KALPLERİ KARARTAN GÜNAH

Her insanın zaafları oluyor. Bilmemezlik de buna eklenince, fırsat kollayan şeytanın işi kolaylaşıyor.

Şunu kabul etmeliyiz ki:

– Dinimizi tam olarak bilmiyoruz ve yaşayamıyoruz.

– Allah’ın rahmetini, gazabını ve günahlarını yüzünden helâk olanları düşünüp ibret almıyoruz.

– Çoğumuz günahı tanımıyor, günahın yansımasını düşünmüyor.

– Şeytanın tuzaklarından habersiziz.

– Günahkârlar için hazırlanan cehennem, akıllara gelmiyor.

– Günahlar çekici, cazip nefse hoş geliyor.

– Umursamadığımız küçük günahlar, büyük günahlara götürüyor.

– Günaha düşeriz endişesi yok.

– Utanma duygusu çoğu kimsede yok.

Birde günaha iyice ısınmış, alışmışız:

– Bu zamanda böyle diyor, günahı kabulleniyoruz.

– Şartlar böyle, ne yapalım, diyoruz.

– Adet böyle, deyip geçiyoruz.

– Falan şöyle dedi böyle dedi diye kılıf arıyoruz.

– Buda mı günah olurmuş canım, diyoruz.

– El ne der? Hangi devirde yaşıyoruz’’ deyip kendimizi mazur görüyoruz.

Dine uymadığımız için bu sözlere alıştırıldık. Allah korkusu taşınmadığı için günah korkumuz olmuyor. Ahireti düşünmüyoruz. Böylece, günah mikrop gibi çoğalıyor.

 

            GÜNAH NEDİR?

– Günah dinimizin yasakladığı şeydir.

– Günah, dinin emrini yerine getirmemektir.

– Günah, Allah’a ve peygamberine isyan etmektir.

– İnsanı günaha götüren şeyde günahtır.

– Günah ibadetten, iyi şeyler yapmaktan alıkoyan şeydir.

Bugünkü ortamda günaha düşmek çok basit. Günahın yaygın oluşu, günaha girmeyi kolaylaştırıyor.

Toplumda tahrik çok. Kötü örnekler çok. Günahın çeşitleri çok. Basit gibi görünen günaha götüren sözler, davranışlar hayatın her alanında mevcut. İyi örnekler değil, kötü örnekler etkiliyor.

 

            BÜYÜK GÜNAHLAR:

Cenab-ı Allah: ‘‘Eğer yasaklanan büyük günahlardan kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz. Ve sizi şerefli bir yere koyarız.’’ (Nisa:31)

– ‘‘Ufak tefek kusurlar dışında büyük günahlardan ve edepsizliklerden kaçınanlar için Rabbinin affı boldur.’’ (Necim:32)

Kur’an’da iman sahiplerinden bahsedilirken:

– ‘‘Büyük günah işlememekte direnirler.’’ (Vakıa:46)

– ‘‘Onlar büyük günahlardan, hayasızlıktan kaçınırlar.’’ (Şuara:37) denmiştir.

 

            Kur’an da ki büyük günahlar:

1-      Hırsızlık yapmak. (Maida:38)

2-      Allah’a ortak koşmak. (Maida:72)

3-      İçki, kumar, fal. (Maida:90)

4-      Zina (İsra:32)

5-      Cana kıymak. (İsra:33)

6-      Ana babaya isyan. (İsra:23)

7-      Yetim malı yemek. (Nisa:10)

8-      Yalan (Nisa:137)

9-      Büyü (Bakara:102)

10-      Faiz (Bakara:275)

 

Peygamber (as)’ın dilinden büyük günahlar:

Peygamberimize soruyorlar. O’da cevap veriyor:

– Hangi günah büyüktür?

– Şirk koşman.

– Sonra hangisi büyüktür?

– Çocuğu öldürmek.

– Bundan sonra hangisi büyüktür?

– Komşunun namusuna göz dikmek.’’ (Tecrid-i Sarih Ter.11/38)

x             x             x

– ‘‘Ana babayı lânetlemek’’ (Age:8/122)

x             x             x

– ‘‘En büyük günah; şirk koşmak, ana babaya sıkıntı vermek. İyi dinleyin: Birde yalandır.’’ (Age:8/68) diyor.

x             x             x

– Şu büyük günahlardan ateşten kaçar gibi kaçının:

1- Allah’a şirk koşmak.

2- Ana babaya isyan.

3- Haksız yere cana kıymak.

4- Namuslu kadına zina iftirasında bulunmak.

5- Zina yapmak.

6- Büyü yapmak.

7- Yetim malı yemek.

8- Haramları işlemekte ileri gitmek.

9- Faiz yemek.

10- Hırsızlık yapmak.

11- İçki içmek.

12- Yalan söylemek, yalan şahitliği yapmak.

13- Yalan yere yemin etmek.’’ (Buhari Vesaya, 8/1172)

 

İslam büyüklerinin eserlerinde geçen büyük günahlar:

– İçki, kumar, zina,

– İsraf,

– Kibir – gururlanmak,

– Rüşvet, zulüm,

– Yalan, gıybet, iftira, suizan,

– Bid’at işlemek,

– Günah işlemekten korkmamak günahta ısrar etmek.

– Gaybı bildiğini söylemek, büyü yapmak, fala bakmak, uğur-uğursuzluk aramak, ruh çağırmak,

– Bazı insanları günahsız saymak,

– Ölmüşlerden yardım ummak, mum yakmak, çaput bağlamak, himmet istemek.

– Allah’tan başkasından yardım ummak, başkasına yaptığı şeyi Allah’a yapmak.

– İbadeti terk etmek, geciktirmek,

– Allah’ın rahmetinden ümit kesmek, tamamen ümit var olmak.

 

GÜNAHI KÜÇÜK GÖRMEK DOĞRUMU?   

            Günah küçük görülürse, büyür. Peygamberimiz: ‘‘Günahı küçük görmekten sakının. Küçük günahlar sahibini helâk eder.’’ (Ramuz el-Ehadis:173/9)

– ‘‘Kul günah işlediği zaman, kalbinde siyah bir nokta oluşur. Eğer tövbe ederse, o leke silinir. Tekrar günaha dönerse, o leke büyür, kalbi karartır.’’ (Age:26/9)

Şüpheli şeylerde, küçük günahlardan kaçınılmazsa, ‘‘Küçüktü önemsemedik, büyüdü baş edemedik’’ olur.

Günah işlemek için kılıf aranırsa, günah büyür cezası da büyür.

Bir hadiste: ‘‘Kim gülerek günah işlerse, ağlayarak cehenneme girer’’ (Ramuz el-Ehadis:400/4)

Günahla övünülmez, işlenen günah başkalarına anlatılmaz. Teşhir edilip kötü örnek olunmaz. Çünkü günah, manevi kirdir. İnsanın içini, kalbini karartır, iyi duyguları öldürür, utanma duygusunu köreltir, insanı günahtan günaha düşürür.

Günah zehirdir. Panzehiri, pişmanlık, tövbe ve ibadetlerdir.

 

            GÜNAHTA ISRAR ETMEK

            Günah işlemekten korkulmuyor. Günahın ardından gelecek kaza belâ ve cezalardan korkulmuyor. ‘‘Günahsız kul olmaz’’ deyip günaha dalınıyor. Günahından dolayı zarar görenler unutuluyor.

Kanundan korkulduğu kadar Allah’ın kanunundan korkulmuyor. Gülerek, sırıtarak, utanmadan günah işleniyor ve onunla övünülüyor.

Günah işlemek için kötü örnek çok. Cesaret veren şeyler çok. Kanunda suç sayılmayan günahlar çok. Meselâ; zina:

Her gün bir yere taş atsanız, orda yakın zaman sonra taş yığını görürsünüz…

Günahta ısrar, büyük günahtır.

Bir Habeşli peygamber (as)’a gelerek soruyor:

– Ben günah işledim. Tövbe etsem af olur muyum?

– Evet’’

– Ben o günahı işlerken Allah beni gördü mü?

– Evet’’

Bunun üzerine Habeşli öyle bir çığlık atar ki, orada ruhunu teslim ediyor.

Bir kutsi hadiste: ‘‘Günahta ısrar etmeyin. Günahta ısrar ederek tövbe etmek, yalancıların tövbesidir.’’ (F.Yavuz. 40 Kutsi Hadis:31)

Günahı terk, en faziletli hicrettir.

Bir genç İbrahim Ethem Hazretlerine diyor ki:

– Günah işlemekten kendimi alıkoyamıyorum. Ne yapayım? İbrahim Ethem ona:

– Şartlarını yerine getirirsen, günah işleyebilirsin’’

– Nedir onlar?

1- İçinde günah işleme arzusu olunca: ‘‘Günah işlersem Allah’ın rızkını yemeyeceğim’’ de

– Ben yemeden nasıl yaşarım?

– Hem günah işleyeceksin, Allah’a isyan edeceksin, hem de o’nun verdiği rızkı yiyeceksin. Bu nasıl olur?

2- Günah işleyeceksen Allah’ın mülkünden çık. Başka yerde günah işle. O’nun mülkünde O’na isyan olur mu?

– Bu nasıl olur. Ben nereye giderim?

– Allah’ın mülkünde Allah’a isyan olur mu?

3- ‘‘Günah işlemek isteyince Allah’ın görmediği yerde işle!’’

– Allah’ın görmediği yer mi var? Allah’ın görmediği yer mi var?

İbrahim Ethem:

– Allah görüp dururken günah işlenir mi? Ey genç, günah işleme arzusundan vazgeç öyleyse’’ der.

Günah işlerken bazı şeyleri düşünerek günah işleyelim.

 

            GÜNAHTAN NASIL UZAK DURULUR?

Kul büyük günahlardan kaçarsa, Allah onu koruyacak ve affedecektir. (Nisa:31 + Necm:32)

İnsan, huzura kavuşmak, huzurlu yaşamak, güzel ölümlerle ölmek ve kurtulmak isterse, günahlardan uzak duracaktır.

Yan yana yatan ili cenaze, iki mezar düşünün; biri günahtan günaha düşmüş, biri de günahlardan kaçınmış, siz hangisi olmak istersiniz?

 

Harun Reşit, Behlül Danayı perişan halde görür. Aralarında şu konuşma geçer.

– Nereden böyle?

– Cehennemden

– Ne işin vardı?

– Ateş almaya gittim.

– Bulabildin mi?

– Hayır vermediler. Burada ateş olmaz. Herkes kendini yakacak ateşi kendi getirir’’ dediler.

 

Adem (as) ile eşi Havva, işledikleri bir günah yüzünden cennetten çıkarılmışlardır. Cennet günahkarların yeri değildir.

 

Rasûl-i Ekrem (s.a) buyurdular:

– ‘‘Ey ümmet ve ashabım! Siz bana altı şeye riayet edeceğinize söz veriniz, ben de size cenneti tekeffül edeyim, cennetlik olacağınıza dair size söz vereyim.

1. Konuştuğunuz zaman doğru söyleyiniz.

2. Vadettiğiniz zaman va’dinizi yerine getiriniz.

3. Size bir şey emanet edilirse onu yerine eda ediniz.

4. Cinsî uzuvlarınızı zinadan koruyunuz.

5. Gözlerinizi harama yumunuz.

6. Ellerinizi haramdan çekiniz, harama yaklaştırmayınız.

 

Peygamber (as), hep hatalardan Cenab-ı Allah’a sığınmıştır.

Bir insan küçük günahlardan sakınmazsa, büyükleri ile tanışır, onlardan kurtulamaz. Kirlenir.

Şüpheli şeylerden kaçınmayan, günaha düşer.

Sorguyu, suali, cenneti, cehennemi düşünen, günaha düşmez günah işemez.

İbadetlere sarılan, günah işleyecek vakit bulamaz. İbadet, onu günahtan alıkoyar. Kur’an’da: ‘‘Namaz kötülüklerden alı kor.’’ (Ankebut:45) buyruluyor.

Günahları yüzünden cezalandırılan milletler hatırda tutulursa, insan günah işleyemez.

İyi ortamlarda, iyi insanlarla beraber olmaya özen gösterenler, iyi insanların iyi etkisinde kalırlar. Günah onlara; ulaşamaz, bulaşamaz.

Allah’tan korkan: Allah biliyor, Allah görüyor ve Allah soracak diye inananlar, günah işleme cesaretini bulamazlar. Allah’tan utanırlar.

Yolculuğu, âlemlerin Rabbine olan, Allah’la olduğunu düşüne, ‘‘Keşke diyeceği iş işlemez.

İşlenen günahları kiramen katibin meleklerinin yazdığını, amel defterinin önüne konulacağını düşünen nasıl günah işlesin?

Bir büyüğümüzün ifadesiyle: ‘‘Her günahta küfre giden bir yol vardır’’ Küfre düşme korkusu, günah işlemekten alıkoyar.

Günah işlemek için deli olmak, aptal olmak lâzım. Bir atasözü var: ‘‘Aptal cesur olur’’ diye.

 

            GÜNAHSIZ KUL OLUR MU?

Günah, insana Adem (as) dan mirastır. Her insanın günahtan mutlaka nasibi vardır. Peygamberlerin bile zele denilen küçük hataları olmuştur.

Şair: İnsan beşer durmaz şaşar,

Eyler hata; üçer-beşer’’ demiştir.

 

Atasözümüzde de: ‘‘Düşmez kalkmaz bir Allah’’ denmiştir. Kusur, insan içindir. İnsanın zaafıdır.

Benim günahım yok’’ deyip tevbeden kaçınan şeytan, huzurdan kovulmuştur.

Bir insanın günahsız görülmesi, büyük günahtır.

Bize düşen ‘‘Kul hatasız olmaz’’ deyip günaha dalmamak, günaha razı olmamaktır. Bu şekilde işlenen günah af olmaz. yanılarak veya unutularak işlenen günah af olur.

Hata yapmak kulun aczinin ifadesi, affetmek Allah’ın büyüklüğünün nişânesidir. Onun için ‘‘günahım çok’’ diye Allah’ın affından ümit kesilmez. Korku ile ümit arasında olunur.

Ümitsizlik içinde olan bir gurup insana peygamber (as) şöyle demiştir.

– ‘‘Eğersiz günah işlemeseydiniz, Allah sizi helâk eder ve yerinize günah işleyecek, sonrada tevbe edecek kimseler yaratırdı.’’ (İ.Canan Hadis Ans:11/285)

Bir husus da: ‘‘Allah’ın affı bol, nasıl olsa beni af eder’’ diye şeytanın tuzağına düşülmemelidir. Allah ‘‘sakın sizi şeytan Allah’ın affına güvendirerek aldatmasın’’ diye uyarmıştır.

Cenab-ı Allah’ın bir uyarısı da günaha sebep olmama ve günahda yardımlaşmama konusudur. ‘‘Günahlardan sakınma üzerine yardımlaşın. Günah ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın. Allah’tan korkun. Çünkü Allah’ın cezası çetindir.’’ (Maida:2) buyuruyor.

 

            GÜNAH İŞLEYENE KAFİR DENİR Mİ?

            Günah işleyen, herhangi bir günahı işlerse, günahkâr olur. Ama onun dinen günah ve haram olduğunu kabul etmezse, o zaman inkâr etmiş, dinden çıkmış olur.

İnancımızda kafir olmayana ‘‘kafir’’ demek çok tehlikelidir. O zaman kafir diyenin sözü geri döner, söyleyen kafir olur.

Peygamberimiz (sav) şöyle buyurur:

– ‘‘Kendisine kâfir denilen, eğer kâfir ise, söz yerini bulmuştur. Eğer o kişi kâfir değilse, söz söyleyene geri döner.’’  (R.Salihin:1591) Bakın diline sahip olamamanın cezasına…

İnancımıza göre; inkâr olayı olmayınca günah işleyen kâfir olmaz. kafir işi işlemiş olur. Kâfire benzemiş olur. İbni Abidin’de şöyle denir:

– ‘‘Müslüman’ı küfürle itham etmek kolay bir iş değildir. Faydası da yoktur. Bir müslümanın sözü, hareketleri şüpheli olsa bile tevil gerekir. Tekfir edilmez.’’ (Cilt:3/258)

Her günah bir değildir. Bazı günahlar vardır, günah olarak kalır. Bazı günahlar da vardır ki, sadece işleyeni ilgilendirmez. Başka günahlara sebep olur. Başkalarına da zarar verir ve insanı küfre götüren bir iş işleyince iman gider. İmanla beraber nikâh da gider. Birde o güne kadar yaptığı her iyilik, bütün sevaplar da gider. Günahlar kalır. Dönse bile sevaplar geri gelmez.

 

            ZORLAMA İLE İŞLENEN İŞTEN SORUMLULUK DOĞAR MI?

            Zorla, zorlama ile işlenen günah, isteyerek, kendi iradesiyle işlenen bir günah gibi değildir.

Bunda işleyenin bir payı var mı, yok mu önemli olan budur. Karşı tarafa ümit vermiş mi? kapı aralamış mı, tahrik etmiş mi buna bakılır.

Sonra tehdit ciddi mi, tehlike kesin mi? buda önemlidir.

Kişinin günahkâr olmaması için, tehdidin ciddi olması birde günahı işleyenin payının bulunmaması gerekir. Taviz vermemesi gerekir.

Bu durumda böyle işlenilen günah tövbe gerekir mi? gerekir, her günaha tövbe gerekir.

Zorla işletilen günahla, isteyerek işlenen günah bir olmaz. Meselâ; zorla içki içirilen, zorla veya aldatılarak günah işletilen,, tuzağa düşürülen için Allah sormaz inşallah. Burada zorlayan, günah işlenmesine sebep olan sorumludur. O günahın işlenmesine sebep olan sorumludur.

 

            GÜNAH NELERİ YOK EDER

            İşlenen bir günahın etkisi, yansıması çok olur. Sadece işleyen de kalmaz. İnsanın işine, aşına, evlatlarına yansır. Yani onlarda zarar görür.

Günah, insanı vicdanını rahatsız eder. Kalbini karartır, acıma duygusunu yok eder.

Günah, insandaki utanma duygusunu yok eder. Peygamberimiz: ‘‘Utanmıyorsan dilediğimi yap’’ buyurur.

Günah, Allah korkusu, kabir, sırat, mahşer gibi korkuları yok eder.

Günah, kıskançlık duygusunu yok eder.

Günah, kulluğu unutturur, organlarını isyan ettirir.

Günah işleyen, unutkan olur.

Günah, iyi düşünceleri yok eder, sevapları yok eder.

Günah, insanı kara yüzlü ve merhametsiz yapar.

Günah, yuva yıkar, cinayet işletir.

Günah, âfât ve felaketlere neden olur. Kur’an’da: ‘‘İnsanların işledikleri günahlar yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu.’’ Buyrulur. (Rum:41)

Peygamberimiz: ‘‘Hacer ul-esved bembeyazdı. Onu insanların günahı kararttı.’’ demiştir.

Bir hadiste: ‘‘Kul, işlediği günah yüzünden rızkından mahrum olur’’ buyrulur. (Ramuz el-Ehadis:98/7)

– ‘‘Günah kalbi karartır. Her günah, siyah bir bokta oluşturur. Terk edilip tevbe edilmezse, bütün kalbi karartır. (Age:26/9)

Kur’an’da da:

– ‘‘Onların yaptıkları günahlar kalplerinde pas oluşturur.’’ (Mutaffifin:14)

– ‘‘Onların kalplerini mühürleriz. Onlar gerçekleri görüp, işitemezler.’’ (A’raf:100)

Tarih boyunca Cenab-ı Allah günahkarları cezalandırmıştır.

Günah işleyen bir kimse güzel bir ölümle ölmez. Ahirette de vay haline!..

 

Hasta ziyaretine giden Malik b. Dinar, Karşılaştığı manzarayı şöyle anlatır:

– ‘‘Baktım, hastanın eceli yakın, kendisine kelime-i şehâdet arz ettim, ama ne kadar çabaladıysam, bir türlü söyleyemedi. Durmadan:

– ‘‘On. On bir…’’ diyordu.

Sonra bana döndü. Kekeleyerek:

– ‘‘Ey üstad, önümde ateşten bir dağ var! Ne zaman kelime-i şehâdeti söylemeye teşebbüs etsem, bu ateş bana hücum ediyor.’’ Dedi.

Arkadaşlarından, bu zâtın daha önceleri ne işle meşgûl olduğunu sordum:

– ‘‘Malını ribâya verir, faizini yer; ölçü ve tartıda da hile yapardı.’’ Dediler.’’ (Attar, s:91)

 

            GÜNAHTAN KURTULMA YOLLARI NELERDİR?

            Günahtan dönüş, önce pişmanlık, sonra terk, sonrada tevbe istiğfarla olur.

Peygamber (as): ‘‘Günahlarından dolayı tevbe eden günahsız gibidir’’ buyurur.

İbadetlere, iyiliklere sarılmak, günaha dönüşü önler. Cenab-ı Allah: ‘‘İyilikler, kötülükleri yok eder’’ buyurur. (Hud:114)

– ‘‘Namaz kötülüklerden alı kor.’’ (Ankebut:45) buyurur.

İyi ortam, iyi arkadaş günah işleme fırsatı vermez.

Hayra vesile olan işler, şeytanın gücünü kırar.

İyilik üzerine yardımlaşmak, günaha düşmekten alıkoyar.

Ahiret inancı, insanı günah işlemekten vazgeçirir.

İnsanı mahfeden kötülükleri, günahları düşünmek, günah işlemenin anlamsızlığını düşünmek, günah işleyenleri göz önüne getirmek, günahtan alı kor ve günahları terk etmeye vesile olur.

Bir gün peygamber Efendimiz Mescid-i Nebevî’de otururken yanına bir adam geldi ve:

‘‘Ey Allah’ın elçisi! Ben cezalandırılması gereken bir günah işledim. Cezamı ver!’’ dedi.

Peygamber Efendimiz o adam hiçbir şey söylemedi. Fakat adam az sonra istediğini tekrarladı:

‘‘Ey Allah’ın elçisi! Ben cezalandırılması gereken bir günah işledim. Cezamı ver!’’

Rasûl-i Ekrem ona yine cevap vermedi. Derken namaz vakti geldi, namaz kılındı. Günah yükünün altında ezilen o sahâbi namazdan sonra Râsul-i Ekrem’in peşine takıldı ve istediğini tekrarladı:

‘‘Ey Allah’ın elçisi! Ben cezalandırılması gereken bir günah işledim. Cezamı ver!’’

Sevgili Peygamberimiz o zaman adama dönerek sordu:

‘‘Sen mescide gelmek üzere evinden çıkacağın zaman güzelce abdest almadın mı?’’

‘‘Aldım, Ya Rasûlallah!’’

‘‘Sonra mescide gelip bizimle birlikte namaz kılmadın mı?’’

‘‘Kıldım, Ey Allah’ın elçisi!’’

‘‘Öyleyse Allah Teâlâ senin günahını bağışlamıştır’’ (Buhârî, Hudûd 27; Müslim, Tevbe 44)

Sevgili Efendimiz bu müjdesiyle, ibadetlerin insana sevap kazandırmakla kalmayacağını,

Onların aynı zamanda günahlara da keffâret olacağını haber vermiştir.

Günahlardan kaçınmak ve korunmak mı istiyorsunuz, bilerek bilmeyerek işlediğiniz hata ve günahlardan kurtulmak mı istiyorsunuz, ibadetlerle barışın. Namaz kılın. Sevaplı işler işleyin…

Kardeşlerinizi, evlatlarınızı, yakacağı taşlar ve insanlar olan cehennem ateşinden korumak mı istiyorsunuz, namazla tanıştırınız. Onlara Allah’a kulluğu öğretiniz. Zira Allah’a kul olan nefsine kul olmaz. Kula kul olmaz. Şeytanın ayak izlerini takip etmez.

 

            Sonuç olarak;

            Ne yazık ki, son zamanlarda günaha girerim, günaha sebep olurum endişesi azalmıştır. Buna sebep, inançsızlık veya inancın, ahlak anlayışının zayıf oluşudur.

Peygamberimizin ifadesiyle: ‘‘İçki içen, Müslüman olduğu halde içki içmez. Zina eden Müslüman olduğu halde zina etmez. Hırsızlık yapan, Müslüman olduğu halde hırsızlık yapmaz.’’

Hak yoldan ayrılan kimse doğru dürüst iş yapamaz. Kulun günah deryasına dalması, Allah’ın okulu terk ettiğinin ifadesidir. O kulun kulluk defterinden silindiğini gösterir.

Günah işlemek, insan fıtratına uygun değildir. Çünkü Allah insanı günah işlesin diye yaratmamıştır. Kul, günah işlerken isyan halindedir. Onun için her insan, günah nedir? Günahın yansıması, cezası nasıldır? Bunu öğrenmelidir. Ondan sonra işleyecekse, günah işlemelidir.

Peygamber (as):

‘‘Ette’ibü minezzenbi kemen lâ zenbeleh’’ (günahlardan dolayı tövbe eden günahsız gibidir) buyurur. Bu bir davettir.

Birde Hz. Aişe validemize tavsiye ettiği dua çokça yapılmalıdır.

-‘‘Allahümme  inneke afüvvün, kerimün, tuhıbbül affe fa’fü anni’’ (Allah’ım sen affedicisin, kerimsin, affı seversin beni afet)

 

Rabbim bilerek bilmeyerek günah işlemekten bizleri korusun. İşlediğimiz günahları da bağışlasın. Biran bile bizi nefsimizin ve şeytanın eline bırakmasın. Kıyamet gününde merhameti ile muamele ettiği kullarından etsin. İnşallah.


Bu yazıyı 2.127 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here