Kur’an-ı Kerim

Kur’an, Yüce Allah  tarafından Cebrail aracılığı ile Muhammet (s.a.) ‘a Arapça olarak indirilen son kutsal kitaptır.

Cenab-ı Allah, kullarının hem dünyada hem de ahirette iki cihan Saadetine kavuşmaları için peygamberler göndermiş, onlara da vahiy yolu ile kitablar göndermiştir. Bu kitabların sonuncusu da  Kur’an’ı Kerim dir.

Kur’an, Allah’ın  vahyettiği son kutsal mesajlardır. İhtiyaca göre, 23 yılda vahyolunmuştur. 6666 Ayet, 30 cüz, 114 sûredir.

Hz. Peygamberin en büyük mucizesidir. Lafzı ile de manası ilede mûcizedir.

Kur’an, insanlara mutluluk yolunu gösteren yüce Allah’ın talimatıdır.

Kur’an, İslâm dininin esasıdır. Müslümanlar için  faziletin kaynağıdır. Hasta gönüllere reçetedir.

Yerli olsun yabancı olsun gerçek ilim sahipleri  Kur’an’a  hayranlıklarını her zaman dile getirmişler, eşsiz kitap olduğunu ifade etmişlerdir.

Kur’an çağların gerisinde kalmamış, aksine çağları ardından sürüklemiştir.

Her gün gelişen ilim karşısında  Kur’an’ın sesi kısılmamış, aksine daha iyi anlaşılmasına neden olmuştur. İlim, kıyamete kadar Kur’an’ı yalanlayamayacak  asla ilimle Kur’an birbirine ters düşmeyecektir. Gün geçtikçe İslâm yayılacak, Kur’an gönülleri fethedecektir. Tıpkı; “Eşeğim mûslüman olsa ben müslüman olmam”diyen Ömer’in gönlünü fethettiği gibi Kur’an, bütün insanlığın gönlünü fethedecektir. Çünkü Cenab-ı Allah onu bütün insanlığa göndermiştir. “O hakkı batıldan ayıran kitaptır”(Bakara:185)

Senin kitabın Kur’an, benim kitabım Kur’an, bütün insanlığın kitabı Kur’an’dır. İnsanlığın Kur’an’ı iyi anlaması, Kur’an’la ilişkilerini, sağlam bilgilere dayandırması lazımdır.

Hepimiz Kur’an’a muhtacız. Onun için Kur’an’ı iyi tanımalıyız.

Bu bölümde konumuz Kur’an-ı Kerim. Sizlere kutsal kitabımız Kur’an’la ilgili bilgiler vermeye çalışacağım. Bu konuda çok büyük eksikliklerimizin olduğu kanaatindeyim.

Kur’an devrindeki şiir ve belagatı sıfırlamıştır. Kur’an’ı dinleyen şairler, şiirlerini Kabe duvarından kendi elleriyle indirmişlerdi.

Kur’an’ın, sizde bir süre meydana getirin daveti cevapsız kalmıştı. (Bakara:23)

Kur’an, bütün insanlığın kıyamete kadar muhtaç olduğu mucizeler kitabıdır. O, çağlar üstü bir kitaptır.

 

1.                 Kur’an-ı Kerim Şifa Kaynağıdır

 

Kur’an, hakla batılı ayıran bir kitaptır. Kur’an’a sarılan kurtulur. Çünkü Kur’an, beşeriyetin kurtuluş reçetesidir.

Kur’an, ruhlara gıda, mü’minlere şifadır. Doktorun verdiği reçeteyi uygulamayanın iyileşemeyeceği gibi, Allah’ın reçetesi olan Kur’an –ı  okumayan ve onunla amel etmeyen de, beşeri hastalıklardan korunamaz, kurtulamaz.

Cenab-ı Allah şöyle buyurur:”Kur’an bir öğüttür kalplerdeki hastalıklar için şifadır. İman edenler için hidayet ve rahmettir.” (yunus:57)

İsra sûresinin 82. ayetinde de : Kur’an’ın inananlar için şifa ve rahmet olduğu bildirilmiştir.

Hz.Peygamberin ifadesiyle : “İlaçların en hayırlısı Kur’an’dır.” (İ.Canan, K.Sidde 17/1054)

–         “Kur’an ve oruç, ikiside şefaat edecekler. Oruç diyecek ki; Ya Rabbi!, ben ona gündüz yiyip içmekten alıkoydum, benim ona şefaatimi kabul et. Kur’an da: Ya Rabbi!, ben onu gece uykusundan alıkoydum, benim ona şefaatimi kabul buyur.”(Müslüman Şahsiyeti:395)

–         “Kıyamet günü derece olarak Kur’an’dan daha üstün mertebede şefaat edici olmayacaktır.”(Age:397)

–         Kur’an, insanın hem dünyada hem de ahirette insanlığın hidayet rehberidir. Ona sarılan kurtulur.

Kur’an, ruhlara ışık tutan aydınlık kaynağıdır. Baştan sona hakikat nurudur.

Kur’an’da  :  “Allah onunla birçok kimseyi saptırır, bir çoklarını da doğru yola yöneltir…”(Bakara:26)

Yine bir başka âyet şu mealdedir: “ Biz Kur’an’dan öyle bir şey indiriyoruz ki o, mü’minler için şifa ve rahmettir, zâlimlerin ise yalnızca ziyânını arttırır.”(İsra:82)

Kur’an’a dil uzatanlar, Kur’an’ı hafife alanlar, Kur’an’a uymayanlar hep zarar görmüştür. Kur’an’a sarılanları da Allah hep mükafatlandırmıştır. Nuh’a, Lût’a  uyanların kurtulduğu, uymayanların helâk olup gittiği gibi.

Kur’an’ın hidayet kaynağı oluşu, her iyi ve faydalıyı emretmesindendir. Şifa olması da her türlü zararlıyı ve faydasızı yasaklamasındandır.

Kur’an hak yolunu gösterir. Kur’an’ın davetine uyanlara Kur’an şifa olur ve şefaat eder.

Allah Resulü: “Kur’an-ı okuyun. Zira Kur’an kendini okuyanlara kıyamet günü şefaatçi olacaktır.” buyurmuştur. (Müslim Müsafirin:252)

 

2.         Kur’an’ı Öğrenmek, Okumak ve Öğretmek

 

Kur’an okumak sünnet,  okunan Kur’an’ı dinlemek vaciptir. Hz.Peygamber :

1-     “Şüphesiz insanlardan Allah’a yakın olanlar vardır.” buyurunca  :

–         Kimdir Bunlar? denilir. Hz.Peygamber (as) :

–         Onlar Kur’an ehlidir ve Allah’ın has kullarıdır.” buyurur. (K.Sitte :16/513)

2-     “Evlerinizi Kur’an okuyarak nurlandırın.  Bir evde Kur’an okunduğunda, melekler hazır olur. Şeytanlar çekilir. Ev halkına genişlik hasıl olur, hayır çoğalır, şer azalır. Bir evde Kur’an okunmadığında orada şeytanlar hazır olur, melekler bulunmaz, ev halkına darlık gelir, hayır azalır, şer çoğalır. “ (Ramuz : 196/2)

3-     “ Kur’an’ı ya öğrenen, ya öğreten yada dinleyen ol. Bunların dışında kalma helâk olursun.”

4-     “Hafızasında Kur’an’dan hiç ezberi olmayan kişi, harap olmuş ev gibidir. “(K.Sitte : 2/139)

5-     “Kur’an okuyan müminin misali, portakal gibidir. Kokusu güzel tadı hoştur.”

Kur’an’ı  okumayan müminin misali, hurma gibidir tadı hoştur, kokusu yoktur.

Kur’an’ı okuyan facirin misali reyhan otu gibidir. Kokusu güzel, tadı acıdır.

Kur’an’ı okumayan facirin misali Ebu Cehil karpuzu gibidir. Kokusu yok, tadı acıdır.” (K.Sitte 2/139)

6-     “Kur’an’ı bilen bir kimse, Kur’an okumayı terk eder ve unutursa,  Kıyamet günü cüzzamlı olarak Allah’ın huzuruna çıkar. “ (K.Sitte 2/140)

7-     “Bir zat Hz.Peygamber’e :

–         Allah’ın en çok sevdiği amel hangisidir? diye sorar.

–         Konup göçendir” cevabını verir.

–         Konup göçen kimdir? diye sorulur.

–         Kur’an’ı baştan sona okuyan, bitince tekrar başlayandır. “ (Tırmizi: Kıraat : 4/2948) cevabını verir.

8-     “Kalbinde Kur’an’dan bir şey bulunmayan kişi, harap bir ev gibidir. “ (Tırmizi: 5/3079)

9-     “Ey Ebuzer! Senin evden çıkıp Allah’ın kitabından bir âyet öğrenmen, senin için yüz rekat (nafile) namaz kılmandan hayırlıdır.” (Kısitte: 16/514)

10-                   “Sizin hayırlınız Kur’an’ı öğrenen ve öğretendir. “ (Buhari Tecrid-ı Sarih 11/1775) buyurmuştur peygamber (as).

Bostan gülistan’da okumuştum:

Biri, gösteriş yaparak yalan yanlış Kur’an okurken, biri ona:

–         Sen ne yapıyorsun? Der. Oda :

–         Allah rızası için Kur’an okuyorum “ der. Bunun üzerine:

–         Sen Allah rızası için bu Kur’an’ı okuma” der.

11- Kur’an okurken güzel okumamız lâzım. Peygamber şöyle der: “Kur’an  okumakta yetenekli olan, Kerim ve muti meleklerle beraber olacaktır. Kur’an’ı kekeleyerek zorlukla okuyana, iki sevap vardır.” (K.Sitte 2/136)

12- “Kur’an okuyan hata ederse, melekler onu düzeltir.” (Ramuz: 57/13)

13- “Bir gurup Kur’an’ı okumak ve ders almak için bir araya gelecek olurlarsa onların üzerine Allah’ın rahmeti iner. Melekler kanatları ile onları kuşatır. Allah onları o topluluktan daha hayırlı topluluk içinde anar.” (K.Sitte 2/118)

14- Kur’an okumak, zikirden, duadan üstündür.Kutsi Hadiste: “ Kim Kur’an’la meşgul olurken bana dua ve zikretmeye fırsat bulamazsa ona dua eden, zikredenden daha fazlası verilir.” (Müslüman Şahsiyeti :368)

15- “Kalpler, su değen demir gibi paslanır “ buyuran peygambere:

–         Cilası nedir? Diye sorulur. O da:

–         Ölümü anmak, Kur’an  okumaktır.” (Age: 382) der.

16- Kur’an okuyanı Allah dinler, melekler dinler. Hz. Peygamber: “Kim Allah’la konuşmak isterse Kur’an okusun “ buyurur.

Kur’an’ı  okuyabilmek, Allah’ın kuluna bir lütfü, bir ihsanıdır. Kur’an okumasını bilenler bunun kıymetini bilsin okumaya, öğrenmeye başlayan da Allah’ın kendisini sevdiğini bilsin. Unutmayalım insanın güzel şeylerle uğraşabilmesi hidayet işidir. Aynı zamanda Allah’ın lütfüdür.

17- Hz. Peygamber(a.s.) : “Müminin niyeti amelinden hayırlıdır.”(K.Sitte:3/344)

Kur’an’ı okumasını bilenler, Kur’an’ı çokça okumalıdır.

Kur’an’ı okumasını az bilenler, güzel okuyabilmek için büyük gayret göstermelidir.

Kur’an’ı okumasını bilmeyenler, zaman kaybetmeden ev halkı ile beraber, bugünden tezi yok Kur’an öğrenmeye karar vermelidir.

Sakın Allah’ın huzuruna Kur’an cahili olarak çıkmayın. Bilmiyorsanız hemen öğrenin.

Çocuğunuz bilmiyorsa hemen öğretin. Öğretmezseniz öldükten sonra size bir şey okuyamaz. Çok beklersin hediye gönderemez.Bir de çocuğuna Kur’an öğretmezsen Allah yanında mesul olursun, görevini yapmamış olursun.

Bundan başka Kur’an okuyanlara okutanlara yardımcı olmalısın. Maddi manevi destek olmalısın ki Allah sana rahmet etsin.

Meşguliyetimiz Kur’an olmalı çoluk çocuğumuz Kur’an’la dost olmalı, diğer kitapları okuduğu gibi Tercüme, tefsir okumalıdır.

Allah Kur’an’da her şeyi bize öğretmiş, okumadığımızdan haberimiz yok.

Altın yaldızlı Kuran’lar alıyoruz. Ama okumuyoruz. Müslümanız diyoruz, Kur’an öğrenmiyor, Kur’an’la amel etmiyoruz.

Kur’an’ı bilmeyen, ona uymayan, Kur’an’ın şefaatinden mahrum olur.

Kur’an dili Allah’çadır., ibadet dilidir. Kur’an en büyük şefaatçidir.

Müslümanın, Kutsal kitabını okuyamaması kendisi için hoş bir şey değildir, büyük  bir eksikliktir. Peygamber (a.s.) derki:

–  “Kur’an ehli, cennete girdiği zaman kendisine “oku ve yüksel” denilir. O da okur ve yükselir. Kendisine her ayet için bir derece verilir. Böylece o her bildiği her okuduğu ayet için bir derece alır.”(K.Sitte:17/489)

Bir büyüğümüz de şöyle der:

“Kim, Kur’an’dan amel edilmesi vacip olan bir ayeti amel dışı bırakır veya kıraatini terk ederse küfre düşer. Kur’an’ın yüceliğine inanmadığı halde ihmal sebebiyle kasıt olmadan kıraati terk eden sevaptan mahrum kalır.” (K.Sitte:2/117)

Evet Kur’an’ı okumak sünnet, dinlemek vacip, Kur’an’la amel etmek farzdır.

 

3.        Kur’an’a Saygı

 

Bugün Kur’an’a önem vermeyenlerin, Kur’an’ı tanımadıklarına inanıyorum.

Kur’an’a saygılı olamamak, “müslümanım” diyenler için en büyük eksikliktir.

Osman Gazi, Şeyh Edipaâlinin evinde, Kur’an bulunan odada ayaklarını uzatıp yatmadığı için mükafat olarak 6 asırlık en uzun ve en huzurlu imparatorluk nasip olmuştur.

Yavuz Sultan Selim, Hırka-i Saadet devresinde aralıksız Kur’an okunmasının bitmesi ile imparatorluk yıkılmıştır.

Kur’an, huzur ve saadetin kaynağıdır. Bunun için Kur’an okumak, onunla amel etmek en büyük saygıdır.

Güzel bir şekilde okumasını öğrenmek, öğretmek, hepimizin görevidir.

Torbaya koyup duvara asmak, rafa kaldırmak, güzel güzel bohçalara sarmak saygı değildir. Kur’an’a sadece ölü kitabı gözü ile bakamayız.

Kur’an, herhangi bir kitap değildir. Cenab-ı Allah’ın bize mesajlarıdır, talimatıdır. O mesajları iyi anlayalım, yaşayalım.

Kur’an, abdestsiz ellenemez, rasgele yerlere konulamaz. Saygıda kusur etmemek gerekir.

Bir yerden bir yere götürüp getirmede değersiz gibi davranılmamalıdır.

Zaman zaman soruyorlar: Kur’an’ı, kapağı var, abdestsiz tutamaz mıyız?  diye.

Hayır, tutulamaz kapak Kur’an’a bağlı, Kur’an’a bitişiktir. Kur’an’dan sayılır. Ayrı bir şey olursa onunla Kur’an tutulabilir.

Abdullah b. Mes’ud :

“Bir kimse kendisinin iyi veya kötü bir insan olduğunu öğrenmek istiyorsa Kur’an’a müracaat etsin. Kur’an’ı seviyorsa, Allah ve Resûlü’nü seviyor demektir” sözüyle Allah ve Rasûlullah sevgisinin ölçüsünü Kur’an’ı

sevmeye bağlamıştır. Kur’an’ı sevmek, onu okumak, mânalarını anlamak, hükümleriyle amel etmek, Hz. Peygamberin sünnetlerine tâbi olmak ve onun emirlerini yerine getirmek suretiyle olur.

Bu konuda Kur’an şöyle diyor:

–     “İnkâr edenler: Bu Kur’an’ı dinlemeyin, okunurken gürültü yapın.Umulur ki bastırırsınız, dediler.”(Fussilat:26)

Buna karşılık müslümanlar olarak Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki, size merhamet edilsin” (A’raf:204)

Kur’an’ı dinlemek, anlamak ve yaşamak için olacaktır.

–         “Müminler ancak Allah anıldığı zaman yürekleri titreyen, kendilerine Allah’ın ayetleri okunduğu zaman imanlarını arttıran ve yalnız Rablerine dayanıp güvenen kimselerdir.”(En fal:2)

–         Rablerinden korkanların Kur’an’ın etkisinden tüyleri ürperir. Bedenleri ve gönülleri Allah’ın zikrinden ısınıp, yumuşar. Kur’an, hidayet rehberidir.” (Zümre :23)

–         “Müminler, Allah’ın ayetleri hatırlatıldığı zaman, sağır ve kör gibi davranamazlar, ilgisiz kalamazlar.”(Furkan:73)

Zaman zaman soruluyor:

–         Yatarken sûreler okunabilir mi?

–         Okunabilir ama oturarak okunursa, daha saygılı olunur.

–         Banyo Tuvalet’de, pis yerde Kur’an okunur mu?

–         Hayır, Kur’an  temiz yerde okunur.

–         Kur’an okuyana selam verilir mi?

–         Kur’an okuyan ibadet halindedir ona ve dinleyenlere selam verilmez.

–         Küçük sûrelerin sonunda “Allahüekber” denir mi?

–         Evet küçük sûrelerin sonunda “Allahü ekber” demek sünnettir.

–         Kur’an’ı öpmek caiz mi?

–         Kur’an saygı duyduğumuz, kutsal kitabımızdır. Saygıdan dolayı Allah kelamı olduğu için öpülebilir.

–         Kur’an’da hangi sureleri okumak daha sevaptır?

–         Kur’an okumak sevaptır. Ama bazı sûreler anlamları yönü ile okunursa, dua durumunda olduğundan daha sevaptır. Bunlar:

1-Fatiha

2-İhlas

3-Kâfirun

4-Felâk

5-Nâs

6-Ayet-el Kürsi

7- Emanerrasulü(Bakara sûresinin 52.ayeti)

8-Tebareke

9-ve Kur’an’ın kalbi olan Yasin gibi…

Peygamberimiz Hz. Ali’ye :

–     Ey Ali, yasin oku onda on bereket vardır:

1-   Aç okursa, doyar.

2-   Susuz okursa, suya kanar.

3-   Çıplak okursa, giydirilir.

4-   Bekâr olursa, evlenir.

5-   Korkan olursa, emniyete kavuşur.

6-   Hapis okursa, kurtulur.

7-   Yolcu okursa varacağı yere varır.

8-   Yitiği olan okursa, yitiğine kavuşur.

9-   Hasta olursa, şifa bulur.

10- Ölü için okunursa günahı azalır, kolay ölür. Yani YASİN ne maksatla okunursa o yönde faydası görülür.

 

4.         İnsanlık Kur’an’a Muhtaçtır.

Kur’an, Cenab-ı Allah’ın insanlığa son mesajıdır.

Kur’an’ı çoğaltan, sürekli Kur’an okuyan ve Kur’an okurken şehit olan Hz. Osman şöyle demiştir:

“Bu, Rabbimizin kitabıdır. Yani kullarına gönderdiği mektuptur. Efendisinden mektup alan bir kulun vazifesi ise, her gün o mektubu okuyarak, efendisinin dediklerini yapmaktır.

Kur’ansız hayat, cahiliye hayatı olur. İnsanlık olarak Kur’an’a açız, muhtacız Kur’an, geçmişimizde toplumumuzu ayakta tutan dinamiklerden olmuştur. Bugünkü baygın gönüllere de şifa verecek ve diriltecek durumdadır.

Hz. Peygamber(a.s.) şöyle buyurur:

–         “Evlerinizde çok Kur’an okuyun. Kur’an okunmayan evde hayır az, şer çok olur, ev, içindekileri sıkar”(Ramuz:80/10)

–         “Bir evde Kur’an okununca melekler hazır olur, şeytan çekilir” (Ramuz:196/3)

–         “Kim Kur’an’ı önüne alırsa, Kur’an onu cennete götürür. Kim de arkasına alırsa, oda onu cehenneme götürür” (Ramuz:227/9)

–         Cebrail Peygambere gelecek fitnelerden haber verir. Ona:

–         Ey Cibril fitnelerden kurtuluş nedir? Cebrail:

–         Allah’ın kitabı Kur’an’dır.(Müslüman Şahsiyeti:399)der.

Günümüz insanı, büyük ölçüde maddi ve ekonomik imkânlara  kavuşmuştur. Buna rağmen sıkıntıdan, bunalımdan kurtulamamıştır.

Tüyler ürpertici doyumsuzluk, büyük boyutlara varan ahlaksızlık, korkutan çılgınlık, ruhi sıkıntılar insanın yakasını bırakmıyor.

İnsan, dinin Kur’an’ın vereceği huzura muhtaçtır.

Kur’an çağlar üstü bir kitaptır. İnsanlık tarihi boyunca derin izler bırakmıştır. Gelişen ilim ve teknoloji, Kur’an’ın sesini kısamamıştır. Nasa yetkilileri: “Kur’an’ın açıkladığı gerçekleri, ilim ancak çözüyor “ demiştir.(13-06-1989-Sabah)

Kur’an kıyamete kadar insanlık tarihine ışık tutacaktır. Ona gönül verenler ondan istifade edecek, ahirette de şefaatine hak kazanacaklardır.

Kur’an’a uyan sahabe, asr-ı saadet yaşamış, Selçuklu ve Osmanlıda asr-ı saadetten sonra huzurlu, mutlu dönemler yaşamış ve yaşatmışlardır.

Bugüne kadar birçok ilim adamına Kur’an ilham kaynağı olmuştur. Bundan sonrada rehber olacak, ışık tutacaktır.

Kur’an-ı tanıyan nice ilim adamı, sanatçı, misyoner müslüman olmuştur. “Kur’an’da hayat buldum”, “Kur’an‘la dirildim” sözleri ile itiraf etmişlerdir.

Kur’an, insan fıtratı ile çelişmez. Ebu Cehil ve adamları bile gizli gizli Kur’an dinlemiştir.

Kur’an, insanın hayatının her anında vardır.Doğumda ölümde, evlenmekte, sünnette… Kur’an vardır.İnsanın Kur’an’a olan ilgisi fıtratında vardır.Ama bilgi noksanlığı, Kur’an’la tanışmayı, barışmayı ve konuşmayı, Kur’an’ı hayata taşımayı engellemektedir.

 

5.                  Kur’an’a uymayan zelil olur

 

Cenab-ı Allah, Kur’an-ı amel etmemiz, okuyunca rahatlamamız için göndermiştir.

Kur’an, ilahi kanun, ilahi nizamdır.

Kur’an’ı okumak sünnet, Kur’an’ın emirlerini yerine getirmek farzdır.

Bugüne kadar bizi hep Kur’an’dan koparmaya, Kur’an dışı bir hayat yaşatmaya çalışılmıştır.

Hz. Peygamber:

–         Allah Kur’an’a uyanları yüceltir, uymayanları alçaltır” (Müslim:2/817)

–         “Allah, Kur’an dolayısıyla nice toplumları yüceltmiş ve nicelerini de zelil kılmıştır.” (Müslüman Şahsiyeti: 371) buyurmuştur.

Cenab-ı Allah :

“Kim zikrimden yüz çevirirse, ona dar bir geçim verir. Kıyamet günü de onu kör olarak hasrederiz” (Taha:124)

–         “Kur’an’a sımsıkı sarılan ve namaz kılan ve iyiliğe çalışanların mükafatını biz asla zayi etmeyiz.” (A’raf:170)

Bugün sıkıntılarımızın, başımıza gelen âfet ve belaların mutlaka sebeplerini araştırmamız lâzımdır.

Neden? Niçin? Sorularını sorup, cevap bulmamız gerekir.

 

6.                  Yatak Odasına Kur’an Asılır Mı?

 

Kur’an, yatak odasında da bulundurulabilir. Sarılı veya güzel bir torbanın içinde yüksekçe bir yere asıldıysa olur.

Duvara asılan Kur’an, ayak hizasında olmaması gerekir.

Önemli olan, saygısızlık yapılmamasıdır, rasgele yerlere konmaması gerekir. Göbek hizasından yukarda olması gerekir.

Bugünkü apartmanlar içinde alt katta Kur’an’ın oluşunda, sakınca yoktur. Ayrı bölümdür. Bir önemli husus da Kur’an’ın üzerine çıkılmış değildir, saygısızlık yoktur. Alt kattaki, üstte insan var diye evine Kur’an sokmasın mı? Bu bir zarurettir.

Ev taşırken, kutularda taşınabilir. Bir yerden bir yere satış için nakil için çantada, kutularda taşınabilir. Yere konan Kur’an değil, çanta veya kutudur.

Fetvalar böyle olsa da, Kur’an’a ne kadar saygı göstersek azdır. Onu, Allah Kelamı olduğu için göbekten aşağı tutmamak oraya buraya bırakmamak gerekir. Ona saygı gösteren yücelir. Osman Gazi, odada Kur’an var diye ayağını uzatıp yatmamış, Allah’da ona uzun ömürlü imparatorluk nasip etmiştir.

Kütüphanede Kur’an, en üste konmalıdır. Hürmetsizlik olmamalıdır, üzerine mealini bile koymamalıdır. Birde Fatiha sûresi üste gelecek şekilde konur.

Hiç okunmadan bazı evlerde, bohçaya konup, torbaya konup asılmasıda doğru değildir. Okunmalıdır, Onunla amel edilmelidir.

 

         Müslüman Olmayan Ülkeye Kur’an Götürmek

 

Kur’an’ın  bilinmesi, tanınması için, orada hakarete uğramayacaksa, götürmekte fayda varsa, götürülür. İşçimiz götürebilir.

Sadece ticari maksat düşünülür, mahsurları düşünülmezse, götürülmemelidir.

Kur’an’ın yeniden tekrar tekrar bısımı için para ile satılmasında sakınca yoktur, para ile okunmaz o kadar.

Çantada bavulda kutuda taşınabilir, götürülebilir.

Hz. Ömer(r.a.) : “Beraberinizde Kur’an olduğu halde düşman topraklarına yolculuk etmeyin” (İs.Fik.Ansiklopedisi 1/215) derken mahsurları varsa, Kur’an hakarete uğrayacaksa götürülmez.

Bugün islâmın yayıldığı günümüzde Kur’an’ın her dile çevrilip tanıtılmasına büyük ihtiyaç vardır.

Bugün körler için kabartma İncil’in Türkçesi var. Ama Kur’an meali yok. Bu bir eksikliktir.

 

7.                 Kur’an Nasıl Okunur

 

Kur’an , kütüphanede en üst raflara konur. Tefsir tercüme de olsa alta konmaz.

Kur’an’ın, hatta içinde ayet yazılı kitabın üzerine başka bir kitap konmaz. Hatta Tercüme, tefsir, sade Kur’an’ın üzerine konmaz.

Kur’an, fatiha sûresi üste gelecek şekilde konur.

Kur’an, uzun süre açık bırakılmaz.

Kur’an, göbekten aşağı konmaz, tutulmaz.Kur’an okunmuş kasette, Kur’an hükmündedir, saygısızlık edilmemesi lâzımdır. Yerlere konulmamalıdır.

Kur’an, tercüme, tefsir ve Kur’an kasedi, oturulup kalkılan yerlere konmaz.

Kur’an okurken diz çökülür, kıbleye dönülür, huşu içinde okunur.Duyanlarda sessizce dinler.

 

8.                 Kur’an’a Kimler Dokunamaz

 

Yıkanması  gerekenin bir ayet dahi olsa kısmen Kur’an’a el sürmek haramdır. (Vakıa:79) “Ona ancak çokça temizlenmiş olanlar dokunur” Peygamberde : “Kur’an’a ancak abdestli olan bir kimse el sürer.” Buyurur. Kur’an’a saygı göstermek vaciptir. Abdestsiz dokunmak ise, saygısızlıktır.

Öğrenmek için mükellef olmayan çocuk abdestsiz dokunabileceği, ve abdesti olmayanın dokunmadan bakabileceği, caiz görülmüştür. Fakat abdest almak daha uygundur.

Maliki ve Şafi mezheplerinde, abdesti olmayan herhangi bir çubukla bile dokunamaz, haramdır. Hanefi ve Hambelilerde bezle çubukla abdestsiz dokunulabilir.

Müslüman olmayanın dokunması ise, ne şekilde olursa olsun caiz değildir.” (İslam Fıkhı.Ansa 1/212)

Hz. Ömer (r.a) Müslüman olmadan Kız kardeşine:

–     “Şu okuduklarını versene bakayım” der: O da:

–     Sen kirlisin ona sadece temizler dokunur” der (K.Sitte:3/171)

“Kur’an, şerefli bir Kur’an’dır.” (Vakıa:77) O Kur’an bir nurdur. (Nisa:174)  Bu ayetlere göre Kur’an, faziletli ve kutsal bir kitaptır. Bu bakımdan ona bakan, onu okuyan ve ona dokunan temiz olacaktır.

Daha açık ifadeyle:

–     Abdestsiz olan, Kur’an’ı elleyemez, yüzüne bakabilir ezber okuyabilir.

–     Cünüp olan kişi, Kur’an’a dokunamaz, bakamaz, okuyamaz. Hemen yıkanmalıdır.

–     Hayızlı kadın Kur’an’a dokunamaz, bakamaz ancak dua olan ayetleri okuyabilirler. Kur’an dinleyebilir. Bir ayette olsa Kur’an’dan okuyamaz. Kur’an’ın yüzüne bakamaz. Ayet hadis bulunan kitap okuyamaz. Ayet yazılı bir şeyi kullanamaz. Mezhebimize göre çantada Kur’an’ı taşıyabilir.

Hafızlık yapanlar, ihtiyatlı görüşe göre hafızlığa ara vermelidir. Öğrencilik yapanlar ise, her iki kelimeden birini atlayarak öğrenir veya ayeti böler, yarım yarım öğrenir. Öğreten de ya görevi bırakır veya kelime kelime veya yarımşar ayet öğretir, o da yerine bakan başkası yoksa öyle göreve devam eder.

 

9.                 Kur’an’a El Basılır, Yemin Edilir Mi?

 

Kur’an’a el basarak  yemin etmek, ona buna  “Kur’an’a el bas, yemin et” demek doğru değildir.

Ona dokunacak el, abdestli olacak, ona dokunan kimse, inançlı olacaktır.

Kur’an, kimsenin paspası değildir.

Allah korusun, yalan yere Kur’an’a  el basarak yemin etmek,  anam babam yok demeye benzemez imana zarar verir.

Allah : “ Ona temiz olmayandan başkası el süremez” buyurur.(Vakai:79)

Kur’an, yemin kitabı değildir.,

Kur’an, dünyalık çıkarlara alet edilemez. Bazıları Kur’an’ın arkasına sığınarak; yalanlarını, kötülüklerini gizlemeye çalışıyor. Bu günah üstüne günahtır.

Hz. Peygamber :” Kim Kur’an’dan bir sûre üzerine yemin ederse, ona her ayet için bir kefâret lazım gelir. İster doğru, ister yalan söylesin.” (Ramuz:417/10) buyuruyor.

“Kur’an’a el basmak, el basarım” denmez, “Kur’an’a inanmamış olayım” diyerek yemin edilmez. Böyle bir yemin, Kur’an’a inanmamış olmayı kabul etmektir. Kur’an’a inanmamayı rıza göstermek demektir.

Haklıda olursa kimse Kur’an’a el basarak yemin etmemelidir.

Bu tür yemini daha çok haksız olanlar ve yalancılar yapar.

 

10-       Üzerinde Ayet Yazılı Elbise Ve Eşyanın Durumu

 

Üzerinde ayet yazılı elbise giyilmez. Çarşafın üzerinde ayet varsa üzerine yatılmaz. Seccadenin üzerinde ayet yazılı ise üzerinde namaz kılınmaz. Üzerinde ayet yazılı örtü, namazda örtünülebilir, takke giyilebilir. Yere konmaması ve onunla tuvalete girmemek şartı ile .

Ayet yazılı kağıtla tuvalete girilmez.

Para üzerinde ayet varsa onunla da girilmez. Ancak paranın üzerinde Allah, Muhammed yazılı ise, bu paraya kutsallık verip, maddenin üzerinde mana ağırlığı arttırır. O parayı üzerimizde taşıyabiliriz. Zira hakaret ve saygısızlık manasına gelmez.

Seccadede âyet varsa, yere serilmez ancak duvara asılabilir. Seccadede Kabe, Mescid-i Nebebi, Mescid-i Aksa resmi varsa üzerinde namaz kılınabilir. Üzerine secde edilir, ama ayakla basılamaz, namaz biter bitmez kaldırılmalıdır. Ayak altına serilmediği,saygısızlık yapılmadığı için üzerinde namaz kılmanın sakıncası yoktur.

Takvime gazeteye dergiye ayet yazmak caiz değildir. Ancak anlamı yazılabilir.

Yüzükte ayet, Allah, Muhammed yazılırsa tuvalete girilemez. Peygamberin yüzüğünde “Muhammed Rasulullah” yazılıydı onunla hiç tuvalete girmemiştir.

Eğer tesbihte “Allah”,”Muhammet” yazılı ise çekilir, yere konmaz, cepte taşınıp tuvalete girilmez.

“Allah “ yazılı rozet, takmak da doğru değildir. Çünkü onunla tuvalete girilmez.

Üzerinde ayet yazılı kağıt, paket kağıdı olarak kullanılamaz. Hürmetsizlik olur. Çöplüğe atılacak kutu olarak da kullanılamaz. Üzeri ayet yazılı kutu varsa, yakılır temiz bir toprağa görülür.

Ayet-el Kürsi yazılı tasların yıkanarak rasgele yerlere dökülmesi doğru değildir. Bunların silinerek tozları alınabilir.

Üzerinde besmele, ayet olan, hadis olan takvim yaprağı gazete dergi ne yapılır?

-Yerlere atılmaz, çiğnenmez, çöpe atılmaz. Ayaklar altına atılma durumu varsa, yakılır temiz bir yere gömülür.

 

11.             Yıpranmış Kur’an  Ne Yapılır?

 

Yıpranmış   Kur’an, önce bakım yapılmalıdır. Okunamayacak, tamir yapılamayacak kadar iyi değilse, çiğnenmeyecek temiz bir yere gömülür.

Yıpranmış Kur’an’ı yakmayı bazı alimlerimiz hoş görmemişlerdir.Ayet yazılı dini kitapların da yakılabileceğini küllerinin de temiz çiğnenmeyecek bir araziye gömülebileceğini söylemişlerdir.

Kur’an’ı okunmayacak kadar küçük yazmak doğru değildir. Çünkü Kur’an okunması ve amel edilmesi için inmiştir. Ayrıca bohçalanıp sarılıp bir yerlere de konmamalıdır.

Kur’an’ı kimse okumuyorsa evlerde hapsetmemek gerekir. Okunacak yerlere ve okuyacak kimselere verilmelidir.

Okunmayan Kur’an’ları haftada bir açıp güneşe gösterme işi doğru değildir. O okumak için açılır. Bu müslümanın vazifesi değil.

 

12.       Kur’an ‘ın Hükmü Geçer Mi?

 

Kur’an,  son kitaptır. Kıyamete kadar hükmü bakidir. Zamana göre, bölgeye göre, kişiye göre, olaylara göre Kur’an’ın hükmü değişmez. Ne diyorsa, müslüman için o’dur.

Kur’an, çağa uymaz, çağ Kur’an’a uyacaktır.

Hakkında nâs bulunan bir konuda ictihad yapılamaz. Ne olursa olsun, hiçbir şey , Kur’an’ın hükmünü değiştirmez. Mesela; enflasyon faizi helâl kılmaz. Başkalarının islamı yaşamaması veya değişik yorum yapması, dine zarar vermez, bize de delil olmaz.

Kur’an’ın hükmü geçmiştir, “Onlar eskidendi” denilemez. Kur’an’ın hükmünü red eden, razı olmayan kafir olur.

Kur’an’ın emrini yerine getirmeyen, inkâr etmediği müddetçe günahkârdır, küfre girmez.

Dini konularda niyet çok önemlidir. Bilmemek ise mazeret değildir.

Unutmayalım ki, bazı şeylerin şakası olmaz.

Ayetlerin anlamı değiştirilemez, farklı yorum yapılmaz. Kur’an’ın hükmünü değiştiren, dini değiştirmiş olur.

Müslüman, her zaman, her yerde müslümandır. Rabbbimizin gönderdiğini kabül etmemiz gerekir. O, emanettir, aynen muhafaza etmemiz icab eder.

–     Kur’an bozulmaz, bozulan biziz.

–     Din mezarlık dini haline gelmez, değişen biziz.

-Düzelecek din değil, değişmesi düzelmesi gereken biziz.

Hadis İmamlarından Beyhakî (ölm.1065) anlatıyor.

Abbasî halifelerinden Me’mun zamanında bir Yahudi, halifenin huzuruna girer, güzel sözler söylerdi. Pek çok kişinin takdir ettiği bir insandı. Halife bu kişiyi İslâm’a davet etmiş, adam hemen cevap vermemiş, oradan çıkıp gitmişti.

Aradan bir yıl geçti. Yahudî, Halife Me’mun’un huzuruna girerek Müslüman olduğunu söyledi. Halife, İslâmı kabul edişinin sebebini sorunca şöyle anlatmıştı:

Geçen sene sizin huzurunuzdan ayrıldıktan sonra bir deneme yapayım dedim. Üç tane Tevrat yazdım. Bölümlerini birbirine kattım. Eklediklerim ve çıkardıklarım da oldu. Onları alıp Havra’ya götürdüm, hepsini de satın aldılar. Bu sefer İncil aldım. Üç İncil’i de bozdum, karıştırdım, ilaveler yaptım, çıkarttıklarım oldu. Aldım kiliseye götürdüm. Onlarda hemen satın aldılar. Sıra Kur’an’a gelmişti. Kur’an’ı aldım. Ayetlerin yerlerini değiştirdim, diğer iki kitaba yaptığımı buna da yaptım. Sonra da aldım kitapçıya götürdüm. Ele alıp baktılar, şöyle bir karıştırdılar, eksiklik fazlalık olduğunu görünce benim yazdığıma hiç rağbet etmediler, bir kenara bıraktılar. Anladım ki Kur’an korunuyor. Tahrif edilmesi mümkün değil. Hemen Müslüman oldum. İşte sebep budur dedi.

Allah Teâlâ buyurur ki; “Doğrusu Kur’an’ı kesinlikle Biz indirdik, elbette onu yine biz koruyacağız.”(Hicri,9)

Bir ayette de : “Ona (O Kur’an’a) önünden de ardından da batıl (sapıklık) gelemez.” (Fussılat: 42)

 

13.       Kur’an’ı Arapça Okumanın Faydası Yok Mu?

 

Bazıları, Kur’an okuyanlara “ Ne anladınız okuduklarınızın ne manaya geldiğini biliyor musunuz?” gibi sorular sorarak aldığı cevaplar karşısında “ Bu okumanın size hiçbir faydası yok” diyerek kafa karıştırmakta ve insanımızı Kur’an’dan soğutmaya çalışmaktadır.

Bazıları da (Yusuf:2) (,fuzzımaü:44) ayetlerini delil olarak gösterip “Anlamadan Kur’an okunmaz” diyor.

Allah, Kur’an’ı Arapça olarak indirmiştir. Namazı “Kur’an’dan okuyarak” kılınız buyurmuştur. Hiçbir mezhep imamı hiçbir âlim, Kur’an’ı anlayarak okumak gerektiğini belirtmemiştir.

Kur’an’ın emirleri ile amel etmenin üstünde biz Kur’an okumayı ibadet sayan müslümanlarız. Kur’an okumak sevaptır. Zikirden ve duadan daha üstün bir ibadettir.

Kur’an okumak Allah’la konuşmak gibidir. Kur’an okuyan, dinlenir, huzur duyar. Amerika’da Kur’an’ı bilmeyen, ayrı dilde ayrı dinde değişik milletlerden  insanlara karşı Kur’an okutturulmuş ve elektironik cihazlarla dinleyenler üzerinde tesbitler yapılmıştır. Bu tespitte %97’si üzerinde, anlamını bilmedikleri halde olumlu etki görülmüştür.

Birde, anlamını bilmediği halde, Kur’an sesine müslüman olanlardaki etkiyi nasıl açıklayabiliriz?

Artist Sümeyya. İngiltere ve İrlanda’da büyüyen Sümeyya, bir manastırda tahsil gördükten sonra, mankenlik yapmış ve kokteyl salonlarında çalışmış. Likör içmiş ve uyuşturucu kullanmış.

Sonra Arap Emirlikleri’nde başşehir Dubai’ye giden Sümeyya, orada İslâmiyet’i tanıma fırsatını bulmuş. Arkadaşlarının verdiği kitaplarla İslâmiyet hakkında malumat sahibi olmuş.

O şöyle anlatıyor; “Sahile denize girmek için gider, orada Kur’an dinlerdim. Bir gün gene bir Pakistanlının taksisiyle sahile gidiyordum. Radyoda Kur’an okunuyordu. Kur’an’ı dinlerken duygulandım. “Beni geri eve götür, artık denize girmek için soyunamam” dedim.

Ayrıca “Türkçe Kur’an “ ifadesi de yanlıştır. Namazda Kur’an’ın anlamı okunamaz. Kur’an’ın Türkçecine, meal denir, tercüme denir. Tercüme Kur’an yerine konmaz. Kur’an, İslâm’ın ana kaynağıdır.

Kur’an’ın meali de okunmalıdır. Arapça sı da okunmalıdır. Kur’an okumak insan beynini zinde tutar. Bunamayı önler. Kur’an’la meşgul olanların, yaşıtlarından ruhen ve bedenen daha sağlıklı olduğu görülür.

–     Kur’an rahmettir,

–     Berekettir.

 

Yunus:

“Kur’an okumayan kişi müşkildir onun her işi “ demiştir.

Müslümanın   Kur’an ikliminde yaşayabilmesi için Kur’an’ı okuması ve anlaması gerekir.

Kur’an, şifadır; lafzıda manasıda şifadır.

Biz müslümanlar, buna rağmen Kur’an’ı yüzünden okumakla yetinmiyoruz. O,. Allah’ın bize emirleridir. Biz onu bilip yerine getirmekle görevliyiz. Kur’an’ı bilmeden islâm yaşanır mı?

Peygamberimiz, Ashabına ayetleri onların anlayabileceği şekilde öğretirdi.

Her müslüman Kur’an’da Cenab-ı Allah’ın kendine verdiği mesajları bilmek ve yerine getirmekle mükelleftir. Onun için diyorum ki bir evde mutlaka Kur’an tercümesi bulunmalı ve okunmalıdır. Türkçe’sini okumak da, Kur’an’ın kendisini okumak kadar sevaptır. Bu iki sevabı birden kazanalım.

“Tercüme bize yeter, biz bunu okuyoruz” diyenlerde yanlış söylüyor.

Kur’an okumak, Hz. Peygamberin en önemli sünnetlerindendir. Kur’an’ın, ne dediğini bilmeden de olmaz.Hem Kur’an’ı okuyacağız, hem de anlayıp hayata geçireceğiz.

“Manasını anlamadan Kur’an okumanın faydası yoktur” diyenler, samimi ve inanmış kimseler değildir. Hayatlarında Kur’an da yoktur.

 

14.       Kur’an’ın Tefsir Ve Tercümesini Okumak Küfür Müdür?

 

Allah kelâmının tam olarak tercüme ve tefsir yapılamayacağı gerekçesiyle; Tercüme ve tefsir okumanın küfür olduğunu iddia edenler vardır. Hatta tercüme okuyan bir gence : “Sen ne yaptığını biliyor musun, o kitabı senin kafanda parçalarım” diyen ham yobazlar vardır.

Bu misyoner oyunudur. Bir zamanlar: “Anlamadan olur mu? Meal  okuyun” diyenler, şimdi okumayın” diyor. İncilin körler için bile Türkçe’sini bilgisayarlara geçenler sağıra, köre İncil sunanlar, şimdi Kur’an’ın mesajlarının alınmasını engelliyor. Kur’an’ı okusunlar, bir şey öğrenilmesin isteniyor.

Tercüme tefsir okumak, küfre sokan hal değildir. Bir kimse Kur’an’ı anlamamakta ısrar ederse küfre girer.

“Osmanlılar zamanında tercüme hareketi başlamış, İslam alimleri caiz görmüştür. 4 Mezhep de de uygun görülmüştür.”(H.Gönenç,GMF 1/83)

Prof.Dr.Vehbi Zuhayli, İslâm Fıkhı.Ans.2/212 : “Kur’an’ın tefsiri caizdir” der.

–     Nahl:44 : “Habibim biz sana Kur’an’ı indirdik ki insanlara ne indirildiğini açıklayasın” ayeti Kur’an’ı anlamayı gerekli kılar.

–     Muhammed:24 : “Kur’an’ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerinin üzerinde kilit mi var”

–     Kamer:17: “Anlamak için Kur’an’ı çok kolay kıldık.”

–     Maida:75: “Ayetleri apaçık açıklıyoruz” buyrulmuştur.

Peygamber (a.s.) : “Size iki şey  bırakıyorum Kur’an ve sünnetim” demiş.

Bedi uzzaman Hz.leri : (İşaret-ül icaz:39) “Bütün insanlar bu ilahi kitaba muhtaçtır ve Rahmaniyet eczanesinden ilâç almaya hakları vardır.”  demiştir.

Ayrıca sözler:383 Kur’an’ın anlaşılabileceğine dair ihlas sûresi ile Ahzab sûresinin 40.ayetini örnek gösterir.

İmam-ı Birgüvi Hz.leri :”Kuran’daki müteşabih ayetlerin açıklanması uygun değildir. Kur’an açıklanmayacak olsa kimse Kur’an’dan delil getiremezdi. Ehil olanların Kur’an’ı tefsir yetkileri vardır. (Fıkhın pençesinden sosyal hayatımız :ll/9-19,Faruk Beşer)

“Müslümana dinini Kur’an’ını öğrenmek farzdır. Herkesinde Arapça bilmesi imkansızdır. Kur’an’ın bütün insanlığa ulaştırılması ancak başka dillere tercümesinin yapılmasıyla mümkündür. Dünya da bir çok insan, Kur’an’ı dinleyerek ve tercümelerini okuyarak müslüman olmaktadır.”(Diyaret Meal: Sunuş:9)

Kur’an’ın ilk tercümesini Selmanı Farisi, İranlılara Fatiha sûresinin tercümesini yazıvermesi ile başlar. Bunu peygamber duymuş ve men etmemiştir.(Nüzûlünden Günümüze Kur’an-ı Kerim Bilgileri: 212.(Osman Keskioğlu)

“4- Mezhep imamı da tercümeyi caiz görür(Age:213)

Caiz olmayan tercüme ve tefsirler şunlardır :

1-   Ehil olmayan, itikadı, ameli düzgün olmayanın,

2-   İlâve ve eksik tutularak yapılan,

3-   Anlamı değiştirerek yapılan,

4-   Müslüman olmayanların ve samimi olmayanların yaptığı tefsir ve tercümelerdir

Tam manasıyla noksansız tercüme ve tefsir imkansızdır. Ama böyle diyerek anlaşılmasını, yaşanmasını engelleyemeyiz.

Kur’an Allah’çadır.

Tercümeler, farklı farklı da denemez ifade ve kullanılan kelimelerin aynı olması mümkün değildir. Almanca bir kitabı üç beş kişiye tercüme edin desek, motamot, hepside aynı olur mu?

Bugün misyonerler, her önüne gelenin eline  Türkçe İncil tutuştururken, ücretsiz verirken, bazıları ne yapmak istiyor? İslamın anlaşılacağı endişesini taşıyanlara yardımcı mı olmak istiyorlar?

Efendim bilmeyen bilene sorsun denirse:

–     Denizli’de kaç kişi bu ortamda Kur’an’dan kime ne soracak?

–     Başörtüsü Kur’an’da yok diyene bacım, Nur Suresini açıp: “İşte bak” dese mi iyi, yoksa bilmese, sussa mı daha iyi?

–     Namazda vesveseye düşen başka şey düşüneceğine, okuduğunun manasını düşünse, daha iyi değil mi?

–     Kur’an, manası bilinirse hayatımıza ışık tutar.

–     En önemliside bugün dini bir konuyu anlatmak isteyen Kur’an ayetinin ve hadisin anlamını söylüyor. Tercümeye karşı olursak dini nasıl anlatacağız?

Tekrar ediyorum bunlar oyundur. Müslüman dini, güdümlü, müsaade edildiği ölçüde  yaşasın. Kur’an’da ne emrediliyor bunu bilmesin mi isteniyor dersiniz?

 

15-             Kur’an Okuma Secdesi

 

Kur’an’ın    14 yerinde secde ayeti vardır. Bunlardan birini okuyan, duyan, Radyo, TV dende duysa, secde gerekir. Buna Tilavet Secdesi denir.

Secdeyi vacip kılan ayetler:

1-   Bazı ayetlerde Rabbimiz secde etmemizi emrediyor.

2-   Bazı ayetlerde Peygamberimizin secde ettiği bildiriliyor.

3-   Bazı ayetlerde Kafirlerin secde etmediğinden bahsediliyor.

Kur’an  okuyan bu ayetlerden birini okursa secde eder. İşiten de secde eder.

Neden Secde vacip olur?

1-   “Secde edin” emrini veren ayeti okuyunca secde vaciptir. Çünkü emirdir.

2-   Peygamberin secde ettiği haber verilince, peygambere uymak vaciptir.

3-   Kafirlerin secde etmediğini bildiren ayeti okuyunca, kafirlere muhalefet için secde vaciptir.

Kerahat vakitlerinde secde edilmez. 3 kerahet vaktinin dışında secde edilir.

Namazda bile okunca secde edilir. Secde ayeti okunur okunmaz secdeye gidilirse, tilavet secdeside yapılmış olur.

Tilavet secdesi nasıl yapılır? “Niyet ettim tilavet secdesine” denir. Eller kaldırılmadan, tekbir alınır, secdeye varılır, üç defa “Sübhane Rabbiyel’a’lâ”denir.Tekbirle kalkılır ve:”Semiğna ve edağne gufraneke  Rabbena ve ileykel masîr” denir.

Hanife mezhebine göre secde vacip,

Diğer 3 mezhebe göre sünnettir.

Kur’an okuyanlar dikkat etsin, kenarda secde işaretleri vardır. Okuyan, dinleyen herkes secde yapmalıdır.Bunları bilemeyen, hatim bitince 14 defa secde etmelidir,.

 

16.              Hatim Nedir?

 

Kur’an’ın aslını baştan sona okumak sünnettir. Hz. Peygamber Hatim yapmayı teşvik etmiş kendiside hatim etmiştir.

Ebu Hanife Hazretleri ise, en nihai ölçüyü şöyle tespit etmiştir:

“Kur’an okumasını öğrenmiş kimse, en azından senede iki defa hatmetmelidir. Nitekim, Resulüllah (s.a.s) da öyle yapmıştır. Vefatlarından önceki senede Cebrail (a.s.)’le iki defa hatim yapmıştır. Böylece altı ayda bir hatim indirmek en nihaî sünnet olmuştur.”

Başı açık Kur’an okunmaz ve dinlenmez. Çünkü Kur’an okumak bir ibadettir. Allah’la olmaktır. Allah’la konuşmaktır. Onun için kadınlar başlarını örtmelidir.

Arap harfleri ile değil Türk harfleri ile okusak olmaz mı? Kur’an dili, cennet dili Allahca ve peygamber dilidir. Arapça, inancımızın, kültürümüzün dilidir.

Hadisler, ayetler  ve önemli kitaplar o dille yazılmıştır.

Düşmanlık ve unutturma oyununa, islamı zayıflatmak planlarına dikkat edilmelidir.

Dinimizde emirler, yasaklar, haramlar, helaller hep Arapça ile ifade edilmiştir.

Türkçe harflerle, arab harfleri arasında ifade ve söyleniş farklılıkları vardır. Kur’an’ın yüzüne bakmak da sevaptır.

Zannederim, dünyada kutsal kitabını okuyamayan başka bir millet yok, öğrenmeliyiz.

Türkçe harflerle yazılmış, okuyuş yanlış olur. Ben böyle okuyorum diye aslını öğrenmek terk edilemez. Ancak öğreninceye kadar Türkçe yazılmış Kur’an okunabilir.

Meâl okumakla hatim olmaz. Ancak bir şeyler öğrendiği, okuduğu için tabii ki sevap kazanır. O sevap da meal okuma sevabı ve Allah’ın emirlerini okuma sevabı olur. Meal, hatim için değil dinin öğrenilmesi için okunur. Elmalı Tefsirinde :”Hatim Kur’an’ın aslı ile olur”der.(Cilt: e1/286)

TV ve Radyodan hatim:  Kur’an’ı okuyan, radyo veya televizyon değildir. Dinleyen iyi niyetle saygı içinde, ihlas la dinliyor, takip ediyorsa, o ölçü de sevap vardır. Camide de hoca okuyor biz dinlemiyor muyuz. Niceleri radyo televizyondan dinleyerek Kur’an’ı öğrenmiştir.

Kendimiz okusak da huşu ile dikkatle okumazsak sevap alamayız. Ama dikkatle dinleyip öğrenen ve mealinden istifade eden için, faydası inkar edilebilir mi?

Hasta olan kadın Kur’an’a bakamaz, dokunamaz, okuyamaz amma Radyo televizyondan dinleyebilir ve eksik kalan hatmini böylece dinleyip tamamlar.

Radyoyu, TV’yi başkaları dinleyip, seyredip günaha girerken, bizde Kur’an dinleyerek sevaba girelim. Artık inkârı ve reddi mümkün olmayan bu aletlerin iyiye kullanılabileceğini gösterelim.

A’raf:204:” Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki, size rahmet edilsin” buyurmuştur.

Özet olarak;

Kur’an’ı radyo ve Televizyon yayınlarından dinlemek takip etmek sevaptır. Kendisi takip ederse hatim yapmış olur.

Ayrıca sevabını dilerse, ölmüşlerine de bağışlayabilir.

Takip etmek ve dinlemekle hatim olur. Kur’an’ın yüzüne bakmak bile sevaptır. Ekranda takip ederek de hatim sevabı alınır.

Unutmayalım Cebrail okumuş, Hz.Peygamber dinlemiştir. Peygamber(a.s):

Bazılarına :”Kur’an okuda dinleyelim” demiştir.

 

17.       Kur’an’dan Okumadan Namaz Olur Mu?

 

Kur’an, Arapça inmiştir(Yusuf:2) ve ibadet dilinin de Arapça olduğu bildirilmiştir. Cenab-ı Allah:” Namazda Kur’an’dan okuyunuz” buyurur ve her rekatta fatiha okunacaktır. Fatiha sûresinin bir kelimesi tam okunmazsa namaz olmaz.

Hz.Peygamber, sahabe ve bugüne kadar hiçbir topluluk Arapça’dan başka bir dille ibadet etmemişlerdir. Namaz Arapça yani Kur’an dili ile olur. Ancak dua ve tövbe,şükür gibi görevler kendi dilimizde olur.

Türkçe meal okumak cevap kazandırır, ama Türkçe namaz kılınmaz çünkü meâl Kur’an değildir. Namaz ancak, Allah kelamı ile kılınır.

Hayatlarında alınları secdeye gelmemiş kimseler, Türkçe ezan, Türkçe namaz istiyor. Sanki Türkçe ezan okunsa,”Haydin namaza” dense koşup gelecekler. Bunlar, samimi değildir. İslam’a zarar vermek isteyen islâm düşmanlarıdır. Yeryüzündeki islâm birliğini, ibadet birliğini bozmak istemektedirler.

Dünyanın her yerinde islâm’da ibadet dili aynıdır.

Al-i İmran 113: “Onlar geceleri secdeye kapanarak Allah’ın ayetlerini okurlar” buyrulmaktadır.

Sözün özü; Kur’an dilinden başka dille namaz kılınmaz.

 

18.       Para İle Kur’an Okunur Mu?

 

Hz. Peygamber, Kur’an okumamızı, Kur’an’la amel etmemizdi ve Kur’an’dan uzak kalmamamızı tavsiye etmiştir.

Kur’an para ile okunmaz, okutturulmaz. Kur’an ancak, manevi faydasını görmek ve Allah rızası için okunur.

Para ile Kur’an hatmi, para ile yasin okutturup, ölenlerin ruhuna bağışlanmaz.

Ölü yakını, kendisi Kur’an okunmasını bilmiyorsa, fatihayı okusun, ölenin ruhuna bağışlasın. Bunu ayakta da okuyabilir. Oturup kıbleye dönerek okumak sünnettir. Kabrin neresinde duralım? Bu hiç fark etmez. Bizim okuyuşumuzu ölü dinler ve sevinir. Ruhuna bağışlanınca da faydalanır.

Kur’an okunuşunda, öğretilmesinde para alınmaz, para verilmez. Vebâl iki tarafadır.

Din büyüklerimiz şöyle der:

–     Hiçbir ücret ve menfaat almadan Kur’an okumak, öğretmek peygamber mesleğidir.

–     Hiçbir şey beklemeden Kur’an okuyana, öğretene verilen ikram ca’izdir. Zira peygamber ikramı ret etmemiştir.

–     Ücretle ve menfaat karşılığı okuyan ve öğretenlerin aldıkları helâl değildir.

Ücret  ödemeden bu hizmet sürmeyecek, Kur’an Kursu Öğretmeni bulunamayacaksa, o zaman  maaş ödenmesinde günah yoktur. Bugün İmam ve müezzine ücret ödenmezse o görevler sürdürülemez. Nasıl geçinecek?

Kur’an’ın kitapçıda satılması da böyledir. Gaye para kazanmak olmadan alım satımı yapılır. Yoksa piyasada Kur’an bulamazsınız.

Bu konu ile ilgili ayet ve hadislere bakalım:

1-“Ayetlerimizi az bir karşılık ile satmayın.”(Bakara:41)

2-“Allah’ın indirdiği kitaptan bir şeyi gizleyip, onu az bir para ile değişenler yok mu, işte onların yiyip de karınlarına doldurdukları, ateşten başka bir şey değildir. Kıyamet günü Allah, ne kendileri ile konuşur ve nede onları temize çıkarır. Orada onlar için can yakıcı bir azab vardır.”(Bakara 174) buyrulmaktadır.

Hz.Peygamber (a.s) hadislerinde şöyle buyurur:

1-   “Kim Kur’an okursa, isteyeceğini Allah’tan istesin. Zira bir takım insanlar zuhur edecek, onlar Kur’an okuyup karşılığını halktan isteyecekler.”(K.Sitte:2/141)

2-   Ubey ibni Ka’b: “Bir adama Kur’an öğrettim, bana bir yay hediye etti. Bunu peygambere söyledim: “Eğer onu alırsan ateşten bir yay almış olursun” buyurdu. Ben de geri iade ettim.” (K.Sitte: 17/252)

3-   “Kur’an’ın okunmasında ve açıklanmasında haddi aşmayın. Onun karşılığında ücret alıp vermeyin. Onunla dünya malınızı çoğaltmak istemeyin.”(Ahmed b.Hanbel, Müsned:11/428)

Kur’an  okumak bir ibadettir. Bu ibadetin karşılığı diğer ibadetler gibi kuldan istenmez. Dünyalık için, menfaat için Kur’an okunmaz.

“Ücretle Kur’an okumanın, okuyana da, ölüye de sevabı dokunmaz” demiştir.

Menfaat temin için Kur’an okunmaz. Ücretle okumayı okutmayı hiçbir mezhep imamı uygun görmez.”(Hz.Kur’an S.63.Tayyar Altıkulaç)

İmam-ı Birguvi, para ile Kur’an okumak haramdır der. Çünkü Allah rızası yoktur.

Akif şöyle der:

“İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin

Ne mezarlıkta okunmak ne de fala bakmak için “

Sonuç  olarak; Kur’an okuyana, hatim edene, yasin, hatim okunan yayın organına başta pazarlık yapılmamak şartı ile ikramda bulunulmasında veya elektrik ücreti gibi bir ücretin verilmesinde sakınca yoktur.

 

19.      Ölüye Kur’an  Okumanın Faydası Yok mu?

 

Kur’an  şifadır. Diriye de ölüye de faydası vardır. Ölüye fayda veren ibadetlerden biri de Kur’an okumaktır.

Hz.Peygamber definden sonra ölü için dua ve istiğfar etmiştir. Ölünün ardından yasin suresinin okunmasının faziletinden  bahsedilmiştir.

Mezhep imamlarına göre; ölenin ardından okunan Kur’an ölüye fayda verir. Ama sırf bu maksatla okutmakta caiz değildir. Çünkü Kur’an ölü kitabı değildir.

Dua etmek, Kur’an okuyarak ölenlere bağışlamak, geride kalanların görevidir.

Dua etmek, Kur’an okuyarak ölenlere bağışlamak, geride kalanların görevidir.

Ölüye, iyi şeylerde ulaşır, kötü şeylerde. Meselâ, ölenin çocuğu kötü şeyler yapsa kemiği sızlar mı?  Evet.

Fakir fukaraya dağıttığımız hayır ona ulaşır mı?  Evet

Ölenin borcu olsa ödeyiversek düşer mi? Evet. Okunan Kur’an niye ulaşmasın? Öyleyse…

Yoksa mezar taşlarındaki “Fatiha” boşuna mıdır?

Peygambere salavat getirdiğimizde ulaşmaz mı? Ulaşır.

Ehli sünnet uleması, kişi namaz oruç sadaka  Kur’an tilaveti v.s. gibi amellerin sevabını başkasına bağışlayabilir ve “Allahım bu işin sevabını falana ver” demiştir.

Hz.Peygamber, ümmetinin ruhuna koç kurban etmiştir. İnsan ibadet edip, hayır hasenatta bulunup ölmüşlerin ruhuna bağışlayabilir.

Hz.Peygamber: “Ölülerinizi hayırla yad ediniz” buyurmuştur. Ölünün borcu ödenince nasıl borcu düşüyorsa, bağışlanan ibadetlerin sevabı da ona ulaşır. Ölünün ardından bağırıp çağırmak bile ölüye zarar verir. Peki, okunan Kur’an neden ölüye fayda vermesin?

“Okunan Kur’an’ın faydası yokmuş” denilerek Kur’an’a pamuk ipliği ile bağlı olanları Kur’an’dan koparma gayretleri bunlar. Bunlar, Kur’an’dan dirilerin de ölülerinde istifade etmesine engel olmak için gayretlerdir.

Atalarımız, ölmüş kimsesizler için  yasin okutan, hatim indirten vakıflar kurmuşlardı. O zaman onların arasında âlim yok muydu?

Mezarlığı ziyaret için gidenin, 3 ihlas bir Fatiha okumasının, mezar taşlarındaki “Fatiha “ yazısının hiç mi anlamı yok. Peygamberimize salavat getiremeyecek miyiz? Ezan duası etmeyecek miyiz?

Böyle fitnecilere itibar etmeyin. Faydası olmasaydı, peygamber okumazdı. Bizden önceki ölenler, bizim göndereceğimiz dua ve Kur’an’a  muhtaçtırlar.

Hz.Peygamber:”Ölü için yasin okunursa azabı hafifler.”(Ramuz 79/4) Hastaya okunursa, ruhunu kolay teslim eder, rahat ölür. Ölü yıkanmadan, gusletmesi gerektiğinden başında okunmaz, başka bir odada okunur.

Hz.Peygamber:”İnsan öldüğü zaman üç şey dışında  ameli kesilir.Devam eden sadaka, faydalanılan ilim ve kendisi için dua eden Salih Evlat “(İslam Fıkhı Ans. 3/428) buyurmuştur.

 

20.       Kur’an’a Karşı Görevlerimiz:

 

Hz.Peygamber: “Bir zaman gelecek ümmetimin içinde Kur’an okuyanlar çoğalacak, ama onu anlayanlar azalacak. İlim yok olacak, her kafadan bir ses çıkacak. Daha sonra benim ümmetimden bir takım insanlar, Kur’an okuyacaklar, ama okudukları boğazlarından aşağı geçmeyecek” (Hz.Kur’an :79,Tayyar Altıkulaç) demiştir.

Kur’an’a karşı en belirgin görevlerimiz şunlardır:

–     Saygıda kusur etmemek, korumak, ezberlemek,

–     Güzel bir şekilde okumak,

–     Doğru olarak anlamak,

–     Ve Allah’ın emir ve yasaklarını gönülden yerine getirmek, yaşamak,

–     Abdestsiz ellememek.

Hz.Peygamber : Bir toplantıdan Allah’ı anmadan, salavat getirmeden kalkılırsa, oradan ayrılanlar, leşten ayrılmış kargalar gibidir” buyurur.Kur’an’dan bir şey okumadan toplantılardan ayrılmayalım. Ashap Asr sûresini okuyarak birbirinden ayrılırdı.

–     Hz.Peygamber(a.s.) şöyle demiştir:

“En hayırlınız Kur’an’ı öğrenen ve öğreteninizdir” buyurarak Kur’an okuyanı öğrenen ve öğreteni övmüştür.

–     Sad:29.ayetinden anlaşıldığına göre; Kur’an ayetleri üzerinde düşünmek, ibret almak görevimizdir.

–     En büyük görev; Kur’an’ı anlamak ve hayata uygulamaktır. Bir de Kur’an’ın başkaları tarafından tanınmasını sağlamaktır.

–     Hz.Peygamber(a.s.): “Kur’an’ı okuyunuz! Çünkü sizlere Kur’an’ın her bir harfi için on sevap verilir.(Riyâzu’s-Sâlihin Trc. C.ll. 1003) demiştir.

Kadı Beyzavi, tefsirinin birinci cildini yazdıktan sonra rahatsızlanmış ve etrafındakilerde onu öldü sanmışlar,. Teçhiz ve tekfini yapıldıktan sonra mezara konmuş. Gece olunca Kadı uyanmış ve bağırmaya başlamış. Yan mezardaki birisi “ Ne bağırıyorsun, bu gece yarısı kimse seni duymaz” demiş. Kadı da “ Sen gece olduğunu nereden biliyorsun?” diye sormuş. Adam da “ Ben geceleri Yasin gündüzleri Tebareke okurdum. İşte onların nuru sayesinde biliyorum” cevabını vermiş. Gündüz olunca da “Şimdi bağır” demiş. Mezarlıktan geçenler sesleri duyunca gelip Kadıyı çıkarmışlar.

Bundan    dolayıdır ki Kadının tefsirinin ikinci cildinin daha ruhani olduğu söylenir.

Kur’an okuyanlar ve hafızlar:

1-   Muhammed ümmetinin en şereflileridir.

2-   Cennet ehlinin bayraktarlarıdır.

3-   Allah’la konuşan insanlardır.

4-   Hafızlar, cehenneme girmeyi hak eden on kişiye şefaat eder.

5-   Kur’an okumak zikirden duadan üstün bir ibadettir.

Eğer Kur’an’a karşı görevlerimizi yaparsak Kur’an’da bildirildiği gibi rahmete nail oluruz.

Müzzemmil 4:”Kur’an’ı tane tane oku”

Araf 204 : “Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki, size merhamet edilsin” buyrulmuştur.

Bir görevimizde,  Kur’an ahlakı ile ahlaklanmakdır.

Yahudi ve Hıristiyanlar Tevrat’ı ve İncil’i okudukları halde içindeki ile amel etmedikleri için dinlerini ve kitaplarını kaybettiler.

Müslümanlara yakın görünen Almana :

–     Neden müslüman olmuyorsun? Derler. Oda:

–     Size bakıyorum, Kur’an’a bakıyorum; Kur’an’ın dedikleri, sizin hayatınızda yok. Müslüman olsam Kur’an’daki hayatı yaşamam lazım” diyor.

Müslüman   olarak Kur’an’ı yaşayıp hayata geçirmemiz lazım.

Allah : Kur’an’dan yüz çeviren bilsin ki, onun geçimi dar olur, onu kıyamet günü gözleri kör olarak haşrederiz. O kişi “Ya Rabbi ben kör değilim” der. Ona : “Sen bizim ayetlerimizden yüz çevirdin. Bizde senden yüz çeviririz “denir. (Taha:124-126) buyuruyor.

En’am sûresinde (115-34) : “Allah’ın ayetlerini değiştirecek bir şey yoktur” buyurulur.

Şeytan, Kur’an’a müdahale edemez. Kur’an’a saldıranlar, bugüne kadar ona en ufak bir zarar verememişlerdir. Kur’an indiği gibi muhafaza edilmiştir. Mufassal Kur’an olmaz. Alternatif Kur’an olmaz.Kur’an’a nazire yapılamaz.

Kur’an’ı indiren Allahdır. Koruyacak olan da Allahdır. Bize düşen, Kur’an’a yönelik hareketlere karşı uyanık olmak. Karşı koymak ve Kur’an’ı tebliğ etmektir.

 

21.       Kur’an’la Alay Edenlere Tavrımız Ne Olmalı?

 

İnsanın içinde yaşadığı ortam çok önemlidir.

Cenab-ı Allah bize şöyle emrediyor:

“Allah’ın ayetlerinin inkar edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, tövbe edip dönmedikleri müddetçe o kafirlerle oturmayın. Aksi halde sizde onlar gibi olursunuz.”(Nisa: 140)

Enam 68’de böylelerinden yüz çevrilmesi, onlarla oturulup kalkılmaması emredilmiştir.

Bizim                cezamız, vurup öldürmek değildir. Biz tepki gösteririz, gerçeği anlatırız. Kalben buğ zederiz. Islahı için dua ederiz. Islah olmayacaksa Allah’a havale ederiz.

İslamın ilk yıllarında şöyle bir olay olmuştur:

Abdullah İbni Mes’ud (r.a) Mekke’de müşriklere Kur’an’ı açıktan ilk defa okuyup dinleten bir kahramandır. Bir gün o ashab-ı kiramla otururken aralarında: “Rasulullah (s.a)’den başka şu Kureyş’e Kur’an’ı açıktan okuyan bir kimse olmadı. Kim gider de onlara açıktan Kur’an okuyup dinletebilir?  Diye konuşuldu. İbni Mes’ud arkadaşlarına “Ben dinletirim?” dedi. Ashab-ı kiram: “Biz onların sana zarar vermelerinden korkarız. Öyle bir kimse olsun ki gerektiğinde kendini müşriklerden koruyabilecek bir kavmi ve kabilesi bulunsun” dediler. İbni Mes’ud (r.a) : “Bırakın gideyim Allah Teâlâ beni korur” dedi.

Ertesi gün kuşluk vakti Ka’bede oturan müşriklere karşı Makam-ı İbrahim’de Besmele çekerek “Rahman” suresini okumaya başlar. Müşrikler İbn Mes’ud’un üzerine saldırırlar. Başına, gözüne vurmaya başlarlar. Yumruk, tekme, tokat altında Kur’an’ı yüksek sesle okuyabildiği kadar okur ve müşriklere dinletir. Yüzü gözü yara içinde arkadaşlarının yanına döner. Bu hadise karşısında ashab “İşte biz senin bu akıbete uğrayacağından korkuyorduk” diye üzüntülerini belirtirler. İbni Mes’ud (r.a)’da sanki hiçbir şey olmamış gibi imanından aldığı güçle:”Vallahi Allah’ın düşmanları hiçbir zaman yanımda şu andaki kadar daha zayıf olmamışlardır. İsterseniz yarın sabah onlara o kadar daha Kur’an dinletebilirim…” der.

Evet aslında İslam, Kur’an karşıtı olanlar zayıftır. Onlar kuvvetli görüp de korkmamak lâzım.

 

22.       Kur’an’la İlgili Küfre Götüren Haller:

 

–         Osmanlı   alimlerinden Ömer Nesefi, İslam inancının Temelleri Akaid Adlı eserinin insanı küfre götüren haller bölümünde  Kur’an’la ilgili şunlar yer alır.(S. 214-215):

–         Kur’an’dan bir tek ayeti inkar ve Kur’an’la alay etmek,

–         Kur’an’ın bir hükmünü ayıplamak veya yanlış olduğunu söylemek,

–         Kur’an’ı çalgı aleti çalarak okumak,

–         Kur’an’ı pis yerlere atmak, yere atmak,çiğnemek,

–         Kur’an’a ilâveler yapmak, değiştirmek,

–         Kur’an’ı insan sözü saymak,

–         Kur’an’ın Arapça değil başka dilde olduğunu söylemek,

–         Şaka da olsa kendi konuşmasının yerine Kur’an ayetlerini söylemek,

–         Çok Kur’an okudum, benden günahları kaldırmadı demek,

–         Kur’an’a dil uzatmak, sövmek,

–         Ayetlerin anlamını değiştirmek,

–         Kur’an’ı peygamber yazdırdı demek,

–         Kur’an’ı küçük düşürücü tavır takınmak, saygısızlık etmek.

Kur’an’a   karşı uygun olmayan şekilde davrananlar oluyor. Meselâ; Ham Mimler okunurken, ip düğümleyip, dilekte bulunmak, dileği olunca düğümleri açmak gibi.

–     Kur’an’ı sadece ölüler için açıp okumak, onun dışında duvara asmak, Kur’an’ı yaşamamak gibi.

–     Bir konuya da değinmek isterim. Kur’an’a yazı yazılmaz, işaret konmaz. Bu dua ayetidir. Bu ayet şu kadar okunursa diye yazılmaz. Kur’an’a böyle de müdahale edemeyiz.

Kur’an  not defteri değildir.

Her önüne gelen bir işaret kor ve yazı yazarsa, ne hale gelir?

–     Kur’an, isim kitabı değildir. Onda fala bakar gibi açıp isim aramak yanlıştır.

-Kur’an büyü kitabı da değildir. Kur’an’la büyü yapmak küfre götürür.

–     Kur’an şifre kitabı da değildir. Ondan rast gele bilen, bilmeyenin manalar çıkarması uygun değildir.

–     Kur’an’ı yemin kitabı gibi kullanmak da doğru değildir. Kur’an’a her isteyen el basamaz. Basmamalıdır.

 

23.              Sonuç

 

Kur’an’ı Allah : “Biz indirdik, onun koruyucusu da biziz” buyuruyor.(Hıcr :9)

Vakıa suresinin 78.ayetinde de Şüphesiz ki, “Kur’an korunmuş bir kitaptır” buyruluyor.

Bu ayetlerden anlaşılıyor ki, Kur’an’ın koruyucusu Allahtır. Bu konuda kimsenin endişesi olmasın. Onu koruma görevi bize verilmemiş, bize verilen görev Kur’anî bir hayat yaşamaktır. Zira Kur’an bizim için inmiştir. Bunun için Kur’an’ı hayatımıza taşımalıyız. Kur’an hayatımız da olmazsa, Kur’an’ın bize faydası olmaz. Kur’an’a uyarsak o bize can verir, kan verir, huzur verir. Şifa verir, rahmet olur. Şefaatçi olur.

Kur’an, insanlığı kurtaracak tek kitaptır.

Alternatif Kur’an yoktur olmamıştır, olmayacaktır. Ankebut sûresinde : “Ayetlerimizi ancak kafirler inkâr ederler “ buyrulmuştur.

Bugüne kadar Kur’an’a çok saldırılar yapıldı. Salman Rüştü, Teslime Nesrin gibi çokları geldi geçti…

Alternatif Kur’an diye kitap yazanlar oldu. Bana vahiy geliyor diyenler, sûreler uyduranlar oldu. Ama güneşi balçıkla sıvayamadılar. Kıyamete kadar buna kimsenin gücü yetmeyecek. Çünkü Kur’an  bir mucizedir, çağlar üstü bir kitaptır. Gelecek asırlar, Kur’an asrı olacaktır. Kur’an çağları arkasından sürükleyecektir.

Önemli bir husus da; Kur’an, sünnetin inkârına alet edilmemelidir. Sünnet olmadan Kur’an anlaşılmaz ve yaşanmaz, sünnetsiz ümmet olunmaz.

Bazen “Bize Kur’an yeter” diyenler, bunu Kur’an’a ve İslâma bağlılıklarından dolayı demiyor. Kur’an’a bağlı olan,”Kur’an’ın :” Peygambere uyun, onu örnek alın, uymayanın ameli boşa gider.(Muhammed: 33) ayetini bilir.

Hz.Peygamber, son anlarında müslümanlara  şunu vasiyet etmiştir: “Size iki şey bırakıyorum, Kur’an ve sünnetim. Onlara uydukça yolunuzu şaşırmazsınız.”

Evet sapıtmamanın yolu Allah’ın ve peygamberin talimatına uymaktır.

Allah, sizleri ve bizleri Kur’an’dan ve peygamberin yolundan ayırmasın. Kur’an ahlakı ile bizleri ahlaklandırsın inşallah. Amin.


Bu yazıyı 9.019 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here