KUR’AN ALLAH KELAMIDIR DOKUNULAMAZ

Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki, İslam ve Müslüman düşmanları can damarımız olan Kur’an ve sünnete saldırıyorlar.

Düşmanlığın her çeşidini denediler. Gördüler ki Müslüman Türkler Kur’an’a ve sünnete bağlı olduğu için yenemeyecekler. Onun için Kur’an’a ve sünnete yöneldiler.

Şeflik döneminde Kur’an dili yasaklanmış, Kur’an öğrenen, öğreten cezalandırılmış, Kur’anlar toplatılmış, depolarda çürümüş veya yakılmış, hatta kese kağıdı yapılmıştır.

Terör beslendi, desteklendi. İslam Kur’an hedef gösterildi. Camiler yakıldı, Kur’an’lar parçalanıp yerlere atıldı. Kur’anlar silahla tarandı.

-Yavuz Sultan Selim’im Mısır seferinden sonra Topkapı Sarayında başlatılan 40 hafız tarafından aralıksız gece gündüz okunan Kur’an 406 yıl sonra susturuldu. Ancak 1996 yılında Kültür Bakanı İsmail Kahraman 12 hafızla bu güzel hizmeti yeniden başlattı. Allah ondan razı olsun.

Üç partinin koalisyon kurduğu ilk icraatlardan biri Kur’an kurslarının ve İmam Hatip okullarının önü kesildi. İlahiyat Fakültelerine kontenjan verilmedi. Van İlahiyat Fakültesine bir tek öğrenci alınmıştı. Üniversiteye gitmemesi için İmam Hatip Okulları meslek okulu diye puan verilmedi. Kesintisiz eğitim bitince hafızlık 3 kat arttı. İ.H. okulları açıldı. Hepsi de ağzına kadar doldu.

Hafızlar ve İ.H. Okulu öğrencileri b u milletin teminatıdır.

Öyle zamanlar oldu ki, adeta Allah’a savaş açıldı. Küçük çocukların yaz Kur’an kurslarına gitmeleri engellendi. Yeni nesil camiden soğutuldu.

Bazı kimseler bazı iddialarla ortaya çıktı. Bunlar ne dediler? Bir göz atalım:

-Bize Kur’an yeter. Hadislere gerek yoktur. Bunlar Kur’an aşığı, saygı duyan kimseler değildi. Kur’an okumayan Kur’an bilmeyen kimselerdi. Gayeleri Müslümanları sünnetten, dolayısıyla Peygamberden koparmak Müslümanları başsız bırakmaktı. Müslümanları farklı inanç ve düşüncelerle bölmekti.

-Kur’an Müslümanlığı dediler, peygamberi yok saydılar. Peygamber (as) olmadan O’nun hadisleri, sünneti bir tarafa bırakılarak Kur’an-ı anlaşılamaz ve yaşanmaz hale getirmek istediler.

Sünnetler Kur’an’ın açıklamasıdır. Emir ve yasakların ne kadar, ne zaman, nasıl olacağını açıklar. Diyelim ki Kur’an “namaz kıl” der. Bunun ne zaman, ne kadar, nasıl kılınacağını Peygamber (a.s.) bildirmiştir.

-Türkleri İslam’dan, Kur’an’dan ayırmak ve soğutmak için:

Kur’an’ın muhatabı araplardır. Peygamberler araplara gönderilmiştir. Kur’an’ın dili Arapçadır, dediler.

Hz. Peygamber Rasül üs-Sekaleyndir. İnsan ve cinin peygamberidir. Bütün insanlığa ahir zaman peygamberi olarak gönderilmiştir.

Kur’an son kitaptır. Bütün insanlara hitap eder. “Ey insanlar!” der. Kur’an’ın kıyamete kadar hükmü geçerlidir.

-Kur’an-ı Hz. Muhammed yazdı dediler. Peygamber (as) ümmidir. Hiçbir okula gitmemiş, kimseden ders almamıştır. O’nun hocası Cenab-ı Allah’tır.

Kur’an Allah kelamıdır. Kur’an ayetleri indikçe Arap şairleri şiirlerini Kâbe duvarlarından gizlice indirirlerdi. Bu şiirler seçilmiş şiirlerdi. Muallakat-ı seba (yedi askılı şiir) denirdi.

Arap edebiyatının çok ileri olduğu zaman Kur’an, eşi benzeri olan ayetler gibi şeyler getirin diye meydan okuyordu.

-Bir sapık “Kitaptan ne zaman kurtulacağız” diyordu. Kur’an’a uyulmasından rahatsız olduğunu ifade ediyordu. Onun istediği üç dinin, üç kitabın birleştirilmesi idi.

Kur’an’da yasak haram olan şey Müslümanın diyen herkese, her zaman, her yerde haramdır. Kimseye yalan mübah değildir. Zina helal değildir. Hırsızlık caiz değildir. İçki, namaz Kur’an bize ne diyorsa mesele odur.

Kur’an;

-Kafirleri dost edinme,

-Kafirleri sırdaş edinme,

-Kafirlerle oturup kalkma,

-Kafir diyarından hicret et,

-Doğrularla beraber ol.

Peygamber (as) günahkarların, inkarcıların helak olduğu yerlerde eğlenmemiş, oralardan hızlıca geçmiştir.

-Birileri de “Kur’an tefsiri tercümesi okumak küfürdür” diyordu. Birileri de:

– Kur’an-ı arapça okumanın ne faydası var diyor, anlamadan Kur’an okunmaz, faydasız olduğunu söylüyordu.

Kur’an mucizedir. Okuyana şifa verir, onu rahatlatır. Diğer insanlardan farklı kılar. Kur’an okuyanları yüceltir.

Bu güne kadar Osman Gazi’den bu yana bu aziz milleti Kur’an ayakta tutmuştur.

-Ölülere Kur’an okumak fayda vermez dediler. Kur’an ölüye de diriye de fayda verir. Peygamber (as) “ölmüşlerimize Kur’an okumamızı, Fatiha, İhlas ve Yasin okumamızı tavsiye etmiş, kabir azapları hafifler” buyurmuştur.

Böyle demekle ölüleri de Kur’an’ın fayda vermesinden alıkoymak istemektedirler. Bunlar nasipsiz kimselerdir. Kendileri istifade edemedikleri gibi başkaları da sevaptan mahrum etmek istemektedirler.

Bize mezar taşlarındaki “Fatiha” ne söyler?

-Bir de İncili de, Tevrat’ı da, Zebur’u da ve Kur’an-ı da Allah indirdi. Onlara da uyulabilir diyen itikatı bozuk kimseler oldu.

Bugünkü İncil dört tanedir. Matta, Markos, Luka, Yuhanna adlarındaki papazlar yazmıştır.

Tevrat Azra isimli haham tarafından yazılmıştır.

İsa peygamberlerden, Musa Peygamberlerden günümüze kadar gelen bir emanet yoktur. Bunlar Peygamberlerinin mezarlarını bile bilmez.

Kur’an kendinden önceki kitapların hükmünü kaldırmıştır. Kur’an’da:

-“Allah yanında tek din İslam’dır. İslam’dan başka din arayanın dini kabul değildir” buyrulur.

-Son zamanlarda Kur’an-ı istismar edenler Kur’an’la, Allah’la, Peygamberle Müslümanları aldatanlar çıkmıştır.

Kur’an’daki emirleri tutmayabilir, haramları çiğneyebilirsiniz denmiştir. (mesela namaz kılmayabilirsiniz, zina edebilirsiniz gibi)

Kur’an’da: “Allah kullarına şah damarından daha yakın olduğu” bildirilmiştir. Bu ayet beyefendinin müritlerine şah damarından daha yakındır olarak ifade edilmiştir.

Kur’an’daki bazı Fetih kelimesi gibi kelimeler kişiye ait olarak açıklanmıştır. Kur’an-ı kendi çıkarları için kullanmışlardır.

Gençlere tercüme okutmamışlar küfür olduğunu söylemişlerdir. Yurtlarında kalan üniversiteli kızlarımıza meal vermiştim. Ona “bunu okuma, bunu senin başınsa paralarım” denmiştir.

Hangi tercüme okunacakmış?

Suat Yıldırım’ın İncil, Tevrat’tan alıntılarla yapılan tercüme okunacakmış.

Bu tercümeye Allah razı olmadı. İçinde birçok hata çıktı. Tepkiler sonunda özür diledi. Şimdi var mı piyasada bir tane?

Pensilvanyadaki zat, biri Salihli’de diğeri Bornova’da olmak üzere iki defa kürsüden “Bu kitaba uymuyor musunuz? “ diyerek cemaatin üzerine Kur’an-ı fırlatıp atmıştır. Geçen gün “Kitaptan ne zaman kurtulacağız?” demiştir.

Kur’an-ı ayaklar altında çiğneyen haçlılar için “Haçlıların ülkemizi işgal etmeleri o kadar kötü bir şey değildir. Onların kırmızı çizgileri vardır. Hanımınıza, kızınıza dokunmazlar” demiştir.

Bir Ramazan’da promosyon olarak verilen 30 Kur’an CD sinde tahrifat yapılmış, birçok ayet yanlış telaffuz edilmiştir.

Kur’an’daki “Bilmiyorsanız bilenlere sorun ayeti, Tevrat, İncil alimlerine sorun şeklinde açıklanmıştır. (Nahl: 43. Ayet Elmalı Tefsiri sadeleştirilirken)

Başta Hıristiyanlığa hizmet edeceğine dair yemin ederek ABD’ye sığınmıştır. (9-10-2016 Vatan Gazetesi)

Ezanda “Muhammeden Resulullah” kaldırılmıştır. Bir yandan iman, ibadet ehli, Allah’la, Kur’an’la, Peygamberle aldatılmıştır.

Hiçbir zaman milli bir siyasi düşüncenin yanında olmamıştır. İttifak kurulunca ihtilaf denmiştir.

Hiçbir Müslüman cemaat, kardeş bilinmemiş hep haçlılarla, siyonistlerle, teröristlerle olunmuştur.

Hani Kur’an, “Müslümanlar kardeştir” diyordu. Allah Resulü İslam kardeşliğini emrediyordu.

Yorumu size bırakıyorum. Ve herkesi düşünmeye davet ediyorum. Bin yıldan beri yarı insanımızı şehit verdik. Niçin? Vatanı ve Kur’an-ı çiğnetmemek için. Misyonerler gibi kimseyi aldatmadık. Siyonistler gibi kimseye yalan söylemedik. İnancımız gereği dosdoğru olduk. Onun için ALLAH bizimle oldu.

Kur’an Allah kelamıdır. Müdahale edilemez.

Geçmişte adamın biri Tevrat adlı kitap yazmış, pazarda onu satmış para kazanmış. Bir de İncil adlı kitap yazmış onu da satmış para kazanmış. Demiş ki bir de Kur’an yazayım. Bir şeyler uydurmuş katiyen satamamış. Bakan: “Bu Kur’an değil “ deyip tepki göstermiş.

Bugün yeryüzünde ne kadar Kur’an varsa hiçbiri diğerinden farklı değildir. Hepsi Allah Rasulüne vahy olunduğu gibidir.

Kur’an’a nazire yapanlar, yazdıklarını kendileri yok etmiştir.

Kur’an bugüne kadar değişmemiş ve bundan sonra da değişmeyecektir. Çünkü Kur’an’da Cenab-ı Allah şöyle diyor:

-“ Kur’an-ı değiştirecek yoktur.” (Kehf: 27)

-“O Kur’an korunmuş bir kitaptır.” (Vakıa: 78)

-“O Kur’an-ı geçersiz kılabilecek bir güç yoktur.” (Fussılat: 42

-“Gücünüz yetiyorsa, onun benzerini getirin.” (İsra: 88 + Hud: 13 + Bakara: 23)

-“Onu biz indirdik, elbette biz koruyacağız.” (Hıcır: 99

Anladınız mı şimdi. Kur’an hiç değişmeden bugüne kadar nasıl gelmiştir.

Onun koruyucusu Allah’tır.

Kur’an’a saygısızlık edenler, el uzatanlar, dil uzatanlar hepsi Allah’ın tokadını yemiştir.

Şairin dediği gibi;

Allah tokadının sedası yoktur,

Vurduğu zaman devası yoktur.

Kur’an mucizedir.

Kur’an Peygamber (as)’ın en büyük mucizesidir. İnince Arap şairlerini aciz bırakmıştır. Bugüne kadar hiçbir değişikliğe uğramamıştır. Gelişen ilim, icatlar, keşifler Kur’an-ı susturamamıştır. Kur’an’a ters düşmemiştir.

Kur’an ölüye de diriye de şifadır.

Kur’an okuyanı, uyanı farklı kılar. Hz. Ömer ne demişti? “Eşeğim Müslüman olsa ben Müslüman olmam.” Ne oldu Kur’an ayetlerini görünce Müslüman oldu.

Bugün Kur’an-ı inceleyen ilim adamları, müzisyenler ve kim olursa Müslüman oluyor.

Kur’an bunu söylüyor:

-“Arınmak isteyenler için yol göstericidir.” (Bakara: 2)

-“Gönüllerdeki sıkıntıya Kur’an şifadır.” (Yunus: 57)

-“ Kur’an mü’minler için şifa ve rahmettir.” (İsra: 82)

-“ Kur’an doğru yolu gösteren kılavuz ve şifadır.” (Fursılat: 44)

Kur’an okuyanların imanını arttırır. Ona huzur ve rahatlık verir. Kur’an kendisine uyanlara şefaat eder.

Kur’an stres gibi çağın hastalıklarına çaredir. Kur’an okuyan ezberleyen bunamaz. Her Müslüman Kur’an’a sahip çıkmalıdır.

Dünyada kutsal kitabını okumayan bir başka millet yoktur. Altın yaldızlı Kur’an alıp duvara asmak Müslümanlık değildir.

Osman Gazi duvardaki asılı Kur’an-ı görünce saygısından sabaha kadar başını yastığa koymamıştır. Allah’ta ona 6 asır sürecek kıtalara hükmedecek imparatorluk nasip etmiştir.

Peygamber (as) “Kur’an kendisine uyanları yükseltir. Uymayanları alçaltır.” Buyurmuştur. (Riyaz’us-Salihın 2/341)

Yasak dönemlerde bile bu millet samanlıklarda, darı tarlalarında Kur’an’dan vazgeçmemiştir. Bizden öncekiler ve dış ülkelerde uzun zaman Kur’an hasreti çekilmiştir.

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Kırım’a gittiğinde bir köye misafir olur. Ev sahibi kahvaltı hazırlarken pencereden kalabalığı görürler. Mehmet Görmez hocamız:

-Bunlar kim? Niye toplanmışlar? Diye sorar.

Ev Sahibi:

-Sizin geldiğinizi ve yanınızda Kur’an getirdiğinizi duymuşlar, Kur’an-ı görmek ve öpmek için toplanmışlar.” Cevabını vermiştir.

Allah’a şükürler olsun. Bu millet kendini Allah’a, İslam’a ve Kur’an’a adamış bir millettir.

Rabbim bu milleti Kur’an’sız, ezansız ve imansız bırakmasın.

Kur’an’a gönül vermeliyiz.

Cenab-ı Allah: “Kur’an’dan gafil olana şeytan musallat olur ve sapıtır.” Buyuruyor. (Zuhruf: 36)

Müslüman olan yabancılar: “Kur’an’da hayat buldum” diyor. Kur’an’a Hz. Ömer’in teslim olduğu gibi teslim olmalıyız.

Halimize bakın. Kur’an bize ne emrediyor? Bize nasıl hitap ediyor? Biz ne anlıyoruz ve nasıl uyguluyoruz?

Kur’an’da hayat buldum, Kur’an’la dirildim diyen yabancıları değiştirir.

Kur’an cahiliye insanı gökteki yıldızlar seviyesine yükseltti. Asrı saadet yaşattı. Kur’an beni arkadaşlarımdan onların yaptıklarından alıkoyup beni de farklı kıldı.

Bir Türk genci Alman kızla evlenir. Ve Müslüman olmasını şart koşar. Kız İslam’ı inceler, Kur’an’a bakar. Müslüman olur. Tam tesettüre girer, namazını kılar. Türkiye’ye gelirler. Kayınvalide gelinine bakar, kendine ve iki kızına bakar şöyle der:

-“Kendim ve iki kızıma bakıp, bir de sana bakınca utanıyorum. Biz Müslümanız diyoruz, sen İslam’ı yaşıyorsun.” Diyerek ağlıyor.

Müslüman mıyız? “Evet” Peki:

-Evde Kur’an var mı? Kur’an’ın açıklaması var mı? Cevap yok. Ama evde her türlü lüks eşya var. Hatta lüzumsuz birçok eşya var.

-Peki Kur’an-ı okumasını biliyor musun? Eşin, çocukların biliyor mu? Evinde Kur’an okunuyor mu?

Kutsal kitabını okumayan tek milletiz. Bazılarımız altın yaldızlı Kur’an alıyor duvara asıyor. Ama okuyan yok.

-Peki Kur’an bize ne diyor? Ne emrediyor? Kur’an’la amel ediyor musun?

-Cevap yok.

Peygamber (as) “En hayırlınız, Kur’an-ı öğrenen ve öğreteninizdir.” (Riyaz’üs-Salihın)

-“Kalbinde Kur’an’dan bir şey olmayan harap bir ev gibidir.” (Tirmizi)

-“ Kur’an okuyun. Çünkü kıyamet günü okuyan ve onunla amel edenlere Kur’an şefaatçi olacaktır.” (Müslim Misafirin: 252)

Hiç unutmam namazdan sonra caminin önünde halimi sordular:

-Biraz rahatsızım dedim.

Halkın meczup olarak bildiği biri bana:

-Kur’an-ı az mı okuyorsun? Diye sordu. Çünkü Allah: “Kur’an’dan yüz çevirenin sıkıntılı bir hayatı olur.” (Taha: 124) buyuruyor.

Şimdi moda, yabancı yazarların kalın olan kitaplarının hamallığını yapmak. Okumasa da masada duruyor. Okumasa da yolda, arabada, kucağında duruyor. Bir tek İslami kitap okumuyorlar.

İnsan yediğinden ve okuduğundan ibarettir. Onun için şeklimiz hayat tarzımız ve düşünce tarzımız yabancılaştı. Benliğimizi ve kimliğimizi kaybettik.

Millet olarak ayakta durmak, Cenab-ı Allah’ın yardımını görmek için Kur’an öğrenimine önem vermeliyiz. Kur’an-ı bir hayat gibi yaşamalıyız. Daha da önemlisi hafız yetiştirmeliyiz.

Peygamber (as) şöyle buyuruyor:

-“Kim ki Kur’an-ı okur, O’nunla amel ederse Kıyamet gününde ana babasına taç giydirilir.” (Ebu Davut. Salat: 349)

Bir programda canlı yayında bir teyzemiz Babadağ’dan katıldı, şöyle anlattı:

Torunum dünyaya gelmeden babası vefat etti. Torunumu Kur’an Kursuna verdim, hafız oldu. Torunum babasının fotoğrafını görmüştü. Hafızlık diplomasını aldığı akşamı bir rüya görüyor. Babası çok sevinçli, kızının boynuna sarılıyor, onu öpüyor: “Sıkıntıdaydım, beni kurtardın” diyor.

Peygamberimiz diyor ki:

– Kur’an-ı ezberleyen ve O’na uyarak yaşayan, öldüğü zaman Cenab-ı Allah toprağa:

Onun vücudunu yememesini vahy eder.

Toprak der ki:

-Ya rabbi! Senin kelamın sinesinde iken ben onun vücudunu nasıl yerim? (Deylemi: 284/1112)

-Hafız olup Kur’an’la amel edeni toprak yemez.

-Hafızın 70 kişiye şefaat hakkı vardır.

-Hafız Allah yanında bazı meleklerden üstündür.

-Hafızlar Allah’ın has kullarıdır.

-Hafız olup, hafızlığın hakkını verenleri inanıyorum Allah merhametiyle muamele eder.

Hafız olanın dikkatli olması günahlardan korunması ve hafızlığını unutmaması lazımdır.

Bu konuda Peygamberimiz (AS) şöyle diyor:

-“Kur’an-ı öğrenip de unutan kimse kıyamet günü Allah’ın huzuruna eli boş ve hayırdan mahrum olarak çıkar.” (E-bû Davut, Vitin: 1474)

Bir dinleyicim söyle anlatmıştı:

-Bir komşumuz var, ailecek namaz kılarlar. Gece teheccüte kalkarlardı. Çocukları hafızlığa çalışırdı. Faize bulaştılar. Gece kalkmaz oldular. Çocukları hafızlığı bıraktı.

Günah ve hataya bulaşınca manevi olan hayırlı işler zarar görür.

Bir de Kur’an okumayı, hafızlığı geçim kaynağı yapmamak gerekir. Yani para ile hatim, Yasin okumak caiz değildir.

Kur’an’da Cenab-ı Allah uyarıyor:

-“Ayetlerimi az bir paha ile satmayın.” (Bakara: 41)

-“Allah’ın indirdiği kitaptan bir şeyi gizleyip onu az bir paha ile değişenler yok mu? İşte onların yiyip de karınlarına doldurdukları ateşten başka bir şey değildir. Kıyamet günü Allah ne kendileriyle konuşur ve ne de onları temize çıkarır. Orada onlar için can yakıcı bir azap vardır. (Bakara: 174)

Sonuç Olarak:

– Kur’an Allah kelamıdır.

– Kur’an, yemin kitabı, şifre kitabı değildir. Gazel okur gibi okunmaz.

– Kur’an öğretilmiyor, kızların çeyizine konuyor.

– İlk Allah’ın emri (Oku!) dur.

– Kur’an okuyup amel etmemiz için indirilmiştir.

-Müslümanın imandan sonra ilk vazifesi Kur’an öğrenmek ve o’na uymaktır.


Bu yazıyı 11 kişi okudu.

Paylaş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.