MİSYONERLİK

Sizleri selamların en güzeli ile selamlıyorum.  Konumuz misyonerlik.

Çocuklarımızın, gençlerimizin ve insanımızın çeşitli yollarla kandırılarak, Hıristiyanlaştırılması için diyecek bir şeyi olanı, elinde bilgi belge olanları, uyarı görevini yapması için yayına davet ediyorum.

İslam peygamberine göre tepki elle olur, dille olur. Bunlar olmazsa kalple olur. İşin kalbe kalması, imanın zayıflığındandır. Ya hiç ilgi olmazsa…

Ayrıca olumsuzluk karşısında susmanın vebali vardır. Peygamber (as): ‘ Hakikat karşısında susan, dilsiz şeytandır.’ buyuruyor.

Denizli’miz önemli bir turizm merkezi olduğundan misyonerlik için pilot bölge seçilmiştir.

Dedelerimiz, babalarımız: ‘Müslüman mahallesinde salyangoz satılmaz’ der, inancımıza yönelik hiçbir faaliyete izin vermezler ve itibar etmezlerdi. Ya şimdi birçok şeye göz yumuyoruz; yolda, evde, iş yerinde uzatılan incili kapıyoruz. Broşürleri kaçırmıyoruz. İzinsiz yapılan bu faaliyetlere tepki göstermiyoruz.

X X X

Benim misyonerlikle ilgim lisede iken başladı. İzmir’de Alsancak Kilisesi vardı. Bazı Pazar günleri kiliseye giderdim. Arka sıralardan onları seyrederdim. (yıl 1962-63-64) Bir ilginç tarafını görmedim.

1964-1969 yılları arasında Kayseri’de yüksek tahsil yaparken, İngilizce öğretmenim barış gönüllüsü Misis Şimaski idi. Caferbey mahallesindeki Ermeni kilisesi papazı, bir doktor, bir de Misis Şimaski, çocuk yuvalarına, hastaneye, hapishaneye ve köylere giderlerdi. Onlar jiple gider, biz motorsikletle giderdik yapboz oyunu oynardık.

Caferbey mahallesindeki kiliseye gittik. Papaz sarhoştu. Tartışma başlayınca görevliler bizi tartaklayıp dışarıya attı.

Burası için şöyle anlatırlar: Papaz Kayseri’ye tayin olur. Fakat kiliseyi bir türlü bulamaz. Çocuğa:

-Kilise nerede?

Çocuk oyunu bırakır, gösterir. Çocuğa:

-‘Yarın gel de sana cennetin yollarını göstereyim’ der.

-‘Sen kilisenin yolunu bilmiyorsun cennetin yolunu nasıl göstereceksin?’ cevabını verir.

Yıl 1969 Denizli Lisesi’ne atandım. Öğretmenler odasına bir girdim ki 3 tane barış gönüllüsü kokona oturmuş İncil, İsa, dünya barışı, küresel kardeşlikten bahsediyor.

İncilleri çok okumuş biri olarak ertesi günü onların bahsetmediği konuları ben anlattım.

Kamil Baykura, Milli Eğitim müdürü idi. Ona gittim. Bana: ‘Sen dersini ver, onlar da dersini versin’ dedi. Dedim ki: ‘Onlar yalan söylüyor. Misyonerlik yapıyor. Çocukları evlerine götürüyor…’Ertesi gün derslerine gelmediler.

Okulda çocuklardan bazıları haç takıyordu. Anlattım; çoğu çıkardı, biri çıkarmadı. Babasını çağırdım. ‘Oğlun haç takıyor, ben çıkartamadım.’ dedim. Hacı amca:

-‘Çıkar’ dedi. Çocuk:

-‘ Çıkarmayacağım!’ cevabını verdi. Hacı amca para kazanayım derken çocuğunu kaybetmişti. Dinini öğretmediği için çocuk Hristiyan olmuştu. Çocuk gitti, babası epey oturdu.

-‘Kalkmak istiyorum hocam ama kalkamıyorum’ demişti. Yaa ahirette…

O yıllarda mektuplar, broşürler çokca dağıtılıyordu. Birkaç örnekle Hasan Sağlam’a bir dilekçe ile gönderdim. İşin boyutunu anlattım. ‘Çocuklar rahatsız ve tedirgin ediliyor, tehdit ediliyor’ dedim. Bana cevap:

-‘Hristiyan misyonerlerinin faaliyetlerinden biri olarak görülen ve öğrenciler üzerinde olumsuz etkiler bırakacağı muhakkak olan bu çeşit zararlı faaliyetlerle ilgili çalışmalar sürdürülmektedir.’oldu.

XXX

Emekli oldum. Misyonerler her yerde cirit atıyor. Onlar için her şey serbest. Radyoya gelip gidiyorlar. Programlar yaptım. İki kitap yazdım. Babadağ kaymakamı ve ilçe müftüsü konferansa davet etti.

XXX

Vali Oğuz Kağan Köksal’a 20 adet broşür ve mektuplarla gittim.

-‘Sayın valim bunlardan haberiniz var mı?’ dedim. Birkaç örnek alıkoydu. O hafta içinde Pamukkale’de, Karahayıt’ta ve pansiyon bölgelerinde turist arabalarının bagajlarında ve turistlerin çantalarında çuvallar dolusu broşür toplattırdı.

XXX

Yıl 2002 Nisan ayı, misyonerler okullara kadar uzandı. Yeni camiye İncil kondu. İngilizce öğretmeni öğrencisine İncil hediye etti. Çınar’da kilise açmak için valiye dilekçe verildi.

Halil Elitok hocamla Valiye gittik.

-‘Denizli’de kaç hristiyan var, sayım yapılsın, ihtiyaçsa açılsın. Yok, burada Müslüman Türk gençleri hristiyan yapılacaksa, biz buna razı değiliz.’dedik. o dilekçe sümenin içinden çıkmadı. Sümen altı edildi.

XXX

1200 evler tarafında her hafta İzmir’den birileri geliyor, İslami toplantı havasında toplantı yapıyor. Bir bayan kendilerine dağıtılmış 40 sayfa getirdi. Rapor hazırladım. Halil Elitok hocama götürdüm. Emniyete intikal etti. O günlerde o bölgelerde bir polis arabası turlayınca faaliyet başka yere kaydırıldı.( Dağıtılan belgeler elimde)

XXX

Bundan iki ay kadar önce Gönüllü Kültür Teşekkülleri toplantısında misyonerlerin harıl harıl çalıştığını anlattım ve

-‘Yakında kilise açarlarsa, şaşırmayın.’dedim. Bir milletvekili sözü ağzımdan aldı:

-‘Böyle şeylerden bahsetmeyelim, zarar görürüz.’dedi.

-‘Zarar görmek istemeyen bu tür faaliyetleri önler, halkın zarar görmemesini sağlar’dedim. Belge istedi.

-‘Her şeyin belgesi olmaz’ dedim.

Buyrun, kilise açıldı sayın milletvekili!

 

-‘Böyle şeyler izinsiz olmaz, kim verdi bu izni?’

-‘Denizli’de, o bölgede kaç tane hristiyan var?’

-‘Buraya dışarıdan hristiyan mı gelecek?’

-‘Yoksa hile ile vaad ile kandırılan gençlerimiz mi burada ayin yapacak?’

XXX

Telkin edilen; mutluluk ve kurtuluş dini olarak sunulan Hristiyanlığın kimliğini size sunuyorum:

-Hıristiyanlık, 3 tanrılı, yüzlerce İncil arasından seçilen 4 kitaplı bir din.

-Tanrısı: Teslis= 1+1+1=1= Baba, oğul, kutsal ruhtur.

 

Bakın Cenab-ı Allah Kur’anda ne diyor:

1-‘Ey ehlikitap! Dininizde aşırı gitmeyin. Allah hakkında gerçek olandan başka söz söylemeyin. Meryemoğlu İsa, ancak Allah’ın Rasulüdür. Tanrı üçtür demeyin. Hayrınıza bundan vazgeçin. Allah bir tektir. O Allah çocuğu olmaktan münezzehtir.’ (Nisa:171)

2- ‘Andolsun. Allah Meryemoğlu Mesihtir diyenler kâfir olmuşlardır. Hâlbuki İsa:

-Rabbiniz olan Allah’a kulluk ediniz. Kim ortak koşarsa, Allah ona cenneti haram kılar. Onun yeri ateştir.’ demiştir. (Maide:72)

3-‘Andolsun. Allah üçün üçüncüsüdür diyenler de kâfir olmuşlardır. Hâlbuki Allahtan başka tanrı yoktur. Eğer bu dediklerinden vazgeçmezlerse, onlara acı bir azap isabet edecektir.’ (Maide:73)

Çok tanrılı bir dindir,

-Peygamberleri:  İsa(as) dır. Hâşâ hem Allah’ın oğlu hem de peygamberdir.

-Kitapları: İncillerdir.(Matta, Markos,Luka ve Yuhanna)

-Din adamları: Papazdır.

Tanrı adına iş görür.

Günahları bağışlar.(Vaftiz eder)

Günah itirafında bulunanın günahını bağışlar.

-İbadet yeri: Kilisedir.

-Sembolü: Haçtır.

-Hedefleri: Anadoluyu ele geçirmek, bütün dünyayı Hristiyanlaştırmaktır. Afrikaya nasıl girdiler, yamyamlardan korkmadılarsa, içimize de öyle giriyorlar. İstanbul’a ‘Kostantiniye’ diyorlar. Ayasofya’yı turizm broşürlerinde minaresiz gösteriyorlar. Atinadaki heykelin bir eli İstanbul’u, diğer eli Efes’i gösteriyor.

Efes onların kutsal yeri değildir. Meryem ana Filistin’de gömülmüştür. Akli dengesi bozuk bir Alman kızının rüyası üzerine kutsal yer ilan edilmiştir. Turizm açısından bizimkiler itiraz etmemiştir.

-‘İncili bütün dünyaya yayın’ (Madda:16/5).Emirdir. Yunan askerleri İzmir’e ayak bastığında, Yunan komutanı şu konuşmayı yapmıştır.

‘Ey Elen çocukları, bugün ecdat topraklarını yeniden fethetmekle İsa’nın en büyük mucizesini gerçekleştirdiniz. Ne kadar Türk kanı döker ve içerseniz o kadar sevaba gireceksiniz. Bana da bir bardak Türk kanı verin. Onlara olan kinimi tazelemiş olayım. Haydi atalarınızın toprakları sizi bekliyor…’ (Dr. Selahattin Tansel, Mondrostan Mudanya’ya 1/196).

Papa 2. Paul, İstanbul hava alanında toprağı öpmüş ve ‘Anadolu Hristiyanlığın merkezidir. Şu anda burada bulunduğum için bahtiyarım.’demiştir.

22.10.2007 Papa bütün kiliselere genelge göndermiş, bütün insanlığın Hristiyanlıştırılması çağrısında bulunmuştur.

Kitab-ı Mukaddes’in üzerinde Anadolu’nun en önemli şehirlerinin adı vardır.

Emniyet Genel Müdürlüğü, 8 milyon İncil dağıtıldığını, korsan kiliseler açıldığını, misyoner faaliyetlerinin milli bütünlüğümüzü tehdit edecek noktaya geldiğini açıklamıştır. (1.6.2004/ Tercüman)

XXX

Cenab-ı Allah bakın hangi dine razı: Kur’anda buyuruyor ki Cenab-ı Allah

-İslam’dan başka din arayanın dini kabul olmaz. (Ali İmran:85)

-Allah katında din İSLAMDIR. (Ali İmran:19)

-Sizin için din olarak İslam’ı seçtim. (Maide:3)

XXX

İslam’dan başka tercih yapanın halini de şöyle haber veriyor.

-‘O gün ellerini ısırıp keşke ben de Muhammed (as) ile beraber olsaydım. Vay! Başıma gelene. Keşke falancayı dost edinmeseydim. Yemin olsun o beni Kur’andan saptırdı…’ (Furkan 27-29)

XXX

Bazı günleri fırsat bilerek değişik insanlarla okullara kadar giriliyor, kitap dağıtılıyor, Noel baba dağıtılıyor.

Yılbaşından önce bir bacı telefon etti:

-‘Hocam benim kızıma okulda noel baba dağıtılmış ne yapayım?’

-‘Okula git. Noel babanın gayri meşru babalığını kabul etmiyorum, bunu size iade ediyorum’ de. Bacım öyle yapıyor. Ne öğretmenin ne de müdürün haberi var.

Ankara’da bir öğretmen,

-‘Herkes bir büyüğünün kıyafetini giysin gelsin’diyor. Bakanlıkta çalışan bir yetkilinin çocuğu Noel baba kıyafetini giyip geliyor.

1999 yılında misyonerlik faaliyetleri için Denizli’mize gelen Amerikalı iki misyoner radyoya da uğramış, kendilerine Kur’an meali hediye etmiştim. Çok geçmedi Kur’an’a hayran kalan bu misyonerler, müftülükte Müslüman oldular.

Ah! İslam’ı temsil edebilsek, Kur’an-ı ve İslam’ı anlatabilsek, kimse İslam’ı bırakmaz. Müslüman olmayan da küfrü bırakır, Müslüman olur.

Size bir misyonerin hidayetini anlatayım.

Fransız misyoner Müslüman oluyor. ‘Musa Ben’ adını alıyor. Hızlı, müthiş misyoner…

Tebliğ hareketine hergün yollada devam ediyor. İnciller, kitaplar hediye ediyor.

Nasıl Müslüman oluyor?

Birgün bir Müslüman onu dinliyor ve:

-‘Sen bana dinini anlattın. Peki, sen İslam’ı biliyor musun? Camiye gittin mi? Kur’an-ı inceledin mi?’ diye soruyor.

-‘Hayır’ diyor. Müslüman soruyor:

-‘Öyle ise doğruyu tebliğ ettiğine nasıl inanıyorsun?’

Afrika’ya gidiyor. Orada çalışırken Kur’an-ın eksikliklerini tesbit etmeye karar veriyor. Halka İncil ile Kur’an’ı mukayeseli olarak anlatacak.

Camiye gidiyor:

‘Müslümanlara baktım, Kur’an-ı okumaya başladım. Ehad=eşsiz, benzersiz, tek varlık Allah. Kendi kendine yeten varlık anlamında 3 tanrı(teslis) inancı ile karşılaştırdım. İsa kim diye düşündüm. Peygamber mi? Tanrı mı? Tanrının oğlu mu? dedim. Kafam karıştı. Sonra Kur’an şirkten bahsediyordu.

Kur’anları karşılaştırdım hiç birbirinden farklı bulamadım.

Papazın yanına gittim. Sorular soracaktım. Ama kalbim ‘Allah Allah’ diye atıyordu.

Bir elime İncil’i bir elime Kur’an-ı aldım. ‘Rabbim kitabın hangisi ise bana göster’dedim. Kalbim Kur’an’a aktı.

Camiye gittim, şehadet getirip Müslüman oldum. Müslümanlar ağlayarak beni kucakladılar.

’Allah birini sevince onun kalbini İslam’a açar’dediler. Eve döndüm, guslettim, küfür kirinden temizlendim. Eşim:

-‘Şeytan senin içine girmiş’ dedi, terk etti. Papaz beni çağırdı, tepki gösterdi. Afaroz etti.

-‘Burası İsa’nın evi şeytanı istemiyorum’dedi diyor ve kendini İslam’a adıyor.

Koreli misyoner bayan, Kore’den gelmiş 1994’te Denizli’de misyonerlik yapıyordu. Radyoya gelip gidiyordu. Ona Kur’an meali ve bazı kitaplar hediye ettim. İslam’ı anlattım. İncilden bazı yerleri okudum. Müftülükte Müslüman oldu. ‘Mine’ adını aldı.

Eğer İslam’ı güzelce anlatabilirsek, ne gencimiz hristiyan olur ne de misyoner hristiyan kalır.

Misyonere: ‘Senin dinin bozulduğu için Allah İslam’ı gönderdi. Müslüman ol, Kurtul!’ deyin. ‘Ya Rabbi bunu da Müslümanlıkla şereflendir’ diye dua edin.

Çocuğunu Kur’an kursuna göndermeyenler, İ.H.Liselerini gereksiz görenler, çocuğuna dinini öğretmeyenler, sizi uyarıyorum. İnsan avcıları pusuda bekliyor. Çocuğunuz cehenneminiz olur yoksa.

‘Benim çocuğum hristiyan olmaz’demeyin. Vaadler çok sıkı çalışılıyor. Dini bilmeyene veya az bilene yalanlar sıralanıyor. Ücretsiz İncil dağıtılıyor. Aş, iş, eş vaat ediyorlar.

XXX

Bizim böyle bir derdimiz, gayretimiz yok.

Bir olay anlatayım:

Bir misyoner Ankara’da bir kapıyı çalıyor, İncil uzatıyor. Ev sahibi kızıyor.

-‘Sen ne yapıyorsun?’

-‘Dinimi anlatıyorum.’

-‘Ben kimim biliyor musun? Ben Diyanet İşleri’ndenim.’

-‘Olsun efendim fark etmez.’

-‘Sen nerede oturuyorsun?’

-‘Ne yapacaksınız?’

-‘Ben de kapını çalıp dinimi anlatacağım.’

-‘Ben sizden adres alıp da mı geldim?’diyor.

XXX

Sonuç olarak; inanıyorum ki bir insanımızın hristiyanların tuzağına düşmemesine veya tuzağa düşmüş birinin kurtulmasına vesile olana Allah lütuflarda, ihsanlarda ve ikramlarda bulunacaktır. İstemez misiniz?

Neden böyle diyorum? Peygamber(sav) Hz. Ali’ ye:

-‘Ya Ali senin yüzünden bir insanın hidayete kavuşması dünya ve dünyadakilere bedeldir.’buyurmuştur.

Soruyorum asırlarca haçlı ordularına karşı hilal-haç kavgası yapan bir milletin torunları misyoner orduları için ne düşünüyor ve ne yapıyorsunuz? Bunlar Anadolu’yu işgal eden haçlı orduları…

Başka sözüm yok.

Hepinize hayırlı günler, hayırlı işler ve bol bol kazançlar dilerim.

Cenab-ı Allah Anadolumuzu misyoner istilasından korusun.

 


Bu yazıyı 202 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.