İSLAM PEYGAMBERİNİN EVLİLİK HAYATI VE HİKMETLERİ

H.Z HATİCE (ra) İLE EVLENMESİ

Hz Hatice, daha önce evlendiği iki kocasını da kaybetmişti. Dul hâli ile kendisine kalan mallarla ticaretle meşgul oluyordu.

Kendisi bizzat uzak yerlere gidip gelemediği için, peygamber olmadan doğruluğu ve dürüstlüğü ile tanınan Hz Muhammed’le ortak ticarete başladı. Peygamberimize önceden de hayranlık duyan Hz Hatice, Peygamberimizin sağladığı kâr ve dürüstlüğü nedeniyle ona duyduğu hayranlık bir kat daha arttı. Âdeta büyülendi.

Hatice, namuslu iffetli, toplumun sapıklıklarından uzak kalmış bir kadındı. Kendisine yapılan birçok evlenme teklifini reddetmişti. Dul bir hayat yaşıyordu.

Bir gün çocukluk arkadaşı Nefise’ye Efendimizle evlenmek istediğini söyleyince Nefise arayı bulmak için Hz Peygambere geldi. Ona niçin evlenmediğini sordu. Aldığı cevap: Fakirlik yüzünden hazır olmadığı, aile yuvasını idare etme gücünün yetmeyeceği şeklinde olunca, Nefise bu defa Hatice ile evlenip evlenmeyeceğini sordu. Hemen ardından da bu iş için tavassut edeceğini ifade ettikten sonra Hatice’nin düşüncesini de ilâve etti.

Hz Peygamber, amcası ile yaptığı istişareden sonra kısa zamanda iki tarafın büyükleri bir araya gelerek Hatice’yi ve Peygamberimizi öven konuşmalardan sonra mütevazi bir şekilde nikâh kıyıldı.

Evlendikleri zaman Hz. Muhammed 25, Hz. Hatice ise 40 yaşında idi. Evlilikleri 25 sene kadar sürdü. Bu mutlu evlilikten 6 çocuk dünyaya geldi. Hz. Peygamber 50 yaşına kadar gençlik ve olgunluk yıllarını beraber geçirdiği Hz. Hatice’yi 65 yaşında iken kaybetti.

Hz. Hatice, Peygamber Efendimizin getirdiği yüce dine ilk inanan Müslüman olma şerefine nâil olmakla kalmayıp, Efendimizin maddî ve mânevi en büyük desteği olmuştu.

Kendisinden 15 yaş büyük olan Hz. Hatice ile evli iken Peygamberimiz Arap toplumunun âdetlerine uyup başka bir kadınla evlenme arzusu duymamıştır. Hatice ile evlenirken de ilk teklif Hatice’den gelmiştir. Peygamberimiz bu teklifi evet derken, Araplar arasında dul kadınlara pek itibar edilmediği bir dönemde Hz. Hatice ile evlenmekle, dulların bir kenara itilip terk edilmemeleri, ayrıca dul ve bekâr yaşamanın doğru bir hareket olmadığı konusunda Müslümanlara örnek olmuştur.

  1. AYŞE (ra) İLE EVLENMESİ

Yirmi beş yıllık mutlu bir evlilik hayatının Hz. Hatice’nin vefatı üzerine sona ermesiyle Hz. Peygamber çok müteessir olmuştu. Peygamberlerin üzüntüsü, o’nu canlarından çok seven bütün Müslümanları da üzüyordu.

Peygamberi bu derin üzüntüsünden kurtarmak için bütün Müslümanlar çare ararken Peygamberi en kötü günlerinde bile yalnız bırakmayan, O’nun uğruna malını, mülkünü terk ederek O’nunla göç eden yakın arkadaşı Hz. Ebubekir (ra) kızı Ayşe ile evlenmesi için Peygambere teklifte bulundu.

Bu teklif üzerine Peygamberimiz (SAV), Hz. Ayşe ile nişanlandı. Evlenmeleri üç sene kadar sonra oldu.

Hz. Peygamberin Hz. Ayşe ile nişanlanıp evlenmesi, kendi arzusu ile değil, Hz. Peygambere kayınpeder olmak için can atan, birde Peygamberi üzüntüsünden kurtarmak isteği ile bizzat Hz. Ebubekir’in teklifi üzerine olmuştur.

 

SEVDE (ra) İLE EVLENMESİ

Peygamberimiz Hz. Ayşe ile nişanlanmış henüz evlenmemişti. Bu sırada Müslüman olan Sevde’nin eşi, kâfirlerin zulüm ve baskıları sonunda Habeşistan’a göç etmiş, orada yakalandığı hastalık sonucu Allah’ın rahmetine kavuşmuştu.

Sevde’nin kocası fakir bir kimse idi. Onun ölümü ile Sevde tamamen kimsesiz ve yoksul durumda kaldı. Şiddetli bir geçim sıkıntısı içindeydi. Durumunu Peygambere anlattı. Kendisini nikâhı ve himayesi altına almasını istedi. Geçinmek için bundan başka çaresi de yoktu.

Peygamberimiz Sevde’yi yaptığı teklif üzerine himayesine aldı. Bunun için de nikâh şarttı. Nikâhsız onu yanına alamaz, onun yanında bulunamazdı. Hz. Hatice’nin ölümünden sonra Hz Aişe ile nişanlı olduğu halde üç sene kadar Sevde ile yalnız yaşadı. Hz. Ayşe Mekke’den Medine’ye göç etmişti. Bu sırada Peygamberimiz 54 yaşında idi. Nişanlı olduğu Hz. Ayşe ile evlendi. Böylece birden fazla evlilik hayatı başlamış oluyordu. Hz Sevde durumdan memnundu. Zaten evlenme teklifinde bulunmadan da Peygamberin nişanlı olduğunu biliyordu. Hatta Ayşe ile evlendikten sonra birgün Peygambere : “Nikâhın altında yaşamam benim için büyük bir şereftir”demiştir.

 

HAFSÂ (ra) İLE EVLENMESİ

Hz. Sevde ve Hz. Ayşe ile evli bulunan Peygamberimizin HAfsâ (ra) ile evlenmesinin sebep ve hikmeti de şudur:

Hafsâ’nın eşi Hıns, müşriklerle yapılan Bedir savaşında şehit düşünce Hafsâ dul kaldı. Hafsâ’nın babası Hz. Ömer (ra) bütün varlığını İslâm için harcadığından kızının geçimini temin edecek durumda değildi. Bu bakımdan kızını evlendirmek istiyordu. Kızını alması için Hz. Ebubekir’e teklifte bulundu. Hz. Ebubekir (ra) bu teklife müsbet cevap vermeyince, Hz.

Osman(ra) a teklifte etti. O da mazeret beyan edip teklifi reddedince Hz. Ömer (ra) çok üzüldü. Üzüntüsünü Peygambere anlattı. Ondan duruma çözüm getirmesini açıkça istemediyse de yardımcı olmasını beklediği açıktı.

Hz. Ömer (ra) kızını Hz. Ebubekir ‘e, Hz. Osman ‘a teklif ettiğinde ikisi de evli idi. O sıralarda Arap örf ve âdetlerinin birden fazla evliliğe mâni olmadığı gibi İslâm Dininde de birden fazla evliliği şarta bağlayan âyet henüz nazil olmamıştı.

O sıralarda durum çok nâzikti. Bir avuç Müslümanın üzüntü ve sıkıntılarının artmasına tahammülleri yoktu. Peygamberimiz Hz. Ömer’i üzüntüden kurtarmak dul ve çaresiz kalan kızını himâyesine almak maksadıyla Hz. Ömer’e “ Hafsâ’yı memnun kalacağın daha iyisi alacak müsterih ol “ diyerek Hafsâ ile evleneceğini bildirdi.

             

ZEYNEP (ra) İLE EVLENMESİ

Huzeyme kızı Zeynep, Peygamberin Halasının oğlu Abdullah bin Cahş ile evli idi. Kocası Uhut savaşında şehit düşünce yapayalnız kalan Zeynep, geçim sıkıntısı çekmeye başlamıştı. Durumu Peygambere anlatarak himayesine almasını teklif etti.

Zeynep, Peygamberin zevcesi, Müslümanların anası olma şerefine kavuştuğu için çok mutlu olmuştu. Nikâhtan birkaç ay sonra da Allah’ın rahmetine kavuştu.

               

ÜMMÜ SELEME İLE EVLENMESİ

Ümmü Seleme’nin kocası, Uhut savaşında aldığı yara sebebiyle şehit olmuştu. Bunun üzerine Ümmü Seleme 44 yaşında dört yetimi ile dul kalmıştı.

Onun durumunu yakından bilen Sahabenin ileri gelenleri Ümmü Seleme ile evlenmek istediği halde o razı olmadı. Hatta Hz. Ömer ve Hz. Ebubekir bile teklifte bulunanlar arasında idi.

Yetimleri ile dul kalan Ümmü Seleme bir gün Peygambere: “Şimdiye kadar yapılan evlenmek tekliflerini reddettim. Yaşlıyım hizmette kusur edebilirim. Buna rağmen seninle evlenmek istiyorum. Benimle evlenir misin? “ diyerek evlenme teklifinden bulundu. Bu teklif “beni bak” anlamında idi. Peygamberimiz, bu teklifi reddetmeyip Ümmü Seleme ile nikâhlandı.

Evlenme teklifi zor durumda kalan Ümmü Seleme’den gelmişti.

Ümmü Seleme kadınların 7-8 yaşlarında bülûğa erdiği çok erken yaşlarda (ortalama 35-40 yaşlarında ) kadınlık iktidar ve hislerini kaybetti Arabistan’da 44 yaşında bir kadındı.

        

ZEYNEB BİNTİ CAHŞ İLE EVLENEMESİ

Zeyneb, Beni Kelb Kabilesinden Hârise’nin oğlu Zeyd ile evlenmişti

Zeyd, Hz. Hatice’nin kölesi idi. Hz. Hatice peygamberle evlendikten sonra Peygamberimiz Zeyd’i evlât edindi. Hatta bu mutlu olaydan önce, Peygamberimize son derece bağlı olan Zeyd, kendisinin fidyesini ödeyerek kurtarmaya gelen babasını değil, Peygamberimizin yanında kalmayı tercih etmişti.

Peygamberimiz, babasının cariyesi olan Ümmü Eymen’i, Abdül Ceyş ile evlendirmişti. Abdül Ceyş’in ölümü ile ihtiyar yaşta dul kalan Ümmü Eymen için çok üzülmüş ve birgün Ashabına:” Kim Cennetten bir kadını zevce edinmek isterse Ümmü Eymen’i zevce edinsin” deyince ihtiyar olan Ümmü Eymen ile yalnız genç yaştaki Zeyd evlenmek istediğini bildirmişti. Bunun üzerine 25 yaşındaki Zeyd ile 60 yaşındaki Ümmü Eymen’in nikâhı kıyılmıştı.

Peygamber Efendimiz Zeyd’i çok severdi. Ona Ümmü Eymen’in kadınlık yapamayacağını düşünerek halasının kızı Zeyneb’i Zeyd’e nikâhlamıştı. Zeyneb soylu bir aileden geldiği için âzad edilmiş bir köle ile evlenmekten hoşlanmamıştı. Başlangıçta Peygamberimizin hatırı için evlenmişti, gün geçtikçe bu geçimsizliğe dayanamadı. Peygambere boşanmak istediğini açtı. Peygamber kendisine “ Sabret, karını yanında tut. Allah’tan kork” dedi. Fakat geçimsizlik son hadde varınca Zeyneb ile Zeyd’in boşanması gibi istenmeyen bir durum meydana geldi.

Peygamberimiz Zeyneb’i kendi elleri ile evlendirmişti. Bu durum karşısında Zeybeb’in ve ailesinin kırılan onurunu tamir etmek için Zeyneb’le evlenmeye mecbur kaldı.

Eğer Zeyneb’le baştan kendisi evlenmek isteseydi, zaten Zeynebin ve ailesinin arzusu bu yönde idi. İsteseydi pekala Zeyneb’le Zeyd’ten önce evlenebilirdi.

Ayrıca Peygamberimiz Zeyneb’le evlenerek Ahzâb Sûresinin 35 ve 36. Âyetlerindeki İlâhî emri yerine getirmiştir.

             

CÜVEYRİYE (ra) İLE EVLENMESİ

Cüveyriye, henüz Müslüman olmamış Mustalik kabilesinden El- Haris’ in kızı idi. Yahudilerle anlaşarak Müslümanlara karşı çıkan Mustalik kabilesi, Peygamberimizin bizzat başında bulunduğu bir birlik tarafından hezimete uğratılmıştı. Müslümanların kazanmış olduğu bu zaferin sonunda ganimetler ve esirler alındı. Cüveyriye de bu alınan esirlerin arasında bulunuyordu. Kocası da savaş sırasında ölmüştü.

Ganimetler ve esirler savaştan sonra dağıtılırken Cüveyriye Peygamber Efendimizin şairi Hassân ‘a düşmüştü. Cüveyriye kabile reisinin kızı idi. O gün için fidyesini ödeyip hürriyetine kavuşacak durumda değildi. Bir gün Peygamberin huzuruna çıkıp durumunu anlattı. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz fidyesini ödeyip Cüvetriye’ yi hürriyetine kavuşturdu. Cüveyriye artık hür olduğu için dilediği kararı verebilecekti.

Bu arada Cüveyriye’nin babası Haris, iki oğlunu alıp fidyesini ödeyerek kızını kurtarmak için Medine’ ye gelir. Medine’de kızını bizzat Peygamberin hürriyetine kavuşturduğunu öğrenince derhal Müslüman olur. Kızını götürmekten vazgeçerek, kızı ile evlenmesi için Peygambere teklifte bulundu.

Uzun süredir civar komşu kabilelerle dostluk kurmayı düşünen İslâm Peygamberi bu teklifi kabul etti. Haris’ in isteği üzerine nikâh kıyıldı.

Cüveyriye Mü’minlerin anası olunca Müslümanlar Cüveyriye ile beraber esir olan Mustalik Kabilesi mensuplarını serbest bıraktılar. Bunların aralarından pek çoğu Müslüman olmuş ve İslâm Dininin çevrede yayılışı da hızlanmıştır.

 

ÜMMÜ HABİBE (ra) İLE EVLENMESİ

Ümmü Habibe Ebu Süfyan’ın kızıdır. Kocası ile beraber Müslüman olmuş ve onunla Habeşistan’a göç etmişti. Orada eşi Abdullah Müslümanlıktan dönünce Ümmü Habibe, kocasından ayrılmak ve geri dönmek zorunda kalmıştı. Babası müşriklerin başı idi. Annesi Hind ise, Hz. Hamza’nın şehit olmasından sonra ciğerlerini dişleyecek kadar İslâm ve Müslüman düşmanı bir kadındı. Bunun için anne ve babasının yanına dönemezdi. Zaten Müslüman olduktan sonra annesi ve babası kendisini evlatlıktan reddetmişlerdi.

Yakınlarının eza ve cefasına uğrayan Ümmü Habibe kurtuluşu için dua ediyordu. Bir gece rüya gördü ve uykusunda “ Ey Mü’minlerin anası!” nidasıyla uyandı.

Ümmü Habibe’nin durumunu yakından bilen Peygamber Efendimiz, Ebu Süfyan ve Hind gibi İslâm düşmanları ile yakınlık kurma arzusu ile evlenme teklifinde bulundu. Böylece İslâm’ın yayılması, Mekke’ de kalan Müslümanların fazla eza ve cefaya uğramaması ve Mekke’nin fethinin kolaylaşması gibi düşünceler taşıyan Peygamberin evlenme teklifi Ümmü Habibe için kaçırılmaz bir fırsat olmuştur.

 

SAFİYE (ra) İLE EVLENMESİ

Safiye, Hayber’in fethi sırasında esir alınan bir Yahudi kadını idi. Kocası fetih esnasında ölmüştü.

Safiye. Gaziler arasında münakaşalara sebep olmuştu. Müslümanlar arasında da daha büyük kırgınlıklara neden olmaması ve gün geçtikçe Yahudilerin artan düşmanlığını dostluğa çevirmek için Peygamberimiz Yahudi eşrafından sayılan bir ailenin kızı olan Safiye’yi kendi himâyesine almıştır.

O sırada Peygamberimiz altmış yaşında idi. Himayesine aldığı Safiye’ye dilerse kavminin yanına gidebileceğini, dilerse de Müslüman olup yanlarında hür yaşayabileceğini söyledi. Bu teklif üzerine Safiye Peygambere kavmine dönmek istemediğini Müslüman olarak kalmak istediğini bildirdi. Fakat ardından da yalnız nasıl yaşayabileceği endişesini de ilâve etti. Buna karşılık Peygamber dilerse Mü’minlerin anası olabileceğini söyleyince Safiye bu teklifi sevinçle karşıladı.

O gün Medine yakınlarında oturan Yahudi kabileleri İslâm’ın yayılmasına ve Müslümanların Medine’ye gelip gitmelerine engel oluyorlardı. Daha da önemlisi, Yahudiler müşriklerle birleşip Müslümanlara saldırıyorlardı. Ayrıca bu Yahudi kabileler arasında Müslüman olmak için can atanlar serbest hareket edemiyorlardı.

Peygamberimiz Safiye ile evlenmekle, Yahudilerden gelecek tehlikeleri önlemeyi ve Müslüman olmak isteyenlerin işini kolaylaştırmayı düşünmüştür.

 

MEYMÛNE İLE EVLENMESİ

Meymûne, Peygamberinizin Amcası Abbas’ın eşinin kardeşi idi. Ardarda iki kocasını da kaybetmiş dul kalmıştı. Bir gün ablasına Peygamber ile evlenmek istediğini söyledi. Bunun üzerine Meymûne’nin ablası Abbas’a Meymûne ‘nin arzusunu ileterek onu Peygamberle evlendirmesini istedi.

O güne kadar Peygamber çok sevdiği Amcası Abbas’ı hiç kırmamıştı. Bu konuda da kendisini kırmayacağına ümit eden Abbas, Peygambere:

-“ Size eşimin kardeşi Meymûne’yi teklif ediyorum, kabul ediniz “ dedi.

Meymûne bizzat kendisi Peygambere eş olmak istemişti. Araya Peygamberin amcası Abbas’ı koymakla bu işi gerçekleştirdi.

 

REYHANE İLE EVLENMESİ

Reyhane Beni Kureyza kabilesinden kabilenin ileri gelen bir ailenin kızı idi. Kendisi, Beni Kureyza muharebesinde alınan esirler arasında bulunuyordu.

Peygamberimiz, Beni Kureyza Kabilesi ile akrabalık kurmak ve iyi komşuluk ilişkileri sağlamak gayesi ile altmışbir  yaşında iken Müslümanların ileri gelenlerinden de arzusu üzerine Reyhane ile nikâhlandı.

 

MARİYE İLE EVLENMESİ  

Aslında buna evlilik demek yanlış olur. Çünkü Peygamberimiz, yabancı ülkelere mektuplar, elçiler göndererek o ülkenin başkanını ve halkını İslâm’a davet ediyordu. Hatta elçiler vasıtasıyla hediyeler de gönderiyordu.

Bu arada Mısır valisi Mukavkıs’ a da mektup yazmış, bazı hediyelerle beraber elçi göndererek İslâm’a davet etmişti. Vali elçiyi çok iyi karşılayarak çok değerli hediyelerle birlikte iki cariye ve bir de köle ile Peygambere geri göndermişti.

Mariye, hediyelerle beraber gönderilmiş cariyelerden biri idi. Peygamberimiz hediyelerini hoş karşıladığını göstermek için Mariye’yi himayesine aldı. Kardeşini de şairi Hansâ’nın himayesine verdi.

ESMA İLE EVLENMESİ

Esmâ Peygamberimize eş olmamış bir kadındır. Mü’minlerin anası olabilmek için ısrarla Peygamberle nikâhlanmak istemiştir.

Çok yaşlı bir kadındı. Peygamberle nikâhlanma şerefine nâil olur olmaz sevincinden vefat etmiştir.

Görülüyor ki, Peygamberin evlenme nedenleri asla bugün bazılarının iddia ettiği şekilde değildir. Hadiseler ve cereyan ettiği günün şartları içinde değerlendirilmelidir. Hadiseler cereyan ettiği günün şartları içinde değerlendirilmelidir. Meseleyi bugünün şartları içinde değerlendirirsek yanlış olur. Konuyu o günün şartları içinde değerlendirecek olursak İslâm Peygamberinin evlenme nedenlerini ve hikmetlerini şöyle sıralayabiliriz:

1) Araplarda itibar görmeyen kadınların bilhassa dulları terk edilmeyip himaye etmek,

2)Bekâr yaşamanın mahsurlarını ortadan kaldırmak,

3) Politik sebepler, İslâm’ın yayılması,

4)Müslümanlar arasındaki bağları akrabalık bağları ile kuvvetlendirmek,

5) Mü’minlerin anası olmak arzusundan başka bir istekleri olmayan kadınların teklifleri,

6) İslâmî bilgilerin kadınlar arasında da kolayca yayılması ve kadınlara ait bilgilerin kadınlara öğretilmesi gibi nedenlerle evlenmiştir.

Peygamber (as) her hali ile Müslümanlar’ a örnek olmuştur. Sahipsiz ve korunmaya, bakıma muhtaç kadınların ortada kalmalarına başka yollarla geçimini sağlamasına müsaade etmemiştir. Diğer Müslümanları da O’nu örnek almış, bazı kötülüklerin önüne geçilmiştir.

Eğer Allah Rasülü Allah’ın izni ve rızası dışında hareket etmiş olsaydı buna Cenab-ı Allah razı olmaz ve müsaade etmezdi.

Peygamber (as) hakkında iftira etmek ileri geri konuşmak, doğru değildir. İşlenen bu günahın tövbeside olmaz affıda olmaz çünkü o hayatta değildir, helalleşme olmaz.

Allah Rasülü’nün şefaatinden mahrum etmesin. Sünnetinden de ayırmasın.


Bu yazıyı 320 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here