KOMŞULUK VE İNSAN İLİŞKİLİLERİ

İnsanlarla ilişkilerde adap-edep, uyulması gereken kurallar vardır. Bunlardan önde gelenleri terbiye, olgunluk, iyi geçim, iyi muamele ve güzel ahlaktır. Toplu yaşamada aileden sonra en yakın sosyal çevre komşulardır. İyi ve kötü günde sevinç ve üzüntülerimizi komşularla paylaşırız. İhtiyacımız olduğu zaman komşunun kapısını çalarız.Günün başında ilk onlarla karşılaşırız.Her hangi  bir durumda kapımızı ilk komşu çalar.

Kuran’da “yakın komşuya, uzak komşsuya iyilik edin” diye emredilmiştir. (Nisa -36)Buna göre komşuya yardım edilecektir. Hiçbir şekilde eziyet sıkıntı verilmeyecektir. Peygamber (as) :”Allah’a ve ahret gününe inanan, komşusuna eziyet etmesin” buyurmuştur. (Buhari, Edep:21)

İslam’a göre komşu her yöne 40 ev olarak kabul edilir. Komşu sadece üst, alt yan taraf değildir. İnancımızda komşu hak sahibidir. Peygamber (as)  şöyle demiştir.

-“Cebrail komşuyu bana o kadar çok tavsiye etikti, komşuyu komşuya mirascı yapacak zannettim” buyurmuştur.(Buhari, Edep:28)

Neyazık ki, bugün komşuluk ilişkileri dinimizin emrettiği şekilde ve istenildiği düzeyde değildir. Komşu komşuyu tanımıyor. Adını bilmiyor, yaptığı işi bilmiyor derdini bilmiyor.

Komşu hasta oluyor ihtiyacı oluyor, hatta ölüyor, komşuların haberi olmuyor.

Komşu komşuya yabancı. Ya küs, ya da kavgalı. Tanışma, karışmakta istemiyor.

Komşu hakkı:

Komşu hakkı önemli bir haktır. Komşu gözetilecektir, korunacaktır, ihtiyacı karşılanacaktır.Malına , canına , ırzına, namusuna dokunulmayacaktır.

Peygamberimiz : “Allah’a yakın olanlar, komşuya iyilik edenlerdir.” Demiştir.(Tirmizi, Birr 28)

-“ Pişirdiğin çorbadan komşuna da ver”.

-“İzinsiz komşunun duvarına çivi çakma”, buyuruyor.

Atalarımız : “Ev alma komşu al”.

-“Komşu komşunun külüne muhtaçtır”.denirdi. Şimdi komşu komşunun gönlüne muhtaç, selamına, tebessümüne muhtaç sonra azıcık ilgisine muhtaç. Yolda, merdivende, asansörde komşular birbirine bön bön bakıyor. Çocuklar büyüklerini tanımıyor, yol vermiyor, selam vermiyor, varsa yükünü taşımıyor.

 

Şöylebir olay anlatırlar:

Bir apartmanda bir cenaze var, bir saat sonra camiye götürülecek. Alt kattaki komşusunun da oğlu evleniyor, çalgılı düğün yapan komşuya cenaze sahibi”Komşu düğün ediyorsunuz,hayırlı olsun ama bir saat müsaade etseniz olurmu?” diyor.

Komşu buna kızar ve

-Sen ne diyorsun komşu! Benim bir tek evladım var, mürüvvetini görmeyeyim mi? der, ardına döner.

Cenaze davul zurna seslerinin ve oynayanların arasından camiye götürülür.

Komşu ile iyi geçinmek, komşuya yardımcı olmak dinimizin emridir. Ayrıca insanlık gereğidir.Komşusuna yardımcı olmayan iyi bir insan, Müslüman olamaz.

Bir hadiste : “Komşusu açken tok yatan olgun Müslüman değildir” buyurmuştur.

Komşuyu unutanlardan olmamalıyız. Ana babası ölen ve ya boşanan çocuklar varsa kendi evladımız gibi sahip çıkmalıyız. Korumalıyız, okutmalıyız. Peygamber (as) öksüz ve yetimin sorumluluğunu üstüne alanlar için iki parmağını birleştirmiş cennette onlarla şöyleyiz “demiştir.

Ana babamız, bizim elimize bir şeyler verip sokağa salmazlardı. Komşu çocuklarını gözü kalır diye bunu yaparlardı.

Önceki dönemlerde komşu esnaf, komşusunu gözetirdi. Fatih Sultan Mehmed, tebdil-i kıyafetle çarşıya çıkmış, bir esnafa yağ, bal, peynir almak istediğini söylemiştir.

Esnaf ikisini verip :”Diğerini komşudan al o daha alışveriş yapmadı ‘demiştir.

Fatih : “Bu milletin ahlakını bozanlara Allah lanet etsin”diyerek yan dükkana geçmiştir.

Bir gün Muaz Bin Cebel soruyor:

-Ya Rasulallah! Komşunun hakkı nedir?

Allah Rasulü cevap veriyor:

-Senden borç istese vermendir.

-Yardım dilerse, ihtiyacını karşılamandır.

-Hastalanınca ziyaret etmendir.

-Ölürse cenazesini kaldırmandır.

-Bir sevinci olunca katılman, üzüntüsü olunca teselli etmendir.

-Pişirdiğin şeyle komşuna eziyet vermendir.’ona da ‘tattırmandır.

-Binanı, duvarını yükselterek komşunun rüzgarını kesmemendir.

-Aldığın meyveden komşuna da vermen ve ya göstermemendir.

İnancımıza, kültürümüze göre ikramlar en yakın komşudan başlar.Bir hadiste:

-“Allah’a ve ahrete inanan komşusuna ikramda bulunsun”buyurmuştur. (Buhari, Edep: 31)

Komşular, ailemiz ve akrabalarımızın ardından toplumsal hayattaki en yakınlarımızdır. Komşuyla ilişkiler kişinin sosyal çevresiyle kuracağı ilişkilerin çekirdeğini oluşturduğundan dinimizde komşuluk ilişkilerinin canlı tutulması üzerinde hassasiyetle durulmuş komşuların birbirleri üzerindeki halkları aytıntılı bir şekilde ele alınmış ve komşuya karşı sorumlulukları yerine getirmenin önemi ısrarla vurgulanmıştır. Allah’a ve ahret gününe inanan bir kimsenin komşusuna eziyet edemeyeceği bildiren (Buhari, Rikak,23) Sevgili Peygamberimiz  ‘Komşuna iyilik yap ki mümin olasın.’ (Tirmizi, Zühd, 2) diyerek bu sözlerini pekiştirmiştir. Komşuluk ilişkilerinin “güven” temeline dayanması gerektiğine dikkatleri çekerek komşusunun şerrinden emin olmadığı kişinin cennete giremeyeceğini belirtmiştir (Müslim, İman, 73). Ayrıcakomşulara ikramda ve infakta bulunmayı, acı ve tatlı günlerinde destekçileri olmayı öğütleyerek müminleri onlarla samimi ilişkiler geliştirmeye teşvik etmiştir (Beyhaki, Şuabü’l-iman VII, 83)

Hastalık , yangın, deprem, ölüm düğün veya işsizlik hallerinde komşulara büyük görevler düşmektedir.Eskiden sevap kazanmak isteyenler zorunlu eşyaları başkalarının kullanması için alır, isteyenlere verirdi.Benim bildiğim mesela ; Kazan, balta, diş kerpeteni, saç kesme aleti gibi.. Birisinden bir şey istense yok denmezdi “ihtiyaç giderenin Allah’ da ihtiyacını giderir “ diye düşünülürdü. Küçüklüğüm de bir büyüğümüzün şu hadisi duydum hiç unutmam:

-Her sabah iki melek iner verene ver , vermeyenin malını telef et Allah’ım diye dua ederler..

Bir gün Peygamberimiz (sav) Ebu Zer’e:

-Ey Ebu Zer! Çorba pişirdiğin zaman suyunu çok koy, bir kısmı ile komşunu gözet demiştir. (Müslim Birr 2625)

Bir gün Hz Aişe (ra) Peygamberimiz (as) ma soruyor :

-Yarasülallah, istendiği zaman yok denmemesi gerekenler nelerdir?

Allah Rasülü:

-Su, ateş, tuz ve benzeri şeylerdir. Diyor.

 

Hz aişe validemiz tekrar soruyor:

-Ateşle tuz vermemek neden helal olmaz?

Peygamber (as)

-Kim komşusuna yemek pişirmek için ateş tuz verirse o pişen yemeği sadaka olarak vermiş sevabı alır” cevabını veriyor.

 

İyi Komşu Olmanın Mükafatı:

Komşuluk iyi, kötü günlerde, sıkıntılı sevinçli anlarda, neşede kederde komşunun yanında olmaktır.

Peygamberimiz:”kişinin saadetinden biri de iyibir komşuya sahip olmaktır.” Demiştir.(buhari Edep:64)

-“Komşuna iyilik yap ki, mümin olasın“ (Tirmizi  Zühd 2) buyurarak komşu ile samimi ilişkilerin geliştirilmesini teşvik etmiştir.

Peygamberimiz komşuluk ilişkileri ilgili belli başlı hususlara şöyle dikkat çekmiştir

-Borç istediğinde vermek

-Darda kaldığında yardıma koşmak

-Maddi sıkıntıya düştüğünde kollamak

-Sevinç ve kederine ortak olmak

-Pişirdiğinin kokusu duyulursa bir miktar ikram etmek

-İzin almadan yolunu penceresini kapatmamak

-Hastalanınca ziyaret etmek

-Ölünce defnetmek

-Komşunun ayıbını örtmek

 

Kötü Komşu Olmanın Cezası:

Lokman (as) diyor ki:

-“Taş taşıdım demir taşıdım kötü komşudan daha ağır bir şey görmedim.”

Peygamber  (as) şöyle tavsiye etmiştir:

-“Kötü komşunun kötülüğünden Allah’a sığının” (Nesai, istiaze:44).Kötü komşuya lanet okunmaz, bela istenmez. Allah’a havale edilir.

Bir gün Peygamberimiz (sav): üç defa

-“Vallahi iman etmiş olmaz” diyor.

-Kim Ya Rasulallah? Denilince;

-“Komşusunun şerrinden emin olmayan kişi” buyuruyor.

Komşudan malı, canı, ırz ve namusu konusunda emin olmayıp endişe duyulanın iman etmiş olmayacağını ifade ediyor Allah Rasulü.

Peygamberimiz müslümanı nasıl tarif etmiştir : “Müslüman o kimsedir ki elinden dilinden başkalarının zarar görmediği kimsedir” (Buhari, İman:8)

Bugün komşunun şerrinden ev satanlar ev değiştirenler oluyor. Ufak meselelerden kavgalar oluyor cinayetler işleniyor.

-Düğün eden, mevlid okutan etrafa zarar vermemelidir. Halı, kilim silkilmemeli terlik ile gezilmemelidir.

-Müzik dinleyen kendisi dinlemelidir.

-Geç vakitlerde gürültü yapılmamalıdır. Komşu rahatsız olabilir, uyuyor olabilir.

-Hayvan konu komşu razı değilse beslenmemelidir.

Komşu anlayışlı olmalıdır. Bir yere misafir gidenler anlayışlı olamalıdır. Zamanında gelip gitmeli gürültü etmemelidir.

Kur’anda misafirlik ile ilgili Cenab-ı Allah şöyle uyarıyor:

-“Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere geldiğinizi fark ettirip; izin alıp selam vermeden girmeyin…” ( Nur:27)

İnancımızda misafir kabul etmek ikramda bulunmak farz-ı kifayedir

Sünnete göre misafir ahlakı şöyledir:

-Zaman iyi ayarlanmalı.

-Çok oturulmamalı

-Davetsiz misafirlikten kaçınılmalı

-Kapı yavaş 3 defa çalınmalı, tam kapının ağzında durulmamalı

-İkram alınmalı

-Temizliğe dikkat edilmeli

-Güler yüzlü olunmalı

-Misafir evin mahremiyetine saygılı olmalı

Peygamber (as)

-“Allah’a ve ahrete iman eden misafirine ikram etsin ve hakkını gözetsin.” (Buhari, Edep:85) Bundan sonraki hadiste de :” Misafirlik üç gündür. Üç günden fazlası külfettir”.Buyuruluyor.

İnancımızda misafir, tanrı misafiridir. Biz misafiri severiz, misafir berekettir. Ben çocukken babam bana “git kahveye misafir gelmiş mi bak “ diye gönderirdi.

Köyümüzde 3 tane misafir evi vardı. Işık yanar yanmaz görenler yemek götürür, hayvanına saman verirdi.Sabah tabaklarını alırlardı.(Son zamanlarda gelen misafirler erkenden tabakları , halı kilim ne varsa toplayıp gittiler)

Peygamberimiz  (as) üç dua reddolunmaz buyurur.

1-Ana babanın duası

2-Mazlumun duası

3-Misafirin duası. (Tirmizi Deavat:47)

 

Birazda unutulan ziyaret adabından bahsedelim:

Ziyaretler çok önemlidir. Kardeşliği, birliği beraberliği, sevgiyi, saygıyı sağladığı muhakkaktır.Bunun için ;Peygamber  (as) “Allah için bir hastayı ve ya bir müslümanı ziyaret edenin cennette yeri hazırlanır” müjdesini vermiştir.(Tirmizi Bir :64)

Ziyaret eden de edilende sevinir. Hayatta yalnız olmadıklarını anlarlar.

Yaşlı, hasta, yalnız olanın ziyaretin debüyük sevap vardır. Akraba ziyaretinde akrabalar birbirine kenetlenir.

Bir hadiste ;” Rızkının çoğalmasını, ömrünün uzamasını isteyen kimse, akrabasını kollayıp gözetsin.” (Buhari Edep:12) buyurulur.

Kur’anda : “Akrabalık bağlarını koparmaktan sakının “diye emrediliyor.(Nisa :1)

Bir adam Peygamber (as) a gelerek şöyle diyor:

-Ben akrabalarıma ziyaret ediyorum. Ama onlar bana gelmiyor.Onlara  iyilik ediyorum onlar bana kötülük ediyor.Ben onlara iyi davranıyorum onlar bana kaba davranıyorlar” diyince Peygamber (as) adama:

-“Sen böyle davrandıkça Allah’ın yardımı seninledir”.buyurur. (Müslim Bir :22)

Demek ki karşı taraf nasıl davranırsa davransın iyi davranılacaktır.

Peygamber (as) sadece akrabalarını değil herkese ziyaret ederdi, gönüllerini alır bir ihtiyaçlarının olup olmadığını sorardı.

Peygamberimiz bir gün şöyle bir olay anlatır

Bir adam kendisini Allah için seven bir Müslüman kardeşini ziyaret için yollara düşer Cenab-ı Allah kendisine bir melek gönderdi. Melek ona:

-Nereye?

-Falan kardeşimi ziyarete

-Bir yakınlığın mı var?

-Hayır.

-Bir menfaat temin için mi gidiyorsun?

-Hayır.

-Öyleyse niçin gidiyorsun?

-Ben onu Allah için seviyorum.

-Bundan dolayı Allah’ta seni seviyor (İbn-i Hanbel 2/292) diyor.

Günümüzde birçok şey anlamını yitirdiği gibi ziyaretin de anlamı kalmamıştır. Bayramlar da tatiller de seyahate gidiliyor memlekete gidilmiyor.Akraba unutuluyor.

Paygamberimiz  “ Akrabaya iyilik ve ikram bereket kaynağıdır” demiştir. (Buhari Edep :12) Bizim üzerimiz de hakları olan insanlar asla unutulmamalıdır.

Peygamberimiz “Akrabalık bağlarını sürdürenle Allah da ilgisini sürdürür. Kim de o bağı koparırsa , Allah da o kimseyle ilişkisini koparır .”buyuruyor.(Tirmizi, Sıla :16)

Ziyaretler de uygun zamana dikkat edilmelidir.

-Hediyeleşmeye önem verilmelidir.

-Habersiz gidilmemelidir.

-Ev sahiplerinin gönlü alınmalı, moral verilmelidir. Moral bozucu davranışlardan ve konuşmalardan kaçınılmalıdır.

-Haddinden fazla oturulmamalıdır. Ev sahibinin işi uykusu düşünülmelidir.

-Kaba kırıcı davranılmamalıdır.

-Sonra da ev sahibinin ikramı, ev hali ona buna anlatılmamalıdır.

Hasta ziyareti:

  Hastaya ziyaret etmek, Allah’tan şifa dilemek, ona moral vermek, ihtiyacının olup olmadığını sormak varsa ihtiyacı yardımcı olmak, hastayı üzecek, moralini bozacak konuşmalardan kaçınmak, hastanın özel hallerini araştırmamak Peygamberimizin sünnetlerindendir.

Bir kutsi hadiste:

“Allah Teala kıyamet günü ‘Ey Ademoğlu! Ben hasta oldum da sen beni ziyarete gelmedin!’ diyerek kuluna sitem eder. Buna şaşıran insan, ‘Ya Rabbi ! Sen alemlerin Rabbisin. Ben seni nasıl ziyaret edebilirim ki’ der. Hak Teala , ‘Bilmiyor muydun?Falan kulum hasta oldu ama sen onu ziyarete gelmedin.Ziyaret etseydin beni onun yanında bulacağını bilmiyor muydun?’buyurur”(Müslim Birr:43)

Hasta ziyareti yapanlara melekler hayır dua eder. Hastanın hayır duası, red olunmayan dualardandır. Peygamberimiz şöyle buyurur:

“Kim bir hastanın hal ve hatırını sormaya gider veya Allah için sevdiği birini ziyaret ederse, ona bir melek şöyle seslenir: Sana ne mutlu! Güzel bir yolculuk yaptın.Kendine cennette barınak hazırladın!” (Tirmizi Birr: 64)

Hz Ömer halife iken Basra Valisi Ebu Musa el-Eşariye mektup yazmış ve şöyle demiştir:

-“Hastaları ziyaret et,

-Cenazelere katıl,

-Halka kapını açık tut,

-İhtiyaç sahipleri ile ilgilen. Sen sadece onlardan birisin. Cenabı Allah onların yükünü sana yüklemiştir.

Hasta ziyaretlerinde hastanın şifa bulması için dua edilmelidir.

Hz Aişe (ra) Peygamberimizin hastaya şöyle dua ettiğini söyler:

-“Ey insanların Rabbi! Zararı gider şifa ver. Şifa veren sensin öyle bir şifa verki hiçbir hastalık bırakmasın.” (Buhari, Tıp:5743)

Bir hadislerinde:

-“Hasta ziyaretinde bulunan kimse dönünceye kadar cennet yolundadır.” (Müslim, Birr:39)

Ziyaretten maksat:

-Hastaya moral vermek

-Dua edip duasını almak

-Helalleşme

-Kardeşlik anlayışı pekişir

-Sağlığın kıymetini öğretir

-İnsanını haline şükretmesini sağlar

Atalarımız :”Dağ adamı hasta eder sağ adamı” demişlerdir. Ziyaret adabını bilmeyen hastalıklardan, ölümlerden bahseder.Çok oturur çok soru sorar, çayını içer, kahvesini içer, meyvesini yer, hastaya sıkıntı ve üzüntü verir.

Şöyle anlatırlar: Adam ağır hasta arkadaşı ziyaretine geliyor: oturuyor da oturuyor: Bir ara soruyor:

-Bir vasiyetin varmı?

-Bir daha hasta ziyaretine gidersen çok oturma! Diyor.

Bir de kabir ziyaretini unutmayalım:

Ziyaret edilen kabrin sahibi gelenden haberdar olur. Selamı alır ve ruhuna okunan fatihadan dolayı sevinir.

Ölü için olduğu kadar kabir ziyareti diriler için de önemlidir ölümü hatırlatır ve hazırlık yapılmasına sebep olur. En güzel nasihat, kabristan ziyaretidir.

-Kabir ziyaretine giden ibret gözü ile bakmalıdır

-Kabirde yatanın kemiklerini sızlatmamalıdır.

-Bid’at işlememelidir

-Bildiği kadar okuyup ruhuna bağışlamalıdır

-Herhangi bir taşkınlık yapmamalı ağlayıp sızlamamalıdır

-Mezar taşlarındaki mesajları iyi okumalıdır

-Yardım ancak Allah’tandır. Ölülerin dirilere verebileceği bir şey olmadığı bilinmelidir.

Genellikle kabir ziyaretleri türbelere yapılıyor. Ev isteniyor, çocuk isteniyor, sağlık isteniyor, imtihan için başarı bekleniyor.

İnancımıza göre yardım ancak Allah’tandır. Kabirler dua yeri namaz yeri değildir.Ziyaret edelim derken günaha girmekten kaçınılmalıdır.

Rabbim bize İslam şuuru versin. İslam kardeşliği nasip etsin.Komşuluk haklarına riayet edenlerden etsin.

Allah rasulü:

-“Komşuna iyilik yap ki Müslüman olasın” buyurmuştur. (Tirmizi, Zühd:2)

 


Bu yazıyı 1.329 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here