İSRAF VE TASARRUF

İsraf, saçıp savurmak, tasarruf ölçülü harcamaktır.

Cenabı Allah: “Yiyiniz içiniz israf etmeyiniz. Çünkü Allah israf edenleri sevmez”(Araf:31)buyuruyor.

-“İsraf edenler şeytanın dostlarıdır” diyor.(İsra:27)

Peygamber(A.S) da: ”İnsanın her canının çektiğini yiyip içmesi israftır” demiştir. (Ramuz El ehadis:131/10)

Buna göre tutumlu olmamız, ölçülü olmamız emrediliyor.

İnancımıza göre abdest suyu bile israf edilemez. Hayırda bile israf olmaz. Lüzumundan fazla hiçbir şey harcanmaz, kullanılmaz.

Lüks, aşırı tüketim, insanı bitirir, aileyi yıkar, milletlerin sonunu getirir.

Siyonizmin ülkemize yönelik gizli talimatında;(şöyle deniliyot: ”Hudutsuz lüks, baş döndürücü modalar icad edin. Çılgınca sarfiyata teşvik edin.(K.Yaman, İhanet Planları:165

 

İsrafın sebepleri nelerdir?

-Eğitimsizlik

-Düşük kaliteli üretim

-Lüks hayat anlayışı, gösteriş düşkünlüğü

-İhtiyacın önüne modanın  geçmesi-

-Gereksiz olan şeylerin ihtiyaç. Olarak algılanması,

-İhtiyaçları  başkalarının belirlenmesi

-İsrafı körükleyen reklamlar ve kötü örnekler

-Kötü alışkanlıklar, israfın sebeplerindendir.

 

Gelelim neleri israf ettiğimize:

1-Hayatı zamanı israf ediyoruz. Bir Hadiste: ”İnsanların çoğunun aldandığı iki nimet vardır: Sıhhat ve Boş vakit” buyrulur

Dünyanın en çok TV izleyen, en çok telefonla konuşan, en çok kahvede oturan, kumar oynayan bir milletiz. Böylece ömrü boşuna tüketiyoruz.

Günler oyunla, eğlence ile geçiyor. Çılgınca zaman ve para harcıyoruz. Ceketler yakılıyor, tabaklar kırılıyor, ölçüsüz alkol alınıyor.

Ne yapıyorsun? Sorusuna: ”vakit geçiriyorum”, ”zaman öldürüyorum” cevabı yanlışı ortaya koymuyor mu?

Eskiden iş yerinde ”vakit nakittir” levhaları asılırdı ”sizin boş vaktiniz, bizim çalışma saatimiz olabilir” uyarıları yapılırdı. Adam geliyor sohbet ediyor çayını içiyor. Gelen biri ile bir daha içiyor…

Zaman hovardasıyız. ”yarın buluşalım”, ”yarın görüşürüz” diyoruz. Yirmi dört saati kastediyoruz. Günde bir saat boşa harcayan yılda 365 saat boşa geçirmiş oluyor.

Zaman kaybını önleyemiyoruz. Zaman kaybettiren şeyi  yok edemiyoruz, eldeki fırsatı değerlendiremiyoruz. Faydasız şeylerle uğraşıyoruz. Durgun suda mikrop ürediği gibi tembel insanlar arasında da problem çoğalıyor. Adam emekli oluyor her şey bitiyor.

Allah: ”boş kaldın mı hemen başka bir işe koyul”(inşirah7) diyor.

Zaman öldürme makinasıyız. Bir yılda 145 gün tatil olursa ne olur?

Türkiye’de 500 bin kadar kahvehane var. Buralarda 7 milyar kadar saat zaman öldürülmektedir.

-Yapılan bir araştırmaya göre bakın gerçek nedir?

80 Yıllık İnsan Ömrünün

4 yılı Tahsil(Öğretim için)

4 yılı Yemek- İçmek için

3 yılı WC için

2 yılı nakil araçlarında

3 yılı sağda- solda beklerken

13yılı çalışarak,

10 yılı tatil ve istirahat da

4 yılı hastalık ve 4 yılı eğlencelerde

28 yılı uykuda harcandığını biliyor musunuz?

2- Bugüne kadar birçok nedenle insanımızı israf ettik devlet sahip çıkmadı. İlim adamımız yurt dışına gitti.” Dindar, “rüşvet almıyor, dans etmiyor, içki içmiyor “ dedik, “eşi kapalı dedik güzelim insanları harcadık. İşine bakmadık sokağa attık.

Bunları biliyor muyuz? Dünya çapında israfta birinci, kumarda ikinci, alkolde üçüncü, sigara tüketimin de dördüncüyüz! şimdi biraz azaldı.

3- Kedi, köpek, yılan, maymun, kuş hayvanlara aşırı harcamalar yapılıyor….

4- Ölüler için ölü yatırımlar yapılıyor. Cenazeler için çelenkler, ölü yemekleri, ölü helvaları, masraflı yemekler, mevlütler ölçüsüz oluyor. Kabir çok masraflı oluyor..

5- Yürünecek kısa mesafelere arabalarla gidiliyor.

6- İhtiyaç dışı market harcamaları yapılıyor.

Alış-veriş hastalığımız var. Bu bulaşıcı bir hastalık halinde topluma yayılıyor. Alış-veriş yerinde kendimizi kontrol edemiyoruz. Ölçülü ihtiyaç olanı yeteri kadar almıyoruz. İhtiyaç olmasa da bir şeyler alıyoruz. Varken alıyoruz. Moda diyoruz. Falanda gördüm diyoruz. Öbürü eskimeden yenisini alıyoruz

Kredi kartları bir iki değil. Borçtan bahseden birine:

  • Kaç kart var? dedim.
  • Üç benim, üç de hanımın dedi. Açığı diğeriyle kapatıyor. Çocukları da alış veriş konusunda eğitemiyoruz. Her gördüğü, her istediği alınıyor.

Lüks yerlerde düğünler yapıyoruz iki tarafta da yıkımlar oluyor. Dolarlar havada uçuşuyor.

Düğün sonrası boyu aşan borç….

7- Hac ibadeti yapılırken bile yapılan israf, ibadet ruhu ile bağdaşmıyor. O derece ki hacca gidecek orta halli vatandaşları caydırıyor.

8- İhtiyacımız olmayan kendimizi ilgilendirmeyen boş ve manasız şeylerden yüz çevirmiyoruz.

9- Tatil günleri israfın çok ca yapıldığı günler oluyor. Bütçe dışı harcamalar yapılıyor. Açığın kapatılması aylar sürüyor. Aileler sıkıntıya düşüyor, sonra da birbirine düşüyor. Boşanmaya kadar gidiliyor.

10- Düğünler de yapılan israf aile müessesesini temelden sarsıyor. Yeni evlenecek olanlar kara kara düşünüyor. O derece lüzumsuz şeyler alınıyor, gereksiz işler yapılıyor ki, güç gösterisi yapılıyor. Alkol,  silah, şarkıcı, dansöz, davulcu, zurnacı vb.. Her şeye para saçılıyor. Yuva kurulmadan sarsılıyor.

11- Türkiye’de sigaraya verilen para, sağlık bakanlığının bütçesinden fazla oluyordu. Parasını el alıyor, dumanını yel alıyor. İçilen sigaranın kime ne faydası var?

12- Çoğumuz her zaman her yer de resim çekiyoruz. Lüzumlu lüzumsuz demiyoruz işin tadı kaçıyor.

13- Kağıdı kullanmasını bilmiyoruz. Boş kalan elinde kalem önündeki kağıdı karalıyor. Vatandaşa kullanılmayan kağıtları çöpe değil, atık torbasında biriktirme alışkanlığı kazandırılamamıştır.

14- İlaç israfı korkunç. Canı sıkılan doktora gidiyor. Lüzumsuz ilaç yazdırıyor “ bulunsun” deniliyor. İlaç bitmeden bırakılıyor, bitmeden yazdırılıyor. Dolaplar ilaç dolu. Kullanmadıklarımız değerlendirilemiyor. Tarihi geçmiş bir sürü ilaç çöpe gidiyor.

Bir de bulunsun zihniyeti var ihtiyaç olmadan yazılıyor ve yazdırılıyor. Bundan vazgeçmeliyiz.

15- Evlerimiz israf evi Bir çok şey israf ediliyor. Küçük sanılan şeyler üst üste, yan yana miktar büyüyor. Dakikada on damla akan su ayda 200 litreye yakın su ediyor .

Abdest alan, tıraş olan, el yıkayan, bulaşık yıkayan, ihtiyaç gideren suyun boşa akıp gitmesine aldırış etmiyor. Bir tabak meyve yıkansa, yarım kova su akıtılıyor.

Çay ocağa konuyor; içilsin içilmesin kaynayıp duruyor.

Her gün çamaşır, bulaşık yıkanıyor.

-Evde kullanılan aletler, eşyalar yepyeni iken iş görürken değiştiriliyor. Modaya uygun diye yenisi alınıyor. Elbiseler, ayakkabılar eskimeden yenisi ile değiştiriliyor. Eskiler de çöpe atılıyor.

-Vantilatör, klima elektrik odadan çıkarken kapatılmıyor. Televizyon kapatılmıyor, bilgisayar sürekli açık kalıyor.

-Aydınlanmaya bir iki ampul yeterli iken bir çok ampul yakıyoruz. Soba, kalorifer kontrolsüz yakılıyor.

-Elektrik süpürgesi bulaşık, bulaşık ve çamaşır makinesi sık sık dolmadan çalışıyor.

16- Uzayıp giden telefon konuşmaları yapılıyor. Sık sık telefon değiştiriliyor. Yeni model alınıyor. Kredi kartı varya taksit varya. Nasıl ödenir hiç düşünülmüyor.

Çoluk çocuğun elinde telefon. Onunla oynayıp duruyor. Konuşma mesajlaşma ile erken yanlış arkadaşlıklar kuruluyor.

Telefonla sürekli oynayan çocuk kendisini derse veremiyor.

17-En büyük israf ekmek israfı oluyor. Evlere haddinden fazla ekmek alınıyor. Evlerden, lokantalardan. Yurtlardan. Askeriyeden tonlarca ekmek çöpe gidiyor. Poşete koyup duvar üzerlerinde duruyor, ağaçlarca asılıyor.

Eskiden  “ekmek gibi aziz ol denir ekmek çarpsın” diye ekmek üzerine yemin edilirdi. Şimdi ekmek ayaklar altında çiğneniyor, bazıları ekmekle ağzını siliyor.

Sofralar israf sofrası oluyor. Misafir gelecekse hazırlanan yemeğin, alınan ekmeğin, yapılan pastanın ölçüsü olmuyor. Yendiği kadarı çöpe atılıyor. Kaç kişi gelecek ne kadar yer bunun hesabı yapılmıyor.

Yemeğin yarısı tabakta kalıyor. Tabaklar sıyrılmıyor.

İçilen su yarım bırakılıyor. Çay içen, çayın dörtte biri bardakta bırakma alışkanlığına uyuyor.

Ramazanlarda daha çok karnı tok sırtı pek olanlara iftar veriliyor. Karnı açlar açıkta kalıyor. Osmanlıda güzel bir alışkanlık vardı. Karnı tok olanı doyurmak memnun etmek zor olur. Osmanlı zor günleri karnı tok olanı değil gerçekten ihtiyaç sahibi olan vatandaşlara iftar ve ikram da bulunurlardı. Kapı kapı dolaşırlar, ihtiyaç sahiplerinin karnını doyururlardı. Böylece hiçbir şey israf edilmezdi.

18-Bir defa çok yiyoruz. Acıkmadan yiyoruz. Öne geleni, ele geçeni, ikram edileni ne olursa yiyoruz koca göbekler doymuyor.

Obez nüfus her geçen gün artıyor. Fazla protein almak insan sağlığını bozuyor.

Atalarımız: ”Çok yiyenin hizmeti az olur” demişler.

Yiyoruz yiyoruz hazmedebilmek için sodalar, kolalar içiyoruz.

2005 yılından obazite tedavisi için devlet ve özel sektörde 60 milyon harcandığı bildirilmiştir.(13-12-2006 Yeni Şafak)

Tarım ve köy işleri bakanı Mehdi Eker’in açıklamasına göre: 1,5 milyar insanın kilo vermek için harcadığı paralarla 860 milyon aç insanın karnının doyabileceği hesaplanmıştır.(04-07-2008 Yeni Şafak)

19-Çok yiyen insan ne yapmalı biliyor musunuz?

-Çok yemenin sebep olduğu hastalıkları düşünmeli.

-Oburluğun yapacağı manevi tahribatı düşünmeli.

-Az yemek az çeşitle, çok yemek arzusunu kırmalı

-İştah açacak şeyleri sofraya koymamalı.

-Obur kimselerle sofraya oturmamalı

-Açlık çeken, açlıktan ölenleri düşünmelidir.

20-Ekmek israfı ekonomimize büyük zararlar vermektedir. Bugün açlık tehlikesi çeken ülkeler zamanın da ekmeğin kıymetini bilmemiş israf etmiş ülkelerdir.

Ekmek bizden önce aziz bilinir, ekmek gibi aziz ol duaları yapılırdı.

Ekmeğin yerini başka hiç bir şey tutmaz. Hiç bir şekilde israf edilmemelidir

“Yurdumuzun üç büyük ili olan İstanbul, İzmir, Ankara bir yılda 13 milyon lira değerinde ekmeğin çöpe atıldığı tespit edilmiştir. Üç ilimizde yılda 14 milyon 821 bin 460 kilogram buğday karşılığı ekmeğin israf edildiği açıklanmıştır.” (05-10-1969 , Tercüman)

Mili Prodüktivite merkezinde üç ilde yapılan tespite göre İstanbul’da 23141 kg. buğdaya tekabül eden ekmek atılmaktadır. Ankara’da ise günde 16108 kg. buğdaya, İstanbul’da günde 23 ton ekmeğin israf edildiği İzmir’de 3328 kg buğdaya eşit olan ekmeğin israf edildiği bildirilmiştir. (02/22/1971, Tercüman)

-“Üretilen 82 milyon ekmeğin 4 milyon 600 bini çöpte”. (22-08-2011 Yeni Akit)

-Çevre ve tüketici haklarını koruma derneğinin açıklamasına göre: Türkiye’de günde 140 milyon ekmek üretiliyor 14 milyonu çöpe gidiyor (23-06-2010 Yeni Şafak)

Yapılan araştırmalara göre:

Milli servetimizin 4’te 1’i çöpe gidiyor. Günde 5 milyon ekmek israf ediliyor.(16/02/2013 Akit)

Bu israf nüfusla beraber artıyor.2013’ te yılda 2,1 milyar adet ekmek çöpe gidiyor.(11-02-2013 Akit)

Ekmek nimettir israf edilmemeli. Şair ekmek israfını şöyle dile getiriyor.

-“Besmele ekmeğimizin bereketiydi.

İki dünyada aziz ümmet,

Muhammet ümmetiydi. (Arif Nihat Asya )

Şu televizyon da yemek tarifleri yemek programları, o  gezenlere pişirilen çeşit çeşit yemekler. Açlar içinde toklar içinde kötü örneklerdir.

Ekmekteki israf İMF’den kredi kadar:

Türkiye’ de çöpe atılan ekmeğin ekonomik büyüklüğü yıllık 700 milyon doları buluyor. Fonun geçtiğimiz yılın Nisan ayında verdiği kredi ise 701 milyon dolardı. (30-08-2004 Türkiye) İşte israfın ölçüsü bu.

X                                 X                                X

 

İsrafın önlenmesi için neler yapılabilir?

İsrafı önlemek bazı tedbirler almak zor bir iş değildir. Bazı tedbirleri şöyle sıralayalım:

1-Üretim tüketim dengesi sağlanmalı, dışa bağımlılıktan kurtulmalı, komşular füze yaparken başörtüsü ile uğraşılmamalı, hayali düşmanlar icat edilerek güç boşa harcanmamalıdır.

2-Eğitimle tüketim çılgınlığın önüne geçilmelidir

3-Hiçbir şey hor ve hovardaca kullanılmamalıdır.

4-Zaman iyi değerlendirilmeli, gereksiz tatiller iş günü haline getirilmelidir

5-Moda ve lüks hastalıkları tedavi edilmelidir

6-Devletin, milletin malı, kendi malımız gibi kullanılmalıdır. ”Devletin malı deniz yemeyen domuz” sözü yiyen domuz olarak öğretilmelidir.(Hz.Ömer 2 Mümtaşir dı)

7-Tatilin boş zaman demek olmadığı, iş değiştir demek olduğu öğretilmelidir.

8-Hapiste yatanlardan, askerlik yapanlardan azami derecede yararlanılmalıdır.)3,5 ay taşa selam)

9-Okullarda kuru eğitimden vazgeçip hayat bilgileri verilmelidir.

10-Çalışma hayatı yeniden düzenlenmelidir.

Amerikalı bir devlet adamı Türkiye’ye ziyarete gelmişti. On günlük ziyaretten sonra gazeteciler sordular:

-Türkiye’deki hayatı nasıl buldunuz?

Üç kelime ile özetledi: Türkiye’nin durumunu

-Eating, meeting, brifing… (Yani yemek toplantısı, iş toplantısı, ve brifing) demiştir. Bizde toplantılardan arta kalan zamanlar da iş ve üretimle uğraşılıyor.

11-Ocağa göre tencere koymak, ağzını kapatmak fırınların devam eden enerjisinden faydalanmak, buz dolabını güneşten korumak, televizyon, radyo, video gibi elektrikli cihazları kapadıktan sonra fişi çekip enerji kaybını önleme, tasarruflu lamba kullanmak diş fırçalarken, tıraş olurken suyu boşuna akıtmamak, abdest alınan, meyve yıkanan suyu bitki ve ağaç sulayarak değerlendirmek israfı önleyecektir.

12-Yapılan işlerde israfa yönelik olan çevrenin bakışına aldırış etmeyip gerekli olanı yapmak.

13-Zenginlerimizin  “Ben kazandım istediğim gibi harcarım” düşüncesi ile ceket yakmak, para savurmak, tabakların üstünde tepinme çılgınlığından vazgeçmesi gerekir.

14-İsrafı en güzel inançla önleyebiliriz. Bu konuda Kur’an’dan, Hz Peygamberden yararlanmalıyız. Bir araştırmaya göre inançlı kişiler de ve ailelerde israfın çok az olduğu görülmüştür.

Bugün milyonlarca insan açlık sınırındadır. Bu konuda dinin etkisinden neden yararlanmayalım.

 

Ekmeğin israfı konusunda alınacak tedbirler neler olmalıdır?

1-Ekmeğin gramaj çeşidi artırılmalıdır.

2-Halka israf konusu iyi anlatılmalı, evde kuruyan ekmeğin çorbanın içine atılarak ve yumurta ile kızartılarak yenebileceği öğretilmelidir.

3-Yanık, kalitesiz, iyi pişmemiş ekmeklerin satışa sunulması engellenmelidir.

4-Ekmeğin çabuk bayatlamasını önleyici maddeler kullanılmalıdır.

5-Fırınlar çok sık denetlenmelidir.

6-İhtiyactan fazla ekmek üretilmemeli ve alınmamalıdır. Yurtta, orduda, hastanede ekmek ihtiyaca göre kesilmelidir kurumaması için poşet içinde tutulmalıdır.

İsraf, tasarruf, tutumluluk, yerli malı kullanımı gibi konular okullarda ders olarak okutulmalıdır. Bu eğitim hapishanede ve askeriyede de yapılabilir. Çünkü iktisat eden sıkıntıya düşmez.

İhtiyaç sahipleri düşünülerek iktisat etmenin israftan kaçınmanın lüzumu anlatılmalıdır.

Tüketimi körükleyen yanıltan reklamlar kontrol altına alınmalıdır.

Doğru ölçülü alışveriş alışkanlığı kazandırılmalıdır. Ölçüsüz harcama hayatı alt üst ediyor evin huzurunu kaçırıyor boşanmaya kadar gidiyor veya borç batağı intihara götürüyor. Alırken rahatlayan öderken çıldırıyor. Alırken sanki bedava gibi geliyor.

Bir de zengin görünme hastalığımız var. Ayak yorgana göre uzatılmıyor. Borç harç alınıyor. Orta halli insanlar bile sık sık divan, koltuk, perde değiştirmeye kalkıyor

Bir önemli husus da: bize ihsan edilen nimetler için verene şükretmiyoruz.

Şükredilmeyen malın bereketi olmuyor. Sel götürür, yel götürür, ateş yakar yani mal telef olur. Sadece madden değil, manen de zarar görülür. Huzur ve mutluluk olmaz.

Evdeki sıkıntı ve ihtiyaç evin hanımını da çalışma hayatına itiyor. İşte o zaman istenmeyen nice nice olaylar oluyor.

Bakın bu konuda dinimiz ne diyor:

Kuran’da onlar harcadıkları zaman savurganlığa saparlar, ne de cimrilik ederler. Harcamaları bu ikisinin arasında dengelidir.(Furkan :67)

Bu ayete göre harcamalarda orta yol tutulacaktır. Gelir gider dengesi kurulacaktır.

İsraf ve lüks gösterisi maddi ve manevi sıkıntıya soktuğu için İslam israfı, gösterişe kaçmayı haram kılmıştır.

Cimrilikte yerilmiştir şöyle buyrulur:

-“Allah’ın kendilerine lütfundan verdiği nimetlerde cimrilik edenler, bunun kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır’! O kendileri için şerdir. Cimrilik ettikleri şey kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır.”(Ali İmran :180)

Peygamber (as) da: “İki haslet vardır. Bunlar müminde olmaz: cimrilik ve kötü ahlak” (Tirmizi: Zühd :8) der.

İsrafta hayır yoktur. H ayır da da israf yoktur. Kimse “Mal benim istediğim gibi, istediğim yere, dilediğim kadar harcarım” diyemez. Mülkün sahibi Cenab-ı Allah’tır. Dilediği zaman çekip alıverir. Veya yerli yerinde kullanılmadığı zaman da yel alır, sel alır, ateş kül eder.

Rabbim bizi hatalarımızdan dolayı cezalandırmasın.

 


Bu yazıyı 1.164 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here