İslam’ın Beş Şartından Biri HAC

Hz. Peygamber : “Din nasihattir” buyurmuş ve her fırsatta dini tebliğ etmiş. Bu görev şimdi hepimizde.

Bugüne kadar bir çok şeyimize sahip çıkmadık, birçok işimiz sulandırıldı. Dinin kesin emirleri bile tartışılır hale getirildi.

İşlerimizi iyi yapmak, en iyisini yapmak hayra vesile olabilecek şekilde yapmak zorundayız. Yoksa amellerimiz boşa gider.

Dünyevi işlerimizi yaparken istişareye, talimatlara uymaya âzamî gayret gösterirken, dinî işlerimizde, bilhassa dinimizin emir ve yasaklarında ayni hassasiyeti göstermezsek olmaz.

Günümüzde hacca gitmek bazıları için temizlenmek, isim kazanmak için bir fırsat, bazıları Seyahat bazıları içinde ticaret için fırsat görülüyor.

Has bel kader hacca gitmiş, sonrada “Hem hacca giderim, hem içkimi iç er, hem de denize girerim” diyen nasipsiz bazı kimseleri hatırlıyorum.

Geçen gün, bir müslümanın endişesine şahit oldum. “Hacca gitmek istiyorum, ama ya orada ölürsem” diyordu. İyi niyetle giden bir kimse keşke hac yolunda ölse. Hac yolunda ölen için, günahlarının af olunacağına dair peygamberimizin müjdesi vardır.

İslâm’da günlük, haftalık ve ömür boyu bir defa yapılacak ibadetler vardır. Ayrıca, bedenle, malla, hem beden, hem de malla yapılan ibadetler vardır. Bunlar herkesin ibadet yapma imkânını bulması içindir.

Sevgili peygamberimiz : “İslam beş temel üzerine bina edildi. Allah’tan başka ilâh yoktur. Muhammed Allah’ın peygamberidir, diye şehadet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, oruç tutmak ve hac etmektir.” buyuruyor. (R. Salihın:2/1276)

Demek ki hac, müslüman olmanın temel şartlarından biridir.

Çok iyi bilmek gerekir ki, bilgi ibadetlerin önünde gelir. Bilmeden öğrenmeden hiçbir işi yapamayız. Bu yüzden önce dinimizi öğrenmekle başkalarına öğretmek boynumuzun borcudur.

 

1.         KUR’AN’DAKİ HAC İLE İLGİLİ AYETLER

 

Kur’an’da şöyle buyrulur :

1- “Haccı ve umreyi Allah için tam yapın. Hacta kurban kesmeyen kimse, hac günlerinde üç, memleketine döndüğü zaman yedi olmak üzere on gün oruç tutsun.” (Bakara:196)

2- “Hac, bilinen aylardadır. Kim o aylarda hacca niyet ederse, hac esnasında kadına yaklaşmak, günah sayılan davranışlara yönelmek, kavga etmek yoktur. Ne hayır işlerseniz Allah onu bilir…” (Bakara:197)

3- “Hac ibadetinizi bitirince, babalarınızı andığınız gibi, hacta ondan daha kuvvetli bir şekilde Allah’ı anın. İnsanlardan öyleleri var ki, Ey Rabbimiz ! Bize dünyada ver, derler. Böyle kimselerin ahiretten hiç nasibi yoktur.” (Bakara:201)

4- “Onlardan bir kısmı da, Ey Rabbimiz ! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru, derler.” (Bakara:201)

5- “İşte onlar için kazandıklarından büyük bir nasib vardır. Şüphesiz Allah’ın hesabı çok süratlidir.” (Bakara:202)

6- “İnkâr edenler, bütün insanlara eşit kıldığımız Mescid-i Haramdan alıkoymaya kalkanlar, bu zulmü işlerse onlara acı azaptan tattırınız.” (Hac:25)

7- “Şüphesiz âlemlere bereket ve hidayet kaynağı olarak insanlar için kurulan ilk ev (mâbet) Mekke’deki Kâbedir.” (Âli-İmran:96 )

8- “Orada apaçık nişâneler. Ayrıca İbrahim’in makamı vardır. Oraya giren emniyette olur. Yoluna gücü yetenlerin O evi hac etmesi, Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse, bilmelidir ki, Allah bütün âlemlerden müstağnidir.” (Âli-İmran:97)

 

2.         PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN HAC

 

Hz. Peygamber şöyle buyurur :

1- “Bir kimse, hacceder ve hac esnasında fena söz söylemez ve büyük günahlardan kaçınır, küçük günahları işlemekte ısrar etmezse, o kimse, günahlarından arınarak annesinden doğduğu günkü gibi hacdan döner.” (Riyaz-üs-Salihın:2/1279)

2-   “Makbul haccın mükafatı, ancak cennettir.” (R. Salihın:2/1280)

3-   “Kurallarına uygun biçimde günahlardan sakınarak, hac yapan kimseler doğduğu günkü gibi günahlardan arınır.” (Buhari, Hac:756)

4-   “Hz. Peygambere (s.a.) a:

–               Hangi amel daha üstündür? diye soruldu

–               Allah’ın Rasülü <İman etmek> dedi.

–               Sonra nedir? dediler

–               Allah yolunda cihattır, dedi.

–               Sonra nedir? dediler

–               Kusursuz hactır.” Cevabını verdi. (Riyaz üs Salihın:2/521)

5- “Ara vermeden benim mescidimde 40 vakit namaz kılan kimse cehennem azabından berat yazısı alır.”

 

3.         HAC KİMLERE FARZDIR?

 

1-     Müslüman olanlara,

2-     Akıllı olanlara,

3-     Erginlik çağına girmiş olanlara,

4-     Hür olanlara,

5-     Haccın farz olduğunu bilenlere,

6-     Yeterli vakti bulunanlara, kudreti olanlara

7-     Gidiş geliş masraflarını ve ailesinin bu süre içindeki masraflarını sağlamış olanlara farzdır.

İnsan hacca çağrılır. Bu davet değişik olur.

–     Allah çağırır.

–     Peygamber çağırır.

–     Azrail çağırır.

–     Şeytan çağırır.

 

4.         KAÇ ÇEŞİT HAC VARDIR?

 

Hac üç çeşittir.

1-İFRAT HACCI : Umresiz yapılan hac, Kurban vacip değildir.

2-TEMETTU HACCI : Umre ve haccı ayrı ayrı ihramlarla eda etmektir. Kurban vacibtir.

3-KIRAN HACCI : İkisine birden niyetlenerek umre ve haccı bir ihramda birleştirmektir. Kurban vaciptir. Bu en faziletli hactır.

 

5.         HACCIN FARZLARI NELERDİR?

 

1-   İHRAM : Helal olan şeyleri haram kılmak demektir. (Ayrıca dikişsiz elbiseye de ihram denir.)

Niyet edilerek ihrama girilir. İhram süresince telbiye getirilir. (Telbiye : Lebbeyk Allahüme lebbeyk. Lebbeyke la şerike leke lebbeyk. İnnel hamde vennigmete leke velmülke lâ şerike leke) demektir.

2-   ARAFAT’TA VAKFE DURMAK : Arefe günü zeval vaktinden Kurban bayramının birinci günü fecrin doğuşuna kadar durmaktır.

3-   KABEYİ TAVAF ETMEK : Vakfeden sonra bayramın birinci günü fecrin doğuşundan sonra Kâbe’yi ziyaret edip etrafında dönmektir.

 

6.         HACCIN VACİPLERİ NELERDİR?

 

1-     İhrama Mikad edilen yerde girmek,

2-     İhramlıya yasak şeyleri terketmek,

3-     Arafatta güneş batıncaya kadar durmak,

4-     Birinci bayramdan tan yerinin ağarmasından, güneş doğuncaya kadar Müzdelifede durmak.

5-     Farz olan dört ziyaret tavafını yediye tamamlamak,

6-     Ziyaret tavafını bayram günleri yapmak,

7-     Tavafa Hacer’ul Esved’ten başlamak ve Kâbe’yi sola alarak tavaf yapmak,

8-     Tavafı Hatim denilen yerin dışından yapmak, abdestli olmak,

9-     Her tavaftan sonra iki rekat namaz kılmak ve safa ile merve arasında koşmak, Buna Sa’y denir. (4 gidiş, 3 geliş)

10- Minada şeytan taşlamak (Birinci bayram 7, ikinci 21, üçüncü 21 taş atmak),

11- Kurban kesmek,

12- Haremde saçları tıraş etmek,

13- Ayrılırken veda tavafı yapmak.

 

7.         HACCIN SÜNNETLERİ NELERDİR?

 

1-     İhrama girmeden abdest almak,

2-     İhram niyetiyle iki rekat namaz kılmak,

3-     İhramlıyken telbiye getirmek, güzel koku sürünmek,

4-     Mekke’ye varınca kudüm (Varış) tavafı yapmak,

5-     Tavafta erkeklerin ridalarını sağ koltuk altından geçirip, sol omuz üstüne örterek bağlamaları,

6-     Şeytan taşlamayı sırasıyla (küçük, orta, büyük) yapmak,

7-     Bayram gecelerini minada geçirmek,

8-     Müzdelife’den Mina’ya güneş doğmadan gitmek,

9-     Peygamberin kabrini ziyaret etmek,

10- Zemzem içerken Kabe’ye dönmek,

11- Kabe örtüsüne yapışarak dua etmek.

 

8.         İHRAMLIYA YASAK OLAN ŞEYLER

 

1-     Eşi ile ilişkide bulunmak,

2-     Erkeklerin dikişli elbise giymesi,

3-     Koku sürünmek,

4-     Av avlamak,

5-     Traş olmak, vücudun kıllarını yolmak,

6-     Tırnak kesmek,

7-     Harem’de bitkileri koparmak.

 

9.         HACCIN ÖNEMİ VE HİKMETLERİ

 

Hac ibadeti, İslâm’ın şartlarından biridir. Hem mal, hem bedenle yapılan bir ibadettir. Allah’ın kulları üzerinde hakkıdır.

Hac, nefis enâniyetini kıran bir ibadettir. Çünkü kefene benzeyen, ayni elbise ile insanları eşit yapar, bir çok şeyin boş olduğunu ortaya koyar. İnsan üzerinde silinmeyen izler bırakır.

Bütün dünya müslümanlarını, bir araya toplayan kongredir.

Hac, öncesi ve sonrası ruhen ve bedenen temizliği sağlar.

Hac, diğer dinlerde de vardır. Ama hiçbiri İslâm dinindeki gibi bir anlam kazanmamıştır.

Hz. Peygamber : “Hac ve umre yapanlar, Allah’ın misafirleridir. O’ndan bir şey isterlerse, onlara cevap verir. Af isterlerse, onları af eder.” (H. Döndüren İ. İlmihali:561) buyurmuştur.

Hıristiyanlık propagandası yapan misyonerler gençlere ve din bilgisi zayıf olanlara Efese gidersen hacı olursun diyor.

 

10.      EFESE GİDEN HACI OLUR MU?

 

Hiçbir dinde Efes hacılığı ve Efese gidenin hacı olacağı bilgisi yoktur. Bu, Efesi ele geçirmek isteyen Hıristiyan Batı’nın oyunudur.

Efesin Hıristiyanlıkla ilgili, kutsal bir dini ve tarihi yönüde yoktur. Meryem ananın Efes’te olduğu da yalandır.

Efes’te şifalı suda yoktur. Hepsi bir propagandadır.

Bir müslüman, Efes’e gitmenin yarım hacı veya hacı olacağı yalanına inanır ve bu niyetle oraya giderse Kur’an’daki ayetleri ve peygamberin hadislerini inkâr etmiş solur ki, küfre girer.

Efes, bir turizm merkezi olabilir, ama hac merkezi olamaz.

 

11.      HAC DÖVİZ KAYBI MIDIR?

 

Hac, İslâm dininin temel şartlarından biridir.

Haccın olumlu taraflarını görmeyip, haccı döviz kaybı olarak görmek ve göstermek insafsızlıktır. Neden başka ülkelere gitmek döviz kaybı değil de, Allah’ın emrettiği bir ibadet, döviz kaybı olsun? Bir hacının harcadığı para, Avrupa Seyahatine gidenin harcadığı paradan daha fazla mıdır?

Bazı insanlar, kendilerine hak olarak gördüklerini, asla başkaları için görmüyorlar. Bu nasıl anlayış?

Sonra hacca ömründe bir defa giderler, oda bir aydır. Ama turistik geziler, eğlence merkezlerine sık sık gidildiğini görüyoruz. Birde hacca vurgun vurarak gidilmez, helâl para ile gidilir. Avrupa’dan köpek maması getirildiği gibi, haçtan lüzumsuz, önemsiz bir şey getirilmez.

Hacca gitmeden sosyal görevler yapılır, dönüşde de hacılığı korumak için dürüst yaşanır.

Hac suresinin 25. ayetinde insanları hacdan alıkoymaya kalkanlar için açıklı bir azab olduğu bildiriliyor.

Avrupa’nın eğlence merkezlerinde harcanan para, nasıl döviz kaybı olmuyorsa, hac yolunda harcanan para asla döviz kaybı olarak değerlendirilemez.

Şu anda bizim için üzücü bir durum dolarla hacca gidilmesidir. Dolarla hacca gidilmeyinceye kadar inanana çalışmak düşüyor, demek.

Kısacası, küfre sarkan sözlerden kaçınalım. Çünkü hac düşmanlığı insanı küfre götürebilir.

 

12.      HAC GÖREVİ DİĞER AYLARDA YAPILABİLİR Mİ?

 

İbadetlerde vakit ve zaman şartı vardır. Hac tarif edilirken : “İbadet maksadıyla Arafatta belirli bir vakitte bir süre durmak, daha sonra Kâbe’yi ziyarettir” denir.

Hz Peygamber belirli ay ve günlerde yapmıştır.

Meselâ; Ziyaret tavafı, Kurban bayramı sabahı, Arafatta vakfe ise Arefe günü zevalden Kurban bayramı sabahı şafak sökünceye kadar yapılır. Bu şarttır.

Kur’an’da : “Hac belirli günlerdedir” buyrulmuştur. (Bakara:197)

Haccın farzları arasında vakit şartı vardı. Her zaman hac görevi yapılamaz.

Yılın her ayında yapılabilen umre ile, haccı birbirine karıştırmamak gerekir.

Birde “Hacca gitmeyin o parayı kriz var evlenemeyeni evlendirin, fakirleri doyurun, devlet borçlu devlete verin”deniyor.

Hac, İslâm’ın beş temel şartındandır. Müslüman olmanın gereğidir mutlaka yapılması lâzımdır.

Hacca giden zaten sosyal görevlerini yerine getiriyor geldikten sonrada fakir fukarayı onun kadar gözeten olmuyor.

Devlete karşıda vergisini veriyor.

 

13.      HAZIR OLMADAN HACCA GİDİLİR Mİ?

 

Bir yere giderken maddi ve manevi nasıl hazırlık yapıyorsak, hacca giderken de mutlaka hazırlık gerekir. Çünkü bu, mukaddes bir yolculuktur.

İslâm’ın şartı, haçtan ibaret değildir. Namazı vardır, oruç vardır, zekât vardır. Namaz yoksa, oruç çoksa, zekât verilmediyse, haç ibadeti bunlardan sonra gelir. Namaz, oruç, zekât tamam olacak ki, hac olsun.

İnsanın namaz, oruç borcu olabilir. Ancak bunları hesab eder, kılmayı, ödemeyi Allah’a söz verir, ondan sonra yola çıkabilir. Yani sıra hacca geldiyse, bizde, ruhen, ahlâken ve helal rızık ile, hazırsak hac gereklidir. Yoksa birçoklarını değiştiremiyor. O hac onlara eziyet oluyor.

“Hacca gidip temizlenip gelivereyim” diyenler, hacca temiz olarak gitmelidir. Gerçekten temizlenmek ve değişmek niyetiyle gitmelidir ki, temizlensin. Hacı adayı, elinin kirini yıkmazsa Allah Onun kalbini temizlemez.

Sigara alışkanlığı olanlar bile onu bırakıp öyle gitmelidir. Çünkü bugün sigara içmek ihtiyaç olmadığı, israf olduğu, eziyet verdiği, pis koktuğu için haramdır.

Eskiden, samimi iki arkadaş sigara münakaşası yaparak hacca gitmişler. Kâbe’ye varınca içmeyen, zemzemi içmiş, arkadaşına “sende bir sigara iç” demiş. Arkadaşı : “Burada olur mu?” diye çıkmış. Öbürüde : “Burada olmazsa diğer yerlerde neden olsun?” demiş.

İçi yanmayan, hazır olmayan gitmemeli.

Çoklarımız sadece maddi hazırlık yapıyor, manevi hazırlık yapamıyoruz. Ahiret hazırlığı olarak mezar, kefen satın almak gibi yapıyoruz.

 

14.      HAC İÇİN ENGELLER NELERDİR?

 

–     Ana babanın ağır hastalığı ve çok yaşlı, bakıma muhtaç olmaları, (Farz hacca değil, nafile hac ve umreye engeldir.)

–     Kocanın rızasının olmaması, (Şafilere göre koca izin vermeyebilir. Cumhura göre farz oruca engel olamaz. Kardeşi, babası ile gidebilir.

–     Esaret,

–     Hapis,

–     Borçlu olmak,

–     Yol emniyetinin olmaması,

–     Hastalık,

–     Genç kadının mahreminin bulunmaması,

–     Dünya işi engel değildir. Şu işimi yoluna katayım, daha gencim yaşlanınca giderim olmaz.

Önce ibadetler terk edilmez, sonra ibadetler gecikmez, geciktirmek tevbe istiğfar gerektirir.

Hacılığımı koruyamam gibi bir mazeret de olamaz. Hacılık insanı korur. İnsan da hacılığını korur.

 

15.      HACCI GECİKTİRMEK DOĞRU MU?

 

Hac, zamanında gücü, takatı yerinde iken yapılmalı, farz olduğu andan itibaren hazırlık yapılıp o yıl gidilmelidir.

Gücü olmayan dahi, hacca niyet etmeli, bir yol bulabilmesi içinde Cenab-ı Allah’a yalvarmalıdır. Ve hazırlık iç inde olmalıdır.

Elde olmayan nedenlerle gidilmemesinde vebal yoktur. Mâzeret varsa da ertelenebilir, bu da elde olmayan birşeydir.

Hz. Peygamber şöyle buyurur :

1-     “Hac yapmak isteyen acele davransın” (Kıssite:4/218)

2-     “Kim hac yapmak isterse acele etsin. Olur ki, insan hastalanır, gitmesine mani bir iş zuhur eder.” (Kıssitte17/381)

3-     “Hac murad eden acele etsin zira bir hastalığa yakalanabilir. Bir sapık onu saptırabilir veya bir hacet onu yolundan alıkoyabilir.” (Ramuz:400/13)

“Mezhebimize göre; üzerine hac farz olup da geciktiren, fasık olur ve şahidliği reddedilir. Çünkü haccı geri bırakmak, küçük masiyettir. Bunda ısrar etmek, kişiyi fıska götürür. Böyle birinin, hac yapmadan malı telef olsa, haç borcu düşmez.” (Prof Dr. Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslâm İlmihali:565)

4-     “Bir kimseyi hastalık açık bir ihtiyaç, bir sıkıntı veya zalim bir sultan alıkoymaksızın hac yapmazsa ister Yahudi, isterse Hıristiyan olarak ölsün” (Age:565)

Haccı geciktirmek doğru olmadığı gibi, terk etmek asla caiz değildir.

5-     “Kim kendisini Kâbeye ulaştıracak kadar azık ve bineğe sahip olduğu halde haccetmemiş ise, onun Yahudi veya Hıristiyan olarak ölmesi arsında fark yoktur. Zira Allah şöyle buyurur, Oraya yol bulabilen insana, Allah için Kâbe’yi hac etmesi gerekir.” (Âli-İmran:97) (Kısitte:4/216)

Cenab-ı Allah, Adem (s.a)’a : “Ölmeden beytimi haccet buyurmuştur.”

Bize de : “Ey İman Edenler! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah’ı anmaktan alıkoymasın. Kim bunu yaparsa, işte onlar ziyana uğrayanlardır.” (Münafıkın:9) diye buyurmuştur.

“Efendim, genç yaşta gitme hacılığını koruyamazsın” diyenler oluyor. Bu doğru değildir. Hacca genç gidilmelidir. Sonra koruyamamak ne demek? Bazen hacılık insanı korur, bazen de insan hacılığını korur. Gidip geldikten sonra değişilmeyecekse, rezaletlere, kepazeliklere devam edilecekse, o kimse bu haliyle zaten hacca gitmemelidir.

Şeytan evanemlerine hac mevsimi gelince şöyle dermiş:

–     Hacca gidecekleri caydırın; gençsin deyin, işin çocukların ne olacak deyin, hacılığını nasıl koruyacaksın deyin, demiş.

Hac,mali durumu yetenlere ömründe bir defa farzdır. Kendi gidemez, vekil gönderir. Terk ederse, ceza görür.

Hacca giden Cenab-ı Allah’ın davetine icabet ettiği için Allah’ın huzuruna çıkma şerefine mahzar olur.

 

16.      BULAŞICI HASTALIĞI OLAN NE YAPAR?

 

Hz. Peygamber, bulaşıcı hastalıklar için karantina uygulamıştır. “Oradan kimse çıkmasın, oraya da kimse girmesin” demiştir.

İslâm’da insanlara zarar vermemek vaciptir.

Hz. Ömer (ra), Kâbe’yi tavaf eden Cüzzamlı bir kadını gördü :

–     “İnsanlara eza verme, sen evinde otur” dedi. Kadın öyle yaptı.

Hz. Ömer ölünce, biri o kadına :

–     “Seni hactan men eden o adam öldü. Evinden çıkabilirsin” deyince Kadın :

–     “Allah’a yemin olsun ben ona sağ iken itaat edip, ölünce isyan edecek kimse değilim” dedi. (Kısitte:4/418)

 

17.      YALNIZ KADIN HACCA GİDEBİLİR Mİ?

 

Dinin emirlerinin hemen hemen hepsine yakın bölümünde, kadın da erkek gibi sorumludur.

Kadın zenginse, yani hac üzerine farz ise, kocası ile kardeşi ile babası ile veya sütoğlu ile hacca gidebilir.

Eğer yanında mahremi olmazsa, o zaman vekil gönderir, borcunu öder. Yalnız gidemez.

Şafilere göre kadın, güvenilir yol arkadaşları olunca hacca gidebilir.

Hanefilere göre; eşi, oğlu, torunu, babası, dedesi, damadı, kayın babası, ve süt oğlu yoksa gidemez.

Hz. Peygamber : “Kadın yanında mahremi olmadan yolculuk yapmasın” deyince, bir adam :

“Karım hac yolculuğuna çıktı, ben ise savaşa yazıldım” demiş, peygamber :

“Git hanımınla beraber hac et” (Döndüren İ. İlmihali:571) buyurmuştur.

 

18.      KOCASI FAKİR OLAN KADIN KENDİ PARASI İLE HACCA GİDER Mİ?

 

Hac üzerine farz olan kadın, kendi parası ile hacca gider. Kadın mahremi fakir ise, onunda masrafını karşılayarak onunla beraber hacca gider.

Böyle başka birinin masrafını karşılayacak kadar gücü yoksa o zaman yerine vekil gönderir.

Zengin kadın vekil gönderirse, borçtan kurtulur. Bu imkânı bulamayan zengin kadın hac için vasiyet eder. Mirasçılarının ya biri gider veya vekil gönderirler.

 

19.      KADININ HACCA GİDEBİLMESİ İÇİN KOCASININ RIZASI ŞART MI?

 

Üzerine hac farz olan kadının babası, kardeşi kendisiyle gidecekse, kocası mani olamaz. Hatta damadı veya sütoğlu ile de gidebilir.

Bu, farz olan Haç içindir. Nafile Haç için kocanın izni gerekir. Umre içinde kocanın izni gerekir.

 

20.      TEK BAŞINA KADIN HACCA GİDEBİLİR Mİ?

 

Mahremsiz kadın, bir günlük de olsa mahremi olmadan yola çıkamaz, seyahat edemez, hacca gidemez. (Bak. K. Sitte:7/108)

“Mezhebimize göre; kadının hacca gidebilmesi için bir mahremin yanında olması gerekir veya güvenilir birkaç kadının yanında gitmesi lâzımdır. Her ne kadar emniyet olsa da yalnız gidemez.” (Halil Gönenç GMF:1/270)

Şafi mezhebine göre; birkaç kadın mahremsiz hacca gidebilir. “Kur’an’da mahremi olan olmayan ayrım yapılmamıştır.” Derler. “Yol bulabilenler üzerinde Allah’ın hakkıdır” derler.

Hanefi ve Hanbelilere göre; mahreminin bulunması şarttır.

“Bir defa hac veya umre yapan, ikincisinde mahremsiz hiçbir mezhebe göre gidemez.” (Hanımlara Özel Fet:1/57, Faruk Beşer)

Peygamber şöyle buyurur:

– “Allah’a ve ahiret gününe inanan bir kadının, yanında mahremi yokken sefere çıkması helal değildir.” (Buhari Savm:67)

– “Bir erkek, yanında mahremi bulunmayan yabancı bir kadınla yalnız kalmasın” buyurdu. Biri :

– “Ey Allah’ın elçisi! Eşim hac için yola çıktı. Ben falan gazveye yazıldım” dedi. Peygamber :

– “Git hanımına yetiş, onunla hac yap” dedi. (Kısitte7/109)

Birde kadının hacca gidebilmesi için boşanma veya kocasının vefatından sonra iddet bekleyen kadın olmaması lâzımdır. Buna “Boşandığınız kadınları evlerinizden çıkarmayın, kendileri de çıkmasınlar” (Talak:1) ayeti delilidir.

 

21.      KADIN HAC DA HAP KULLANIP ÂDET HALİNİ GECİKTİREBİLİR Mİ?

 

Kadın, âdet hali sırasında bazı ibadetleri yapamaz. Bunlardan biri de Kâbe’yi tavaf edemez.

Ay hali, kanı görülmesi ile başlar. Hap, kanın gelmesini geciktirir. Sağlık açısından bir zararı yoksa hap kullanıp, ay halini geciktirebilir. Fakat uzun süreli o pis kanın vücutta kalmaması lâzımdır.

Haccını tamamlamak için kadın, hap kullanıp ay halini geciktirebilir. Şöyle denmiştir :

“Hanımlarda vaki olabilecek muayyen hal, haccın hiçbir hükmünü yerine getirmeye mani olmaz. Sadece Kâbe’yi tavafa engel teşkil eder. Bunun için bekler, muayyen hal bittikten sonra tavafını yapar. Yahut da, bu hali ile de tavafını yaparsa bir ceza kurbanı keser.

Daha kolay ve emniyetli olan ise, bir hekime danışarak belli bir ilaç alıp muayyen hali bir ay için geciktirme yoluna gitmektir. Bu, daha salim ve sağlam olanıdır. Bunu Sahabe efendilerimiz zamanında da tatbik etmişler, <arak suyu> denen bir sudan içerek temiz günlerini uzatmışlar, buna engel olan da çıkmamıştır.”

 

22.      OSMANLI PADİŞAHLARI NİÇİN HACCA GİTMEDİ

 

Elbette onlarda biliyordu ki, hacca gitmek dinî bir vazifedir. Onlarda bir müslüman olarak hacca gitmekle görevliydiler. Fakat onlar hacca gitmediler. Onlar hacca gitmedi diye yakın zamana kadar kimsede onları itham etmemiştir.

Osmanlı padişahları dindardı. Her işlerini İslâm’a uyup uymadığı konusunda Şeyhül-İslama sorarlar, öyle iş yaparlardı. Hatta Kanunî, Ebu Süd Efendiden aldığı fetvaları bir küçük sandıkta toplamış kendisiyle beraber gömülmesini istemişti. Gömülürdü, gömülmezdi münakaşalar yapılırken, kutu düşmüş, fetvalar görünmüştü. Orada Ebus Süd efendi:

“Padişahım, sen kendini kurtarmışsın, ben nasıl kurtulurum” deyip ağlamıştır.

Her işlerini Şeyhül İslama soranlar, elbette bu hususu da sormuşlardır.

Dinî meselelerde bu kadar hassas olan bu kimseler İslâm’ın beş temel şartında gevşeklik mi gösterir.

Fatih, tekbir alınca Kâbe-i Muazzamayı görebilen bir göze sahipken, Abdülhamid, kerametler gösterirken neden hacca gitmedi?

Bu soruya cevap ararken, o zamanın şartlarını göz önüne almak gerekir. O zaman hac yolculuğu, aylar boyu sürüyordu. Kıtlara hükmeden İmparatorluğun padişahı, aylarca milletinden, ordudan, saraydan ayrılması en büyük tehlike olurdu. Onlar ki, Anadolu’dan çok Mekke – Medine’ye, hac yoluna suyuna, oraların bakımına önem vermişlerdir.

Milleti, devleti düşünen Şeyhül İslâmlar, padişahların hacca gitmelerini uygun görmemişlerdir.

İbni Abidin de “Sultan ve sultan vazifesi gören emirler, padişahlar, sultanlık halleri devam ettiği müddetçe hacca gitmezler, yerlerine bedel gönderirler” denir.

Sürü çobansız bırakılırsa, sürüyü kurt girer.

Devlet yönetimi, süreklilik ister.

Bunun için Osmanlı padişahları yerlerine vekil gönderirlermiş.

 

23.      BORÇLU OLAN HACCA GİDER Mİ?

 

“Gidipte dönmemek var” derler. Helalaşa helallaşa kul hakkını ödeyerek hacca gitmesi gereken bir insanın, borçlu olarak hacca gitmesi uygun değildir. Geride ödeyecek varsa, o zaman gidebilir.

Peygambere biri gelip :

–     “Ya Rasulallah! Bana haç farz oldu. Borcumda var, ne yapayım?” diye sorar. Peygamberimiz (sa):

–     “Önce borcunu öde” demiştir. (Kısitte:5/10)

Gerçek hacca gidiliyorsa borçlar ödendikten sonra gidilmelidir. Çünkü her günah af olsa da kul hakkı af olmuyor.

 

24.      HACCA GİDECEK DURUMU OLMAYAN NE YAPSIN?

 

Bazı müslümanların hacca gidecek maddi imkânları olmaya biliyor. Böyleleri gözyaşı döküyor, rüyalar görüyor. Can atıyor. Bazıları o mikâna kavuşur gibi oluyor. Ama bir engel çıkıyor. Ölüm var, kalım var, gene gidememe var, bu imkânı bir daha elde edememe var… basıyor bir üzüntü. Ne yapayım? Ne yapsın?

Burada elden gelen yapılmıştır. Fazla üzüntüye yer yoktur. Vebâlde yoktur. Burada isteyerek tehir yoktur.

Zengin olsun fakir olsun, hacca herkes niyetlenmeli, hazırlanmalı, ilk fırsatta gitmeye çalışmalıdır.

Fakir olanda, her zaman gitme niyetini taşımalı ve yol bulabilmek için, Allah’ın kendisine nasip etmesi için dua etmelidir. Çünkü niyet çok önemlidir. Bazıları hacca gidemese bile hac sevabı kazandıracak niyet ve hac sevabı kazandıracak işler işleyerek, hac sevabı kazanmış olurlar. İnşallah, hacca niyetlenen, gitmek arzusu taşıyan bir fakir, bu niyetle ölse Allah hac sevabı verir, inşallah.

 

25.             VEKİL NASIL GÖNDERİLİR?

 

Hacca gitme imkânı bulamayan mükellef, yerine vekil gönderir. Bunun içinde bazı şartlar vardır:

1-   Vekil gönderen iyileşemeyecek kadar hasta ve aciz olmalı,

2-   Mahremi olmamalı,

3-   Vekile masraflar tam verilmeli,

4-   Vekil ayrıca ücret istememeli,

5-   Vekile hac farz olmuş olmamalı,

6-   Vekil, niyeti hac sahibi adına yapmalı, telbiyeyi onun adına getirmeli,

7-   Vekil başka birine görevi devredemez.

8-   Vekil tek hac için niyet edebilir. Kendi içinde niyet edemez.

9- Hacca gitmemiş, haç görevini yapmamış kişi vekil gönderilemez.

Peygamberimiz (s.a.) : “Kendi yerine hac yapmayanın başkasının yerine hac yapması yoktur” buyurur. Böyle bir hac yapıldıysa mezhebimize göre Sahih, Şafiye göre caiz değildir. (Bak. Halil Gönenç, GMF 1/271)

Burada kesin gönderilemez değil, tecrübeli olursa daha iyi olur. Mezhebimize göre dürüst iyi insan olmalıdır. “Gitmediyse onun haccı olur” deniyorsa da o vekildir. Hac sahibinin yerine o görevi yapmıştır. Kendi yerine yapmış olmaz.

 

26.      HACCA GÖREVLİ GİDENİN HACCI KABUL OLUR MU?

 

Hacca şoför olarak, sağlıkçı, kasap ve başka görevlerle giden kardeşlerimiz oluyor.

Hacca gidenler ne görevle giderlerse gitsinler, haclarına mani değildir. Oraya gidenler, haccın farzlarını yerine getirme imkânı bulurlarsa, hac görevlerini yapmış, borçlarını ödemiş olurlar.

Hacca giden kim olursa olsun, ne maksatla orada bulunursa bulunsun, ihram giyer, arafatta Vakfede bulunur ve Kâbe’yi tavaf ederse, hacı olur. Bu kişi üzerine hac farz olmayan fakirde olsa hacı olur. Sonradan zengin olsada hac görevini tekrarlaması gerekmez. Çünkü hac hayatta bir defa farzdır.

Yalnız oraya görevli olarak gittiği ve maaş aldığı için aldığı parayı hak etmesi ve görevini aksatmaması lâzımdır.

 

27. KAÇ DEFA HACCA GİDİLİR?

 

Hac, ömürde bir defa farzdır. Bir kere hacca giden, hac borcunu ödemiş olur.

Hz. Peygamber’e :

–     “Hac her sene mi?” diye soruldu.

–     “Bir keredir. Fazlasını yapmak nafiledir.” buyurdu. (Ramuz:245/12)

Ebu Hureyra anlatır:

–     “Birgün Peygamber bize hutbe irad etti” ve

–     “Ey İnsanlar! Allah size haccı farz kıldı onu ifâ edin” biri:

–     “Her senemi?” diye sordu. Peygamber sükut etti. Üç defa soruldu.

–     “Evet deseydim, her sene yapmanız gerekirdi. Söylemediğim şeyleri olduğu gibi bırakın. Zira sizden öncekilerin helak sebebi peygamberlerine çok soru sormaları ve bu yüzden ihtilafa düşmeleridir.” buyurdu. (Riyaz İs-Salıhin:2/1277)

Hac, müslüman zengine ömründe bir defa farzdır. İmam-ı Gazali meşhur “İhya” isimli eserde şöyle der:

“Bir kısım aldanmışlar servetlerini hac yolunda harcamaya düşkündürler. Bunlar çok zaman komşularının aç açık olmasına aldırış etmezler de peş peşe hacca giderler. Ahir zamanda üzerine farz olmadığı halde hacca gidenler çoğalır. Bunlara yolculuk kolay gelir. Kazançları da artar. Fakat ecir ve sevaptan mahrum olarak geri dönerler.”

İslâm’ın şartı beştir. Ama zekâtla hac zengin müslümanların üzerine borçtur. Üzerine hac farz olmayan kimsenin, çocuklarının ihtiyacı olan şeyi ve kullandıkları malı satarak, borç alarak, borç bırakarak hacca gitmesi doğru değildir.

Bişr Hafi’ye talebesi:

–     “Bu sene tekrara hacca gitmek istiyorum” der, Bişr Hafi:

– “Evladım, hayır hasenat yap, yoksullara, düşkünlere, yetimlere,dullara bak” der, izin vermez.

Talebesi her fırsatta arzusunu tekrarlar. Hocası ona:

– “Yavrum, sen bu malı meşru yoldan kazanmamışsın,münasip olmayan bir şekilde harcamadan rahat etmeyeceksin anlaşılan, haydi istediğin yere git” demiştir. (Tezkiret’ül evliya:132)

Gönül her yıl gitmek ziyaret etmek ister. Ama İslâm’ın tek emri hac değildir. Hactan önce gelen görevlerin de olduğu unutulmamalıdır.

Hele hak gasbı varsa, farz ibadeti önlemek, hele bir daha gidemezse, veballi iştir.

 

28.            NAFİLE HAC MI? SADAKA MI? VERMEK MAKBÜLDÜR

 

Peygamberimiz birden fazla haccın nafile olduğunu bildirmiştir. (Ramuz:245/12)

Unutulmamalıdır ki, İslâm’ın şartlarında zekât, hactan önce gelir.

Hiçbir mezhep, kadının mahremsiz ikinci hac veya umresini hoş görmez. O parayı hayırlı bir şeklide harcamasını tavsiye ederler. Şöyle derler:

“Nafile hactan, sadaka vermek daha efdaldir. Çünkü hac, insanın kendine aittir. Sadaka ise, hem kendine hem de başkasına aittir.” (Mehmet Değirmenci 1001 Fetva:88)

Şöyle bir soru zaman zaman soruluyor:

Ayrıca hacca gitmiş gelmiş, farz borcunu ödemiş müslümanların gittiklerini gizlemek sûretiyle tekrar yazılmaları doğru mudur?

–     “Bu durumda, önceden gitmemiş, farz borcu olan kimselerin gitmelerini engelleme günahı vardır. Ya o ölür veya bir daha gidemezse ne olacak? O kişinin nafile haccı bu vebali karşılar mı? Elbette hayır.”

–     “Veya kuraya girmeden herhangi bir yolla giden biri, hiç gitmeyeni gitme hakkını engellemiş olur. Bu, hakka tecavüzdür, bu zulümdür.”

–     “Birde işin içine yalan karışmaktadır. Hele işin içine hediye rüşvet gibi bir şey karıştıysa, bunu vebali, o kişini nafile hac sevabının üstündedir, sanırım.”

–     “Hac yolunda hile, yalan dolan, İslâm’ın ruhuna ibadet şuuruna uygun değildir.”

 

29.      ZENGİN İKEN HAC GÖREVİNİ YAPMAYAN FAKİR OLSA HAC BORCU DÜŞER Mİ?

 

Üzerine haç farz olan kimse, hacca gitmese, sonrada fakir düşse hac borcu düşmez.

Hac yapan kişi, dinden çıksa, tekrar iman tazelese, haccı yenilmesi gerekir.

 

30.      KUL HAKKI İLE VE HARAM PARA İLE HACCA GİDİLİR Mİ?

 

Hac, bir ibadettir, Allah’ın önemli bir emridir. İslâm’ın beş temel şartından biridir. Böyle bir ibadet, hak hukuka riayet etmeden, haram para ile yapılmamalıdır.

Hz. Peygamber : “Kişi helal olmayan bir para ile hacca gittiğinde, lebbeyk Allhümme leb beyk” dediğinde ona : “Sana leb beyk yok” der, bu ibadetin geri çevrildiği bildirilir, buyrulur. (Ramuz El Hadis:41/3)

Ömer Nasuh ı Bilmen Hoca’da :

“Hac yolculuğunda bulunacak kimselerin tam helal bir mal ile hac etmeleri gerekir. Çünkü helal olmayan bir mal ile hac yapılması haramdır.” (Büyük İslam İlmihali:387)

Zaman zaman soruyorlar : “Dış ülkelerde kazanılmış bir para ile hacca gidilebilir mi?” Tabi helal ise neden gidilmesin?

Başkasının hakkı ile faiz parası ile,meşru olmayan ticaret kazancı ile, gasb edilmiş, yalanla elde edilmiş, hileli kazanç ile, hatta zekâtı verilmemiş para ile, çalıntı, buluntu para ile hacca gidilmez.

Hacca gitmeden kul hakkı varsa helallaşılarak gidilmelidir. Helallaşırken, “Helal olsun” diyen, hangi hakkını helal ettiğini bilmelidir. Bilmediği bir hakkı için “Helal olsun” demesi, o hakkın affını sağlamaz.

Bilindiği gibi Allah, kul hakkını affetmiyor.

Yunus : “Aksakallı bir koca, hiç bilmez mi ki hal nice; Emek vermesin hacca, bir gönül yıkar ise” demiş.

Bir insanı, helallaşmak için borçlu olduğu kimseyi bulamazsa veya ölmüş ise mirasçılarını bulacak, hakkı aynen iade edecek, onları da bulamazsa o miktarı fakirlere dağıtacak, affı içinde dua edecektir. O kişi, bundan menfaat bekleyemez. Alacaklı için verdiğini düşünür.

Birde evde bıraktığı çoluk çocuğun dönüşüne kadar zorunlu ihtiyaçlarını onlara bırakmış, başkalarına borçlarını ödemiş olacaktır.

Zekât borcu varsa, onu da ödeyecek çünkü o da kul hakkıdır.

Ayrıca, gidiş geliş süresince kimsenin gönlünü kırmayacak, yediğine içtiğine dikkat edecektir.

Gıybet, iftira gibi haklar, tevbe istiğfar ettikten sonra, durum hak sahibine anlatılır ve hakkını helal etmesi istenir. Eğer bu açıklama, fitneye sebep olacaksa, o zaman biraz sadaka dağıtılır, sevabı hak sahibine bağışlanır, Helallaşma yoluna gidilir. Allah sadaka ile beraber affeder, diye umulur.

Gördünüz mü ne kadar zor hacca gitmek. Apar topar hacca gidilirse, insan hacı değil acı olur. Turistik bir gezi yapar gelir.

 

31.      HACCA GİDEN HERKES AFFOLUR MU?

 

Hz. Peygamber : “İslâm, kendinden önceki günahları yok eder. Hicret, kendinden önceki günahları yok eder. Haç, kendinden önceki günahları yok eder” buyurmuştur. (Müslim:1/78)

Bir kutsi hadiste de Cenab-ı Allah : “yanıma kul ve hayvan hakkı ile gelmeyin” diye bildirmiştir.

Buna göre¸hacca gidecek olan, üzerindeki bütün kul borçlarını ödemelidir. Laf olsun diye helallaşma olmaz. Gizli kalmış haklar, “helal et, helal olsun” demekle helal olmaz.

Hacca gitmeden birçoklarında bir inanç var. “Hacca gider gelirim, günahlardan arınırım, cennete giriveririm.” diye düşünülüyor.

Kul, şehidde olsa, hacca da gitse gelse, üzerinde kul hakkı varsa, günahlardan kurtulamaz. İnsan temizlenmeden, haç insanı temizlemez.

Eğer hacca iyi niyetle, temiz para ile kul hakkını ödedikten sonra, namaz oruç gibi borçları ödedikten sonra veya ödemeyi söz verdikten sonra layıkı ile hac yapılırsa, o kişinin günahlarının affolacağı müjdesi vardır.

Hacı adını alma, ticaret, gezi ve gösteriş gibi maksatlarla da hacca gidilirse, bu hac, insana günah kazandırır.

Her hacca giden hacı olmaz, her hacda, günahları affettirmez. Hacca giden insan, niyetine ve durumuna göre muamele görür; ya seyyah, ya tüccar ya da hacı diye anılır. Niçin gittiyse ona göre değişik deftere yazılır.

Kul hakkının, namaz, oruç borcunun af olacağını söyleyen bir alim yok. Onun için Allah’a karşı olan borçlar da ödenmelidir. Ya da ödemek için hesap edilip karar verilmeli, Allah’a söz verilmeli, “Rabbim, ödemek nasip et diye de dua edilip öyle yola çıkılmalıdır.”

 

32.      HACCIN EN ÖNDE GELEN ADAPLARI

 

–         İyi niyet,

–         Helal Kazanç,

–         Helallaşmak,

–         Riyasız, gösterişsiz niyet,

–         Kul hakkına, Allah hakkına riayet,

–         İyi arkadaş,

–         Sabır, sabır, sabır,

–         Yola çıkarken ve dönüşte ikişer rekât namaz kılmak.

“Yolculuk namazı diye niyet edilip birinci rekatta kâfirun ikinci rekâtte ihlas suresi okunur, dua edilir.”

 

33.      HACCA NE MAKSATLA GİDİLİR?

 

Haccın insan üzerinde ve toplumda büyük yararları vardır. Meselâ; hacca gitmeden helal kazanca, hak hukuka, ibadetlere dikkat edilecektir. Sosyal görevler yerine getirilecektir. Ziyaretler, ikramlar, hediyeleşmeler, kazanılan ahlaki olgunluk, kötü söz ve davranışlardan kaçınmak, toplumun havasını değiştirir, insanı ailesine başkalarına karşı faydalı hale getirir.

Hac görevini yerine getiren bir insan şahsi hatalardan kaçınan, örnek insan olacaktır. Yalanı, dolanı bırakacak, dürüst bir hayat yaşayacaktır.

Onun için içi yanmayan değişmeyecek olan, hacılığa layık yaşamayacak olan, hacca gitmemelidir.

Hz. Peygamber : “Bir zaman gelecek ki, zenginler gösteriş için orta halliler ticaret için, onların seçkinleri riyâ için, fakirler ise dilenmek (para kazanmak) için hac ederler.” buyurmuştur. (Ramuz El-Hadis:503/8)

İmam-ı Gazali de : “Ahir zaman olunca, devlet adamları seyahat, zenginler ticaret, fakirler dilenmek, ham sofular gösteriş için hacca giderler.” der. (İhyâ:1/269)

Niyetlerine göre; hacca gidip gelen bir kimse, üç defterden birine yazılır:

1-   Seyyah defterine,

2-   Tüccar defterine,

3-   Hacı defterine,

Bir husus da üzerine hac farz olmadığı halde veya hacca hazır olmadığı halde değişik maksatlarla hacca gidilmesidir. Bir müslüman Allah’ın rızasının dışında başka bir maksatla hacca gitmemelidir. Hele hele “Hacı” desinler diye hacca gidilmemelidir. Kartlara, levhalar “Hacı” yazdırılmamalıdır.

Müslüman, hacı olmalı, acı olmamalıdır. Kendisine “hacı” denmesini istememelidir. Ya kazanılmamış bir unvan ise…

 

34.             HANGİ HAÇ MAKBÜLDÜR.

 

1-   İyi niyetle Allah rızası için yapılan,

2-   Helal para ile gidilen,

3-   Kul hakkı ödenerek gidilen,

4-   Allah’a olan borçların ödenerek veya ödemeye söz verilerek gidilen,

5-   Hac boyunca her türlü çirkin söz ve davranıştan kaçınılan,

6-   Haccın şartlarına uyularak yapılan hac makbuldür.

 

35.      HAC SEVABI OLAN İŞLER NELERDİR?

 

Hacca gitmeye yol bulamayan kardeşlerimiz, hacca gidemedikleri için fazla üzülmemelidir. Çünkü hac sevabı kazandıran davranışlarda vardır.

Hz. Peygamber : “Küçüğün, büyüğün, zayıfın, kadının cihadı hac ve umredir.” buyurur. (K. Sitte:4/210)

Kur’an’da ve hadislerde, çok büyük sevabı olan işlerden bahsedilir. Meselâ: durumuna göre farz olan hac, cihaddan üstündür, ama ortalık karışıksa cihad, nafile hactan üstündür.

İslâm’ın şartlarına baktığımız zaman, zekâtın hactan önce gelmesi düşündürücüdür.

Arkadaşları ile hacca giderken gördüğü rüya üzerine geri dönüp, dul ve kösüz komşuları ile ilgilenen demircinin hikayesini anlatırlar. Arkadaşları ile Kâbe’de tavaf etmiş, namaz kılmıştır.

Bir başka olay da : “Genç hacca gidecektir. Babasının elini öpüp ısrarla ne istediğini sorar. “Adam, hayırlısıyla git gel”, dediyse de genç, “ısrarla ne istiyorsun?” adam :

–     “Oğlum madem ki ısrar ediyorsun söyleyeyim”,

–     “Orada ne kadar ekmek kırıntısı görürsen al getir” der.

Genç, hacta çuvalla topladığı ekmekle vapura biner. Akdenizin ortasında fırtına nedeniyle gemi demir atar, haftalarca kalır. Yolcular o ekmeklerle kurtulur. Babasına dönen genç, ekmekleri getiremediği için özür diler, durumu anlatır. Baba:

–     “Kim bilir kaç haç sevabı kazandın oğul!” der.

Hz. Peygamber (s.a.) : “Cumaya erken gitmek ümmetimin fakirlerin haccıdır” (Ramuz El Hadis:198/2)

“İki rekât makbul olan kuşluk namazı, Allah yolunda kabul olmuş (nafile) hac ve umre sevabına denktir.” (Age:291/10) buyurmuştur.

Sırf Allah rızası için hac niyetiyle yola çıkıp, hac yapamadan ölene Allah hac sevabı verir.

Bir hadiste de : “Ramazanda umre yap. Zira Ramazan da umre tıpkı hac gibidir” buyrulmuştur. (Hadis Ans:4/207)

Rabbim her iyi niyetle yaptığımız amelimize hac sevabı versin inşallah.

 

36.      BAŞKASININ YERİNE HAC OLUR MU?

 

Hacca gidemeyen,bir başkasını yerine gönderebilir. Bir evlat, hac görevini yapamamış ana babasını yerine hac yapabilir. Veya hac yapıp sevabını ana babasının ruhuna bağışlayabilir.

Biri peygambere : “Babamın hac borcu var, ödeyebilir miyim?” demiş, peygamber ona:

–     “Babanın bir borcu olsa ödersen düşer mi?” deyince, o:

–     “Evet, demiş”. Peygamber ona:

–     “Babanın yerine hac et” buyurmuştur. (Ramuz El Hadis:68/2)

Ana babanın vasiyeti varsa, zaten vasiyet yerine getirilir. Yani ana babanın yerine hac yapılabilir. (Bak. K. Sitte :17/381-384) (İslâm Fıkhı Ans:3/98)

Haccı başkası adına yapacak; vekil giden, vasiyet yerine getirecek olan veya hac yapıp sevabını bağışlayacak olan kimse hac niyetini ona göre yapmalı ve tavaf ederken o kişi için niyetlenmelidir.

 

37.      HACTAKİ KURBAN BURADA KESİLEBİLİR Mİ?

 

Bazıları, orada kurban telef oluyor, oradaki kurbanı burada havale etsek olmaz mı? diyor.

Önce oradaki kurbanla, buradaki kurbanı birbirine karıştırmamak gerekir.

Burada Bayramda kestiğimiz kurban, vacip olan zenginlik kurbanıdır.

Hacda kesilen kurban ise hac nasibeden Allah’a şükür kurbanıdır. Bu harem hudutları içinde kesilir.

Yani oradaki kesilecek şükür kurbanı burada kesilemez. Birde temettü ve Kıran haccı yapanın Kurban kesmesi gerekir. Bu şükür Kurbanıdır.

Şöyle denmiştir :

“Gerçekten de hacdaki insan seferidir. Seferi halde bulunan kimseye kurban vacib olmaz. Yani kurban kesmekle mükellef tutulmaz.

Bu itibarla, hacda bulunan yolcu adına kurban kesmeye mecbur olmaz buradaki yakınları.

Şayet keserse ne olur?

Nafile kurban kesmiş, nafile kurban sevabı almış olur. Yoksa günaha girme gibi bir yanlışlık söz konusu değildir.

Hacının hacda kestiği kurbana gelince:

Hacıların kestiği kurban, bayram gününde zenginlere vacib olan kurban değildir. Hacıların kestiği kurban, hac ve umreye muvaffak kılan Rabb’e şükür kurbanıdır. Bayram günü evinde kesilen kurbanla yakından uzaktan alakası yoktur.”

Hz. Peygambere sordular :”Hangi haç efdaldir?”

– “Yüksek sesle telbiye getirilen ve Kurban kesilen hactır.“ cevabını vermiştir. (Hadis Ans. :5/109)

 

ZEMZEM NASIL İÇİLİR?

 

Abdestten sonra üç yudum su içmek sünnettir. Oturmak için müsait değilse ayakta içilir.

Zemzemi peygamberimiz oturarak da içmiş ayakta da içmiştir. Kıbleye dönerek, üç yudum içmek âdet olmuştur, ayni zamanda sünnettir.

Kaynaklarda peygamberimiz ayakta içti deniliyor. (Bak. K. Sitte:5/103)

Hz. Peygamber : “Zemzem ne maksatla içilirse o yönde faydalı olur.” buyurur. (Kısitte:17/399) bunu için şifa niyeti ile içilir.

 

38.             HACERÜ’L ESVED

 

Bu taşın cennetten gelmiş bir taş olduğu nakledilir.

Hz. Peygamber : “Hacerü’l-Esved süt gibi bembeyazdı. Onu insanların günahı kirletti” der. Bilindiği gibi şuanda siyah bir taştır.

Tavaf yaparken bu taşı öpmek şart mı? zaman zaman bu taşı öpmek için büyük izdihamlar yaşanıyor, hatta ölümler bile oluyor. Çünkü, sıkışma, izdihamdan bazıları kendini kurtaramıyor.

Bazı hacılarımız, Hacerü’l Esvedi öpmekle bütün günahlarından kurtulup cennete girivereceklerini zannetmemelidir. Çünkü bu taşı öpmek sünnettir. Biz, peygamber öptü diye öperiz.

Hz. Ömer (ra) Hacerü’l-Esvedin karşısına geçmiş, şöyle demiştir : “Ey karataş, bilirim ki, senin elinde ne bir fayda ne de bir zarar verme imkânı vardır. Ancak seni Rasülüllah öptüğü için öpmek istiyorum” der.

Hz. Peygamber, iltifat etmeseydi, bizde ona iltifat etmezdik.

Hacerü’l Esvedi mutlaka öpme mecburiyeti yoktur. İzdiham varsa, insanlar zarar görecekse, bu sünnet terk edilir. Çünkü insanlara zarar vermemek vaciptir. O zaman geriden onu selâmlarız, yeterlidir. Bu selâm şeklide eğilerek olmaz. Elle olur. Eller açılarak selâmlanır.

Peki Hacerü’l Esvedi öpmek bazıların iddia ettiği gibi şirk midir?

Hacerü’l-Esvedi öpmek şirk değil, sünnettir. Çünkü onu öpenler tapınma maksadı ile öpmüyor, taşa saygı ile değil, peygamber öptü diye, peygambere saygıdan öpüyor. Öpenin taştan bir beklentisi olmuyor. O taşa birşeyler arz edip, ondan bir şey istemiyor. Peygamber öptü diye öpüyor.

Peygamber (s.a.) Hacerü’l-Esvedi öpmüş ve ağlamıştır. Başka bir harekette de bulunmamıştır. (K. Sitte:17/388)

 

39.      HAC DÖNÜŞÜ HAYATIMIZ NASIL OLMALIDIR?

 

Önce insan, hacca gösteriş için, isim almak için, ticaret için veya gezip gelme, görme için gitmemelidir. Çünkü her hacca giden hacı olmaz, hacı olarak dönmez. Bazıları da hacılıklarını koruyamazlar.

Bazıları hacca gitmiş gelmiş, namaz kılmıyor, oruç tutmuyor. Alkol bile alanlar oluyor. Bazıları yalanı, faniyi, kötü sözleri bırakıp Allah’a yönelemiyor. Yani değişmiyor. Bu haller haccın kabul olmadığını gösterir. Bunlara “hacı” demek doğru değildir.

Şair :   İnsan hacı olur mu hacca gitmeyle,

Eşek derviş olur mu Kâbe’ye taş çekmeyle

demiştir.

İnsan hacca gitmeden arınmalı, değişmeli, Allah’ın, Peygamberin huzuruna çıkmaya hazır olmalı, ondan sonra yola çıkmalıdır. Yoksa Kâbe’ye gidip gelmek insanı değiştirmez. Bu turistik ziyaret olur.

Bir gün belediye otobüsünde bir ses “Hacı inelim”, “Olur hacı inelim” dedi. 55-60 yaşlarında bir çift. Paraları varmış, herkes gidiyor, bizde gidelim, demişler gitmiş gelmişler. Baktığımda hiç de hacıya benzemiyorlardı. Kadının elbisenin kolu bile yoktu, ayağında çorap bile yoktu, başıda açıktı.

Hacı uğurlamasında şahit oldum. Bir hacı adayı, bacı, orada kim varsa hepsiyle tokalaştı, hareket etmek üzere olan arabaya bindi, gitti.

Bir üzüldüğüm husus da şu oldu : “Bir kardeşimize hac dönüşü hoş geldine gittik. Adet üzere bir hediye sarmışlar. Paket yapılan gazete tam sayfa çırıl çıplak fotoğraflar taşıyan gazete…”

Lütfen biraz daha şuurlu olalım.

Hacca gitmek kolay, hacı olmak zor, Hacılığı korumak zor.

Hacca gidip gelen, değişmeli, örnek bir hayat yaşamalıdır. Örnek olmalıdır. Dikkat etmelidir. Çünkü günümüzde İslâm, şahıslarda değerlendiriliyor.

Hac, gidip gelmekle olmaz. Hac, yaşanır. Lâyık ve mübarek olunursa, hacı olunur.

Hac, para ile satın alınmaz. Hac, biraz da gönül işidir.

–     Beyazid-i Bistami hac yolundaydı, gözleri görmeyen birine rastladı kendisine o ihtiyar sordu:

–     “Nereye gidiyorsun?”

–     “Hacca gidiyorum.” O ihtiyar şöyle dedi:

–     “Önce muhtaçlara gariplere, biçareler biraz dünyalık ver sonra da önce gönlünü hac ettir.”

–     Hacta kefene benzeyen ihram giymenin anlamanı, mahşer yeri gibi toplanmanın manasını iyi kavramalıyız.

–     Şeytan taşlamanın manası, taş atmak değildir. Her türlü pisliği, ahlaksızlığı, şeytanı ve şeytani işleri gönlümüzden, hayatımızdan kovmaktır.

Denizli lisesine ilk geldim. Biri Mekke ve Medine’de yaptığı pislikleri anlatıyordu.

–     “Ne işin vardı senin orda?” dedim.

–     “Şoför olarak gittim” dedi. Ben :

–     “Oraları da kirlettin.”

– “Tilkinin kurnazlığı ile övüneyim derken hırsızlığını ortaya koyduğu gibi sende edepsizliğini ortaya koyduğunun farkında mısın?” dedim.

Eskiden gemiyle gidilirdi. Bir vatandaş beraber gittiği komşu köyden bir aile beraber yemek yermiş. Kadın, dönüşte onun yağından yemek pişirmiş. Vatandaş güverteye çıkıvermiş:

– “Benim yağı alanında, almışın da…” demiş sövmüş. Gemidekiler :

–     “Sen nerden geliyorsun?” demişler.

 

40.      UMRE YAPANA HAC FARZ MIDIR?

 

Umre nedir? Belirli bir zamana bağlı olmadan Kâbe’yi ziyaret etmektir.

İhram ve tavaf umrenin farzıdır.

Say yapmak, traş olmak, saçları kısaltmak vaciptir.

Yapılışı :İhrama girilir, Kâbe tavaf edilir, iki rekât namaz kılınır, safa ve merve arası say yapılır, tıraş olarak ihramdan çıkılır. “Kabul et Ya Rabbi” denir, dua edilir.

Hac mı Umre Mi?

Mali durumu müsait olana hac farzdır. Umre ise sünnettir. Farzı yerine getirmeden sünnetle yetinilmez. İnsan ne kadar umreye giderse gitsin hac yapmış hac borcunu ödemiş olmaz.

Umreyi hafife almıyoruz, oda küçük hactır. Ama borçtan kurtarmaz.

“Efendim hac zahmetli, ben umre yapıversem olmaz mı?” deniliyor. Hayır. Hac ayrı umre ayrı. Sonra ibadetlerin sevabı çekilen zahmete göredir.

Hele Ramazan ayındaki umre hac gibidir. Hz. Peygamber şöyle buyurur:

–     “Ramazan ayındaki umre hacca muadildir.” (K. Sitte:17/392)

Bir gün bir kadın peygambere sorar:

–     “Ben, hac etmek için hazırlık yapmıştım. Bana bir mani arız oldu, ne yapayım?” Hz. Peygamber (s.a.):

–     “Ramazanda umre yap. Zira o ayda umre tıpkı hac gibidir.” cevabını vermiştir. (K.Sitte:4/207)

Hac görevini yaptıktan sonra umre sünnetini de yerine getirmek, her müslümanın isteği ve hakkıdır. Ama başka görevleri bırakıp da her sene umre yapmak da sünnet değildir.

Birde bazı kardeşlerimiz umreye gitmek istiyorum, ama umre yapana hac farz oluyormuş, benim hacca gücüm yetmez. Hac görevimi yapamaya bilirim, diyor.

Evet hac günlerinde umre yapana hac farz olur. Hac mevsiminin dışında umre yapan fakire hac farz olmaz.

Hacca gidip gelmekle kendini bütün günahlardan arınmış, tertemiz görenler, kabul edenler oluyor. Hele mevlid de okuttu, birde hac yemeği verdi mi, kendi adını unutuyor, unutturuyor. “Gel hacı”, “Git hacı” oluyor.

Bütün sorumluluklardan, sosyal görevlerden ve dünyadan elini eteğini çekiyor, kirlenmekten korkuyor. Daha çok çalışması gerekirken kefenini sardırıyor, mezarını satın alıyor köşesine oturuyor, ölüp cennete gitmek için bekliyor.

En önemli hususlardan biri de dönüşte, karşılamalar da, ziyaret ve törenlerde günaha girilmemelidir.

Hayvan kesilirse, bu ancak Allah için kesilmeli. Mevlid okuturken, Kur’an okuturken, din ticareti yapılmamalıdır. Basılan davetiyeler de, yemekler de israftan kaçınılmalıdır. Ziyaretler, inancımıza, kültürümüze uygun olmalı, açık saçık, kadınlı, erkekli, kimin kimi öptüğü, kimin kimin elini tuttuğu belli olmayan ziyaretlerden son derece kaçınılmalıdır.

Hac görevini sırf Allah rızası için yapan müslüman, her haliyle hacılığını korumalıdır. Hacılığını korumazsa, “acı” olur.

Peygamberimiz Hacerü’l-Esvedin bembeyazken insanların günahı yüzünden karadığını belirtmiştir. Cenab-ı Allah amellerimizi boşa çıkamasın kalplerimizi karartmasın.

Hz. Peygamber, son veda hacında, Veda Hutbesini irad ederken bize şu mesajı vermiştir:

“Şeytan, sizin küçümsediğiniz işlerden hoşlanır, onu sevindirmeyin”

“Size iki emanet bırakıyorum, onlara sarılırsanız, yolunuzu şaşırmazsınız. Onlar; Kur’an ve Sünnetimdir.”

Cenab-ı Allah her müslümana makbul olan hac nasip etsin.

 

SONUÇ

 

Hac yolunda temiz para, temiz bir kalple çıkılmalıdır. Çünkü haç yolculuğu ahiret yolculuğu gibidir.

Hac, İslâm’ın beş şartından sonuncusudur. Hem mal, hem bedenle yapılan bir ibadettir. Zengine farzdır ama, fakir olsun zengin olsun, herkes hacca niyet etmeli ve Allah’ın fırsat vermesi içinde Allah’a dua etmelidir. Bir yandan madden hazırlanmalı, bir yandan da Allah’ın kendisine bir yol göstereceğine inanmalıdır. Gidemese bile bu niyetle ölmelidir. Umulur ki, böyle bir niyet taşınırsa Allah hac sevabı verecektir.

İçi yanmayan, orada gözyaşı dökmeyecek olan, yola çıkmamalıdır. Yani hazır olmayan gitmemelidir. Kılık kıyafetine bile düzeltemeyene, Peygamber dönüp bakmaz.

Kul hakkı olan, namaz, oruç borcu olan, ödedikten sonra yola çıkmalıdır. Namaz, oruç, zekât ödenmediyse, hesap kitap yapılıp, ödemek için söz verip, “Ya Rabbi bana borçlarımı ödemek nasip et” diye dua ettikten sonra yola çıkmalıdır.

İnsan adını değiştirmeden kendini değiştirmelidir. Hatta hacca gitmeden, birbirine ”Hacı” ”Hacı” diye hitap edilmemelidir. “Hacıyım” demenin bir manası vardır. Kefene benzer ihram giymenin bir manası vardır. Safa ile merve arasında say ederken; kimden neden, kaçıldığının, kime koşulduğunun bilinmesi lâzımdır. Şeytan taşlamanın, tavaf etmenin, “lebbeyk” demenin bir manası vardır, bunlar mutlaka bilinmelidir.

İnsan, hazır gitmeyince, orada gözü , görülmemesi gerekenleri görür, sıkıntı çeker sabredemez. Allah’ın misafiri olduğunu, Allah Rasülünün huzurunda olduğunu düşünemez. Yediğine içtiğine bile dikkat edemez.

Birçok işimiz gibi, hac da külfet haline getirilmiş, israf, siparişler, zemzemle yıkanacak kefenler, yemekler, mevlidler, hali vakti zayıf kardeşlerimizi korkutuyor.

Hac adayı, sabır imtihanına tabi tutulacağını asla unutmamalıdır. Hac, meşakkatli bir ibadettir. Hz. Peygamber, her işinde : “Ya Rabbi! Bunu bana kolaylaştır” diye dua ettiği halde hac için böyle bir dua etmemiştir.çünkü zahmet kadar sevap vardır.

Hac, şeytanın en çok sataştığı ibadettir. Kazanılacak sevapları önlemek için, zahmetleri boşa çıkarmak için her gayreti gösterir. Umulmadık yerde ve zamanda insanın karşısına çıkar. Yapmadığı, yatırmadığı kalmaz.

Sabrı esas almayan kimse, devamlı görülmemesi gerekeni görür, söylenmemesi gerekeni söyler,kızar, köpürür. Çevrenin eksikliği ile uğraşır ve ibadetlerini aksatır.

Unutulmamalıdır ki, hacta çekilen meşakkat oranında sevap vardır.

Rabbım, hacca gidecek olanlara kolaylık versin. Sabır versin, şeytanın sataşmalarından korusun,sağlık sıhhat içinde makbul olan hac yapıp gelmek nasib etsin.

Ayrıca gitmek için can atan, göz yaşı döken, peygamber âşıkı kardeşlerime de Cenab-ı  Allah en kısa zamanda hac nasib etsin.

Hiç gidemeyen ve gitme ümidi, imkânı olmayan kardeşlerime de hayırlı işler yapmak, yaptıkları hayırlı işler karşılığında Allah hac sevabı versin. Allah’ım bu dua ve niyazımı kabul et.

Hac mevsimi geldi mi herkes.

–     “Allah Rasülüne misafir gidecek olanlarla Allah Rasülüne göndermek üzere hediye hazırlasın. Selâm göndersin, salavat göndersin.”

–     “Ayrıca Cenab-ı Allah’a misafir gidenlerle zikirler hazırlasın. Hatimler hazırlasın.”

–     “Kâbe’de, Mescid-i Nebevi de, Arafat da ve diğer kutsal mekanlarda dua isteyenler de hazırlansın. Herkes birşeyler göndersin.”

 


Bu yazıyı 7.618 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.