İslam Dininde Helal ve Haramlar

A-HARAM- HELAL- ŞÜPHELİ ŞEYLER
Dinde “yapın” diye emredilenleri yapmak sevaptır. “Yapmayın” denilen şeylerden kaçınmak da sevaptır. Arada şüpheli şeyler vardır. Şüphe veren şeyden kaçınmak da sevaptır. Günaha girmemek için kararlılık ve günahtan kaçmak için gayret göstermek de sevaptır.
Amellerin kabulü için günah ve haram olduğu bildirilen şeylerden kaçınmak gerekir. Yoksa ameller boşa gider.
Haram kılınan bir şeyi helal saymak, günah olduğu bildirilen bir şeyi bile bile işlemek, insanın imanına zarar verir. Bazı günah ve yasak vardır ki, diğerlerinden farklıdır. Bu yüzden Müslüman ateşten kaçtığı gibi günahtan ve haramdan kaçınmalıdır.
Günah gibi görünmeyip de günaha götüren şeyler vardır. Onlar da günahtır, yasaktır.

            a-Helal Gıda:
Helal gıda isteği ve çabası her mümine farzdır. Helal gıda ile beslenmeyen vücut itaatsiz olur, ibadetten zevk almaz. Yaptığı iyi işler boşa gider.
Cenab-ı Allah Kur’an’da şöyle emreder:
-“Temiz olan şeylerden yiyin, güzel işler yapın.” (Müminun: 51)
-“Ey insanlar! Yeryüzünde bulunanların helal ve temiz olanlarından yiyin.” (Bakara: 168 + 172)
-“Allah’ın size verdiği rızıktan helal ve temiz olarak yiyin. Eğer yalnız Allah’a ibadet ediyorsanız, onun nimetine şükredin.” (Nahl: 114)
-“Allah’ın size helal ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin ve kendisine iman etmiş olduğunuz Allah’tan korkun.” (Maida: 88)
İnsan yediğinden ibarettir. Helal gıda ile beslenmeyen, güzel işler yapamaz, faydalı olamaz.

İnsan harama muhtaç da değildir.  Mecbur da değildir. Haramsız hayat daha güzeldir. Haramdan deva da olmaz, şifa da olmaz. Haram, faydasızdır.
Peygamberimiz şöyle buyurur:
-“İnsanlar günahta kendilerini mazur görmedikçe asla cezalandırılmaz ve helak olmazlar.” (Ramuz el-Ehadis: 354/2)
İnsan temiz yaşar, temiz yer içerse melekleşir. Bir gün Ashabına peygamberimiz şöyle demiştir: “Siz benim yanımdaki gibi kalsaydınız, melekler evinizde sizi ziyaret ederdi. Önünüze geçip sizinle musafahalaşırdı.” (Age: 495/8)
Cenab-ı Allah kutsi hadislerde şöyle buyurur:
-“Ey insanoğlu! Senin vücudun et ve kandan ibarettir. O halde onları helal şeylerle besle. Eğer işini dürüst yaparsan etin ve kanın cennete hak kazanır. Zira cennete haram ve şüpheli şeyler giremez. Lamba gibi olma. Çünkü lamba insanlara ışık verirse de kendisini yakar.” (Age: 15)

b-Haramı Helalleştirmek:
Allah’ın haram kıldığı haramdır. Fetva ile de olsa helalleşmez. Helal kılınan da haramlaştırılamaz. Haram her zaman her yerde, herkese haramdır.
Peygamberimiz: “Allah kitabında helali helal, haramı da haram kıldı. Helal kılınanlar, kıyamete kadar helaldir. Haram kılınanlar da kıyamete kadar haramdır.” (Ramuz el-Ehadis: 495/8) buyurur.
Helal haram kılma yetkisi Cenab-ı Allah’a mahsustur. Bizim helal haram kılma veya değiştirme yetkimiz yoktur.  Değilse, dine müdahale olur. (Bak: Şura: 21 + Nahl: 116 + Maida: 87)
Peygamber (a.s) şöyle der:
-“Ümmetim yetmiş fırkaya ayrılır. En fenası, dini işlerinde kendi fikri ile hüküm verir de haramı helal, helali de haram sayar.” (Ramuz el-Ehadis: 256/4)
Allah resulü bize neyi emrettiyse onu aynen yapmak, neyi de yasakladıysa ondan kaçınmak her Müslüman’ın görevidir.

c-Haramdan Kaçınmak:
Peygamberimizin bildirdiğine göre: “Helali istemek, helal kazanç peşinde koşmak farzdır.” (Ramuz el-Ehadis: 312/15)
Haram yaramaz, her zaman telef olur. Haram kazanç insanın yakınlarına bile kötü etki yapar.
Peygamber (a.s) şöyle buyurur:
-“Emanete riayet etmeyenin imanı yoktur. Ahdi olmayanın dini yoktur.
Yemin ederim ki, kulun dili dürüst olmadıkça, dini dürüst olmaz. Kalbi dürüst olmadıkça, dili dürüst olmaz.
Komşusu kendinden emin olmayan cennete giremez.
Kim haramdan mal kazanır da ondan infak ederse, ona sevap verilmez. Eğer sadaka verirse kabul olmaz. Elinde kalan mal da cehenneme gidişini arttırır. Zira; kötüyü kötü temizlemez. Lakin kötüyü, temiz ve helal olan şey temizler.” (Ramuz el-Ehadis: 463/4)

d-Haramın Yansıması:
Haramın etkisi, yansıması vardır. “Dedesi koruk yemiş, torununun dişi kamaşmış.” derler.
Peygamberimizin bildirdiğine göre:
-“Haramdan bir lokma yiyenin kırk gün namazı ve sabah duası kabul olmaz. Haramın bitirdiği et, cehenneme layıktır.” (Age: 409/4)+ (Tecrid-i Sarih 4/357) + (Riyaz-üs salihın: 1883)
Haram bir mal ile hac eden: “Lebbeyk Allahümme lebbeyk” derse, Allah ona: “Sana lebbeyk yok, haccın da geri çevrilmiştir.” der. (Age: 418/6)
Haram giren vücut, cennete giremez. Haramla beşlenen vücudun duası, ibadeti kabul olmaz.
-Allah: “iyi iş işleyene iyi hayat yaşatırız.” (Nahl: 97)
-“İşlenen kötülükler kalbi kirletir.” (Mutaffifin: 14) buyurur.
Bile bile Müslüman haram yemez, harama el sürmez. Haramdan kazananın ikramı yenmez. Üzerinde hak olan, onu sahibine, o yoksa yakınlarına, onlar da yoksa ihtiyaç sahiplerine vererek o haktan kurtulmalıdır.

e-Şüpheli Şeylerden Kaçınmak:
Haramla helal arasında şüpheli şeyler vardır. Şüphe ne kadar zayıf olursa olsun, giderilmezse harama götürür.
Peygamberimiz: “Şüpheli şeylerden uzak duran, dinini ve ırzını korumuz olur. Kim de korunmazsa, harama düşer.” buyurur.(R. Salihın: 588)
Şeytan günahı, haramı güzel gösterir. İnsana şüpheli şeylerle yaklaşır.
Bir hadiste: “Şüpheli şeyi bırak, şüphe vermeyen şeye bak.” buyurur. (Age: 593)
Haramdan korunmanın yolu, dikkatli olmak ve şüphe veren şeylerden uzak durmaktır. İnsan küçük şeylerden korunursa, Allah onu daha büyüklerden korur.
Peygamberimiz (a.s) şöyle buyurur:
-“Haram da bellidir, helal de. Bunların arasında şüpheli şeyler vardır. Bunu çokları bilmez. Şüpheli şeylerden sakınan dinini ve ırzını kurtarır. Şüpheli şeye düşen harama düştü demektir. Yasaklanmış bir koru kenarında sürü güden çoban gibi. Uyanık olun, her melikin bir korusu vardır. Allah’ın korusu da haramdır.
Bedende bir et parçası vardır.  O iyi olursa, bütün beden iyi olur. O bozulursa, bütün vücut bozulur. İşte o da kalptir.” (Ramuz el-Ehadis: 204/6)

f-Günah İmana Zarar Verir:
Bazı günahlar vardır ki, büyüklüğüne ve işleniş biçimine göre insanın imanına zarar verir. Bazı günahları işlerken de iman, günah işleyenden ayrılır gider. Çünkü iman günahla, küfürle bir arada durmaz.
İnsandan ayrılan iman, pişman olunur, tövbe edilir ve günaha dönüş kapıları kapatılırsa, geri döner.
Önemli olan bir husus şudur. İmana zarar veren kötülükler, günahlar işlenirken ölüm vaki olursa, Allah korusun imansız gidilir.
Behlül Dana’yı perişan halde görenler sorar, o da cevap verir:
-“Nereden böyle?
-Cehennemden.
-Ne işin vardı orada?
-Ateş almaya gitmiştim.
-Alabildin mi?
-Hayır. Burada ateş olmaz, herkes ateşini dünyadan kendi getirir, dediler.” İnsan kendini yakacak ateşi kendi eliyle götürmemelidir.
Peygamber (a.s) şöyle bildirmiştir:
-“Zina eden kimse, zina ederken mümin olarak zina etmez. İçki içen kimse, mümin olarak içki içmez. Hırsızlık yapan, mümin olduğu halde hırsızlık yapmaz. Millet malı yiyen de, mümin olarak o işi yapmaz.” (Ramuz el-Ehadis: 488/1)
Günah işleyen belki küfre girmez ama kâfir işi işlemiş olur.

g-Günahı Terk Etmek:
İbrahim Ethem’e biri: “Günah işlemekten kendimi alamıyorum, ne yapayım?” diye sorar. İbrahim Ethem ona şöyle der:
-“Şartlarını yerine getirirsen günah işleyebilirsin” der ve sıralar:
1-İçinde günah işleme arzusu olunca günah işlersen, rızkı veren Allah’ın rızkını yemeyeceğim de.” der.
Adam: “Ben yemeden nasıl yaşarım” deyince de: “Hem günah işleyeceksin, Allah’a isyan edeceksin hem de onun verdiği rızkı yiyeceksin, bu nasıl olur?” der.
2-Günah işleme duygusu gelince Allah’ın mülkünden çık, başka yerde işle.” der.
Adam: “Bu nasıl olur, mülk Allah’ın, ben nereye giderim?” deyince: “Allah’ın mülkünde Allah’a isyan edilir mi?” der.
3-Günah işlemek isteyince, Allah’ın görmediği yerde işle” der.
Adam: “Allah’ın görmediği yer mi var?” der. İbrahim Ethem: “Allah görüp dururken günah mı işlenir?” cevabını verir.
Günah, yaratan, yaşatan Allah’a karşı isyandır.
İnsan günah işlemden önce: “Allah biliyor, Allah görüyor, Allah soracak” derse, günah işleme arzusunun önüne geçebilir.
Kötü arkadaş, insanın nefsi ve şeytan insanı günah işlemeye teşvik eder. İnsan iyi ortamda iyi kimselerle olursa günah işleme cesaretini gösteremez.
Günah mahvolma ve ceza sebebidir. Ahreti, kabri düşünen günah işlemekten hoşlanmayacaktır.
Günahlarından dolayı cezalandırılan toplumlar ve kişiler göz önüne getirilirse, günah işlemek insana zevk vermeyecektir.
İnsan, yanından ayrılamayan yazıcı melekleri, amel defterini düşünürse, günahtan ve günah işleyenlerden uzak duracaktır.
Cenab-ı Allah Kur’an’da şöyle buyurur:
-“Büyük günahlardan ve edepsizlikten kaçınanlara Rabbinin affı boldur.” (Necm: 32)
-“Allah’ın yasaklarından sakınma üzerine yardımlaşın. Günah ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın. Allah’tan korkun. Çünkü Allah’ın azabı çetindir.” (Maida: 2)
Rabbimiz kutsi hadiste de bizi şöyle uyarmıştır:
-“Ey Âdemoğlu! Günahları toplayıp sırtına alma; çünkü hangi günahtan dolayı sana azap edeceğimi bilemezsin. Böylece rızkını daraltırım.” (F. Yavuz, 40 Kutsi Hadis: 21)
-“Mağfiret dileyin, günah işlemekte ısrar etmeyin; çünkü günahta ısrar ederek af dilemek yalancıların tövbesidir.” (Age: 31)
-“Günaha düşmekten kaçanı cehennemden azat ederim.” (H. Hüsnü Erdem, İlahi Hadisler: 42)
Peygamberimiz: “Günahları terk et. Zira günahları terk etmek en faziletli hicrettir.” buyurur.
Hz. Ömer de: “Günahtan sakınmak, tövbe ile uğraşmaktan çok daha kolaydır.” demiştir.

h-Kötüden Sakınmak, Kötülükten Uzak Durmak:
İnsan mahcup olacağı, vicdan azabı çekeceği ve özür dileyeceği iş yapmaktan, kötü dost edinmekten sakınmalıdır.
Peygamber (a.s): “Nerede olursan ol, Allah’a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün arkasından iyilik yap ki, bu onu yok etsin. İnsanlara ahlaklı davran.” diye emrediyor.(Tirmizi, Birr: 55)
Bir hadislerinde de: “Kim cennetin orta yerini isterse, cemaate katılsın, tefrikadan sakınsın. Muhakkak şeytan yalnız kimselere musallat olur. İki kişiden de uzaktır. Yabancı bir kadınla yalnız kalmayandan ve iyilik yapınca sevinen, kötülük yapınca üzülenden şeytan uzak durur.” (Ramuz el-Ehadis: 81/6)
Peygamberimiz semut kavminin helak olduğu yere varınca arkadaşlarına şöyle demiştir:
-“Kendilerine zulmedip, azaba uğratılmış olanların bulundukları yere ağlayarak girin. Onların başına gelen sizinde başınıza gelmesin.” Buyurarak kötü insanların ölülerinden bile sakınmak gerektiğini ifade etmiştir. (Buhari, Salat: 53)
Peygamber (a.s) ibret alacağımız bir olayı da şöyle anlatır:
-“Sizden evvel üç kişi yola çıktılar. Sığınmak için mağaraya girdiler. Mağaranın ağzına büyükçe bir taş düştü. Bunun üzerine şöyle dediler:
-“İyi amellerimizle dua etmekten başka çaremiz yok.”
Biri: “İhtiyar olan ana babama sütlerini içirememiştim, onlar uyumuştu. Elimde süt, onların uyanmasını bekledim. Nihayet uyandılar, sütlerini içirdim. Çok memnun kaldılar. Bu amelin rızana uygunsa bizi kurtar.” dedi. Taş biraz açıldı ama çıkılacak kadar değildi.
İkincisi: “Yarabbi! Amcamın bir kızı vardı. Ona teklifte bulundum, reddetti. Daha sonra fakirlikten bana geldi. Teklifimi kabul etti. Ona yardım ettim. Ona yaklaşınca “Allah’tan kork” dedi. Ben senden korktuğum için ondan ayrıldım.” Diyerek dua etti taş biraz daha açıldı ama gene çıkış yoktu.
Üçüncüsü: “Rabbim! Ücretle amele tuttum. Biri ücretini almadan bırakıp gitti. Onun ücreti ile bir koyun aldım yıllar sonra adam çıka geldi ve:
-“Ücretimi ver” dedi.
Bende: “şu sürü senin dedim. “Benimle alay etme” dedi. Ben:
-Alay etmiyorum, senindir.” dedim. Aldı götürdü. Rabbim! Bundan hoşnut olduysan bizi buradan kurtar.” dedi kaya biraz daha açıldı, onlarda buradan çıkıp gittiler.” (R. Salihın: 12)
Tek başına kurtuluş yok. İyilik yapmak, iyi insanlarla olmakta kurtuluş vardır.

B-NEFSE HÂKİMİYET
İnsanın nefsi daima kötülüğü ister, kötülüğü emreder ve hep insanın aleyhine iş yapar.
Allah insanı nefsinin eline bırakmasın.
İnsan nefsine hâkim olamazsa, nefis onu esir alır. Nefsiyle kavgalı olmazsa, nefis onu her zaman aldatır. İşte o zaman dünya da mahcubiyet eksik olmaz, ömrün sonunda keşkeler ardı ardına sıralanır. Acılı bir ölüm, sıkıntılı bir kabir hayatı ve mahşer günü pişmanlık bekler.
Allah kullarını uyarıyor:
-“Rabbinden korkan ve nefsini kötü arzulardan uzaklaştıran için şüphesiz cennet yegâne barınaktır.” (Naziat: 40- 41)
Bir ayette de: “Sana gelen iyilik Allah’tandır. Başına gelen kötülük ise nefsindendir.” (Nisa: 79) buyrulur.
Kutsi hadiste de şu müjde verilmiştir:
-“Nefsin arzularını benim için terk eden genç mümin, yanımda bir kısım melekler gibidir.” (H.H.Erden, İlahi Hadisler: 50)
Peygamberimiz (a.s) şöyle buyurur:
-“Gerçek mücahit, nefsi ile cihat eden kimsedir.” (Tirmizi, Cihad: 2)
-“Dört şey kimde bulunursa, Allah onun vücudunu cehenneme haram kılar. Dünyada onu şeytandan ve nefsinden korur. Nefsi bir şey istediğinde nefsine hâkim olur. Nefsi bir şeyden tiksindiği halde onu yaptırır:
1-İhtiyaç sahibini barındırmak,
2-Zayıfa acımak, merhamet etmek,
3-Elinin altındakilere yumuşak davranmak,
4-Ana-babaya yardımda bulunmak.” (Ramuz el-Ehadis: 68/10)
Nefsin arzu ve isteklerinden kaçmak insanı Allah’a yaklaştırır. Dünyanın ve ahretin sıkıntılarından kurtarır.

İnsan oyun ve eğlence için yaratılmamıştır. İnsanın görevleri vardır. İnsanın nefsine karşı, ailesine karşı, diğer insanlara karşı ve yaratan, yaşatan Allah’a karşı görevleri vardır. Bunları yapmak zorundadır.
Unutulmamalıdır ki, insan nasıl yaşarsa, öyle ölecek ve öyle haşrolunacaktır.
Müslüman’ın oyunla, eğlenceyle geçirecek vakti yoktur.
Bir hadislerinde peygamberimiz (a.s) şöyle buyurur:
-“Bir kimsenin boş şeylerle meşgul olması, Allah’ın onu terk ettiğinin belirtisidir.”,  “Kendisini ilgilendirmeyen şeylerle meşgul olmayı terk etmesi, kişinin iyi Müslüman olduğunu gösterir. (Tirmizi, Zuhd: 11)
Cenab-ı Allah Kur’an’da soruyor:
-“Neden çok gülüyor, ağlamıyorsunuz?”
Bir kimse gülerek günah işlerse, ağlayarak cehenneme gidecektir.
Çok gülmek, kalbi öldürür, kalbin katılaşmasına neden olur. Hayırdan, ibadetten uzaklaştırır ve gaflet içinde yaşatır.
Musa peygambere biri şöyle der:
-“Ben bunca ömrüm boyunca Allah’a isyan ettim, hani benim cezam?
Allah Musa peygambere vahyeder:
-“O kuluma söyle onu güzel işlerden, güzel bir hayat yaşamaktan ve ibadet etmekten alıkoymadım mı? Bundan daha büyük musibet ve ceza mı olur?”
İnsanı, istemeden Allah’ın verdiği nimetler, yaptıklarına karşılık Allah’ın cezalandırmaması aldatmamalıdır. İnsan imtihanda olduğunu unutmamalıdır.

Boş ve manasız oyunlardan biride kumardır. Ne maksatla oynanırsa oynansın kumar yasaklanmıştır. Müslüman’ın sakınması gereken bir yasaktır. Vakit geçirmek içinde oynansa, oynaması da, seyretmesi de günahtır.
Cenab-ı Allah Kur’an’da: “Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar, fal ve şans oyunları birer şeytan işi pisliktir. Bunlardan uzak durun ki, kurtuluşa eresiniz.” buyurmuştur. (Maida: 90)
Dinimizde piyango, toto, loto, at yarışları, iskambil, tavla, okey ve kumara götüren oyunlar yasaktır.
Bir hadiste: “Tavla oynayan Allah’a ve Resulüne isyan etmiştir.” buyrulur. (Ebu Davut Edep: 56)
Bazıları: “Kime ne zararımız var, biz parasına oynamıyoruz, vakit geçiriyoruz” diyerek kendini savunuyor.
Kur’an’da şu ayet ne kadar manidardır:
-“Çalışmış fakat boşuna yorulmuştur. Kızgın ateşe atılır.” (Gasiye: 3- 4)
Yaptığının doğru ve güzel olduğunu zannedenler içinde Allah şöyle uyarır:
-“De ki; size yaptıkları işler bakımından en çok ziyana uğrayanları bildireyim mi? Bunlar iyi ve güzel işler yaptıklarını sandıkları halde, dünya hayatındaki çabaları boşa giden kimselerdir.” (Kehf: 103- 104)

C-HAK YEMEKTEN KAÇINMAK
İslam hak kavramına büyük önem verir.
Peygamberimiz (a.s) şöyle buyuruyor:
-“Müslüman’ın diğer Müslüman’a malı, ırzı ve kanı haramdır.” (Seçme Hadisler: sh. 88)
-“Kıyamet günü gasp ettiğiniz hakları sahiplerine mutlaka ödeyeceksiniz. Öyle ki, boynuzsuz koyun, boynuzlu koyundan hakkını alacaktır.” (R. Salihın: 204)
-“Kim bir karış toprağı haksızlıkla gasp ederse, o yer kıyamet gününde yedi kat olarak boynuna geçirilecektir.” (Age: 206)
-“Kim Müslüman bir kimsenin hakkını yemin ederek ele geçirirse, Allah ona cehennemi vacip, cenneti haram kılar. Biri:
-Ya Resulallah az bir şey olsa da mı? Deyince:
-Misvak ağacından bir çubuk da olsa.” buyurur. (Age: 214)
-“Bir lokma haram yiyenin kırk gün namazı ve duası kabul olmaz. Haramın bitirdiği et, cehenneme layıktır.” (Age: 1883)
Hak deyip geçmemek gerekir. Cenab-ı Allah: “Kul ve hayvan hakkı ile huzuruma gelmeyin.” diye uyarmıştır.
Hak musalla taşına veya ahrete bırakılmamalıdır.

Hak etmeden, çalışmadan, alın teri dökmeden kazanılan veya elde edilen şey helal olmaz.
Allah: “İnsana kendi çalışmasından başka bir şey yoktur.” buyurur. (Necm: 39)
İhtiyaç olmadan dilenmekten hak doğar, ihtiyaç sahipleri açısından da hak doğar.
Peygamberimiz (a.s): “Ömrünü dilenmekle geçiren kimse, kıyamet günü yüzünün etleri soyulmuş olarak gelir.” buyurur. (R. Salihın: 532)
-“Malına mal katmak isteyen, ateşten kıvılcım istemiş olur. Kıyamet gününde kızgın taşlar kucaklayarak gelir. Kim dilencilik kapısını açarsa, Allah da ona bir ihtiyaç kapısı açar.” (B. H. Külliyatı: 2/35)
Bir hadislerinde de:
-“Kapı kapı dolaşan fakir değildir. Asıl fakir, ihtiyacı olduğu halde istemeyendir.” demiştir. (Buhari, Zekât: 53)
Hayırlar Kur’an’a göre, kazanç için dolaşmayan fakirler için olacaktır. Onlar iffetlerinden dolayı isteyemezler, onlar yüzsüzlük etmezler denmiştir.(Bakara: 273)
Yardım edilecek kimseler iyi araştırılmalıdır. İhtiyaç sahibi olup da isteyemeyen kimseler araştırılıp bulunmalıdır. Yoksa hak yerini bulmaz.

İnsanlara zarar vermemek esastır. Ayrıca insan her organının yaptığı işlerden sorguya çekilecektir.
Eğer bir insan bakışlarını kontrol etmez de nazarı değerse, bundan sorumlu olur.
İnsanlara zarar vermemek için nazarı değen kimse güzel bir şey gördüğü zaman “Maşallah” demeli “Barekallah” demeli ve kıskançlıkla bakmamalıdır.

Haksızlıklara ve zulme neden olan bir olayda rüşvet almak, rüşvet vererek iş gördürerek, başkalarını mahrum etmektir.
Peygamberimiz (a.s): “Rüşvet alan da veren de ateştedir.” buyurmuştur. Bir hadiste de:
-“Rüşvet alan, veren ve aracılık eden lanetlidir.” (Hadis Ans: 13/441)
-“Ateşte yanmaya en layık olan, alınan rüşvetten meydana gelen ettir.” (Age: 6/434) buyrulmuştur.
Rüşvetten kaçmak, haksızlıktan ve zulmetmekten kaçmaktır.
Aslında insanları incitmek, Allah’ı incitmektir. İnsanlara zarar verip incitenler bir gün dostsuz kalır ve bir gün Allah onları mahcup eder de rezil olurlar.

Allah’ın şiddetle yasakladığı şeylerden biri de insanlara zulmetmektir. Müslüman zulmetmeyecek, adil davranacak, hak sahibine hakkını verecektir.
Kur’an’da: “Allah zulmedenleri asla bağışlamaz.” (Nisa: 168)
-“Zulmedenlere meyletmeyin. Sonra size ateş dokunur.” (Hud: 113) buyrulur. Defalarca  “Zulmetmeyin, Allah zalimleri sevmez” ifadesi geçer.
Peygamberimiz şöyle haber veriyor:
-“İmkânı varken borcunu ödemeyip geciktiren zalimdir.” (R. Salihın: 1611)
-“Kıyamet günü haklar sahibine o derece ödenecek ki; boynuzlu koyun boynuzsuz koyuna hak ödeyecektir.” (Ramuz el-Ehadsi: 345/10)
-“Zulme yardım eden vazgeçinceye kadar Allah’ın azabındadır.” (Age: 406/4)
-“İnsanlar zalimi görürde, zulme mani olmazsa, Allah’ın onları azaba uğratması yakındır.” (R. Salihın: 195)
-“Kim kardeşinin ırzını müdafaa ederse, kıyamet günü Allah ondan ateşi çevirir.” (Tirmizi, Birr: 20)
-“Zalime de mazluma da yardım edin. Biri: “Zalime nasıl yardım edelim?”  deyince: “Onu zulümden alıkoyarak” buyurmuştur. (Buhari, Mezalim: 4)
Zalimi seyretmek, destek olmak ve zulme sebep olmakta zulümdür. Haksızlık karşısında susmak olmaz. “Dilsiz şeytan durumuna düşer.”
Bir hadiste şöyle buyrulmuştur:
-“Sizin üzerinizde bazı güçler bulunur. Yalan söylerler ve zulüm yaparlar. Kim bunların yalanlarını tasdik eder ve zulümlerine yardım ederse, ben onlardan değilim. Onlar da benden değildir.
Kimde onların yalanlarını tasdik etmez ve zulümlerine yardımcı olmazsa, o bendendir, ben de ondanım.” (Ramuz el-Ehadis: 141/9)

Müslüman’ın bir görevi de lanetten ve lanetliden uzak durmaktır.
Peygamber (a.s): “Mümin kusur bulucu ve lanetleyici olamaz.” der. (B. H. Kül: 4/274) buyurur.
Kim olursa olsun insanların kötülüğü istenmez, iyiliği istenir. Peygamberimiz şöyle der: “Hiç biriniz diğerine; Allah sana lanet etsin, Allah’ın gazabına uğra, cehennemde yan gibi beddualarla lanetlemeyiniz.” (R. Salihın: 3/1584)
Bir de bedduanın geri dönmesinden korkulur. Bir hadiste şöyle buyrulur:  “Bir kimse birine lanet ederse, o söz geri döner.” (R. Salihın: 3/1586)
Lanet okumanın, beddua etmenin insana faydası yoktur. Lanet okuyan şeytana yardımcı olmuş olur.

Müslüman’ın kaçınması gereken bir husus da sövmekten dilini men etmesidir. Çünkü sövmek, boş ve manasız bir şeydir. Bazı şeylere sövmek ise günahında ötesinde insanın imanına zarar verir.
Cenab-ı Allah:
Kötü ve boş söz söyleyenlerden uzak durulması emredilmiştir. (Nisa: 140) (Enam: 68)
-“Kullarıma söyle sözün en güzelini söylesinler. Sonra şeytan aralarını bozar. Çünkü şeytan insanın apaçık düşmanıdır.” (İsra: 53)
Hz. Peygamber : “Kaba ve lanetleyiciyi Allah sevmez.”
-“İnsanlar dilleri sebebiyle yüzükoyun cehenneme atılırlar.” der.
Birkaç örnek verelim:
Allah Resulü buyurur ki: “Horoza sövmeyin. Zira o sizi namaz için uyandırır.”  (Hadis Ans: 14/5357)
-“Ölülere sövmeyin, onlar için kötü konuşmayın, sonra bazı dirileri üzersiniz.” (Tirmizi, Birr: 51)
-“Ölülere sövmeyin, zira onlar zaten ettiklerini bulmuşlardır.” (B. Hadis Kül: 4/8041)
-“Rüzgâra sövmeyin onun esmesi Allah’ın emriyledir. Bazen rahmetle, bazen de azapla gelir. Allah’tan rahmet getirmesini isteyin ve onun getireceği zarardan Allah’a sığının.” (Age: 4/8039)
Bu emirlere uyan kazanır. Uymayan ise kaybeder.

D-İSRAF VE AŞIRILIKTAN KAÇMAK
İsrafta ve aşırılıkta hayır yoktur. Cenab-ı Allah: “Yiyiniz, içiniz fakat israf etmeyiniz. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.” buyurur. (A’raf: 31)
Bir ayette de: “İsraf edenler şeytanın dostlarıdır.” buyrulmuştur. (İsra: 27)
Peygamber (a.s) da şöyle der:
-“İnsanın her canının çektiğini yiyip içmesi israftır.” (Ramuz el-Ehadis: 131/10)
İslam da arzular değil, ihtiyaç asıldır. Müslüman yaptığı hayırda bile israf etmeyecek, kullandığı nehir suyunu bile abdestte israf etmeyecektir.
Peygamberimiz (s.a.v) şöyle emrediyor:
-“Size şu üç şeyi emrediyor; üç şeyden men ediyorum:
1-Allah’a kulluk ediniz.
2-Allah’a ortak koşmayınız.
3-Topluca Allah’ın dinine, kitabına sarılınız, ayrılmayınız.
Şunları da men ediyorum:
1-Dedikodu yapmayınız.
2-Çok ve lüzumsuz soru sormayınız.
3-Malınızı israf etmeyiniz.” (Ramuz el-Ehadis: 5/1)
Müslüman israf ettiği gibi cimri de olmayacaktır. Peygamberimiz orta yolu tavsiye etmiştir. Ölçülü olunacaktır.
Cenab-ı Allah şöyle emreder:
-“Eli sıkı olma; büsbütün eli açık da olma.” (İsra: 29)
-“Kim hırs ve cimrilikten korunursa muratlarına erenler onlardır.” (Haşr: 9)

Müslüman her konuda aşırı gitmekten sakınıp, kaçınacaktır. Allah: “ Sakın aşırı gitmeyin. Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez.” (Bakara: 190) buyurur.
Düşmanda olsa, haksızlık yapılmayacak, iftira edilmeyecektir. İftira yanan bir ateştir. Önce iftira edeni yakar.
Başkaları hakkında kötü düşünülmeyecek, kötü duygular beslenmeyecek, iftiraya başvurulmayacaktır.
Müslüman her duyduğunu söylemekten kaçınacaktır. Peygamber (a.s): “Her işittiğini söylemek, insana günah olarak yeter.” demiştir.
Kur’an’da: “iyice bilmediğin bir şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül yaptığı her işten sorumludur.” (İsra: 36) buyrulur.
Müslüman’a boş ve manasız şeylerle uğraşmak yakışmaz. Kötü zandan kaçınır, ona buna iftira atmaz.
Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de iftira etmeyi yasaklamış ve iftiracının akıbetini şöyle haber verir:
-“Kim yanılır veya suç işler de sonra da onu bir suçsuz üzerine atarsa, şüphesiz iftira etmiş, apaçık bir günah işlemiş olur.” (Nisa: 112)
-“İffetli kadınlara zina isnat edip de, sonra dört şahit getirmeyenlere seksen değnek vurun; ebediyen onların şahitliğini kabul etmeyin. Zira onlar yoldan çıkmış kimselerdir.” (Nur: 4)
-“İffetli mümin kadınlara zina isnat edenler dünya ve ahrette lanetlenmiş kimselerdir. Kendi dilleri, elleri ve ayakları yapmış olduğu şeyleri şahitlik ettikleri gün onlar büyük azaba uğrayacaklardır.” (Nur: 23- 24)
-“Ey inananlar!… Siz birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın; inandıktan sonra yoldan çıkmış olmak ne kötü bir durumdur.” (Hücurat: 11)
-“Ey iman edenler! Zandan sakının. Zanın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın.” (Hücurat: 12)
Bir hadiste de:
-“Kötü zandan sakının. Çünkü zan, sözlerin en yalanıdır.” (Buhari, Edep: 1993) buyrulmuştur.
İftira edilmesine de sebep olunmamalıdır. Peygamber (a.s) bir gün hanımı ile giderken birisi manalı manalı bakınca: “Bu benim hanımım.” demiştir.

Müslüman’ın uzak durması gereken şeylerin başında şunlar vardır:
Peygamber (a.s): Yedi şeyden kaçının buyurur:
1-Şirkten,
2-Büyü- Faldan,
3-Cinayetten,
4-Faizden,
5-Yetim malı yemekten,
6-Cihattan kaçmaktan,
7-İffetli kadına iftiradan.” (R. Salihın: 1614)
Peygamber: Büyücüyü tasdik eden cennete girmez. (Seçme Hadisler: 210/19)
Ayet: “Büyücü felah bulmaz.” (Taha: 69)
Bakara 102 de büyü yapanın kâfir olacağı bildirilmiştir.
Büyücü lebid için sahabe: “Öldürelim mi?” demiş. Peygamber (a.s): “Hayır onun göreceği ilahi azap daha şiddetlidir.” demiştir.
Büyü, küfre çok yakın bir iştir. Büyü de zarar verme vardır. Her şeyi büyüye bağlamak yanlıştır. Allah kendine sığınanı korur.
Kur’an’da: “Allah’ın izni olmadan bir yaprak bile düşmez.” (En’am: 59)
Müslüman her türlü sapıklıktan uzak durursa, ancak o zaman güzel bir ölümle ölebilir.

Müslüman’ın en çok dikkat edeceği şeylerden biri de ayrımcılık yapmamaktır.
Allah şöyle emreder:
-“Dinlerini parçalayan ve bölük bölük olanlardan olmayın. Bunlardan her fırka kendilerinde olan ile böbürlenmektedir.” (Rum: 32)
-“Kâfirler birbirlerinin yardımcılarıdır. Eğer sizde öyle yapmazsanız yeryüzünde fitne çıkar ve fesat olursunuz.” (Enfal: 73)
-“Allah ve Resulüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin; sonra korkuya kapılırsınız da kuvvetiniz gider. Bir de sabredin. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.” (Enfal: 46)
-“Dinlerini parça parça edip gruplara ayrılanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi Allah’a kalmıştır. Sonra Allah onlara yaptıklarını bildirecektir.” (En’am: 159)
-“Eğer müminlerden iki grup birbirleriyle vuruşurlarsa aralarını düzeltin…”(Hücurat: 9)
-“Müminler ancak kardeştir. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin.” (Ayet: 10)
Bu konularda peygamberimiz de şu uyarılarda bulunmuştur:
-“Müslüman Müslüman’ın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (düşmanına) teslim etmez. Kim (mümin) kardeşinin bir ihtiyacını giderirse, Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Kim Müslüman’ı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır. Kim bir Müslüman’ı (n kusurunu) örterse, Allah da kıyamet günü onu (n bir kusurunu) örter.” (Buhari, Mezalim, 3; Müslim, Birr: 58)
-“Birbirinize buğz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; ey Allah’ın kulları, kardeş olun. Bir Müslüman’a, üç günden fazla (din) kardeşi ile dargın durması helal olmaz.” (Buhari, Edep: 57- 58)
-“İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (Gerçek anlamda) iman etmiş olamazsınız.” (Müslim, İman: 93; Tirmizi, Sıfatu’l- kıyame: 56)

E-ALLAH’IN YARATTIĞINI BOZMAKTAN KAÇINMAK
Cenab-ı Allah: “İnsanı güzel biçimde yarattık.” (Tin: 4) buyuruyor ve insana soruyor:
-“Ey insanlar! Seni yaratıp, düzgün ve dengeli kılan, seni istediği bir şekilde birleştiren, ihsanı bol Rabbine karşı seni aldatan nedir?” (İnfitar: 6- 8)
Ayrıca şeytanın saptırma tehlikesine karşı insanı şöyle uyarıyor:
-“Şeytan dedi ki: Kullarını muhakkak sapıtacağım. Onları boş kuruntulara boğacağım. Onlara emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler.” (Nisa: 119)
Allah Resulü dövme yaptırmayı ve yapmayı yasaklamıştır. Hatta lanetlemiştir.  Şöyle buyurur:
-“Allah; dövme yapana, yaptırana lanet etsin.” (Buhari, Libas: 82)
-“Takma saç takana, taktırana, bedene dövme yapan ve yaptırana Allah lanet etsin.” (Ramuz el-Ehadis: 347/8)
-“Sırf güzelleşmek için dövme yapan ve yaptırana,  yüzünden tüy yolan ve yoldurana, dişlerini seyreltip inceltene böylece Allah’ın yarattığını değiştirene Allah lanet etsin.” (Müslim Libas: 120) + (Riyaz üs-salihın: 3/205)
Hz. Amir (r.a) şöyle nakleder:
-“Allah resulü buyurdu ki, saçını, sakalını siyaha boyayanın kıyamet gününde Allah yüzüne bakmaz.”(Ramuz el-Ehadis: 92/6)
-“Allah, süslenmek için yüzünü boyayıp, kaşlarını yolana, yoldurana lanet etsin.” (Ramuz el-Ehadis: 347/12)

Başkalarına benzemekten, cinslerin birbirine benzeşmesinden kaçınılmalıdır.
Peygamberimiz: “Kim kime benzerse onlardandır.” demiştir. Kötü kimselere, inanmayanlara benzemekten kaçınılmalıdır. Kadın erkek birbirine benzememelidir.
Peygamber (a.s): “Erkeğe benzeyen kadına, kadına benzeyen erkeğe, Allah lanet etsin.” buyurur.(R. Salihın: 1663)+ (Ramuz el-Ehadis: 347/10)

Peygamber efendimiz altın ve ipeği erkeklere uygun görmemiştir. Altın ve ipek kadının süs eşyasıdır. Onun için erkek bunlarla süslenmeyecektir. (Bak: Ramuz el-Ehadis: 411/16)  Erkek gümüşle süslenecektir.(Age: 209/1) devamında ki hadiste de “Altın ve ipek ümmetimin erkeklerine haram, kadınlarına helaldir.” Buyurur.
Peygamberimiz gümüş yüzük takmıştır. (Age: 550/15)
Hz. Ali (r.a) şöyle der:
-“Allah resulü bana altın yüzük takmayı, ipek elbise giymeyi, rüku ve secdede Kur’an okumayı, sarı renkte elbise giymeyi yasakladı.” (İ. Canan, Hadis Ans: 7/52)
Peygamber (a.s) bir adamın parmağında altın yüzük görür, onu çıkartıp fırlatır atar ve şöyle der:
-“Sizden biri ateşli kora koşup, onu elinde mi taşıyor? Ben size bunu haram kılmadım mı? Peygamber (a.s) oradan ayrıldıktan sonra oradakiler yüzüğü alıp gelir, o adama derler ki:
-“Al bunu ailen için harcarsın!”
O sahabe der ki:
-“Hayır! Peygamberin attığını vallahi almam.” (Riyaz üs-salihın: 189)
Burada peygamberimizin tepkisine: “Madem peygamberim böyle uygun gördü bana da uymak düşer.” düşüncesiyle itaati ve teslimiyeti görüyoruz.
Peygamberimiz bir de altın ve gümüş kaplardan yiyip içmeyi yasaklamıştır. Şöyle buyurur:
-“ipek elbise giymeyin, altın ve gümüş kaplardan yiyip içmeyin.” (R.salihın: 780)
-“Altın ve gümüş kaplardan yiyip içenler, karınlarına cehennem ateşi doldurmuş olurlar.” (Age: 781)

F-ZİNANIN HER TÜRLÜSÜNDEN KAÇINMAK
Her organın bir zinası vardır. Müslüman, zina ve zinaya götürecek her türlü davranış ve düşünceden uzak durmalıdır.  Zira peygamber (a.s): “Zina eden Müslüman olduğu halde zina etmez.” buyurur.
Gerçek mümin, imanına zarar vermekten korkmalıdır. Kıyamet günü pişman olacağı iş yapmamalıdır.  Amelini şeytana ve hak sahiplerine kaptırmaktan korkmalıdır. Ölüme hazırlıksız yakalanmaktan korkmalıdır. Dünya, evlat, hanım meşguliyeti derken Allah’a kulluğu unutmaktan korkmalıdır.
Mümin harama göz dikmeyecektir. Kur’an’da şöyle emrediliyor:
-“Resulüm! Mümin erkeklere gözlerini harama dikmemelerini ve ırzlarını korumalarını söyle.”
“mümin kadınlara da söyle: gözlerini harama bakmaktan alıkoysunlar; namus ve iffetlerini korusunlar. Ziynetlerini teşhir etmesinler. Başörtülerini yakalarının üzerine kadar örtsünler… Dikkat çekecek şekilde yürümesinler.” (Nur: 30-31)
Bir ayette de: “Allah gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir.” diye ikaz yapılmıştır. (Mümin: 19)
Bir kutsi hadiste şöyle buyrulmuştur:
-“Namahreme bakmak iblisin oklarından bir oktur. Her kim benden korkarak onu terk ederse, zevkine bedel ona bir iman veririm ki, onun kuvvetini kalbinde duyar.” (H.H. Erdem, İlahi Hadisler: 28)
Bakmak gibi baktırmak da günahtır. Göz resim çeker ve kalbe yerleştirir. Kalp Allah’ın evi olmaktan çıkar. Hz. İsa: “Gözünü kapattığın müddetçe, fercin zina etmez.” demiştir.

Gizli nikâh, flört, kapalı yerlerde yalnız karşı cinsle çalışma, dokunmak, lüzumsuz konuşmak bunların hepsi zinaya götüren şeylerdir. Bunlardan kaçınan zinaya düşmekten korunur.
Peygamber (a.s) şöyle buyurur:
-“Bir erkekle bir kadın yalnız başına kalınca, üçüncüsü şeytan olur.” (Tirmizi, Rada: 15)
Bir kadının kayın biraderiyle yalnızlığına peygamberimiz “Ölümdür” cevabını vermiştir. (R. Salihın: 1659)
İslam da manevi babalık, ablalık, ağabeylik diye bir şey yoktur. Yalnızlıklardan utanç verici olaylar olmuştur.

Peygamberimiz (a.s) hayızlı ile ilişkiyi şöyle yasaklıyor:
-“Hayızlı bir kadınla veya herhangi biri ile livata yapan veya bir kâhini tasdik eden kimse Muhammed’e ineni (Kur’an’ı) inkâr etmiştir.” (Ebu Davut: 4/15)
-“Hayızlı iken eşi ile ilişkide bulunan kimse veya çocuk cüzam olursa o kimse kendisinden başka suçlu aramasın.” (Cami us-Sağır: 2/168)

İslam’da nikâh dışı her türlü ilişki yasaktır. Kur’an’da: “Zinaya yaklaşmayın. Zira o bir hayâsızlıktır ve çok kötü bir yoldur.” (İsra: 32) buyrularak zinaya giden her yol, her hareket yasaklanmıştır.
Bu konuda Resulullah (s.a.v) da şöyle haber vermiştir:
-“Bir yerde zina ve faiz yayılırsa oradakiler Allah’ın azabını hak etmiş olurlar.” (Ramuz el-Ehadis: 53/17)
-“Lut kavminin iğrenç işini işleyen kimse lanetlidir.” (İ. Canan, Hadis Ans: 5/1616)
Zinanın sebep olduğu hastalıklarla ilgili şöyle buyurur:
-“Bir yerde zina yayılırsa, orada bulaşıcı hastalıklar çoğalır. O yer halkı bilinmeyen hastalıklara maruz kalırlar.” (Ali Rıza Karabulut, Tıbb-ı Nebevi Ans: 1/37)
-“Bir yerde zina yapanlar çoğalırsa, orada ölümler artar.” (Muvatta: 2/460)
Ümmü Seleme (r.a) peygamber  (a.s) soruyor:
-“Aramızda iyiler olduğu halde biz de helak mi oluruz?
Peygamber efendimiz şöyle cevap verir:
-“Evet, pislik (Zina) artarsa!” (Muvatta Kalem: 22)
-“Bir yerde zina ve faiz yayılırsa, oradakiler Allah’ın azabını hak etmiş olurlar.” (Ramuz el-Ehadis: 53/17)
-“Yedi kat yer, yedi kat gök zina eden yaşlılara lanet eder. Zina edenlerin kokusu cehennem halkını rahatsız eder.” (Ramuz el-Ehadis: 100/11)

Müslüman her haramdan, her günahtan korunmadan kolay ve güzel ölümle ölmez. Allah Kur’an’da:
-“Gerçek mümin iffetini korur.” (Müminun: 5)
-“Allah’ın has kulları zina etmez.” (Furkan: 68) buyurur.
Peygamber (a.s) da şöyle buyurur:
-“Zina eden, mümin olduğu halde zina etmez.” (Müslim: 1/24)
Peygamberimiz şirk koşmamaya hırsızlık yapmamaya, çocukları öldürmemeye ve zina etmemeye dair söz alarak kendine biat edenlerin biatini kabul etmiştir.(Ramuz el-Ehadis: 6/3)
Bir hadislerinde şöyle müjde vermiştir:
-“Kim dilini, cinsel organını haramdan korumaya söz verirse,  ben de cennet için kefil olurum.” (R. Salihın: 3/ 1542)
İnsanın kötülüklerden korunması, yakınlarının da korunmasını sağlayacaktır. Peygamberimiz (s.a.v) der ki:
-“Ana babanıza iyilik edin, ihsanda bulunun ki, çocuklarınızda size itaat etsin. Siz iffetli ve namuslu olun ki, kadınlarınız da iffetli ve namuslu olsun.” (Seçme hadisler: 143/111)

G-KÖTÜLÜKLERİN ANASI ALKOLDEN KAÇINMAK
Kesin olarak yasaklanan ve yedi büyük günahtan biri olduğu bildirilen alkol ve alkol katkılı maddeler, Müslüman’ın uzak duracağı şeylerdir.
Alkol, insana zararlı olduğu için Cenab-ı Allah, alkollü yiyecek içecekleri kesin olarak yasaklamıştır.
Cenab-ı Allah şöyle buyurur:
-“Ey iman edenler! İçki, kumar, putlar, fal ve şans okları birer şeytan işi, pisliktir. Bunlardan uzak durun ki, kurtuluşa eresiniz.” (Maida: 90)
-“Ey iman edenler! Şeytan içki ve kumar yolu ile aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçtiniz değil mi?” (Maida: 91)
Burada içki şeytan işi pislik olarak nitelendirilmiş ve uzak durmamız istenmiştir.
Peygamber (a.s) da şöyle buyurur:
-“İçki kötülüklerin anasıdır.” (İbn-i Mace, Eşribe: 3371)
-“İçkiden sakının. Çünkü o her kötülüğün başıdır.” (Ramuz el-Ehadis: 16/2)
-“İçki şifa değil derttir.” (Müslim, Eşribe: 6)
-Cebrail bana geldi: “Ya Muhammed! Allah içkiye, onu yapana, yaptırana, içene, taşıyana, satana, satın alana, sunana ve içirene lanet etti.” dedi. (Ramuz el-Ehadis: 11/2)

Peygamber (s.a.v) şöyle buyuruyor:
-“Sarhoşluk veren ve uyuşturan her şeyden sizi men ediyorum.” (Ebu Davut: 3/329) Bu durum da Müslüman sigaradan da uzak durmalıdır. Çünkü haramın ölçüsü şudur:
-İsraf olan her şey haramdır.
-Eziyet veren her şey haramdır.
-Kötü görünen ve kötü kokan her şey haramdır.
-Uyuşturan, sarhoş eden her şey haramdır.

H-FAİZ ALIP VERMEKTEN KAÇINMAK
Faiz kesin olarak haramdır. Dört delilde de dört kaynakta da haramdır. Helal olan bir kısmı, helal olan bir yer ve zaman yoktur.
Kitaba, sünnete muhalif içtihat olmaz, fetva verilmez. Allah’ın ve Resulünün haram kıldığı fetva ile helal olmaz.
Cenab-ı Allah Kur’an’da şöyle emretmiştir:
-“Faiz yiyenler, kabirlerinden şeytan çarpmış kimselerin cinnet nöbetinden kalktığı gibi kalkarlar.” (Bakara: 275)
-“Allah, faiz karışan malın bereketini giderir, sadakaları bereketlendirir. Allah küfürde ve günahta ısrar eden hiç kimseyi sevmez.” (Bakara: 276)
-“Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Allah’tan sakının ki kurtuluşa eresiniz.” (Al-i İmran: 130)
-“Kâfirler için hazırlanmış ateşten sakının.” (Ayet: 131)

Peygamberimiz: “Allah faiz yiyene, yedirene lanet etsin.” diyor. (Ramuz el-Ehadis: 347/11)
-“Kim bir dirhem faiz yerse, 33 defa zina etmiş gibi olur.” (Age: 408/11) buyruluyor.
Bir damla, bir lokma haram yiyenin 40 gün namazının ve duasının kabul olmayacağı bildirilmiştir.
Faizin haram olmayan çeşidi yoktur. Her zaman her yerde haramdır. Miras malı da olsa haramdır.
Hz. Ömer: “Biz faiz yeriz korkusuyla, helal şeylerin onda dokuzunu terk ederdik.” demiştir.
-“Faiz bir gelirdir” denemez. Ben faizi almıyorum bankada bırakıyorum demek, ikinci bir günahın itirafıdır.
Bir şeyde, bir yerde faizin adı ve kokusu varsa, Müslüman kaçınmalıdır. Kendini bilenler bankanın oturağına oturmamış, banka binasının gölgesinde eğleşmemiştir.
Veda hutbesinde Allah Resulü: “Faizin her çeşidi ayağımın altındadır.” demiştir.
Faiz malın telef olmasına neden olur. Faiz insanın ağzının tadının bozulmasına ve huzurunun kaçmasına neden olur. Faiz yiyenler güzel ölümle ölmez. Kabirlerinden de güzel bir kalkışla kalkmazlar.

Domuz eti ve domuz katkılı şeyler de haram kılınmıştır. (Bak. Bakara: 172- 173 + En’am: 145)
Domuzdan şifa da olmaz gıda da olmaz.
Demek ki kısaca: Besmelesiz kesilen et, kan, domuz, Allah’tan başkası için kesilen, içki, uyuşturucu ve sigara gibi yiyecekler, içecekler haram kılınmıştır.
Müslüman’ın Müslüman olması, Müslüman’ca yaşamasına bağlıdır. Müslüman olarak yaşarsa Müslüman olarak ölür ve Müslüman olarak hesap için Allah’ın huzuruna çıkar.
Müslüman’ın emredilen şeyleri yapmasında sevap vardır. Haram kılınan şeylerden kaçmasında da, korunmasında da sevap vardır.


Bu yazıyı 955 kişi okudu.