KOMŞU VE KOMŞULUK

Komşu; Bir arada, bir birine yakın çevrede yaşa-yan kimselerdir.

Komşuluk ise; komşuların komşuluktan doğan hak ve sorumluluklarını yerine getirmesidir.

İnsanın insana karşı en önemli haklarından bir ide komşuluk hakkıdır.

Peygamber (as) komşu hakkında önemle dur-muştur. Sebebi de şöyle açıklamıştır:

-Cebrail bana komşuyu o kadar çok tavsiye etti ki, komşuyu komşuya mirasçı yapacak zannettim.” (Buhari, edep:28) demiştir.

 

İnancımızda kültürümüz de;

– Komşu gözetilecektir

– Korunacaktır.

– İhtiyacı karşılanacaktır. Bir şey isterse: “Yok” denmeyecektir.

– Malına, canına, ırzına, namusuna göz dikilmeyecektir.

Bir gün Muazbin Cebel Peygamber (as)a soruyor:

Ya Rasûlellah komşunun hakkı nedir?

Peygamber (as) cevap veriyor:

Senden borç isterse, vermendir.

Yardım isterse, ihtiyacını karşılamandır.

Hastalanınca ziyaret etmendir.

Ölürse cenazesini kaldırmandır.

Sevincini ve üzüntüsünü paylaşmandır.

Pişirdiğinden komşunu da tattırmandır.

Binanın duvarını yükselterek onun rüzgarını kesmemendir.

Aldığın meyveden ona da vermen veya göster-memendir” buyuruyor.

Atalarımız: “Ev alma komşu al” demişler. “Kom-şunun komşunun külüne muhtaç olduğunu” ifade etmişlerdir.

Kur’an’da yakın komşuya da, uzak komşuya da iyilik etmemiz emrediliyor. (nisa:36)

Peygamber (as)ın ifadesiyle kişinin saadetlerin-den biri, iyi komşuya sahip olmaktır” Kötü komşuya, sahip olmak ise; talihsizliktir. Bu konuda Peygamber (as): “Allah’a ve ahiret gününe inanan, komşusuna eziyet etmesin” demiştir. (Buhari, Edep: 21) sıkıntı vermesin buyurmuştur.

Bir hadislerin dede;

“Kötü komşunun kötülüğünden Allah’a sığının” buyurmuştur. (Nesai, istiaze:44)

Buradan şunu anlamalıyız; Komşusundan zarar gören, lânet okuyup belâ istememeli, kavga edip küsüşmemeli, onu Allah’a havale etmelidir.

Bir de komşunun bedduasından, sakınılmalıdır. Çünkü bir hadiste bildirildiğine göre; “Ananın babanın, mazlumun ve misafirin duası red olmaz.” (Tirmiz: Deavat:47)

**

Komşu ilişkileri son zamanlarda bozuldu.

Zenginlik ve modernleşme, komşu ilişkilerini bitirme noktasına getirdi.

Televizyon, telefon, bilgisayar oyunları, aile ve komşu ilişkilerini bitirdi.

Çalışma hayatı, dünyaya haddinden fazla meyl ve lüks yaşantı, insanları birbirinden uzaklaştırdı.

Değişen sosyal yaşantı, insanlarda yardım, acıma ve merhamet duygularını azalttı.

Komşu cenazesini sessizce kaldırır oldu. Cenaze arabasını görenler “Kim?” diye sormuyor. Başsağlığı bile dilenmiyor. Cenaze sahibi düğün yapan komşusuna: “Bir saat müsaade et, cenazemi kaldırayım” diyor. Düğün sahibi:

Benim bir tane evladım var” deyip müziği kesmiyor. Cenaze davul zurna sesleri ile evden ayrılıyor!

Adres sorsan, aynı binada oturan “Bilmiyorum” diyor, tanımıyor!

Selâmlaşma, manevî duyguların zayıflaması ile bitti.

Mahalleyi ayağa kaldıran 112 geliyor, hangi eve, kime gelmiş sorulup, araştırılmıyor.

Çoğu komşu, komşuları ile küs.

Komşu komşunun davetine icabet etmiyor.

Allah kimseyi kendisinden başkasına muhtaç etmesin. İşimiz zor.

**

Komşu hak sahibidir

Komşu komşusundan sorumludur. Onu incitmediği gibi onu hoşnut edecek, sırlarını ve ayıplarını örtecektir.”

Peygamber (as): “Komşusu şerrinden emin ol-mayan vallahi cennete giremez” (Buhari edep:31)

“Komşusu aç iken tok yatan olgun Müslüman değildir” buyurmuştur.

Peygamber (as) bir gün soruyor:

Şu söyleyeceklerimi kim uygulamak ister?

Ebu Hureyra (ra):

Ben ya Rasûlellah! Der.

Bunun üzerine, peygamberimiz elinden tutuyor:

Haramlardan uzak dur. O zaman en çok ibadet eden olursun.

Allah’ın sana verdiğine şükret, insanların en zengini olursun.

Komşuna iyilik et, iyi Müslüman olursun.

Kendin için istediğini başkaları için de iste, işte o zaman gerçek mü’min olursun” diyor. (Tirmizi, züht:12)

Abbasi halifesi saray yaptırırken, büyük olsun diye komşunun arazisine tecavüz ediyor.

Arazi sahibi yaşlı kadın ne yapsın. Kadıya gidi-yor, durumu anlatıyor ve şikayetçi oluyor.

Kadı efendi, bir heybe alıyor, eşeğe yüklüyor. Kadının arsasına varıyor ve heybenin iki gözünü de toprakla dolduruyor.

Halifede pencereden olayı izliyor.

Kadı efendi, Halife’ye seslenip, rica ediyor: “Bana yardım eder misin? Diyor.

Bir tarafta Halife, diğer tarafta kadı, toprak dolu heybeyi bir türlü kaldırıp eşeğe yükleyemiyorlar.

Kadı efendi, Halifeye:

Ya Efendim! Bir heybe toprağı kaldıramadık ya kıyamet günün de yedi kat toprağı boynumuzda nasıl taşıyacağız? Diyor.

Komşusunun hakkına riayet etmeyen, hayırlı kimse değildir.

Savaşa hazırlanıldığı bir anda Peygamber (as) soruyor:

Üzerinde komşu hakkı olan var mı? Diyor.

Birisi: “Ben izinsiz komşunun bahçesine abdest bozmuştum” diyor.

Peygamber (as) onun kolundan tutup bir kenara çekiyor, o’na

-Sen bu savaşa katılma! diyor.

 

Komşu hakları nelerdir?

Yerine getirmekle sorumlu olduğumuz komşu hakları pek çoktur. Biz bunlardan önemli olan bazılarını şöyle sıralayabiliriz.

Evinin duvarına izinsiz çiv çakılmaz. İzinsiz bahçesine girilmez. Rüzgarı, güneşi ve görüntüsü kapatılmaz.

Gürültüsü yaparak rahatsızlık verilmez. Üzerine bir şey silkelenmez. Uyku ve istirahat saatinde televizyon, terlik sesi ile saygısızlık yapılmaz.

– Evine rahatsızlık verecek şekilde bakılmaz.

İlgi, selâm kesilmez, küsülmez, gıybeti yapılmaz, sırları başkalarına anlatılmaz.

Bir şey isterse, “yok” denmez.

Kendi namusumuz, kendi malımız gibi komşunun namusu, malı korunmalıdır

Düğününe, cenazesine ve davetine icabet edilmelidir.

Balkonda mangal partisi yapılmaz.

Özel günlerimizde rahatsızlık verilmez.

Hastalığında ziyaret etmek ve ihtiyacı varsa gi-dermek, komşuluk haklarındandır.

Komşumuz, hele öksüz, yetim ve dul ise, fakir ise yaşlı, ilgiye muhtaç ise sorumluluklarımız bir kat daha artar.

Merhametten maraz doğar.

Acıma, acınacak hale gelirsin.

Bana ne! Gibi sapık düşüncelerin inancımızda ve kültürümüzde yeri yoktur.

Atalarımız ne demiş; “Yap iyiliği, at denize; balık bilmez ise Hâlık bilir”

Komşu ilişkilerini düzeltme ve eski komşuluk hayallerini gerçekleştirmek gerekir.

Komşu ile iyi geçinmek ona iyilik etmek imanın gereğidir. Atalarımız: “Komşu komşunun külüne muhtaçtır” demişlerdir. Hal böyle iken acılar, sevinçler paylaşılmıyor.

Peygamber (as): “komşuna iyilik yap ki mü’min olasın” buyurur. (Tirmizi Zühd:2)

Komşuluk ilişkileri güven temeline dayanmalıdır.

Peygamberimiz: “Allah katında komşuların en hayırlısı, komşusuna karşı en güzel davranandır” demiştir. (Darimi, siyer:3)

Komşuya iyilik yapmanın günahların affına sebep olacağını bildirmiştir.

“Bir Müslüman öldüğünde, en yakın komşularından üç tane halkı kendisinin iyi bir insan olduğuna şahitlik ederlerse, Yüce Allah, “Bildikleri kadarıyla şahitlikte bulunan kullarımın şahitliğini kabul ettim ve (onun hakkında) kendi bildiklerimi de bağışladım” buyurur. (İbn Hanbel II,409)

Ayrıca komşuya ilgisiz kalmak komşuya sıkıntı vermek yapılan amellerin kabul olmamasına da neden olabilir.

İnsan, komşusu ile de imtihana tabi tutulabilir. O zaman ona cevap vermeyip susan sabreden kimse Allah’ın sevdiği kullardan olduğuna peygamberimiz haber vermiştir.

İyi komşu din ayrımı yapmaz. Allah Rasulü kur-ban etini dağıtırken Yahudi komşusundan başlamıştır.

İmam-ı Azam Ayyaş komşusu için karakolda iyiliğine şehadet etmiş. Onun hidayetine vesile olmuştur.

İyi komşu, siyasi ayrım yapmaz. Komşuluk önce gelir,

İyi komşu, affedici, kabahat örtücü olmalıdır.

İyi komşu, komşusuna karşı tatlı dilli, güler yüzlü olmalıdır.

İyi komşu, komşularını inancı ile hayat tarzı ile alay etmez.

Peygamber (as) şöyle buyurur:

-“Vallahi iman etmiş olamaz (bunu üç defa tekrarlar)

– Komşusu kötülüklerinden emin olmayan” (Büyük Hadis kulliyatı:8279)

-“Komşuya zarar vermek doğru olmadığı gibi ana karşılık zarar vermek de doğru değildir.(age:8281)

İyi komşu, komşusunun sahip olduğu şeylere göz dikip haset etmemelidir. Onun iyiliğini isterse, o da iyi olur. Atalarımız kıskancın ne oğlu olmuş ne de kızı” demişler kıskançlığın eksiklik ve sıkıntı vereceğini ifade etmişlerdir. Komşusu yokken onun malını, namusunu gözetmelidir.

Evini satacağı zaman ilk önce komşusuna teklif etmelidir.

Komşu hakkı önemli bir haktır. Hesabı ahirette görülür. Komşular insanın iyiliğine şehadet ederse, o kimseye cennet vacip olur.

Komşuluk denilince sadece ev komşuluğu anlaşılmamalıdır. Tarla, bahçe, yayla ve dükkan komşuluğu da vardır. Güzel ilişkiler oralarda da devam etmelidir. Buralarda da komşunun hiçbir şeyi kıskanılma-malı, sınırı dokunulmamalı, kedi, köpek, tavuk kavgası yapılmamalı. Çocukların arasında ki geçimsizlik büyütülmemelidir.

Komşulukta kıskançlık küslük olmaz. Her esnafın rızkını Cenab-ı Allah ayırmıştır. Bazı kıskançlıklar duyuyoruz, üzülüyoruz. Komşu dükkan sahibi büyücüye büyü yaptırmış, büyülü suyu erkenden gelir, komşu-sunun kapısının öne dökermiş. Müşteri ona gitmesin, bana gelsin diye. Kimse kimsenin rızkına mani olamaz. Bu ve buna benzer davranışlar insanlığa da, Müslümanlığa da yakışmamaktadır.

Büyüklerimizin gönlü zengindi. Komşusuna siftah etmedi diye müşteri gönderirlerdi.

Fatih Sultan Mehmet, kıyafet değiştirip çarşıya çıkmış, bir dükkana girip: “Şunu şunu ver” demiş. Dükkan sahibi istediğin şunları al, şunları da komşudan al çünkü o siftah etmedi demişti.

Fatih öyle yapmış ve “Bu milletin ahlakını bozanlara Allah lânet etsin” demiştir.

İnsanın komşusuna iyi davranması onun hakkını gözetmesi, onun iyi insan ve iyi Müslüman olduğunu gösterir.

Unutmayalım insanlar kıyamet gününde komşusundan da sorulacaktır.

Atalarımız: “Ev alma, komşu al!” demişlerdir. Allah insana hayırlı komşu versin. Hayırlı kimselerle karşılaştırsın.


Bu yazıyı 49 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.