Müslüman Haset Etmez

İnsanı ve toplumu huzursuz eden, toplum hayatında maddi ve manevi zararlara neden olan hastalıklarından biri de hased belasıdır.

Kısaca hased, bir insanın başkalarının sahip olduğu maddi ve manevi herhangi bir şeyi çekemeyip, o şeyin yalnız kendinde olmasını veya başkasında da olmamasını istemektir.

 

a. Hasedin zararları:

Hased, dinimize göre kötü bir duygu ve ruhi bir hastalıktır. Hased, insanı yiyip bitirir, insanın huzurunu kaçırır. İnsandaki insanlık meziyetlerini öldürür. Ayrıca insanın kazandığı iyilikleri, sevapları ve işlediği hayırları yer bitirir. Allah’ın başkalarına verdiği nimetlere rıza göstermeyen hasetçinin o nimetlerin gitmesini arzulaması sonucu insanlar çeşitli fitne ve fesada sürüklenir. Hiçbir neden yokken insanların araları açılır.

Bundan başka hasedin insanın Allah’ın rızasına uygun yaşamasına engel olduğu da bir gerçektir. Çünkü kalpleri dolduran kin ve kıskançlık insanı insanların gönül hoşnutluğunu ve Allah’ın rızasını kazanmaktan alıkor. İnsanı yalana, riyaya ve iftiraya sürükler. Toplumda dostluğun yerini düşmanlık, saygı ve sevginin yerini kin ve nefret, yardımlaşmanın, dayanışmanın yerini bozgunculuk alır.

Peygamberimiz (sav) bir gün ashabına:

– Sizden önceki milletlerin hastalığı korkarım ümmetime de isabet edecek.

Buyurmaların üzerine Ashab:

– O milletlerin hastalığı ne idi Ya Resulellah?

Diye sorunca Peygamberimiz (Sav):

– Azmak, şımarmak, malın çokluğu ile övünmek, yalnız dünya için didinmek ve hased etmektir, buyurmuşlardır.

Allah Kur’an-ın 113. suresi olan Felak Suresinde hasetçinin şerrinden kendisine sığınmamızı emretmiştir.

 

b. Hased eden büyük günah işlemiş olur:

Hased eden kimse Allah’ın kullarına ve Allah’a karşı günah işlemiş olur. Allah’ın kullarına verdiği şeylere rıza göstermediği için de Allah’ın gazabına uğrayacaktır.

Bu konuda Allah şöyle buyurur:

“Hased edenler, nimetimin düşmanıdırlar. Taksimatıma rıza göstermedikleri için gazabımı hak ederler.”

İslam alimleri, hased eden kimseyi:

1. Allah’ın başkalarına vermiş olduğunu çekememek,

2. Allah’ın taksimatını beğenmemek,

3. Allah’ın kullarına ihsanını kıskanmak,

4. Başkasının zelil ve perişan olmasını istemek,

5. Şeytanın tuzak kurmasına alet olmak cihetiyle Allah’a karşı çıkmış sayarlar.

Ayrıca hasetçinin Allah’ın kullarına hased ederek Allah’a isyan ettiği için de duasının kabul olmayacağını ifade etmişlerdir. Büyük alimlerden El –Semerkandi (Allah rahmet etsin) şöyle demiştir: Üç insan vardır ki bunların duaları kabul olunmaz. Bunlar: 1. Haram yiyen, 2. Gıybet eden, 3. Kalbinde kin ve hased bulunan kimselerdir.

Bir Müslüman olarak haramdan, gıybetten şiddetle kaçındığımız gibi hasedden de şiddetle kaçınmalıyız. Unutmayalım ki, yeryüzünde ilk cinayet hased yüzünden işlenmiştir. Şeytan hased yüzünden Allah’a isyan etmiştir. Peygamberimiz (sav) zamanında Müslümanlara karşı duydukları hased yüzünden bazılarının kıskançlıkları, onların küfürde kalmalarından ve küfürlerini arttırmaktan başka bir işe yaramamıştır. Tek kelimeyle hased ateşi, onları yakan cehennem ateşi olmuştur.

 

c. Hased iyiliklerini yer bitirir:

Hased duygusu, insanın hem dünya hayatını huzursuz eder hem de ahiret hayatını karartır. Yani insanın dünyada mutsuz olmasına, ahirette de cehennem azabına uğramasına sebep olur.

Fakihlerden El –Semerkandi, hasedçinin zararı hased edilen kimseye ulaşmadan önce kendisine beş türlü zararı dokunur, der ve bu zararları şöyle sıralar:

1. Sonu gelmeyen üzüntü ve keder,

2. Sevabı olmayan bir musibet,

3. Övgüye layık olmayan bir yerilme,

4. İlahi yardım kapılarının kapanması,

5. İlahi gazaba çarpılma

Hased iman açısından da zararlıdır. Peygamberimiz bir hadislerinde: “İmanla hased mü’min kulun kalbinde bir arada bulunmaz” buyrularak hased eden kimsenin Allah korusun küfre sürüklenme gibi büyük tehlike ile karşı karşıya olduğunu belirtmişlerdir.

Bir hadislerinde de: “Hasetten kaçınınız. Çünkü ateşin odun ve otları yiyip bitirdiği gibi hased de insanın hayır ve iyiliklerini yok eder” buyururken başka bir hadislerinde de: “Hasetçi için huzur yoktur” uyarısında bulunmuştur.

Hased edilenin itibarının ve varlığının artması karşısında hasetçi devamlı rahatsız olur. Devamlı huzuru kaçar. Nitekim Şeyh Sadi: “Hased eden kimseye başka bela istemeyin, kendi belası kendine yeter” demiştir. Hased, iyi olmanın, iyilik yapmanın yollarını tıkadığı gibi kazanılmış iyiliklerin yok olmasına da sebeptir. Peygamberimiz (sav): “İnsanlar birbirlerine haset etmedikleri müddetçe hayır devam eder” diyerek hasedin insanı günaha sokacağını ve sonsuz üzüntüye yol açacağını belirtmiştir.

Bir çok konuda olduğu gibi bu konuda da insan mutluluğunu gaye edinmiş olan yüce dinimizin ölçüsünü insanlara yol gösterici olarak gönderilen peygamberimiz şu sözlerle ifade etmiştir: “Sizden daha varlıklı, sizden daha üstün olanlara bakıp huzursuz olacağınıza, sizden daha aşağıda ve daha yoksul olanlara bakıp da halinize şükrediniz.”

 

d. İnsanlar birbirini sevmedikçe cennete gidemez:

Yukarıda ifade edildiği gibi hased, insanı cennete götürecek hayır ve iyiliklerini yok eder, amellerini boşa çıkarır.

Peygamberimiz (sav): “Allah’a yemin ederim ki, iman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe olgun Müslüman olamazsınız”, “Ey Allah’ın kulları! Birbirinize hased etmeyiniz, kardeş olunuz”, “Müslüman Müslüman’a karşı parçaları birbirini tamamlayan ve biri diğerine destek olan bina gibidir. Birbirini sevmekte birbirine merhamet etmekte birbirini korumakta Müslümanlar bir vücut gibidir. Vücudun herhangi bir organı rahatsız olursa bütün vücut rahatsız olur” buyurmuş, Müslümanların birbirleriyle kardeş olduklarını bildirmiştir.

Peygamberimiz müslümanı tarif ederken de: “Müslüman, diğer Müslümanları elinden, dilinden emin olduğu kimsedir” şeklinde tarif etmiştir. Başka bir ifadeyle: “Kendiniz için istediğinizi başkaları için de istemedikçe olgun Müslüman olamazsınız.”

Dinimizin bildirdiğine göre Müslüman Müslüman’a buğzetmez, sırt çevirmez. İyilikleri hep kendi, kötülükleri de başkaları için istemez. Müslüman hased ederek kendine yazık etmez.

Hasan Basri Hazretleri hasetçiye şu öğüdü verir: “Din kardeşine niçin haset edersin? Eğer Allah’ın ona vermiş olduğu nimetler onun ahlakı, çalışması ve azmine karşılıksa Allah’ın bu adaletine karşı hased etmen niye? Yok eğer bunlardan başka bir sebeple verilmişse onu ateşe götürecek böyle bir nimetten dolayı hased etmen akıllıca bir iş değildir.” Evet hased müslümanın meyledeceği bir duygu değildir. Çünkü sağlayacağı hiçbir fayda yoktur.

Enes bin Malik ibret alacağımız bir olayı şöyle anlatıyor:

“Allah’ın elçisinin yanında bulunduğumuz bir sırada bize “biraz sonra cennete girecek bir kimse gelecek” buyurdular. Gerçekten biraz sonra ayakkabıları elinde, sakalından abdest suyu damlayan bir sahabi çıkageldi. İkinci ve üçüncü günler yine peygamberimiz aynı şeyi söyledi. Yine aynı zat aynı vaziyette çıkageldi.”

Abdullah bin Amr (ra) o zatı takip etti. Daha sonra bize şunları anlattı:

O zatı takip ettim. Evinin önüne geldiğimizde kendine babamla münakaşa ettiğimi ve üç gün evine girmeyeceğimi yemin ettiğimi, kendi evine alıp almayacağını sordum. Teklifimi kabul etti. Üç gece evinde kaldım. Nasıl ibadet ettiğine baktım. Yatsı      namazından sonra yalnız Allah’ı zikretti. Sabahları da kalkıp namazını kıldı. Oruç da tutmadı. Kendisinden ayrılacağım zaman dedim ki:

Rasulullah üç gün üst üste senin cennetlik olduğunu bize haber verdi. Üç gece sen de kaldım; seni cennete götüren amelin ne olduğunu merak ettim. Kaldığım sürece fevkalade bir amelini görmedim.

Bana şöyle dedi:

– Evet benim ibadet ve amelim bundan ibaret. Ancak bir amelim daha var ki, kalbimde Müslümanlardan hiç birine karşı ne bir kin ne de bir haset mevcuttur.”

Bunun üzerine tamam, seni cennet ehlinden yapan şüphesiz ki bu ahlakındır, dedim ayrıldım.

Peygamberimiz (sav) Enes bin Malik’e:

– Ya Enes! Hiçbir akşam yatağına girdiğinde ve sabahladığında Müslümanlardan hiçbir kimseye karşı içinde kin ve hased bulunmasın. İşte bu benim sünnetimdir. Benim sünnetimi yerine getiren kimse beni sevmiş olur. Beni seven de cennette benimle beraber olacaktır, demiş cennette kin ve nefret dolu kalplerle gidilemeyeceğini bildirmiştir.

 

e. Müslüman gıpta eder, Münafık haset eder:

Dinimizce hased haramdır. Gıpta (imrenmek) ise mubahtır. Peygamber Efendimiz “Mümin gıpta eder; münafık ise hased eder” buyurmuşlardır.

Müslümanlar olarak dikkat edelim, dinimiz hased etmeyi kesin olarak haram kılmıştır. Ancak iyi ameller işlemekte, iyilik yarışında bulunmakta gıpta etmeyi hoş görmüştür. Çünkü gıpta da başkasının kötülüğünü istemek, sahip olduğu nimetin elinden gitmesini dilemek yoktur. Gıpta etmek demek, bir kimsenin başka bir kimsedeki iyiliğin kendisinde de olmasını arzu etmek demektir.

Gıptanın hangi konuda caiz olduğunu da Peygamberimizin şu hadisinden öğreniyoruz. Peygamber efendimiz şöyle buyurmuştur:

“Ancak iki şeyde iki kimseye gıpta etmek caizdir: 1. Allah’ın kendisine vermiş olduğu mal ve serveti doğru yolda harcayana, 2. Allah’ın verdiği ilim ve hikmeti yerinde kullanıp onu başkalarına öğreten kimseye.”

Netice olarak; Dünyada öyle kötülükler vardır ki, onlardan vaz geçmek bazen insan gücünün yetmeyeceği bir iştir. Diyebiliriz ki bu beşeri hastalıklardan biri de hasettir.

Haset, insanı ve toplumu son derece rahatsız eder. Öyle hasetler vardır ki, insanı büyük günahlar işletir, insanlara büyük zararlar verdirir.

Hemen hemen her insanda az da olsa haset etme duygusu mevcuttur. Her insan haset eder. Dinimiz bu arzunun gıpta şeklinde zararsız ve yapıcı olmasını emretmiştir. Bunun için müslümanım diyen her Allah’ın kulu hasedi dışına vurup günah işlemekten kaçınmalıdır.

Bütün kalbimizle inanmalıyız ki, gönüllere musallat olan, kalpleri kirleten, insanları birbirine düşüren duygu ve düşüncelerden arınabilmek ancak iyi bir Müslüman olmakla mümkündür. İyi bir Müslüman olmanın tek yolu da, bizi yaratan Allah’ın ve onun bize yol gösterici olarak gönderdiği peygamberin gösterdiği yoldan gitmekle olur.

Haset, Allah’ın taksimatına razı olmamaktır. Haset, iyiliklerin yolunu tıkar, insanı zararlı bir duruma getirir. Felak suresinde “Haset ettiğinde hasetçinin şerrinden Allah’a sığınırım” şeklinde dua etmemiz istenmiştir.

Peygamberimiz, hasedi gönülden çıkarıp atmayı Müslüman olmanın şartı görür ve şöyle buyurur:

– “Kendisi için istediğini başkası için istemedikçe bir kimse gerçek mümin olamaz.”

– “Bir kimsenin kalbinde iman ile haset bir arada bulunmaz.” (Nesei, Cihad: 8)

– “Ateşin odunu yakıp bitirdiği gibi haset de iyilikleri yok eder. Suyun ateşi söndürdüğü gibi sadakada kötülükleri yok eder.” (Seçme Hadisler: 10)

Haset, ilimde, amelde, hayırda, ahlakta olur. Ben daha bilgili, daha çok ibadet etsem, daha çok hayır işlesem daha doğru ve ahlaklı olsam denirse ne güzel olur?

İşte müslümanın hasedi böyle konularda olmalıdır.

 


Bu yazıyı 1.439 kişi okudu.

Paylaş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here