İslam’ın Beş Şartından Biri ZEKAT

Cenab-ı Allah insanları her yönden farklı farklı yaratmıştır. Farklı şeyler vermiştir. Bazılarını bazılarına muhtaç etmiştir. Bazılarını da bol ihsanlarda bulunup, sorumluluklar vererek imtihana tabi tutmuştur.

Cenab-ı Allah, bol nimet verdiği kimselerin malında hak olduğunu bildirmiştir.

Mal verilen kimselerin de şükretmesi istenmiştir.

Zekat, İslâm’ın beş temel şartından biridir. Birçok faydalarının olduğu bildirilmiştir.

İslâm’da paylaşmak esastır.

Zekat, malın sigortasıdır. Verenin sigortasıdır. Alanında sigortasıdır.

Zekat, malı temizler. Haktan arındırır.

Zekat, insanlar arasındaki uçurumu kaldırarak, insanları birbirine yaklaştırır. Aradaki düşmanlıkları dostluğa ve kardeşliğe dönüştürür.

Atalarımız : “Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar” demişlerdir.

Zekât, ihtiyaç sahibinin yüzünü güldüren, kinini söndüren bir ibadettir.

Zekât, toplumda yokluk ve yoksulluktan dolayı işlenen bir çok kötülüğün de kalkmasına neden olur. Dayanışmanın olduğu, ihtiyaç sahiplerinin düşünüldüğü toplumlarda hırsızlık, dilencilik, zina, intihar gibi kötülükler azalır. Bunun için zenginin görevini yapmamasından doğan günahlar işleniyorsa, bundan o varlık sahipleri mesuldur.

Zekat, verildiği zaman bir çok faydaları ve çok sevabı vardır. Verilmediği zamanda sorumluluk ve cezayı gerektirir.

Müslüman, üzerine düşen şartları, farzları yerine getirmeyi taahhüt etmiş insandır. Ne ile emrolunduysa, yapmakla mükellefdir.

Peygamberimiz şöyle bildirir : “Kıyamet günüde bazılarına kanatlar verilecektir. Onlar kanatlarını çırpa çırpa cennete gireceklerdir.” Melekler onlara :

–         “Siz sırattan geçtiniz mi, hesap verdiniz mi, Cehennemi gördünüz mü?” derler. Onlar da:

–          “Hayır” deyince melekler:

–         “Siz hangi peygamberin ümmetisiniz?” diye sorarlar.

–         “Biz Muhammed Aleyhisselâm’ın ümmetindeniz” derler.

–         “Peki sizin nasıl bir ameliniz vardı ki,böyle sorgusuz, sualsiz cennetlik oldunuz?” diye sorarlar.

Onlar da şöyle der:

–         “İki özelliğimiz vardı. Birincisi dindarlığımız devamlı idi. Her zaman dinimizi yaşardık. İkincisi de uğradığımız belâ ve musibete sabrederdik, halimize şükrederdik.”

Melekler onlara : “Öyleyse siz mükafata lâyıksınız, girin cennete” derler.

 

Samimi ve yaşayan müslüman olursak, kurtulacağımız müjdesini alıyoruz bu olaydan.

Evet müslüman, islâmı yaşamadan, sorumluluklarını yerine getirmeden hesabını verip kurtulamaz.

 

A.                KUR’AN’DA ZEKÂT

 

Zekât Kur’an’ın şu ayetlerinde geçmektedir:

1-     “Müslümanlar gibi namaz kılın, onlar gibi zekat verin, rükû edin” (Bakara:43)

2-     “Namazı gereği gibi kılın, zekatı verin. Daha önceden hayır için ne yaparsanız, Allah yanında onun sevabını bulursunuz.” (Bakara:110)

3-     “Ey iman Edenler! Kazandıklarınızın ve elde ettiğiniz mahsüllerin helal ve iyisinden zekât, sadaka olarak verin. İşe yaramayanı vermeye kalkmayın.” (Bakara:267)

4-     “İman edip de iyi ameller işleyen, namazı kılan ve zekatı veren kimselerin Rableri yanında mükafatı büyüktür. Onlara korku yoktur. Onlar mahsun da olmayacaklardır.” (Bakara:277)

5-     “Namazı erkanı üzere kılanlar, zekatı verenler, Allaha ve ahiret gününe inananlardandır.” (Nisa:162)

6-     “Mahsül ürün verdiği zaman ondan yiyin, Hasat günü zekatını, sadakasını verin. İsraf etmeyin, Allah israf edenleri sevmez.” (En’am:141)

7-     “Gerçek mü’minler, birbirinin yardımcılarıdır. İyiliği emrederler, fenalıktan alıkorlar, namazı gereği gibi kılarlar, zekatı verirler…” (Tevbe:71)

8-     “Altını ve gümüşü biriktirip, Allah yolunda harcamayan kimseler için acıklı bir azabı haber ver.” (Tevbe:34)

9-     “Kıyamet günü o biriktirilen altın gümüş (zekâtı verilmeyen mal) kızdırılacak da sahipleri onunla dağlanacak ve onlara:işte bu zekatını vermediğiniz mallardır, acısını tadın”denilecek. (Tevbe:35)

10- “Onların mallarından zekât al ki, onları temize çıkarmış, mallarını bereketlendirmiş olasın.” (Tevbe:103)

11- “Namazı gereği üzere kılın, zekatı verin, peygambere itaat edin ki, rahmete kavuşasınız.” (Nur:56)

12- “O müşrikler ki, zekatı vermezler ve onlar ahireti de inkâr ederler.”(Fussilat:7)

Zekatı verilmeyen mal temiz ve helal değildir. Zekatı verilmeyen mal, vermeyenin boynuna dolanacaktır. Zekatı verilmeyen mal, telef olur.

Zekatı vermeyen de ahirete inanmamıştır. Gerçek mü’min olamaz, Namazının da faydasını göremez.

Özet olarak, kur’an’da zekat veren övülmüş zekat vermeyen de yerilmiştir. Müslümanın vasıfları sayılırken “namaz kılarlar, zekat verirler” denilmiştir.

 

B.        Hz. PEYGAMBERİN DİLİNDEN ZEKAT

 

Peygamberimiz (s.a) şöyle buyurmuştur:

1-     “Malının zekatını verdiğinde onun şerrini kendisinden gidermiş olursun.” (Ramuz el Hadis:26/4)

2-     “Hastalıklarınızı sadaka ile tedavi edin, mallarınızı Zekât ile koruyun. Zira onlar sizden kötülükleri ve hastalıkları def eder.” (Age:283/1)

3-     “Allah faiz yiyene, yedirene, senedi yazana ve malının zekâtını vermeyene lânet etsin.” (Age:283/1)

4-     “Bir kavim mallarının zekatını vermezse, bu sebepten rahmetten mahrum edilirler.” (Age:351/10)

5-     “Telef olan mal, zekatı verilmediği için telef olmuştur. Onun için malınızı zekatla koruyun.” (Age:189/27, 374/2)

6-     “Bütün hataların aslı,dünya sevgisidir. Bütün fitne ve karışıkların temeli de zekat ve öşürleri vermemektir.” (İslam İlmihali, Fikri Yavuz:144)

7-     “İslâm beş temel üzerine kurulmuştur. Bunlardan biri de zekat vermektir.” (Buhari-İman:1)

Bir hadislerinde de şöyle demiştir:

8-     “Ez-zekâti kantaratü’l-İslâm” Manası : “Zekat İslâm’ın köprüsüdür.”

9-     “Örtünecek bir elbise, açlığınızı giderecek yiyecek ve sıcaktan soğuktan korunacak bir evden başka herşeyden sorulacaksınız.”

10- “Zekatı verilmeyen mal, yılan şekline girip, o kişinin boynuna dolanacak ve ben, senin biriktirdiğin malınım” diyecek.

Kıyamet günü zekatı verilmemiş mal, halka yapılıp sahibinin boynuna geçirilecek” (Buhari Zekat:3)

 

Demek ki Allah Rasülünün ifadesine göre Zekât:

– Şerri def eder,- Malı korur,- Azaptan kurtarır,- Malı haktan temizler,

-Malın artmasına neden olur,

– Malın şükrü eda edilmiş olur,

– Toplumda kini önler.

-Zekat vermeyen lanetlenmiştir.-Zekat verilmeyince rahmet yağmaz.-Zekat verilmeyince mal telef olur.-Zekat verilmeyince fitneye sebep olur.

-Zekat verilmeyince yılan olup vermeyenin boynuna dolanır.

 

C.    ZEKÂT NEDİR?

 

Zekât, İslâmın beş şartından biridir. Haçtan önce gelir.

Zekât, temizlenmek, büyümek, çoğalmak anlamına gelir.

Zekât, mal ile yapılan bir ibadettir. Kur’an da 82 ayette zekâttan bahsedilmiştir. 27 ayette de namazla birlikte zekattan bahsedilmektedir.

Hz. Peygamber : “Namaz kıldığı halde zekat vermeyenin namazının hayrı yoktur” buyurmuştur. (O.N. Topbaş, Vakıf, İnfak Hizmet:51)

Zekât, dayanışmanın, yardımlaşmanın en güzel örneğidir. Zekât, mal ile yapılan bir ibadettir. Belirli bir malın, belirli bölümünün,belirli zaman sonra belli kişilere verilmesidir.

Hanefilere göre borç ve asli ihtiyaçlar düşüldükten sonra nisap miktarı para ve malın kırkta biri Allah’ın emriyle ihtiyaç sahiplerine verilir. Borç ve ihtiyaç mal, yok gibidir. (Prof Dr. V. Zuhayli İslâm Fıkhı Ans:3/263)

Zekatta niyet şarttır. Her ibadet için niyet şarttır. Zekât da önemli bir ibadettir.

Peygamberimiz : “Ameller niyete göredir.” buyurmuştur.

Verenin alana zekât olduğunu bildirmesi, “aldın mı, kabul ettin mi” demesi gerekmez.

 

D.    ZEKÂTIN FAYDALARI

 

Zekât, yüce Allah’ın emridir. Bundan herkes faydalanır. Bu ibadetin bir çok yararları vardır. Nedir bunlar:

–         Kulun Allah’a bağlılığını pekiştirir.

–         Dünya malına olan hırsı kırar.

–         Zekat malı temizler, haramdan arındırır.

–         Zekât, Allah’ın emrinin yerine getirilmesi ile sevap kazandırır, Allah’ın rızasını kazandırır.

–         Zekât, zenginle fakirin arasını bulur, aralarındaki kini, sevgiye saygıya dönüştürür. Zekât, malın bir bakıma sigortasıdır.

–         Zekât malın artmasını sağlar.

–         Yoksulluk nedeniyle suç işlenmesini önler.

–         Varlık sahibinin itibarını arttırır.

–         Zekat, insanın nefsini olgunlaştırır.

 

E.     ZEKAT KİMLERE FARZDIR?

 

1-     Müslüman olana,

2-     Akıllı olana,

3-     Erginlik çağına girene,

4-     Hür olana,

5-     Nisap miktarı mala sahip olana (80 gr. Altını ve bu değerde parası olana)

6-     Sahip olunan nisabın üzerinden bir yıl (Kameri aya göre 354 gün) geçmiş olan mala zekât farzdır.

Zenginlik sınırın tesbitinde; kişi kendisinin ve bakmakla mükellef olduğu kimselerin bir yıllık zorunlu giderleri düşürülür, geride kalana veya mal nisab miktarına ulaşırsa ve üzerinden bir yıl geçtiyse o miktarın kırkta biri  zekât olarak verilir.

Yılı dolmadan, gelecek yılın zekâtı da verilebilir. (Bak:Prof Dr. V. Zuhaylı İslâm Fıkhı Ans:3/268)

Zekât, mal ile ilgili bir ibadettir. Mal kimde ise çocuk da olsa, dulda olsa, yaşlı da olsa, mirasçı da olsa zekât mükellefidir.

 

F.        ZEKÂT KİMLERE VERİLİR?

 

Kur’an’da : “Malda muhtaç ve yoksullar için bir hak vardır.” (Zariyat:19) buyrulmuştur.

Zekât Allah’tan bir farz olarak ancak:

1-     Yoksullara,

2-     Düşkünlere,

3-     Zekat toplayan memurlara,

4-     Gönülleri İslâm’a ısındırılacak kimselere,

5-     Hürriyetine kavuşturulacak kölelere,

6-     Borçlulara,

7-     Allah yolunda cihad edene,

8-     Yolda kalanlara mahsustur. (Tevbe:60)

Ölçü, fakirliktir, yoksulluktur, ihtiyaçtır, insanın korunmasıdır ve Allah yolunda hizmetin sürmesidir.

Verme işi, yakınlardan ve çevreden başlayacaktır. Evi, sofrası ayrı kardeşe, damada, geline, kayın valideye, kayın pedere, ihtiyaç sahibi iseler zekât verilir.

Anaya, babaya, dedeye, nineye, eşe, çocuklara muhtaç olsalar da zekât verilmez. Çünkü onları bakmak zorundadır.

İhtiyacı olmayanlara, gayri müslimlere ve gayri meşru yerlerde harcayacak, onunla günah işleyecek olanlara zekât verilmez.

Öğrenciye zekât vermek, sevabı daha çok olduğu bildirilmiştir. Çünkü ilim öğrenmek önemli bir konudur.

Damat, gelin öz evlat değildir.

Kayın valide, kayın peder, öz ana baba değildir.

Yeğenler, amca, dayılar, onların çocukları, hala, teyze ve onların çocukları ihtiyaç sahibi ise, zekât verilir.

Hasta olan, ameliyat olacak olanlar zor durumda ise onlara verilir.

Zekâti, ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasından şüphe edilirse “şu zekâtımı veri ver” denmez.

Zekâtı başka yerlere göndermek pek uygun görülmemiştir ama o bölgede yakın ihtiyaç sahibi varsa gönderilir.

Kendilerine zekât emanet edilenler çok dikkatli olmalıdır. Tam olarak yerini buldurmaya çalışmalıdır. Oraya buraya harcanmaz, ancak ihtiyaç sahibi insana harcanır. Değilse, zekât verilmemiş olur ve vebâl vardır.

Zekât, illa Ramazan ayında verilecek diye bir şart yoktur.

Zekât verecek kimse şunlara dikkat etmelidir:

1-     Malına haram karıştırmamalıdır. Haramın zekâtı olmaz.

2-     Gösteriş yapmamalıdır.

3-     Önce yakınlarından ve çevresinden işe başlamalıdır.

4-     Onur kırıcı davranmamalıdır.

5-     Gizli ihtiyaç sahiplerini arayıp bulmalıdır.

6-     Zekâtını güzel hesaplamalıdır.

 

G.                ZEKÂT KİMLERE VERİLMEZ

 

Zekât ibadetinin şartları vardır. Verilmemesi gereken kimselere ve yerlere verilirse, zekât verilmemiş olur.

Zekât kimlere ve nereler verilmez:

–         Müslüman olmayana verilmez. Çünkü ideolojik kutuplaşma olmuştur. Dinler arası mücadele vardır.

–         Varlıklı olana verilmez.

–         Devamlı dilenene verilmez.

–         İçki içene, kumar oynayana, sigara içene yani o parayı kötü yolda kullanacak olana verilmez.

–         Bakmak zorunda olunan kimselere verilmez.

–         Zekât kul hakkıdır. Camiye Kur’an kursuna, hastaneye, okula, Kurum Kuruluşlara zekât verilmez.

Ancak vakfa ve Kur’an kursuna, fakir çocuk barınıyor ve yoksul kimseler, istifade ediyorsa o zaman verilir. İhtiyacı olmayan kimselere davetler veriliyor, yedirilip içiriliyorsa o yerlere de verilmez.

– Dağıtılan fitre – zekât zarflarına konulan fıtır sadakası ve zekât verilmemiş olur.

Burda fakirin hakkını gasp vardır.

Fıtır sadakasından ve zekâttan % alanlar varsa, sadakada zekât da eksik verilmiş olur. Geri kalan da ihtiyaç sahibi kimseye bizzat ulaşmadıysa, başka yerde ve başka amaçla kullanıldıysa, sadaka ve zekât borcu düşmez.

– Topla zekâtı, kap % 10’u,

– Cepten mesaj gönder, fitreni öde,

– Kredi kartı ile zekât ve sadak-i fıtır toplama gibi yollarla üzerimize dinen borç olan sadaka ve zekât asla verilmiş olmaz.

“Diyanet İşleri Başkanlığı Din işleri Yüksek Kurul 02.08.1979 tarihli kararına göre Hava kurumuna fitre ve zekât caiz değil” (01.01.1998, Zaman)

Muhtarların % 10 aldığı toplama yolu ile de borç ödenmiş sayılmaz. Ne zekât olur, ne de fitre olur. Bunlar yoksulun hakkıdır. Toplayan da toplatan da sorumluluk altına girer. Verenin de zekâtı, fitresi olmaz.

 

H.        ZEKÂT NELERDEN VERİLİR?

 

1-   Altından verilir. 80.18 gr. İhtiyaç dışı altını olan zekât verir. Altın 12 ayardan düşükse zekâta tabi değildir.

2-   Gümüşten 560 gr. Gümüşü olan zekât verir.

3-   Ticaret malından verilir.

4-   Nakit paradan verilir.

5- Koyun keçiden; 40 adede erişince 1’i zekât verilir.

6- Sığır ve mandadan 30 adet olunca biri zekât verilir.

7-   Deveden; 5 adet olunca 1’i zekât olarak verilir.

8-   Topraktan kalkan mahsülden 653 kiloya erişince öşür verilir. Cinsler birleştirilmez.

9-   Dövizden verilir.

10-   Finans kurumundaki paradan verilir. Hem ana paranın hem de kârın zekâtı verilir.

11-   Alınan kiralar nisap miktarına ulaşır ve bir yıl geçerse zekâtı verilir.

12-   Kıymetli antika eşyası ve sanat eserinin değeri üzerinden zekât verilir. Gramına bakılmaz.

13-  Herhangi bir şey için biriktirilen paranın zekâtı verilir.

14- Zekât para olarak da verilir, mal olarak da verilir. Mal olarak  verilecekse, en kötü ve en iyisinden değil ortasından zekât verilir.

Hz. Peygamber (s.a) : “Devenin zekâtı vardır, sığırdan zekât vardır. Bezden zekât vardır. Ticaret malından zekât vardır.” (H. Döndüren İslâm İlmihali:517) buyurmuştur.

 

İ.          NELERDEN ZEKÂT VERİLMEZ

 

1-   Oturulan evden,

2-   Kullanılan eşya ve aletten,

3    Binekten,

4-   Bir yıllık temel ihtiyaçtan,

5-   Borç karşılığı paradan,

6-     Motordan, fabrikadan,

7-     Ticaret malı dışında tarla, arsa, ev, dükkandan,

8-     Nisab miktarına ulaşmayan maldan, paradan, altından,

9-     Çalıntı maldan, gasb edilen mal ve paradan, haramdan, faizden zekât olmaz.

10- Maaşın zekatı olur mu? Maaş da bir gelirdir. Şartlar tamamsa zekâtı verilir. Çünkü maaş da kazançtır. Eğer birikim, nisab miktarını aşarsa zekât verilir.

Her ay alınan maaştan bir miktar yoksullara ayrılması tavsiye edilmiştir.

11- Düğün için, haç için, ev almak için biriktirilen para, şartlara uyuyorsa, zekâtı verilir.

12- Temel ihtiyaç maddeleri nelerdir?

Kişinin hayatını devam ettirebilmesi için ihtiyaç duyduğu şeylerdir. Bunlar, ev eşyaları, elbise, kitap, binek, bir yıllık yiyecek içecek, borç karşılığı biriken para temel ihtiyaç sayılır. Bunların zekâtı olmaz.

 

J.         ALTINI OLUP PARASI OLMAYAN ZEKÂT NASIL VERİR?

 

Bir kimsenin ticaret malı olabilir, altını olabilir, satılık evi, arsası olabilir, parası olmayabilir. Bu durumda ne yapar?

Zekât ona borçtur. Eline para geçince o borcunu öder. Yoksa, elindeki altının, malın bir kısmını satıp zekât vermez.

Elinde çeki, senedi olan da eline para geçince verir. Yani çek ve senedi tahsil edince verir.

Altının zekâtı, mutlaka altından olacak, altın olarak verilecek diye bir şey yoktur.

Bilezik bozdurulup da zekât verilmez.

 

K.        GAYRİ MENKUL MALIN ZEKÂTI

 

Ticaret malı olmayan malın, değerinden zekât verilmez. Kirasından, ürününden yani gelirinden zekât verilir.

Adamın evi var zekât vermiyor, kiracısı zekât veriyor. Tarla sahibi zekât vermiyor ama o tarlayı kiralayan zekât veriyor. Bu adaletsizlik midir? Hayır. İslâm’da para çalışacaktır. O zaman kimse ev yapmaz, kiracı da kiralık ev bulamaz.

Böyle konular zaman zaman istismar konusu oluyor.

–     Bir yerde hissesi olan yıllık kârından zekât verir.

–     İşyerindeki demirbaşların zekâtı olmaz.

–     Borçla mal alan kimse o ticaret malının zekatını borcu ödedikten sonra verir.

–     Satmak için alınan ev, arsa zekâta tabidir. Çünkü; ticaret malıdır.

–     Kiradaki malın değerinden değil, getirisinden zekât verilir.

–     Finans kurumdaki parada zarar varsa düşülür, kâr ana para ile birleştirilir öyle zekât verilir.

 

L.        TİCARET MALININ ZEKÂTI

 

Ticaret malı zekâta tabidir. Alındığı veya satılacağı fiyattan değil,şartlar tamam olunca ki değerinden zekât-ı verilir.

Satılmayan mal, her sene zekâta tabiidir.

Alacağın zekâtı, kesin gelecekse verilir, şüpheli ise tahsil edildikten sonra verilir.

Çek keserek, senet vererek zekât verilebilir.

Borcunu ödemeyene o borç zekât olarak tutulabilir mi? Hanefilere göre o mal elinde ise olur.

Çalınmış, kaybolmuş, ödenmemiş bir mal yıllar sonra bulunsa önceki yıllara ait zekâtı verilmez.

Geçimini zor temin eden küçük esnaf zekât vermez.

Borcu olan esnaf, borcu kadar mal düşer kalanın zekâtını verir.

Batak mal zekât olarak tutulmaz.

Ticaret malı, diğer, para ve mallarla birleştirilir, zekât tamamından verilir.

Zekât, mal olarak verilecekse, verilen kişinin o mala ihtiyacı olması lâzımdır.

Zekâtta hile olmaz. Sene dolmadan baba oğula, oğul babaya malı devrederek zekâtten kurtulunmaz.

Zekât, mal olarak da verilir. En kötüsü, satılmayanı zekât olarak verilmeye kalkılırsa, zekât olmaz. Ortasından verilecektir. İşe yarayan verilir.

Malının zekâtını hesaplamak da şüphesi olan tereddüde düşen ne yapar? İki bilir kişi tayin eder, benim şunum, şunum var. Benim zekâtımı hesap ediverin, der.

Bankadaki paranın zekâtı olur mu? Para bankaya yatırılmakla hata edilmiştir. Bu konuda Finans Kurumları tercih edilmelidir.

Bankaya yatırılan da maldır. Fakat faizi müslümanın malı değildir. Bir an önce elden çıkarılması gereken maldır. Haramın zekâtı olmaz. Önce paranın temizlenmesi gerekir.

Büyüklerimiz : “Haramdan hayır olmaz. Haramdan hayır beklenmez, beklenirse günah olur.” demişlerdir. Bir de haramla ibadet yapılmaz.

Meşru olmayan malın zekâtı olmaz. Mal çalıntı malı ise, kumardan, faizden, fuhuştan, içkiden elde edilen malın zekâtı olmaz.böyle malla hacca da gidilmez. Peki ne yapılır? İhtiyaç sahiplerine dağıtılır, sevap beklenmez.

Birde şu husus var ki, böyle paralar helal parada karıştıysa, o paranın zekâtı verilir.

Başkasına ait malın, paranın zekâtı da olmaz. O hak mutlaka iade edilmelidir.

Piyango gibi yollarla gelen parada kumar parasıdır. Zekâtı olmaz, onunla camide yapılmaz. Hayırda olmaz.

Ancak helal ve meşru kazancın, alınterinin zekâtı vardır. Çünkü zekât ibadettir. İbadet de helal para ile olur.

 

M.        VERGİ ZEKÂTTAN SAYILIR MI?

 

Devlet aldığı vergiyi aynen fakirlere ulaştırsa, böyle bir fon kursa olur, ama başka yerlere harcadığı için vergi zekâtten sayılmaz zekât tamamen fakir kişinin hakkıdır.

Vergi, devletin talebidir. Zekât, Allah’ın talebidir.

Zaten zekât hesap edilmeden zorunlu vergiler çıkarıldıktan sonra verilir. Çünkü vergi borç durumundadır. Zorunlu giderdir.

Vergi zekâtten değil, maldan düşülür. Zekât ondan sonra hesap edilir.

 

N.        ZEKÂT BEKLETİLEBİLİR Mİ?

 

Zekât hesap edilip ayrıldıktan sonra veya birine : “Şu benim zekatımı verirver” dedikten sonra, zekât vermeye lâyık olan birini buluncaya kadar zekât bekletilir.

Zekât bekletilecekse, farklı kişilerin zekâtı ayrı ayrı tutulur, karıştırılmazsa, daha uygun olur.

Zekât borcu olan, veremeden ölse, o zekât mirasçılar tarafından verilir. Çünkü o kula borçtur. Zekât, mala bağlıdır.

Ev alma, düğün ve hac gibi nedenlerle biriktirilip bekletilen paraların her yıl zekâtı verilir.

Ele geçmeyen malın zekâtı bekletilir.

Borç ödemek için biriktirilen ve bekleyen paranın zekâtı olmaz.

Birde gelecek yıl ödenecek borç, bu yılın zekâtından düşülmez.

 

O.                ZEKAT NASIL VERİLİR NİYET ŞART MIDIR?

 

Zekât bir ibadettir. Her ibadet için niyet şarttır.

Zekât, yoksula verilirken kalben niyet edilir. Yoksula zekât olduğunu söylemek şart değildir.

Zekâtı hesap etmek ve ayırmak niyettir. Her verişte niyet etmeye gerek yoktur.

Zaman zaman ona buna verilen paralar zekât niyeti olmazsa, zekâttan sayılmaz.

İhtiyaç sahibindeki alacak da veremedi diye zekâttan tutulmaz. Ancak bulup öderse, “geri al bunu ben sana iade ediyorum” denilip zekâtten tutulabilir.

Zekâtı açıktan vermek, sadakayı gizli vermek sevaptır. Çünkü zekât, farz olan bir ibadettir. Riya olmaz.

Zekât, açıktan verilince teşvik olur. Ayrıca zekâtını kim veriyor, kim vermiyor bilinmiş olur. Alış verişte zekâtını veren tercih edilir.

 

Ö.        ALACAĞIN ZEKATI

 

İki türlü alacak vardır. Kesin gelecek olan alacak ki, bunun zekâtı almadan verilebilir.

Birde gelmesi şüpheli alacak ki, bunun zekâtı ödenince verilir.

Ümit kesilmiş alacak yıllar sonra ödense, geçmiş yılların zekâtı verilmez. Ha geldi ha geliyor diye geç kalan alacağın ödenmesi durumunda geçmiş yılların zekâtı verilir.

Günümüzde çek, senetler bile ödenmiyor, değil söz. Bunun için alacak tahsil edilince zekâtı verilirse, daha uygun olur.

 

P.        NİSAP TAMAMLAMA OLUR MU?

 

Zekât verecek kimse, zekâta tabi mallarını toplar, hepsinin zekâtını verir. Altını ayrı değerlendirmez. Parayı ayrı değerlendirmez. Dövizi ayrı değerlendirmez.

Altınla gümüş bir maddede karışık bulunuyorsa, o şey altın çoksa altın olarak, gümüşü çoksa, gümüş olarak zekâtı verilir.

Birde evde çocuktaki bilezik ona aitse, baba zekâtına dahil edemez. Hanımın ziyneti hanıma aitse, bey zekâtına dahil edemez. Çünkü mal kimde ise kime aitse onundur. Zekâtından o sorumludur.

Altın çocukta veya hanımda, ama aile reisi her an alabilir, bozdurabilir ve kullanabilir durumda ise, aile reisi onun zekâtını da kendi malına dahil ederek verir.

Evladını everecek halı, buzdolabı vs. aldı evde fazlalık olarak bulunuyor. Onun zekâtı olmaz. Onlar çocuğa aittir.

Ortada nişan yok düğün yok, çocuk evlenecek yaşta ve durumda değilse, hazırlık olsun diye alınıp konulan ne varsa zekâtı verilir. Meselâ; ilerde lâzım olur, düğün için diye bozulan altının zekâtı verilir. Alınan halının,beyaz eşyanın zekâtı verilir.

 

R.                ZİYNET EŞYASININ ZEKÂTI

 

Ziynet eşyası, Altın, gümüş tabak, çatal, çakmak, kalem ve buna benzer şeyler, zekât miktarına ulaşınca değeri üzerinden zekâtı verilir.

İnci, elmas, yakut gibi ziynetlerden zekât verilmez.

Zekâta tabi ziynet eşyası bozdurularak zekât verilmez. O anda parası yoksa eline geçince verir.

Bu konuda şöyle bir olay ceyran ediyor : “Yemenli bir kadın, kızı ile beraber Peygamber (s.a) in yanına geliyor.peygamberimiz kızın kolundaki bilezikler için” :

–         “Bunların zekâtını veriyor musun?” Diyor. Kadın :

–         “Hayır” diyor. Peygamberimiz :

–         “Kıyamet gününde bu iki bileziği Allah’ın senin koluna ateşten bilezik olarak takmasını ister misin?” diyor. (Nesâi Zekât:69)

Demek ki, ziynet eşyası nisab miktarına ulaşırsa zekâtı verilecektir.

 

S.                 ZEKÂTI VERİLMEMİŞ MİRAS MALI

 

“Ölüm hak miras helâl” denmiştir. Eğer mirasçı, kendisine intikal eden malın zekâtının verilip verilmediğin bilmiyorsa o malı alır, bir şey lazım gelmez.

Eğer zekâtı verilmemiş, kul hakkı olduğunu bilirse, zekâtını vermek zorunda değildir. Mesuliyet vermeyene aittir. Ama haramlı bir malı, parayı kullanmak istemezse, zekâtını verir, malını temizlemiş olur. Yani zekâtı vermesi daha uygundur. Çünkü; malın başkasından gelmiş olması, o malın haramlığını ve hakkı gidermez. Zekâtını da düşürmez. Zekât mala bağlıdır.

Ölenin vasiyeti varsa, vasiyet yerine getirilir. Vasiyet yoksa, zekât verilir, ölen borçtan kurtarılmış olur.

Görülüyor ki, malın zekâtı verilmeyince, o malı toplayan mirasçıya bırakan sorumlu oluyor.

Mal, Allah’ın bir emanetidir. Mal, imtihan sebebidir, fitnedir. Onun için insan, malı biriktirme ve mirasçılara çok bırakma sevdasına kapılıp, aldanmamalıdır. Bu yolla nice nice kimseler helâk olmuştur. Çünkü bir çok mirasçı kavgaya tutuşuyor, mirası bırakanın borcunu bile ödemiyor. Hayrını bile yapmıyor. Zekâtını nasıl versin.

 

Ş. TARIM ÜRÜNLERİNİN ZEKÂTI – ÖŞÜR

 

Herşeyin zekâtı vardır. Tarım ürünlerinin zekâtına öşür denir. Kur’an’da şöyle buyrulmaktadır:

–         “Hasat günü ürünün hakkını, zekâtını verin” (En’am:141)

–         “Ey İman Edenler! Kazandıklarınızın helâl olanından ve sizin için yerden çıkardıklarımızdan verin” (Bakara:267)

Bu ayetlere göre toprak ürünlerinden öşür verilecektir.

Peygamberimiz (s.a.) da şöyle buyuruyor:

–         “Beş şeyin zekâtı vardır:Buğday, Arpa, Hurma, Üzüm ve Darı” (İ. Canan, Hadis Ans:17/181)

–         “Yağmur veya kaynak suyu ile sulanan veya kendiliğinden sulu olan toprakların ürünlerinden onda bir. Taşıma su ile sulanan topraklardan yirmi de bir zekât verilir. Nehir ve yağmur suyunun suladığı topraklardan  onda bir. Develer yardımı ile sulanan topraklardan yirmide bir zekât verilir.” (Prof. Dr. H. Döndüren, İslam İlmihali:552)

Hem yağmurla, hem de taşıma ile sulanandan on beşte birdir.

 

Hangi Ürünlerden Öşür Verilmez :

–         Elma, armut, şeftali gibi dayanıksız malların,

–         Domates, biber, patlıcan, bamya gibi sebzelerin,

–         Meşe, çam, kavak, ot gibi ürünlerden öşür verilmez.

–         Tütünün ekilmesi caiz değildir, öşür de verilmez. Bunların satışından elde edilen paradan zekât verilir.

Bir sahabe Peygamber Efendimize :

–         “Ya Rasûlallah benim arılarım var” dedim. Bana :

–         “Onun öşrünü ver, dedi”  der.

Sütde bala kıyas edilebilir. (İ. Canan Hadis Ans:17/182)

Aslında İmam-ı Azama göre toprağın bitirdiği herşeyin öşürü verilir, nisab yoktur.

Öşürü verilen bir malın birde zekâtı verilmez.

Masrafların düşülerek öşürün verilmesi, adalete daha uygundur. (Prof Dr. Hayrettin Karaman Altınoluk Ağustos Sayı:90)

Öşür, ihtiyaç sahiplerine verilir.

Bir görüşe göre; 653 kg. ürünün öşrü verilir. Birden fazla ürü alan, ne olursa olsun her biri için 653 kg olunca öşür verilir.

Öşürde bir yıl geçme şartı yoktur.hasat zamanında verilir.

Zekâtta olduğu gibi mahsuller toplanmaz. Her biri ayrı ayrı hesap edilir.

Evin bahçesinde yetiştirilen meyve ve sebzelerin öşürü olmaz.

Öşür malın cinsinden de verilir, değeri para olarak da verilir.

Öşüre tabi malın dayanıklı olması gerekir.

Kiralanan arazinin öşrü olmaz. Çünkü kira ile öşür birleşmez. Elde edilen gelirin şartlara uygunsa zekâtı verilir.

 

T.                 ÖŞÜRÜ VERMEMENİN CEZASI

 

Öşürü verilmeyen malın yenilip içilmesi, tasarrufu mezhebimize göre haramdır.

Şafi mezhebine göre de öşürü verilmeyen mahsülden yenmez.

Bir hadiste peygamberimiz : “Kim sadaka malından bir şey çalarsa, Kıyamet günü o şey sırtına yüklenmiş olarak gelir.” buyurmuştur. (İ. Canan Hadis Ans:17/181)

Kalem sûresinin 17-26. ayetlerinde şöyle bildirilmiştir:

–         “Biz bahçe sahiplerine belâ verdik. Onlar, sabah kimse görmeden mahsülleri devşireceklerine kavilleşmişlerdi. Fakat onlar uykuda iken bir âfet, ateş bahçeyi sardı. Bahçe yanarak kapkara oluverdi. Onlar birbirine, (Haydi bizi hiçbir fakir görmeden erkenden gidelim) dediler. Fakirlere görünmeden yola koyuldular.”

Yoksullara yardıma güçleri yettiği halde, onları yardımdan mahrum edeceklerdi. Fakat bahçenin halini gördüklerinde “Biz yanlış yere geldik” dediler. Dikkatle baktıktan sonra hatalarını anladılar. “Biz mahrum bırakıldık, cezalandırıldık” dediler.

Evet bazı afatlar boşuna değildir.

 

U.                ZEKÂT VERMEYENİN HALİ

 

İbadetleri yapmanın mükafatı vardır. Yapmayıp terk etmenin de cezası vardır.

Dünya malı bize imtihan için verilmiştir ve Kur’an’da şöyle bir uyarı yapılmıştır. “Sakın dünya ve dünya hayatı sizi aldatmasın.” (Fatır:5)

–         “Mallarında, muhtaç ve yoksullar için hak vardır” (Zariyat:19)

–         “O inançsızlar zekâtı vermezler. İşte onlar ahireti inkâr edenlerin ta kendileridir.” (Fussılat:7) buyrulmuştur.

Zekât vermeyen, Allah’a isyan etmiş, yoksula zulmetmiş, kendine de yazık etmiş olur.

Şükrü edâ edilmeyen maldan hayır gelmez.

Zekâtı verilmeyen mal, temiz ve helal mal değildir.

Peygamberimiz kızının kolundaki iki bileziğin zekâtını vermeyen yemenli kadına:

–         “Kıyamet gününde Allah bu bilezikleri senin koluna ateşten bilezik olarak takmasını ister misin?” demiştir.

Miraçta mallarının zekâtını vermeyenler, peygamberimize azap içinde gösterilmiştir.

Peygamberimizin bildirdiğine göre Ahirette zekât vermeye şöyle denilir:

–         Senin şu kadar malın olsa, bu azaptan kurtulmak için onu verir miydin?

–         Evet, verirdim, der. Bunun üzerine o da:

–         O mal dünyada sana verilmişti ve senden sadece az bir kısmı istenmişti, denilir.

Hadislerinde Peygamber (s.a.) şöyle buyurur:

1-     “Namaz kıldığı halde zekât veremeyen kimsenin namazının hayrı yoktur.”

2-     “Malın zekâtını verdiğin zaman fakirin sendeki hakkını ödemiş olursun.” (Tırmizi, Zekât:2)

3-     “Zekâtı ödenmeyen deve, sığır ve koyunlar kıyamet gününde güçlü ve büyük olarak gelip, sahiplerini boynuzları ile süserler ve ayakları ile tepelerler. Bu işkenceyi sıra ile yaparlar tekrar tekrar süsme, çiğneme devam eder. Kıyamete kadar sürüp gider.” (İbniMâcc, Zekât:2)

4-     “Malın zekâtını vermeyenin malı kıyamet gününde dehşetli, zehirli yılan olup adamın boynuna dolanır. Ağzı ile çenesini yakalar. Ben senin dünyadaki malınım der.” (Buhari, Zekât:3)

5-     “Ala tenli, kel ve kör üç kışı vardı. İmtihan için gönderilen melek bu kimselere teker teker ne istediklerini sordu. Her bireri mal istedi, zengin oldular. Melek, teker teker onlara uğrayıp, seni iyileştiren ve bolca ihsanda bulunan Allah için biraz birşeyler verir misin, çok ihtiyacım var” dedi. İkisi, bize bu mal babamızdan kaldı, onu biz kazandık, deyip yardımı red etti. Ancak kör iken Allah’ın iyileştirip mal verdiği adam:

–         Bu malı bana Allah verdi. Beni iyileştiren bana mal ihsan eden Allah’tır. Git ihtiyacın kadar al, dedi.

Allah’ın ihsanı ona devam etti. Kel ile ala tenli, eski haline döndü ve fakirleştiler. (R. Salihın 65 nolu hadis)

İbni Abbas (ra) derki : “Zekât vermeyen biri için beş ayrı mezar kazıldı, hepsinden yılan çıktı. Beşinci mezara yılanla beraber gömüldü.”

Hz. Ebubekir (ra) : “Namazlarını kılmayan, zekâtlarını vermeyenlere savaşla emrolundum” demiştir. (Hadis Ans:6/368)

Zekâtı veren değil, vermeyen kaybeder.

Zekât, onu verene şükürdür, vermemek nankörlüktür.

Zekât, malın sigortasıdır, malı korur. Zekât, veren için şefaatçidir. Alan içinde sigortadır.

Zekât asla malı eksiltmez, bilakis arttırır, budama işlemi gibidir.

Zekât vermeyenlere ibret olsun diye Salebe olayı yaşanmıştır.

Medineli Salebe, mescid kuşu Salebe, zengin olmak istedi. Peygamberine dedi ki:

–     “Benim için dua et zengin olayım fakirlikten bıktım, fakirlere yardımcı olayım.”

Peygamberde ona:

– “Ey Salebe, haline şükret. Şükrünü eda ettiğin az mal, şükrünü eda edemeyeceğin çok maldan hayırlıdır.” dedi.

Salebe dinlemedi, ısrar etti.

Peygamber onun için:

–     “Ya Rabbi, Salebeye istediğini ver!” deyiverdi.

Salebe zengin oldukça, namaza gelmemeye başladı. Namaza vakti kalmadı, işi çoktu, namaza vakit kalmamıştı.

Peygamber onu aradı, camide göremedi. Nerede diye sordu. “Salebe zengin oldu, koyunları sinek kurdu kadar çoğaldı, buralara sığmaz oldu” dediler. Peygamberimiz çok üzüldü ve

–     “Salebeye yazık oldu!..” dediler.

Nihayet zekât ayeti vahyedildi. Kendisinden zekât istenen Salebe :

– “Bu haraçlıktır. Benim verecek haracım yok” dedi. Peygamberimiz sözünü tekrarladı :

–     “Yazık oldu Salebeye yazık!…”

Salebe “Zengin olursam, fakirlere yardım edeceğim” sözünü bile unutmuştu.

Şu ayet nazil oldu : “Münafıklardan bazıları mal, mülk verip zengin ettiği takdirde fakir fukaraya yardım edeceklerine dair söz verirler, ne zamanki Allah onlara istediklerini ihsan eder, zengin olurlarsa; o zaman Allah’a verdikleri sözü unuturlar, Cahillik edip fakirlerin hakkını vermezler.”

Ne oldu zekât vermeyen Salebe, bu ayete göre münafıklardan oldu. Durumu öğrenen Salebe, zekâtını peygamber Efendimize getirdi. Ama peygamberimiz:

–     “Senin getirdiğini alamam artık” buyurdu.

Salebe peygamberden sonra halifelere getirdi. Onlar da “Allah Rasülünün almadığını alamayız”  dediler. Salebe pişman olmuştu ama, geç kalmıştı. O mallarını bırakıp bu dünyadan ayrılırken her halde kulaklarına Allah Rasülünün : “Ya Salebe! Şükrünü eda ettiğin az mal, şükrünü eda edemediğin, çok maldan hayırlıdır.” Sözü yankılanmıştır.

Kur’an diyor ki :

– “Onlardan bazıları, eğer Allah lütuf ve kereminden bize verirse, mutlaka sadaka vereceğiz ve salihlerden olacağız, diye and içti.

Fakat Allah zenginlik verince, onda cimrilik edip Allah’ın emrinden yüz çevirerek, sözlerinden döndüler.

Nihayet Allah’a verdikleri sözden döndüklerinden ve yalan söylediklerinden dolayı Allah kendisiyle karşılaşacağı güne kadar onların kalbine münafıklık soktu.” (Tevbe 75-76-77)

Sözün özü zekât vermemenin cezası ağırdır. İnsanın imanına bile zarar verir. Sonu pişmanlıktır.

Dünya hırsı insanı bu ibadetten alıkor.

Kur’an’da : “Sevdiğiniz şeylerden harcamadıkça cennete giremezsiniz.” (Âli-İmran:92)

– “Mallarınızı Allah yolunda harcayın. Cimrilik ederek kendinizi tehlikeye atmayın. Allah iyilik ve ihsanda bulunanı sever.” (Bakara:195) buyrularak, dünya hırsının önüne geçilmesi emredilmiştir.

İnancımıza göre; mülk ne senin, ne de benim. Mülk Allah’ındır. Biz emanetçiyiz. Onun için hiçbir kimse : “mal benim, istediğim gibi harcarım, onu ben kazandım. Onda başkalarının ne hakkı var” diyemez. Salebe dedi de ne oldu. Münafıklardan oldu ve kendine yazık etti.

Malda ihtiyaç sahiplerinin hakkı vardır. Zekâtını veren, yoksulun hakkını ödemiş olur.

Peygamber (s.a) şöyle buyurmuş :

–     “İnsanların en hayırlısı, insanlara en çok faydalı olandır.”

–     “Komşusu açken tok yatan olgun müslüman değildir.”

– “İnsanlara merhamet etmeyene merhamet olunmaz.”

Kolay mı müslüman olmak, kolay mı kurtulmak? Ayağına kadar gelenlere vermedi demesinler diye bir şeyler vermekle görev bitmiyor.

İşe yaramayanı vermek infak değildir.

Herkes düşünecek. Kendi verdiği ile Allah’ın verdiği denk mi? İhsan, Allah’ın verdiği ölçüde olur.

Yunus şöyle demiş :

Mal sahibi mülk sahibi

Hani bunun ilk sahibi?

Oda yalan bu da yalan

Ver biraz da sen oyalan

Kur’an’da bildirildiğine göre; bazı fakir müslümanlar, “Allah bize verirse, bizde veririz” diye ant içtiler. Allah onlara verdi, fakat onlar cimrilik ettiler, fakirlerden yüz çevirip, sözlerinden döndüler ve münafıklardan oldular. (Tevbe75-77)

Kur’an’da bir uyarıda şöyle yapılmıştır:

–     “Allah’ın kereminden kendilerine verdiklerini infakta cimrilik gösterenler, sanmasınlar ki o, kendileri için hayırlıdır. Aksine bu onlar için çok fenadır. Cimrilik ettikleri şeyde kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin sahibi Allah’tır. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.” (Âli-İmran:180)

Diğer ayetlerde de :

–     “Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda harcamayanlar yok mu, işte onlara elem verici bir azabı müjdele” (Tevbe34)

–     “Bu biriktirilenler, cehennem ateşinde kızdırılıp onların alınları, yanları ve sırtları dağlanacağı gün onlara, işte bu kendiniz için biriktirdiğiniz servettir. Artık yığmakta olduğunuz şeylerin azabını tadın!” denilir (Tevbe:35)

–     “İyiliğin karşılığı iyiliktir” (Rahman:60)

–     “Siz hayıra ne harcarsanız. Allah onun yerine başkasını verir.” (Sebe:39)

–     “Allah faizli malın bereketini giderir. Sadakaları ise bereketlendirir.” (Bakara:276)

–     “Şükrederseniz nimetimi arttırırım.nankörlük ederseniz, azabım şiddetli olacaktır.” (İbrahim:7) uyarıları yer almıştır.

Bu konuda sevgili peygamberimiz de şunları söylemiştir :

–     “Zenginliğin fitnesinden sana sığınırım Ya Rabbi!” (Müslim Zikir:49)

–     “Hergün iki melek iner. Biri, verene ver Allah’ım der, diğeri vermeyenin malını telef et Allah’ım” der (Müslim Zekât:57)

–     “Zekât vermeyen, Rahmetten mahrum olur.” (Ramuz el Hadis:351/10)

–     “Zekâtı verilmeyen mal, kıyamet gününde o kişinin boynuna dolanacaktır.” (Buhari Zekât:3)

–     “Malın zekâtını veren, onun şerrini gidermiş olur.” (Ramuz el-Hadis:26/4)

–     “Şeytan der ki, Zengin üç şeyin birinden kurtulamaz. Ya ben onun malını gözünde süslerim, böylece onun zekâtını vermez. Veya onun için israfı kolaylaştırırım, malını boş yere harcar. Ya da kalbine öyle bir sevgi veririm ki, haram kazanç yoluna düşer.” (Altınoluk Sohbetleri:4/140)

Zekât, müslüman olmanın şartlarındandır.

İnancımızda zekât haçtan önce gelir. Zekâtı verilmemiş para ile haç bile olmaz. Peygamberimizin ifadesiyle namaz kılıp zekât vermeyenin namazı fayda vermez.

 

Ü.        FITIR SADAKASI

 

Ramazan ayında verilen bir sadakadır. Asli ihtiyaçlarının dışında nisap miktarı mala, paraya sahip olan her müslümanın Ramazan Bayramından önce vermesi gerekli olan sadakadır. Buna fitre de denir.

Fitrenin verilmesi vaciptir.

Fitreyi verirken, fitre olduğuna niyetlenilir, ama alana fitre olduğunun söylenmesi gerekmez.

Aile reisi, bakmakla mükellef olduğu kimselerin de fitresini verir. Oruç tutanda verir tutmayan da verir.

İhtiyaç sahiplerine verilir. Uzakta çok fakir varsa, oraya gönderilir. Ama bayramdan önce ele geçmeyecekse, gönderilmez.

Fıtır sadakası, bir bakıma başın, gözün sadakasıdır. Kazayı, belâyı def eder. Zaman zaman “verilmiş sadakan varmış” denir. Kazanın zararsız ve ucuz atlatıldığı ifade edilir. Bu sadakayı verebilen hatta alan bile vermelidir.

Kime verilir?

–     İhtiyaç sahibine

–     Borçluya

–     Öğrenciye

–     Hastaya verilir.

Geline, damada ihtiyaç sahipleri olsalar da fıtır sadakası verilmez. Bakmakla mükellef olunan kimselere verilmez.

Arefe günü doğan çocuğun bile fitresi verilir.

Nelerden verilir?

Fitrenin üzüm, hurma, buğday, arpa gibi şeylerden verilmesi şart değildir. Bunların değeri para olarak da verilir.

Fıtır bölünmez. Bir fakire birkaç fitre verilebilir. İhtiyaç sahibine verilmezse, verilmemiş olur.

Oruç tutamayan özür sahibi, her oruç için bir fitre verir.

Fitre ne kadar verilir?

Fitrenin miktarı kişinin kazancına ve yediği içtiğine göre değişir. Herkes sofrasında yediğine göre vermelidir. Yani Allah’ın ihsanı ölçüsünde verilmelidir.

Çok sevap kazanmak ve korunmak isteyen çok verir.

Fitrenin miktarı her sene değişir, fiyatlara göre ayarlanır.

 

SONUÇ

 

İnsan kutsaldır. İnsana ait ırz, namus, can, şeref de kutsaldır. Eğer bir insan yokluk nedeniyle kutsallığını koruyamıyorsa, bundan varlık sahipleri mesuldür.

İnsanların ellerinden tutulmazsa, top yekün sosyal felâketlere uğrarız.

Günümüzün bütün meselesi kâr, Euro, dolar değildir. Biraz da Allah’ın emrine kulak verilmelidir.

Kullandığımız elektriğin, suyun ücretini yatırmayınca nasıl kesiliyorsa, Allah’ın kullarına hakları verilmeyince de Allah’ın lütfu, ihsanı kesilir, eksilir veya verse de kahrından verir.

Hz. Peygamber : “Kul mümin kardeşine yardım ettikçe, Allah da ona yardım eder” der.

Halka hizmet, hakka hizmettir.

Atalarımız : “Ya Rabbi! Çok verip azdırma, az verip bezdirme” diye dua etmişlerdir.

Dayanışmacı bir kültüre, yardımı emreden dine sahipken, son zamanlarda bencil bir toplum olduk, sadece maddi çıkarlarımızı düşünür olduk. Varlık sahipleri, köşeleri dönmekle meşguldür.

Zekât, sadaka, yardım, bu dünyada yoksulun sigortası, ahirette de zenginin sigortasıdır.

Hz. Peygamber : “Yarım hurma ile  de olsa ateşten korununuz.” buyurmuştur.

Diyelim ki, önemli bir rahatsızlık, önemli işimiz var. O anda daha önce yardım ettiğimiz biri karşımıza çıkıyor, bizi sıkıntıdan kurtarıyor. İşte ahirette de yardımlar, sadakalar, zekâtlar karşımıza çıkacak bizi böyle kurtaracaktır.

Dünyada malın hakkını, hak sahiplerine vermeyen için Cenab-ı Allah : “Cehennem çukuruna düşünce, onu malı kurtarmayacak.” diyor. (Leyl:11)

Zenginin malında, isteyen, istemeyen fakirin hakkı vardır. Bu hak sahiplerini bulmak, zenginin görevidir. Araştıracaktır…

Allah’ın has kulları,dünya nimetlerine aldanmaz, hırslanmaz. Ölünce de geride hesabı verilmeyecek mal bırakan, onun hesabını vermeden hiçbir yere kımıldamayacaktır.

Ama bakın birçoklarına ki, yarın endişesi taşıyor, mal biriktiriyor, fakat ahiret endişesi taşımıyor, Ahireti düşünmüyor, hesabı, kitabı düşünmüyor. Hatta öleceğini bile düşünmüyor. Ama unutmayın, ölümü düşünsek de, düşünmesek de bir gün ağzımızın tadı bozulacak, Azrail canımızı alacak ve biz sevdiklerimizden, her şeyin üstünde tuttuğumuz mallarımızdan istemeyerek ayrılıp, karanlık mezara gireceğiz.

Allah sonumuzu hayretsin. “Keşke yaşamasaydım” diyerek pişman olanlardan etmesin.

Rabbim zekâtını veren herkesin zekâtını kabul etsin. Sadaka ve yardımlarının sevabını bol bol versin.


Bu yazıyı 5.388 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here