İslam Dinine Göre Kadının Giyimi Nasıl Olmalıdır?

Günümüzde içi dışına, dışı içine uymayan insan çok. Samimi olmayı içi dışı aynı olmayı başaramıyoruz, beceremiyoruz. Bizce bakıldığı zaman hangi kimliği taşıdığımız belli olmuyor. Hangi inancı temsil ettiğimiz de bilinmiyor. Mevsime göre her şey değişiyor. Şekil, ölçü moda oluyor.

Örtünmek, canlılar arasında insana has bir özellik. Bütün dinler insanın örtünmesini emretmiş. İnsandaki bazı duygular da örtünmesini sağlamış.

İnsan başlangıçta açıktır, medenileştikçe örtünmüştür. Son zamanlarda güzel görünme çabası, günümüz kadınını süslenme ve açınma çabası içine itmiştir. Bu yolda servet harcamış ve çılgınca davranışlar sergilemektedir. Zaafları olanlar, dikkat çekme ve kendilerine baktırma hevesi içinde. Bunu yaparken aslında kendine güvensizliği ve çirkinlik kompleksini ortaya koyuyor.

Aslında her insan güzeldir. Herkesin mutlaka güzel bir yönü vardır. Sun’i çabalar, ölçüsüz davranışlar kadını çirkinleştirmektedir.

Önemli olan, ahlâk güzelliğidir. Ahlâkı çirkin güzel yüz asla huzur vermez ve yüz güldürmez. Ayrıca yüz güzelliği gelip geçicidir. Bakın ninelere, onlarda bir zamanlar güzeldi…

İslâm kadını, ancak eşi için süslenir, kendini başkalarına teşhir etmesi günahtır. Bunun için İslâm kadını, sokakların kadını değil, evinin sultanıdır, yavrularını anası, eşinin yardımcısı ve milletinde sigortasıdır.

Kadın, bazı şeyler uğruna evinden barkından koparak, metâ haline gelmemelidir. Aziz milletimize göz dikenler, aile ve kadını hedef seçmiştir.

İslâm’ın kadın için koyduğu sınır, kadını asla küçültmez. Bilakis kadına verdiği değeri gösterir. İslâmın koyduğu tedbirler de kadını korumaya yöneliktir.

Kısaca tesettürdeki hikmet şudur:

1.Her türlü fitne ve günah kapısını kapatmak,

2.Neslin bozulmasını ve sıkıntıya düşülmesini önlemek.

3.Kadını çocukların anası, evinin sultanı yapmak, bunun için de kadının iffetini korumak için tedbirdir.

Toplumumuzda bazı şeyler bilerek veya bilmeyerek yanlış değerlendiriliyor. Bir tarafta hiçbir hak ve özgürlük tanınmayan, inancının gereği örtünemeyen, istediği gibi giyinemeyen kadın, diğer yanda her türlü hak ve özgürlüğe sahip, açınabildiği kadar açınabilen, aile ve toplum ahlâkını tehtit eden kadın.

Anlayış da şöyle : Küçük kızımız; kısacık, iç çamaşırı görünecek, biraz büyük ; göğsü, göbeği, sırtı açık olacak, orta yaşlı olunca; yarım örtü, etek yırtmaçlı, kolsuz bir giyim. Yaşlanınca; kalın çorap, manto, gözü kaşı örten baş örtüsü… bu bizim giyim anlayışımız.

 

İSLÂM NE DİYOR?

İslâm, örtülmediği zaman herhangi bir kötülüğe neden olacak yerlerin örtülmesini emretmiştir. Kur’an’da örtünme ile ilgili ayetler şunlardır:

1-“Evlerinizde vakâr ile oturun. Cahiliye kadınlarının kırıla döküle, süslerini göstere göstere yürüyüşü gibi yürümeyin” (Ahzab Sûresi : 33”)

2-“Ey Peygamber! Zevcelerine, kızlarına ve müslüman kadınlarına örtülerini üzerlerine örtmelerini söyle.” (Ahzab Sûresi : 59).

3-“Mü’minlerin kadınlarına söyle, gözlerini harama bakmaktan sakındırsınlar, ırzlarını korusunlar, ziynetlerini açmasınlar, baş örtülerini yakalarının üstünü örtecek şekilde örtsünler.” (Nur Sûresi : 31)

4-“Hayızdan evlâttan kesilmiş, nikah ümitleri kalmamış yaşlılar, ziynetlerini erkeklere göstermemeleri şartı ile dış elbiselerini bırakmalarında günah yoktur. Genede sakınıp, örtünmeleri onlar için daha hayırlıdır.” (Nur Sûresi : 60)

5-“Ey Ademoğulları! Size ayıp yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise yarattık. Takva elbisesi ise daha hayırlıdır…” (A’raf Sûresi : 26)

6-“Ey Ademoğulları! Şeytan, anababanızı ayıp yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi sizi de aldatmasın…” (A’raf Sûresi : 27)

Birkaç tanede Hz. Peygamberin hadislerinden örnek verelim :

1-Hz. Peygamber (sav) : El ve yüzün dışında bütün bedenin örtülmesini emretmiştir.” (Ebu Davut Libas : 31)

2-“Bazı kadınlar vardır ki, giyinmiş gibidirler fakat çıplaktırlar” (Riyaz-üs’Salihın : 3/1664)

3-“Çocuğun örtünmesine dikkat edin ve onu örtün. Zira onun avreti de büyüğün avreti gibidir.” (Ramuz El-Ehadis : 321/6)

4-“Ebu Bekir (ra)ın kızı Esmâ, ince elbise ile Allah Rasülü’nün huzuruna girince, Peygamber ondan yüz çevirdi ve : “Ey Esmâ! Kadın erginlik çağına ulaşınca, el ve yüzünün dışındaki yerlerini başkalarının görmesi uygun değildir” dedi. (Ebu Davut Libas : 31)

Bu ayet ve hadislerden anlaşıldığına göre islâm, örtünmeyi emrediyor. Diğer semâvi dinlerde de örtünme emri vardır. Yahudilikte kadın başı açık ibadet yerine gidemez, başını örten kadın ancak ibadetleri seyredebilir. Tevrat’ta: “Başı örtüsüz dua eden kadın, başını küçük düşürür. Eğer kadın başını örtmezse, saçı kesilsin. Kadına saç kesmek ayıpsa, ozaman örtünsün.”

Tevrat’ın bir emri de şöyledir:

“ Bedeninin çıplaklığını ört” (Tevrat, çıkış : 28/42)

Havari Aziz Taul : “Her erkeğin başı İsa’yı, kadının başı kocasını temsil eder. Kadının başında örtü yoksa, ibadet etmesi ve din üzerine konuşması, onu kirletir…” demiştir.

Mezheplere göre; kadının el ve yüzü hariç bütün bedenin örtülmesi gerekir. Ölen kadın içende bu durum geçerlidir.

Hz. Ömer (ra), Ebu Ubeyde’ye mektup yazmış ve : “Müslüman kadınlar, müslüman olmayan kadınlarla hamama gidiyorlarmış bunu yasakla, mâni ol!” Bunun üzerine Ebu Ubeyde yasaklamış ve : “gidenlerin kıyamet gününde Allah yüzünü kara etsin” diye dua etmiştir. (Prof. Dr. Faruk Beşer : Fıkhî Risaleler)

Erkeğin avreti ise göbekle diz arasıdır. Huzeyfe (ra) şöyle der : “Ben mescidte iken dizim açıldı, Peygamber : “Dizini ört avrettir” dedi. Hz. Peygamber, Hz. Ali’ye de: “Dizini açma” demiştir.

Demek ki, büyük küçük müslüman erkek ve kadın örtünecektir. Küçükler için : “Hevesini alsın ilerde örtünmesi kolay olur” düşüncesi yanlıştır. Bu şuna benzer: “Kızım sigaradan, alkolden, uyuşturucudan hevesini alsın ilerde içmez.” Bazı şeyleri terk etmek kolay olmuyor. Hayat nasıl başlarsa genelde öyle devam ediyor. Atalarımız: “ İnsan yedisinde ne ise, yetmişindede o olur” demişler. Ağaç yaşken eğiliyor. Elbise ile örtünmeyen kefenle örtünüyor.

Kim ne derse desin, insanda doğuştan var olan haya duygusu küçükten korunur ve beslenirse, varlığını devam ettirir. Dikkat edilirse örtü daha çok gençlere yakışır. Ayrıca örtü, haya perdesidir. Perde olmazsa, bir çok şeyin değeri kalmaz. Karşımızda dilediğini yapan isyankâr bir insan kalır.

Allah’ın bu örtünme emri, iyi temsil edilirse, o güzel görünüm başkalarının örtünmesine de vesile olmaktadır.

Bugün inançsızlığı ve bilgisizliği nedeniyle, Allah’ın “ört” dediğine “aç” demek, yeni örtünene bu nereden çıktı demek, örtüyü bahane ederek çalıştırmamak, din düşmanlığından başka bir şey değildir. Böyleleri, Allah’ı karşısına almış olur.

Küfre girmek için dinin bir emrine karşı çıkmak da aynıdır, tamamına karşı çıkmakda aynıdır…

Dini inancını yaşamak isteyene, yaşama ortamı hazırlamamak, bu fırsatı vermemek; Yani yardımcı olmamak vebâlli bir iştir. Ayrıca baskıya uyup Allah’ın emrini bırakıvermek de vebâlli bir iştir. Değilse günahtan kurtulamaz.

Tesettürsüzlüğün bize verdiği mânevi kayıplar çoktur. Ayrıca evliliği azalttığı, kıskançlık duygusunu kabarttığı ve nice nice yuvaların yıkılmasına sebep olduğu, ahlâksızlığın yayıldığı, cinayetlerin işlenmesine neden olduğu da unutulmamalıdır.

 

BELLİ BİR İSLÂMİ KIYAFET ŞEKLİ VAR MI?

İslâm’da örtülmesi gereken yerler belirlenmiş, fakat bir model veya belirli bir elbise şekli üzerinde durulmamıştır. Kıyafet, örf âdetlere göre, yörenin iklim ve kültür şartlarına göre serbest bırakılmıştır. Bu da islâm’ın yaşanabilir olduğunu gösterir.

Bugün islâm kadını, temizlik ve şıklığıda gözardı etmemelidir. Cenab-ı Allah’ın nazar ettiği kalbini güzelleştirdiği gibi, fitneye sebep olmayacak şekilde görünümünüde güzelleştirmek zorundadır. Böylece örtünün yadırganmaması, bilhassa islâm düşmanlığının önlenmesi sağlanmalıdır.

Bir şey eksik yapılınca, nasıl sakıncalı ise, aşırılığa kaçınca da sakıncalıdır. En basitinden ürkütücü ve soğutucu olur.

Bostan-Gülistan’da okumuştum. Biri yalan yanlış Kur’an okuyormuş, ona ne yaptığını sormuşlar : “Allah rızası için Kur’an okuyorum” demiş, ona : “Allah rızası için sen bu Kur’anı böyle herkesin içinde okuma” demişler. Neden? Birşeyi sevdirmek önemlidir.

İslâm’da özel kıyafet şekli yoktur. Biz, İslâm’ın ölçülerine göre giyilmesi günah ve haram olan giysileri sıralarsak, sanırım İslâmi kıyafet ortaya çıkacaktır. İslâmi kıyafet şekli nasıldır :

1-İslâmi kıyafete moda ve taklid karıştırılarak sulandırılmamalıdır.

2-Başka inanç ve milletten olanların özel elbiseleri giyilmemelidir. Papaz, Haham ve Noel Baba kıyafeti gibi.

3-Erkeğe ipek elbise haram kılınmıştır.

4-Karşı cinsi çağrıştıran elbise, yani kadına erkek, erkeğe kadın elbisesi helâl değildir.

5-Üzerinde yazılar, resimler olan elbise olmamalıdır.

6-Aşırı süslü ve dikkat çekecek şekilde renkli elbise,

7-İnce, dar, kısa ve tahrik eden elbise,

8-İffetsizlik mesajı veren elbise, kötü şey akla getiren elbise,

9-Vücut hatlarını belli eden elbise ve teni gösteren çorap islâmi değildir. Bunun dışındaki elbiseler giyilebilir.

Deniliyor ki, dışarda takılan eşarpla namaz kılınmaz. Neden? “başkaları gördü” deniliyor. Peki başkalarının gördüğü manto ile, çorap ve elbise ile kılınıyorda neden eşarpla kılınmasın? Önemli olan, eşarbın dikkat çekecek renkte ve ince olmamasıdır. Görünen örtü, elbise değil, beden olmamalıdır.

 

GİYİM NASIL OLMALIDIR?

            Hz. Peygamber : “Nice giyinmiş kadınlar vardır ki, aslında açıktırlar” buyurmuştur.

Mevlana da : “Nice insanlar gördüm üzerlerinde elbiseler yok. Nice elbiseler gördüm, içlerinde insan yok.” demiştir.

Giyim insanı bayağılaştırıp, basitleştirmemelidir. Elbiseden maksat örtünmek, açıklığın getireceği zarar ve belâlardan korunmaktır.

Son zamanlarda ne yazık ki, giyim-kuşamda anarşi hâkimdir. Rahatlık, sıcaklık gibi bahanelerle, tahrikcilik, teşhircilik ön plâna çıkmıştır. Cinsellik sergilenmektedir.

İslâm’da bir şeyin neye sebep olduğu çok önemlidir. Bakmak, baktırmak, kötü örnek olmak, meşrulaştırmak veya uygun olmayan giysiyi piyasaya sürmek ve satmak, bunlar meşru işler değildir. Hz. Peygamber : “Bir kötülüğe sebep olan, onu bizzat işlemiş gibidir.” “Kötü çığır açana açtığı çığrın günahı kıyamete kadar ona yazılır” diyerek bizi uyarmıştır.

Giyim çok şey ifade eder, karşı tarafa mesajlar verir. Bunun için denilebilir ki, giyim insanın kartvizitidir. Ayrıca insanın dünya görüşünü ve ahiret inancını yansıtır. İnsanın şahsiyetini ve iffet anlayışını ortaya koyar.

Bunun için giyilen elbise;

1-Bütün bedeni örtmelidir. İnce, şeffaf olmamalıdır. Peygamberimiz ince giyinen Esma’dan yüzünü çevirmiş, onu kınamıştır. Uygun elbise giymeyenleri çıplak saymıştır.

2-Kadının giydiği elbise cins özelliklerine zarar vermemelidir. Çünkü, şekil benzerliği, iç benzerliğine götürür. Böylece cinsler birbirine karışır, uyum bozulur.

3-Elbise, küfür elbisesi ve gurur elbisesi olmamalıdır. Peygamberimiz: “Kalbinde zerre kadar gurur olan cennete giremez.” buyurmuştur. (Müslim, İman : 30)

4-Elbise, haramdan kazanılmış elbise olmamalıdır. Bir hadiste “Elbisenin onda biri haramdansa, onunla kılınan namaz kabul olmaz” buyrulmuştur.

5-Elbise “bana bak” diyen elbise olmamalı, ayakkabı, konuşan ayakkabı olmamalıdır. Kadın bakılmasına sebep olacak davranışlardan kaçınmalıdır. Koku sürünerek sokağa çıkan kadını peygamber (AS), zinaya bir adım atmış olarak kabul eder.

6-Elbisede hakaret içeren yazı ve resimler olmamalıdır. Elbisede anlamı bile bilinmeyen bazı yazılar şu şekilde olabiliyor:

Hell : Kahrolsun

Die  : Ölüm

Only one night : Sadece bir gece

Private boy : Özel çocuk

Satan : Şeytan

Kill for you : Senin için ölürüm

Follow me : Beni takip et

Kiss me : Beni öp

Touch me : Bana dokun vb.

Bir bayanın giydiği elbisede böyle şeylerin olması, karşı tarafa iyi mesajlar vermez.

7-Kadın evinde, işyerinde, hatta yakın akrabalarının yanında tesettüre riayet etmelidir. Canım ne var, o kadar da değil, benim kalbimde kötülük yok gibi düşünceler yerine, günaha açılan kapıları kapatmalıdır.

8-İslâmi giyim demek, illa çarşaf ve manto demek değildir. İslâm’da giyim, örfe ve iklime bağlı olarak düzenlenir. Çarşaf veya manto giymeyen bir kadın islâm dışı sayılamaz. Kur’an’da ve sünnette özel bir giyim tarif edilmemiştir. Önemli olan örtünmektir ve ölçülere uymaktır.

Bir kadın Hz. Peygambere sorar :

– Nasıl giyineyim?

Hz. Peygamber cevap verir :

– Öyle bir elbise giy ki, cahiller seninle alay etmesin, akıllılar da seni kınamasın.”

Elbisenin şekli örtünmeyi zorlaştırmamalı, güçlük çıkarmamalıdır. Kınamaya ve yadırgamayada sebep olunmamalıdır.

Kur’ana göre kadın, “Cilbab” denilen sade, bol ve rahat hareket imkânı sağlayan elbise giymelidir. Bu elbise, içi göstermeyen, vücut hatlarını belli etmeyen, dikkat çekmeyen el ve yüz hariç vücudu örten elbise olmalıdır. Günah elbisesi olmamalıdır.

Sevdirmek, örnek olmak en güzel tebliğdir.

Allah Rasülü şöyle buyurur:

“Kolaylaştırınız güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz nefret ettirmeyiniz.” Unutmayalım, ısındırmanın sevabı, soğutmanın vebâli vardır.

 

BENZEŞMEK NE KÖTÜDÜR :

            Cenab-ı Allah kadınla erkeği ayrı iki cins olarak yaratmış, ikisinede ayrı ayrı görevler vermiştir. Cins özelliklerinin dışına çıkmalarını yasaklamıştır.

Başkalarına özenmek ve benzemek, kişilerin benliğini ve kimliğini yok eder, şeklen benzeşme diğer benzeşmelere götürür. Onun içindir ki erkekleşmiş kadınlar, kadınlaşmış erkekler görmek mümkündür.

İlim adamları kız ve erkek çocuklarını yetiştirirken oyuncaklarının ve giyiminin farklı olmasına dikkat çekmektedirler.

Kadın erkek benzeşmesi, sapık ilişkileri teşvik etmektedir. Ayrıca toplumda yetki ve görevler birbirine karışmaktadır. Bunalıma düşen ve intihar edenlerin sayısını artırmaktadır.

Kur’an yahudi ve hıristiyanlara benzememe konusunda ciddi uyarılarda bulunmuştur.

İslâm peygamberi hicret sırasında yahudilere benzememek için orucunu bozmuştur. Yanındakilerinde bozlamalarını istemiştir.

– Bir hadislerinde : “Kendilerini erkeklere benzetmeye çalışan kadınlara,kendilerini kadınlara benzetmeye çalışan erkeklere Allah lânet etmiştir. Erkeklerden kadınlara, kadınlardan da erkeklere benzeyenlere lânet olsun” (Buhari Libas) Prof. Dr. J. Canan (Hadis Ans : 17/1903) buyurmuştur.

– Birine de : “Yüzü koyun yatma, o cehennem ehlinin yatışıdır.” demiştir. (Age:17/1123) Diğer hadislerinde de:

– “Bir topluluğa benzeyen onlardandır”

– “Kadın elbisesi giyen erkeklere ve erkek elbisesi giyen kadınlara lânet olsun” (Riyaz’us-Salihın : 3/1663)

– “Üç kişi cennete giremez. Allah kıyamet gününde onlara rahmet nazarı ile bakmaz :

1-Anababasına isyan eden evlat,

2-Eşini kıskanmayan koca,

3-Erkeklere benzemeye kalkan kadın, kadınlara benzemeye kalkan erkek.” (Ahmet bin Hanbel : 11/134) buyurmuştur.

Kadınımsı davranışlar sergileyen biri için Hz. Peygamber sorar: -Bu nasıl bir adamdır? –“Kadınlara özenir” derler. Peygamber : “Bu adamı sürün çıkarın” buyurur.

Benzeşme gayreti çirkin, çirkin olduğu kadar da tehlikeli durumlara düşürür, farklı gözle baktırır.

Yaşlı bir kadın, uzun saçlı, kız görünümlü gence:

-“Kızım” der. Genç:

-“Ben kız değilim” deyince kadın:

-“Pek de erken evlenmişsin.” Genç:

-“Ben evli değilim.” deyince kadın :

-“Vah vah yavrum genç yaşta dul kalmışsın.” demiştir.

Erken yaşlarda başlayan benzeşme, Hünsa denilen kadın mı, erkek mi olduğu belli olmayan bir yaratık ortaya çıkar.

Allah insanı erkek olarak yarattıysa erkekçe yaşamalı, kadın olarak yarattıysa, hanım efendi olarak yaşamalıdır. Değilse sevimsizleşecektir, mânende kendisi zarar görecektir.

Benzeşme, iyi yönde ve güzel şeylerde olursa, güzel olur. Birde örnek güzel olursa, sonuçda güzel olacaktır.

 

MODAYA UYMAK

Moda, normal bir gelişme değildir. Sık sık değişir, zaman zamanda kendini inkâr eder. Bunun için çoğu kez olumlu olmaktan ziyade olumsuz gelişmelere neden olur. Bir bakıma moda, çılgınlığın adıdır. Bunun için modacılar, bir şeyler ortaya atarken bir de kural koymuşlardır : “Modanın eleştirisi olmaz” diye.

Moda çıldırtıyor, ne yapsın, nasıl yapsın baş döndürtüyor, israfı körüklüyor, aldatıcı, güdümlü bir hayat yaşatıyor, her şeyi altüst ediyor, ahlâki dinî ve millî değerlere isyan ettiriyor, tenkit edemiyorsun. Beğenen de, beğenmeyen de modacının ve modanın esiri oluyor.

Nasreddin Hocaya : “Bir şey icat ettin mi?” demişler. “Ettim” demiş. “Ama bende beğenmedim” diyede ilâve etmiş. “Neydi o icat ettiğin?” demişler: “Karla ekmek yemek” demiş.

Bir şey olsada olmasada, uysada uymasada adı moda oluyor, akan sular duruyor. Beğenen modacı oluyor…

Kendini bilen, kimlik kişiliğini kaybetmeyen, modanın esaretine girmiyor. Her zaman işin mantıklı olanını yapıyor.

Bugün dünyada moda evlerinin hemen hemen hepsi yahudilerin elindedir. Böyle olunca da kimlik kaybı ve israf söz konusu oluyor.

Çağdaş giyim olarak ifade edilen moda, inançtan ve geleneklerden uzaklaştırmaktadır. Onun için moda ile tesettür olmaz. Çünkü; tesettürün gayesi kötü bakışlardan korumakken, moda bütün dikkatleri toplamaktadır.

Moda da kişinin iradesi olmuyor. Kişi kendine yakışanı değil, yakıştırılanı seçmek zorunda kalıyor. Böyle oluncada bir kısım insanlar gülünç duruma düşüyor. Palyaço gibi maskaralık olur.

İslâm’da taklit yoktur, dikkat çekme yoktur.

 

PANTOLON GİYMEK

            İslâm’da tesettürün özelliği, örtülmesi gereken yerlerin örtülmesi, içini göstermemesi, dikkat çekici ve vücut hatlarını belli etmemesidir. Pantolon, dar olup vücut hatlarını ortaya çıkardığı, dikkatleri çektiği ve erkek elbisesine benzediği için sadece pantalonun giyilmesi islâmi değildir.

Pantolon, etek altı, manto altı giyilirse ve genişçe olursa giyilebilir.

Pantalonun dar olması, sağlık yönünden de uygun değildir. Yetkili ağızlardan birkaç örnek verelim:

-“Deri ve Zührevi Hastalıklar Mütehassısı Dr. Yasemin Fatih, dar pantalonun kısırlığa ve mantar hastalıklarına yol açtığını, kandolaşımını engellediğini açıklamıştır.” (14-04-1994 Türkiye Gaz.)

-“ Uzmanlara göre dar pantolon, kandolaşımını ve kanın kalbe dönmesini güçleştirir. Damarların genişlemesine yol açarak, varise sebep olur. Ayrıca damar pıhtılaşmasına sebep olur. Hava almayı önler, mikropların üremesini kolaylaştırdığı için mantar ve egzama gibi deri hastalıklarına ve bacak sinirlerinin zedelenmesine, ayrıca erkeklerde cinsel iktidarsızlığa yol açar.” (Doç. Dr. Sefa Saygılı, Aile Sağlığı Ans. 2/284)

-“Dar giysiler nedeniyle dokuların kanla beslenmesi, engellenmektedir. Naylon, sentetik ve kot türü kumaşlar insan sağlığı açısından büyük risk taşımaktadır. (Doç. Dr. Ömer Faruk Şendur Selçuk Ün. Tıp Fak. Fizik ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Başk.)

– Dr. Recep Yoldaş : “Dar pantolon ve streçler varisin önemli bir nedenidir. (30-07-2002 Yeni Asya).

– Aile Sağlığı Ansiklopedisinde : “Kadın doğum doktorları sağlıksız giyimden şikayetçi : Dar giysiler nedeniyle cinsel organlarda tahriş, ödem, deride çatlak, yırtık ve her çeşit tahribat, enfeksiyon, vajinal veya üriner iltihap gibi problemler görülmektedir.” denmiştir.

Görülüyor ki, dar elbise hem dinen, hem de sağlık açısından uygun değildir.

 

ÇALIŞMA ORTAMINDA KADIN

            İslâm’da kadın çalışmaz diye bir şey yoktur. Meşru işlerde ve meşru ortamlarda kadın çalışmaya ihtiyacı varsa çalışır.

Çalışma ortamında kadın giyimine, davranışlarına dikkat edecek ve kadın, ciddiyeti elden bırakmayacaktır. Açık saçık, boyanıp, kokulanıp kadın çalışamaz.

Kadının meşru olmayan işte, meşru olmayan kıyafetle çalışması, kabul edilemeyeceği gibi kazancıda helâl olmaz. Kendi isteğiyle açınan kadının kazancının helâl olacağını kimse söyleyemez.

Açık saçık işçi, sekreter çalıştıran kimsede günaha girer. Bu yolla kazanılan paranında huzur veren bir para, hayır işlerine gidecek bir para olacağı söylenemez.

Durum böyle olunca giyimin, işin, işyerinin uygun olanı tercih edilirse, günahtan korunulmuş olacaktır.

Giyim, insanın inancının ve iffet anlayışının bir parçasıdır. Namuslu olmanın birinci şartı, namuslu görünmektir. “Sen kalbe bak”la olmaz. Kalbe Allah bakar, insanlar ise şekle şemâle bakar. Güzel kadın, açılıp saçılan kadın değildir. Açıklık, ciddi insan görünümü vermez. Eş, analık, evlilik gibi konularda da güven vermez. Açıklık genellikle şehvet duygusunu ön plana çıkarır. Taciz ve tecavüzlere kadar giden olaylara neden olur.

Örtünmek kadar örtüye lâyık olmak, islâma ve müslümana laf getirmemek de önemlidir. Her şeyden önce örtünmek hidayet işidir, herkese nasip olmaz. Örtünen, örtüye lâyık olması lazımdır. Neden? Çünkü onunla uğraşan çok olur. Örtü düşmanı onunla uğraşır, şeytan onunla uğraşır. Şeytan, çırılçıplak olanı ne yapsın? Onunla ne diye uğraşsın? Bu ona vakit kaybı olur.

Bir de insanın en yakınları uğraşır. En çok üzende budur. Babası, kocası örtünen bir kadına “aç” derse üzücü olmaz mı?

Birde zorla örtü olmaz. “Babam öyle istiyor, kocam öyle istiyor” denilerek örtünülmez. İslâm kadını, taviz vermediği gibi laf olsun diyede örtünmez. O, Allah’ın emrini yerine getirmenin şuuru ile örtünür. En önemliside islâm’ı temsil eder.

İslâmi tesettür, yarım yamalak örtü, karış karış yırtmaç, bakışları celbeden süs de değildir. Örtü Alemlerin Rabbı olan Allah’ın emridir. Allah emrettiği için örtünülür.

“Seni görünce bana fenalık basıyor, çok sıcak, nasıl böyle örtünüyorsun ayol!” diyene de bacım : “Allah böyle istiyor, ve cehennem daha sıcak!” diyebilmelidir.

Ayrıca: “örtünemiyorum”, “yapamıyorum” demek de insanın imanına zarar verir. Çünkü; Allah’ın emrine karşı gelinmiştir.

 

VÜCUTTA YAPILMASI YASAK OLAN – OLMAYAN ŞEYLER

            Önce yapılması gerekenler :

1-Sünnet olmak

2-Tırnak kesmek

3-Kasık ve koltuk altı kılları temizlemek

4-Saç, bıyık ve sakal tıraşı olmak

5-Kına yakmak, sürme çekmek, koku sürmek.

 

Yapılmaması gerekenler:

1-İhtiyaç olmadan estetik ameliyat yaptırmak.

2-Cinsiyet değiştirmek

3-Mahrem yerleri açmak

4-Dövme yaptırmak

5-Kaş yolmak

6-Diş seyreltmek

7-Saç sakal ve bıyıktaki beyaz kılları yolmak, boyamak

8-Bıyığı kesip, bıyıksız olmak

9-Peruk takmak (insan saçından ve güzellik maksatıyla)

10-Saçı deve hörgücü gibi yapmak

11-Gusle ve abdeste mani olan oje, dudak boyası kullanmak, su geçirmeyen boya kullanmak.

12-Kadının saç kısaltması, erkeğin saç uzatması

13-Erkeğin küpe takması, dudağa, burna halka takması

14-Kadının koku sürerek vücudunu açarak dışa çıkması

15-Vücuda eziyet vermek, yaralar açmak acı çektirmek. Bunun gibi şeylerin yapılması dinen yasaklanmıştır.

 

ESTETİK MÜDAHALE

            Allah’ın yarattığı vücudu değiştirmek, onda değişiklikler yapmak, islâmda yasaklanmıştır. Hatta vücuttaki beyaz kılların yolunması ve siyaha boyanması bile yasaktır.

Zaruret olmadan, kendine verilenle yetinmeyip, ağzı, burnu, göğsü, kulağı, yüzü vb. değiştirmek dinen yasaktır.

Allah insanı o hali ile beğenip yaratmıştır. Yapılan değişiklik, Allah’ın verdiği şekli değiştirmektir. Allah’ın verdiğini beğenmemektir.

Kur’an’da : “Şeytanın; Şüphesiz onlara emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler” dediği bildirilmiş, böyle bir şeyin şeytani bir iş olduğu haber verilmiştir.

Geçen yıllarda dünya çapında bir sanatçı, siyah olan vücudunu ameliyatla beyazlaştırmıştı. Allah ona öyle bir hastalık vermiştir ki, vücudunun hiçbir yerini açamaz hale gelmiş, maske ile sahneye çıkmıştır.

Bazı insanlarda kendini çok zorluyor. Öyle şeyler yapıyor ki, daha da çirkinleştiğinin farkına varamıyor.Bundanda zarar görüyor. Fatma nine ne yaparsa yapsın, Fatma bacı olabilir mi?…

Allah insanın rengine şekline bakmaz. Bizi o öyle yaratmıştır. Allah insanın ameline, niyetine ve kalbine bakar. Şekil güzelliği gelip geçicidir; önemli olan ahlâk güzelliği ve kalp güzelliğidir.

Bazılarıda karşı cinse özeniyor ki, böyleleri için Allah’ın ve peygamberin lâneti vardır. Cinsiyet değiştirmek asla helâl değildir.

Uzmanlar : “Ne olursa olsun bir ameliyattır. Genç ve güzel görünme arzusu, çoğu zaman kalıcı zararlarıda beraberinde getirir” diyor.

Estetik güzellik, geçicidir. Çünkü gençleşmek mümkün değildir. Kendine güveni olmayan bazı kimseler, böyle yapmacık işlere yöneliyor. Bu işi körükleyen, güzellik merkezleridir. Müşterilerine servetler harcatmaktadır.

Hiç mi müsaade yok? Var olmaz mı? Eğer bir durum, insana çirkinlik veriyorsa, rahatsızlık veriyorsa, mahcubiyete neden oluyorsa, ur, yara, yanık gibi çirkinlik veriyorsa, başkalarına rahatsızlık veriyorsa ve insanın dışlanmasına neden oluyorsa, o zaman tedavi olmak Allah’ın emridir. Çare arıyacak, ameliyat olacaktır.

 

DÖVME YAPTIRMAK

            Fıtratı bozan şeylerden biride dövme yaptırmaktır. Yapan içinde yaptıran içinde yasak olan bir iştir.

Dövme, bir süs değildir. Deri altına renkli boyaların yerleştirilmesidir. Ömür boyu çıkmaz. Bunun için dövmeye: “fıtrata vurulan kara lekedir.” denmiştir.

Dövme yapılan iğne ile AIDS’ten tutunda bir çok hastalık geçebilir. Deride yanma olayı ile de kanser hastalığı görülür.

Dövmede abdeste gusle mâni durumlarda olabilir ki, insan hayat boyu cünüp gezer Allah’ın huzuruna cünüp çıkar.

Hz. Peygamber : “Allah, dövme yaptıranlara, kaşlarını inceltenlere, dişlerini seyrekleştirenlere Allah’ın yarattığını bozanlara lânet etsin” buyurmuştur. (Riyazüs-salihın : 3/1677)

-Uzmanlar, dövme yaptırmanın çılgınlık olduğunu ifâde ediyor. Ayrıca ilkelliktir. Afrika, Amazon ve Kızılderilileri taklidtir. Bazıları sanat adına böyle bir işe kalkışıyor. Bunun sanatla uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Özentidir. Hatta bazen ölüm riski bile taşır” (13.09.1997-Akit)

-“Dövme fıtrata vurulan lekedir. Dövme yaptıranlar saldırgan olmaktadır. Dövme AIDS ve kanser riskini de arttırır.” (25.09.1994 Zaman) Böyle diyor yetkililer.

SAÇ BOYAMAK TIRNAK DUDAK BOYAMAK

            Ağarmış saçların siyaha boyanması yasaklanmıştır. (Prof. Dr. J Canan Hadis Ans. 17/1091) Aynı kaynakta kadının saçını siyaha boyaması halinde günahkâr olacağı bildirilmiştir. (Age : 17/481)

“Saç boyalarında bulunan “arylamines” maddesinin kansere yol açan toksinlere neden olduğu, kalıcı saç boyası kullanan ve “NAT 2 slow” genine sahip olan kadınlarda mesane kanseri riskinin üçe katlandığı, “NAT 1 slow” genine sahip olanların ise 6.8 e katlandığı bildirilmiştir.” (11.04.2002 Türkiye)

Maçlarda yüzlerini boyayanları, kanser rizki ile karşı karşıya oldukları için ilim adamları uyarmaktadır.

Suyun vücuda temasını önleyen her şey abdestede guslede mânidir.

Oje, altına suyu geçirmeyen bir tabaka oluşturur. Cünüplükten kurtulmak isteyen bir kadının mutlaka ojeyi kazıyıp çıkarması lâzımdır.

Dudak boyası da tabaka oluşturur. Ayrıca içinde domuz yağı olduğundan abdeste’de guslede mânidir.

Kozmetiklerin çocuk cenininden yapıldığı düşünülürse, bu islâm kadını için risk taşır.

Kına, oje gibi, boyalar değildir. Tabaka oluşturmaz. Kına, suyun geçmesine mani değildir. O sadece bir renktir.

Yetkililerin şöyle bir uyarısı vardır: “Uluslar arası kanser kongresinde ilim adamları, beyin ve böbrek üstü tümörlerin oluşmasında annelerin hamilelik ve emzirme döneminde sürdükleri makyaj ve saç boyamanın etkili olduğu bildirilmiştir.” (13.07.2002 Zaman)

Kadın islâm’da kocasından başkası için süslenemez, makyaj yapamaz. Yaparsa, bu ona haramdır. Kocası için süslenirse bu da ona sevaptır. Kadın koku sürünerek dışarı çıkarsa, başkalarının dikkatini çekerse, günaha girmiş olur. Hz. Peygamber böyle kadınlar için: “Zinaya bir adım atmış olur” derken bazıları gusül abdesti alması gerekir demiştir.

Koku, dikkat çeker, düşünceleri değiştirir. Bunun için bir hadiste: “Bir kadın koku sürünerek dışarı çıkar ve kokusunu başkalarının duymasını arzularsa, zinaya bir adım atmış olur” buyrulmuştur. (Tirmizi Edep : 35)

Bir kadın, erkek berbere saç yaptıramaz, saçını erkek saçı gibi kısaltamaz, güzel görünmek için peruk takamaz, saçını tepede topuz yapamaz. Kadın kokular sürüp camiye bile gidemez. Birgün koku sürünen bir kadın, Ebû Hureyra’nın yanından geçerken ona: -Nereye gidiyorsun? demiş. Kadın: “Camiye” deyince :Ebû Hureyra : -Kokulandığın halde mi? demiş “Evet” cevabını alınca Ebû Hureyra : -Dön ve yıkan. Çünkü Peygamberimizden dinledim “Kokulanan bir kadın mescide giderse, dönüp gusletmedikçe Allah onun namazını kabul etmez” demiştir.

 

Kozmetiklerle Gelen Tehlikeler :

            -Ege Dermotoloji merkezi müdürü Dr. Cengiz Bıçakçı, kozmetiklerden hücrelerin zarar gördüğünü, kanser riskini arttırdığını ve gözlerin çok iyi korunması gerektiğini açıklamıştır. (08.01.1995 Zaman) Katkı maddesi, sodyum sülfür ve alkol bazılarının kör olmasına neden olmuştur.

-Selçuk Üniversitesi Tıp Fak. Göz Has. Anabilim Dalı üyesi Doç. Dr. Kemal Gündüz : “Kozmetikler göz sağlığını bozuyor, genç yaşta cilt sağlığı bozuluyor, kirpik dökülmelerine bile sebep olur” demiştir. (30.11.1994 Zaman)

-Bir haber de : “Vahşetle güzellik olmaz. Kozmetik firmaları, ürünlerinde kürtajla alınmış bebeklerin artık ve ceninlerin kullanıldığını yahudi Helena doğrulamıştır. “Collogen” denilen maddenin ceninden elde edildiği açıklanmıştır. Ayrıca beş bin ceninin fabrikada ele geçirildiği, Türkiye’de de cenin ticareti yapıldığı açıklanmıştır.” (01.04.1994 Zaman)

Özetle; kozmetikle gelen tehlikeler şöyledir:

-“Deride tahriş, kimyasal yanık, allerjik şişlik, kanser, cilt hastalıkları, kısa bir süre sonra eskisinden daha çirkinleşme.” (12.08.1997 Türkiye).

-“Kozmetiklerin uyuşturucu bağımlılığına götürdüğü…” (23.09.1995 Zaman)

-“Kozmetiklerde halâ sağlık ve güzellik imajı veriliyor. Halbuki, bir çok kozmetik ürününün zararlı olduğu belirtilmiştir” (07.07.1997 Zaman)

Bir zamanlar kozmetikçiler reklam yapacaklar, bir köye varıyorlar, nur yüzlü bir nine. Aradıklarını bulmuşlardır. Sorulara geçerler : “ Bu güzelliği neye borçlusun?” “Hangi kozmetiği kullanıyorsun?” “Ne zamandan beri kullanıyorsun? vs. Nine sorulardan sıkılır ve:

– Ne kozmetiği oğul! Biz günde beş defa abdest alır, seccadeye yüz süreriz. Bizdeki nur, abdest nurudur!…” der.

Kozmetik kullanmayanlar, gençliklerini, güzelliklerini kullananlara göre daha geç kaybetmektedir.

 

İSLÂM DIŞI KIYAFET TAHRİK EDER

            Giyim, insanı korur. Kabuğun meyvayı zarfın mektubun mahremiyetini koruduğu gibi korur.

Örtünmek, insan fıtratının gereği ve Allah’ın emridir. Allah, hayvanları bile çıplak yaratmamıştır.

Açıklık, kötü bakışların ve kötü niyetlilerin hedefi olur. Tâciz, tecâvüze sebep, fitne sebebi açıklıktır. Açıklık her zaman teşhirciliği hatırlatmıştır.

Açıklık, ruh sağlığı açısından da son derece olumsuz etkiler yapar. Bugüne kadar soyunanlar, müstehcen film çevirenler, dansözler, onun bunun göz zevkini tatmin edenler, hastalıklar ve kötü ölümlerle ölmüşlerdir.

Bugüne kadar güzel şeyler, kadının çıplak vücudundan doğmamıştır. İnsanlık medenileştikçe örtünmüştür. Açınmakla modern, çağdaş ve medeni olunmaz. Açıklık, insanı alçaltır, bayağılaştırır. Utanma duygusunu yok eder. Hz. Peygamber : “Utanmıyorsan dilediğini yap.” “Edepsizlik hangi şeye girerse onu ayıplı kılar” buyurmuştur.

Gıdıklamak insanı nasıl güldürürse, çıplaklık da insanı tahrik eder. Örtüyü savunan ilim adamına sebebi sorulunca : “örtüsüz kadından korkarım” cevabını vermişti.

Açıklığın çirkinliğini, sanatla örtemeyiz, san’atta güzellik vardır, açıklıkta seks mesajı vardır.

Açıklık özgürlükde değildir. Bazı şeylerin özgürlüğü olmaz. Açıklık her yönden zayıflıktır, esaretttir.

Diyorlar ki, gizli olana ilgi daha çok oluyor. Bu züğürt tesellisidir. Bir pencerede perde çekilmiş, panjurlar inmiş, bir pencerede açık, hanımefendi açık saçık içerde dolaşıyor. Hangisi daha çok ilgi çeker?

1992 yılında İstanbul’da tahsilli ve geliri yüksek 500 kadınla cinsel taciz üzerine anket yapılmıştı. Netice ürperticiydi.

– Size elle veya sözle sarkıntılık yapıldı mı? sorusuna %76’sı “evet” demiştir.

– Laf atıldımı sorusuna %98’i “Evet” cevabını vermiştir.

Kadınların saldırıya uğraması çoğalınca Fransa’da sahilde mayo ile dolaşmak yasaklanmıştır. Çıplak resimlerin tahrik etmesi sonucu İngiltere’de çıplak resimler dergi kapaklarından kaldırılmıştır. Açıklığın suçları arttırdığı gerekçesiyle polis genelge yayınlamıştır. İç çamaşırları gösteren elbise yasaklanmıştır.

1963 yılında İzmir Kemeraltı’nda bir delikanlı bir kadına saldırmıştı. Poliste verdiği ifadede “beni tahrik etti, kendime hâkim olamadım” demişti.

1968 yılında Kayseri’de bir genç, evli kadını sokakta öpmüştü. Mahkemede genç, kadının aynı elbise ile gelmesini istemiş, o kıyafeti görünce hakim: “Ben şimdi sana ne diyeyim kızım!” demiş genci serbest bırakmıştı.

Yanlarında açık saçık kadın çalıştıranların “Ben kendimden eminim” deyip kendilerini savunmaları veya eşlerine “bana güven” demeleri, yeterli değildir. Onları vebâlden kurtarmaz ve korumaz. Açıklık karşısında bazen dindarlık bile yetmez. Çünkü şeytanın ne yaptıracağı bilinmez. Cinsi duygusu uyanan insan normal bir insan değildir. Tıpkı öfkelenen gibi, nefis ayağa kalktıktan sonra önüne zor geçilir.

Hz. Peygamber : “Bir erkekle yabancı bir kadın yalnız olurlarsa, üçüncüsü şeytan olur” buyurmuştur.

Açıklık şehvet duygusunu ön plâna çıkarır. Evlilik analık ve sadık eş gibi konularda haklı olarak güven vermez. Çoklarını evlenmekten bile alıkor.

Önemli hususlardan biri de kılık kıyafete göre bakış değişik olur. Konuşmada değişik olur. Birine “cicim, canım” denirken diğerine “bacım” denir.

 

BAKMAK VE BAKTIRMAK

            Kur’an’da : -“Mü’min erkeklere söyle gözlerini harama bakmaktan sakındırsınlar.” (Nur : 30)

– “Mü’min kadınlara da söyle gözlerini harama bakmaktan sakındırsınlar, ırzlarını korusunlar, ziynetlerini göstermesinler:” (Nur : 31)

– “Eğer takva sahibi olmak istiyorsanız, yabancı erkeklere karşı gevşek davranmayın ve yumuşak kelâmda bulunmayın. Kalbinde bir fenalık bulunan arzulamasın. Güzel ve ciddi söz söyleyin. Evlerinizde oturun. Cahiliye devrinde süslenerek, açılıp saçılarak sokağa çıkan kadınlar gibi çıkmayın” (Ahzab : 32-33)

“Ey Peygamber! Hanımlarına ve kızlarına, mü’min kadınlara söyle. Kendilerini baştan aşağı örten elbiselerle örtünsünler. Böylece tanınıp eziyet edilmesinler.” (Ahzab : 59)

Bir kutsi hadiste de : “Bakmak iblisin oklarından zehirli bir oktur. Kim bakmayı terk ederse, ona karşılık öyle bir iman veririm ki, zevkini kalbinde hisseder” buyurulmuştur.

Bu konuda sevgili Peygamberimiz de şöyle buyurur :

-“Herkesin zinadan nasibi vardır. Gözlerin zinasıl helâl olmayana şehvetle bakmaktır.”

-“Kıyamet gününde her göz ağlayacaktır. Allah’ın haram kıldığına bakmayan hariç”

Birgün Peygamberimiz evine bir ama ile gelir hanımına ve kızına perde arkasına geçmelerini söyler. “O amadır bizi görmez “ denilince : “Sizde mi amasınız?” buyurmuştur.

Bakan günaha girer baktığı için, baktıran da ilgi çektiği için günaha girer.

Görmek ayrıdır, bakmak ayrıdır. Görmekte günah yoktur. Gözünü çekmeyip bakmakta günah vardır. Tekrarda günah vardır.

Ekrandaki görüntüye, başındaki resme bakmak fitneye sebep olacağından günahtır. Aynı yerde olmanın ve bakışmanında günahı vardır.

Hz. Ali (ra) : – Yolda belde görüyoruz, gözümüş ilişiyor, ne yapalım? Deyince Peygamberimiz : “Gözünü hemen çevir bakmaya devam etme” buyurmuştur.

“Güzele bakmak sevaptır” diyorlar. Sadece güzel, kadın mı? Allah’ın bunca yarattığı güzellikler var. Onlara bak ibret al. Allah’ın büyüklüğünü düşün . “Güzele bakmak sevaptır” sözü bile bile günaha girmenin yoludur.

Geçen gün adam hanımını çırılçıplak denecek şekilde giydirmiş, kaldırımda “hanımıma neden baktın?” diye adam dövüyordu. Tabi yemeğin üzeri örtülmezse sinek konuyor.

Erkekler için kısadonlu, kimliksiz, kişiliksiz bazı kimselerin dışında problem yok. Hatta kadınlardan çok erkekler örtünüyor.

Örtü, herşeyden önce hidayet işidir.Bir meslektaşım vardı: “örtünmem” diye direniyordu. O teslim olmadan Allah onu teslim aldı. Mezar çukuruna indirilirken gördüm, baştan ayağa sıkıca örtünmüştü.

Zamanımıza göre, günümüze göre, çağa göre, mevsime göre giyim olmaz. Sıkıca örtünüp mezara giren bacım konuşabilseydi acaba neler derdi? Bize nasıl öğüt verir, nasıl yalvarırdı?

Bugün örtünen bacılarımız da örtünün kıymetini bilsinler. İyi temsil etsinler ve başkalarının hidayetine sebep olsunlar. Çevresindekilere de etkili olsunlar. Bir insanın kendini kurtaracak işler yapması yeterli değildir. Sorumlu olduğu kimseler kurtulmadan insan kurtulamaz. Görünüm ve insanların şehadeti çok önemlidir. Bizi gören ne der, bu çok önemlidir. Cenab-ı Allah ona göre muamele edecektir.

Sonuç olarak; Müslüman Türk kadınını soymaya azm etmiş şergüçlerine karşı “Ben daha fazla açarım” yarışından vazgeçilmelidir. Neyi görürse onun fotoğrafını çeken gözlerde harama bakmaktan sakındırılmalıdır.

Son sözlerimiz A. Osman Öncü’nün şiiri olsun :

“Çıplaklık modası aldı yürüdü,

Yatak odasında gezer gibiyiz.

Ar, haya ufkunu duman bürüdü,

Gaflet denizinde yüzer gibiyiz.

Caddeler plajlar çıplaklarla dolu

Görmüyor gözümüz ne sağı, ne solu.

Çıplaklık sanki kurtuluş yolu,

Her an kuyumuzu kazar gibiyiz.

 

Soyunmuş en fazla tahsilli kızlar,

Böyle geçmeliymiş baharlar yazlar.

Gördükçe bunları yüreğim sızlar,

Herkese açıldık Pazar gibiyiz.

 

Asrilik diyorlar bunun adına,

Bakmazmış erkekler kıza kadına.

Doyamadık çıplaklığın tadına,

Kendi kendimize kızar gibiyiz.

 

Asrilik bu mudur a iki gözüm?

Kalmadı sokağa çıkacak yüzüm.

Batmasın kimseye batmasın sözüm,

Türkün ahlâkını bozar gibiyiz.

 

Ayrıldık ne yazık bir nurlu izden,

Yabancılar daha kapalı bizden.

Esiyor bu rüzgâr hangi denizden,

Buz üstüne yazı yazar gibiyiz.

 

Alırsak soyunup bu türlü hava,

Yıkılır elbette sayısız yuva.

Ayıp ne kelime, günah ne dava,

Bu sözlere dudak büker gibiyiz.

 

Herkes diyor bu ne iş? Nasıl hareket?

Çıplaklar kampına döndü memleket.

Felâkettir billahi bunun sonu felâket,

Bugünden yarını sezer gibiyiz.


Bu yazıyı 24.323 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here