Müslüman Münakaşa Etmez

İnsan, isyanı, inatlaşmayı ve tartışmayı sever. İnsanın yapısı buna müsaittir.

Kur’an-da: “İnsan pek çok şeyde tartışmaya düşkündür” buyrularak bu gerçek ifade edilmiştir. (Kehf Suresi: 54)

Cenab -ı Allah, insanın yerli yersiz tartışmasının uygun olmadığını bildirmiştir.

Allah Rasulü de şöyle buyurur: “Cenab -ı Allah’a göre insanların en sevimsizi, edepsizce çekişip tartışandır.”

Olur olmaz şeyleri tartışanlar hem kendileri saparlar hem de başkalarını saptırırlar.

 

a) Tartışmada prensipler neler olmalıdır?

 

İslam’a göre tartışma en güzel şekilde olacaktır. Kur’an-da: “Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır, onlarla en güzel şekilde tartış…” buyrulmuştur. (Nahl: 125)

Haklı olsak da, doğruyu savunsak da Allah’ın koyduğu bu ölçüye uymalıyız.

Eğer münakaşa yapılacaksa, münakaşa adabını bilmek ve uymak gerekir.

Tartışmadaki prensipleri şöyle sıralamışlardır:

– Tartışanların birbirine karşı iyi niyetli olmaları ve davranışlarına dikkat etmesi gerekir.

– Her ne kadar fikir, görüş ayrılığı olsa da bunu geçici olarak kabul edip, ilerde yapılacak iyi tartışmalarla ihtilafların giderilmesi veya asgari dereceye düşürülebilmesi amacıyla tartışmaya girişmemek gerekir.

– Fikirlerde her ne kadar ayrılık olsa da amaçla birlik olduktan sonra birlikte hareket etmek gerekir.

– Tartışmada ilk amaç, gerçeğe ulaşmak olmalıdır.

– Her tartışmacı kendisini diğerinin yerine koymalıdır.

– İlk defa yapıcı bir tutumla başlamalıdır.

– Tasarı sahibi de, kendisine yönelik tenkitlere öncelikle iyi niyetle başlamalıdır.

– Eğer konuşan kişi, ihtisas ehli ise, onun görüşlerine ayrıca hürmet etmelidir.

– Gerçekleri ortaya koymak için bilimsel yön ve şahsiyetlerine göre konu ve tartışma usulü seçilmelidir.

– Tartışmalarda sövüp – sayma, hakaret olmamalıdır.

– Meseleleri abartmaktan uzak durmak gerekir.

– Tartışmada her şeyden önce adaletten şaşmamalıdır.

– Fikir ve görüşü ne pahasına olursa olsun dikte etmeye çalışmamalıdır.

– Tartışma hür bir ortam içinde olmalıdır.

-Taraflardan biri diğerini küçümsememelidir.

– Taraflardan biri kaba davranacak veya tartışma kurallarına ters hareket edecek olursa onu iyilikle uyarmalıdır.

– Bir insanın görüşüne karşı çıkıldığında, niçin ve görüşün neresine karşı çıkıldığının belirlenmesi gerekir.

– Münazaraya katılanlara göre taktik uygulanmalıdır.

– Bir insan diğerini tenkit ederken veya fikrini savunurken bilgisiz ve delilsiz ileri atılmamalıdır.

– Tartışmalara yıkıcı değil, genel olarak yapıcı bir ruhla girmelidir.

– Tartışmalarda dogmatik fikirlerden ve onun gerektirdiği taassubca davranışlardan uzak durulmalıdır.

– Bir insan diğerinin fikir ve görüşünü tenkit ediyorsa, onun görüşünden daha iyisini ortaya koyabilmelidir.

– Süratli karar vermekten çekinmelidir.

– Diğerlerinin söylemediği bir şeyi, söylemiş gibi onlara isnat etmekten çekinmelidir.

– İnsanların sözünü kesip, ikide bir lüzumlu – lüzumsuz ortaya atılmamalıdır.

– Tarihte cereyan eden hadiselerden, özellikle Müslüman alimleri arasında cereyan eden ve asırlarca devam eden tartışma edeplerinden örnek alınmalıdır.

– Öfkeli olarak tartışmaya başlamamalıdır.

– Tartışmaya, ihtilaf ve görüş ayrılığının doğabileceğinin tabii olduğunu göz önüne alarak girmelidir.

– Münakaşaya katılan, sonunda başarısızlık hissederse, bunun sebebini ilk defa kendisinde aramalıdır.

– Münakaşaya ve münazarada karşı tarafın seviyesini göz önüne alarak, önceden buna göre münazara usulü düşünmek gerekir.

– Bir insanı ikna etmek için, önce kalbini feth etmeli, sonra da aklını faaliyete geçirmelidir.

– Karşı tarafı adabıyla dinlemelidir.

– Sert çıkışlardan çekinmelidir.

– Tartışma alevlendiği zaman, alevi söndürmeyi de bilmelidir.

– Önemli tartışmaları, tartışma usulünü bilen ve adil tarafsız bir idareci yönetmelidir.

 

b. Tartışmada sapma ve sapıtma vardır:

Allah Rasulü şöyle buyurur: Bir topluluk ancak tartışma ile sapıtır. (Büyük Hadis Külliyatı: 4/293)

Kardeşinle tartışma. O zaman konu anlaşılmaz, zarar getirir. (Age)

Kur’an-da: “Bizim tanrılarımız mı hayırlı, yoksa o mu? Dediler. Bunu sana ancak tartışmak için söylediler. Doğrusu onlar kavgacı bir toplumdur.” (Zuhruf: 58) buyrularak tartışanlar kınanmıştır.

Yanlış fikir sahibi, söz söylemede ve delil göstermede usta ve güçlü olabilir. O zaman doğru olanı haksız ve yanlış gibi gösterebilir.

Bir şey tartışılırsa, karşı tarafın ve dinleyenlerin kafası karışır.

 

c. Tartışmak düşmanlığa sebep olur:

Münakaşa, dostları azaltır, düşmanlık ateşini körükler.

Münakaşanın temelinde karşıdakini cahil yerine koyma ve sen bilmezsin, ben bilirim tavrı vardır. Bu da kızmaya düşmanlığa sebep olur.

Tartışmada üstünlük ve kazanma iddiası vardır. Bu da karşı tarafı incitir.

Olgun Müslümanlar tartışma ortamı doğabilir, münakaşaya ve fitneye sebep olabilir diyerek soru bile sormazlardı.

Bir hadislerinde Hz. Peygamber (as) şöyle buyurur:

“Kesinlikle münakaşa etme, münakaşanın sıkıntısı eksik olmaz.” (Hadis Ans: 4/191)

Münakaşada karşı tarafın fikrini kabul etmeme, karşıdakine saygı duymama esastır. Bunun için tartışılır.

Şöyle anlatırlar: iki arkadaş ava gider. Bir müddet dolaştıktan sonra yemek yemek için otururlar. Bu arada derede bir tilki görürler. Sudan geçmektedir. Biri: “Kuyruğu suya değdi” der. Diğeri “değmedi” der. Tartışma uzar. Küsüşürler. Uzun zaman sonra arkadaşları böyle bir konuda dargınlık mı olur, derler barıştırırlar. Biraz sonra biri: “Sen ne dersen de ama, tilkinin kuyruğu değdiydi” der. Değdi, değmedi derken birbirini tartaklarlar. Yine darılırlar ve dostlukları biter.

Kısacası; kazanılmış bir münakaşa bir dostun kaybı demektir.

 

d. Tartışma boş şeyle meşguliyettir:

Bir şey söylenince itiraz etmeyi, tartışmayı ve kendisinin haklı olduğunu iddia etmeyi adet haline getirenler oluyor. Sen anlamazsın, ben bilirim tavrı takınılıyor. Bu kibirdir, gururdur.

Böyleleri ile asla tartışılmamalı, sözü uzatmamalıdır. Çünkü haklı iken haksız duruma düşebiliriz. Kaş yapalım derken göz çıkarmamaya dikkat edilmelidir.

Hz. Peygamber, kimse ile münakaşa etmemiş, yapmış, yaşamış, güzel davranmıştır. Bu bile karşı tarafın Müslüman olmasına, teslim olmasına yetmiştir.

Prensip olarak kötülüğün karşılığı asla kötülük değildir, sertliğin karşılığı da sertlik değildir.

Boş şeylerle meşgul olmak, ömrü boşa geçirmektir.

Hz. Peygamber der ki:

– “İhtilaflı şeyden uzak dur.” (B. H. Külliyatı)

– “Kul şakayı, yalanı haklı olsa da münakaşayı terk etmedikçe hakiki imana ulaşamaz.” (Age)

– “Haklı veya haksız münakaşayı terk edene cennet var.” (Hadis Ans: 4/186)

Biri Hz. Ebubekir’e hakaret ediyor. O susuyor. Tekrar hakaret ediyor, o susuyor. Üçüncü defa hakaret ediyor, Hz. Ebubekir cevap verir. Hz. Peygamber üzülür, kalkar gider. Hz. Ebubekir (ra) peygamber (as)a:

– Bana darıldınız mı? Der. O da:

– Bir melek sana söylenilenleri yalanlıyordu. Ne zaman ki cevap verdin, melek çekip gitti. Şeytan geldi. O gelince ben kalktım, der. (Hadis Ans: 4/190)

Münakaşa edenler Zuhruf Suresinin 58. ayetinde kınanmıştır. Buna göre Müslümanlar olarak münakaşayı terk etmemiz gerekir.

 

e. Münakaşayı terk de hayır vardır.

Çoğu zaman susmak da hayır vardır. Bazen susmak konuşmaktan daha hayırlıdır.

Allah Rasulü: “Ya hayır söyle ya da sus” buyurmuştur.

İstenirse münakaşa etmemek münakaşadan kaçınmak hatta münakaşayı önlemek mümkündür.

– Münakaşalı konulara girilmemelidir.

– Yanlış anlaşılacak şekilde konuşulmamalıdır.

– Ölçüyü elden bırakmamak, aşırı gitmemek gerekir.

– Bir şeyde ısrar etmemek,

– Tahrik etmemek, tahrikten kaçınmak,

– Kıyıda köşede kalmış konuları sormamak,

– Cevap hakkı doğacak söz söylememek,

– Karşılıklı saygı ve tahammül göstermek, lüzumsuz tartışmaları önler.

İslam tarihinden güzel bir örnek verelim:

Hz. Peygamber Kadir gecesinin hangi gece olduğunu haber vermek için evinden çıkmıştı. İki müslümanın münakaşa ettiğini gördü. Sahabeye dedi ki:

– Size Kadir gecesinin hangi gece olduğunu bildirecektim; falanla falanın münakaşa ettiğini gördüm, gecenin hangi gece olduğunu unuttum.

İki müslümanın münakaşası, Müslümanları hayırdan mahrum etmiştir.

Güzel bir örnek de şöyledir:

Ebu Yusuf’un meşhur talebesi gibi olmamalıyız. İsterseniz onu da arz edeyim de söylemek istediğimi daha net ifade etmiş olayım.

Ders halkasında herkes sorular sorar; ama mahcup biri hep susar bir şey sorma cesareti gösteremez. Buna acıyan Ebu Yusuf birader der sen hep sustun, bir şey sormadın, haksızlık etmiş olmayalım, bir soru da sen sor!

Yerinden şöyle mahcup şekilde kımıldayan adam da sorar der ki:

– Bir soruya verdiğiniz cevapta dediniz ki, orucu açma vakti güneş battıktan sonra karanlığın bastığı andır. Ya o gün karanlık bastığı halde güneş batmamış olursa ne olacak?

Bu muhakeme karşısında şaşıran Ebu Yusuf çaresiz söylenir:

– Birader der, senin susman konuşmandan hayırlıymış, sen yine susmaya devam et.

Anlaşılan, olayları okumayan insanların konuşmasından ziyade susmasına ihtiyaç vardır. Onlar hadisin emrine uyarak susmayı tercih etmelidir.

– Ya hayır söyle, ya da sükut eyle.

 

f. Din tartışılmaz:

Belki bir çok şey tartışılır da din asla tartışılmaz. Çünkü dinin kurallarını biz koymadık. Anayasa tartışılır ama Kur’an tartışılmaz. Dinin kuralları tartışılmaz. Ne ise odur. Ya kabul eder uyarsın ya da red eder, dini inananlara bırakırsın.

Kur’an-da: “Ayetlerimizi tartışanların kendilerine kaçacak bir yer olmadığını bilsinler.” (Şura: 35) ikazı yapılmıştır.

Müslüman, teslim olan demektir. Kur’an-a peygambere teslim olmuştur, dini tartışmaz.

Dini tartışmada ayet ve hadisleri kendine göre yorum vardır. Şüpheye düşmek ve düşürmek olur. İnkara götürür.

Allah Rasulü der ki:

– “Kur’an- hakkında tartışma küfürdür.” (B. H. Kül. 4/293) (Hadis Ans. 4/169)

– “Bir topluluk peygamberlerini bırakır, ihtilafa düşerse, batıl taraftarları galip gelir.” (Age)

Dini anlatıyorum diyen bile dini tartışamaz. Sadece aynen tebliğ edebilir.

Din tartışılırsa, yaşanma biter, münakaşa devam eder.

– Allah’ın varlığı tartışılmaz. Neyini tartışacaksın?

– Görünmeyen şeyler, varlıklar tartışılmaz.

– Hakkında nâs bulunan konular tartışılmaz.

– İcmanın kararları tartışılmaz.

– Peygamberin ortaya koyduğu esaslar tartışılmaz.

Kader konusunda münakaşa olmaz. Peygamber (as): “Kader konusunda münakaşa etmemeniz için yemin verdim.” (Hadis Ans: 4/188) demiştir.

Mesela;

– Allah kötülüğe razı olmaz. Öyleyse niye yarattı?

– Herşeyi Allah taktir ettiyse, kul mecbur olmaz mı, niye sorumlu olsun?

– Rızkı veren Allah’sa, çalışmanın ne gereği var?… gibi sorular yanlıştır. Evet Allah iyiyi de kötüyü de imtihan için yaratmıştır. Ama zorlamaz. İnsan iyiyi veya kötüyü kendi aklı ve iradesiyle seçer. Sonra rızkı Allah yaratır. Ama insan gayret sarf ederse onu elde eder.

Eğer bunlar münakaşa edilirse bu imanı sakatlar, insanı inkara götürür.

Allah Rasulü bize şunu tavsiye ediyor:

– Hayırların azlığına sebep olan mücadele ve münakaşayı terk edin. Burada iki taraftan biri yalancıdır. Neticede iki taraf da günaha girer. (Ramuzu’l –Ehadis: 284/12)

 

g. Müslüman münakaşa etmez:

İnanmış Allah’a teslim olmuş Müslüman neyi tartışacak? Münakaşayı şüpheleri olanlar yapar.

Müslüman tebliğ eder. Yanlış düşünenle münakaşa olmaz. Eğer münakaşa edilecek olursa, muhatap kabul edilmiş olur.

Müslüman dinini başkaları ile tartışmaz. Neyini tartışacak, peygamberimiz dini tartışmamıştır. Dini ya kabul edersiniz ya da kabul etmezsiniz. Üçüncü bir şey olmaz. Din tartışılacak olursa, kafalar karışır, şüpheler hasıl olur. En önemlisi yanlış düşüncelerin yayılmasına neden olur. Allah’a ve ahiret gününe inanan ya hayır söyler ya da susar.

İslam’a zarar verecek , fitneye sebep olacak tartışmalardan mutlaka kaçınılmalıdır. İslam’da bir ölçü vardır: “Senin dinin sana, benim dinim bana.”

İki Müslüman tartıştığı için Allah Rasulü Kadir gecesinin hangi gece olduğunu haber verememiştir. “Falan falan tartışıyordu. Kadir gecesinin hangi gece olduğu bana unutturuldu” demiştir.

Allah Rasulü bize şunu tavsiye ediyor:

– “Din kardeşinle münakaşa yapma, şakalaşma, ona söz verip de sözünden dönme.” (Tirmizi, Birr: 58)

– “Münakaşayı bırakana cennette bir köşk vardır.” (B. Hadis. Kül: 4/292)

– “Kur’an hakkında tartışmak küfürdür.” (Age: 4/292) Bu hadisler dinde tartışmanın yeri olmadığını bildirmektedir.

Ebu Yusuf şöyle anlatır:

– “Ebu Hanifenin yanında oturuyorduk. İki kişi tartışarak geldi ve şöyle tartışma yaptılar:

– Bu iki şahıstan biri “Kur’an mahluktur (yaratılmıştır)” diyor. Öteki de aksini iddia ederek, Kur’an-ın mahluk olmadığını söylüyor ve birbirleriyle münakaşa ediyorlar. Bunun üzerine imam –ı Azam hazretleri:

– İkisinin de arkasında namaz kılmayın, buyurdu. Ben de dedim ki:

– Birincisine “evet”, çünkü Kur’an-ın mahluk olduğuna hükmediyor; fakat diğerine ne oldu?

Bu soruma mukabil Hazret –i İmam buyurdu ki:

– Bunların ikisi de dinde münakaşa ediyorlar. Dinde münakaşa etmek bid’attir. (İmam –ı Azam, Fıkh –ı Ekber)

Cenab -ı Allah Al –i İmran Suresinin 65 – 68 inci ayetlerinde Yahudilerle Hıristiyanların tartışmalarını kınamıştır.

Müslümanın fayda sağlamayan tartışmayı terk etmesi, ahlakının ve imanının güzelliğindendir.

 


Bu yazıyı 3.056 kişi okudu.

Paylaş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.