uymadığı halde, evlilik sünnettir diye birden fazla evlenmeye kalkışıyor.

Bazıları da sadece şehvet aracı görüp, birden fazla kadınla evlenmeyi, İslâm icat etmiş gibi görüyor, aklına da hemen cinsellik geliyor.

İbni Abbas (ra) :”Dört kadın üzerine ziyade nikâh, kişinin Allah korusun anası ile, kızı ile, kızkardeşi ile izdivacı derecesinde haramdır.” demiştir.

 

DÖRDE KADAR EVLİLİK EMİR DEĞİL MÜSADEDİR

Çok evlilik İslâm’ın icadı, İslâm’ın emri olmadığı gibi dinde farz, vacip ve sünnet de değildir.

Dörde kadar evlilik, ancak bazı hallerde, şarta  bağlı bir müsadedir, izindir.Şartlı izindir. Zaruret halinde müsadedir.

Bildiğiniz gibi emir ayrıdır, müsade ayrıdır. Bazı hallerde verilmiş müsade ile, dinin emri birbirine karıştırılmamalıdır.Şartlar ortadan kalkınca müsadede ortadan kalkar.

Dikkatle incelenirse, İslâm’ın bu müsadesi, kadının lehine ve toplumun yararınadır.

İnsanın mutluluğunu hedef alan İslâm, bazı hallerde insanın ekonomik ve biyolojik ihtiyacını gözardı edemez.

Kıyamete kadar bâki olan İslâm, ihtimal dahili her problemi çözmek durumundadır.Ve çözmüştür.

Sadece zevk için evlilik, zaruret değildir.

Hz.Peygamberin :” Allah zevk için evlenen erkek ve kadınlara lânet etsin”diye bedduası vardır.

Hz. Aişe (ra), birden fazla evliliğe müsade

edilmesinin sebebini şöyle açıklar :

“Savaşın sonunda bir çok kadın dul kalıyor, bir çok genç kız da evlenemiyordu.Bazıları bu kadın ve kızlarla evleniyor ve haksızlık ediyorlardı. Onların haklarını korumak için âyet indi.”  (Bak : Delilleriyle Aile İlmihali :262-Prof. Dr. H. Döndüren)

Nisâ 3 : “Eğer kendileriyle evlendiğiniz takdirde, yetimlerin haklarına riayet edememekten korkarsanız, beğendiğiniz, size helâl olan kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın. Haksızlık yapmaktan korkarsanız, bir tane alın veya sahip olduğunuz cariye ile yetinin.Bu, adaletten ayrılma-manız için en uygun olanıdır.”

Nisâ 129 : “Üzerine düşüp uğraşsanız da kadınlar arasında âdil davranmaya güç yetiremez-siniz ; bâri birisine tamamen kapılıp da diğerini askıya alınmış gibi bırakmayın…” buyrulmuş ve tek kadınla evlilik tavsiye edilmiştir.

Şimdi soruyorum :

- Birden fazla insanı ayni ölçüde eşit ve âdil bir biçimde :

a ) Beğenmek, sevmek mümkün mü ?

b ) Âdil bir biçimde maddî ihtiyaçlarını karşılamak mümkün mü ?

c ) Eşit bir şekilde beraber olmak mümkün mü ?

Bunlardan ikisi belki ama, sevgide eşitlik, adalet asla mümkün değildir.Öyleyse bir evlilikle yetinilecektir. İşte İslâm’ın emri budur.

 

BİRDEN FAZLA EVLİLİK HANGİ ŞARTLAR ALTINDA MÜSADE  EDİLMİŞTİR.

İslâm’ın böyle bir müsadesi karşısında bazıları, istemeyerek hataya düşerken, bazıları da inançsızlıkları nedeniyle bu müsadeyi dillerine dolamaktadırlar.

Elmalı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili (S.2/512) adlı eserinde :”Birden fazla evlilik, esas itibariyle yalnız bir müsade ve mübah kılmaktır. Eğer zina tehlikesi varsa o zaman evlenmek vaciptir.”der.

Yani bugün bazıları gibi çok erkekli bir hayat veya çok kadınlı bir hayat yaşanmayacaktır. Yasak aşklar, gizli dostlar olmayacak, metres hayatı yaşanmayacak,neseb bozulmayacaktır. Çocukların babası belli olacaktır.İşte İslâm’ın hedefi budur.

İslâm, dörde kadar evlenme kapısını açık tutmuştur.Ama bunu ağır şartlara bağlamıştır.

Nisâ Sûresi : 3’de “Haksızlık yapmaktan korkarsanız bir tane alın. Adaletten ayrılmamanız için en uygun olanı bir kadınla evlenmektir.” buyrularak, çok evlilik değil, tek evliliği emretmiştir.

Nisâ Sûresi’nin 128. âyetinde şöyle buyrulmuştur :

- “Eğer bir kadın kocasının geçimsizliğinden yahut kendisinden yüz çevirmesinden endişe ederse, aralarında sulh yapsınlar…”

Bu ayete göre kadın, nikâh şartı olarak ikinci bir evlilik istemem, şartını koşabilir.O zaman erkek, eşini rızası olmadan ikinci evlilik yapamaz.

Nisâ Sûresi’nin 3.âyetindeki şarta bağlı müsade, farz vacip, sünnet cinsinden bir emir değildir. Ancak bazı hallerde başvurulabilecek ruhsattır, izindir.

Aynı zamanda bu ayet ;

1- Yaygın kötü alışkanlığı kaldırmıştır.

2- Adalet şartını ortaya koymuştur.

3- Kadının hakkı korunmuştur.

4- Sınırlandırma getirmiştir.

5- Fuhuşa, ahlâksızlıklara ve yuvaların yıkılmasına karşı bir tedbirdir.

Batının son zamanlardaki sosyal durumunu inceleyen yazarlardan J.E. Clar Me. Farlane, Batının bu konudaki tutumunu eleştirmiş ve şöyle demiştir :

“Bir tek kadınla evlenmenin İsa Peygamber tarafından müdafa edildiği doğru değildir.Meselâ ; içtimaî, ahlâkî ve dinî bakımdan nazarı itibara alındığı takdirde, çok evliliğin medeniyetin en yüksek standartlarına aykırı olmadığı ispat edilebilir. Bu dava, garpta kimsesiz ve bedbah kadınlar meselesinin halli için bir devadır. Aksini iddia , fuhuşun, metres hayatının ve evde kalmış kızların davasının devam etmesi ve çoğalması demektir.”(ilimden Felsefeden Dine, Sayfa :78)

Bakalım İslâm Dini hangi hâllerde dörde kadar evliliğe müsade  etmiştir :

1- Kadının kocasına karşı kadınlık görevini yapamaması ve kadının cinsel duyguyu kaybetmesi halinde, bu durumda kadın, eşinin harama düşmesini bizzat kendisi istemez.

2- Kadının çocuk yapmasına engel bir durumun olması.

3- Kadın erkek arasında dengenin bozulması, savaş sonu…

4- Kadının ev işlerini yapamayacak kadar hasta, ihtiyar olması, çocuklarına bakamaması.

Şüphesiz bu durumlarda, sevgiye şefkate, himayeye muhtaç olan kadının boşanıp ortada bırakılmasından, ikinci evlilik daha uygundur. Erkek açısından da ; zinaya düşmekten daha iyidir. Toplum açısından da, ahlâkın bozulmasından daha iyidir.

- Hz. İbrahim’in hanımı, kocasını Hacer’le kendi eliyle evlendirmiştir. Şimdi soralım :

- Kadının bir çok erkeğin malı olmasından, ikinci eş olması daha iyi değil midir ?

- Bir erkeğe birden fazla kadını mı, bir kadına birden fazla erkeği mi tercih edersiniz ?

- Gizli metres hayatı mı iyidir, yoksa aile hayatı mı?

İslâm hukukuna göre ; kadına haksızlık yapılması halinde kadın, mahkemeye müracat eder.Hatta eşine eziyet veya eşleri arasında eşitliğe riayet edemiyeceği sabit olan bir erkeğin, tek kadınla bile evlenmesi yasaklanabilir. (Bak: Hukuku İslâmiye Kamusu : 2/120)

Eve bakamayacaksa, eşine zulmedecekse, çocukları maddi manevi yetiştiremeyecekse, inançsızsa, dost hayatı yaşıyorsa, o erkeğe evlenmek yasaktır, haramdır.

Birde İslâm’da zorla evlilik olmaz.Kadının rızası alınmadan asla evlendirilemez. Zorlanırsa nikâh, batıl olur.

Bazıları : “Ben seni Allah ve Rasûlü şahit, kendime nikâhlıyorum.”diyormuş. Bu nikâh batıldır. Hileli nikâh geçersizdir.

Kısaca müsade şarta bağlıdır.Yani ikinci evliliğe zorlayan sebep olacaktır.Bir de erkek , adaletli davranacaktır.Maddi konuda adalet olmuş olsa bile, sevgide adaletin olması imkânsızdır. Öyleyse, İslâm’ın emri tek evliliktir.

 

İSLÂM’DA ESAS OLAN TEK EVLİLİKTİR

Birden fazla kadınla evlenmek, şarta bağlı bir müsadedir.Şartın yerine getirilememesi halinde tek kadınla evlilik esastır.Birden fazla evlenmenin bedeli ağırdır.

İslâm tarihinde hep tek evlilik esas alınmış, birden fazla evlilik, istisnalar halinde olmuştur. Bunun sebebi, adaleti sağlayamayıp günaha girme korkusu olmuştur.

Cenab-ı Allah’ın : “Ne yapsanız da tam adaleti sağlayamazsınız.” , “Tek kadınla yetinin.” Âyetlerine bakıp birden fazla kadınla evliliğin haram olduğunu söyleyenler bile olmuştur.

Kanuni Sultan Süleyman zamanında yaşayan büyük Türk âlimlerinden Kınalızâde , İslâm’da tek kadınla evlenmenin esas olduğunu şöyle ifade eder :

“Gerçi dinde birden fazla evliliğe müsade edilmiştir.Fakat nafaka ve nikâhlı kadınları eşit tutmak şartına bağlanmıştır.Kur’an’da “adaleti yerine getirememekten korkarsanız bir kadınla yetinin.”buyrulmuştur. Burada adalet yapılmama-sına değil, adalet yapılamaz korkusuna bağlanmış-tır. Şu halde bir kimse, alacağım kadınlar arasında adalet yapamam diye korkarsa, Kur’an’a uyarak bir kadınla yetinmesi vacip ve birden fazla kadınla evlenmesi haramdır.”

1917 tarihli Osmanlı Hukuku Aile karar-namesinde çok evlilik müsade edilmiş,ancak ilk eşin isterse nikâh akti sırasında üzerine ikinci bir eş alınması yasağı koyabileceği benimsenmiştir. (Prof.Dr. H.Döndüren, Aile İlmihali :263)

Demek ki, kadın isterse şart koşabiliyor ve rızası olmadan ikinci evlilik olmuyor.Bu anlaşmayı da Nisâ Suresi’nin 128. âyetine göre yapabilir.

Nisâ 128’de ne buyruluyor :

“Eğer bir kadın kocasının geçimsizliğinden yahut kendisinden yüz çevirmesinden endişe ederse, aralarında bir sulh yapmalarında onlara günah yoktur.Sulh daima hayırlıdır.Zaten nefisler kıskançlığa hazırdır…”

Buna göre kadın, ikinci evliliğe hayır anlaşması yapabilir.Bir de nikâhta boşama hakkı olabilir.

İslâm âlimlerine göre ; kocasının üzerine evlenmesinden rahatsız olacak itibarlı bir kadının üzerine, evlenerek rahatsız edilmesi helâl olmaz. Eğer kadın, üzerine evlenilmemesini şart koşarsa veya âdetler bu istikamette ise erkeğin buna riayet etmesi gerekir.” (Doğuştan Günümüze Büyük İslâm Tarihi : 1/325)

Birde evliliğe gücü yetmeyene müsade yoktur. Bu konuda Hz. Peygamber :” Evlenmeye gücü olan evlensin. Gücü olmayan da oruç tutsun. Çünkü ; oruç onu korur.” buyurmuştur.

Demek ki, İslâm’da asıl olan tek kadınla evlenmektir. Birden fazla evlilik, zorunlu hallerde ruhsattır ve şartıda ağırdır.Ayrıca bu bir çözümdür.

Ayrıca normal bir zamanda hangi kadın, kendisini arzu eden bir erkek varken evli bir erkekle evlenmek ve bir kadının üstüne eş olarak gitmek ister ? Erkek de böyle bir kadını zor bulur.Bunun için tek evlilik geleneği, önemli bir durum olmadıkça normal olarak devam edecektir.

Bazı İslâm’ı tam olarak bilmeyen ve yaşamayan zayıf çevreler de mütaasıp diyebileceğimiz kimseler arasında bile ikinci evlilik moda oldu.Ortada sebep yok, zaruret yok, önceki eşini beğenmiyor, nefsinin tuzağına düşüyor, onu boşayıp biri ile evlenip geçiyor.

Bu evlilik nefsîdir. Bu nikâh caizdir. Zina etmiş olmaz ama İslâm’ın istediği bir evlilik olmadığından helâl değildir.

Bu neden oluyor ? Metres hayatı yaşayan-lar, kötü örnek oluyor.İnanç zayıf, ahlâk zayıf da ondan.

E….Zinaya düşerse, düşmesin efendim. Allah :” Zinaya yaklaşma” diyor.

Eğer bir evlilik, öğrenilince, eş ve çocuklar üzerinde yıkıma sebep olacaksa, kadın ihanete uğradığını düşünecekse, psikolojik bozulma olacaksa, o evlilik yapılmamalıdır.

Zevk için evlenilmez. “Birinin bir kızı oldu, başka evladı olmadı.O istiyordu ki daha evladı olsun, erkek çocuğu olsun.

- Evlenme dendiği halde ikinci evlilik yaptı, bir oğlu oldu.

“Çocuk burnundan getirdi.”

Her şeyde hayır vardır.Şükür, sabır gerek. Belki evlilik sahih değil, çocuk meşru değil…

Kısaca; bir evlilik, birinci eşi rahatsız ediyorsa, ondan olan çocukları üzüyorsa bu evliliğe kimse caizdir, diyemez.

Bir erkeğin eşinden uzak kalması, ikinci evlilik için bahane olamaz. Aile hayatının devamı esastır. (Prof.Dr. H.Karaman, Zaman Gazetesi 22.12.2001)

 

İSLÂM’DA BİRDEN FAZLA EVLİLİK NİÇİN, NE ZAMAN ?

Mecellede Madde 21 : “ Zaruretler memnû olan şeyleri mübah kılar.”denilmiştir.

Bu, zaruret halinde bir çözüm ve tedbirdir. Çünkü sosyal ve fıtrî ihityaçlar karşılanmazsa, toplumda istenmeyen şeyler olur.

1- Meselâ ; hanım rahatsız, bey hanımına son derece bağlı ama evlenmeye de ihtiyacı var. Çözüm bulunmazsa ikisi de mağdur olur. Kadın görevini yapmaktan kaçarsa günaha girer.

2- Toplumda denge bozulmadıysa, ikinci evlilik zaten normal olmaz. Şayet kadın nüfusu fazla ise o zaman kadın için ya evde kalmak, ya ikinci evlilik, yada fuhşa düşmek söz konusu olur.

3- Boşanma, sokağa atılma yerine ikinci de olsa aile hayatı daha uygundur.

4- Hiç evlenmeme, dünya nimetlerinden mahrum olma yerine, sıcak aile hayatı daha uygundur.

5- Yokluk, sefalet yerine, metres hayatı yerine, ikinci de olsa evlilik daha haysiyetli bir iş olsa gerek.

            Zorunlu hallerde birden fazla evliliğe müsade etmemek ne gibi sonuçlar doğurur ?

1- Kadın, alınır satılır, zevk aracı haline gelir.

2- Fuhuş yayılır, ahlâk bozulur.

3- Gayrimeşru çocuk sayısı artar.

4- Aile müessesesi yıkılır.

5- Ciddi hastalıklar yayılır.

6- Evlenememe halinde, fıtratın gereği yaşa-namaz, insanların ruh sağlığı bozulur.

7- Metres hayatı yaygınlaşır.

8- Himayeye, bakıma muhtaç kimseler ortada kalır.

9- Aile içi kavga, öldürme, dövme, terk ve ihanet olayları artar.

10- Bunalımlar artar, intiharlar çoğalır.

11- Zaruret   varsa,   azamî  ölçüde   şartlara riayet edilecekse, buna rağmen evlilik yapılmazsa, iki tarafta mağdur olur, iki tarafa da zulüm olur.

12- Sonuçta insanlar gayrimeşruluğun içine düşer. Geçmişte cezalandırılan toplumlar gibi belâ ve musibetler çoğalır, hastalıklar artar, insanlar toptan cezalandırılır.

            Şu hususlarıda akıldan çıkarmamak gerekir:

1- Çeşitli   nedenlerle   dul  kalan   kadınların normal bir şekilde evlenmeleri biraz zordur.

2- Normal zamanlarda kız bulamayan erkek-lere rastlanmadığı halde, erkek bulamayan kızlar ve dul olduğu için itibar edilmeyen kadınlara sıkça rastlanmaktadır.

3- Bugünkü toplumda kadın daha çok korun-maya muhtaçtır.Onun için erkeğin evlenmesi nasıl ihtiyaç ise kadının evlenmesi daha çok ihtiyaçtır. O yüzden kadının evlilikten mahrum edilmesi uygun değildir. Evlenme, yuva kurma, ana olma, her kadının küçük yaştan itibaren hayallerini dolduran bir konudur.

4- Kadın her yönden kendisini koruyacak güçte değildir. Yalnız kadına iyi gözle bakan az olur.

5- Bugün fahişelik yapan, bir koca yerine, bir çok kocası olan, umumhanelerde çalışan, metres hayatı yaşayan, kadınların durumları araştırılacak olursa, genellikle bunların herhangi bir nedenle evlenemeyen veya evlenip de boşanan, bir daha evlenme imkanı bulamayan kadınlar olduğu görülecektir.

Hz. Peygamber :”Kocası olmayan kadın ne kadar zavallıdır.”buyurur.

6- Kadın eğer meşru yoldan tatmin olamaz-sa gayrimeşru yoldan tatmin yolları arayacaktır.

7- Bazı kadınlar, cinsi duygusunu çok erken yaşlarda kaybetmektedir veya uzun süren ay hali hastalığı olanlar vardır. Bunların boşanarak yalnızlığa, yoksulluğa terk edilmesinden, ikinci eş olması daha ağır değildir.

İslâm Dininin bazı zaruri hallerde birden fazla evliliğe müsade etmiş olması, tenkit edilmeden, ön yargı ile ulu orta konuşmadan mantıklı bir şekilde ele alınması daha uygun olur.

Eğer böyle durumlarda dinimiz, birden fazla evliliğe müsade etmemiş olsaydı, insanlar böyle bir çareyi mutlaka düşünmek zorunda kalacaklardı. Nitekim tarihte bazı uygulamalar olmuştur. Bunlardan bir kaçını burada zikredelim :

1- Firavun’un tahtını koruyabilmek için erkek çocukları öldürtmesi üzerine daha sonraki yıllarda çok evliliğe müsade edilmiştir.

2-1650’de 30 yıl süren harpler neticesi erkekler öyle azalmıştı ki, yetkililer Nuremberg’de özel kanun çıkararak erkeklerin birden fazla evlenmesine resmen müsade etmişlerdir.

3- Diğer bir örnekte II. Dünya Harbinde Almanya’da erkeklerin azalması, kadınların sayıca erkeklerden çok fazla olması, Alman yetkililerini bu duruma çare aramaya mecbur etmiştir.Tek çare olarak birden fazla evliliğe müsade edilmiş, metres hayatı yaşayanlara göz yumulmuş, ayrıca çeşitli yollarla yabancı ülkelerden erkek ithali yapılmıştır.

Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Konuyu uzatmadan şu hususu da belirtmekte yarar      vardır :Çoklarımız    büyüklerimizden    dinlemişiz-dir. Çanakkale ve İstiklâl Savaşlarının devam ettiği günlerde mezarlıklara erkek cenazesi gömülme-miştir. Yıllarca ölen ihtiyarları gömmek için  erkek bulunamadığından cenazeler arabalarla taşınmış, cenazeleri kadınlar gömmüştür. Bazı erkek cena-zelerin yıkanma işlemi yapılamadığından cenaze-nin günlerce beklediği, komşu köylerden insan çağrılarak cenazelerin defnedildiği çok olmuştur.

4- Irak-İran savaşı sırasında erkeklerin ölü-mü ile dul kalan veya evlenemeyen kadınların, Türk tır şöförlerine meylettiklerini şöförler anlatmış-lardır.

Bu ve böyle ihtimaller düşünülmeden ulu orta İslâm’da çok evlilik var denirse, bu iyi niyetli bir davranış değildir. Böyle kimselere asla itibar edilmemelidir.

Çok evlilik konusunda ana hedef, Peygamber (as)’dır.Şunu belirtelim ki, Peygamber (as)’ın evlilikleri asla nefsî ve keyfi değildir. Diğer konularda AllahRasûlü, yanlış yapmadığı gibi evlilik konusunda da yanlış yapmamıştır.Çünkü O, hata yapmaktan korunmuştur.

O’na evlilik teklifleri, ilk evliliği Hz. Hatice dahil hep karşı taraftan gelmiştir.Hz. Aişe (ra) hariç evlendiği kadınlar hep dul, yaşlı ve ihtiyaç sahibi kadınlardır.O’na evlilik teklif eden kadınlarda da nefsî arzu yoktur.Peygamber hanımı olma arzuları vardır.Bir önemli hususta Hz. Ömer ve Hz. Ebubekir gibi aileler Peygambere yakın olmak istemişlerdir.

O devirde çok evlilik sosyal hayatın bir gerçeği idi. Çok evlenenler yadırganmadı. Hatta kadın bile birden fazla koca ile evlenebilirdi. Böyle bir ortamda İslâm Peygamberi asla uygunsuz bir evlilik yapmamıştır.O devirde yapılanların dışına çıkmamıştır.O’nu tanıyan hayatını inceleyen batılılar bile yapılan insafsız saldırılara karşı çıkmışlardır.Meselâ ; Thomas Carlyle, şöyle der : “25 yaşına kadar bekar yaşayan, kendinden 15 yaş büyük bir kadınla evlenen, onunla 25 yıl beraber yaşayan nasıl şehvet düşkünü olur ?” (Siret Ans. :2 /198)

Peygamber (as) hislerinin arzu ve hevesinin peşinden koşan biri değildir.

Eğer Hz. Peygamber yanlış bir iş yapsaydı, o zaman düşmanı yok muydu ? Müşrikler, putperesler, Hıristiyanlar ve Yahudiler sessiz mi kalırdı ?

Peygamber vahiyle hareket ettiği için O’nun evliliği asla onu  küçültmez.

O devirde Müslüman kadınları, inandıkları için putperes kocaları boşuyor, terk ediyordu.

Erkekler göğüs göğüse savaştığı için kadınların sayısı çoktu.Çocukları ve kendileri muhtaç kimselerdi.

Dul kadınlara dönüp bakan olmuyordu. Peygamber dullarla da evlenilebileceğini göster-miştir.

Kadınlar vasıtasıyla İslâm’ın öğrenilmesine ve yayılmasına ihtiyaç vardı.

Bu durumda kadınların sahipsiz kalmaları uygun olur muydu ? İslâm ve İslâm Peygamberi insanlığın problemlerini çözmek için gönderilmişti.

 

İSLÂM PEYGAMBERİNİN EVLİLİK HAYATI VE HİKMETLERİ

İslâm Peygamberi, imkanı olduğu halde 25 yaşına kadar hiçbir evlilik teklifine meyletmemiştir. İslâm davasını yayarken de “Kiminle evlenmek istiyorsan seni everelim, yeter ki, bu davandan vazgeç” tekliflerine de itibar etmemiştir.

25 yaşında iken kendisinden 15 yaş büyük Hz.Hatice ile evlenmiştir. 50 yaşına kadar da, 25 yıl Hz. Hatice ile yaşamıştır.

Hz. Peygamber, hayatı boyunca yabancı kadına bakmayı, dokunmayı, ihtiyaç dışı konuşmayı ve bir kadınla yalnız kalmayı yasaklamıştır. Hayatı boyunca cinsel konuda ne bir yanlışı olmuş, ne yanlış bir söz, ne de bir yanlış davranış göstermiştir.

Hz. Peygamber, 53 yaşında ikinci evliliğini yaptığı zaman Sevde (ra), 54 yaşında dul bir kadındır. “Ya Rasûllallah benim koca isteğim yok.  Peygamber hanımı olmayı arzu ediyorum.”demiştir.

Eğer Allah Rasûlü, Allah’ın izin ve rızasının dışında iş yapsaydı, Allah’ın Rasûlü ve Allah’ın sevgili kulu olarak kalabilir miydi ? Allah’a isyan eden Peygamber olabilir mi ?

Peygamberimizin “Zelle” denilen, beşer olmanın gereği hatalarının dışında hiçbir hatası, hiçbir yanlışı olmamıştır. Çünkü vahiyle hareket etmiştir.

 

HZ. HATİCE İLE  EVLENMESİ :

Hz. Hatice iki kocasını da kaybetmişti. Ticaretle meşguldü. Peygamberimizle ortak ticarete  başladı.Peygamberin dürüstlüğüne hayran kaldı. Daha önce kendisine yapılan evlenme tekliflerini reddettiği halde, kendisi Peygamberimize evlenme teklifi yaptı.Aracı koydu.

Peygamberimiz, amcası Ebu Talib ile yaptığı istişareden sonra 25 yaşında, dul, 40 yaşındaki Hatice ile evlendi.

Bu evlilikten 6 çocuk dünyaya geldi.

Hz. Hatice, ilk Peygambere inandı ; maddî manevî destek oldu. 65 yaşında vefat etti.

Hz. Peygamber, yaşlı eşi ile evli iken Arap toplumunun âdetlerine uyup, başka bir kadınla evlenme arzusu duymadı. Hz. Hatice’ye “evet” derken de, Araplarda itibar görmeyen dulları, hor görmenin doğru olmadığını gösterdi.

Peygamber (as), 25 yıl Hz. Hatice ile beraber yaşadı. Başka bir evlilik düşünmedi.

 

HZ. AİŞE İLE EVLENMESİ

Müşriklerin yazdığı eserlerde ve ansiklopedilerde, Hz. Aişe (ra)’ın 6 veya 9 yaşında evlendiği iftirası yer alır…

Peygamber (as), Aişe (ra)’la ilâhi vahiyle evlenmiştir.Bunu Peygamber (as) şöyle anlatmıştır:

“Ya Aişe, sen bana rüyamda iki defa gösterildin.Seni ipek kumaş  içinde görüyordum ve “Bu senin hanımındır, yüzünü aç” denildi.”demiştir. (Buhari : 1589)

Hz. Hatice’nin ölümü Peygamberimizi çok üzmüştü. En yakın dostu Ebubekir (ra) kızı Aişe’yi teklif etti. Nişanlandılar, üç sene sonra da evlendiler.

Hz. Aişe (ra), daha önce putperest olan Mutim’in oğlu Cübeyr ile nişanlanmıştı. Hz. Aişe (ra), müslüman olduktan sonra bizim oğlumuzu da müslüman yapar diye, Cübeyr’in ailesi nişanı bozdu.

Söylendiği gibi Hz. Aişe, peygamberle nişanlandığında 6 yaşında değildi. Onu 6 yaşında kabul edersek, peygamberlikten sonra doğması gerekirdi.Halbuki O, İslâm’dan önce başkası ile nişanlanacak yaşta idi ki, nişanlanmıştı. Birde Hz. Ebubekir, İslâm’dam sonra kızını bir putperest ile nişanlar mıydı ?

Kaynaklara göre ; Hz. Aişe, peygamberliğin gelmesinden 5-6 yıl önce doğmuştur. Peygamberle 17-18 yaşında evlenmiştir.(Bak:Mevlâna Şibli-Asr-ı Saadet Cilt II S. 997. İst. 1928)

İddia edildiği gibi Hz. Aişe, peygamberle evlendiğinde 9 yaşında değildir. 17-18 yaşındadır. Daha önce bir başkasıyla nişanlanacak yaştadır. Ayrıca ; Hz. Aişe’nin ablası  Esma, Aişe’den 10 yaş büyüktü. Esma hicret sırasında 27 yaşında olduğuna göre, Hz. Aişe peygamberle evlendiği zaman 17 yaşındaydı. (Bak: Osman Keskioğlu, Hatemül Enbiya :210)

Birilerinin ağzına baksan Peygamber, 6 yaşındaki çocukla zorla evlenmiş, meseleye cinsel açıdan bakıp, peygamberi şehvet düşkünü göstermeye çalışılıyor.

Hz. Peygamberin  Aişe ile evlenme nedeni, Aişe çok zeki, imanı kuvvetli, iffetine düşkün ve ibadetlere düşkün oluşundandı.

Ebu Musal Eşari, “Hangi hadiste müşkilata düşüpde onu Aişe’ye sorsak, onda bu hususta mutlaka bilgi bulurduk.”demiştir.

Hz. Peygamber :”Dinin yarısını Aişe’den öğrenin” demiştir.

Hz. Aişe, fıkıh konularını peygamberden öğrenir ve başkalarına öğretirdi.Bu konuda çok etkili olmuştur. Ayrıca Hz. Peygamberden 2200 kadar hadis nakletmiştir.

Babası Ebu Bekir (ra) :”İslâm’ın yaşanır yönünü Hz. Aişe’de bulduk.”demiştir.

Kadınlar fıkhı, Aişe (ra)’dan öğrenmiştir.

Hz. Peygamberin diğer evliliklerinin sebebi şöyle özetlenebilir :

1- Dul, bakıma muhtaç kimselerin, peygamberin himayesine sığınma isteklerini bildirmesi,

2- Milli mücadelede yaşlı, dul kalmış ninele-rimizin Allah’ın huzuruna bekâr çıkmamak için askere gidenlerle nikâhlanıp,vedâlaştıkları gibi, ahirete nikâhsız gitmek istemeyen ve Müslüman-ların anası ve peygamber hanımı olmak isteyen-lerin arzu ve evlilik teklifleri olmuştur.

3- Kocaya   ihtiyacı  olmayan  60   yaşındaki kadın, “Peygamber eşi olarak ölmek istiyorum.”diye yalvarırsa, bu evlilikte şehvet aranır mı ?

4- Peygamber, nikâh kıymış, bir arada bile bulunmamıştır.Esma, çok yaşlı idi. Peygamberle nikâhlanma şerefine ulaştım, diye düştü, vefat etti.

5- Hz. Zeynep ile vahiy üzerine evlenmiştir. Ahzab :50-51-28-29. Âyetlerde, Peygamberin evliliğini Allah emrediyor.

6- İslâm’ın yayılışını sağlamak, inanan müslümanları korumak için , zulmü önlemek için girişimler olmuştur.

7- Mısır valisinin elçilerle gönderdiği Mariye ile evlilik iddiası yanlıştır. Peygamber, Mariye’nin bakımını üstlenmiştir.

8- Aralarında yahudi olanlar vardı. Yahudiler, müslümanlara düşmandı, müslümanlara rahat vermiyor, zulmediyorlardı. Reislerinin ve bir çok yahudinin müslüman olması sağlanmıştır.

9- Peygamberle akraba olmak isteyenlerin teklifleri olmuştur.

- Peygamberle evlenen veya kız alıp verenin cennete gideceğine dair müjde vardır.Bu da etkili olmuştur.

10- İslâm’ı kabul edip Habeşistan’a, oradan Medine’ye hicret edip ortada kalan, boşanıp terk edilmiş yaşlı bir kadını Peygamberin himayesine almasına evlilik denirse, bu doğru olur mu ?

11- İslâm’ın kadınlar tarafından bilinmesi ve yaşanması gerekiyordu. İşte bunun gibi sebepler sayılabilir.

Yakın zamana kadar Hz.Peygamberin evliliğini kimse tenkit etmezken, son zamanlarda bazı tenkitler olmaktadır.

Hz. Peygamberin evliliğini nefsî arzu ile yaptığını düşünmek veya söylemek insafsızlıktır, düşmanlıktır. Öyle olsaydı  Peygamber, 25 yaşına kadar durur muydu ? Kendinden 15 yaş büyük, dul Hatice ile mi evlenirdi? Kimi istersen evlendirelim, teklifini red mi ederdi? 25 yıl yaşlı, dul bir kadınla mı yaşardı ?…

            Esmâ ile evlenmesine şöyle bir göz atalım :

Esmâ, Peygamberimize eş olmamış bir kadındır.Mü’minlerin anası olabilmek için ısrarla Peygamberle nikâhlanmak istemiştir.

Çok yaşlı bir kadındı. Peygamberle nikâhlanma şerefine nâil olur olmaz sevincinden vefât etmiştir.

Görülüyor ki, Peygamberin evlenme nedenleri asla bugün bazılarının iddia ettiği şekilde değildir.Hadiseler, cereyan ettiği günün şartları içinde değerlendirilmelidir.Meseleyi bugünün şartları içinde değerlendirirsek yanlış olur. Konuyu o günün şartları içinde değerlendirecek olursak,

İslâm Peygamberinin evlenme nedenlerini ve hikmetlerini şöyle sıralayabiliriz :

1- Araplarda   itibar   görmeyen   kadınların, bilhassa dulların terk edilmeyip himaye edilmesi.

2- Bekâr yaşamanın mahsurlarını ortadan kaldırmak,

3- Politik sebepler ve İslâm’ın yayılması,

4- Müslümanlar arasındaki bağları, akrabalık bağları ile kuvvetlendirmek,

5- Mü’minlerin anası olmak arzusundan başka bir istekleri olmayan kadınların teklifleri,

6- İslâmî  bilgilerin  kadınlar  arasında da kolayca yayılması ve kadınlara ait bilgilerin  kadınlara öğretilmesi gibi nedenlerle evlenmiştir.

Hz. Peygamber bir hadislerinde :” Benimle evlenen veya kendisinden kız alıp verdiğim, cehenneme girmez.”(Ramuz :486/6) buyurması, Peygamberle akraba olmak arzusu, mü’minlerin anası olmak düşüncesi ile Peygambere evlenme teklifleri bizzat yapılmıştır.

Peygamberin, Aişe, Hatice ve Mariye’nin dışında çocuğu bile olmamıştır. Bu, ilişkilerin sınırını gösterir.Eşlerinden bazıları çok yaşlıdır, bazıları ile de beraber yatağa bile yatmamıştır. Hz. Aişe’nin dışında ki yaptığı evliliklerde hepsi duldur, himayeye muhtaçtır.Zaten özel haller kalkınca Ahzab Sûresi’nin 52. Âyeti nazil olmuştur. “Artık bundan sonra senin için başka kadınlar helâl değildir.”buyrulmuştur.

İslâm’ın yayılması, düşmanlıkların engellenmesi konusunda Peygamberin evlilikleri önemli rol oynamıştır.

Peygamber (as),  Hz. Aişe  ve  Zeynep’le vahiyle evlenmiştir.

Zeynep, Zeyd ile vahiyle evlendirilmişti. Asil bir ailenin kızı idi. Kölelikten gelme Zeyd ile geçinemedi. Zeyd, Peygambere “Boşanacağım” dedi. Peygamber ona :

         – Boşanma, hanımını yanında tut” dedi.

Fakat evlilik sürmedi.

Ahzab Sûresi’nin 37. âyeti indi :

“Habibim ! Allah’ın nimet verdiği, senin de kendisine iyilik ettiğin kimseye, “Eşini yanında tut. Allah’tan kork.”demiştin. Zeyd, ilişkisini kesince biz o kadını sana nikâhladık ki, böyle hallerde evlenmek için mü’minlere güçlük olmasın…”

Eğer Zeynep’le Peygamber evlenmek isteseydi, Zeynep halasının kızı idi. Onunla istediği an evlenirdi.

Çoğu zaman Peygamberin evinde ne bir aş ne de bir yiyecek bulunuyordu.Ahzab Sûresi’nin 50. âyetinde :”Ey Peygamber ! Eşlerine deki : “Eğer dünya  hayatının  süsünü  istiyorsanız,  sizi o güzelliklere   bırakayım.” Peygamber  böyle   dediği halde yokluk,  yoksulluk  içindeyken bile   hanımları O’nu bırakmamıştır.  Çünkü   mesele   dünyalık değildir…

 

HZ. PEYGAMBERİN ÇOCUKLARI

Hz. Peygamberin 38 yıllık evlilik hayatında 7 çocuğu olmuştur.

Hz. Hatice’den dünyaya gelen çocukları :

1- Kasım (İslâm’dan önce doğdu, 2 yaşında öldü. )

2-Tahir (İslâm’dan sonra doğdu, süt çağında öldü.)

3- Zeynep

4- Rukiye

5- Ümmü Gülsüm

6- Fatıma

Mariye’den :

1- İbrahim (1 yaşında öldü.)

 

HZ. MUHAMMED (SAV) ŞEHVET DÜŞKÜNÜ MÜYDÜ ?

İki kör yemek yiyorlarmış, biri ötekine :

- Niçin ikişer ikişer yiyorsun ? demiş.Öbürü :

- Sen körsün, nasıl biliyorsun, ikişer atıştırdığı mı ? demiş, O da :

- Ben ikişer atıştırıyorum da ondan, demiş.

Yani insan nasılsa , başkalarını da öyle zanneder. Nitekim biri de şöyle demiş :

- Peygamber çok evlenmiş, demek ki cinsel yönü ağır basmış.

-Nasıl bildin, neden öyle diyorsun? demişler.

- Bende de şehvet ağır basıyorda ondan.” demiş.

Hz. Peygamber, cinsi hislerin baskın olduğu gençlik yıllarında 50 yaşına kadar kendinden 15 yaş büyük Hz.Hatice ile evli kalmıştır.Eğer cinsellik ağır bassaydı, Kureyşlilerin :”Kimi istersen onunla evlen.” teklifini düşünürdü. Halbuki O, yaşlı ve dullarla evlenmiştir.Sonra, teklifler kadınlardan gelmiştir.

Peygamber, şehvet düşkünü olsaydı, 25 yaşına kadar bekâr durur muydu ? 40 yaşında bir dulla evlenir miydi ? Onunla 25 yıl beraber yaşar mıydı ? Sonra çok evliliği sınırlandırır mıydı ?

Nasıl Hz. İsa, hiç evlenmediği için onu ikdidarsızlıkla suçlayamazsak, Hz. Peygamberi de çok evlendiği için şehvet düşkünü olarak itham edemeyiz.

Genç ve olgun yaşta, toplumun zevkten başka bir şey düşünmediği bir dönemde bile, Peygamberimiz herkesin güvendiği bir kişi olmuş, “Muhammed’ülemin” lakabını almış, asla nefsine mağlup olmamıştır.

Hayatı boyunca O , herkesi, zinayı, nefse esareti ve şehvet duygusunu terk etmeye çağırmıştır.O zaman nasıl biri ona “Sen şehvet düşkünüsün.”diyemediyse, bugünde hiçbir kimse insanların en mükemmeli olan Peygambere, şehvet düşkünüydü, diyemez.

Bilindiği gibi İslâm Peygamberi, bazı nedenlerle birden fazla evlenmiştir.İslâm düşmanları tarafından üzerinde kasıtlı olarak durulan, zaman zaman istismar edilen konuların başında gelmektedir.

İslâm Peygamberinin birden fazla kadınla evlenmiş olması, bazı zihinleri şu veya bu sebeple meşgul etmiş, Batılıları ve İslâm düşmanlarını harekete geçirmiştir.İstismarcıların ve din düşmanlarının bir çoğu, İslâm Peygamberini bu nedenle şehvet düşkünü olarak göstermek istemişler-dir.Hemen belirtelim ki, İslâm Dininin yüce Pey-gamberi, evlilik konusunda şöyle buyurmuştur : “Evleniniz, fakat boşanmayınız.Allah zevkine ve şehvetine düşkün erkekleri ve kadınları sevmez.” Bu hadislerinden anlaşılıyor ki, Peygamberimiz zevk ve şehvet için evlenmediğine göre, zaruret-lere binaen evlendiği açıkça ortadadır.

İslâm Peygamberinin evlilik hayatında zevk, şehvet sözkonusu değildir.Eğer iddia edildiği gibi olsaydı, emsallerinin çok küçük yaşta evlendiği toplumda, 25 yaşına kadar bekâr yaşamazdı. 25 yaşına geldiği zaman da Hz. Hatice’nin arzusu üzerine 40 yaşındaki dul bir kadınla evlenmez ve elli yaşına kadar da kendisinden on beş yaş büyük olan dul eşi ile yalnız yaşamazdı.Arap toplumunda, başka bir kadın almasına örf ve âdetler mâni olmadığı halde, kendisine yapılan teklifleri de reddederek tek kadınla yaşamazdı.

Kendisi ile evlenmek için canatan genç kızlar,  kendisine kız vermekle yakını olmak şerefine nâil olmak isteyen babalar da düşünülecek olursa, Peygamberin dünya zevklerine tapmadığı, dünyanın zevkleriyle oyalanmadığı ve şehvetine düşkün biri olmadığı apaçık ortadadır.

İslâm Peygamberinin birden fazla evlenmiş olmasının sebeplerini araştıracak olursak, bu evliliklerin İslâm Peygamberi tarafından arzulanan evlilikler olmadığı görülecektir.

Cenab-ı Allah (cc) Kur’an’da, Peygamber zevcelerinin Mü’minlerin anası olduğunu açıkça bildirince, evlenme durumundaki olan kadınlar, Peygamberin nikâhı altına girip, bu şerefe nâil olabilmek için canatmışlardır.Bunun içindir ki, teklif daima karşı taraftan gelmiştir.

Çok evlilik sınırlanınca AllahRasûlü hanımlarına şöyle demiştir :

“Eğer dünya dirliğini ve süsünü (refahını) istiyorsanız, gelin size boşanma bedellerinizi vereyim de, gidin.”(Ahzâb :28) Hiçbiri ayrılmak istememiştir.

Ahzâb 50. âyetinde de Cenab-ı Allah O’na, has evliliği müsade etmiştir.Çünkü Peygamberden ayrılan eşi, bir başkası ile evlenemezdi.Uygun olmazdı.

Bugün bile bir toplumun büyüğü ile sadece bazı duygu ve nedenlerle evlenmekten şeref duyacak nice kadınlar vardır. Eğer şu anda Hz. İsa sağ olsaydı, Hıristiyan kadınlardan, O’nunla evlenmek için canatan kadınlar olmayacak mıydı ?

Hatta bugünkü rahibeler, Hz.İsa zamanında yaşasaydı, O’nunla evlenmek için içlerinde bir arzu taşımayacaklar mıydı ?

Peygamberin çok evlenmesinin önemli nedenlerinden biri de ; Müslüman kadınların bilmeleri gerekli olan dinî hükümlerin kadınlara aktarılması konudur.Elbetteki, mahrem olan bir çok şeyi Peygamberimiz kadınlara direk söyleyemezdi. Bu işin kadınlar tarafından yapılması zorunlu idi. Bunun için Peygamberin kendisi açıkça eşlerine anlatmış, onlarda diğer Müslüman kadınlara aktarmışlardır.Aksi halde Müslüman kadınları, İslâmî bilgilerden ve kendileriyle ilgili dinî hükümlerden çoğunu bilmezler, bir çok konularda da yanlış uygulama ve hatalara düşerlerdi.

Bunlardan başka evlilik hayatındaki diğer bazı sebep ve hikmetlerde içtimaî, siyasî ve sosyal sebeplerdir.

İslâm Peygamberinin evlendiği kadınların durumlarına bakılacak olursa, Hz. Aişe ve Mariye hariç diğerleri dul, yaşlı ve himayeye muhtaç kadınlardı.Bazıları da Müslüman oldukları için müşrik kocaları ve yakınları tarafından terk edilmiş, himayeye muhtaç kimselerdi.

Peygamberimiz, elli yaşına kadar bütün imkânlara sahipken, yalnız Hz.Hatice ile yaşamış, başka bir kadınla evlenmeye istek duymamıştır.

Peygamberimizin bir devlet başkanı olarak, komşu ülkelerle siyasî dostluk kurma ve iyi komşuluk ilişkileri temin etme zarureti vardı.Ayrıca komşu ülkelerde yeni müslüman olanların korunması söz konu idi.Nitekim bu durum, İslâm Peygamberinden önce ve sonra da bir çok devlet başkanı tarafından düşünülmüş ve tatbik edilmiş bir davranış olarak değerlendirilmelidir.

Bu konuda diğer bir sosyal husus da, İslâm inancına göre, müslüman kadınlarının kâfir erkeklerle evlenmesinin yasak olması hususudur. Bu yasağa göre, müslüman bir kadının  inancını koruyup, yaşayabilmesi için Müslümanların arasında kalıp, müslüman erkeklerle evlenmesi esas olmuştur.

Müslümanların düşmanları çok ve kuvvetli idi. Varlıklarını koruyabilmek ve Allah’ın dinini yayabilmek için, müslümanların güçlü olma,maddi ve manevî bağlarla birbirlerine bağlanmaları zarureti vardı.Düşmanlarla yapılan savaşlarda Müslümanlar da büyük ölçüde kayıplar vermişti. Erkeklerle kadınlar arasındaki denge bozulmuş, geride eşlerini kaybeden dullar, himayeye muhtaç durumda kadınlar kalmıştı.

Allah’ın da emrettiği gibi Müslümanların tek örneği İslâm Peygamberi idi. Yaşayışlarında O’nu örnek alıyorlardı. Peygamber, Ashabına bu konuda da örnek olmuştur. Zira o gün için çözüm bekleyen önemli konular vardı. Meselâ ; müslüman olduğu için kocasından ayrılan kadınların, kocası şehit düşmüş dulların, yaşlıların kendi kaderleriyle baş başa bırakılmaması, ekonomik ihtiyaçlarının karşılanması, namus ve iffetlerinin korunması gerekmekteydi.Önemli bir husus da, müslümanlar arasındaki manevî bağların akrabalık bağı ile de kuvvetlendirilmesi icabediyordu. Bu sebeple Müslümanların birden fazla evlenmesine müsade edilmişti.

Çok evliliği dörtle sınırlandıran âyet nazil olduğunda ise Peygamber, son nikâhını yapmış bulunuyordu. Bunun üzerine hanımlarına : “Sizden hiçbirinizi terk ederek, kırmak istemem.Kim benim zevcem olarak kalmak, kim de hayatı boyunca nafakası temin edilmek şartı ile boşanmayı kabul edecek ! Karar sizin…”demişti. Ama hiçbiri Pey-gamberin hanımı, mü’minlerin anası olma şerefinden mahrum kalmak istemedi.

Sonuç olarak İslâm Peygamberinin birden fazla evlenmiş olmasının sebep ve hikmetleri vardır.Sonra, toplum hayatı o gün için normal değildi.Ayrıca dinî, siyasî ve içtimaî sebeplerde vardı.

Demek oluyorki, İslâm Peygamberinin evlilik hayatı, o gün için zaruretlerin bir sonucu olmuştur.

İslâm’daki birden fazla evlilik ruhsatına ve İslâm Peygamberinin çok evlilik yapmış olmasını dilerine dolayan batıda, çok evliliğin utanç verici şekilleri görülmüş ve halâ görülmektedir.Fuhuş yaşı, 10-11-12’ye düşmüştür.

Batıda erkek çok kadınla evlenirken, kadın da çok erkekle evlenmiştir.Şu anda kadın kocasının dışında, ev arkadaşı edinebilmekte, metres hayatı yaşamakta, erkekle erkeğin, kadınla kadının nikâhı kıyılmakta, homoseksüeller sokaklarda yürümekte, fahişerle federasyon kurarak resmileştirilmektedir.

Şişe oyunları, fuhuş eğlenceleri uğruna aile müessesesi, Hıristiyan ülkelerde kaybomuştur. 9-10 yaşındaki çocuklar, bakireliğini kaybetmekte, ömürlerinin sonuna kadar önüne gelenle düşüp kalkmaktadır.

Buna rağmen, inançları uğruna sınırsız ve sorumsuz evliliği  sınırlayan, Âlemlere rahmet olarak gönderien Sevgili Peygamberimize de dil uzatmaktan geri kalmamaktadır.

Kulağına bir şeyler fısıldanan gençlerle, sabah akşam arkadaş değiştiren, eğlence merkezlerinde onunla bununla dans edip, gece kiminle kaldığını bilmeyen, bebek davası güden, üç ayda bir nikâh kıyan, bilmem kaçıncı evliliğini yapmaya hazırlanan, evlendiklerinin sırasını karıştıran bazıları da, İslâm’da şartlı izin olan birden fazla evliliği konuşuyor…

İslâm’ın bazı hallerde, bazılarına verdiği kadınında, erkeğinde, toplumunda yararına olan ruhsat, her gece eş değiştirmekten, metres hayatı yaşamaktan daha ahlâkî ve daha insanîdir.

Hz. Peygambere dil uzatmak, O’nunla alay etmek imanî açıdan son derece tehlikelidir…

Bir kadınla bir erkeğin yalnız kalmamasını emreden, karşı cinse cinsel duygu ile bakmayı müsade etmeyen, iki cinsin nikâh dışı dokunmasını men eden Peygamberi ve getirdiği din olan İslâm’ı karalamak için, Peygamber şehvet düşkünüydü, İslâm dört kadınla evlenmeyi emrediyor, demek ne kadar manâsızdır.

 

Özün özü :

- İslâm, birden fazla evliliği icat etmediği gibi emir de etmiyor, teşvik de etmiyor, “Evlenin” demiyor.Tek kadınla yetinmeyi emrediyor.İkinci evlilik için ağır şartlar koşuyor.

- Birden fazla evlilik, mecburiyet halinde ruhsattır, izindir.

- Kadın nikâh sırasında, üzerime nikâh istemem, şartını koşarsa, erkek evlilik hayatı boyunca buna uymak zorundadır. Nikâh kıyarsa, o nikâh sahih değildir.

Bir de eşitlik, adalet şartı yerine gelmeyecekse, o nikâh da geçersizdir.

- İslâm’ın ruhsatı, savaş sonrası dengenin bozulması, kadının ihtiyaçlarının karşılanması ve kötü durumlara düşmemesi içindir.Bu hal, o zaman onur zedeleyici de olmaz.

Kadın hasta ve görevini yapamıyorsa, böyle anda hukuk bile izin vermektedir.

- Bazıları bu izin, kadına da verilsin, diyor.Bu hayvanlarda bile uygulanmıyor.İğrenç bir şey. Böyle olursa, ortada nesep de kalmaz.

Günümüzde İslâm’daki şartlı ruhsat göz önüne alınmalıdır.

Sebepsiz nikâh, düşünülmemelidir.

Eğer kocanın ikinci evliliği nedeniyle :

- Kadın ve çocuklar razı olmazsa, rahatsız olursa, kadın onur meselesi yaparsa,İslâm’da rahatsızlık vermemek esastır. Bu durumda erkek, ikinci evliliği yapamaz.

- Nikâhın ilânı gerekir, hanımdan saklı nikâh olmaz.

- Geçici, şartlı, nefsî düşünce ile nikâh sahih olmaz.

- Eğer nikâh, birinci eşi üzecekse, kimse göğsünü gererek bu nikâha caizdir, diyemez. Çocuklarının, hanımının huzurunu bozma endişesi bile nikâha manidir.Olumsuzluklara neden olacak nikâhı, müslüman kıymamalıdır.İslâm’da şüpheli şeylerden kaçmak esastır, kaçılmazsa harama düşülür.

Cenab-ı Allah Kur’an’da :

“Ne yaparsanız tam adaleti sağlayamazsınız. Tek kadınla yetinin.”buyuruyor.

Bir insan şartları yerine getiremeyecekse zaten ona ikinci nikâh, haramdır.

 


Bu yazıyı 770 kişi okudu.

Araştırmacı Yazar
Mustafa ÖSELMİŞ