Müslüman Hak Gözetir

İslam dini hak kavramına büyük değer verir. Kulun üzerinde üç temel hak vardır: Allah’ın hakkı, hayvan hakkı ve kul hakkı. Kul, bu üç hakka mutlaka riayet etmek zorundadır. Cenab –ı Allah kendi hakkından vazgeçebilir ama kul ve hayvan hakkını affetmeyeceğini bildirmiştir. Yani bu iki hak cezasız kalmayacak bir haktır. Mutlaka helalleşilmeli ve hak iade edilmelidir. Değilse kıyamet günü sevaplar verilerek veya karşı tarafın günahları alınarak helalleşilecektir.

Peygamber (as) şöyle buyuruyor:

– “Müslüman’ın diğer Müslüman’a malı, ırzı ve kanı haramdır.” (Seçme hadisler: sh. 88)

– “Kıyamet günü gasbettiğiniz hakları sahiplerine mutlaka ödeyeceksiniz. Öyle ki, boynuzsuz koyun, boynuzlu koyundan hakkını alacaktır.” (R. Salihin: 204)

– “Kim bir karış toprağı haksızlıkla gasb ederse, o yer kıyamet gününde yedi kat olarak boynuna geçirilecektir.” (Age: 206)

– “Kim Müslüman bir kimsenin hakkını yemin ederek ele geçirirse, Allah ona cehennemi vacip, cenneti haram kılar. Biri:

– Ya Resulullah az bir şey olsa da mı? Deyince:

– Misvak ağacından bir çubuk da olsa” buyurur. (Age: 214)

Ne derler, ağlayanın malı gülene asla hayır etmez. Miras malında bile küçüğün, zayıfın ve bayanların kollanarak helallaşılmalıdır. Yani haktan korkulmalıdır.

Günümüzde hak gasbı açıkgözlülük olarak, akıllılık olarak görülüyor. Hak yiyen “helalılaşıveririm” diyor. Hak iade edilmeden helal olmaz. Musalla taşında “Hakkınızı helal edin” “Helal olsun” sözleri ile helallaşılmaz. Peygamber efendimiz ölenin borcu olup olmadığını sorar, varsa ödenmesini bekler ondan sonra cenaze namazını kıldırırdı. Yoksa o da “Hakkınızı helal edin” der, “Helal olsun” dendikten sonra namazı kıldırır geçerdi.

Hak yiyen insanlar güzel ölümle ölmez. Başkalarının hakkı bulunan evde huzur olmaz. O evde iyi bir ölümle ölünmez.

Bu konuda atalarımız çok hassas davranmıştır. Hz. Ömer: “Harama düşeriz diye helallerin onda dokuzunu terk ederdik” demiştir.

Büyüklerimiz daha dün çürük yumurtasını pazara götürüp satmamıştır. Askerlerimiz, koparmak zorunda kaldığı üzümün parasını asmanın dalına bağlamıştır.

Abdullah bin mübarek şöyle demiştir:

– “Bir kimse bütün peygamberlerin ibadetini yapsa, fakat üzerinde az da olsa kul hakkı bulunsa, cennete giremez.”

Kur’an-da Allah şöyle uyarıyor:

– “Size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyiniz. Taşkınlık ve nankörlük etmeyiniz, sonra sizi gazabım çarpar. Kimi gazabım çarparsa, hakikaten o yıkılıp gitmiştir.” (Taha: 81)

Buna göre Müslüman, başkasına ait olan şeylere karşı tavır koymalıdır. Müslüman’ın helali istemesi, helal kazanç peşinde koşması üzerine farzdır.

Bir şey günah ve haram kılınmışsa, her yerde, her zaman ve herkese haramdır. Dinde alavere dalavere olmaz. Başkasını aldatmak isteyen kendisini aldatır.

Başkasının hakkını çiğnemenin yansıması olur. Hak yiyenin organları kendisine itaat etmez. Çocukları itaat etmez. Haramla beslenen vücut, hayırlı işler yapamaz. Zevk veren ibadetler yapamaz. Bildirildiğine göre “Bir lokma haram yiyenin kırk gün namazı ve duası kabul olmaz. Haramın bitirdiği et cehenneme layıktır.” (Ramuzul – Ehadis: 409/4) (R. Salihin: 1883)

İnsanın  maneviyatını, helal lokma ve helal arzusu ayakta tutar.

İbrahim Ethem hazretleri anlatır:

Bir gün Beyt–i Makdis mescidinde,hasıra sarınıp yatmışım. Gece yarısı olunca mescidin kapısı açıldı, içeri bir pir girdi. İki rekat namaz kıldıktan sonra arkasını mihraba dönerek oturdu. Oraya kırk kişi daha geldi. İçlerinden biri:

– “Burada bir kişi yatıyor” dedi. Pir gülümseyerek:

– “O İbrahim Ethem’dir. Kırk gündür kıldığı namazın tadını bulamıyor!” dedi. O sözü işitince dayanamayıp pirin huzuruna geldim. Selam verip:

– “Allah aşkına, benim bu halimin sebebi nedir?” diye sordum. Şöyle dedi:

– “Falan gün Basra’da hurma satın almıştın. Farkında olmadan yere düşen hurmaları da kendinin zannederek heybene koydun. Halbuki onlar satıcıya aitti. Bu sebeple maneviyattan bir miktar uzak düştün” dedi.

Hemen gidip hurma aldığım kimseyle helalleştim. Bu durum satıcıya da çok tesir etti ve infak sahibi salih kimselerden birisi oldu. (Attar, Tezkiretü’l – evliya, 122 – 123)

Hz. Peygamberin azat ettiği kölesi Sevban ibni Bücdüd (ra) anlatıyor:

Bir gün Resul –i Ekrem (sa) sohbet ederken, “Kıyamet gününde ümmetimden, Tihame dağları gibi muazzam sevaplarla gelecek kimseleri biliyorum. Fakat Allah Teala o dağlar kadar sevabı toz gibi savurup boşa çıkaracaktır” buyurdu. Bunun üzerine Sevban, “Ey Allah’ın elçisi!” dedi. “O kimseleri bize iyice tanıt da, bilmeden onlar gibi olmayalım.” Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu: “Onlar sizin kardeşlerinizdir; sizin cinsinizdendir. Geceleri sizin gibi kalkıp ibadet ederler. Fakat onlar kimsenin görmediği yerde Allah’ın haram kıldığı şeyleri yaparlar.”

Müslüman’ın gözetmesi gereken hakları kısaca şöyle sıralayabiliriz:

 

a. Ana baba hakkı:

Çok önemli bir haktır. Ana baba, duası red olmayan kimselerdir. Cennet anaların ayağı altındadır. Allah’ın rızası, babanın rızasındadır.

Kur’an-da Allah’a itaatten sonra anaya babaya itaat emredilmiştir. (Nisa: 36)

Bir ayette de: “Ana babaya itaat edin” emri vardır. (En’am: 151)

Ana babaya “of!” bile denmeyecektir. (İsra: 153)

Şunu da ifade edelim, meşru olan konuda itaat olur. İnançsızlık, isyan, ahlaksız tekliflerine itaat olmaz. Kur’an-da:

– “Eğer onlar körü körüne bana ortak koşman için zorlarlarsa, onlara itaat etme.” (Ankebut: 8) emri vardır.

 

b. Eşlerin birbirine hakkı:

Eşlerin birbirine saygılı olması ve birbirine karşı görevlerini yapması gerekir.

Aile yuvasının devamı ve çocukların yetiştirilmesinde görev ve sorumluluklar ortaktır.

Peygamberimiz kocasına itaat eden kadına cennet müjdesi vermiştir. Erkekler içinde: “en hayırlınız, hanımlarına hayırlı olanınızdır” buyurmuştur.

 

c. Çocukların hakkı:

çocukların ana babaları üzerinde vazgeçilmez hakları vardır. Bu haklar kısaca şunlardır:

– Çocuğa güzel bir ad verilecektir. Helal gıda ile beslenecektir.

– Güzel terbiye edilecektir.

– Dinleri öğretilecektir.

– Meslek sahibi edilecektir.

– İyi bir kimse ile evlendirilecektir.

– Çocuklar sevilecek ve sadakai cariye olacak şekilde yetiştirilecektir. Yetiştirilmemiş evladın hesabını Allah ana babadan soracaktır.

Ayrıca çocuklara iyi örnek olunacaktır.

 

d. Akraba hakkı:

İnsanın üzerinde akrabaların da hakkı vardır. Allah: “Akrabaya hakkını ver” der. (Rum: 38 – İsra: 26)

Peygamber (as)da: “Allah’a ve ahiret gününe inanan, akrabasını görüp gözetsin.” (R. Salihin: 312) Bir hadislerinde de: “Rızkının ve ömrünün artmasını isteyen akraba hakkını gözetsin” demiştir. (Buhari, Edep: 12)

 

e. Yaşlıların hakkı:

Yaşlılar ilgiye ve bakıma muhtaç kimselerdir. Onların bizde hakları vardır. Onlar bizim varlık sebebimizdir. Onların bizim kullandığımız şeylerde emekleri vardır. Peygamberimiz acizler yüzünden rızıklandırıldığımızı bildirmiştir.

Yaşlıların dualarını ve gönüllerini almak bize sevap kazandırır. En önemlisi Allah’ın rızasını kazandırır. Ayrıca yaşlılığımızda yalnız ve ilgisiz kalmayız. Yaşlılara ilgi duyana Allah ilgi gösterecek kimseleri vasıta kılar.

f. İhtiyaç sahiplerinin hakkı:

Mülk Allah’ındır. İhtiyaç sahiplerinin hakkı vardır. Maldan ihtiyaç sahiplerine ayrılan pay, malı temizler, bereketlendirir ve telef olmasını önler.

Kur’an-da şöyle buyrulur:

– “Mallarınızda ihtiyaç sahiplerinin hakkı vardır.” (Zariyat: 19)

– “Yoksula hakkını ver, gereksiz yere saçıp savurma.” (İsra: 26)

 

g. Komşu hakkı:

Komşu hakkı önemli bir hak. Komşu gözetilecek ve korunacaktır. Müslüman, komşusunun kendisinden emin olduğu kimsedir. Bir insanın iyi olup olmadığı buna bağlıdır.

Kur’an-da: “Yakın komşuya, uzak komşuya iyi davran.” (Nisa: 36) buyrulmuştur.

Peygamberimiz de şöyle der:

– “Komşusu şerrinden emin olmayan vallahi mümin olamaz.” (Buhari, Edep: 29)

– “Allah’a yakın olanlar, komşuya iyilik edenlerdir.” (Tirmizi, Birr: 28)

– “Cebrail o kadar komşu için geldi ki, komşuyu komşuya mirasçı yapacak zannettim.” (Buhari, Edep: 28)

 

h. Yetim hakkı:

Peygamberimiz ashabına sorarmış: “Kim bugün bir yetimin başını okşadı, onunla ilgilendi?” diye.

Kur’an-da ciddi emirler var:

– “Yetimin malını yemeyin.” (Nisa: 2)

– “Yetimi sakın ezme.” (Duha: 9)

– Dinini yalanlayanı gördün mü? İşte o yetimi itip kakar. (Maun: 2)

– “O has kullar kendi canları çekmesine rağmen yemeği, yoksula, yetime yedirirler.” (İnsan: 8)

 

ı. Dul hakkı:

Dullara iffetini korumada, geçimini temin etmede yardımcı olunacaktır. Onları herhangi bir şekilde rahatsız edenin kıyamet gününde yüzüne Allah bakmaz.

Peygamberimizin bildirdiğine göre: “Dullara, gariplere ve ihtiyaç sahiplerine yardım edenler, Allah yolunda çalışanlar gibidir.” (Buhari, Nafakat: 1)

 

i. Misafir hakkı:

Bu konuda bir hadis çok şey ifade ediyor:

– “Allah’a ve ahirete iman eden misafire ikram etsin ve hakkını gözetsin.” (Buhari, Edep: 85)

Tabi ki misafirin de ev halkına sıkıntı vermemesi gerekir. Bu konuda da peygamberimiz şöyle buyurur:

– Misafirlik üç gündür. Üç günden fazlası külfettir. (Age: 85)

 

j. Çalışan hakkı:

İş sahibi, çalışanların haklarını koruyacaktır, ihtiyaçlarını karşılayacak ücret verecektir, çoluk çocuğu ile sağlığı ile yakından ilgilenecektir. İnancını yaşamada ona imkan ve fırsat verecektir. Ona iyi davranacaktır. Peygamberimiz:

– “Elinizin altındakilere iyi davranın” demiştir.

– “İşçinin ücretini alın teri kurumadan verin” buyurmuştur.

– “İşçinin ücretini tam ödemeyen, kıyamet günü Allah’ı karşısında bulacaktır” demiştir. (Bak: Divantaş, İlmihal: 2/336)

 

 

k. İşyerinin hakkı:

Çalışanın da iş sahibine karşı sorumlulukları vardır. Her şeyden önce aldığının karşılığını vermelidir. Çalışmayı aksatmamalı, zarara ziyana sebep olmamalı, hasta olmadan rapor almamalı, gereksiz izin kullanmamalı, tuvalet veya ibadet bahanesiyle çalışmayı geciktirmemelidir.

Peygamberimiz: “Yaptığınız işi sağlam yapın” diyor. (Age: 337) Buna göre yaptığını sağlam yapacak, dürüst çalışacaktır. İş sahibi görmese de Allah’ın her an kendisini gördüğünü, bildiğini ve hesap soracağını bilmelidir.

Kur’an-da da: “Yaptığınız işi tam ve güzel yapın. Allah işini güzel yapanları sever.” (Bakara: 195)

Kasas suresinin 26. ayetinde de işçi, güvenilir kimse olacaktır. Her şeyi ile güven verecektir.

 

l. Hayvan hakkı:

Hayvan hakkı, kul hakkı kadar önemlidir. Dünyada hayvanla ödeşme, helalleşme olmaz. Onlar kıyamet günü dirilecek, kendisine yapılanı aynen yapıp toprak olacaktır. Bunun için:

– Hayvan yaratılışının dışında kullanılmayacaktır.

– Aç susuz bırakılmayacaktır.

– Fazla yük yüklenmeyecektir.

– Dövülmeyecek, dövüştürülmeyecektir. Hapsedilmeyecektir.

– Keserken acı çektirilmeyecektir.

Hayvana işkence edene peygamber lanet etmiştir. Susuzluktan bir köpeği kurtaranın cennetlik olduğunu, bir kediyi hapsedip aç bırakıp ölüme sebep olanın cehennemlik olduğunu bildirmiştir.

Sonuç olarak; hak kutsaldır. Hakka riayet gerekir. Aksi halde tecavüz olur, zulüm olur.

Peygamberimiz Müslüman’ı elinden dilinden Müslümanların emin olduğu kimsedir diye tarif etmiştir. Müslüman güvenilir kimse olmalıdır. Peygamberimiz önce “güvenilir” lakabını almış, ondan sonra peygamber olmuştur.

Hak hukuka dikkat etmemek, saygı göstermemek ibadetlerin kabul olmamasına sebep olur.

Bir de toplumun hakkı vardır. O da korunup, kollanmalıdır. Topluma ait bir şeye zarar verilmemelidir. Onda herkesin hakkı vardır. Kaçak su, elektrik kullanılmamalıdır. Bu haklara dikkat etmeyen, kıyamet gününde bütün iyiliklerini ve sevaplarını kaybedecektir.

Bir gün peygamberimiz şöyle bir soru sorar:

– Müflis kimdir? Ashap cevap verir:

– Müflis parası malı kalmamış olandır. Peygamberimiz:

– Müflis, kıyamet günü namaz, oruç, zekat ve bunların sevapları ile gelir. Ona buna sövdüğü, iftira ettiği, dövdüğü kan döktüğü ve onun bunun hakkını yediği için sevapları bunlara verilir. Sevapları bitince karşı tarafın günahları ona verilir, sonra o kimse cehenneme atılır, işte müflis budur, der.

 

 


Bu yazıyı 502 kişi okudu.

Paylaş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here