İSLAM YAYILIYOR-2 NEDEN MÜSLÜMAN OLUYORLAR

Din değiştirmek aslında kolay bir iş değildir. Çevresini, inancını, alışkanlıklarını, yıllarca kazandığı bilgi ve kültürünü bırakarak insanın başka bir dine geçmesi kolay değildir.

Buna rağmen din değiştirme olayı devam ediyor. Hiçbir dünya menfaati vermediği ve vaat etmediği halde İslam dini yayılıyor.

Niçin yayılıyor şöyle bir göz atalım:

-Avrupa’nın en büyük düşünürlerinden R.Garaudy 1982 yılında İslam’ı kabul etti. Garaudy, niçin İslam’ı seçtiğini şöyle açıklamıştır.

“Bütün dünya fikir ve edebiyatını inceledim. Çağların en büyük olayı İslamiyettedir. Her doktrin, her fikir zamanla değişmiş ve yok olmuştur. Zaman içinde erimeyen, zamana hâkim olan ve ona yön veren İslamdır. Ben İslam’ı seçmekle çağ seçtim. (N Yüksel Gençlik Sorunları:331)

İslam çağa uymaz, çağ ona uyar. İslam çağları arkasından sürükleyen dindir. İslam bozulmamıştır, takdir toplamıştır.

-Dinleri ile tatmin olmayanlar daima arayış içinde olmuştur. İnsanlık İslam’ı yeniden keşfetmekte, İslam’ı alternatif görmektedir.

Akif’in ifadesiyle:

“Ölüler dini değil, sende bilirsin ki bu din,

Diri doğmuş, duracak dip diri, durdukça zemin”

 

-Bir batılı yazar:

“Hıristiyanlar âlim oldukça Hıristiyanlıkla ilgisi kesilir, Müslümanlar cahil oldukça İslam’la ilgileri kesilir” der.

 

İslam, okuyan ve düşünenler için cazip, etkileyici bir özelliğe sahiptir.

Hz. Ömer: “Eşeğim Müslüman olsa, ben Müslüman olmam” demişti. Ne zaman ki, Kur’an’ı gördü Müslüman olduysa, İslam’la karşılaşan, İslam’ın cazibesinden kurtulamamaktadır.

-Hıristiyan batının Müslümanlara karşı ikiyüzlülüğü ve söyledikleri yalanların kof çıkması, Hıristiyanlıktan soğumağa neden olmuştur.

-Kuranda ki etkileyici büyüleyici güzellik, ahenk,

-Müslümanlardan etkilenme,

-İslam’ın insana, aileye kardeşliğe verdiği önem,

-Kendi dinlerinde aradıklarını bulamama,

-Kendi dinleri ile mukayese etmeleri,

-İslam araştırma, tanıma fırsatını bulmaları,

-Deli dolu gayesiz bir hayattan bıkmak,

-Müslümanların güzel davranışı ve ahlakından etkilenmek,

-İslam’ın dünya ve ahiret görüşü,

-Papazların yaptığı ahlaksız ve sapıklıklar,

-Bunalımlı hayatın içinde iken kurtuluşu İslam da görmek,

-Ezanın Kur’an’ın etkisi Kur’an’da ki bilgilere ulaşmak,

-İslam’ın herhangi bir emri veya yasağı,

-İslam da ki tek Allah inancı,

-İslam Peygamberinin yüce şahsiyeti,

-İslam’a girişin kolay oluşu,

-İslam’ın hiçbir şeyi vaat etmeyip gerçekleştirmesi,

-İslam’ın esas yayılmasına sebep, İslam’ın kendisidir, İslam’ın güzellikleridir.

İslam bütün dinlere karşı tek alternatif dindir. Bütün dünya İslam’a muhtaçtır.

Dinsiz insan, dinsiz toplum olmaz. Çünkü insan, karnı doyunca problemleri biten, sadece biyolojik bir varlık değildir. İnsan çok yönlü bir varlıktır. İhtiyaçları da diğer canlılara göre çok değişik bir varlıktır.

Dengeli bir insanın karnı ile beraber beyninin ve ruhunun da doyması lazımdır.

J.J Ruso’nun ifadesiyle: “Din olmayan yerde saadet olmaz.”

Tolstoy da: “İnanç yaşamanın gücüdür.” Der.

Din insanı korur. Kötülüklerden alıkoyar. İnsanı hayata bağlar. İnsanın başkalarına ilgi duymasını sağlar. İnsanı başıboşsuzluktan, gayesiz bir hayat yaşamaktan karamsarlıktan alıkoyar.

Şairin ifadesiyle:

Dinin yoksa neyin vardır?

Var tabutun kendin kaldır.

Din dayanak Haktan kula,

Dinsiz adam heder ola.

Özetle İslam’ın insan aklına uygun oluşu, yabancıların dikkatini çekiyor.

Türk devlet adamlarının tutumu, Türk halkının Ensar gibi yardım severliği Kızılay ve İHH gibi kuruluşların ayrım yapmadan ihtiyaç sahiplerine el uzatması Müslüman olmayı kolaylaştırıyor.

Negatif yüklenmelere olumsuz propagandalara ve baskılara rağmen diğer dinlerden İslam’ı seçenlerin sayısı gün geçtikçe artıyor.

Dünyaca ünlü şarkıcı Cat Stevens (Yusuf İslam) Hz. İsa’nın heykellerine baktığımda onların hayatı olmayan taşlar olarak görüyordum. Teslis inancı kafamı karıştırıyordu. Yakalandığım hastalık sırasında hayatımı gözden geçirdim. Kudüs’e giden kardeşim bana bir Kuran hediye etti. O zaman İslam da bir şeyler olduğunu anladım. Kuranı okudum “işte aradığım din dedim ve İslamiyet’i seçtim” diyor.

Yabancıların İslam’ı seçmelerinin bir nedeni de: “İslam’ın terör dini” olduğu iddiası olur. İslam’ı araştıranların İslam da böyle bir şeyin olmadığını görmeleridir.

Önemli bir husus da Müslüman olanların İslam’ı temsilleri ve tebliğleri olmaktadır. Mesela Sierra Leoneli papazdı İslam’ı seçti. 500 ü papaz 4 bin 402 kişinin İslam’la şereflenmesine vesile oldu. Hayatı boyunca Müslüman nasıl Hıristiyanlaştırılır eğitimi alan Sierra Müslüman olduktan sonra Musa adını aldı.

Müslüman olunca ailesi ve çevresi tarafından dışlandı. Görevinden oldu. O bütün olumsuzluklara rağmen “:Ben İslam da huzur buldum” diyordu.

Hıristiyanlığı iyi bildiği için Hıristiyanlıkla İslam’ı mukayese etmiş, İslam’ı tebliğ ederek binlerce insanın Müslüman olmasına vesile olmuştur.

Eğer İslam iyi temsil edilecek ve tebliğ yapılacak olursa daha hızlı yayılacaktır. (23-8-2012 Akit)

 

21.ASIR İSLAM ASRI OLACAKTIR

Bu hayal değildir. Bu bir kehanet değildir. 21. asır İslam asrı olacaktır. Bunu batılı ilim adamları böyle söylüyor. Din büyüklerimizde böyle diyor: “En gür seda İslam’ın sedası olacaktır” diyor.

Hıristiyan Avrupa “Milenyum” dedi. Ne demek bu bütün dünyanın Hıristiyanlaşması demektir. “Milenyum” kelimesi telaffuz edilmeye başlanınca Prof. Dr. Mahmut Esat Coşan Hocaefendi şöyle demişti:

“21.yüz yıl tevhit asrı olacaktır. Gerçekten öyle olacaktır. Temenni değil, hakikaten öyle olacaktır. Bütün batıl inançlar, sonunda yok olacak, silinecek, bırakılacak ve  “La ilahe illallah Muhammedür-Rasülüllah” hakikati bütün insanlar tarafından kabul edilecektir.”

Bunun gerçekleşmesi için yolu da şöyle gösteriyordu:

“Gönüllere zihinlere La ilahe illallah nakşedeceksiniz. Hem kendi gönlünüze hem de çoluk çocuğunuz, eğitimiyle sorumlu olduğunuz evlatlarınızın kafalarına, gönüllerine, kalplerine, göğüslerine La ilahe illallah yazacaksınız. Herkes üzerine düşen görevi yapmalıdır. Yazmalı, çizmeli, konuşmalı, çalışmalı parasını Allah yolunda sarf etmelidir.”

Ne olursa olsun 21. asır İslam asrı olacaktır. Avrupa ne yaparsa yapsın, Amerika, Rusya ne düşünürse düşünsün içimizde ki ve dışımızda ki Allah, Peygamber, Kur’an ve Müslüman düşmanları ne derse desin, Allah nurunu tamamlayacak, 21.asır, İslam asrı olacaktır.

Bugüne kadar kurtarıcı olarak insanlığa sunulan sistemler, insanlığa beklenileni vermemiş, aksine kan kusturmuş, iki yakasını bir araya getirmemiştir. Şimdi sıra İslam’dadır.

İslam, kendi çağını yaşayan devrini tamamlayan Hıristiyanlık ve Yahudilik gibi donuk bir din değil, dinamik bir dindir. İslam, sona gitmiyor, zirveye gidiyor. İslam’ın kaynağı Allah’tır ve sahipsiz kalmayacaktır. İslam bugünün dini olduğu gibi geleceğinde dini olacaktır.

Cahiliye devri insanını nasıl kurtardıysa, bugünün ve yarının insanını da kurtaracak güçtedir. Bugün insanlık arayış ve uyanış içindedir. İnsanlık kimliğini ararken İslam’ı arıyor. Her tarafta dine dönüş, dine yöneliş var. İnsanlık uyanıyor, dünya İslam’ı keşfediyor, dünya İslam’a koşuyor.

Milli Şairimiz Akif:

“Ölüler dini değil, sende bilirsin ki bu din,

Diri doğmuş, duracak dip diri, durdukça zemin” demiştir.

En gür seda İslam’ın sedası olacaktır. İnşallah.

Bütün dünya için tek çözüm İslam’dır. İnsanlık, İslam’ın vereceği huzura muhtaçtır.

Amerikalı Müslüman zenci lider Louis Farrakhan: “Amerika için tek çözüm İslam’dır” demiştir. (19-2-96 Akit)

Bosnalı Prof. Akif İskenderoviç: “İslam, bütün dünyaya yayılacaktır, hükmedecektir.” Demiştir. (19-1-96 Yeni Şafak)

Evet, 21.asır İslam asrı olacaktır. Yeter ki biz isteyelim. Çalışalım. En az bir misyoner kadar Allah’ın dinine sahip çıkalım. En önemlisi de Allah’ın dini olan İslam’a layık olalım. Göreceksiniz Rabbim bize neler neler ihsan edecek?

 

İSLAM İNSAN YARARINADIR

İslam’ın gayesi, inananları dünya ve ahiret saadetine ulaştırmaktır. İslam’ın hedefi insanın saadeti ve mutluluğudur. Bunun için İslam da faydalı olan emirdir, zararlı olan yasaktır, haramdır, günahtır.

Kur’an da:

“Ey inananlar! Peygamber Rabbinizden size gerçekle geldi. Ona inanın bu sizin hayrınızadır.” (Nisa:170)

“Ey inananlar! Allah’ın ve Rasülünün hayat verici davetlerine uyunuz.” (Enfal:24)

İslam da zarar veren her şey yasaktır. İslam insanın alçalmasını, yüzünün kızarmasını, zarar görmesini istemez. Onun için yapılıp da insanın zarar göreceği bir emir yoktur. Geçmişte dinler, beşeri sistemler, insanları kan kustururken İslam dini kendisine yönelenlere, gönül verenlere hep mutluluk vermiştir. Bunalan insana ilaç gibi gelmiştir.

Hz. Cafer (ra) Necaşi’ye İslam’ı anlatırken şunları söylemiştir.

-“Ey hükümdar! Biz cahil bir kavim idik, putlara tapardık. Ölü hayvan eti yer, kızlarımızı diri diri gömerdik, kumar oynar, faiz yer, tefecilik yapardık. Bir kadının birkaç erkekle münasebetini hoşgörürdük, akrabalarımıza karşı vazifelerimizi bilmezdik, komşularımızın haklarını tanımazdık, kuvvetliler zayıfları ezer, zenginler fakirin sırtından kazanırdı. Aramızda hak nedir bilmezdik.

Allah bizim ıslahımızı diledi. Aramızdan bir peygamber gönderdi. Bizi putlardan, ahlaksızlıklardan ayırdı. Kan dökmeyi, kumar oynamayı yasakladı. Bize bütün iyilikleri öğretti. Bizi vahşetten kurtardı. İyi insan olmamızı sağladı. Bu sebepten bizler, O peygambere uyduk böylece Kureyşlilerin düşmanlığını kazandık.”

İslam, insanı basit bir varlık olarak görmez. İnsanı hem maddi, hem de manevi yönü ile ele alır. İnsanlık tarihi boyunca İslam, insana onur bahşeden tek sistemdir. Bugüne kadar hep İslam, insana değer vermiştir. Şimdi de insan İslam’a değer vermeye başlamıştır.

İslam, insan yararına olan bir dindir. İslam’ın anlamsız, faydasız hiçbir emir ve yasağı yoktur. İslam dininin emirleri de, yasakları da hep insan yararınadır. İslam da her şeyin mutlak bir hikmeti vardır. Bu hikmetlerle cahiliye toplumundan sahabe gibi bir topluluk çıkarmıştır.

İnsanlığın İslam’dan öğreneceği çok şey vardır. Diğer dinlerin ve rejimlerin insanlığa sunacağı ve insanları mutlu edeceği bir şeyi olmadığı anlaşılmıştır. İnsanlık, Allah’ın dışında tapındığı heykellerden ve güçlerden bir fayda görmemiştir.

Japonya da yaşayan Müslümanları gören Müslümanların sel ve depremlerde yardımlarına şahit olan Japonlar: “Şimdiye kadar İslam’ı bize niye getirmediniz” demişlerdir.

Bugün İslam’ı seçenin, Müslüman olanın geçmiş günahları af olunur. Çünkü iman kendinden öncesini siler temizler. İman edenin böyle bir kazancı vardır.

Hicret sırasında bir müşrik “Ya Rasulallah! Benim günahlarım affedilecekse bende hicret edeceğim” demişti de Peygamber: “Sen bilmez misin ki, İslam kendinden önceki günahları yok eder” demişti.

Peki, Müslüman olan böyle, Ya Hıristiyan olanın durumu ne oluyor bakın: Müslümanken bir insan hangisi olursa olsun herhangi bir dine girse, İslam’ı reddetse bütün sevapları gider, günahları kalır. Ona cennetin kapıları kapanır. Nikâhlı ise nikâh gider. İslam da mürted durumuna düşer.

 

İSLAM BASKI ZORLUK DİNİ DEĞİLDİR

İslam’ın en kolay ve en hızlı yayılan din olmasının sebeplerinden biri, İslam dininin baskıcı ve zorluk dini olmayışıdır.

-Bazıları, din düşmanlığı cephesinde yer alanlar veya misyonerlik yapanlar: “Ben Müslümandım, tatmin olmadım vazgeçtim” dibi ifadelerle başkaları üzerinde etki yapmaya çalışmaktadırlar.

-Bazı bölgelerde “Siz daha önce hıristiyandınız, sizi zorla Müslüman yaptılar, aslınıza dönün” şeklinde propaganda yapılmaktadır.

İslam da asla zorlama yoktur. Zorla baskı ile iman olunmaz. İslam da hür irade ile inanılır.

Kur’an da: “Senin dinin sana, benim dinim bana” denir.

İslam yeryüzünde kılıç zoru ile yayılmamıştır. Fethedilen yerlerde bile kimsenin dinine, imanına, ibadetine karışılmamıştır.

Yavuz Sultan Selim, Anadolu da ki bazı Hıristiyan grupları İslamlaştırmak istemiş Şeyhül İslam Ali Cemali şiddetle karşı çıkmıştır.

İslam, gösterdiği hoşgörü, müsamaha, uyguladığı adalet sayesinde yayılmıştır.

Çeşmelerinden Türk atlarının su içmesini isteyenler, ülkelerinde Türk sarığı görmek isteyenler, Türk iradesini tercih edenler bunun ispatıdır.

Bugün İslam bütün dünya da yayılırken ardında misyoner orduları ile ve ellerinde nasıl kılıç yoksa dünde yoktu.

-İslam şiddet, terör dini değil, şefkat, merhamet dinidir.

Kur’an da: “Dinde zorlama yoktur”

Hz. Peygamber de: “Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.”

Gene bir hadiste: “Merhamet etmeyene merhamet edilmez.” Denmiştir.

İslam, insanı kadın erkek, köle efendi herkesi insan kabul etmiş, kutsal ilan etmiştir. İnsana ait mal, can, ırz, namus her şeyinin kutsal olduğunu kabul etmiştir.

İnsana yönelik iftirayı, gıybeti hakir görmeyi günah saymıştır. Gasp, tecavüzün zulüm gibi yakışıksız olan davranışları haram ve günah ilan etmiştir.

İslam, bazılarının iddia ettiği gibi kaba kuvvetle, ordu gücü ile ve silah zoru ile yayılmamıştır. Hıristiyanlık gibi büyük paralarda harcanmamıştır. Kanda dökmemiştir.

İslam, gösterilen tolerans sağladığı sükûn, Müslümanların Kur’an ve Sünnet çizgisinde gösterdikleri olgun davranışlar sayesinde gönülleri fethederek yayılmıştır.

 

BAZILARININ İSLAMA KARŞI OLMALARININ NEDENİ?

Hz. Peygambere inanmayanların inanmama sebepleri şu idi:

-İnananlara baskı oluşturulması, zulüm yapılması

-İslam’ın kötülüğe, sapıklığa karşı çıkması.

-İnsanları kadın erkek efendi köle diye ayırmaması “insanları tarağın dişleri gibi eşit sayması”

-Sömürüye karşı çıkması, zengini fakirden sorumlu tutması

-İçki, kumar, zina gibi nefse hitaben geçici zevkleri yasaklaması gibi…

-Yapılan propagandaların etkisi

-İbadetlerin nefislerine zor gelmesi

-Hidayetin nasip olmaması

Yani İslam Peygamberini ve İslam’ı beğenmedikleri için değil, bilmedikleri ve en önemlisi de işlerine gelmediği için inanmamışlardır.

İnanmanın, İslam’a karşı olmanın sebebi bugün de aynıdır.

-İslam ve Müslümanlar bazı şeylere engel görülmektedir.

-İslam’ın yayılma endişesi yatıyor. İslam korkusu yatıyor.

-Yabancı hayranlığı, bizi küçültmüştür.

Batı bize biz batıya mı? Dün olduğu gibi aslında batı, bugünde bize hayrandır. İki asırdan beri bizim batıya yönelişimiz, batının bize yönelişini geciktirmiştir.

Batı kurtarıcı diye İslam’a yönelirken, kaybettiği aileyi, huzuru, insani duyguları, bizde ararken bizim batı da bir şeyler aramamız anlamsızdır. Bizim batının çöplüğünde aradığımız şeyler, batıya bir fayda sağlamamıştır.

Aslında din düşmanlığını da batıdan aldık. Batı, ilme, ilim adamına, akla ve hür düşünceye, engizisyon mahkemelerini kuran Hıristiyanlığa düşman olurken bizde ki batı taklitçileri de dine düşman oldu. Ama batı aydını, Hıristiyanlığa düşman, bizimki İslam’a düşman.

Biz ne zaman uyanacağız? Müslüman olan, İslam’a koşan batılı karşısında ne zaman kendimize geleceğiz?

Bir İngiliz kız Müslüman oluyor, bir Türk genciyle evleniyor, tam tesettürlü haliyle Türkiye ye geliyorlar delikanlının anası ağlamaya başlıyor. Neden ağladığını soruyorlar:

-“Niye ağlamayayım kendi kızlarımın başını örtemezken, bir Avrupalı gelin kendi iradesiyle Müslüman oluyor ve başını örtüyor. Bu olay beni çok duygulandırdı” diye cevap veriyor.

Modernizm insanımızı İslam’dan ve İslami değerlerden uzaklaştırmıştır. Salebe gibi zengin oldukça dinden uzaklaşıyoruz. Çalışma hayatına ve modern hayata sarıldıkça yozlaşıyoruz.

Bazılarına göre ha Hıristiyanlık ha İslam fark etmiyor. Bazıları dinde reform istiyor, dini kendi hayatına uydurmak için çalışıyor.

İslam diğer dinler gibi deforme olmamıştır ki reform olsun. Bu misyonerlerin oyunudur.

1999 da Süleyman Demirel Kur’an da ki ahkâm ayetlerini alalım, diğer ayetleri Kur’an’dan çıkaralım teklifinde bulunmuştur. Bu da mason oyunudur.

İslam, insanlık için kurtuluş kaynağıdır. İslam Peygamberi şöyle buyuruyor: “Yahudi, Hıristiyan her hangi bir kimse beni işitir de, sonra benimle gönderilene iman etmediği halde ölürse, muhakkak cehennem ehlinden olmuştur.” (Müslim:1/153)

Solcu yazar Afet İnan hidayete erdikten sonra şöyle demiştir: “İslam hakkında konuşmak için çok okumak lazım. İslam’a karşı olanların İslam’ı bilmedikleri için böyle yaptıklarını düşünüyorum. “Elhamdülillah Müslümanım” demekle Müslüman olunmaz” demiştir.

İnsan bazen elinde ki mevcut olanın değerini bilemiyor, elden çıkmadan da anlamıyor.

Özün özü şudur:

-Din düşmanlığının en büyük nedeni “inkar modası” dır.

 

İNANMAYAN NİÇİN İNANMIYOR?

-Bir yazarın ifadesiyle: “İnsan, bilmediğinin düşmanıdır.” Bugün İslam düşmanlığının başında “bilmemek” yatmaktadır. İslam’a, Müslümana saldıranlar bilmiyorlar.

İslam Peygamberi, taşlandı, kanlar içinde kaldı. Buna rağmen: “Ya Rabbi! Bunları affet çünkü bilmiyorlar” dedi.

-Ebu Cehil gibi kin, ideolojik düşmanlık ve inatlarından dolayı inanmayanlar oluyor.

Ebu Cehil “Vallahi hiç yalan söylemedi” diyen insandır.

Eline aldığı çakıl taşlarının konuştuğunu, kelime-i şahadet getirdiğini duymasına rağmen taşları yere çarpmıştır.

-Devam eden iman küfür kavgası, hilal haç kavgası da inanmaya engel teşkil ediyor.

-Ayrıca din düşmanlığı vardır. Misyonerler, ateistler, sinsice İslam düşmanlığını din haline getirmişlerdir. Yani inançsızlıkları nedeniyle Müslümanlara inat düşmanlık yapmaktadırlar.

-İslam’ın yasakladığı kötülükleri hayat edinmiş kimselerin alışkanlıklarından kopamaması

-Bazılarının menfaatine dokunması, inanırsa elinden bazı imkânların gideceği düşüncesi, engel teşkil ediyor…

-İslam aleyhinde yapılan propagandaların ve iftiralarında etkisi olmuyor değil…

İslam’la ilgisi olmayanların: “İslam bizi geri bıraktı” demek ne kadar anlamsızdır. Avrupa, İslam medeniyeti ile dirilmiştir.

İslam, çalışma demez. Çalışmayı ibadet sayar. Allah çalışana verir.

Bizim İslam’la ilişkilerimiz iyi iken ileri idik, 3 kıtaya hâkimdik, ne zaman ki İslam’dan koptuk acı, ızdırap ve ihtiyaç, kaderimiz oldu.

Soruyorum: bugün ilgimiz, alakamız olmadığı İslam bizi nasıl geride bırakabilir?

Yoksa sebep İslam’ın yetersizliği, noksanlığı değildir. Bugüne kadar İslam’ın aleyhinde bir noksanlık gösterilememiştir.

 

BUGÜN DÜNYA İSLAMI NASIL TANIYOR?

Bütün dünyada İslam’a yönelişin oluşu, İslam’a karşı tedbirler almaya, iftiralar atmaya neden olmuştur.

Müslümanlar vahşi, medeniyetsiz, barbar, istilacı, terörist, kuyruklu insanlar olarak dünyaya tanıtılmıştır.

İslam da çağdışı, uydurma bir din olarak tanıtılmıştır. Kur’an çağdışı, Arap bedevisinin kanunu olarak tanıtılmıştır.

Genel olarak İslam korkulacak ve kaçınılması gereken bir din olarak takdim edildi. Böyle olunca İslam’ı bilmeyen tanımayan kimseler kim olursa olsun İslam’a soğuk baktılar.

Son zamanlarda iletişimin gelişmesi, İslam’ın ve Müslümanların lehine olmuştur. İslam tanındıkça, bilindikçe atılan iftiraların aslı olmadığı görüldükçe, İslam iltifat görmeye başlamıştır.

Bir şeyi kötülemek, iftira atmak, bir konuda baskı yapmak insanların o şeye yönelmesini sağlar. Bu hep böyle olmuştur. Teslime Nesrin İslam’a dil uzattı. 3000 İngiliz kadını ve kendi köyü toptan Müslüman oldu. Başörtüsü yasağı, örtünenleri azaltmamış arttırmıştır. Kurban derisi konusunda kısıtlama getirilmesi, baskı hava kurumunun derilerini azaltmıştır. Baskı sayıyı artırır.

Bir kimseye bir şeyi yasaklayın: aman, sakın, yapma, etme deyin o onu yapacaktır, edecektir. Merakla o şeye yönelecektir.

“Etki, tepki yapar” bu bir kuraldır.

“Güneş balçıkla sıvanmaz” diye bir hakikat daha var.

Bu bir gerçektir ki, İslam’a saldıran kaybediyor. Rusya küçülmüştür, dağılmıştır. Bazı partiler din düşmanlığını en önde tutmuş, küçülmüştür. İslam da reform, Rönesans diyenlerin sayısı azalmıştır.

İslam’ı kötüleyen, özellikle İslam’ın kadını bir köle gibi telakki ettiğini iddia eden, çeşitli iftira ve hezeyanları ortaya koyan Selman Rüşdü’nün iddiaları bazı İngiliz kadınlarının  “İslam da kadın” statüsünü merak ederek araştırmaya sevk etti. Gerçekle karşı karşıya gelen kadınlardan 3 bini Müslüman oldu.

İslam’daki kadının statüsünü, Kur’an ve Sünnet’ten araştıran, İslam tarihinden örneklerini ve delillerini gören kadınlar, Rüşdü’nün yalanları karşısında hayrete düştüklerini ve bir insanın tüm bu gerçekleri gizleyip, nasıl bu kadar iğrenç ve iftiracı olabileceğini anlayamadıklarını söylediler.

Öte yandan Bangladeşli Teslime Nesrin’in İslam’a ve Müslümanlara yönelik eleştirilerinin yankılanması sonrasında, batı dünyasında Kuran’a ilgi duyanların ve okuyanların sayısının arttığı, bunun sonucu olarak Müslüman olanların ise çoğaldığı belirtiliyor.

Bu gerçekler karşısında korkuya kapılan batılı ülkeleri ya İslami yaşantıyı yasaklama yolunu seçiyor, ya da iftiraların dozunu arttırıyor.

Putperestler baskı yaptıkça sahabenin sayısı artmıştır. Bugün de yapılan baskı nereden gelirse gelsin Müslümanların sayısını artıracaktır.

 

SONUÇ

Bugün yeryüzünde hüsnü kabul gören tek din İslam’dır. İslam’ın bu yayılışının hızı da kesilemez, önüne de geçilemez. Çünkü İslam ilim adamları arasında en çok hüsnü kabul görüyor.

Cami yıkıp, kitap yasaklayıp, İslam’ı tehlike gösterip İslam’ın yayılışını durdurmak isteyen ülkelerde baskı ve zulüm geri tepiyor. Firavunun, Ebu Cehil ve Ebu Leheblerin baskılarının geri teptiği gibi.

İslam yayılıyor, yayılacak. Yeter ki, İslam’ı yaşayalım. İyi bir şekilde temsil edelim. Peygamber: “söyleme yap” diyor ya. Yaparak, yaşayarak önce çocuklarımıza, yakınlarımıza, çevremize ulaşalım.

-İslam için Allah için çok çalışalım. Az işimizi yeterli görmeyelim. İslam’ı anlatmak için maddi ve manevi çaba sarf etmek hepimizin görevidir.

 

YAPILACAK İŞ NE?

-İslam anlayışımız yanlış. Önce bunu düzeltmeliyiz.

-Bugün medya bazı kimselerin hatasını, İslam’ın noksanlığı olarak göstermeye çalışıyor. Bunun için kötü örnek olmamalıyız.

-İslam’ı iyi temsil etmeliyiz. İslam’ı ashabın ve bizden öncekilerin yaşadığı gibi yaşamalıyız.

-”Müslümanlık bu mu?” “Şuna bak” “Şunun yaptığına bak” dedirtmemeliyiz.

-“Şunun ailesine bak, eşine bak, çocuğuna bak” dedirtmemeliyiz.

İnsan Müslümanım derken, İslam’ın hayatında ne kadar yer aldığına dikkat etmelidir.

Dikkat edeceğimiz bir husus da: “Kimse İslam’ı, yaşayışına menfaatine uydurmaya çalışmamalıdır.

Bugüne kadar yanlışlıklarımız İslam’ın önüne set oluşturmuştur. İslam’a sıcak bakanları dinden soğutmuştur.

İslam’ın güzelliklerini yaşamak ve yaşatmak çevreye aksettirmek, görev bilinmelidir.

Hz. Peygamber, Hz. Ali (ra) a şöyle der:

“Ya Ali, bir insanın senin vasıtanla hidayete ulaşması dünyalara bedeldir.”

Kendi kendinize zaman zaman sorun:

-Bugüne kadar kaç kişiye faydam oldu?

-Ömrün sonuna giderken kaç insanı etkiledim?

-Kaç kişiyi İslam’a ısındırdım?

-Allah yolunda kaç nefes alıp verdim?

-Kendi çocuklarım dâhil kimlere tebliğ görevimi yaptım? Sor-sor-sor. Cevap buluncaya kadar sor.

Bir Fransız ilim adamı: “İslam’a baktım imrendim, sözde Müslümanlara baktım iğrendim. 50 yıl geç Müslüman oldum bunun vebali onlarındır” demiştir.

Bir almana Müslümanlara yakınlığına bakarak:

-Niçin Müslüman olmuyorsun? Diye sorarlar. Alman cevap verir:

-“Müslüman olsam Kur’an’da ki hayatı yaşamam lazım. Sizin hayatınıza bakıyorum Kur’an’da ki hayat değil” der.

Bugüne kadar İslam daha çok yayılmadıysa, Müslüman olması gerekenler Müslüman olmadıysa, suç İslam’ın değildir. Kusur, İslam’la barışık olmayan, İslam’ı bilmeyen, temsil edemeyen Müslümanındır.

İslam’ı yaşayamaz, iyi örnek olmaz ve tebliğ görevini yapmazsak İslam’ın yayılışını sağlayamayız. Aksine İslam’ın yayılışını engellemiş oluruz.

Adiyy bin Ertaa, Ömer bin Abdülaziz’e şöyle yazmıştı:

-İnsanlar devamlı İslam’a giriyorlar.

İyice çoğaldılar.

Bense, bu gidişle (gayrimüslimlerden alınan) haraç vergisinin iyice azalmasından, hazinenin zayıflamasından korkuyorum. Ne tavsiye edersiniz?

Halife Ömer bin Abdülaziz, ona şu manidar cevabı vermişti:

-Allah’a yemin olsun ki, insanların tümünün İslam’a girmesini ve ikimizin de kendi eliyle kazandıklarını yiyen iki çift olmamızı ne kadar isterdim.

Son sözlerim şudur:

Misyonerler, insanları Hıristiyan yapmak istediler. Çok çalıştılar, çok fedakârlıkta bulundular, çok para harcadılar fakat insanları Hıristiyan yapamadılar. Misyonerlere rağmen İslam yayılmaya devam etti.

Avrupalı sosyologlar, psikologlar desteğiyle Avrupa da çalışan işçilerimizi Hıristiyan yapmak için çok değişik metotlar uyguladılar, başarılı olamadılar. Düşünce davranış ve inanç olarak Allah fikrinden uzaklaştıramadılar. Ama eğitilmemiş çocuklar kayboldu.

Eğer biz de yeni nesli ihmal edersek, iyi yetiştirmezsek, İslam’ı öğretmezsek, ısındırmazsak, sevdirmezsek genç, kendine başka bir din bulacaktır. Veya dinsiz olacaktır. Veya satanist olacaktır.

Böyle bir evlat, ne sana itaat edecek, ne cenaze namazını kılacak, ne ardından bir Fatiha okuyacaktır. Mezarına gelirse istavroz işareti yapacaktır.

İnanıyorum ki, bu milleti Hıristiyan yapamazlar. Çünkü dış ülkelerde Müslüman olanların sayısı her geçen gün artıyor. Doğan çocuklara “Muhammed” adını veriyorlar.

Bir habere göre İsveç’te giren çıkan olmadığı için 16 bin kilise satışa çıkarılmıştır. (9-9-2015 Akit)

Bir haberde şöyle: Üç bin dört yüz yirmi papaz, çocuk ve kadınlara tacizden mahkûm olmuştur. (7-7-2014 Akit)

Önümüzdeki asır İslam asrı olacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

Selam hidayete tabi olanlara!

 

 


Bu yazıyı 206 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.