İSLAM’DA EĞLENCENİN YERİ VE ÖLÇÜSÜ

 

İslam eğlenceyi, eğlenmeyi reddetmez. Kötülüğe sebep olan boş, anlamsız eğlence şekillerini reddeder. İnsanın boş ve manasız şeylerle uğraşmasını Allah’ın sevmediğinin işareti sayar.

Hz. peygamber (AS):

* “Sizi Allah’ı anmaktan alıkoyan her şey haramdır” buyurmuştur. (İlmihal Divantaş 2/114)

* “ Kişinin eşiyle, oku ile yayı ile ve atı ile oynaması dışındaki oyunlar boş ve faydasızdır” demiştir.

* Güvercin peşinde koşanı görünce: “ Bir şeytan bir şeytanı kovalıyor” demiştir. (İbni Mace Edep: 44)

İslam’da hayvan dövüştürmek, insanın insanla dövüşü, hayvanın hayvanı parçalaması, boğa dövüşleri, horoz dövüşleri, deve güreşleri, hayvanların hedef alınması gibi oyun, eğlence şekilleri meşru değildir.

Koşu, güreş, atıcılık, yüzücülük, binicilik gibi oyunlar teşvik edilmiştir.

  • Develer arasında yapılan yarışlara zaman zaman Peygamberimizin devesi de katılır ve çok zaman birinci gelirdi.
  • Ok atma ve mızrak kullanma müsabakaları, Medine devrinin önemli yarışlarındandı. Bir hadiste bildirildiğine göre, atış müsabakaları ile at yarışları meleklerin de hazır bulunduğu bir eğlence şeklidir.
  • Koşu ve yarış yapmak ve güreş tutmak gibi eğlenceler bizzat Peygamberimizin özel hayatında da yer alıyordu.
  • Yüzme de Peygamberimizin teşvik ettiği bir eğlence şeklidir.
  • Avcılık ve savaşa hazırlanma bakımından atıcılık faydalı eğlencelerdendir. Av köpeği, doğan, ok mızrak gibi av aletleriyle avlanmak meşru görülmüştür.
  • Bu hususta daha başka örnekler vermek de mümkündür.
  • Sünnet dairesinde ve meşru çerçevede örf, adet ve gelenekte mevcut olan tören ve merasimlere örnek olarak ise, şunlar zikredilebilir: İslam öncesi Medineliler Nevruz ve Mihrican günlerinde eğlence düzenlerlerdi. Hicretten sonra bunların yerini Ramazan ve kurban Bayramları aldı.
  • Peygamberimiz bayram günü def çalıp mersiyeler söyleyen cariyelere izin vermiş ve Habeşlilerin mızraklarla yaptıkları gösteriyi Hz. Aişe ile birlikte seyretmişti.

Kur’an’da: “Dünya hayatı oyun ve eğlenceden ibarettir” buyurularak oyuna eğlenceye dalınmaması için uyarı yapılırken, Hz. Peygamber’de: “Eğlence için yaratılmadık” demiş bir hatırlatma yapmıştır.

Müziğin bile tahrik etmeyeni, akla kötü şeyler getirmeyeni, kötü söz içermeyeni, nefse hitap etmeyeni, insanı karamsarlığa ve kötü alışkanlıklara sevk etmeyeni meşrudur.

İslam, boş vakit geçirmeye, zamanı enerjiyi boşa harcamaya karşıdır. (Bak. K.Sitte: 12/135) Ahlakın bozulmasına, insanın iffetinin, onurunun zedelenmesine müsaade etmez.

Hz. peygamber: “Kulun boş şeylerle uğraşması, Allah’ın onu terk ettiğinin belirtisidir” buyurmuştur.

Hz. Ömer (RA), çocuğun oynadığı ceviz oyunu bile kumar saymıştır. (İlmihal: 2/121 Divantaş)

İslam eğlenceye değil, zarar veren anlamsız oyun ve oyalanmaya karşıdır.

Harun Reşid, iğne deliğinden iğneleri geçirip mükafat bekleyene:

–                     “Bu adama yüz dinar verin, bir de yüz sopa vurun” demiştir.

–                     Neden ? diye soranlara:

–                     Gösterdiği beceriden dolayı ona yüz dinar verin. Zekasını ve vaktini boşa harcadığı için de yüz sopa vurun” demiştir.

 

KUMAR SOSYAL FELAKETTİR

 

Kumar şiddetle yasaklanmış ve felaketin başı ilan edilmiştir. Kumar, yün yumağını kemiren güve gibidir.

Kumarda acıma, hak-hukuk anlayışı yoktur. Nice kimseler çocuklarının rızkını kumar yolunda harcamaktadır. Nice servetler yok olmakta nice yuvalar yıkılmaktadır.

İşte size düşündürücü bir haber:

–          Kumar cinayeti, 2 ölü:

Gökova’da ödeyemeyeceğini söylediği kumar borcuna karşılık kızının istenmesine sinirlenen şahıs, borçlu olduğu kişi ve işçisini öldürdü. (14.02.2004 Türkiye)

Sosyal benliğimizi kemiren hastalıklardan biri de kumardır.  Kumar, toplumun nizamını bozan, toplumu felakete sürükleyen, aile ocaklarını söndüren, arkadaşları, dostları birbirine düşman eden bir afettir. Sonu cinayetlere sebep olan kavgalar, aile faciaları, kin ve düşmanlık hisleri, toplumda tembellik, işsizlik, hastalık hep kumar illetinin marifetidir.

Kumar, uykusuzluk, kötü duygular, heyecan, sinir harbi yaratmasıyla da insan sağlığına son derece zararlıdır.

Kumar yüzünden zengin olmuş, felah bulmuş, huzura kavuşmuş kimse yoktur. Ama mahvolmuş, felakete sürüklenmiş çok kimseler vardır. Aylığını, yıllık mahsulünü bir anda kaybediverenler, kumar borcu yüzünden hırsızlık yapanlar, rüşvet alanlar, zimmetine para geçirenler de kumarın kurbanlarıdır.

Namuslu yaşama duygusunu, alınteri ve emek karşılığı kazanç sağlama arzusunu kumar öldürür. Kumar, bir ihtiras mücadelesidir. İnsanı çalışmak ve helal kazanç sağlamaktan, etrafına olan sorumluluk duygusundan uzaklaştırır. Şahsi menfaat duygusunu kamçılar.

Nice yuvalar kumar yüzünden sönmüştür. Çünkü kumar, aile yuvasını, çoluk çocuğu ihmale zorlar; onların rızkını, harçlığını eve sokmaz. Kumarbaz için düşünmeye vakit bırakmaz; çocukların eğitimi ve terbiyesine fırsat vermez; ırzına, namusuna düşkünlük duygularını köreltir.

Şu iki gazete haberi ne kadar düşündürücüdür: haberlerden biri 1973 Mayısında orta yaşlı bir baba karısını kumar masasında kaybetmiş, emniyete karımı kaçırdılar diye bildirdikten sonra eve gelip intihar etmiştir.

1969 Kasımında gazetelerden birinde bir aile fotoğrafı yayınlanmıştı. Bu sadece her gün yayınlanan, aile facialarını gösteren resimlerden biriydi. Resmin altında: “Bir adam, karısını kumarda kaybetti” başlığının altında “Param yok, karımı koyuyorum” deyip iki çocuk anası 25 yaşındaki karısını koymuş, onu da kaybedince, arkadaşları karısını götürmüş. O da polise başvurup “Karım evden kaçtı” diye şikayette bulunmuştur.

İşyerlerinde, dükkanların önünde, kahvelerde kumar salgını yüzünden toplumumuz ve insanımız büyük yaralar almaktadır. Haram-helal, çalışmak-tembellik birbirine karışmıştır. Kumar yüzünden işini gücünü aksatan, kumar oynayıp, gecelerini uykusuz geçirerek gündüzün verimini düşürenlerin sayısı az değildir. Oyun denilen bu felaketin adı da kumardır.

 

KUMAR DİNEN YASAKTIR

 

Kumar, namuslu insan işi ve namuslu yaşama yolu değildir. Her iyi düşünceyi de yıkar. İnancı zayıflatırken sosyal çürümeyi de hızlandırır. Dürüstlüğe, hakka, hukuka darbe vurur. Namuslu çalışma hayatı zarar görür.

Kumar, zamanı parayı enerjiyi israf ettirir. İbadetleri sosyal görevleri unutturur.

Kumarda oynayanlar değil, hep oynatanlar kazanır. Kazandı gibi görünenler, daha önce çok çok verdiklerinin birazını tekrar ileride vermek üzere almıştır, kazanmamıştır.

Kur’an’da:

–          “Mallarınızı aranızda batıl sebeplerle yemeyin” (Bakara: 188)

–          “Ey iman edenler! karşılıklı rızaya dayanan ticaret müstesna mallarınızı haksız ve haram yollarla aranızda alıp vererek yemeyin” (Nisa: 29) buyrulmuştur.

“Biz razıyız, kaybeden de razı, kazanan da” denilemez. Ticaretin dışında meşru sayılmamıştır.

–          “Ey iman edenler! İçki içmek, kumar oynamak, putlar, fal okları, şeytan işi pisliktir. Bunlardan sakının ki, kurtulasınız. Muhakkak şeytan, içki ile kumarla aranıza düşmanlık ve kin sokmak ister. Sizi Allah’ı anmaktan ve namaz kılmaktan alıkoymak ister. Artık sakınırsınız değil mi? (Miada: 90-91)

Müslüman, kazanç için meşru ve helal yol izleyecektir. Haram lokma yiyenin namazı, duası kabul olmadığı gibi vücudu da cennete haram kılınmıştır.

Araplar da fal oklarında kazananlar, paralarını fakirlere vermelerine rağmen kumara götüren oyun olduğundan yasaklanmıştır.

İslam’da kumarın her türlüsü, kumara götüren her oyun yasaktır. Bunun için Müslüman yüzde yüz kazanacağını ve ikramın kendisine çıkacağını bilse bile kumar oynamayacaktır.

Bir oyunun, kumarın devlet eliyle yapılmış, düzenlenmiş olması onu asla meşrulaştırmaz. Devlet bankasında faiz de helal değildir. Devletin ürettiği içki helal değildir. Devletin düzenlediği piyango, loto helal değildir.

Hz. peygamber: “Kim birine gel kumar oynayalım derse sadaka versin” demiştir.  (Helal haram El Heytemi 2/591)

İslam Fıkhı Ansiklopedisinde Vehbe Zuhayli: “Kumar oynamayı alışkanlık haline getiren kişinin adalet sıfatı kalkar ve İslam Mahkemesinde şehadeti kabul olmaz” demiştir. (Cilt 4/374)

Necip Fazıl’ın ifadesiyle: “Kumar oynayanlar Allah’a inandıklarını söylerler. Allah’a inanan kumar oynamaz”

Halil Günenç Hoca Efendiye göre:

“Kumarda kazanılan para haramdır. Hz. Peygamber: “Bazı kimseler başkasının malına haksız yere dalarlar. Onlar için cehennem vardır” buyurur” der. (GMF: 2/197)

İslam’da kumar oyunlarından herhangi birini oynayanın ikramı alınmaz, seyredilmez, selam verilmez. Hayırlı olsun denmez, Allah işini rast getirsin denmez, kolay gelsin temennisinde bulunulmaz.

Bir de böyle oyunlara başlarken besmele çekilmez. Harama besmele çekmek imana zarar verir.

 

Kumar Parası Ne Yapılır ?

 

Atalarımız: “Sel gibi gelen yel gibi gider” “Haydan gelen huya gider” demişlerdir.

Kumar parası ve oyunla elde edilen şey haramdır. Haram hayır etmez, haramdan hayır olmaz. İhtiyaç sahibine verilse de sevap beklenmez. Bazılarına göre ancak tuvalet yapılır.

Kısacası kumar oynamak, oynatmak, bu yolla para kazanmak, kahvehanede oyun oynatmak, para kazanmak, kumar aleti satmak, piyango bileti satmak bütün bunlar dinen meşru değildir. Bu yolla kazanılan parada meşru ve helal değildir.

 

KUMAR SAYILAN OYUNLAR NELERDİR ?

 

Eğer bir oyunda;

–          Zaman israfı varsa,

–          Enerji boşuna harcanıyorsa,

–          Dini görevleri aksatıyorsa,

–          Sosyal görevleri aksatıyorsa,

–          İşin içinde bahis varsa, kaybeden, kazanan varsa,

–          İnsanlar arasında kin, nefret ve husumete yol açıyorsa,

Oyunun adı ne olursa olsun kumardır.

Cami yararına çekiliş de olsa kumardır.

 

TAVLA OYUNU

 

İnsana bir şey kazandıran veya kaybettiren her oyun kumardır.

Böyle oyunlarda bahis olmasa da kumara götürür ve kumar tutkusunu arttırır. Kötü alışkanlıklar kazandırır. “Vakit geçiriyoruz” derler ama vakit kaybıdır.oynayanlar arasında ihtiras oluşturur. Görevlerin aksamasına neden olur. Neresinden bakarsan bak olumlu yönü yoktur.

Tavla konusunda Hz. peygamber bakın ne diyor:

1-      “Tavla oynayan Allah’a ve Resulüne isyan etmiş olur” (Divantaş İlmihali: 2/118)

2-      “Çocuğunu cevizle oynar görüp de kulağını çekmeyen ana-babanın kırk gün namazı kabul olmaz” (Hadis Ans.:7/154)

3-      “Zarla oynayıp, sonra kalkıp namaz kılan kimse, irin ve domuz kanı ile Abdest alıp namaz kılan gibidir.” (B. Hadis Külliyatı 4/8021)

4-      “Tavla oynayan elini domuz kanına batırmış gibi olur” (Müslim: 2260)

Hz. Peygamber bir evde tavla bulunduğunu haber alınca:

–          “Eğer tavlayı evden çıkarmazsanız, ben sizi mahalleden çıkaracağım” diye haber göndermiştir. (Muvatta Ru’ya: 6)

Bütün hak mezheplere ve alimlere göre tavla haramdır.

Hz. Ömer (RA): Zarla oynayan birini görürse döver ve zarları parçalardı. (B.Hadis Külliyatı: 4/8020)

Hz. Ali (RA): Tavla oynayanları hapsetmiş, ve onlara selam vermeyi yasaklamıştır” (Hadis Ans.: 12/134)

Halil Günenç: “Tavla oynamak alimlere göre haramdır. Peygamber: Tavla oynayan elini domuz etine ve kanına bulamış gibidir” buyurmuş ve domuz eti yemekle bir tutmuştur” der. (GMF: 2/197)

İbni Hacer Elheytemi: “Tavla, satranç ve diğer kumar aletleri ile oynayana selam vermeyin.” (Helal Haram: 2/591)

“Tavla oynayanın şehadeti kabul olmaz.” (Age: 593)

İ. Şafi: “Tavlayı kerih görürüz. Çünkü hakkında hadis vardır” (Age: 593) demiştir.

Hz. Peygamber’in tavlayı yasaklayan çeşitli hadisleri vardır. “Canım boş boş yatacağımıza vakit öldürmek için oynuyoruz” sözlerindeki “vakit öldürmek” İslam’ın asla kabul edemeyeceği ve Müslüman’a yakıştıramayacağı davranışlardandır. Efendimiz (SAS) şöyle buyurmuştur: “Tavla oynayan, Allah’a ve Resulüne asi olmuştur” (Ebu Davud, Edep, 56; İbn Mace, Edep, 43)

 

SATRANÇ OYUNU

 

“Eğer satranç oyunsa, Hz. Peygamber bu tür oyunları haram kılmıştır.” (Divantaş İlmihali: 2/119)

Bir çok görüşe göre satranç Kur’anda yasaklanan kumar cinsindendir. Bir müfessir Maida suresindeki “Ezlam” satrancın putlarıdır demiştir.

Hz. Ömer (RA): “Satranç tavladan kötüdür”der.

Hz. Ali (RA): Satranç oynayanları kınamış:           “Siz bunun için yaratılmadınız” demiştir.

Hz. Ali (RA): “Satranç acemlerin kumarıdır” demiştir.

İbni Abbas (RA): Öksüz bir çocuğun eşyaları arasında satranç aletleri bulur ve yakar. Bu olay için şöyle denmiştir: “Satranç helal olsaydı İbni Abbas, yetim malını yakmazdı.”

Bu konuda mezhepler ne diyor?

Hanefi mezhebine göre; haramdır. Aynı  tavla hükmüne tabidir.

Maliki ve Hanbeli Mezhebine göre de haramdır. Hatta tavladan beterdir denmiştir.

İ. Malikiye: – “Satranç için ne dersin?” denmiş O da: – “Satranç tavla hükmündedir” cevabını vermiştir.

Maliki Mezhebine göre “Haktan sonra geriye sadece dalalet kalır” (Yunus: 32) ayetine dayanarak satranç oyununun dalalet olduğu kabul edilmiştir.

Ayrıca Maida suresinin 91. ayetine göre namazdan ve Allah’ı zikretmekten alıkoyan her oyun şeytan işi pisliktir denmiştir” denilerek hoş görülmemiştir.

Şafi Mezhebine göre şartlı oyun mutlak haramdır. Satranç mekruhtur. Çünkü onu oynamayı gerektiren bir ihtiyaç yoktur. O bakımdan terki evladır. (Prof. Dr. Vehbe Zuhayli İslam Fıkhı Ans. : 4/376)

İ. Şafi Hz. : “Bu oyun dindar ve ağırbaşlı kimselerin işi değildir” demiştir.

Vehbe Zuhayli: Hz. Ali’nin satranç oynayan grubun yanından geçerken “ Önlerinde eğildiğiniz şu putlar da ne oluyor?” dediğini nakleder. (Age: 4/376)

Ebu Musa’l-Esari: “Ancak hatada olanlar satranç oynar” demiştir.

Satranç oynayanlara bir İslam büyüğünün: “ Siz bunun için mi yaratıldınız?” dediği nakledilir.

Bir alime sormuşlar: -“Satranç için ne dersiniz?”

–          Bunun en düşük cezası, kıyamet günü satranç oynayanlarla beraber haşrolmaktır” diyor.

Bir İslam alimi de:

“Ölüm anında herkesin arkadaşları gözü önüne gelir. Satranç oynayana şehadet telkin edilince “Şah” dedi ve şehadet getiremedi” demiştir.

Bir hadiste: “ Nasıl yaşarsanız öyle ölür, nasıl ölürseniz öyle haşrolunursunuz” buyurmuştur. Evet bu tecelli edecektir.

İbn Hacer El Heytemi: “ Kıyamet günü şiddetli azap görecek olanlar “ şah” sahipleridir. Yani satranç oynayanlardır. Onlar oyun oynarken “ mat” der onu öldürdüm der. Bu Allah’a iftiradır.” (Helaller Haramlar: 2/596)

Şafi mezhebine göre kesin haram gözü ile bakılmaz. Ancak;

1-     Namaz oyun yüzünden tehir edilmemelidir.

2-     Zaman kaybına neden olmamalıdır.

3-     Kumar karışmaması lazımdır.

4-     Oynayanların dilleri kötü sözlerden sakınmalıdır.

Eğer bunlardan biri yerine getirilmezse haramdır. (Yusuf El Kardavi İslam’da helal haram: 310-311)

Oyuna başlandı mı bunların hepsine uyulması mümkün mü?

Şöyle veya böyle günümüzde saniyelerin önemi büyüktür. Oyunla oyalanacak vakit yoktur. Satrançtan daha ciddi işler vardır.

Daha yeniye kadar satrancın zihin geliştirdiği iddiası vardı. Şimdi ilim adamları öyle demiyor.

 

OKEY, TAŞ, KAĞIT VE BUNA BENZER OYUNLAR VE LADES OYUNU

 

Bunların hepsi de tavla gibidir. Hiçbiri meşru değildir. Hepsinde de kumara açılan bir yön vardır. Kumarın yasaklanmasının sebeplerinden biri mutlaka vardır.

“ Plaka çift mi tek mi? kadın mı geçecek erkek mi?” bahisleri de kumardır. Çünkü kumara götürür.

 

ATARİ OYUNU

 

Çocuklarımızın, gençlerimizin hatta yaşlı insanımızın başına bela olan oyunlardan biri de atari oyunudur.

Atari salonları gençlerin ruhunu öldürüyor, sağlığını çürütüyor. Bu oyun diğer kumar oyunlarına yönlendiriyor.

Siyonist teşkilatının gizli talimatının 7. maddesinde şöyle deniliyor: “ Kalabalıkların vakitleri, eğlencelerle oyunlarla geçirilecek ve herkes düşünmekten alıkonacaktır” ( Kemal Yaman, İhanet Planları: 165)

Bir başka talimatta şöyledir:

“ Gençliğin ruhunu ve maneviyatını, etrafında dönen dolaplardan haberdar olmaması için aşırı spor eğlenceleri ve bir sürü nazariyat içinde kaybetmeliyiz.” (Cevat Rifat Atilhan, Gizli Devlet ve Fesat Programı: 69)

Aynı kaynakta emir şöyledir:

“ İdraklerini kullanarak hakikate vakıf olmasınlar diye gençleri eğlenceler, oyunlar ve türlü zevklerle oyalayacağız.” (Age:82)

Atari de, diğer oyunlar gibi gençleri zararlı alışkanlıklara sürüklemektedir. Ayrıca her türlü başarısızlık, olumsuzluk ve zeka geriliğine neden olmaktadır. Gençleri robotlaştırmaktadır.

Uzmanlara göre kumara ilk adım olarak görülen atari salonları, giderek yaygınlaşmaktadır. “ Vakit celladı ve zihin kasabı” olarak ifade edilen atari için Doç. Dr. Sefa Saygılı: “ atari oyunları ve oyun salonları, küçük çocukların zihni tekamülüne mani olmakta, fikri uyuşukluğa sebebiyet vermektedir. Çocuk, atariye olan zafiyeti neticesinde arkadaşları ile alakasını bile kesebilmekte, hatta yemeyi ve içmeyi ihmal etmektedir…”

Atari salonlarında hem psikolojik hem de fizik sağlığının bozulmasıyla karşı karşıya olan çocukları şu zararlar bekliyor:

  • Sorumsuzluk: Bütün zamanını atari salonlarında geçirdiği için herhangi bir iş yapamama, tembellik ve verilen işleri tam olarak yerine getirememe.
  • İsraf: Herhangi bir atari salonunun müdavimi olan çocuk, kendisine verilen harçlığı burada bırakmak zorunda kalıyor. Bu ise para kullanma alışkanlığı kazanmasını engelliyor. Sürekli israfa neden oluyor. Hatta bazı durumlarda para bulmak için çocukların hırsızlık ve dilencilik gibi yollara başvurduğu görülmüş durumda.
  • Aşırı gerilen sinirler ve asabiyet: Sürekli gerilimde bulunmanın verdiği asabiyet çocuğun sinirli ve hırçın olmasına, saldırgan davranışlar göstermesine neden oluyor.
  • Kulak ve göz rahatsızlığı: Sürekli yüksek volümlü müzik çalınan bu yerlerde kulak ve göz sağlığı da bozulma tehlikesinde. Sürekli ve yoğun yayılan radyasyonun da zararı azımsanmayacak kadar çok.  ( 5-9-1997 Akit)

İngiliz psikologlar, bilgisayar oyunlarının, çocuklarda, büyüklerin uyuşturucu veya kumar alışkanlığı gibi bağımlılık oluşturabileceği uyarısında bulundular. Bağımlı çocukların, sigara içenler veya alkolikler gibi aynı kişilik bozukluklarını sergilediklerini belirttiler.

Bu bağımlılığa yakalanan çocukların, bilgisayar oyunu oynamadıkları anlarda bile sürekli olarak bunu düşündüklerini kaydeden İngiliz psikologlar, bazı çocukların heyecan zevklerini tatmin etmek için, bazılarının da günlük gerçeklerden kaçış yolu olarak bilgisayar oyunlarına sarıldıklarını vurguladılar. (30-09-1994 Yeni Asya)

 

İNTERNET

 

Ülkemizde kumarhaneler kapatıldıktan sonra yeni arayışlara giren kumar meraklılarının son adresi internet! Bir çok yabancı sitenin Türkçe hazırladığı sayfalarda kumarın her türlüsü oynanıyor!…

Türkiye’de, kumarhanelerin kapatılmasından ve meraklılarının oyun için değişik ülkelere seyahat etmesinden sonra, şimdi de internet ortamında kumar oynanmaya başlandı. Türkiye’de yasak olan kumarhanelerin yerine, internet sitelerinde kumar oynanıyor. Kredi kartının yanı sıra açtırılan “ casino” hesabına para yatırılarak kumar oynamak isteyenlere çeşitli seçenekler sunan web sitelerinde, isteyenler canlı oyunlara da katılabiliyor.

Kumar meraklıları için “ black jack”, “ poker” ve “ rulet” gibi masa oyunlarının yanı sıra sanal ortamda kol çekme makineleriyle de oyun oynanabiliyor. Kumar sitelerinde bir çok oyun yer alıyor. Bir çok yabancı site, Türkçe hazırladıkları oyun sayfalarında Türkiye’den de müşteri bulmaya çalışıyor.  ( 12-11-2001 Türkiye)

 

PİYANGO

Yasaklanan şans oyunlarından biri de piyangodur. Müslüman’ın kazancı, şansa, tesadüfe bağlı olamaz. İslam’da çaba ve alın teri esastır, hak etmek esastır. Müslüman’a elinin emeğinden başkası helal olmaz.

Piyangonun adının Milli ve Devlet eliyle organize edilmesi çok üzücüdür. İnsanımıza mutlu bir gelecek hazırlamak yerine hayale, seraba sürüklemek, hayal kırıklıklarına neden olmak, insanın sağlığını bozmak, devletin görevi olmamalıdır.

Milyonların cebinden al, ümit ver, birkaç insanın cebine koy, onları çıldırt, bu adalet değildir.

Piyango reklamlarla zengin olmanın yolu, kurtuluş yolu ve ümit kapısı olarak gösteriliyor. Emek, alın teri  ve hak inkar ediliyor.

“ Sana çıkarsa ne yaparsın? Deniyor. Cevap: cami yaptırırım, fakirlere veririm vb..” böyle para ile ne cami yaptırılır, ne de hayır olur. Yapılsa yapılsa tuvalet yapılır.

Bazıları da: “ Haram olsa, Devlet bunu yapar mı? diyor. Umumhane açılıyor helal mi? Alkol, sigara üretiliyor helal mi?

Piyango dürüstlüğe dinamit koymaktır. Kolay yoldan elde etme fikri veriliyor. Ondan sonra; alavere dalavere başlıyor, gasp hırsızlık artıyor.

“Piyango kumarın bir çeşididir. Piyango bileti almak haramdır. O yolla kazanılan da helal değildir.” (Halil Günenç, GMF 2/198)

Piyango şans oyunudur. Kur’an’da şans oyunu da şeytan işi pislik olarak kabul edilmiştir.

Piyangoyu “ helaldir” diyen ne bir mezhep var, ne bir din alimi var. İnsanın üzerindeki olumsuz etkilerine bakarak, sağlıkçılarımız da piyangonun zararlı olduğunu söylemektedir. Kazanan da zarar görür, kaybeden de zarar görüyor. ruhi bozukluklara, dengesizliklere neden oluyor. Ömrü boyunca servetler yatıranlar oluyor.

Dinen kesin yasak. Din İşleri Yüksek Kurulu, piyangonun kesin olarak haram olduğunu açıklamıştır.

Kur’a tek bir şey için caizdir. “Kurban etini ortaklar tartıp ayırdıktan sonra numaralayıp kur’a ile hisselerini almalarıdır. Bunun dışında kur’a olmaz.

Bir de kazı kazan diye bir şans oyunu vardır ki; bu piyangonun yeni oyunudur. Küçücük çocukları bile kumar alışkanlığına iten bir tuzaktır. Temiz, masum kimseleri günaha ve harama bulaştırmaktır.

Devletin görevi, insanı bedavadan kazanmaya itecek şans oyunları ile ucuz yolları göstermek ve teşvik etmek değildir. Devletin halledeceği insanın çok ciddi problemleri vardır.

Bugün piyangoda çıksın çıkmasın, zengin olma hayali vardır. Çıkan da çıkmayan da psikolojik tedavi görecek duruma düşüyor. Çıkmayan ruhen çökerken, kendisine bir şeyler çıkan lüks yaşantıya yöneliyor, eşine varıncaya kadar bir çok şeyi değiştiriyor, yuvası dağılıyor, bir çokları alkolik oluyor, uyuşturucu bağımlısı oluyor veya kumarbaz oluyor.

Kumarın bütün unsurları piyangoda mevcuttur. Alın teri yok, hırs var, bir çok insanın ortaya koyduğu paraları birileri alıp gidiyor. Şanslılar oluyor. Böyle olunca İslam’da piyango haramdır. Şans oyunu adı ile kılıf bulup meşru gösterilemez.

Müslüman yüzde yüz kendine çıkacağını bilse bile piyango bileti almaz.

 

LOTO- TOTO

 

İnsanlar belirli tarih ve olaylara kilitleniyor. Hayaller kuruyor, köşe dönme hesapları yapılıyor, çalışma hayatı olumsuz etkileniyor. Kaybedenler bunalıma giriyor, kazananlar çıldırıyor, ortadan kayboluyor, yuvası yıkılıyor, sağlığı bozuluyor, işini kaybediyor.

Bu tür oyunlarla, hayatın daha başında olanlar da bedavadan kazanma duygusu yerleşiyor; ileriki yaşlarda kumarbaz olup çıkıyor.

“Toto, loto, piyango bunların hepsi kumardır” (Ahmet Şahin, Fetvalar: 41)

“Şans oyunlarının tamamı ve sayısal loto dinimizde kesin olarak yasaktır.” ( Din İşleri Yüksek Kurulu 25-9-1997 Türkiye)

önceki haftalardan devreden rakam yüksek olarak ilan ediliyor. Ortalık kızıştırılıyor. Herkes onu konuşuyor, kuyruklara giriliyor, çocukların ekmek paraları bile yatırılıyor. Bu haliyle psikiyatristler endişeleniyor, zararlarından bahsetmeye başlıyor.

Bir ilim adamımız şöyle diyor:

“İnsana kaldırabileceğinden fazla yük verirseniz, insanın tüm dengelerini bozabilirsiniz. Bu yük ödül veya ceza olabilir; fark etmez.”

Bütün oyunlardan elde edilen paraların isim hakkı olarak % si Amerika ve Avrupa’ya gidiyor. Bu da işin bir başka kayıp yönüdür.

 

KUMAR VE KUMAR SAYILAN OYUNLAR

 

Kumar, bir şey kazandıran veya kaybettiren oyuna denir. Bu kayıp maddi de olabilir, manevi de olabilir.

Kumarda emek yoktur, alın teri yoktur. Şans ve tesadüf vardır.

Allah: “Birbirinizin malını haksız sebeplerle yemeyin” buyurmuş ve kumarı şeytan işi pislik olarak nitelendirip, puta tapmakla bir tutmuştur.

İslam’da kumar haramdır. Kumara götüren yollar ve oyunlarda haramdır.

Bugün ülkemiz ve insanımız üzerinde ahlakımıza ve inancımıza yönelik her kötülüğün, her sinsi planın arkasında mutlaka bir düşman eli vardır.

Bu nedenle dünya genelinde israfta oyunda dünya birincisi, kumarda dünya ikincisi, alkol tüketiminde dünya üçüncüsü, sigara tüketiminde dünya dördüncüsüyüz. Uyuşturucuda da rekora doğru gidiyoruz.

(29.11.1996 Yeni Şafak): Turizm Bakanı “ Kumarda çok ilerledik” dedi. “Türkiye’deki kumarhanelerin sayısının birçok gelişmiş ülkeden fazla olduğunu söyledi. Dünyanın hiçbir yerinde Türkiye’deki gibi kumarhane bulunmadığını belirtti. Herkesin evine giderken uğrayabileceği kumarhane örneği, dünyanın hiçbir ülkesinde yok” dedi.

Türkiye de kumar basit oyunlarla başlatılıyor, filmlerde, dizilerde özendiriliyor, evlerde ana babalar kötü örnek oluyor, bizzat devlet kumara teşvik ediyor ve kumar oynatıyor.

Ne yazık ki, milli oyunlar ve dinimizin teşvik ettiği oyunlar unutturulmuştur. Vakti israf eden, enerji israfına neden olan, ahlaki konularda yıkım yapan insanımızı görev ve sorumluluklarından alıkoyan oyun ve eğlence şekilleri geliştirilmiştir.

Kumar, devletin politikası haline gelmiştir. Millileştirilmiştir. Kumara gelir kaynağı gözü ile bakılmaktadır.

Bir çok insan da kumarla yatıyor, kumarla kalkıyor. Kumar ümit kapısı, hayal kapısı olmuştur.

İlim adamlarımız, maddi ve manevi zararlarını açıklıyor, endişelerini bildiriyor, yaptığı yıkımı, tahribatı anlatıyor ama fayda vermiyor.

Bazı Müslüman olduğundan asla şüphe etmediğimiz kardeşlerimizin evinde, işyerinde kumar aletleri bulunuyor, oyunlar oynuyor.

Loto, piyango insanlarımızı çıldırtıyor. Her şeyi unutturuyor.

 

BİLARDO

 

İddia edildiği gibi bilardonun sportif yönü yoktur. Vücudun gelişiminde insanın bilgi, beceri edinmesinde bir katkısı yoktur. Saatlerce elde sopa, masanın etrafında stres yapan vuruşlar, işte bilardo bu değil mi?

Kapalı, havasız yerlerde sigara dumanlarının arasında,

Zaman ve enerji kaybederek,

Görevleri aksatarak, insanların elde edebileceği herhangi bir şey olamaz.

Hele çayına, kahvesine veya meşrubatına oynanırsa tamamen haramdır. Çünkü bahis olan şey kumardır.

 

BORSA

 

Meşru iş yapan, üretim yapan yerlerde ortaklık meşrudur. Meşru iş yapılmıyorsa, ortaklık ta meşru değil, kazanılan da meşru değildir. Yapılan iş bilinmiyorsa gene meşru değildir.

İslam’da görmeden yapılan alışveriş batıldır.

Bugün borsada açıklık yoktur. Arka planda nelerin olduğunu kimse bilmiyor. Çoğu zaman işler gerçekçi olmuyor, aldatıcı oluyor. Kar dağıtımı aldatıcı oluyor.

Borsa, suni dalgalanmalara açık, daha çok vurgunculara fırsat vermektedir.

Bu haliyle hisse senetlerinin menkul kıymetler borsasından alım satımını caiz gören bir fetva makamı yoktur.

Bazılarına bakıyoruz akşam sabah borsa, işini çalışmasını bırakıp borsa ile uğraşıyor.

Ortada mağdur olan çok. Çünkü borsa kumar gibidir.

Bugün iki türlü üretim var. Helal, Haram. Diyelim ki çimento üretilen kuruluş var, alkol üreten yerler var,

Ayrıca falancanın borsa ile uğraşması, borsayı meşrulaştırmaz. Kimse birilerini örnek alarak günaha girmesin.

 

GÜREŞ KUMAR MIDIR?

 

Güreşte galip gelen, konulan ödülü alabilir. Ne zaman alabilir:

Yenilen bir şey kaybetmiyorsa, bahis yoksa,

Ödülü üçüncü şahıs koyuyor ve bu yüzden menfaat sağlamıyorsa,

Bir taraf ödül koyup: “Kazanırsan senin, ben kazanırsam senden bir şey istemiyorum” derse ve karşı taraf kazanırsa bu ona helaldir.

Hayvan dövüşlerinde ve yarışmalarında bahisler kumardır.

 

GAZETELERİN KUPON KARŞILIĞI VERDİĞİ ŞEYLER

 

Burada mağdur olan, kaybeden, hakkı gasp olunan yoktur. Verilen para gazeteye verilmektedir. Verilen de herkese veriliyor.

Yalnız gazete uygun bir gazete olmalıdır; yıkıcı, müstehcen bir gazete olmamalıdır.

Bazı satış yerlerinin kur’a ile verdiği de helaldir. Çünkü müşteriler ortaya para koymuyor. Bunun için ödeme yapmıyor.

Bilgi yarışmalarında ortaya konan ödül de helaldir. Çünkü; bahis yok, mağdur olan yok. Bilginin karşılığıdır.

Altın günü, döviz günü diye çekilişlerde kaybeden yoktur. Bu dayanışmadır, yardımlaşmadır. Herkesin aldığı miktar aynı olmak kaydıyla. TL olursa, değer kaybı oluyor. O zaman hak geçer.

 

SİGORTA

 

Sigorta bazı kimselerin yararına gibi görünse de binlerce insandan toplanan paralarla güzel sömürü ortaya çıkıyor.

Sigortanın gayesi kar etmektir. Paraları toplayıp bankalara yatırmaktır.

Yardımlaşma değildir. Çünkü uygulama adil değil. Paralar toplanıyor, birileri bazı yollarla alıp götürüyor. Kaza yapmayanın ödediği geri dönmüyor. Bu haliyle kumar gibidir denmiştir.

Nisa Suresi 29. ayette: “Mallarınızı aranızda haksız yere yemeyin” buyruluyor.

Sigortayı bazı yönleriyle faize benzetenler vardır. Nedeni de herhangi bir durumda daha fazla alma arzusunun oluşudur.

Yapılan sözleşmede önceden bilinmeyen zararı ödemeyi vaad vardır. Bu da yanlıştır. Bazen hileli kaza ve yangınlar olmaktadır. Bunda da hak ve hukuk vardır.

–          Caiz olan, mecburi olan resmi sigortadır.

–          Kaza yapmayana geri ödeme varsa veya gelecek yıla aktarılıyorsa caiz.

–          Sigorta faize bulaşmıyorsa, paraları faize yatırmıyorsa yani faiz muamelesine bulaşmıyorsa, caizdir.

Özel hayat, yangın, kaza sigortaları hepsi aynıdır.

Sonuç olarak; mahsurlar giderilir yardımlaşma ve dayanışma haline getirilirse, haksızlıklar, aldatma ve aldanmalar önlenirse, kazaya uğrayanla uğramayan aynı muameleyi görmezse, sigorta caiz olur.

 

OYUN OYNANAN KAHVEHANEYE GİDİLİR Mİ, ORADA YENİLİR İÇİLİR Mİ?

 

Kahvehaneler eskiden sadece çay, kahve içilen ve okuma yerleri idi. Kıraat hane denirdi. Şimdi kumarhane, tembelhane olmuştur. Eskisi gibi sohbet yerleri değildir artık.

Bir yerde kumar veya kumara götüren oyunlar oynanıyorsa, oraya gidilip oturulmaz, çay içilmez.

Cenab-ı Allah Kur’an’da: “Doğrularla beraber olun” diyor. Kumar oynanan, içki içilen yerlere gidilmeyeceğine dair Hz. Peygamber’in tembihleri var. İslam alimlerimiz, günah ortamlarında, günah işleyenlerle olmayın demiştir.

İ. Gazali: “Bir yerde kötülük bulunursa, onu yok etmek, önlemek mümkün olmadığı taktirde oraya gidilmez, orada hazır bulunana Allah’ın laneti iner” demiştir. (İhya 2/395)

Kahvehanede oyun oynayanlar da seyredilmez. Aynı günaha iştiraktir. Oynayanların ikramı çay da içilmez.

Belki kısa süre biri ile orada buluşulup konuşulabilir. Veya birinin olup olmadığına bakılabilir.

Kahvede çayına da olsa oynanan oyun kumardır. O çay helal değildir.

Kahvehanedeki oyunlar, işten, ibadetten, faydalı çalışmalardan alıkoymaktadır.

“Parasına veya çayına oynamıyoruz, ne var bunda” diyenler olur. Buna Prof. Dr. Mahmud Esat Coşan Hoca efendi şöyle cevap veriyor:

– “Parasına olunca kumar oluyor, parasına olmayınca da vakit öldürme oluyor. Mecbur olmadıkça bu gibi yerlerde bulunmamak gerekir.” (Güncel meseleler 1/274)

Bazılarına göre “ kahveye ancak tebliğ maksadı ile gidilebilir” demişlerdir.

Hz. Peygamber: “Yollar üzerinde oturmayın” deyince “Biz oralarda oturmuyoruz, konuşuyoruz” denmiş. Peygamber de: “Öyleyse yolun hakkını verin, gözünüzü haramdan sakındırın, selamı alın, iyiliği emredin, kötülükten sakındırın” buyurmuştur.

Kahvehaneler vakit öldürülen, kumar alışkanlığının kazanıldığı yerlerdir. Çoluk çocuk terk edilerek kahvelerde vakit geçirmek ciddi insan işi değildir.

Mehmet Akif:

“Ne var şu kahvede bilmem ki, sığmıyorsun eve?

Gelin de bir bakın…buyurun işte bir kahve.

Şu gördüğün yer için her ne söylersen caiz,

Ahırla farkı; o yemliklidir, bu yemliksiz” diyor.

Mehmet Amca zaman zaman Peygamber sohbetine katılma şerefine nail olan bir kimsedir.

Bir gün kahvede birileri ile konuşma mecburiyetinde kalır. O gece rüyasında peygamber onu kabul etmez. Kapıyı açar açmaz ona: “Kapıyı kapat, çık!” der. Üzüntüsünden uyanır, uyuyamaz. Sabah namazına gider gelir. Evinin kapısını çalar, kapıyı açan hanımı, akşamdan üzerine sinmiş olan sigara kokusu için “Aman ne pis kokuyor” deyince, reddedilişinin sebebini anlar. Akşam kahveye gitmiş, oyun seyretmiştir.

 

SONUÇ

 

Kumar, büyük günahlardandır. Çünkü kumar insanlığın yüz karasıdır. Kumar, sadece oynayanlar arasında kalmaz. Bir çok insanı etkiler ve bir çok kötülüğü de beraberinde getirir. Maddi manevi yıkıma neden olur. Hiç kimseyi güldürmez, nice nice ocaklar söndürür.

Oynayanları strese sokar, sağlıklarını bozar.

Analar, babalar gençleri korumalıdır. Kumara götüren oyunlardan uzak tutmalıdır. Kumarın kötülüklerini anlatmalıdır. Evde kumar aleti; taş, kağıt, zar, tavla, satranç bulundurmamalıdır. Piyango bileti almamalı, şaka da olsa lades bile tutmamalıdır. Vakit geçirmek için tombala oynamamalıdır.

Şu da önemli; kumar oynayanları ve kumar yüzünden yıkılan yuvaları, kötü örnekler olarak göstermelidir.

Her türlü kötülükten korumak için çocuklarımıza ve gençlerimize din eğitimi verilmelidir. Güzel ahlak ve iyi alışkanlıklar kazandırılmalıdır. Bilhassa namaz kılma alışkanlığı kazandırılmalıdır. Çünkü “Namaz kötülüklerden alıkoyar” diyor Allah.

Çok iyi bilinmelidir ki, maneviyatını kaybetmiş insanı, aileyi ve toplumu ayakta tutmak mümkün değildir.

Unutmayalım, haramdan rızık olmaz. Haram yaramaz. Haram mutlu etmez. Haram yiyenin, yedirenin, günah ve haram sayılan işlerle meşgul olanların duası da kabul olmaz, ibadeti de kabul olmaz.

Kumar oynayan, oynatan, evinde, işyerinde, satranç, tavla, tombala, zar, kağıt bulunduran, loto toto oynayan, piyango bileti alan, borsa ile yatıp kalkan kardeşlerim, kumardan vazgeçin.

Bakın sizi yaratan, yaşatan, öldürecek, sonra diriltip hesap soracak olan Allah’ınız ne diyor:

“Ey Müslümanlar ! alkol, kumar, dikili taşlar, fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir. Bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.

“Şeytan, içki ve kumar yolu ile aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. “Artık bunlardan vazgeçtiniz değil mi?” evet “Artık vazgeçtiniz değil mi?” (Maida : 90-91)

 


Bu yazıyı 3.669 kişi okudu.

Araştırmacı Yazar
Mustafa ÖSELMİŞ