Kötülerden Uzak Durmak

Önce inancının ve ahlakının doğru dürüst kalmasını isteyen, kötü ve kötülüklerden uzak durması lazımdır.

Hasan Basri:

“Şerli kimselerle düşüp kalkan, iyi insanlara suizarda bulunur” demiştir.

Malik bin Dinar da şöyle demiştir:

“Din bakımından sana faydası dokunmayan arkadaşının sohbetini def et gitsin” der. Hele insan dinde biraz zayıf ise, kötülerden şiddetle kaçınmalıdır. Çünkü; ona yapacakları etki büyük olacaktır. O kimse kendini savunamayacaktır.

Mevlana kötülerle konuşurken biri ona:

– “Sen bize kötülerle olmayın demiyor muydun. Şimdi sen ne yapıyorsun der. Burada kötüler zayıflarla olmayacaktır. İslam’da tebliğ ise, ehil kimseler tarafından yerinde ve zamanında yapılacaktır.

Cenab-ı Allah bize “Doğrularla beraber olun” diyor.

Hz. Peygamber’de: “Sakın rakı bulunan sofraya oturmayın” buyuruyor. Burada içenlerle beraber olunmayacaktır.

Hz. Ali’nin: “Cahillerle arkadaşlık yapma. Sen onlardan uzak ol. Kendinden de uzak tut. Zira nice cahiller, iyi kimselerin arkadaşı olduğu için onun başını derde sokmuştur.” (İhya:4/418) dediği naklolunur.

Filozof Beydeba, Kelile Dimne adlı eserinde şöyle anlatır: Bitin biri zenginin yatağına yerleşmiş, rahat rahat yaşarken; bir pire ile arkadaş olur. Adam yatağına yatınca pire, daha uyumadan öyle bir ısırır ki, adam fırlar kalkar. Pire sıçrar, kaçarken ortada bit kalakalır. Adam tutar onu öldürür…

“Rehberi karga olanın burnu pislikten kurtulmaz” demiş, atalarımız.

Bir köyde akıllı Fatma denilen bir kadın varmış; herkes ona akıl danışırmış. Birinin öküzü, turşu küpünün içine başını sokmuş çıkaramamışlar, sormuşlar.

–         Öküz başını küpün içine sokmuş çıkaramadık? Diye.

–         Öküzün başını kesin demiş. Kesmişler yine çıkmamış, tekrar:

–         Öküzün başını kestik çıkmadı? Demişler. O zaman :

–         Küpü kırıverin demiş.

Cahille arkadaşlık zarar verir:

Bir kral ava gider. Dağda çobana rastlar ona sorar:

–         Bugün yağmur yağacak mı? yağmayacak mı? diye.

–         Çoban gökyüzüne bakmış, keçinin kuyruğuna bakmış: yağmayacak demiş.

Birkaç saat sonra gökten boşanırcasına yağan yağmurla ıslanan Kral, sığınacak bir yer de  bulamamış, ellerini kaldırarak:

–          Yağ yağmur yağ. Akıl hocası çoban, barometresi keçinin kuyruğu olana bu azdır demiş.

Hz. Lut’un hanımı, Nuh peygamberin oğlu kötülerle beraber oldukları için peygamber ailesinden olma şerefini kaybettiler. Ashabı kehfin köpeği ise iyi insanların arkasına düşmüş aziz olmuştur.

Kur’an’da kötü arkadaşlarını terk etmesi nedeniyle cennete giren biri, arkadaşının nerede olduğunu sorar: “Arkadaşımın nerede olduğunu biliyor musunuz?” (Saffat. 54) Daha sonra bakar onu cehennemin ortasında görür (Saffat: 55) ve cehennemdeki arkadaşına şöyle der: “Yemin ederim ki, sen az daha beni de helak edecektin, ben sana uysaydın senin gibi cehennemin ortasında olacaktım” (Saffat: 55-57) der.

Yine peygamberi dost edinmeyenlerden şöyle bahsediliyor:

“Kıyamet günü zalim kimse ellerini ısırıp keşke peygamberle beraber bir yol tutsaydım. Vay başıma gelenlere. Keşke falancayı dost edinmeseydim. Yemin olsun ki, beni Kur’an’dan saptırdı” der, deniliyor. (Bkz. Furkan: 27-28)

Görülüyor ki arkadaş insanın cenneti veya cehennemidir.

Herkes kendi kendine sorsun.

–         İyi insan mıyım, kötü insan mıyım?

Cevabı ben vereyim:

–          Etrafındaki insanlara bak, arkadaşlarına bak, iş yaptıklarına bak. Onlar iyiyse iyi insansın, onlar kötü kimseler ise, kötüsün demektir.

Kötü arkadaştan, kötü dosttan uzak kalınmazsa, kötü koku nasıl insanın üzerine, elbisesine sinerse, kötülerin kötülüğü de farkında olmadan insanın düşüncesine, davranışlarına, inancına ve kalbine siner. O da onun gibi olur.

Bunun için Kur’an’da:

–         “Kötülere boyun eğme” (Kalem: 10)

–          “Cahillerden yüz çevir” (Araf: 199) uyarıları yapılmıştır. Mesela Asiye kocası firavuna uymamış, Aziz olmuştur.

Zayıflar, kötülerle beraber olmamalıdır. Ahlakı zayıf, inancı zayıf, idealleri zayıf insanlar çok daha çabuk ve çok fazla etkilenirler, çok çabuk bozulurlar.

Peygamber efendimiz, kötü ortamlarda, kötü insanlarla eğleşilmesini istememiş ve müsaade etmemiştir. Mesela; Tebuk seferine giderken Semud halkını dokuz yaramaz yüzünden helak olduğu Hıcır şehrinin bulunduğu yerden süratle geçmiş ve : “Helak olan kimselerin eğleştiği yerde eğleşmeyin ki, azap size de dokunmasın. Buranın insanlarından ibret alın” buyurmuştur.

Ebrehe’nin ordusunun helak olduğu yerde eğleşmemiştir. Ayrıca Mekke’den Medine’ye göç etmiştir. Putperestlerin arasında kalmamıştır.

Bir hadislerinde: “Müşriklerle beraber yaşamayın. Onlarla oturup kalkmayın. Kim onlarla yaşarsa, onların ahlakı ile ahlaklanır, onlar gibi olur” buyurmuştur. (Tıbb-ı Nebevi Ans: 1/121)

İbadet edecek, tevbe edecek olanlara büyüklerimiz doğru insanların bulunduğu iyi ortamlarda yaşamalarını tavsiye etmişlerdi.

Kur’an’da bakara suresinin 167. ayetinde güzel bir uyarı yapılmıştır:

– “ Kıyamet gününde kötülere uyanlar şöyle derler: “Ah keşke bir daha dünyaya geri gitmemiz mümkün olsaydı da şimdi onların bizden uzaklaştıkları gibi biz de onlardan uzaklaşsaydık.”

Böyle diyen ve pişman olanlardan olmamak için dünyada kime yakın, kime uzak olmamız gerektiği çok iyi bilinmelidir.

İnsan, ateşe dikkat etmezse, yanar. Uçurumun kenarında dolaşırsa, düşer. Çamurda yürürse, kirlenir. Yaramaz kimselerle beraber olursa, elbette başı ağrır ve üzülür, onlarla beraber muamele görür.

 


Bu yazıyı 3.468 kişi okudu.

Paylaş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.