İSLAM’IN DÜNYAYA BAKIŞI

İslâm’ın hayata bakışı, diğer inanç sistemlerinden farklıdır.

İslâm’a göre hayat, doğumla ölüm arasına sıkıştırılan zaman değildir. Hayat, ölüm ötesine uzanır. Ve hayat ölümle son bulmaz, devam eder. Bu ahiret hayatıdır.

Ölüm, yok olmak değildir. Ölümden sonra dünya hayatımızın sevabını verilecektir.

Hayatı doğumla ölüm arası görenler, mezar taşındaki “doğdu-öldü” ifadesine bakanlar. Dünya hayatının sınırlı, geçici olduğunu zannediyorlar. Buda onlara pişmanlık vesilesi olacaktır.

Dünya hayatı, ahiret hayatının tarlasıdır. İmtihan yeridir. Hazırlık yapma yeridir. Ahiretin güzelliklerini kazanma yeridir. Ömür en kıymetli sermayedir.

Dünya hayatına kanan, aldanan, kendini aldatmış olur. İnsan, bu dünya için yaratılmamıştır. İnsan dünyada kiracı gibidir. Yolcu gibidir. Misafirdir. Dünyayı ebedi görenler, hayatı oyun eğlence zannedenler, helâk olmuşlardır.

Dünya hayatı geçicidir. Her gün mezar kazanlar, her gün o mezarlara ceset taşıyanlar dünyanın geçici olduğunu bilmiyorlar mı? Dünya hayatı, bir rüya kadar bir serap olayı kadar yalancıdır. Buna rağmen insan, dünyada bir nefes fazla alabilmek için çırpınır durur. Dünyanın sahte yüzüne aldanır.

İmam-ı Gazali: “ Ey oğul! Dünya bir denizdir. İçinde birçok insanlar boğulup gitmiştir. Unutma sende bu denizin içindesin…”der.

İnsanın evveli bir damla sudur. Sonu da toprak olmaktır. İnsanın dünyada bir namazlık saltanatı olacaktır.

Hayatın gayesi, önce Allah’ın rızasını, sonra da ebedi hayatı kazanmaktır. Bunun için hayatı akıllı ve dolu dolu yaşamak gerekir.

İnsanın ne kadar yaşadığı değil, neler yaptığı önemlidir. Hayatı boşuna geçirip de mezarda okunan Fatihalardan, Yasinlerden istifade edememek ne kadar acıdır.

Fırsat, yaz yağmuru gibidir. Çabuk geçer. Hayatın gayesi, vur patlasın ,çal oynasın, nerede çalgı orada kalgı olamaz.

Hayatın gayesi, gönlünce yaşamak, mal toplamak tıkabasa her canının istediğini yemek değildir. Hayatın gayesi, Firavun gibi çok yaşamak değildir.

Hayatın gayesi, iyi insan, iyi kul olmak iyi bir şekilde Allah’a kavuşup cennetlik olmaktır.

Zalim Haccac bir Allah dostuna:

  • “Benim için hayır dua et “ der. O da:
  • Allah’ım bunun canını biran önce al “ der.
  • Adam: Bu nasıl dua ben beddua istemedim” der.
  • Allah dostu: Ben senin için hayır dua ettim. Sen ne kadar az yaşarsan hesabın o kadar az olur.” Der

Cudi şöyle demiştir:

Yâdında mı doğduğun zamanlar

Sen ağlar idin, gülerdi âlem.

Öyle bir ömür yaşa ki, olsun

Ölümün sana hande, halka matem.

Cenab-ı Allah, kullarını “ sakın dünya hayatı sizi aldatmasın “ buyurarak uyarmıştır. Onun için bomboş bir hayat değil, hayatı dolu dolu yaşamak, her an alemlerin Rabbine yürümeye hazır, “ gel gidelim “ denince gitmeye hazır. Son anda ömrünü geriverelim dense, “ yaptıklarını bir daha yapamam endişesi ile verilecek ömrü red edecek şekilde bir hayat anlayışımız olmalıdır.

Tok gitme, çok miras bırakma arzumuz olmamalıdır. Unutmayalım dünyada insanı ilk terk eden dünya malı olacaktır. Mezar başında çok sevdiği insanlar onu terk edecektir. Kabre insanla beraber bir kefen ve yaptığı ameller girecektir. Mirasçılar ne bıraktı deyip birbirine düşerken, melekler ne getirdi? Diyecektir.

Dünya hayatını ahiret hayatına tercih, büyük hata olur. Sonunda “eyvah !” derler.

  • Dünyayı ahirete tercih eden “ eyvah” diyecek.
  • İmanını şeytana kaptıran “eyvah” diyecek.
  • Kabir azabı gören “ keşke “ diyecek.
  • Amel defterini solundan alan “ keşke “ diyecek.
  • Sırattaki durakları geçemeyen ayağı kayan “ eyvah” diyecek.
  • Ateş atılan “eyvah keşke” diyecek, ama bu keşkeler, eyvahlar çare olmayacak, fayda vermeyecek.
  • Saç baş ağarmış adam hala dünyayı mamur etmeye çalışırken ahiret aklına gelmiyor. Geçici dünya hayatını tercih ediyor.

Halbuki kitabı onu şöyle uyarıyor:

  • “Dünyanın nimeti çok azdır. Allah’tan korkanlar için ahiret çok daha hayırlıdır.” ( Nisa:77)
  • “Dünya hayatı, aldanma ve aldatmadan başka bir şey değildir.” (Bakara:185)
  • “ Sakın dünya hayatı seni aldatmasın .” (Fatır:5)

Peygamber: onu şöyle uyarıyor:

  • “Gözünü dünya işlerine kaptırıp, ahireti unutmaktan sakın. ”(R. Salihın:481)
  • “ Ey dünya! Bana hizmet edene sen hizmet et. Sana hizmet edeni, hizmetin de kullan “ (H.H.Erdem İlahi Hadisler:27)

Ahireti unutup hep dünyaya hizmet eden, dünyanın kölesi olur. Dünyaya yönelenin işi artar. Gözü doymaz. Salebenin akıbetine uğrar. Mescid kuşu iken, cenaze namazı kılınmayan kimse haline gelmiştir.

Dünyanın ne olduğunu Cenab-ı Allah bize şöyle tanımlıyor :

  • “ Biliniz ki, dünya hayatı oyun, oyalanma, süslenme aranızda övünme ve daha çok mal ve evlat sahibi olmaktan ibarettir. (Hadid:20)

İslâm, dünyayı terk et demiyor. Dünyaya yeterli kadar, kalacağın kadar önem ver, ahireti unutup dünyaya sarılma! Diyor. “ Dünya ahiretin tarlasıdır.” Diyor. “Ahiret dünyada kazanılır.” Diyor. “ Dünyada ne yaparsan ahirette onu bulursun” diyor. Güzel şeyler yapmamızı istiyor. “ Ölmeyecek gibi dünya, yarın ölecekmiş gibi ahiret için çalış” diyor.

Malın insana yüklediği sorumluluklar vardır. Malın şükrü edâ edilmezse, sadakası, zekatı verilmezse hak yolda harcanmazsa, o  mal pişmanlık vesilesi olacaktır.

Dünya bir yılan gibidir. Derisi renkli, güzel, yumuşak, fakat zehri öldürür.

  1. DÜNYA MALI YALANDIR

Dünya ve hayat nasıl fani ise, dünya malı da öyle fanidir.

Dünya malı deniz suyu gibidir. İnsan ne kadar içerse, kanmadığı gibi, dünya malına da doymaz mal toplama sevdasına düşer.

Atalarımız: “ Ya Rabbi! Az verip bezdirme, çok verip azdırma “ diye dua etmişler.

Mal, imtihan içindir. Bakalım nereden kazanacak nereye harcayacak, şükrünü edâ edecek mi? Devraldığı emaneti mirasçılarına nasıl devredecek? Mal sebebiyle cenneti mi kazanacak cehennemi mi? İnsan mal ile böyle imtihana tabii tutulur.

Kıyamet günü Allah kuluna diyecek: bu durumdan kurtulmak için dünyada sahip olduğun şeyleri verir miydin? Kul : “Evet” diyecek. Allah ona : “Biz senden çok azını istemiştik. “ Diyecektir.

Dünyadan ancak bizim olan mal, Allah yolunda harcadığımız maldır. Birde kefendir.

Peygamberimiz Ashabı ile giderken bir oğlak ölüsüne rastlar.

  • “Kim bunu bir dirheme alacak? “Diye sorar.
  • “Kimse sahip çıkmaz, parasız bile almayız” derler.

Allah Rasulü:

  • “İşte dünya malı da böyledir.” Der.

Bir hadislerinde şöyle buyurur:

  • “ İnsan ölünce onu üç şey takip eder
  • “ Mal ölüm döşeğinde terk eder. Ailesi, yakınları kabri başında terk eder. Ancak ameli onunla kalır.” (Rumuz el – Ehadis:506/8)

Her şeyden çok mala önem veren vah, keşke diyecektir. Ama ne çare?

İnsan hem “ yalan dünya “ diyor, hem de dünyanın yalanlarına kanıyor.

Bakın Cenab-ı Allah ne buyuruyor:

-“ Kim çarçabuk geçen dünyayı dilerse, ona dilediği kadarını, dilediğimiz kadar veririz. Sonrada onu kınanmış ve kovulmuş olarak cehenneme sokarız .” (İsra:18)

İslâm, insanı Allah’a kulluktan alıkoyan, azdıran, sapıtan dünyayı ve dünya malını reddeder.

Bu dünyada “ benim, benim” dediğimiz hiç bir şey bizim değildir. Aziz Mahmut Hüdayi şöyle der:

Kim umar senden vefayı

Yalan dünya değil misin?

Muhammed’ül Mustafa’yı

Alan dünya değil misin?

Aslında dünyanın görevi insanı taşımaktır. Ama insan dünyayı taşımaya kalkıyor ve altında eziliyor.

Cenab-ı Allah : “Ey Ademoğlu! Malım, malım diyorsun. Yiyip çıkarıp attığın veya giyip eskittiğin veya sadaka, zekat olarak verip önden gönderdiğinden başka senin malın mı var? ( R. Salihın:485)

Peygamberimiz (sav) bizim için bir endişesini şöyle dile getirir:

  • “ Benden sonra şirke düşmenizden korkmuyorum. Dünyalık hırsına kapılmanızdan, dünyalık yarışına girmenizden korkuyorum. (Müslim Fezail:17-69)

Cenab-ı Allah’ın bir uyarısı da şöyledir:

  • “ Allah’ı unutan ve bu yüzden Allah’ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. Onlar yoldan çıkan kimselerdir.” (Haşır:19)

Ne güzel söylemişler : “ Su, geminin dışında olursa, gemiyi yüzdürür, içinde olursa gemiyi batırır.

Adamın biri arkadaşları ile mezarlıktan geçerken onlara güzel bir ders vermek ister duvarın dibindeki pisliği göstererek, işte dünya nimeti, mezarları göstererek işte gidenler” der. Öyle değil mi?

Yunus Emre şöyle demiştir:

Mal sahibi, mülk sahibi hani bunun ilk sahibi?

Oda yalan, buda yalan, buda yalan

Var sende biraz oyalan.

Allah bizi uyarıyor:

-“ Ey iman edenler! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah’ı anmaktan alıkoymasın.” ( Münafıkun:9)

-“Bilin ki mallarınız ve çocuklarınız imtihan sebebidir.” (Enfal:28)

Allah’ın nimetlerine bolca sahip olan biri, tutturmuş: “ camiye gitmem, camiye gitmem” diye. Nihayet ölmüş, camiye getirmişler. Onu tanıyan biri tabuta eğilmiş : “Hep camiye gitmem diyordun, ya niye geldin? Ne işin var burada?” Demiş.

Bir meslek taşım “ Ben örtünemem, yaşlansam da örtünemem” diyordu. Kefenle örtünmüş, üzerine birde yeşil örtü ile örtmüşler. Musalla taşında yatıyordu.” Keşke öyle demeyip örtünseydin,” dedim.

Firavunlar, Nemrutlar, Ebulehiller, Ebulehepler bile inkarlarının inatlarının sonunda teslim oldu. Herkes amel defterini eline alacak ve hesaba çekilecek.

Orada herkes eşit olacak. Falan yerin esnafından diye salası verilende güzel elbiselerini çıkaracak, nesi var nesi yoksa geride bırakıp eline amel defterini alacak. Her şeyin hesabını verecek.

Allah soracak:

-“ Sizi boş yere yarattığımızı ve huzurumuza getirilmeyeceğinizi mi sandınız?” ( Mü’minun:115)

İstediğin gibi yaşa, istediğin kadar kazan, istediğin yere harca yok öyle şey!

Allah: “ O gün nimetlerden hesaba çekileceksiniz “ diye uyarıyor. ( Tekasür:8)

Mal kazanmak sahip olmak kolay, hesap vermek zor.

Mal azdırmamalı, şımartmamalıdır. Fakirlik de isyan ettirmemelidir.

Dünyada şımaranlar için Allah(c.c) “ onlar dünya ile şımardılar. Oysa dünya hayatı geçici bir hayattır.” ( Rad:26)

-“ Kıyamet günü dünyada sadece bir akşam vakti kadar yada kuşluk kadar kaldıklarını sanırlar.” (Nazi af:46)

 

  1. B) DÜNYA MALINA GÜVENİLMEZ

Herkes o benim, bu benim, mülk benim diyor. Uğrunda benim senin kavgası yapıyor. Emanetçi olduğunu unutuluyor.

Lokman Hekim bize:

  • Dünyada ömründen kalanı kadar uğraş.
  • Rabbine ihtiyacın kadar ibadet et.
  • Ahiret için orada kalacağın kadar çalış
  • Allah’a isyan edeceğin zaman görmediği yerde isyan et .” diyor.

Şakik-i Belhi mezarlıkta şöyle demiştir :

  • Bunların çoğu yalancı.
  • Nasıl? derler.
  • Bunlar ölmeden önce “ şu benim, bu benim” derler, onunla öğünürler, gururlanırlardı. Şimdi görüyorsunuz. Hiç birine sahip değiller” der.

Alamadım, veremdim derdi ve dünya gayreti, ahireti kaybettiriyor. Peygamber(as) :

-“ En hayırlınız dünyası için ahiretini, ahiret için dünyasını terk etmeyendir.” Buyurur. ( Ramuz el Ehadis:363)

Bir Allah dostu yolsa iki çocuğun bir ceviz için kavga ettiğini görür onlara :

  • “Kavga etmeyin cevizi ikinize paylaştırayım “ der

Bu kavga  içi çürük bir ceviz içinmiş. İşte dünya malı ve kavga edenler.

Dünya malı bir gün var öbür gün yok. Bazen bir rüzgar, bazen bir deprem, bazen bir kıvılcım yeter.

İnsanlık tarihinin en zengini Kârun, serveti ile helâk oldu. Mal Salebe’yi peygamberden uzaklaştırdı.

Rabbimiz şöyle buyurur : “O gün ne mal fayda verir, nede evlat. Ancak Allah’a temiz bir kalp ile gelenler öğünde fayda bulur.” (Şuara:88-89)

Dünyada biraz eğleniyoruz, sonra yolcuyuz.

Bazıları dünyadan hiç ayrılmayacakmış gibi yaşıyor gönlünce yaşıyor, gönlünce eğleniyor.

Halbuki Allah(c.c): “ Dünya hayatı oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir.” (Ankebut:63)

-“ Biz gökleri ve yeri bunların arasında bulunanları, oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık.” (Duhan:38)

-“ Sakın dünya hayatı seni aldatmasın.” ( Fatır:5) diye uyarıyor.

Nakledildiğine göre Nuh(as) 900 yıl yaşamıştır. Son anlarında : “Dünyayı iki kapılı bir han buldum. Birinden girdim, diğerinden çıkıyorum” demiştir.

Yunus:

“Ana karnından geldik pazara,

Bir kefen aldık gidiyoruz mezara.” Der.

Hayatı boyu nefsimiz ile, şeytanla ve yalan dünya ile boğuşup duruyoruz. Hayatı nasıl yaşamamız gerektiğini Peygamber(as) şöyle bildirmiştir.

-“ Allah’ı görüyormuş gibi kulluk et ! Dünyada bir garip gibi yaşa, yolcu gibi davran.”

Son durak mezar. Sonunda herkes bir gün ahiret yolculuğuna çıkacak. Azrail bir gün mutlaka kapımızı çalacak. Götürülecek olan sadece kefen ve güzel amel. Salâ verilecek “innalillahi ve inna ileyhi râciûn “ diyecekler rahmet okuyacaklar. Musalla taşında namazımız kılınacak, götürüp mezara gömecekler.

  1. BİZE DÜŞEN BU DÜNYADA DÜNYA VE AHİRET DENGESİNİ KURMAKTIR

Dünyayı terk edemeyiz. Çünkü dünya ile ahireti kazanacağız. Ahireti terk edersek ebedi felâket olur.

Dünyaya ölçülü bir şekilde yaklaşmak gerekir. Ateşle mesafemiz gibi olmalıdır. Ateşe çok yaklaşırsan, yanarsın, çok uzaklaşırsan da üşürsün.

Bir sahabi şöyle bir karar alınıyor. Bütün geceleri namaz kılacağım, bütün gün oruç tutacağım. Bu kararını Peygamberimize anlatıyor.

Peygamberimiz:

  • Ben bazen oruç tutarım, bazen tutmam. Bazen namaz kılarım bazen uyurum.” ( Buhari Nikah:1) diyor.

Dünyasız ahiret kazanılamaz. Buda dünya ile ahiret arasında denge kurmakla olur.

Dualarımızda :” Rabbim, iki cihan saadeti ver. Rabbimiz, dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver” demiyor muyuz.

Bir Allah dostuna biri sorar:

  • Bize ne oluyor ki ölümden hoşlanmıyoruz?

O zat cevap verir:

  • Nefsin, arzu ve isteklerine aldanıp dünyayı mamur, ahireti harap ediyoruz da ondan. Bunun için mamur yerden harap yere gitmek hoşumuza gitmiyor” der.

Bazıları ölümden ölmekten öyle korkuyor ki, sebebi ahiret için bir hazırlığı yok Allah’ın huzuruna çıkacak yüzü yok.

Peygamberimiz(sav) dünya ve ahiret dengesini nasıl kurmamız gerektiğini şöyle ifade ediyor:

-“ Hayırlınız dünyası için ahiretini, ahireti için dünyasını terk etmeyendir.” ( Ramuz el ehadis:363)

-“ Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için yarın ölecekmiş gibi ahiret için çalışın” işte denge böyle kurulacak.

  1. UNUTMAYALIM HERŞEYDEN HESABA ÇEKİLİP SORULACAĞIZ

Dünyada başıboş değiliz. Allah, Peygamber göndermiş, kitap göndermiş, bize emir ve yasaklar koymuş. Onlardan korunmayacak mıyız?

Sağımızda, solumuzda yazıcı melekler var. Her şeyi yazıyorlar. Sonunda amel defteri olacak önümüze konacak. “ Al oku!” denilecek.

Bazı şeyleri filme alıp nasıl seyrediyorsak. Bütün hayatımız filme alınıyor. Seyret hayatını denilecek itiraz yok. Kendi organlarımız şahitlik edecek.

Kur’an’da : “şunu iyi bilin ki, sizi her an gözetleyen yazıcılar var. Siz ne yaparsanız onu görür ve yazarlar.” ( İnfitar:10-12) diye haber veriliyor.

Dış ülkede çalışan birine:

  • “Kendini kurtardın, evin var, araban var, paran var. Sırtın yere gelmez artık” dediler. Dedi ki:
  • Namaz yok, ahiret yok. Nasıl kurtulma bu? Dedi ağladı.

Ahiret sorgusu kolay değil, hesap vermek, kurtulmak kolay değil. Yazıcı melekleri unutarak yaşıyoruz. Sorguyu unutarak yaşıyoruz.

Mevlana Hazretleri şöyle der:

-“ Ahirete eli boş gitmek, değirmene buğdaysız gitmek gibidir. Mezar ne getirdin? Diyecek. Melekler ne getirdin diyecek. Cenab-ı Allah ne getirdin? Diyecek. Ne cevap vereceksin?

 

  1. ÖLÜME, HESAP VERMEYE HAZIR MIYIZ ?

Dünyada sayılı günler geçireceğiz, sonra bu dünyadan esas yerimize göçüp gideceğiz.

  1. S. Selim ölüm döşeğinde hâlâ talimatlar verirken Hasan Can:

– Padişahım, Hakk’a yönelme zamanıdır.” Deyince Yavuz Selim doğrularak:

– Ya sen şimdiye kadar bizi kiminle bilirdin? Cevabını verir.

Yunus Emre:

Ölüm haberi gelmeden,

Ecel yakamız almadan,

Azrail hamle kılmadan,

Gel dosta gidelim gönül.” Der.

Kısacık yolculuklara dünya da hazırlıksız gitmezken, ebedi yolculuğa hazırlıksız gidilir mi?

Ahiret hazırlığı denince, bazıları kefen satın almak, mezar satın almak zannediyor bu ahirete değil mezara hazırlıktır.

Ölümü unutan ölüm ötesini de unutuyor.

Peygamberimiz(sav) ilk Cuma hutbesinde şöyle diyor:

-“ Ey insanlar! Sağlığınız da ahiretiniz için hazırlık yapın, bilin ki kıyamet günü birinin başına vurulacak, Allah soracak : “ Rasulüm gelip sana tebliğ etmedi mi? Ben sana mal verdim, ihsanda bulundum. Sen kendin için ne hazırladın? O kimse sağına soluna bakacak cehennemden başka bir şey görmeyecek. Kim kendini yarım hurma ile de olsa ateşten kurtarabilecekse, hemen o hayrı işlesin.”

Hz. Ebu Bekir (ra)

-“ Acele edin. Çabuk olun. Kurtulun çünkü arkanızda sizi hırsla takip eden bir ecel koşmaktadır. Ölüme hazırlanın. Sizden öncekilerden ibret alın.” Demiştir.

“ Bugün Allah için ne yaptın” sözünü çerçeveletip duvara asıyor, okuyoruz. Ya cevabı veriliyor mu? Kendim için, Allah için, ahiretim için, ne yaptım? Diye sorup cevabını verebiliyor muyuz?

Peygamberimiz “ Allah’ın kulundan vazgeçmesinin alameti, o kulunun boş şeylerle uğraşmasıdır.” Demiş. Biz Allah’ı unutursak, elbette bizde unutuluruz.

Bir hadiste şöyle bildirilmiştir:

  • Kim Allah’a kavuşmayı severse, Allah da onu sever. Kimde Allah’a kavuşmaktan hoşlanmazsa, Allah da ona kavuşmaktan hoşlanmaz.” (Müslim Zikir:2684)

Dünya nimetlerini elde etmek için gösterdiğimiz gayret kadar ahiret nimetlerini elde etmek için gayret göstermiyoruz. Ahireti unutuyoruz.

Adamın biri. Son anlarında oğluna beni çoraplarımla gömün diye vasiyet etmiş, bir arkadaşına da biraz yaramaz oğluna gömüldükten sonra verilmek üzere mektup bırakmış.

Adam ölür çorap isteği İslam’a uymuyor diye kabul edilmez. Definden sonra mektup sahibine verilir. Mektup da şunlar yazılıdır:

-“ Gördün mü oğlum bir çift eski çorabı bile götüremedim. Sende götüremeyeceksin.”

Baba oğluna böylece bir ders vermiştir.

Çoğu insan gereksiz şeyleri sırtına alıyor ve altında eziliyor.

Aslolan dünyaya hizmet değil, dünyanın insana hizmet etmesidir.

Kur’an’da: “ Şeytan pişmanlık vererek ne varsa insana süslü ve cazip gösterir”. (En’am:43) Şeytan insanı dünya ile aldatır ahireti unutturur.

Peygamberimiz : “ Gözünüzü dünyaya dikip ahireti unutmaktan sakınınız “ diye uyarıyor. ( R.Salihın:481)

Eğer kulun ahiret hazırlığı yoksa, imanlı gitmesi zor olur. Musalla taşında yapılanlar, kabir de kıbleye doğru yüzünün döndürülmesi fayda etmez.

Cenab-ı Allah’ın kuluna sorularından biri de:

-Kulum, dünyada ben hep seninleydim. Ya sen kiminleydin? Olacaktır.

Peygamberimiz der ki:

-“ İnsan ölünce herşey önüne konur. O kişi önündekilere bakar ve : “ Ya Rabbi, beni dünyaya döndür de yapmadıklarımı yapayım, yanlış yaptıklarımı terk edeyim” der. Ona : “ Şimdi mi aklın başına geldi. “ denir. O fırsat ona verilmez” (Ramuz el ehadis:42/8)

Yusuf (as)’ın duasıyla bitirelim : “ Ey Rabbim Müslüman olarak benim canımı al. Beni Salihler arasına dahil et” (Yusuf:101)

 

Boşuna düşme gönül

Şu dünya telaşına

Ummadığın zamanda

Bir iş gelir başına

Geride kırık dökük

Bir ah kalır sadece.

 

Yalancı saltanatın

Makamına güvenme

Canım diyen dostların

İkramına güvenme

Boğazda düğümlenir

Eyvah kalır sadece.

 

Zaman bu, kimler geldi

Kimler geçti bir bilsen!

Bu hicran badesinden

Kimler içti bir bilsen

Yokluğundan bihaber

Sabah kalır sadece.

 

Bu garip iş başıma

Nereden geldi deme

Her gelen gidicidir

Aklın varsa gam yeme

El’bâkî, hüve’l bâkî

Allah kalır sadece.

Bestami Yazgan

 

Selam hidayete tabi olanlara. Selam dünya ile ahireti kazananlara.. Allah’ın selamı üzerinizde olsun.


Bu yazıyı 437 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.