1.                  NAMAZDA KOLAYLIK

Cenab-ı Allah, kulun yerine getiremeyeceği bir şeyi emretmemiş ve yasaklamamıştır. Yani gücünün üstünde sorumluluk yüklememiştir.

Fakire zekât farz değildir, hac farz değildir.

Kadına Cuma, bayram ve cenaze farz değildir. Beş vakit namaz içinde camiye gitme sorumluluğu yoktur.

Namazda herhangi bir rahatsızlığı olup da ayakta duramayan, oturarak veya yatarak namaz kılabilir. Rükûya varamayan, secdeye varamayan gözü ile başı ile, hatta imâ ile namaz kılar.

Namaz için abdest alamayan, teyemmüm abdesti alır.

Namazı vaktinde kılamayan, kaza kılar.

Yani Cenab-ı Allah her türlü kolaylığı göstermiştir. Bu ne demektir? Allah kulundan namaz ibadetini illâ istiyor da ondan. Bunun için ibadet etme fırsatını her kuluna vermiştir.

Namazın başka ödeme yolu yok. Mükellef kendisi kılacak.

 

2.         NAMAZIN KAZASI

Vaktinde kılınamayan namazın sonradan edâ edilmesine namazın kazası denir.

Mazeretsiz terk, isyandır. Tembellik ve ihmal nedeniyle kılınmayan namaz için tevbe istiğfar gerekir.

Peygamber (A.S.): “Biriniz uyuya kalır veya unutur da bir namazı vaktinde kılamaz ise, hatırladığı vakit o namazı kılsın” (Divantaş İlmihal:1/335)

Namazı vaktinde kılmamak günahtır. Kaza olarak namazı ödemek, vaktinde kılmama günahını kaldırmaz. Ancak borç ödenmiş olur. Sevabından mahrum olur. Eğer mazeret varsa namazın vaktinde kılınamamasında günah yoktur.

–          Kazaya kalan namazın farzları kılınır, sünnetleri kılınmaz. Vitirde kılınır. Sabah namazı vaktinde kılınamazsa, kuşluk, sünneti ile beraber kılınır.

–          Hendek savaşında dört vakit namaz kazaya kalmıştı, akşam hep beraber kaza edildi. Peygamber Bilal’e : “Ezan oku” dedi.

–          Hayızlı, nifaslı, geçen namazları kaza etmez.

–          Ameliyat yapan doktorun, ameliyat olan hastanın namazları kazaya kalınca günah olmaz.

–          Akıl hastası, koma halinde bitkisel hayat yaşayan, Saralı, kaza etmez. Beş vakitten fazla ise kaza etmez. Az ise kaza eder.

–          Yeni Müslüman olan, geçmiş namazlarını kaza etmez.

–          Dinden dönen tekrar dönerse, geçmiş namazları kaza etmez, hac görevini yaptıysa yeniler.

–          Ölüm döşeğinde kılma imkânı olmayan, namazlar için Iskat-ı Salat vardır. Mirasçılar, miras malının üçte birinden hesap edip, her bir vakit için o yılın fıtır sadakası verilir. Kabulü için dua edilir. Kabul olması umulur. Çünkü namazın fidyesi yoktur.

Kaza namazları kerâhat vaktinin dışında her zaman kılınır. “Sadece sabah namazı vaktinde başka namaz yoktur” diyor Peygamberimiz.

 

            NAMAZI TERKİN CEZASI

–     Kurân’da Cennettekiler, Günahkârlara sorarlar:

–     Sizi şu yakıcı azaba sokan nedir?

Cehennemdekiler şöyle cevap verirler:

–     Biz namaz kılanlardan değildik (Müddesir:40-43)

– “Öyle bir nesil ki, bunlar namazı bıraktılar. Nefislerinin arzularına uydular. Bu yüzden ileride sapıklıklarının cezasını çekecekler.” (Meryem:59)

Peygamberimiz (a.s): “Namazı terk eden, Allah’ın ve Resûlünün zimmetinden (korumasından) çıkmış olur.” buyurmuştur.

Namazı inkâr, küfre götürür. Geciktirmek ise günahtır.

İhmâl eden, günaha girer.

Ancak uyuya kalmak ve unutmak mazeret sayılır.

Namazın ıskatı yoktur. Ama son anlarında, zor durumlarda kalıp hastalığı ve yaşlılığı nedeniyle kılamadığı namazların fidyesi verilir. Affı için de Allah’a dua edilir.

Rabbimiz : “İyilikler, kötülükleri yok eder” buyurmuş.(Hud:114)

Özürsüz Cuma namazını terk edenin cezasını da Peygamberimiz (a.s) şöyle ifade etmiştir:

“Üç cumayı terk eden münafıklar listesine yazılır. Kalbine mühür vurulur.”

 

3.         SEFERİLİK

Üç günlük yola, 18 saatlik mesafeye yola çıkan kişi seferidir. Uzaklığın 90 km.den az olmaması gerekir. Bu mesafe gidiş dönüş değil sadece gidiş 90 km olmalıdır. Zamanda, 15 günden az olmamalıdır. Bu yolculuk, ne amaçla, hangi vasıta ile olursa olsun…

Atalarımız : “Misafirlik üç gündür” diye boşuna dememişlerdir.

Yolculuk, oturulan yerin mezarlığı, bağ ve bahçeliği, işyerlerinin bitiminden başlar, gene orada biter.

Yolculuk için meşakkat çekilip çekilmemesi önemli değildir. Bu seferilik, Cenab-ı Allah’ın ikramıdır. Bir bakıma ruhsattır. Ruhsat da emirdir. Tam kılarsa ne olur? İki nafile olur.

Meşakkat çekilmese de evden, yakınlardan bir ayrılık vardır. Yer yabancıdır, insanlar yabancıdır, psikolojik olarak bir yolculuk vardır. Ayni memleketinde ki gibi olunmaz.

Namazın kısa tutulması yalnız farzlardadır. Vitir aynen kılınır, dört rekatlı farzlar iki olarak, akşam aynen kılınır. Sünnetlerin terkine dair hiçbir kayıt yoktur. Sünnetler, şartlar elverirse terk edilmez, hatta müsaitse nafile bile kılınır. Peygamberimiz, Mekke’nin fethi günün kuşluk namazı kılmıştır.

Namazı cemaatle kılan, imama uyar, tam kılar ikisi nafile olur. Misafir imam olursa, iki rekatta selâm verir, cemaat dörde tamamlar.

Yolcu, cuma, bayram kılmak, kurban kesmekle mükellef değildir.

–          Oruç için serbesttir, tutarsa sevaptır.

–          Zorunlu hallerde iki vakit cem edilebilir.

–          Yolculukta mesh müddeti 72 saattir.

Peygamberimiz, Umrede yolculuk için, savaşta namazları kısaltmıştır. Medine’ye yerleşince Mekke’ye gelmiş: “biz seferiyiz” demiştir. (Prof. Dr. H. Döndüren İslâm İlm:386)

İnsanın doğup büyüdüğü, ana baba ocağı, ana baba sağ, teşkilat tamam ise, öğrenci için geçici, dışarıda çalışan için asli vatandır, misafirlik olmaz.

Yazlık gibi, çobanın çadırı, asli vatandır. İkinci ikametgah olur. Çünkü orada ikâmetgah vardır. (Divantaş İlmihal: 1/328)

Ancak bu yerler 90 km’den fazla ile yolculukta misafirlik olur. Gelip giderken geçen zamanda seferilik olur.

 

4.         SEHİV SECDESİ (Yanılmanın telafi edilmesi)

Peygamberimiz (a.s.)”Namazı için şüpheye düşen, doğrusunu araştırsın. Sonra selâm versin, sehiv secdesi yapsın, yani yanıldığı için iki secde daha yapsın.”(H. Döndüren İslâm İlh:336) buyurur.

“Sizden biri dört mü, üç mü kıldı şüpheye düşerse, şüpheyi atsın namazı ona göre tamamlasın ve sonunda iki secde etsin.” (Age:387)

sehiv secdesi, Farzın gecikmesi ve vacibin terkinden dolayı yapılır.

Mesela:

–          Sûreyi Fatihadan önce okumak,

–          Fatihadan sonra sûre okumayı unutmak,

–          Birinci oturuşu unutmak,

–          Vitirde kunutları okumamak,

–          Son oturuşta ettehıyatüyü okumamak,

–          Birinci oturuşta Salli Barik okumak gayri müekketlerde okumamak…vb.

Not : Secde etmeyi unutanın, namazı bozulmaz, sevabı az olur. Kasten terk edenin namazı bozulur, bu unutulmamalıdır.

 

5.         TİLÂVET SECDESİ

Kur’anda 14 secde âyeti vardır. Bunları okuyan, dinleyen secde eder.

Secde için kıbleye dönülüp, niyet edilir, tekbirle secdeye gidilir. Üç defa: “Sübhane Rabbiyel a’la” der ayağa kalkılır.

Secde tek yapılır.

Kalkarken de “Gufraneke ve ileykel masır” denir. Okuduğunun farkına varmayan secde etmediği için sorumlu olmaz. Dinleyen içinde böyledir.

Bu secdeler farz, vacip ve sünnet olanları vardır.

Peygamber (a.s.) şöyle buyurur:

“Ademoğlu secde ayetini okuyup secde edince şeytan ağlar: <vay benim halime! Ademoğlu secde etmekle emrolundu hemen secde etti; cenneti hak ettim. Ben secde etmedim; cehennemi hak ettim der. >” (Müslim, İman:35)

Secde ayetlerinde:

1-     “Secde et” emri vardır. Ya da;

2-     Her şeyin Allah’ı secde ettiği bildiriliyor. Veya;

3-     İnançsızların secde etmekten kaçındığından söz ediliyor

Bunun için secde ayetini okuyan veya duyan abdestli ise hemen secde eder. Abdesti yoksa abdest alınca secde eder. Hayız ve nifaslı olan, temizlenince secde eder. Böylece secde emrine itiat etmiş olur. Secde edenlerden olur. En önemlisi de secde etmeyenlere muhalif hareket etmiş olur.

Namazda secde ayetini okuyan, namazın bitiminde secde eder.

 

KADINLARA İBADETLERDE TANINAN KOLAYLIKLAR

Cenab-ı Allah, kadına da erkeğe de emir ve yasaklardan sorumlu tutmuştur. Fakat kadın, erkeğe nazaran daha nazik yaratılmış olması ve görevlerinin farklı oluşu yönü ile ibadetlerde bazı kolaylıklar tanınmıştır.

Her şeyden önce kadının analık gibi kutsal bir görevi vardır. Evlenirken mehir, evin geçimini temin, boşanma halinde nafaka erkeğe aittir. Yani evin yöneticisi erkektir. (Nisa:34) “Erkek evin idarecisidir.” (Buhari:2/146)

Bu durum kadının lehinedir.

İslâm’da kadın erketen sorumlu değildir. Erkek kadından sorumludur. Erkek, yeme, içme, giyim, barınma sağlık ve zorunlu giderlerden sorumludur. Hatta kadın çocuğunu isterse emzirmeme yetkisi vardır. (Talak:6)

Kadına ibadetlerde tanınan kolaylıklar da şöyledir:

–         Gusül abdesti alırken kadın saçlarını yıkaması gerekemez. Suyun saç diplerine ulaşması yeterlidir.

–         Kadının namaz için camiye gidip cemaate katılma, Cuma, bayram ve cenaze namazı kılması mecburiyeti yoktur.

Namaz kılarken ezan okuması, kamet getirmesi gerekmez.

Hayızlı ve nifaslı iken namaz kılmaz. Sonra da kılamadığı namazları kaza etmez.

–          Hayızlı ve nifaslı iken oruç tutmaz. Hamile iken ve çocuk emzirirken oruçlarını sonraya bırakabilir. (Bakara:184)

–          Yanında mahremi olmadan kadın hacca gitmez. Vekil gönderir. Hacda ihram giymez. Safa – Merve arası koşmaz.

–          Maliki ve Hanbeli mezheplerine göre ziynet eşyasının zekatını vermez. Mezhebimize göre dul ve boşanmış kadın bir yıllık giderini düşer zekatını öyle verir.

–          Hanefi mezhebinin dışındaki mezheplere göre eşi kurban kesen kadının kurban kesme mecburiyeti yoktur. Evin reisinin kesmesi yeterlidir.

–          Farzlardan olan cihada katılma kadına şart değil o, çevresine bu görevi yapacaktır.

Görülüyor ki, kadına güç yetiremeyeceği ve zorlanacağı bir şey emredilmemiştir. Bazı şeyleri yapmazken bazı şeylerde kolaylaştırılmıştır. Bu durum, Cenab-ı Allah’ın hanım bacılarımıza ikramıdır, ihsanıdır.

 

B)                İBADETLERDE BAZI KOLAYLIKLAR

Bir insanın, ne durumda olursa olsun namaz kılabilmesi için gereken kolaylıklar gösterilmiştir.

Zaten Allah, yapılamacayacak bir şeyi emretmemiştir. Gücü olmayana, yapamayana emir de yoktur. Sorumluluk da yoktur.

Dinin emir ve yasakları konusunda yapılamayacak bir emir de yoktur. Yasak da yoktur. Her şey insanın gücü dahilindedir.

Namaz gibi, oruç gibi ibadetler, kaza olarak yerine getirme imkânı tanınmıştır.

Namazda, oruçta vekalet olmaz. Yani kimse kimsenin namazını kılıp, orucunu tutamaz.

Zekât, Kurban, Sadaka da vekâlet caizdir. Hasta ve acz halinde hac için vekil caizdir. (Osmanlı padişahlarının hiçbiri hacca gitmemiştir. Sebebi de o zamanın fetva makamı olan şeyhülislamlar, milleti, milletin işlerinin sırt üstü bırakılmaması, başsız kalmaması için izin vermemişlerdir.) Hac için vekaleti, çok ihtiyar, iyileşmeyecek kadar hasta ve mahremi olmayan kadın verebilir.

İbadeti keyfi terk olmaz. Mazereti nedeniyle oruç tutamayan hasta, yolcu, hayız ve nifaslı, birde tedavi gören, ve çocuk emziren, hamile olan orucu kazaya bırakır.

Kadına Cuma, bayram, cenaze ve cemaatle namaz zorunlu değil. Hayız ve nifaslı, orucunu kaza eder. Namazını kaza etmez.

Dul ve bekâr kadın, haceti asliyeyi (bir yıllık gideri) zekât dışı bırakır.

 

1-     Mesh Giyme

Mesh giyme de bir kolaylıktır. Beş vakit ayaklarını yıkayamayan, abdest alır, meshi giyer 24 saat üzerine mesh eder. Yolcu 72 saat mesheder.

Mesh, elin üç parmağı ile yapılır. Mesh etme ayağın ucundan başlar.

Mesh, toputları örtmeli, sağlam olmalı, delik, sökük olmamalı, ayaktan çıkıvermemelidir. 6 km. yürümeye dayanıklı olmalıdır.

 

2-     Sargı Üzerine Mesh

Yara devam ettiği müddetçe, meshetme de devam eder.

Suyun değmesi şart değildir.

Cünüp, Hayızlı anda sarılsa bile mesh edilir, abdeste mani değildir. Alçı, sargı açılırsa abdest de bozulur.

Cünüplüğün giderilmesi içinde meshetmek yeterlidir. Dış dolgusunda abdestsiz doldurulsa veya kaplansa onun da zararı yoktur. Sargı üzerine meshetme gibidir. Suyun üzerinden geçmesi yeterlidir.

 

3-     Çorap Üzerine Mesh

Çorabın altı deri, pençe vurulmuş, örgüsü gayet sıkı, su almıyorsa, mesh olur. Çorap 5,5 km den fazla yürümeye dayanıklı olmalıdır.

Adi çorap üzerine mesh olmaz.

Ayaktaki çorapla kadın abdest alır mı? Açıkta ise kadın ayağını göstermemek için çorapla abdest alır. Tabii ki kuru yer kalmamalıdır.

 

4-     Dış Dolgusu ve Diş Kaplama

Diş kolayca çıkıyorsa çıkarılır. Zor çıkıyor veya çıkmıyorsa, suyun dişin üstünden geçmesi yeterlidir. Bu mesh gibidir.

Diş doldurulmuş ise, sargı üzerine mesh gibidir.

Yenilen bir şeyin kabuğu dişe yapışmış ise suyun üzerinden geçmesi, cünüplüğü gidermez. Bunun için ağız iyece çalkalanmalıdır. Çünkü Hanefilere göre ağız içinin yıkanması farzdır.

 


Bu yazıyı 6.360 kişi okudu.

Araştırmacı Yazar
Mustafa ÖSELMİŞ