MİSYONERLİK

Misyonerlik: Dünyayı Hıristiyanlaştırma faaliyetidir.

Misyoner: Hıristiyanlığı yeryüzüne yaymak için özel eğitim görmüş kimsedir.

Misyoner, Hıristiyanlık için kendini adayan kimsedir. Misyoner, haçlı ordularının görevini üstlenmiştir.

Misyoner, her türlü çileye katlanacak şekilde yetiştirilen, her fırsatı değerlendiren, engelleri aşmak için her şeyi mubah sayan, insan avcısıdır.

Propaganda yaparken, masum, iyiliksever görünüşler. Sicilleri temiz insanlar değildir. Yalan söylerler, vaatlerde bulunurlar vaftiz olanların cennete gideceğini, mezar da cesetlerinin çürümeyeceğini söylerler.

Bir papaz Fatih’e böyle bir iddiada bulunulunca: “Göstereceğim mezarı açalım” demiş. Mezar biraz açılınca içeriden gelen kokular yüzünden bayılmamak için ilk uzaklaşan papaz olmuştur.

Papalık 16. yüzyılda haçlı ordularından ümit kesilince misyoner okulları açmıştır. Okulları bitirenlere “gidin incili bütün dünyaya yayın” ( Matta:16/15) denmiştir.

Dünyada misyonerlerin gitmediği yer yoktur. Anadolu’dan Müslüman-Türkü söküp atmak için 8 defa haçlı saldırısı düzenlenmiştir. Hedefe ulaşılamayınca misyoner orduları harekete geçmiştir. Taktik değiştirilmiştir.

12 Eylül öncesi Amerikalı misyoner; “Sivas olaylarını biz başlattık” itirafında bulunmuştur. (25-10-1990-zaman)

Misyonerler dinlerini yayarken bölücülüğe, kafa karışıklığına, mezhep ayrılığına önem verirler.

Doğuda taktik şudur:

-“Aslında siz Hıristiyan’dınız. Sizi zorla Müslüman yaptılar aslınıza dönün” PKK’nın İslam’ı red edip ibadetlerle alay etmesi, domuz eti yemesi, dinlerinin Zerdüştlük olduğunu iddia etmesi, Hıristiyan ayinlerine katılması bundandır.

 

Misyoner Nasıl Çalışır?

Son Nokta Gazetesinin haberine göre 30 kadar misyoner evi olduğunu, ücretsiz İncil dağıttıklarını, misyonerlerin, gençlere asılsız vaatlerde bulunarak kandırdıklarını, özellikle genç kızlar kullandıklarını öğreniyoruz. (3-Haziran-2004)

-Misyonerler, çevre şartlarına göre hareket ederler. Dini bilgisi olmayan, milli duyguları zayıf, problemli kimseleri seçerler. Tevfik Fikret’in oğlu Haluk misyoner tuzağına düşürülmüş ve Amerika da papazlığa kadar yükselmiş, her Türk aleyhtarı faaliyetlerde önde görülmüştür.

-Fakir insanlara yaklaşırlar.

-Mektup, broşür, kitap ve ücretsiz İncil en etkili propaganda malzemeleridir. Umumi yerlere unutulmuş havası içinde bunları bırakırlar. Veya adreslere gönderirler. “Beğendiysen”, “dilersen”… Derler ilgi kurarlar.

-Şans vadeden, tereddütler uyandıran ve tehdit eden mektuplar gönderirler.

-Yeni dünya, dünya barışı, dünya kardeşliği vaat ederler.

-İnsanlara durumlarına göre kolayca yaklaşırlar. Her kılığa girerler.

-Ahlakı, inancı zayıflatacak şeyler söylerler ve yaparlar.

-“İsa’nın kurtarıcılığını kabul ediyorum” dedirtirler. Hıristiyanlık usullerine göre dua ettirirler.

-Sosyal felaketleri fırsat bilirler.

-İslamla ilgili şeyleri, din adamlarını, İslam büyüklerini küçültmeye çalışırlar.

-Efeste hacı olmaya, vaftiz havuzunda temizlenmeye davet ederler.

-Münakaşa edip tartışmazlar.

-İslam da ibadetlerin zor olduğunu, Hıristiyanlıkta sadece kiliseye gitmekle tamam olacağını söylerler.

-Talimatta misyonerlere: “İçki, kumar, zina ve domuz etini yayınız” emri verilmiştir.

-“Hadislerin gereksiz olduğunu yayın”

-“Örtü dinin emri değildir deyin”

-“Irkçılık ve mezhep yarasını kaşıyınız”

-“Bırakın çocuklar ateist, satanist olacağına Hıristiyan olsun deyiniz”

-“Ben Müslümandım zevk almadım, dinin emirleri çok ağır geldi. Allah’tan yardım görmedim. Hıristiyan oldum kurtuldum deyin” derler.

 

 

 

 

Hedefleri Nedir?

Türklerin İslamla şereflenmesi ve Anadolu’nun Türklerin eliyle Türkleşmesinden sonra, aziz milletimiz Hıristiyan âleminin amansız düşmanı oldu.

1987’de New York’ta; Müslüman Türk milletinin gücünü zayıflatmak ve yok etmek veya Hıristiyanlaştırmak için 3 hedef belirlenmiştir:

1-İslam dini,

2-Aile yapısı,

3-Genç nesil.

Nato’nun hedefi kızıl, ( kırmızı ) iken İslam yeşili olarak değiştirilmiştir.

01.06.2004 tarihli Emniyet Genel Müdürlüğünün açıklamasına göre; 8 milyon İncil dağıtılmış, korsan kilise sayısı hızla artmış ve yapılan misyoner faaliyetleri, milli bütünlüğümüzü tehdit edecek noktaya gelmiştir.

Sakarya da depremden sonra 3 bin depremzede Hıristiyan yapılmıştır. Öğrencilere ücretsiz sınav hazırlığı kursu verilmiş. Türkiye için hedefin 10 yıl da 5 milyon kişi Hıristiyanlaştırarak yeni bir azınlık grup oluşturmak olarak planlandığı bildirilmiştir. Olur mu? Afrika da, bazı Türk illerinde başardılar…

Tehlike ciddi. 29.01.2004 Denizli Müftüsü Mahmut Gündüz, basın toplantısı yapmış, misyonerlerin Türkleri Hıristiyanlaştırma planlarını açıklamış ve Diyanet İşleri Başkanlığının bütün Müftülüklere gönderdiği misyoner genelgesini açıklamıştı.

1492 yılında ilk buharlı gemi yapılıp, denize açıldığı zaman, papa tarafından geminin denize açılmasına izin verilmemiştir. Israrlara dayanamayan papa, ancak gidilen yerlerde yaşayan insanların Hıristiyanlaştırılması şartı ile geminin denize açılmasına razı olmuştur.

Hedef, Peygamberler, Evliyalar ve Şehitler yatağı olan Anadolu’dur. Anadolu’nun Hıristiyanlaştırılmasıdır.

Misyoner, “kardeşlik, dünya barışı” der ırkçılık bölücülük yapar. İnanç mezhep farklılıklarını büyütür.

Peygamber ( as)’ın sünneti hakkında şüpheler sokar. Hadisler bozulmuştur. Sünnete gerek yoktur. Kur’an Müslümanlığı, Türk Müslümanlığından bahseder.

Dinin temeli olan Akaid ve Fıkhı yok edip, dinde boşluk oluşturup, İslam’ı emir ve yasakları olmayan din haline getirmek en önemli hedeftir. (Fıkıh neymiş…)

Bir hedef de, dinini öğrenememiş gençlerdir. Onların kandırılması çok daha kolaydır…

Türkiye de dinini öğrenmek yaşamak yasakken misyonere bütün kapılar açıktır. Ona din özgürlüğü, ifade özgürlüğü vardır.

Hani adam bir köye gitmiş kendisine köpekler saldırmış hangi taşa el uzattıysa yerinden oynatamamış ve:

-Ne biçim yer, taşları bağlamışlar, köpekleri salıvermişler” demiş.

Gençlere, hediyeli misyonerlik tuzakları hazırlanmaktadır.

-Ücretsiz Efes gezileri ve vaftiz havuzuna sokmaları; vaftiz oldunuz, temizlendiniz ve Hıristiyan oldunuz ifadeleri…

-Din değiştirenlere evlilik, iş, para, burs, dış ülkeler de eğitim vaat ederler.

-Okullarda ilkokul çocuklarına “İncilden öyküler” “dünyanın en önemli öyküsü” gibi Hıristiyanlığı cazip gösteren, özendiren kitaplar dağıtılmaktadır.

Kendi dini öğretilmediği için misyonerlerin vaatlerine kanan bir yüksek rütbeli askerin oğlu (Mert Çınar) kucağında İncil, misyonerlerin kanalı NR2 açık, intihar etmiştir… ( 24-07-2003- Vakit)

 

Neden Gençler Hıristiyan Oluyorlar:

-Kendi inancını bilmiyor, inanç boşluğu var.

-Onu koruyan ibadet yok, doyum olmuyor.

-Propaganda sürekli, cazip ve özendirici oluyor.

-Kilisede ayin, eğlence oluyor. Müzik ona hitap ediyor.

-İkramlar, bağlayıcı oluyor.

-Vaatler, kız arkadaşlığı, dış ülkede tatil, burs, balığı tuzağa düşüren yem oluyor.

-Aile ilgisi yok… (Saldım çayıra-Mevlam kayıra)

-Hıristiyanlıkta sorgu sual yok, kabir azabı yok (orası ebedi istirahatgah) cehennem yok. Cennete sadece Hıristiyanlar girecek.

-İslam’da ki ibadetler zor. Ayrıca Tanrı’nın ibadete ihtiyacı yok derler. Hıristiyanlıkta ibadet yok.

Misyonerler atasözü gibi yıkıcı, bölücü ve uyuşturucu sözler uydurmuşlardır. Bunlardan bazılarını hatırlayalım:

-Ele geleni ye, dile geleni söyle.

-Yalansız iş mi var?

-Yandım diyene yan, öldüm diyene öl de.

-Hak değirmen damındadır.

-Onunla cehenneme bile giderim.

-Kırk gün günahkâr, bir gün tövbekâr ol.

-Fala inanma, falsız kalma.

-Ahrete gidip gelen mi var?

-Görmedim, duymadım, bilmiyorum.

-Benim kalbim temiz.

-Bana ne, neme lazım.

-El öpmekle dudak aşınmaz.

-Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.

-Körün yanında sen de kör ol.

-Üzümü ye, bağını sorma.

-Zengine dokun geç, fakirden sakın geç.

-İyilik yaptığının şerrinden korun.

-Gemisi kurtaran kaptan.

-Akara kokara bakma, cebine girene bak.

-Gelene ağam, gidene paşam de.

-Baş eğmekle baş ağrımaz.

-Erliğin onda dokuzu kaçmaktır.

-Bal tutan parmağını yalar.

-Devletin malı deniz, yemeyen keriz.

-Hastaya bakmaktansa, hasta olmak iyidir.

-Her koyun kendi bacağından asılır.

-Haram helal ver Allah’ım, kulun durmaz yer Allah’ım.

-Zaman bunu gerektiriyor, şartlar zorluyor.

-Acıma, acınacak hale gelirsin.

-Güzele bakmak sevaptır.

-Merhametten maraz doğar.

-Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın.

-Adamakla mal tükenmez, ödemekle tükenir.

-Dünyaya bir kere gelinir, hızlı yaşa genç öl.

-Yağmur yağarken testini doldur.

-Bedava sirke, baldan tatlıdır.

-Köprüden geçinceye kadar ayıya, dayı de.

-Çağ sana uymazsa, sen çağa uy.

-Sağır ol, kör ol, dilsiz ol, rahat ol.

-Kırk gün günahkâr, bir gün tövbekâr ol.

-Para, her kapıyı açar.

-Verince kırkı, gider korku.

-Bit yiğitte, bulunur.

-Nerede aş oraya yanaş, nerede aç oradan kaç.

Atalarımız bu sözleri söylememiştir. Atasözlerimizin arasında olumsuz, yıkıcı, uyuşturucu söz yoktur.

Ahlak bozucu, inancımıza aykırı bu sözler bize sıkılan birer kurşundur.

İnsanın ahlakını, mayasını bozan, inancımıza asla uymayan bu sözlerden sonra bir de yaptıkları telkinlere bakalım:

-Misyonerler kötü örnek, kötü model olarak etkilemeye çalışırlar. Giyimleri yaşayışları ve telkinleri ile Müslüman gençleri kendilerine benzetmek için her çareye başvururlar. Genç, onlar gibi giyinmeye, haç takmaya başlar. Köpeği sevmeyen, köpek sever olur. “Bir bebek, bir köpek” der. Böylece inanç ve gelenekler bozulur. Gençlik kimlik bunalımında…

-Noel ağacını, Noel babayı sevdirirler, evlere dükkânlara kadar sokarlar. Okullarda dağıttırırlar.

-Camilere sıra koyamayınca sandalye, tabure ile doldururlar.

-Müslümanları hacı olursunuz diye Efes’e götürür, vaftiz havuzuna sokarlar. Oradaki acı suyu, zemzem diye içirirler.

-Hz. İsa’nın, insanlık adına çarmıha gerildiğine inandırırlar.

-Din adamlarına İslam büyüklerine karşı saygı ve bağlılığı azaltmak için ne lazımsa, yaparlar.

-Müslümanları ibadetlerden soğutmaya, ibareleri azaltmaya çalışırlar. Kalbin temiz. Senin namaz kılmana gerek yok. Allah’ın senin ibadetine ihtiyacımı var? Derler. 5 vakit günde ömür boyu namaz çekilir mi? Bak Hıristiyanlık ne kolay derler.

-İslam’ın reforma, rönesansa ihtiyacı olduğunu,

-İslam’ın kılıç zoru ile yayıldığını,

-Müslümanları İslam’ın geri bıraktığını telkin ederler.

-Tanrı, Allah baba kelimelerine alıştırmaya çalışırlar.

-Sünnetten, Peygamber ( as ) dan ayırmak için hadisler uydurma, sünnete ne gerek var, Kur’an yeter derler.

-Gençler için satanist, ateist olacağına Hıristiyan olsun derler.

-Ha İsa, ha Musa, ha Muhammed! Aralarında ne fark var? Muhammet yeni bir şey getirmemiştir. İsa hak Peygamber değil mi? Ona da uysak olmaz mı? Telkininde bulunurlar.

Misyonerler, emellerine ulaşabilmek için hain planlar kurarlar. Şüphe ve tereddüt uyandırırlar. Münakaşalı ortam hazırlarlar. Mesela;

-Deccal kim? Çıktı mı, ne zaman çıkacak?

-Hızır yaşıyor mu? ( Bunu tartışan İstanbul da iki cami cemaati taşlaşmıştır.)

-Mezarlıktaki ağaçların meyvesi yenir mi? ( Bunun için Kayseri-Konya Âlimleri ciltlerle kitap yazmıştır.)

-Şüpheli şeyler hangi elle yenir?

-Cennetteki meyvelerin tadı nasıl, kaç yaşında olunacak?

-Türkiye İslam ülkesi mi? Değil mi?

-Müslüman, fırında, değirmende çalışır mı? (Unlu elbiselerle nasıl tuvalete girecek?) Deyip, fırınlar gayrimüslimlerin eline geçmiştir.

-Altın, Müslüman’a haram. Altın işinde Müslüman çalışır mı? ( daha yeniye kadar büyükşehirler de Müslüman sarraf pek nadir görülürdü.)

-Derdi veren Allah. İlaçla derman aramak Allah’a isyan olmaz mı? ( ilaç sanayisi gayrimüslimler ele geçirmiştir)

-İslami idare olmadığı için seçimlerde oy kullanmak günahtır. Seçtiğinin vebalini taşırsın. (böylece masonlar önemli koltuklara gelmişlerdir)

-Kıyamet ne zaman kopacak? Ahir zaman deyip, Müslüman halk sosyal hayattan, dünyevi işlerden koparılmışlardır. (Gir bir tarikata gerisi yalan… Çoluk çocuk… Allah Kerim)

-Harama besmele çekilir mi?

-“Allahla kul arasına kimse giremez” deyip sünneti ve Peygamber (as)’ı devreden çıkarma yoluna gitmektedirler.

Kur’an yetmiyor mu? Kur’an Müslümanlığı gerek, deyip Kur’an-ı anlaşılmaz hale getirmek istemektedirler. (Sünnetsiz Kur’an anlaşılır mı?)

-Başı açık, kısa kollu namaz olur mu? (cemaat arası tartışma ortamı hazırlamışlardır.

-Türk müsün, Müslüman mısın? Önce Türk müsün Müslüman mısın? Diyerek ırkçılık yarasını kaşımışlardır. Gençler hem Türküz, hem Müslümanız dememişler, kavga etmişlerdir.

Bu ve bunun gibi düşman oyunları uzayıp gitmektedir.

Misyonerlerin hazırladığı planların, tuzakların belgeleri çoktur. Mesela; patrikhanenin çalışma programı: madde:5 “Türkleri dini bakımından sarsmak, hocaları uydurma inanışlara saptırmak” diye geçer.

Kusursuz tatbik edilen bir plan da Hempher’in “İslam’ı nasıl yıkabiliriz?” Kitabıdır. Bu kitapta şöyle denilmektedir.

1-Müslümanların arasında, ırkçılık, milliyetçilik taassubunu körükleyecek ve onların dikkatlerini, İslamiyetten önceki kahramanlıklarına çekeceksiniz. Mısır da firavunluğu, İran da Mecusiliği, Irak da Babililiği, Anadolu da eski medeniyetleri ihya edeceksiniz.

2-Zina, içki, kumar ve çeşitli oyunları hızlı bir şekilde yayacağız. Çıkardığımız meşgalelerle, Müslümanları din kitabı okumaya, dinlerini öğrenmeye vakit bulamayacak hale getireceğiz.

3-Cihadın geçici bir farz olduğunu, vaktinin son bulduğunu telkin edeceğiz. İslam dinine ve İslam ahlakına bağlı olan kimseleri kötüleyeceğiz. Din terbiyesinin kaynağı olan aile yuvalarını yok edeceğiz. Bunun için, müstehcen resimleri neşrederek, gençleri fuhşa, livataya, cinsi sapıklığa sürükleyeceğiz. İslam ahlakını bozunca, İslamiyeti yok etmek kolay olur.

4-Müslümanlara; Peygamberin, İslamdan kastının herhangi bir din olduğunu ve bu dinin Yahudilik ve Hıristiyanlık da olabileceğini, sadece İslam dininin olmadığı inancını aşılayacağız.

5-Müslümanları, ibadetlerinden uzaklaştırmaya çalışacak ve dinin emirlerini tartışmaya açarak akıllarında şüphe hâsıl edeceğiz.

6-Müslümanların inançlarına bid’atler sokup, İslam’ı gericilik ve terör dini olmakla itham edeceksiniz. İslam memleketlerinin geri kaldığını, sarsıntılara uğradığını söyleyecek ve böylece onların İslam’a olan bağlılıklarını zayıflatmış olacaksınız.

7-Çocukları babalarından uzaklaştırıp, büyüklerinin dini terbiyelerinden mahrum kalmalarını sağlayacaksınız. Onları, biz yetiştireceğiz. Çocuklar babalarının terbiyelerinden koltukları an, dinden ve âlimlerden kopmaya mahkûm olacaklardır.

8-Kadınların soyunmasını sağlayıp sonra da, gençleri ona karşı tahrik edip, her ikisinin arasında beraberlik hâsıl olması için çalışacaksınız! Müslümanlığı yok etmek için, bu iş, çok tesirlidir.

9-Seyyidlerin, Peygamberlerin soyundan geldikleri hususunda insanlar tereddüde düşürecek. Seyyidlerin diğer insanlarla karışmaları, kaybolmaları temin edilecek.

10-Bütün Müslümanlara hürriyetin önemini bahane ederek, “herkes dilediğini yapabilir. Emr-i bil-ma’ruf ve nehy-i anil münker farz değildir” diyeceksiniz! Böylece İslamiyetin emir ve yasaklarını ortadan kaldıracaksınız.

11-İslam’ın yalnız Arapların dini olduğu fikri yayılacak. Mahalli inançlar desteklenerek, İslam’ın yayılması ve Müslüman olmayanlara öğretilmesi faaliyetleri önlenecek.

12-Fıkıh kitapları saf dışı edilerek, dinin doğrudan Kur’an dan öğrenilmesi için yönlendirme yapılacak. Sonra, Müslümanları Kur’an hakkında şüpheye düşürecek ve içinde noksanlık ve fazlalık bulunan tahrif edilmiş her dilde Kur’an tercümeleri hazırlayıp diyeceksiniz ki: “Kur’an bozulmuş. Birbirini tutmuyor” aynı şekilde, hadisler hakkında da şüphe uyandıracak. Ayrıca, Arap memleketleri dışında, ezan, namaz gibi ibadetlerin Arapça yapılmasını önleyeceksiniz. (Mehmet Oruç, 22-03-2002-Türkiye)

-Şeyh Ahmet Vasiyeti, her devirde canlı tutulmakta ve devamlı okunması sağlanmaktadır. Bunun okunmaya devam etmesinin altında misyoner gücünün olması ve insanımızın dinini tam bilmemesi yatmaktadır.

Burada ki ifadeler İslam’a uygun değildir. Peygamber (sav) vefatından sonra mesaj vermemiştir. Tebliğ de bulunmamıştır. Maddi ve manevi yıkım planlanmıştır. Zaman kaybı düşünülmüştür.

-Bal tefsiri, dinen mantıken uygun değil. İfadeler İslam’ın ruhu ile bağdaşmıyor. Ama Müslümanlar onunla meşgul ediliyor.

-Müslüman-Türk halkına Hıristiyanlıkla ilgili dualar, şans vaat içeren mektuplar gönderilmekte. İlgisiz kalınırda tehditler içermektedir. Ölüm tehdidi, hastalık, iflas gibi korkular verilmektedir.

Bilhassa belirli zamanlarda okullara gönderilen bu tür mektuplarla ilgili araştırma yapma fırsatım oldu. Özü Hıristiyanlık propagandasına dayanan bu mektuplarda:

1-İnanç ve kültür boşluğundan yararlanarak sinsice Hıristiyanlık propagandası yapılmaktadır.

2-Zaman olarak da, öğrencilerin tam ders çalışacakları zamanlar, sınavlara girecekleri dönemler özellikle seçilerek 20 adet çoğaltılmak suretiyle zamanını çalma ve posta masrafları ile maddi zarara sokmak gibi amaç güdülmektedir.

3-En önemli olan yönü de, gençlerin kafalarını karıştırarak, gençlerde korku, tereddüt yaratarak, yanlış inanç ve düşüncelere yöneltmektedir.

Bu durumu defalarca yetkililere yazdım. 1982 yılında Milli Eğitim Bakanından gelen cevapta: “Hıristiyanlık faaliyetlerinden biri olarak görülen ve öğrenciler üzerinde olumsuz etkiler bırakabileceği muhakkak olan bu çeşit mektup ve diğer zararlı yayınlarla ilgili çalışmalar sürdürülmektedir” yuvarlak ifadelerle cevap verildi.

Misyoner faaliyetlerinin yeri, gönderilen kitap ve broşürlerin basım, dağıtım adresleri ve misyonerlerin maksadı tam olarak bilindiği halde, tedbir alınmaması misyonerlere daha çok çalışma imkânı vermektedir.

-Ayrıca Hıristiyanlığı İslam’ın seviyesine çıkarmak iki din arasında fark yokmuş düşüncesini vermek için “dinler arası diyalog” propagandası yapılmaktadır. Dinler arası diyalog olmaz. Din adamları arası diyalog olur.

Batıla, bid’at ve hurafelere düşmemek için misyonerlerin plan ve tuzaklarına karşı halkımızın uyanık olması gerekir. Genç nesle sahip çıkılması şarttır.

Geçen hafta programdan sonra bir genç soruyor:

-Bana İncil verdiler okuyabilir miyim?

-Sen Kur’an Meali okudun mu?

-Hayır, (Hayatta ne Kur’an var ne sünnet var)

-Peki, nasıl mukayese edecek, nasıl karar vereceksin?

Kur’an bildiriyor: “İslam’dan başka din arayanın dini kabul olmayacaktır. Allah katında din İslam’dır.”  (Al-i İmran:85)

Allah bizi uyarıyor:

“Ey Müslümanlar, Hıristiyanları sırdaş edinmeyin. Çünkü onlar size fenalık etmekten asla geri durmazlar. Hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Kin ve düşmanlıkları, ağızlarından çıkan sözlerden bellidir. Kalplerinde gizledikleri düşmanlık daha büyüktür.” (Al-i İmran:118)

Allah İslam’dan ayırmasın Allahın selamı üzerinize olsun.

 


Bu yazıyı 311 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.