Müslüman Aile

A-EVLİLİK
Evlenmek Allah Resulünün sünnetlerindendir. Şöyle buyurur:
-“Nikâh benim sünnetimdir. Kim benim sünnetimle amel etmezse benden değildir. Evleniniz zira ben diğer ümmetlere karşı sizin çokluğunuzla iftihar edeceğim. Kimin imkânı varsa evlensin. İmkânı olmayan da oruç tutsun. Çünkü oruç koruyucudur.” (İbn-i Mace Nikâh: 1)
-“Allah’ın haram kıldığı şeylerden korunmak için nikâhlanan kimseye, Allah’ın yardımı hak olur.” (Ramuz el-Ehadis: 276/2)
Bir hadislerinde de: “Evlenmeye gücü yeten evlensin. Zira evlilik, gözü haramdan korur ve iffetli kalmayı sağlar.” (Müslim, Nikâh: 1) buyurarak evlenmeyi teşvik etmiştir.
Kur’an’da emir şöyledir:
-“Aranızdaki bekârları evlendirin. Evlenme imkânı bulamayanlar, Allah kendilerine fırsat verinceye kadar iffetlerini korusunlar.” (Nur: 32-33)
Resulallah (s.a.v) evlenme imkânı olanın evlenmesini istemiştir: “Evlenmeye gücü yetip evlenmeyen, benim sünnetimi terk etmiştir.” buyurur. (Seçme Hadisler: 175/67)

Allah inançsız ve ahlaksız kadınlarla evliliğe razı değildir. Kur’an’da şu ölçüleri koymuştur:
-“Mümin kadınlardan iffetli olanlarla, ehli kitaptan namuslu, zina etmemiş, gizli dostlar edinmemiş olanlar size helaldir.” (Maida: 5)
-“İnanmış kadınlar kâfirlere helal değildir. Kâfir kadınları da nikâhınızda tutmayın.” (Mümtehine: 10)
-“Zina eden erkek, zina eden veya müşrik olan kadından başkası ile evlenemez. Zina eden kadınlar da ancak zina eden veya müşrik olan erkekle evlenir.” (Nur: 3)
-“Kötü kadınlar kötü erkeklere, kötü erkekler de kötü kadınlara; temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadınlara yaraşır.” (Nur: 26)

Seçim baştan iyi yapılmalıdır. Allah’ın elçisi şöyle der:
-“Kadınlardan hayırlısını tercih edin. Kendinize denk olanla evlenin.” (İ. Canan, Hadis Ans: 17/1968)
-“Kadın dört şeyi için nikâh edilir; malı, soyu, güzelliği ve dindarlığı. Sen dindar olanını tercih et, mutlu olursun.” (Buhari, Nikâh: 15)
Bir sahabi: “Hangi maldan edinelim?” diye sorunca peygamber (a.s)
-“Zikreden dil, şükreden kalp, dini yaşamakta yardım eden mümine kadın.”  cevabını verir.(Seçme Hadisler: 176/69)
-“Dünya bir metadır; en hayırlısı Saliha kadındır.” (Age: 173/64)
Bir hadislerinde de:
“Dinden ahlakından emin olduğunuz biri sizden kızınızı isterse verin. Eğer bunu yapmazsanız yeryüzünde fitne ve fesat çıkar.” Orada bulunanlar:
-Onda fakirlik varsa da mı? Dediler. Peygamber (a.s)
-“Evet” buyurdular.

Nişandan önce adaylar birbirini görecektir. Bunda günah yoktur. Peygamberimiz:
Muğıre Bin Şu’be’ye:
-“Hala evlenmedin mi? demiş. Oda:
-Evleneceğim. Cevabını verince, ona:
-Kızı gördün mü? Diye sormuş, oda:
-Hayır” deyince, ona tekrar:
-“Git, gör” demiştir. (Müslim, Nikâh: 74)
Evlilik öncesi nişanı bahane ederek flört etmek, nişanla beraber nikâh kıymak dinen caiz değildir. Nişan hiçbir zaman nikâh yerine geçmez. Nişanlı olanlar illa evlenecek diye bir şey yok. “Gelin ata binmiş nasip aramış”, derler.
Nişanı uzatmamak gerekir. Peygamberimiz: “Üç şey geciktirilmez: Vakit gelince namaz, hazır olunca cenaze, dengini bulunca kızın evliliği.” buyurmuştur.

Başlık parası helal değildir. Kadına mehir vermek gerekir. Kur’an’da: “Kadınlara mehirlerini cömertçe, gönül rızasıile verin.” (Nisa: 4) diye emir vardır.  Bak (Nisa: 24/25)
Bir hadiste: “Nikâhın hayırlısı kolay olanıdır.” (Ebu Davut Nikâh: 32) buyrularak mehirde ve nişanda, düğünde aşırı gidilmemesi istenmiştir.

Zaman zaman nikâhı tazelemekte yarar vardır. Çünkü nikâh gidebilir. En azından şüphe varsa, şüphe giderilmiş olur. İnsan farkında olmadan imanına zarar vermiş olabilir. İmanla beraber nikâhta zarar görür. O zaman aile fertlerinin yanında bile “Sen benim eşimsin değil mi? Evet” sözü bile nikâhın tazelenmesine yeterlidir. Merasime gerek yoktur.

B-DÜĞÜNLER
Düğünler günaha girmeden, başkalarını da günaha sokmadan yapılmalıdır. “Böyle olmamalı” dediğimizi biz tekrarlamamalıyız.
Düğünler günahsız yapılmalıdır. Günahlarla aile yuvasının temeli atılırsa, o aile yuvası çabuk yıkılır, mutsuz olur, huzursuz olur.
Güç gösterisi ile alkol ile dansözle yuva kurulmaz.
Peygamberimiz: “Cennetin etrafı nefsin hoşuna gitmeyen şeylerle, cehennemin etrafı ise, nefsin hoşuna giden şeylerle çevrilmiştir.” buyurmuştur.(Müslim, Cennet: 1)
Kadın kadına eğlenmenin bir sakıncası yoktur. Peygamberimiz: “Nikâhı ilan edin ve tef çalın.” buyurur. (Tirmizi nikâh: 6)

Her davet edilen düğüne gidilmez. Bir yerde meşru iş işlenmiyorsa, oranın davetine icabet edilmez.
Peygamber (a.s): “Kendilerine zulmedenlerin bulunduğu yerde bulunmayın.”  “Sakın sizden biriniz içki bulunan sofraya oturmasın.” buyuruyor. (Tirmizi Edep: 43), “Yemeğinizi itikadı düzgün olanlar yesin.” (R. Salihın: 365) diyor.
Cenab-ı Allah: “Doğrularla beraber olun.” diyor. (Tövbe: 119)

Günaha girmemek, iyi örnek olmak ve faydalı iş yapmak için şu hatalardan kaçınılmalıdır:
-Bir iş kötülüklerle başlarsa, kötü olarak devam eder.
-Kınanırız, bize ne derler düşüncesinden uzak kalınmalıdır.
-Etrafa kötü mesajlar verilmemelidir.
-İki tarafı da sarsacak borçlanmaya girilmemelidir.
-Kötü çığır açılmamalıdır.
-Düğün güç gösterisi haline dönüştürülmemelidir.
-Çevre ve ses kirliliğinden kaçınılmalı kimse rahatsız edilmemelidir.
-İçkisiz, dansözsüz ve magandasız düğün yapılmalıdır. Temel sağlam atılırsa, yuva sağlam olur.

C-AİLE
Dinimiz aileye büyük önem vermiştir. Kur’an’da: “Mümin kadınlar, mümin erkekler birbirlerinin velileridir.” (Tövbe: 71)
-“Onlar sizin için birer elbise, siz de onlar için birer elbisesiniz.” (Bakara: 187) buyrularak eşlerin birbirlerine destek ve yardımcı oldukları bildirilmiştir.
Ana baba: “Rabbim bize gözümüzün nuru olacak evlatlar ver.” (Furkan: 74) , “Rabbim soyumuzdan gelenleri namaz kılanlardan eyle.” (İbrahim: 40) diye dua edecekler, helal gıda ile besleneceklerdir.
Dünyaya geldikten sonra “Çocuğun sağ kulağına ezan sol kulağına kamet okuyup, güzel bir isim verilirse, çocuktan ayrılmayan şeytan ona zarar veremez.” diyor peygamberimiz. (Hadis Ans: 1/309) bir hadiste de:
-“Çocuğun ilk sözü “La ilahe illallah” olsun. Yedi yaşında namazı öğretin. On yaşında kıldırın.” (R. Salihın: 1/338)
Cenab-ı Allah da: “Çocuğunuza namazı emredin.” buyuruyor. (Taha: 132)
Peygamberimiz (s.a.v): “Hiçbir baba çocuğuna güzel terbiyeden daha güzel bir hediye bağışlamış olamaz.” (Tirmizi Birr: 33) diye bildiriyor.
Çocuk güzel bir şekilde yetiştirilecek olursa, ana baba için sadaka-i cariye olacaktır.

Hanımlara iyi davranılacaktır. Kadınlarla iyi geçinmek, onlara iyi davranmak Allah’ın emridir. (Nisa: 19)
Peygamber (a.s) şöyle buyurur:
-“Kadınlar hakkında hayırlı olup nezaketle muamele etmenize dair vasiyetime uyunuz.” (Buhari, Enbiya: 1)
-“En hayırlınız eşine ve çocuklarına hayırlı olanınızdır. (R. Salihın: 2/148)
-“Kadınlara yediğinizden yediriniz, giydiğinizden giydiriniz, onları dövmeyiniz, onlara kötü söz söylemeyiniz.” (Müslim: 4/385)
-“Kadınlar hakkında Allah’tan korkunuz. Zira onları Allah’ın emaneti olarak aldınız. Sizin onlar üzerinde hakkınız olduğu gibi onlarında sizin üzerinizde hakları vardır.”(Veda Hutbesi)
-“Sizden biri ailesi için bir harcama yaparsa, bu harcama onun için sadaka olur.” (R. Salihın: 291)

D-BOŞANMA
Boşanmaların hızla artıp, boşanmanın moda olduğu bir zaman da nikâhlı kalmak, nikâhlı yaşamak için çaba sarf etmek, hayırlı ve sevaplı işlerdendir.
Bir hadiste: “Kocası kendisinden memnun olduğu halde kadın cennete girer.” (R. Salihın: 284) müjdesinin yanında  “Kadın kocasına “Senden hayır görmedim” derse, ameli boşa gider.” Uyarısı vardır. (Ramuz el-Ehadis: 57/1)
Bir ayette de: “Kadınlarla güzel geçinin. Eğer onlardan hoşlanmıyorsanız sabredin. Hoşlanmadığınız bir şeyi Allah çok hayırlı kılmış olabilir.” (Nisa: 19) emri vardır.
Boşanmak, Allah’ın hiç sevmediği bir mubahtır. Onun için eşler Allah için birbirlerine katlanacaktır. Her şey paylaşılacaktır. Yuva yıkacak her türlü söz ve davranıştan kaçınılacaktır.
Peygamberimiz: “Birbirinin yüzüne sevgi ve şefkatle bakan eşlere Allah rahmet nazarıyla bakar.” Buyurur. (Ramuz el-Ehadis: 1/99)
Bir hadislerinde de: “Üç kişiyi cehennem ateşi yakmaz. Kocasına itaat eden kadını, ana babaya hürmet eden evladı, eşinin kıskançlığını sabreden kadını.” (Age: 267/5)
Erkek içinde şöyle buyurmuştur: “Kişinin ailesini ihmal etmesi, ona günah olarak yeter.” (R. Salihın: 293)
Bu ayet ve hadislerden anlaşıldığına göre nikâh ve evlilik ciddiye alınacaktır.
Bir sebep yokken boşansın diye eşine kötü davranmak haramdır. (Nisa: 34)
Geçerli sebep olmadan kadın kocasından boşanmak isterse, ona cennetin kokusu bile haramdır. (Ramuz el-Ehadis: 178/8)
Evliliği korumak iki tarafın görevidir.

a)-Kadın dövülebilir mi?
Kadını dövmekte hayır yoktur. “Kadının karnından çocuğu, sırtından sopayı eksik etme.” derler ama bu İslam’a göre değildir.
Peygamberimiz şöyle emreder:
-“Sizden biriniz akşam beraber yatacağı hanımını dövmesin.” (R. Salihın: 272)
-“Kimse hanımına buğz etmesin. Zira hoşlanmadığı huyları varsa, ona karşılık memnun olacağı huyları da vardır.” (Age: 273)
-“Ey ümmetim! Kadınlara hayırla muamele etmenizi tavsiye ederim. Onlara fazla tahakküme hakkınız yoktur. Onlar üzerinde hakkınız olduğu gibi onların da sizin üzerinizde hakları vardır.” (R. Salihın: 274)
-“En hayırlınız, kadınlara karşı hayırlı olanınızdır.” (Age: 276)
-“Ne oluyor beylere! Hanımlarını köle gibi dövüyorlar. Eşek gibi dövdükten sonra akşam yanına yatmanız olacak şey mi?” (Buhari, Nikâh: 93)

b)-Kadının Örtünmesi
Kadının örtünmesi Allah’ın emridir. Kur’an’da şöyle emrediliyor:
-“Açılıp saçılıp sokağa çıkmayın.” (Ahzab: 33)
-“Ziynet yerlerini el-yüz müstesna açmasınlar. Başörtülerini omuzlarına indirsinler.” (Nur: 31)
-“Müslüman kadınlar örtülerini sımsıkı örtsünler.” (Ahzab: 59)
-“Nikâha ümitleri kalmayan, hayızdan, çocuktan kesilmiş kadınlar ziynet yerlerini göstermesinler.” (Nur: 60)
Peygamber (a.s) baldızı Esma’ya: “Ey Esma! Kadın ergenlik çağına yaklaşınca, onun yüz ve ellerinin dışında yerlerini göstermesi uygun olmaz.” demiştir. (Ebu Davut Libas: 31)
Bu emirler kadının zarar görmemesi, tacize, tecavüze uğramaması içindir.
Allah’ın emrini yerine getiren sevap kazanır ve günahtan kurtulur. Allah’ın emrini yerine getirmeyen ise, sevaptan mahrum olduğu gibi günaha girer.

E-ANA-BABAYA İYİLİK
Ana babaya iyi davranmak, haklarına riayet etmek, en sevaplı işlerdendir. Cenneti kazanmak ve Allah’ın rızasını elde etmek isteyen ana babasının gönlünü hoş edecektir.
Kur’an ana babaya iyiliği emreder. Meşru olmayan isteklerin dışında onlara itaati tavsiye eder:
-“Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi; ana-babalarınıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine “of” bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle.” (isra: 23)
Evlat, ana baba dünyada iken onlara hizmet edecek, ihsanda, ikramda bulunacak, meşru olan isteklerini yerine getirecek, onlar öldükten sonra da onlara dua edip, onların kemiklerini sızlatmazsa ana baba onun cenneti oluverecektir.
Bir gün peygamberimize sorarlar:
-“Ana-babanın evladı üzerinde hakkı nedir?” cevap verir:
-“Onlar senin cennetin veya cehennemindir.”

F-YAŞLILARA SAYGI
Yaşlıları saymak, küçükleri sevmek sevaplı işlerdendir. Büyüklerin küçükleri sevmesi, küçüklerin de büyüklere saygı göstermesiyle güzel bir birlik oluşur.
Peygamberimiz (a.s) şöyle buyurmuştur:
-“Küçüklere şefkat etmeyen, büyüklere saygı göstermeyen bizden değildir.” (Tirmizi, Birr: 15)

İnsan yaşlanır, gücünü kaybeder. Kur’an’da bu şöyle ifade edilir:
-“Kime uzun ömür verirsek, biz onun yaratılışını gençliğini bozar, gücünü azaltırız, beli bükük hale getiririz…” (Yasin: 68)
Buna göre yaşayan herkes, genç iken, güçlü iken fırsatları iyi değerlendirmeli ve bir gün ömrü olursa, mutlaka gücünü kaybedip, ihtiyarlayıp, muhtaç hale geleceğini unutmamalıdır.
İhtiyarlığın hatırlanması ve ihtiyarlara sahip çıkılmasının sevabı büyüktür. Bir kutsi hadiste:
-“Benim rızam için birbirini sevenlere, benim için bir araya gelenlere, benim için birbirlerini ziyaret edenlere ve benim için birbirine ikramda bulunanlara sevgim vacip olmuştur.” (Muvatta, Şir: 16)
Deme ki, yaşlısını seven sayan, ziyaret edeni ve ihtiyacı gidereni Allah sever ve Allah da onu aynı şeyleri daha güzel yapacak insanlar halk eder.
Önemli olan yaşlıların hayır duasını almaktır.

G-HASTA ZİYARETİ
Peygamber (a.s)hasta ziyaretine büyük önem vermiş ve tavsiye etmiştir. Çünkü hastaya ziyaret Allah’a ziyaret sayılmıştır.
Kutsi hadiste Cenab-ı Allah’ın kıyamet gününde şöyle diyeceği haber verilmiştir:
-“Ey Âdemoğlu! Ben hastalandım da sen beni ziyaret etmedin? Neden?
Kul cevap vererek:
-“Sen nasıl hastalanırsın, ben seni nasıl ziyaret edebilirdim Allah’ım?
Cenab-ı Allah ona:
-Falan kulum hastalanmıştı da onu ziyaret etmedin. Eğer onu ziyaret etseydin, beni ziyaret etmiş olacaktır.” buyurur.(Müslim, Birr: 43)
Peygamberimiz birkaç gün birini görmezse, onu sorar hasta ise ziyaretine gider. Eğer yola çıkmışsa, onun sağ salim dönmesi için dua ederdi. Bir hasta görse, “Allah’ım bu kuluna şifa ver.” derdi.
Bir hadislerinde: “Hastayı ziyaret edin, aç olanı doyurun, esiri kurtarın.” (R. Salihın: 901)
-“Kim hasta kardeşini ziyaret ederse, melekler ona rahmet okur.” (Age: 903)
-“Hasta ziyaretinde bulunan kimse dönünceye kadar cennet yolundadır.” (Müslim Birr: 39) buyurarak şunu tavsiye etmiştir:
-“Sizden biri bir hasta ziyaret ettiğinde selamlaşsın. Hastaya nasıl olduğunu sorsun. Onun için şifa ve uzun ömür dilesin ve ondan kendisi için de dua etmesini istesin. Zira hastanın duası, meleklerin duası gibidir.” (Ramuz el-Ehadis: 45/1)buyurur.

H-KOMŞULUK İLİŞKİLERİ
İnancımızda ve kültürümüzde komşuluk ilişkilerinin büyük önemi vardır. İyi komşu olmak, iyi Müslüman, iyi insan olmak olarak bilinir.
Cenab-ı Allah, Nisa: 36 da komşuya iyilik etmeyi emreder.
Peygamber (a.s) da:
-“Cebrail bana komşuya iyilik etmeyi tavsiye edip durdu. Neredeyse komşuyu komşuya mirasçı yapacak sandım.” (Buhari Edep: 28)
-“Allah’a ve ahret gününe inanan komşusuna ikram etsin.” (Buhari Edep: 31)
-“Komşusu şerrinden emin olmayan cennete giremez.” (Age: 69) denmiştir.
-“Bir gün Resulallah: “Vallahi mümin olamaz” der. Oradakiler: “Kim olamaz ya Resulallah?” diye sorarlar. Allah resulü cevap verir: “Şerrinden komşusu emin olmayan kimse” buyurur.” (Riyaz üs-Salihın: 303)
Ebu Hüreyra (r.a) şöyle anlatır:
-“Herhangi bir komşu, duvarına ağaç çakmaktan komşusunu men etmesin.” dedikten sonra Resulallah bana döndü ve dedi ki: “Neden bu sünneti yerine getirmekten çekiniyorsunuz? Bu sünneti aranızda yerleştiriniz.” (Age: 305)
Ebu Hureyra şöyle der:
-“Onlar ile amel etmek veya onlarla amel edecek olana öğretmek için kim benden şunları öğrenmek ister? “Ben” dedim. Allah resulü elimden tutup beş şey saydı:
1-Haramdan sakın, insanların en çok ibadet edeni olursun.
2-Allah’ın takdirine razı ol, insanların en zengini olursun.
3-Komşuna iyilik et, gerçek mümin olursun.
4-Kendin için sevdiğini başkaları içinde sev, hakiki Müslüman olursun.
5-Çok gülme, çünkü fazla gülmek kalbi öldürür.” (Seçme Hadisler: 120/79)

I-DAVET VE MİSAFİRLİK
Davet sevgiden dolayı yapılır. Davete, davet edeni üzmemek ve sevindirmek, sevgisine cevap vermek için gidilir.
Davete icabet, davet sahibini şereflendirir, memnun eder. Atalarımız: “Davet edilen yere erinme, davet edilmeyen yerde görünme. Davetsiz yere çörekçi ile börekçi gider.” demişlerdir.
Allah’ın kullarına ikram ve açın karnını doyurmak, Cenab-ı Allah’a borç vermektir. Ayrıca sadaka sevabı vardır.
Misafir de tanrı misafiridir. Böyle derler, misafir hoş karşılanıp, güler yüz ve tatlı sözle gönlü alınmalıdır.
Bir yere misafir rızkı ile gelir. Misafirden kaçmamak gerekir.
Peygamber (a.s)’a biri:
-“Müslüman’ın hangi ameli daha hayırlıdır?” diye sorar.
-“Tanıdık tanımadık herkese yemek yedirmek ve selam vermektir.” cevabını verir. (Müslim, İman: 63)
Peygamberimiz bizlere şunu tavsiye etmiştir:
-“Üç kişinin duasını Allah geri çevirmez: Mazlumun duası, misafirin duası ve ana babanın evladına duası.” (Ebu Davut Vitr: 29)
-“Kim Allah’a ve ahret gününe inanıyorsa, misafire ikram etsin. Kim Allah’a ve ahret gününe inanıyorsa, yakınları ile ilişkisini kesmesin. Kim Allah’a ve ahret gününe inanıyorsa, ya hayır söylesin ya da sussun.” (Buhari, Edep: 85)
-“Sizden biri yemeğe davet edildiği zaman gitsin. Oruçluysa, yemek sahibine dua etsin, değilse, yesin.” (Müslim, Nikâh: 106)
Peygamberimiz: “Misafirlik üç gündür.” buyurmuştur. Buna göre misafir, misafirlik sevabını kaçırtmaması gerekir.

İ-ÇOCUKLARIN TERBİYESİ VE KORUNMASI
Çocukların, ana baba üzerinde birçok hakkı vardır. Ana baba bu haklar dairesinde yaşarken elin, ölünce de yerin beğeneceği hayırlı insanlar olarak yetiştirirse, onlar ana babanın cenneti olur.
Ana babanın çocuğu için çalışması sadakadır. Çocuğuna harcadığı para sadakadır. Çocuğunu terbiye etmesi sadakadır.
Peygamberimiz şöyle buyurur:
-“Bir kimsenin çocuğunu terbiye etmesi, belirli bir miktar sadaka vermesinden daha hayırlıdır.” (Tirmizi, Birr: 33)
Bir hadislerinde de: “ Bir insan öldüğünde sevabı kesilir, amel defteri kapanır. Yalnız:
-Sadaka-i cariyesi,
-Geride bıraktığı ilim,
-Kendisine dua eden hayırlı evladı olan kimsenin hayrı devam ettikçe, sevabı kesilmez. Yani amel defteri kapanmaz.” buyurmuştur. (R. Salihın: 1412)
Unutmayalım hayırlı evladı da, hayırsız evladı da ana baba yetiştirir.
Her ana babanın hesap vereceği sorulardan biri de “Nasıl bir evlat yetiştirdin?” sorusu olacaktır.

Her ana baba evladı için bedduadan sakınmalı, hayır dua etmelidir. Çünkü ana babanın evladı için yaptığı dua ret olmaz.
Çocuğun yüz akı, hayırlı bir insan olması için ana babanın duasının önemi büyüktür.  Kur’an’da şöyle dua etmemiz isteniyor:
-“Ey Allah’ım! Beni ve soyumdan gelecekleri namazı devamlı kılanlardan eyle. Rabbim! Duamı kabul et.” (İbrahim: 40)
Adamın biri Abdullah B. Mübarek’in (r.a) yanına gelerek, çocuğundan şikâyetçi olduğunu söyledi. Abdullah b. Mübarek, “Çocuğuna hiç beddua ettin mi?” diye sordu. Adam, “evet” , cevabını verdi. Abdullah b. Mübarek ise, “Çocuğun ahlakını sen bozmuşsun” diye cevap verdi.

Evlat, ana baba için imtihandır. Kur’an’da şöyle bildirilmiştir:
-“Biliniz ki mallarınız ve çocuklarınız sizin için birer imtihan sebebidir.”  (Enfal: 28)
-“Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir imtihandır.” (Tegabün: 15)
-“Sakın mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah’ı anmaktan alıkoymasın. Bunu kim yaparsa onlar ziyana uğrayanlardandır.” (Münafikun: 9) bu ayetlere göre evlat, insanın ya cenneti ya da cehennemidir.

Ana babanın yapacağı hayırlı işlerden biri de çocuk doğduktan sonra sağ kulağına ezan sol kulağına da kamet okuyarak ona güzel bir isim vermesidir.
Peygamberimiz: “Bir babanın çocuğuna bırakacağı en büyük miras, iyi bir isimle, güzel bir terbiyedir.” buyurur. (Tirmizi, Birr: 33)
Bir hadiste: “Çocuklarınıza güzel isim verin.” Buyrularak, kötü ve anlamsız isimlerden kaçınılması istenmiştir. Hoşlanmadığı bir isim duyarsa, onu peygamberimiz değiştirmiştir.
Bir hadiste de şöyle buyrulur:
-“Kim çocuğun sağ kulağına ezan sol kulağına kamet okursa, çocuklardan ayrılamayan bir cin vardır ki, ona zarar vermez.” (Hadis Ans: 1/309)

Çocuğun ruhen sağlıklı ve kişilikli yetişmesi için ona şefkat ve merhametle muamele edilmelidir. Ana baba çocuğa nasıl muamele ederse, çocuk da aynısını iade edecektir.
Peygamberimiz:
-“Merhamet etmeyene merhamet edilmez.” (Seçme hadisler: 169/57)
-“Çocuklarınıza hoş muamele edin ve onları güzel terbiye edin.” buyurur. (Age: 164/45)

Çocuklara yapılabilecek en hayırlı hizmet onlara Allah’ı, peygamberi ve dinlerini öğretmektir. Her ana baba bundan sorumludur.
Tohumun nasıl zamanında atılması gerekiyorsa, din bilgisinin de küçük yaşta verilmesi gerekir. Yoksa “Çocuktu kıyamadım, büyüdü baş edemedim” olur. Sonra ki şikâyetler insanı kurtarmaz.
Aşının zamanı vardır. Zamansız aşı tutmaz. Dine ilgi çocuğun fıtratında vardır.
Resulallah (s.a.v) çocuklara küçük yaştan itibaren dinlerinin öğretilmesini emretmiştir:
-“Çocuklarınız konuşmaya başladığında onlara “La ilahe ilallah” demeyi öğretin.” (Ramuz el-Ehadis: 33/3)
-“Yedi yaşında çocuklarınıza namaz kılmalarını emredin. On yaşında kılmak istemezlerse gerekirse dövün. Aynı zamanda yataklarını ayırın.” (Riyaz üs-Salihın: 299)
-“İslam’ı öğrenmek için Resulüllah’a bir heyet gelmiş. Yirmi gün kadar kaldılar, gidecekleri zaman onlara şöyle dedi: “Ailenize dönün, onlara dinlerini anlatın ve namazı öğretin.”” (Buhari Ezan: 18)

Ana baba evladına namazı öğretmek ve namaz kıldırmakla sorumludur. Allah şöyle emrediyor:
-“Ailene namazı emret, kendinde namaza sabırla devam et.” (Taha: 132)
Peygamberimiz sabahları kızı Fatıma’nın kapısını çalar, onlara:
-“Namaza kalkın Allah sizden günahı gidermek ve sizi temizlemek istiyor.” derdi. (Tirmizi tefsir: 33)
Evli olduğu halde Hz. Fatıma’nın kapısını çalıp: “namaz kılmayacak mısınız?” derdi. (Buhari, Teheccüt: 5)
Aynı şekilde ümmetine de çocukları ile ilgilenmelerini tavsiye etmiştir.

Ana babanın görevi örnek olmaktır. Peygamberimiz “Söyleme yap” der. Çocuk alıcı durumundadır. Ne verilirse onu alır, gördüğünü taklit eder.
“Yapmadığınızı söylemeyiniz.” diyor Allah.
İyi örnek, iyi model olan ailelerde birçok şeyi çocuğa “yap” demeden de çocuk yapar.

Ana babanın bir görevi de çocukları ve gençleri korumaktır.
Ana baba, çocukların eğitilmesi ve itaat etmeleri için helal gıda ile geçimlerini sağlamalıdır. Haram yiyenin harami evladı olur, haram yiyen çocuk ana babaya itaat etmez. Hep kötülüğe meyleder.
Allah Kur’an’da: “Kendinizi ve ailenizi yakacağı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden koruyun.” diye emrediyor.(Tahrim: 6) ve soruyor:
-“Zavallı erkekler! Kadınlar ve çocuklar uğruna niye uğraşmıyorsunuz?” (Nisa: 75)
Peygamberimiz de: “Hepiniz çobansınız ve hepiniz başında bulunduğunuz kimselerden sorumlusunuz.” buyuruyor. (Ramuz el-Ehadis: 343/1)
Buna göre ana baba evladını her türlü maddi ve manevi tehlikelerden korumakla mükelleftir.

İmkânı olan ana babanın çocuk için yapabileceği bir hayırlı iş de çocuğun kazadan beladan korunması ve sağlıklı büyümesi için akika kurbanı kesmesidir.
Resulallah (s.a.v) Hasan’la Hüseyin doğduktan sonra şükür olarak Akika kurbanı kesmiştir.
-“Her erkek çocuğu için bir Akika kurbanı vardır. Bu kurbanı kesiniz ve: “Bismillahi Allahümme leke ileyke hazihi akikatü filan” deyin yani “Ey Allah’ım, bu falanın akikasıdır, senin için ve sanadır” deyin.” (Ramuz el-Ehadis: 66/15) buyurur.

Önemli görevlerden bir de çocukların sünnet ettirilmesi, Allah’ın emri ve peygamberlerin sünneti olan bir davranışın yerine getirilmesidir.
Sünnet, İslam’ın nişanıdır. Sağlık açısından koruyucu, temizlik yönüyle de gerekli bir iştir.
Çocuk için büyümenin ve Müslüman olmanın adıdır. Sünnet, inancımız açısından da dini bir emirdir.
İbrahim (a.s) Allah’ın bu emrini 80 yaşında yerine getirmiştir. Peygamberimiz: “Çocuklarınızı sünnet ettiriniz” buyurmuştur.
Sünnetsiz biri Kâbe’yi tavaf edebilmek için izin isteyince peygamberimiz: “Hayır, sünnet olmadıkça tavaf edemezsin.” cevabını vermiştir.
Hz. Ali de: “Sünnet ol ki, küfür alametlerinden kurtulasın.” demiştir.
Sünnet, insanlık için hayırlı ve faydalı bir iştir. Peygamberimiz: “Sünnetsiz adam 80 yaşında da olsa, Müslüman olunca, sünnet edilir.” (Ramuz el-Ehadis: 96/4)  buyurmuş ve şöyle bir müjde vermiştir:
-“Ümmetimin fesadı zamanında benim bir sünnetimi ayakta tutana şehit sevabı vardır.” (Age: 226/18)


Bu yazıyı 376 kişi okudu.