Müslüman Herşeyde Hayır Bilir

Evet, her şeyde hayır vardır. Müslüman böyle düşünecek, böyle diyecek ve buna inanacak, öylece olayları karşılayacaktır.

İnanan, olayların sebeplerini boş ve anlamsız şeylere bağlamayacak, doğru bir şekilde yorumlayacaktır.

Müslüman, elinden çıkana üzülmeyecek, eline geçenle de şımarmayacaktır. (Hadid: 23)

Cenab -ı Allah, Kârun’a bol mal vermişti o da şımarmış, kavmi ona: “Şımarma Allah şımaranları sevmez” dedi. (Kasas: 76)

– “Servet ve oğullar, dünya hayatının süsüdür. Ölümsüz olan iyi işler ise Rabbinin nezdindedir, hem sevapca daha hayırlı, hem de ümit bağlamaya daha layıktır.” (Kehf Suresi: 46)

 

a. Müslüman nasıl yaşayacak?

– Her şeyde hayır vardır. Allah’ım! Her şeyin hayırlısını ver, diyecek.

– Olayların ardından “böylesi hayırlıymış” diyecek.

– Eline geçenle aşırı sevinmeyecek, elinden çıkan için üzülmeyecek.

– Kendinden yukarıdakilere bakmayacak, böylece üzülmeyecek, kendinden aşağıdakilere bakıp haline şükredecek, sabredecek.

– Her olaya hayır gözü ile bakacak. “Hayırdır inşallah” diyecek.

– Olumsuz gibi görülen olaylar için “Aksi şeytan” diyerek, kötüye yormayacak. “Bunda da bir hayır, bir hikmet vardır” diyecek. Rüya görünce hep hayra, iyiye yoracak.

– Allah hiçbir şeyi boş ve manasız yaratmamıştır. Aynı zamanda kötü olarak da yaratmamıştır. Allah kötülüğe razı olmaz, diyecek.

Allah şeytanı yarattığında şeytan kötü değildi. Meleklerin hocasıydı. Bugün kötü insan da, kötü olarak yaratılmamış, İslam fıtratı üzerine yaratılmıştır.

Cenab -ı Allah insanı zulmetmez. Kur’an-da: “Sana gelen iyilik Allah’tandır. Başına gelen kötülük ise nefsindendir.” (Nisa: 79) buyrulur.

Şair şöyle der:

“Hiç kuluna zulmeder mi Hüdası

Kulun çektiği kendi cezası.”

 

b. Şeytan insana hayrı göstermemeye çalışır:

Şeytanın görevlerinden biri de insanı hayırdan, sevaptan ve güzelliklerden alıkoymak için çaba sarf etmesidir.

Kur’an-da: “Şeytan sizi fakir olmakla korkutur ve size cimriliği telkin eder” buyrulur. (Bakara: 268)

İyilik ve hayır konusunda devamlı şeytan vesvese verir. Kur’an: “Eğer şeytanın fitlemesi seni dürterse hemen Allah’a sığın.” (A’raf: 200) buyurarak insanı uyarıyor. O zaman Müslüman ne diyecek, ben Allah’a inandım diyecek.

İstihaze=sığınma duasını okuyacak Rabbine sığınacak:

– “Euzubillahimineşşeytanirracim Lahavle vela guvvete illabillah” diyecek.

İnsan hayra da şerre de meyyal olarak yaratılmıştır. Allah insana iyiyi veya kötüyü seçme imkanı vermiş, insanı iradesiyle baş başa bırakmıştır:

Kur’an-da:

“Şüphesiz biz doğru yolu gösterdik; ister şükreder, ister nankörlük…” (İnsan suresi: 3) buyrulur.

“Kim doğru yolu seçerse, kendi lehinedir. Kim de saparsa, ancak kendi aleyhine sapmış olur.” (Zümer suresi: 41)

 

İnsanın istediğinin yanında niyeti de çok önemlidir.

Hz. Peygamber: “Ameller niyete göredir” buyrulmuştur.

Bir hadiste de: “Allah yolunda şehit olmayı candan isteyen kimse, şehit olmasa dahi şehitlik sevabına nail olur.” (R. Salihin: 1327) müjdesi vardır.

Bugün şehid sevabı alınacak ameller çok… yeter ki niyet halis olsun. Niyet iyi olunca, sonuç da iyi olur.

Olan bir şey de hayır vardır. Bir de olmayan bir şeyde hayır vardır. Bu “Neden?” sorusundan sonra insanın moralinin bozulup, üzülmesini engelleyecektir.

Kur’an-da: “Eğer Allah yolunda öldürülür ya da ölürseniz, şunu bilin ki, Allah’ın mağfireti ve rahmeti onların topladıkları bütün şeylerden daha hayırlıdır.” (Al –i imran: 157) buyrulur. Bir ayette de:

– “Kadınlarla güzel geçinin. Eğer onlardan hoşlanmıyorsanız sabredin. Hoşlanmadığınız bir şeyi, Allah çok hayırlı kılmış olabilir.” (Nisa: 19) “Hoşlanmadığınız huyları yanında hoşlanacağınız yönleri de vardır” buyuruyor.

Bir şeyin iyi ve hayır tarafını görebilmek çok önemlidir.

Dikeni görüp gülü görmemek olmaz.

Yarım bardağın illa boş tarafını görmek huysuzluktur.

Müslüman kendisinden daha iyi, daha zengin ve üstün olana bakmayacak, üzülmeyecek. Daha aşağıdakilere bakarak, daha zayıf, yoksul ve sakat olanlara bakıp haline şükredecek mutlu olmanın yolunu seçecek.

Mutlu olup olmamak biraz da insanın elindedir.

Her şeyin hayırlısını dilemeliyiz. Allah’ın takdirine de razı olmalıyız.

İnsan için her şey bir imtihandır. İyi de, kötü de, varlık da, yoksulluk da bizim için bir imtihandır.

Musa (as) der ki:

– Rabbim, sen kullarından ne zaman razı olursun?

Şöyle cevap alır:

– Kullarım ne zaman benden razı olursa!..

Kul ilahi takdire razı olmaktan başka ne yapabilir ki, Cenab-ı Allah’ın takdirini değiştirecek?…

Kul iki yüzlülük yapamaz. Yani işler iyi gidince memnun, kötü gidince isyan, bu olmaz. Her zaman razı, her zaman Allah’tan gelene kabul gerekir. Çünkü; neyin bizim yararımıza neyin de aleyhimize olduğunu bilemeyiz. Allah’ın bizden razı olmasını istiyorsak önce bizim ondan razı olmamız lazım… boyun eğmemiz, teslim olmamız lazım.

Kul, Cenab-ı Allah’ın takdir ve tasarrufuna razı olmadan, O’na teslim olmadan, nefsini razı etmeden Rabbini razı edemez. Sen bilirsin, sana havale ediyorum demeden olmaz.

Her kötü gibi görünen, üzüntü, sıkıntı veren olayda bizim için hikmetler ve hayırlar da olabilir. Mesela:

– İmtihandır.

– Günaha kefaret olur.

– Bize sevap kazandırır.

– Sabırla karşılarsak Rahmanın rızasını celbeder.

– Sabredersek kötülüğe ve günaha düşmemiş oluruz.

Fudayl bin İyad der ki:

– “Kul, Allah’ın verdiği nimetlerden razı olduğu gibi musibetlerden de razı olmalı ki, Allah da o kulundan razı olsun.”

Allah verirken iyi alınca kötü olmaz… Varken iyi yokken kötü olmaz.

Bütün sene çekildiği tenha yerde ibadetle meşgul olan bir maneviyat adamı, bir gece rüyasında cennetteki komşusunu görür. Dağda koyunlarını otlatan bir çoban… Merak edip çobanı görmeye gider. Bulduğu dağ başında üç gün yanında kalır, cennette arkadaş yapan amelini öğrenmek ister. Ancak çobanda farklı bir amel, dikkat çekecek üstün bir hal göremez de sorar:

– Sende üç gündür incelediğim halde farklı bir amel göremedim. Acaba bilmediğim gizli bir halin mi var? Der.

Çoban şöyle cevap verir:

– Benim öyle farklı ve üstün amelim yoktur. Ancak şöyle küçük bir halim var, diyerek şunu anlatır:

– Ben der bollukta nasılsam darlıkta da aynen öyle olurum, Rabbime karşı. Nitekim hastalık verse sıhhati istemem, güneşte bıraksa gölgeyi temenni etmem. Neyi takdir ederse ona gönülden razı olurum, asla şikayetçi olmam!..

Her güçlükte her sıkıntıda kolaylık vardır. Hem de iki kolaylık vardır.

Kur’an-da şöyle ifade ediliyor:

“Elbette zorluğun yanında bir kolaylık vardır. Gerçekten zorlukla beraber bir kolaylık daha vardır.” (İnşirah: 5 – 6)

İnşirah suresinin bahsettiğimiz bu ayetleri nazil olduğunda peygamber Efendimiz (asm) gülerek çıkmış ve “Bir zorluk iki kolaylığa üstün gelemez. Gerçekten güçlükle beraber kolaylık vardır. Hakikaten güçlükle beraber kolaylık vardır” buyurmuştur.

 

*        *        *

Ebu Ubeyde (ra) Hazret –i Ömer’e (ra) mektubunda kendilerinin az olmasına rağmen Rumların çokluğundan yakınmış ve endişelerini dile getirmişti. Hazreti Ömer (ra) cevabında şöyle yazdı: “Muhakkak ki, mümin bir kalbe herhangi bir şiddet ve korku inerse, Allah Teala ona arkasından bir ferahlık verir. Her bir zorluk, sırtında iki kolaylık taşır.”

Sıkıntıların, üzüntülerin ardından mutlaka bir rahatlığın geleceğine inanmalıyız.

c. Şer nedir? Hayır nedir? Biz bilebilir miyiz?

Biz neyin hayırlı neyin de şer olduğunu bilemeyiz. Biz hayır zannederiz şer olur, şer zannederiz hayır olur.

Kur’an-da deniliyor ki:

– “Hoşunuza gitmediği halde savaş size farz kılındı. Sizin için daha hayırlı olduğu halde bir şeyi sevmemeniz mümkündür. Sizin için daha kötü olduğu halde bir şeyi sevmeniz de mümkündür. Allah bilir, siz bilemezsiniz.” (Bakara Suresi: 216)

 

*        *        *

Kafire ömür ve mühlet verilmesinde hayır yoktur. Bunu Allah şöyle bildirir:

– “İnkar edenler sanmasınlar ki, kendilerine mühlet vermemiz onlar için daha hayırlıdır. Onlara ancak günahlarını arttırmaları için fırsat veriyoruz.” (Al –i İmran: 178)

 

*        *        *

Cimri, sevinmemelidir. Cimrilik insanı kazandırmaz. Kur’an-da:

– “Allah’ın verdiği şeylerden cimrilik edenler sanmasınlar ki, o kendileri için hayırlıdır. Aksine bu onlar için pek fenadır. Cimrilik ettikleri şey de kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır.” (Al –i imran: 180) buyrulur.

Musa(as) ile Hızır (as)ın yolculuğu da zikretmeye değer:

Hızır, Gemiye zarar veriyor, çocuğu öldürüyor ve duvarı düzeltiyor. Musa (as) bunu anlayamıyor, soruyor. Hızır anlatıyor:

“Gemi fakir bir ailenindi. Kral güzel gemilere el koyuyordu, onu kusurlu yaptım. Çocuk azılı kafir olacak, ana babası da o yüzden küfre girecekti… Duvarın altında fakir çocukların dedelerinin gömdüğü hazine vardı. Yıkılırsa, çocuklar küçük başkaları alacaktı…” diyor.

Müslüman her şeyin hayırlısını dileyecek ve şöyle dua edecek: “Ya Rabbi! Her şeyin hayırlısını ver. Ömrün hayırlısını ver, ölümün hayırlısını ver, ölüm ötesinin hayırlısını ver. Dünyada ve ahirette her şeyin hayırlısını ver…”

 


Bu yazıyı 716 kişi okudu.

Paylaş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.