Müslüman; İslam Kimlikli Olur

a. İslam kimlikli yaşar:

Kimlik nedir?

– Kimsin?

– Nesin?

– Kimlerdensin?

– Ne düşünür, nasıl yapar, nasıl yaşarsın?

– Hangi vasıfları taşırsın? gibi soruların cevabıdır kimlik.

“İslam kimliği” denince de İslam’la ilgili vasıflar akla gelir. inanır mı? nasıl kime inanır? İslam’la ilgisi nedir? İslam’ın neresindedir? İslam eksenli bir hayat yaşar mı? gibi şeyler akla gelir.

Müslüman, hiç bir zaman “Müslüman’ım” demekten ve inandığını yapmaktan ve yaşamaktan çekinmez. Müslüman olmakla iftihar eder. Müslüman denmesini şeref addeder.

Müslüman, kendisine “Müslüman” denmesinden çekinen, inancını gizleyen, İslam’dan ve Müslüman’lardan uzak duran kimse değildir.

Müslüman kimse, peygamberi gibi ve onun ashabı gibi çile çekse de, zulme uğrasa da asla inancından taviz vermez. Onun yanında doğru doğrudur, eğir eğridir. o, menfaati için hiç bir zaman münafıklaşmaz. O, altın gümüş satılan tezgah gibidir. Asla soğan patates satılan tezgaha özenmez.

Müslüman, şahsiyet ve ciddiyet örneğidir. kendisine bakılınca Allah’ı, peygamberi hatırlatır. Sapmamak ve saptırmamak için kuran ve sünnete sımsıkı sarılır.

 

b. Müslüman imanlı ölmek için çabalar:

Cenab-ı Allah her insanı İslam fıtratı üzerine yaratmıştır. kuranda: “Sizin için din olarak İslam’ı beğendim.” (Maida: 3) buyuruyor Allah. bizi Müslüman olmaya davet ediyor ve şöyle buyuruyor: “Allah’a davet eden ve Salih amel işleyip “Ben Müslüman’ım” diyenden daha güzel sözlü kim olabilir?” (Fussılat: 33)

Peygamber (as) şöyle buyurmuştur:

“Bir zaman gelecek ümmetim beş şeyi sevip beş şeyi unutacaktır:

1. Dünyayı sevip, ahireti unutacaklar.

2. Hayatı sevip, ölümü unutacaklar.

3. Saray ve köşkleri sevip, kabirleri unutacaklar.

4. malı sevip, hesabı unutacaklar.

5. Yaratılanı sevip, yaratanı unutacaklar.”

Müslüman, Rabbini, ahiretini, ölümü, kabri ve hesabı asla unutmaz. O imanlı olarak çene kapamayı arzular.

Müslüman toprağın kendisine şöyle seslendiğini düşünür:

– “Dönüşün bana olacak, ben de azap görüp hesaba çekileceksin.” Bunun için kendisine verilen fırsatları iyi değerlendirir, asla hayatını boşuna geçirmez.

Müslüman olarak ölebilmek için Kur’an-ın şu uyarılarına kulak verir:

– “Ey Ademoğulları! Şeytan, ana babanızı, ayıp yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi sizi de aldatmasın.” (Araf: 27)

– “Ey insanlar! Yeryüzünde bulunanların helal ve temiz olanlarından yiyin, şeytanın peşine düşmeyin; zira şeytan sizin açık bir düşmanınızdır.” (Bakara: 168)

– Ad ve Semud milletini helak ettik. Şeytan onlara yaptıkları işleri güzel gösterip onları doğru yoldan çıkardı. Oysa bakıp görebilecek durumdaydılar. (Ankebut: 38)

– “Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa, hemen Allah’a sığın.” (Fussılat: 36) Allah Müslüman’ı böyle uyarıyor.

Şeytan kötü şeyleri emreder. İnsan dostu imiş gibi görünür kötülüğünü ister. Bütün gayesi insanı sapıtmak ve imansız olarak bu dünyadan gitmesini sağlamaktır.

Allah şöyle emrediyor:

– “O Allah sizin için İslam’ı seçti o halde sadece Müslümanlar olarak ölün.” (Bakara: 132)

– “Ey iman edenler! Allah’tan ona yakışır şekilde korkun ve ancak Müslümanlar olarak can verin.” (Al –i İmran: 102)

Allah şöyle dememizi de istiyor:

– “Ya Rabbi! Günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört, ruhumuzu iyilerle beraber al.” (Al –i İmran: 193)

– “Ey Rabbimiz! Bize bol bol sabır ver, Müslüman olarak canımızı al.” (Araf: 126)

– “Ey Rabbim! Beni Müslüman olarak öldür ve beni Salihler arasına kat.” (Yusuf: 101)

bu ayetlere göre Müslüman inancının gereği yaşayacak ve imanlı ölmek için çalışacaktır.

 

c. Müslüman ahadini yerine getirir:

Müslümanın en belirgin  vasfı sözünün  eri olmasıdır. Verdiği sözü yerine getirir, yaptığı anlaşmaya uyar.

Peygamberimiz: “Müslüman sözünün esiridir” buyurmuştur. Yani ne söylemiş, ne vaad etmişse mutlaka yerine getirir.

Yüce Allah: “Ahidlerinizi yerine yetirin çünkü yaptığınız mukavelerden sorumlusunuz.” (isra:34

-“ Söz verdiğiniz zaman sözünüzü yerine getirin” Nahl:91)

-“ Yapmayacağınız şeyi söylemeyin. Yapmayacağınızı, söylemeniz, Allah katında nefretle karşılaşılır, gazap sebebidir.”

(Saf:3) buyurarak ahde vefayı emretmiştir.

En büyük ve ilk ahit cenab-ı Allahla ahittir.

Biz yaratıldığımızda Allah’a söz verdik “Sen bizim Rabbımızsın” dedik; aczimizi,kulluğumuzu kabul ettik ibadet edeceğimize asla isyan etmiyeceğimize dair Allah’a söz verdik. Ama çoğumuz bu ahdi unuttuk Allah’a olan ahitler unutulunca insanlara karşı yapılan ahitlerde unutuldu. Değil söz vermek, çek ve senet bile yetmiyor.

Bir hadislerinde peygamber (as) şöyle buyuruyor:

-“Allah’a karşı ahdini yerine getirmeyenlere Allah düşmanlarını musallat eder.” Bu yalancılığın ve münafıklığın bir cezasıdır.

d. Müslüman mütevekkil kimsedir:

Müslüman, Allah’a tevekkül etmiş, yalnız Allah’a dayanan ve güvenen kimsedir.

Kur’an’da şöyle emredilir:

-“Kafirlere ve münafıklara  boyun eğme Onların eziyetine aldırma. Allah’a güvenip dayan, vekil ve destek olarak Allah yeter” (Ahzap:48)

Tabi Allah’a güvenip dayanırkende “Tebirinizi alın (Nisa:71) emrine uyacaktır Peygamberimizin ifadesiyle:”Devesinisağlam kazığa bağlayacak ondan sonra tevekkül edecektir.

Müslüman kıssalarla, menkıbelerle avunan insan değil, çalışan, hizmet eden kimsedir.

Mehmet Akif söylenecek çok sözüşöyle özetlemiştir:

Allah’a dayan, Sa’ye sarıl hikmete ram ol.

Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol.”

Başka bir İfadeyle de:

“ Güvenirsen hakka güven

Murat almaz yüz çeviren.”

 

e. Müslüman ibadet ehlidir:

Müslüman, küfürle iman arasında bocalayıp durmaz. imandan sonra Allah’la aradaki küfür perdesini kaldırır salih ameller de bulunur.

Kul her salih ameline karşılık maddi ve manevi faydalar elde edecektir. yani kul olmanın faydasını dünyada da görecek ahirette de görecektir. dünyada sağlıklı bir ömür sürecek, ahirette de cennetle mükafatlandırılacaktır.

İbadet belirli zamanlara mahsus değildir. Allah’ın nimeti, ikramı, ihsanı devamlıdır. ibadet devamlı olmalıdır. Allah “Ölünceye kadar ibadet et” diyor. (Hıcır: 99)

İbadet geciktirilmediği gibi asla terk de edilmez. Kur’an’da Allah şöyle buyuruyor:

– “Bana kulluk et” (Taha: 14)

– “Bana dua edin kabul edeyim. Bana ibadeti bırakıp büyüklük taslayanlar, ağlayarak cehenneme gireceklerdir.” (Mümin: 60)

Bir kutsi hadiste de:

– “Bana ibadet et ki, seni ihtiyaçtan kurtarayım, vücuduna rahatlık vereyim. bana ibadet etmezsen, seni ihtiyaç içinde bırakırım. vücuduna zahmet veririm, kalbine sıkıntı bırakırım.” buyuruyor. (H. H. Erdem. 40 K. Hadis: 20)

Kuranda da: “Kim beni anmaktan (ibadet etmekten) yüz çevirirse, şüphesiz onun sıkıntılı bir hayatı olacak ve onu kıyamet gününde kör olarak diriltiriz.” (Taha: 124) buyrulmuştur.

İbadete çevresi ile devam etmek Kur’an’ın emridir. şöyle emredilmiştir:

– “Ailene namazı emret; kendin de sabırla namaza devam et.” (Taha: 132)

Aslında insan vücudu ibadete muhtaç olarak yaratılmıştır. bedenin ve zihnin zindeliği ibadetlerle sağlanır. peygamberimiz biraz bunalırsa Hz. Bilal’e: “Bilal ezan oku da namaz kılalım” dermiş.

Mümin kul hayatından ibadetleri kaldırırsa, kafirlere benzeyeceği haber verilmiştir. (R. Salihin: 1082)

Kur’an’da cehennemdekilere: “Sizi buraya sokan nedir? sorusuna cehennemdekilerin: “Biz namaz kılanlardan değildik” diyecekleri haber verilmiştir.” (Müddessir: 40 – 43)

İbadet ehline şeytanın hakimiyeti olamaz. Allah şeytana şöyle demiştir: “Şüphesiz kullarım üzerinde senin bir hakimiyetin yoktur. ancak azgınlardan sana uyanlar müstesna: (Hıcr: 42)

– “Benim ihlaslı kullarım üzerinde senin hiçbir ağırlığın olmayacaktır. onları koruyucu olarak Rabbin yeter.” (İsra: 65)

İbadet ehlinin uykusu az olur, gecesi aydın olur. Geceleri gaflet uykusuna dalmaz. Farz ve sünnet namazların yanında nafile namazları da kılar. Kuşluk namazı kılar, evvabın namazı kılar, teheccüt namazlarına kalkar. ibadetlerini huşu içinde zevk alarak yapar.

 

f. Müslüman duayı elden bırakmaz:

kul, dua ile değerini arttırır. kuran-da: “Dua ve yalvarmanız olmasaydı Allah size değer verir miydi?” (Furkan: 77) buyurmuştur.

Kul, Allah’a yalvaracak ve Allah’tan isteyecektir ki, Allah ona versin.

Allah Kuran-da dua etmemizi istiyor ve şöyle buyuruyor:

– “Rabbinize yalvara yakara ve gizlice dua edin. Allah’tan korkarak ve rahmetini umarak dua edin.” (Araf: 55 – 56)

Bela ve musibetlerin defi için dua gerekir. Peygamber (as):

– “Dua, bela ateşini söndürür. dua, kaza belayı def eder. dua, kaderi değiştirir. dua, müminin silahıdır.” buyurmuştur.

Dua ibadettir ibadetin özüdür. dua, Allah’a açılan kapının anahtarıdır. Allah: “Dua edin, duanızı kabul edeyim” diyor. (Mümin: 60)

Bir kutsi hadiste de: “kulum bana dua edince, onunla beraber olurum” buyurmuştur.

Dua eden, Allah’a sığınmış, Allah’ın korumasına girmiş olur. dua ile kul, aczini Allah’a arz etmiş olur.

Kulun her zaman Rabbine yönelmeye, ondan istemeye ve ona sığınmaya ihtiyacı vardır. Sıkıntılı anlarında dua ile rahatlar. M. Gandi: “Dua ve ibadet olmasaydı çıldırırdım” demiştir. bugün batı dünyası, eskiden bizde olduğu gibi hastalıkların tedavisinde duaya yönelmiştir.

Kullarınızın iki cihan saadetine kavuşmaları için Allah şöyle dua etmelerini istemektedir:

– “Ya Rabbi” Bize ahirette de dünyada da güzellikler ve iyilikler ihsan et. bizleri ateş azabından koru!” (Bakara: 201)

 

g. Müslüman tövbe ederek günahlardan hicret eder:

Tövbe, pişmanlıktır. Tövbe günahları terktir. tövbe günahlardan ayrılarak Cenab-ı Allah’a göç etmektir.

Günahsız kul olmaz. kul hata eder, günah işler, herkesin günahtan bir nasibi vardır. Kulun günah işlemesi, onun aczinin ifadesidir. Kul tövbe edince onu affetmek ise, Allah’ın büyüklüğündendir.

Günahları terk etmeden, pişman olmadan tövbe olmaz. eğer bir kul tövbe edebiliyorsa, bu Allah’ın ona bir lütfudur. Allah o kulu seviyor demektir.

Kuran: “Ey iman edenler! samimi bir tövbe ile Allah’a dönün. umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter” buyrurarak Müslümanları tövbe etmeye davet eder. (Tahrim:8)

– “Ey müminler! hepiniz Allah’a tövbe edin ki, kurtuluşa eresiniz.” (Nur: 31) Ayeti ile de Müslümanlar kurtuluşa davet edilmektedir.

peygamberimiz de “Her günahın ardından mutlaka tövbe edin.” demiştir. (Ramuz el E-hadis: 25/11)

– “Kul günah işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta meydana gelir. Eğer tövbe ederse o leke kaybolur. günah işlemeye devam ederse tövbe etmezse, o siyahlık büyür ve kalbi kararır.” (Age: 26/9)

– “Günahların küçüklerinden sakının.” (Age: 173/9)

– “Kim günahtan sonra pişman olur, iki rekat namaz kılar ve Allah’a tövbe ederse, Allah da onu affeder.” (Age: 384/6) Böylece peygamberimiz bizi günahlarda ısrar etmeyip tövbe ederek kurtulmaya davet etmiştir.

Eğer kul günahlarına tövbe ederse, günahlarından kurtulur, günahsız gibi olur ve yüce Allah’a yaklaşır. ayrıca tövbe etmekle sevap kazanır. Kur’an-da şöyle ifade edilir:

– “Tövbe ve iman edip, iyi davranışlarda bulunanlar başkadır. Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Tövbe edip iyi davranışlarda bulunanların tövbesi kabul edilmiş olarak Allah’a döner.” (Furkan: 70-71)

Allah affedicidir, affeder düşüncesiyle günah işlenmez. Böylelerini Allah affetmez. çünkü Allah uyarıyor: “Sakın şeytan, Allah’ın affına güvendirerek sizi kandırmasın.” (Lokman: 33)

İman sahibi, korku ile ümit arasında yaşamalıdır. Allah’ın rahmetinden ümit de kesilmez. Allah merhametlidir, affedicidir. Kuranda: “Sakın ümitsizliğe düşme. Allah’ın rahmetinden sapıklardan başkası ümit kesmez” buyruluyor. (Hıcr: 55- 56) (Zümer: 53)

İnsanlar daha çok gülerek günah işler. günahtan kurtulmak için gözyaşı ile günahları silmesi gerekir.

Kuran bizi uyarıyor:

– “Gülüyorsunuz! ağlamıyorsunuz! habersiz oyalanmaktasınız.” (Necm: 60 – 61)

– “Yaptıklarının cezası olarak az gülsünler, çok ağlasınlar.” (Tövbe: 82)

Peygamber (as) da:

– “Çok gülmeyin! Çünkü, gülmenin çoğu kalbi öldürür.”

– “Bildiğimi bilseydiniz, az güler çok ağlardınız, rahat yiyip içemezdiniz, yataklarınızda yatamaz, dağlara kaçardınız” buyurarak kendimize gelmemizi istemiştir.

Mesela göz görür, zina eder, harama istek uyandırır. Allah Kuranda: “Habibim, mümin erkeklere mümin kadınlara şöyle gözlerini harama dikmesinler, ırzlarını ve namuslarını korusunlar” buyuruyor. (Nur: 30-31)

Bir kutsi hadiste de: “Her göz zina eder; kadın koku sürünür baktırırsa, erkek bakarsa, ikisi de zina eder” buyrulmuştur. (B.H. Külliyatı: 3/143)

Göz resim çeker; kalpte ve gönülde şekil oluşur, düşünce oluşur. namazda bile akla bir şeyler gelir, göz önüne şekiller gelir. Nasıl resim bulunan eve melekler girmezse, gözün çektiği resimde kalpte yer edince, Allah da oraya girmez. halbuki Allah: “Hiç bir yere sığmam mümin kulumun kalbine sığarım.” buyurmuştur.

Kalbi, gönlü bu kirlilikten temizleyecek olan da tövbe istiğfardır, göz yaşıdır.

Göz yaşı, Allah’ın sevdiği kullarına bir lütfudur. kuru göz sağlık için tehlikelidir. Gözün yaşarmaması bedbahtlık olarak görülmüştür.

Mevlana şöyle der:

– “Gözün günah işlediyse onu su değil gözyaşı temizler. Mum ağlayıp gözyaşı dökerse etraf aydınlanır. bulut ağlarsa yeryüzü yeşerir, tazelenir, can gelir.”

İnsan ağlamayı bilmiyor ve beceremiyorsa, günahlarından ve gülmekten utanmalıdır.

İnsan kalbini ancak gözyaşı yumuşatır. Nem nasıl kayaları parçalıyorsa, gözyaşı da günahları parçalayıp eritir.

Konuyu Aliya İzzetbegoviç’in komünist ideolojiye verdiği cevapla bitirelim:

Federal Yugoslavya hükümetinin baş ideologunun, “Bu rejim ateist bir rejimdir. Siz dinin afyonladığı gençlersiniz. Eğer bu çizginizden, bu tutumunuzdan vazgeçmezseniz biz rejim olarak sizin ensenizde olacağız. gölgenizi bile takip edeceğiz. Bundan vazgeçerseniz sizi çok iyi konumlara getiririz” sözüne karşılık, Aliya İzzetbegoviç, “Biz Müslüman’ız, Müslüman olarak yaşacağız ve Müslüman olarak öleceğiz” cümlesiyle kararlılıklarını ortaya koymuştu.


Bu yazıyı 261 kişi okudu.

Paylaş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.