Kul Hakkı İle İlgili Sorular ve Cevaplar

Çalıntı malın durumu nedir?
      Hırsızlık büyük günahlardandır. En büyük kul hakkına girer. Hz. Peygamber (as) kendisine biat edenlerden bazı konularda söz almıştır. Bunlardan biri de hırsızlık yapmama şartıdır.
Çalınan mal her zaman sahibinin hakkıdır. Helallaşmak için iadesi gerekir.
Unutulmamalıdır ki kul hakkını cenabı Allah affetmiyor. Dünyada helallaşmak isteyen hakkı iade edecektir. Eğer iş ahirete kalırsa, o zaman hak gasp edenin sevapları hak sahibine verilecektir. Sevapları yoksa veya biterse karşı tarafın günahları ona verilecektir.
Gas edilen malın alınıp satılması caiz olmaz. Hırsızlık malını da almakta hırsızlıktır ve hırsızlığa teşviktir.

Kaçak su, elektrik kullanmaktan hak doğar mı?
      Kaçak su ve elektrik kullanmak kul hakkına girer. Çünkü o kaçağı başkaları ödemektedir.
Kaçak, su, elektrik hırsızlıktır, gasptır. Bu gaspı yapan insanın ibadeti kabul olmaz. Ayrıca ev halkını da harama bulaştırmış olur. Kaçak su ile abdest, gusül olmaz. Kaçak elektrik kullanmak dürüst yaşayan vatandaşların hakkına tecavüzdür.

Kaçak su, elektrik ve doğalgaz kullananı ihbar etmek gıybet olur mu?
      Ortada bir haksızlık vardır. Peygamberimiz:’’Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır’’ buyurur. Bir insan izinsiz bunları kullanıyorsa, başkasına zarar veriyor demektir. Bu da bir zulümdür. Göz yumulur ve susulursa zulme ortak olunmuş olur. Hırsızlığa fırsat verilmiş olur.
Ayrıca zayıfın hakkını korumak, kötülüğe ve haksızlığa karşı çıkmak dini bir görevdir.
Allah Kur’an’da; ‘’hakikatı gizlemeyin’’ ‘’doğru olun’’ buyurur.
İnancımızda ‘’bana ne!’’ demek kıyamet alameti sayılır.
Bu tür haksızlık yapanları bildirmek ispiyonculuk değildir, gıybet hiç değildir vazifedir.

Trafik kazalarında veya kasıtsız ölüme sebep olandan alınan tazminat helal olur mu?
     Haktan, bedduadan korkan bir insanın durumu ne olursa olsun, mahkeme ne karar verirse versin, ilâhi adaletten korkması lazımdır. Mağduriyetin giderilmesi gerekir.
Takdir-i ilâhiye inananlarında anlaşma yoluna gitmesi, zararı, tahribatı büyütmemesi lazım. Bu ölüyü satma falan değildir. ‘’Cezasını çeksin’’ ‘’Kanı yerde kalmasın’’ demek cahil kimselerin sözüdür.
Bu kazada ölenin yakınları mağdur oluyor. Kaza yapan hapiste yıllarca yatsa, kime ne faydası var?
Tazminat yani diyet Kuran’ın emri, Allah’ın razı olduğu bir iştir.
Nisa suresi 92. Ayette ‘’yanlışlıkla hata ile ölüme sebep olan, ölenin yakınlarına diyet verecektir.’’
Sigortasız işçi çalıştırmak kul hakkına girer mi?
      Çalışan ihtiyacından dolayı çalışır. Kanunlar çalışanlara sigorta yapılmasını emreder. Çalışana sigorta yapılmaması ile onun kendisi ile yakınları zarar görür.
Sigorta yapmak iş verenin sorumluluklarından biridir. Sigorta yaptırmamak kul hakkı ihlalidir.
Çalışanın sağlık ve emeklilik hizmetinden yararlandırılması en temel hakkıdır. Bu hakka riayet etmeyen vebal altında kalır.

Başkasının malından göz hakkı diye bir şey alınıp yenilebilir mi?
      Göz hakkı deyip başkasına ait bir şeyi almakla kul hakkı yenmiş olur. Göz hakkı diye başkasına ait bir şeye dokunulamaz.
Eğer mal sahibi başkalarının yemesini helal etmişse mesele yok değilse harama el uzatılmış olur.
Görmek göz hakkı doğurmaz, yani alma hakkı vermez.
Yunus ne güzel söylemiş:’’ Ele geleni yersin, dile geleni söylersin, sen böyle derviş olamazsın.’’
İzinsiz başkalarına ait bir şey alınamaz, yenilip içilemez.

Miras taksiminde kızla erkeğin ayrılmamasında hak doğar mı?
      Her şeyden önce bugünkü uygulama ve kanunlar mirasçılar arasında ayrım yapmıyor.
Kız diye mirasa dahil etmemek, başka aileye karıştı diye kızı mirastan mahrum etmek asla doğru bir hareket olmaz.
Aksine kız kardeş daha zayıftır. Onun memnun edilip gönlünün alınması ve helallaşılması çok daha uygun olur.
Şeriatla idare edilmediğimizden dolayı eşit paylaşımdan hak doğmaz. Bazıları kıza az veriyor, din diyor ama diğer konularda kanun diyor, bu yanlıştır.

İcradan mal alınır mı?
      İcradan alınan mal, mağdur olmuş bir insanın malıdır. Değerinden daha aşağı alınıp satılmaktadır. Malın gereken değeri asla verilmiyor. Yoksa satılamaz. Ne oluyor fırsatçılık oluyor.
Bu durumda ağlayanın malı gülene yaramaz ve hayır getirmez denmiştir.
Ama malın değeri verilirse borçlu borcunu ödemiş olur. Bu durumda sevap bile işlenmiş olur. Çünkü o malı biri almasa diğeri alacak. Yani hak gözetilirse icra malını almakda bir sakınca yoktur.

İhalelerde fiyat düşürmek için anlaşmak doğru mu?
      İnancımıza göre açık arttırmak caiz görülmüştür. Ancak malın değerini düşürmek, bunun için anlaşmak hile yapmak caiz değildir. Ayrıca müşteri kızıştırmakta caiz görülmez. İhaleyi düşük alıp da, hakkını vermemekte kul hakkına girer.

Alıcı ile satıcıyı anlaştırıp komisyon almak caiz olur mu?
      Komisyonculuk ve ücreti meşrudur. Alıcı ile satıcıyı buluşturmak, anlaştırmak, yardımcı olmak karşılığı ücret alınır. Fakat işe yalan ve hile karıştırılmaması gerekir. Eğer yalan söylenirse, komisyon ücreti helal olmaz. Fiyatı fazla söyleyip, fazlalığı almak da helal olmaz.

Kul hakkı neden önemlidir? Allah neden affetmez?
      Dinimiz hak konusunda çok hassastır. İnsanın sahip oluğu şeyler, bir başkasına haramdır. Kıyamet günü mutlaka ödeşme olacak. Her hak sahibi hakkını alacaktır. En küçük haklar bile ortaya konulacaktır.
Hak yiyenin ölümünün bile güzel olmayacağı bildirilmiştir. Onun için sık sık bilinmeyenler için helallaşılması uygun görülmüştür.
Hak yiyenin organları, evlatları kendine itaat etmez. Peygamberimiz bir lokma haram yiyenin 40 gün duası ve ibadetinin kabul olmayacağını bildirmiştir.

Yolda güvenlik şeridini kullanarak sıranın önüne geçmekten kul hakkı doğar mı?
      Burada hak ihlali vardır. Başkasına ait sırayı gasp vardır.
Hz. Osman satın alarak halka vakfettiği su kuyusunun başında hiçbir zaman öne geçmeyip kendi sırasında su doldurmuştur.
Acil bir durum olmadıkça her aracın kendi sırasını beklemesi gerekir. Aksi halde sadece sıra çalınmış olmaz, zamanda çalınmış olur.
Bir işte hile, bencillik, kurnazlık varsa o iş insanların menfaatine değildir. O işten uzak durmak gerekir.

Ölen babasının maaşını alabilmek için anlaşmalı boşanmak caiz midir?
      Nikahın şakası olmaz. Böyle bir anlaşma ile hakimin boşadığı kişiler boş sayılır. Dinende boş sayılır.
O kişinin aldığı maaşta fakir fukaranın, dul ve yetimlerin hakkı vardır. Yani o alınan para hileli yollarla elde edildiği ve yalan karıştığı için helal olmaz. Çünkü içinde öksüz, yetim hakkı vardır.
Eğer gerçek boşanma olduysa onda bir sakınca yoktur.
Hileli boşanmada ilişkide zina olur. Çünkü mahkemenin boşaması ile boşanılmıştır.

Her hangi bir eseri kopyalamak, çoğaltmak, satmak caiz olur mu?
      Eser bir çalışma ve emek sonucu ortaya konmuştur. Onu yapanın telif hakkı vardır. Eser sahibinin izni olmadan kopyalamak bir nevi çalmaktır. Onu satıp para kazanmak helal olmaz.
İzin alınır veya verilirse herhangi bir sakınca yoktur.

Usulsüz, yalan beyanla yeşil kart alınıp kullanılabilir mi?
      İnsanın böyle bir karta gerçekten ihtiyacı varsa onu alır kullanır. Fakat yalan beyanlarla yeşil kart alıp kullanmak haksızlıktır. Devleti zarara sokmaktır. Devletin parasında fakir fukaranın hakkı vardır.
Osmanlı imparatorluğunda hastalara ihtiyaç sahibi ise, bakım ve ilaç ücretsiz verilirdi. Hastane duvarında padişahlar şöyle bir yazı ile halkı uyarırdı: ‘’İhtiyacı olmadığı halde buradan ilaç alanın Allah derdini arttırsın, şifa vermesin’’

Buluntu mal ne yapılır?
      Bulunan mal ne olursa olsun bulanın olmaz. Bulan her yola başvurarak sahibini arar, sahibi bulunamazsa bir ihtiyaç sahibine verilir.
O mal bir emanettir. Bulanın emanete ihanet etmemesi gerekir. Bulunan mal bir yıl kadar saklanır. Eğer bulanın başkalarından daha çok ihtiyacı varsa, bedelini ihtiyaç sahiplerine veremeyecekse kendi kullanır. Allah’tan affını ister.
Bir borç sahibi bulunamazsa o da ihtiyaç sahiplerine verilir.

Suçlunun affedilmesinden hak doğar mı?
      Bireye yönelik suçları kimsenin affetme yetkisi yoktur. Ancak kişi affedebilir. Yani suç kime karşı işlendiyse ancak o affedebilir.
Suçluyu devletin af çıkararak affetmesi veya mahkemenin affetmesi adalet değildir.
Kul hakkını Allah bile affetmeyeceğini bildiriyor.
Af çıkarılınca, kötüye fırsat verilmiş olur. Mağdur olanları huzursuz eder, cinayetlere neden olur, devlete, adalete güven kalmaz.

Suçluyu affetmek mağduru cezalandırmak olur.

Üzerinde kul hakkı olan ne yapmalıdır?
      Üzerindeki kul hakkından kurtulmak isteyen, eğer hak sahibini biliyorsa hakkını götürüp vererek helallaşmalıdır. Hak sahibini biliyorsa araştırmalıdır, bulunamazsa ihtiyaç sahibine vererek, Allah’tan af dilemeli ve hak sahibinin ruhuna veya ruhaniyetine niyet etmelidir.
Sadece tevbe edilerek kul hakkından kurtulunamaz. Sadece ‘’hakkını helal et’’ demekle de helalaşma olmaz. Karşı taraf helal olsun derken neyi helal ettiğini bilmelidir. Cenaze törenlerindeki tek taraflı helalaşmada insanı kurtarmaz.
Herhangi bir şekilde dünyada helalaşma olmazsa iş ahrete kalır.

İftira eden neden kul hakkına girer?
      İftirada yalan vardır. İnsanın yapmadığı bir şeyi ona isnat etmektir. İnsanı karalama ve kötü durumlara düşürmek vardır. İftirada hakka tecavüz vardır.
İftira bu bakımdan büyük günahlardandır. İftira edenin cezası ağırdır. (Nur: 4-23-24+Hücürat:11+Ahzab:58)

İftira eden pişman olursa ne yapar?
      İftira bir insana yapılabilecek en büyük haksızlıktır. İftira kolay atılır ama zor temizlenir.
İftiradan dönmek isteyen kimse;
-Önce pişman olur, iftirayı terk eder,
-İftira attığından özür diler ve iftirayı duyanlara gerçeği anlatır,
-Bir zarar meydana geldiyse onu giderir,
-Eğer iftira atılan öldüyse onun için hayır yapıp ruhuna bağışlar, günahlarının affı için dua eder. O zaman belki o ahrette onu affeder,
-Allah’ın kendisini bağışlaması içinde tevbe etmelidir.

Kınadığı bir şey insanın başına gelir mi?
      Cenab-ı Allah başkalarının kusurlarını araştırmayı, kötü zanda bulunmayı, gıybet etmeyi kötülemeyi yasaklamıştır.
Bu davranışlar hak tecavüzüdür ve şeytanı güldüren davranışlardır.
Atalarımız: ‘’Gülme komşuna, gelir başına’’ demişlerdir. İnsan başkasını kınarsa o onun başına da gelir, gelmesi de ilahi adalete uygun bir cezadır. Bu dünyadaki cezadır. Ahiretteki ceza ise ayrıdır.
İnsan nasıl davrandı ve nasıl düşündü ise onun karşılığını görecektir.
Peygamberimiz bir hadislerinde şöyle buyurur:
-‘’Kim ki bir Müslüman kardeşini kınarsa, o hal onun başına gelmeden ölmez’’

Gıybet etmek ölü eti yemek midir?
      Allah kuranda:’’Arkadan çekiştirmeyi, yüze karşı eğlenmeyi, ayıplamayı adet edinen kişinin vay haline!’’ buyuruyor. (Hümeze:1)
Gıybet, fitne fesat kaynağıdır. Bir çok kötülüklere sebep olur. Kişi ve toplum hayatında büyük yaralar açar.
Bundan dolayı Allah gıybet etmeyi ölü eti yemek olarak bildirmiştir. (Hücürat:12)
Peygamber (as)’da gıybet edenlere ölü eti yediniz diye uyarmıştır. Hz. Osman gıybet edene ‘’tükür’’ demiş, o tükürünce et parçaları çıkmıştır.

Hangi hallerde gıybet caiz olur?
      Bazı haller vardır ki gıybet günah olmaz. Mesela;
-Birini kötülükten alıkoymak,
-Kötü biri ile ortaklık, evlilik konusunda uyarmak,
-Örnek vermek,
-Zulmü önlemek için iyi niyetle konuşmak inşallah gıybet olmaz. Niyet iyi olursa akıbette iyi olur.

Gıybeti yapılan hakkını helal etmezse ne yapılır?
      Gıybeti yapılan kişiden helallik istenir, memnun etmeye çalışılır. Yine de hakkını helal etmezse o zaman gıybeti kimlerin yanında yaptıysa onların yanında o kişinin itibarını iade edici sözler söylenir, onların aracı olması istenebilir.
Bundan sonra gıybet terk edilerek Allah’a tevbe edilir. O kişi içinde dua edilir. O zaman ahrette hakkını helal etmesi sağlanabilir.
Çokca Cenab-ı Allah’a yalvarırsak kıyamette Allah hak sahibine iyilikler ihsan ederek bizim kurtuluşumuzu sağlayabilir. O kişiyi razı etmenin tek yolu budur.

Lanet olsun deniliyor, doğru mu?
      Lanet okumak çok kötüdür, çünkü ‘’Lanet olsun’’ demek iyiliklerden, hayırlardan mahrum ol, Allah’ın merhametinden uzak ol demektir. Yani lanet olsun demek bedduadır. Eğer kabul olursa vay o kişinin haline…

Neden herkes hakkında Hüss’ü-zan beslemek gerekir?
     İyi niyetli olmak, olumlu düşünmek güzel bir huydur. Kötü düşünmek, kötü niyet taşımak ise kötü huylardandır.
Allah Kur-an’da:’’Ey iman edenler! Zandan sakının, zannın bir kısmı günahtır…’’ (Hücürat:12) buyurur.
Peygamberimizde ‘’kötü zandan sakının, çünkü zan sözlerin en yalanıdır’’ buyurur.
Hüsnü zanın karşılığı su-i zandır. Yani kötü düşünmektir, insanın gönlünden kötü düşünce geçse bile onu söylememelidir. Çünkü niyetten geçen kötülüğe günah yoktur.
Su-i zana iftiranın da karıştığı unutulmamalıdır.

Bir insan Su-i-zanla kötülüğe sebep olsa günaha girer mi?
      İnancımızda bilerek, isteyerek bir kötü çığır açan veya bir kötülüğe sebep olan kimse bizzat o kötülüğü işlemiş gibi günaha girer.

İhtiyacı olmadan dilenmek kul hakkına girer mi?
      Dilenciliği meslek haline getirmek, kapı kapı dilenmek helal değildir.
Ancak ihtiyaç sahibi, ihtiyacı kadar dilenebilir.
İhtiyaç sahibi olmayan kendini muhtaç, sakat gösteriyor bu yalandır, aldatmaktır.
İhtiyaç sahibi olmayan kimse, ihtiyaç sahibi olanların hakkını topladığı için büyük sorumluluk altına girmiş olur.
İnsanları acındıran, Allah rızası diye el açan, sürekli insanların merhamet duygularını istismar edenler en şerli kimselerdir.

Nazar hak mıdır?
      Nazar, kemgöz yani kötü bakıştır. Bazı insanların bakışları karşı tarafı olumsuz etkiler.
Nazar haktır. (Kalem suresi: 51-52)
Peygamber(as):’’Göz değmesi gerçektir’’ buyurur. (Buhari tıp:36) ‘’Nazar, deveyi kazana, insanı mezara götürür’’ denmiştir.

Nazar değmemesi için veya nazarı önlemek için ne yapılmalıdır?
      Nazarı önlemek için mavi boncuk, boynuz, kemik, kaplumbağa kemiği, at nalı asma ve kurşun döktürmek, nazarlık takmak doğru değildir.
Peygamberimiz kolunda nazarlık olanın elini tutmamıştır.
Nazarı değen kimse, hoşa giden bir şey için ‘’Maşallah, barek Kellah’’ derse nazarı değmez. Bile bile nazarın değmesine razı olmakla kul hakkı doğar. Çünkü her organ yaptığından sorumludur. Yaptığının hesabını verecektir.
Peygamberimiz şerden, şerlilerden hep Allah’a sığınmıştır. Ayrıca Nâs Felâk surelerini okumuştur.
Bilhassa nazar için Ayetel kürs-i, İhlas, Felak ve Nas surelerini okumuştır.
Bu konuda maşallah takılabilir.

Bir çok nedenlerle ölenlere şehit demek doğru mu?
      Şehitlik üç türlüdür, dünya şehididir, dünyadakiler şehit der, şehit muamelesi görür, ahret şehididir. Ahrette de şehit olarak karşılanır. Bir de hem dünya hem de ahiret şehidi vardır ki dünyada da ahrette de şehit muamelesi görür.

Şehit kime denir? Kim şehit olur?
      Şehit olmak için imanlı olmak gerekir, Allah rızası uğrunda ölmek ve Allah yolunda öldürülmek gerekir.
Teröristin, hırsızın, öldürdüğü haksız yere öldürülen, doğumda ölen, suda boğulan, depremde ölen, ırzını malını vatanını muhafaza yolunda ölen şehittir.

Şehit sevabı kazandıran işler nelerdir?
      Allah kuranda şöyle buyuruyor: ‘’Kim Allah’a ve resulüne itaat ederse, işte onlar Allah’ın kendilerine lütüflarda bulunduğu peygamberlerle, şehitlerle ve Salih kimselerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır. (Nisa:69)
Peygamber (as)’da şöyle buyuruyor:
-‘’Ümmetimin bozulduğu bir zamanda sünnetime uyana 100 şehit sevabı vardır’’
-‘’Allah yolunda şehit olmayı gönülden isteyene, Allah şehitlik derecesi verir’’ (Müslim, imare:156)
-‘’Her gün 5 vakit namazını kılana, abdestli ölene ve ilim yolunda ölene şehit sevabı verilir’’

Nikahsız ilişki yolu ile ölen AIDS’li şehit olur mu?
      Bir kimseye kan verilirken veya bilinmedik bir yolla AIDS bulaşsa ve ölse Allah bilir şehit olur. Çünkü peygamberimiz salgın hastalıklardan ölenin şehit olacağını bildirmiştir.
Sapık ilişki nedeni ile hastalanıp ölen şehit olmaz. Çünkü Allah: ‘’Zinaya yaklaşmayın’’ diye emretmiştir.
İntihar edeni alkol alan, hız sınırını aşıp kazada ölen, sigaradan ölen, meşru bir yaşantısı olmayan şehit olmaz.


Bu yazıyı 31.558 kişi okudu.

3 YORUMLAR

  1. başksına ait kiralık ticari araçla firmanın birine aitti yani. adamın gideceğim yere kadar yolculuk yaptım şöföre yol parsı verdim ama aklıma takıldı araç sahibinin hakkını yemişmiyimdir yada bu olay caiz midir

  2. ben kul hakkına takıntılı biriyim arkadasımda benimle dalga geçmek için haram ediyorum vb. sözlerde bulunuyor haram etmiş olmaz dimi kararsız kaldım.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here