MÜSLÜMAN OLMAK MÜSLÜMAN ÖLMEK

Her insan İslam fıtratı üzerine doğar. Nasıl yaşarsa öyle ölür. İnsanın kimin hayatını yaşadığı önemlidir.

İnsan buluğ çağından sonra ya mü’min hayatı yaşar, ya kafir hayatı yaşar ya da münafık hayatı yaşar, sonu da buna göre olur. Peygamber (as): “Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz nasıl ölürseniz öyle hasrolunursunuz” buyurmuştur.

Peygamber (as)ın tebliğinin özü “Müslüman ol, kurtul!” olmuştur. O’nun bu davetine uyan asr-ı saadet yaşamış cahiliye devrinin kötülüklerinden kurtularak Müslüman olarak ölmüştür.

“Müslüman” adını Cenab-ı Allah koymuştur. Kur’an’da: “Allah yolunda hakkını vererek cihad edin. O sizi seçti. Din hususunda üzerinize hiçbir zorluk yüklemedi. O daha önceki kitaplarda ve Kur’an’da size “Müslüman” adını verdi. Öyle ise namazı kılın, zekatı verin ve Allah’a sımsıkı sarılın. O sizin Mevla’nızdır. O ne güzel yardımcıdır” buyurmuştur. (Hac:78)

Bir ayetle de Müslümanların en hayırlı kimseler olduğunu bildirmiştir. Şöyle buyurur:

-“Siz insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah’a inanırsınız….” (Al-i İmran:110)

Müslüman nasıl olmalıdır?

Müslümanlık sözle değil, amelle sürdürülür.  Müslüman görünmekle değil, Müslüman olmakla isbatlanır.

Soranlara “Müslümanız elhamdülillah” diyoruz.

Ne kadar Müslümanız?

Neremiz Müslüman?

İslam hayatımızın neresinde?

Kime benziyor kimin hayatını yaşıyoruz?

İslam’ın hangi vasfını taşıyoruz?

Sözümüz kadar işimiz de Müslüman mı?

Bu sorulara doğru cevaplar bularak, İslam ve Müslüman anlayışımızı düzeltmeliyiz.

Bazıları inandığını söylüyor ama inancını yaşamıyor. İyi örnek olmuyor. İnancını yakınlarına yaşatmıyor ve başkalarına da inandığını tebliğ etmiyor.

Adam Müslüman geçiniyor. İslam’ı bilmiyor. Kur’an-ı bilmiyor. Allah’ın emirv e yasaklarından haberi yok. İslam’a Müslümana yönelik saldırılara kör ve sağır davranıyor tepki göstermiyor.

Vaktiyle bir adam Bursa’da bir çeşme yaptırmış ve “Her kula helal, Müslümana haram” yazdırmış yani Müslümanlar içemez demiş.

Müslümanlar bu lafa kızıp kadıya şikayet etmişler. Kadı adama:

-Bu fitne nedir? demiş. Adam:

-Havra da hahamın tutuklanmasını istemiş Haham tutuklanmış. Bütün Yahudiler karakolun önüne yığılmış.

Kilise de Papanın tutuklanmasını istemiş. Papaz tutuklanmış, Hıristiyanlar Papazın arkasından karakola gelmiş papaz bırakılmadan ayrılmamışlar.

Şimdi de cami de imamın tutuklanmasını istiyorum demiş. İmamı da tutuklamışlar. Ne oluyor diyen yok. Birkaç gün karakolda kalmış arayan yok soran yok. Ardından bir sürü konuşanlar olmuş ”biz onu hoca bilirdik” demişler.

Sonunda adam “böyle insanlara su helal edilir mi?” demiş.

Hakiki mü’min önce dinin inceliklerini öğrenir. Kur’an ve sünnet dairesinde yaşar, etki ve tepki görevini vazife bilir.

Merhum Akif şöyle demiştir:

Şehamet dini gayret dini ancak Müslümanlıktır.

Hakiki Müslümanlık en büyük kahramanlıktır.”

Müslüman kendisinden emin olunan kimsedir. İslam ahlakı bunu gerektirir. Çünkü Müslüman Muhammedü’l-emin olan peygamberin ümmetindendir.

Peygamber (as) Müslümanı tarif ederken:

-Müslüman elinden, dilinden diğer Müslümanların emin olduğu kimsedir” buyurmuştur. (Tirmizi, iman:12)

Müslümanın başkalarına zarar vermesine engel onun imanıdır. Zulmün, fitnenin, haksızlığın panzehiri imandır.

Güvenirlik Müslümanın vasfıdır. Allah Kur’an’da “Onlar emanetlerine ve verdikleri söze riayet ederler” buyurmuştur. (Mü’minun:8)

Müslümanın bir vasfı da hayırlı kimse olmasıdır. Faydacı insandır. Boş ve manasız şeylerle uğraşmaz. Her şeyin hayırlısını diler, her şeyde hayır bilir. Olaylardan sonra böylesi hayırlıymış der. Yukardakilere bakıp kıskanmaz, üzülmez, aşağıdakilere bakıp halini şükreder. İnşallah demeden bir şeye karar vermez.

Gerçek mü’min şeytanın telkinine ve verdiği vesveseye itibar etmez istiaze duası ile şeytanın tuzaklarına düşmez.

Müslüman, Allah’ın ikram ve ihsanına duyarsız kalmaz zikreder, şükreder. Allah’tan gelene razı olur. Allah’ın takdirine karşı gelmez.

Müslüman sabırlı olur. Sabır, Müslümanın silahıdır. Sabır. Allah’tan gelene rızadır. Koruğu üzüm yapar. Acıları rahmete çevirdiği için Allah’ın rızasına sebep olur. Sabır, bela ve musibetler karşısında Allah’a teslimiyettir.

Allah: “Sizi biraz korku, biraz açlık, biraz mal, can ve mahsulden eksilterek imtihan ederiz. Sabredenleri müjdele” (Bakara:155)

-“Ey iman edenler! Sabır ve namazla Allah’tan yardım isteyin Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara:153) buyurmuştur.

Müslüman merhamet sahibidir. Peygamber (as)

-“Merhamet etmeyene merhamet edilmez.” (Buhari, edep:18) hadisine göre Müslüman Allah’ın kullarına ve diğer canlılara merhamet eder, güzel davranır.

Müslüman hak yemez, kendi hakkına razı olur ve alnının teri ile geçinir. Helalinden kazanır meşru iş yapar. Mal toplama sevdasına kapılmaz. Dürüst çalışmanın ibadet sevabı olduğunu düşünür. İstediğini Allah’tan ister, alan el değil veren el olmak için çalışır. İkramı dilenene değil, ahlakı güzel ihtiyaç sahibine yapar.

Gerçek mü’min Allah’a ve Resulüne kayıtsız şartsız, itaat eden Kur’an’ı rehber edinen, sünneti ölçü alan kimsedir.

Müslüman İslam’ı temsil etmelidir. Irkçı ve İslam düşmanı bir Batılı Müslümanları tanıdıkça İslam  o  fobiden uzaklaştım demiştir. Bunun için Müslüman tebliğin özünün yaşamak örnek olduğunu bilmelidir. Böylece İslam’ı sevmeyenleri sevdirmelidir.

Hz. Ömer (ra) Halife iken yardımcısına:

-Beni seviyor, beni beğeniyor musun? Diye soruyor, yardımcısı Müslüman değildir diyor ki:

-Evet beğeniyor ve seviyorum. “Hz. Ömer (ra)”

-Benim bu halim İslam’dan dır, gel Müslüman ol!” diyerek onu İslam’a davet ediyor.

Allah Resul’ünün tebliğ metodunun özü “söyleme yap” idi.

İslam’a göre Müslüman, İslami kimlik ve kişiliğin ta kendisidir.

Bir zamanlar Federal Yugoslavya yönetimi Aliya İzzet Begoviç’e şöyle diyor:

-“Bu rejim ataist bir rejimdir. Siz dinin afyonladığı kimselersiniz. Eğer bu inancınızı bırakmazsanız, sizin ensenizde olacağız. Gölgenizi bile takip edeceğiz. Eğer bu durumunuzdan vazgeçerseniz sizi çok iyi konumlara getiriniz.”

Bu tehdit ve teklife karşı İzzet Beğoviç Şu cevabı verir: “Biz Müslümanız, Müslüman olarak öleceğiz.”

Müslüman, zamanı İslamlaştırmalıdır. Müslümanın bdş vakti olmaz, beş vakti olur.

Ne buyuruyor Peygamber (as):

-“Kendini ilgilendirmeyen şeyleri terketmesi, kişinin Müslümanlığının güzelliğindendir.” (Tirmizi, Züht:11)

Müslüman ciddi ve faydalı şeylerle uğraşır. Çünkü Müslüman farklı kimse, kaliteli mü’mindir. Sözünü, davranışını ve zamanını Müslüman kıldığı zaman gerçek mü’min olur ve mü’min olarak can verir.

Müslüman yediğini,  içtiğini, zamanını ve ömrünü israf etmez. Ömrünü oyun eğlence ile geçirmez. Allah’ın yasakladığı şeylerden kaçınır, israf edenin şeytanın kardeşi olduğuna inanır.

O, Kur’an’a göre yaşar. Ölçüsü Kur’an’dır. Rehber Peygamber (as)ın sünnetidir. Bu hayat tarzı onu peygambere yaklaştırır ve Allah’ın rızasını kazandırır.

Müslümanın kaçınması gereken şeyler vardır. Eğer bunlardan kaçınmazsa bu, diktiği ağacı biraz sonra söküp atmaya benzer. Yani bir yandan sevaplı işler yapar bir yandan onları yok edecek işler işler. Çünkü günahlar. Hanamlar sevapları alır götürür.

Kaçınılması gerekenlerin bazıları şunlardır:

-Yalan, iki yüzlülük ve riya,

-Acımasızlık, zulüm ve sıkıntı vermek.

-Dünya hırsı, cimrilik,

İsyankarlık, ihanet ve hainlik,

-Korkaklık, tembellik ve tepkisizlik,

-Fitnecilik, bozgunculuk,

-Nemelazımcılık, duyarsızlık,

-Boş ve manasız şeylerle meşguliyet,

-Utanmazlık, hayasızlık,

-Kötü ahlak, kabalık ve kırıcı olmak,

-Kıskançlık, öfke,

-İftira, gıybet,

-Kötü örnek olmak, kötü çığır açmak,

-Alkol, kumar, zina vb…

Bir hadislerinde peygamber (as):

“İçki içen Müslüman olarak içki içmez. Hırsızlık yapan Müslüman olarak hırsızlık yapmaz. Zina eden Müslüman olarak zina etmez” buyurmuştur. (Ramuz:488/1)

Bir hadislerin de de: “Müslüman kusur bulucu değildir” demiştir. (Hadis Ans. 4/274)

Müslümanın hedefi Müslüman görünmek değil, İslam’ı yaşayarak Müslüman olarak ölmek olmalıdır.

Nasreddin Hoca’ya sormuşlar:

-Hela da bir şey yemek günah mıdır?

Hoca cevap vermiş:

-Günah olmayabilir ama gören olursa pislik yiyor zanneder” demiş.

Onun için Müslüman dikkatli yaşamak zorundadır. Uçurumun kenarında yürür gibi çamurlu yolda gider gibi yaşamalıdır.

Bizden öncekiler hak hukuka son derece riayet ederlerdi. Çünkü Allah kul ve hayvan hakkıyla huzuruma gelmeyin” buyurmuştu.

Ben çocukken bizim tavuk komşunun bahçesine 40 kadar yumurtlamış, komşu bize haber vermişti… Yumurtaları aldım geldim. Anneme pazara götürüp satalım dedim. Annem rahmetli “Olur mu oğlum, içinde bayat yumurtalar olabilir” demiş karşı çıkmıştı.

Bir gün inekleri otlatmaya götürdüm. Ben oynarken başkasının ekin tarlasına girmiş ekin yemişlerdi. Bunu akşam anlattım. Üç gün ineklerin sütünü bize de içirmedi buzağı yada emzirmedi.

Öküzlerle çift sürer ekin ekerdik. Dönerken komşu tarladan döndüğü için babam iş bittikten sonra ayakkabısındaki toprakları komşu tarlada temizlediğini gördüm, sorduğumda o topraklar bizim değil cevabını verdi.

Annem bana şöyle tembih etmişti “Oğlum komşunun harımından diş kurcalamak için koparılan bir buçuk yerine ahirette bir sağılı inek verilecek.”

Onlar böyleydi.

Hiç unutmam. Bir okula 24 Kasım Öğretmenler Günü münasebetiyle konuşmaya çağırdılar. Çıkışta ana okulundaki torunumla karşılaştım çantamda çikolata vardı, ona uzattım almadı. Akşam telefon ettim:

-Dedem niye almadın? dedim bana.

-Ben onu alsam yesem arkadaşlarımın gözü kalmaz mı? dedi. Devamla geçen gün bir arkadaşım serviste kraker yedi benim canım istedi” dedi.

Bize de çocukken elimize bir şeyler verip sokağa salmazlardı. O aklıma geldi.

**

Nasıl Müslüman olarak ölürüz diye soruyorlar. Gayet basit Müslüman olarak yaşanırsa Müslüman olarak ölünür. Çünkü ölüm hayatın devamıdır.

İnsan hayatta ne ile meşgul olduysa o şekilde ölür. Peygamber (as):

“Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz. Nasıl ölürseniz öyle hasrolunursunuz” buyurmuştur.

Bir insan nasıl ölmek istiyorsa ve öldükten sonra nereye gitmek istiyorsa öyle bir hayat yaşamalıdır.

Birisi peygamberimize gelerek soruyor:

-Ya Resulullah! hangi mü’min daha hayırlıdır.

-Ahlakı güzel olan cevabını veriyor. Tekrar

-Hangi mü’min daha zekidir?

Peygamber (as) şu cevabı veriyor:

-Ölümü en çok hatırlayan ve ölüm sonrası için en güzel hazırlanandır” diyor.

Herkes cennete gitmek istiyor ama cennete gitmek için Müslüman olarak ölmek gerekmez mi?

Cenab-ı Allah kullarına şöyle emrediyor.

-“Allah’tan korkun. Ancak Müslümanlar olarak ölür!” (Al-i İmran:102)

Ve şöyle dua etmemizi istiyor:

-“Ya Rabbi bizi Müslüman olarak öldür. (A’raf:126)

-“Ya Rabbi! Günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört ve canımızı iyilerle beraber al!” (Al-i İmran:193)

Bir soru da “Müslüman değilim” demek doğru olur mu? Oluyor.

Hiçbir zorlama ve tehdit yokken “Ben Müslüman değilim” diyen küfre rıza göstermiş olur ve küfre girer. Eğer ciddi bir tehdit ve zorlama varsa “Müslüman değilim” derse dinden çıkmaz.

Nahl Suresi’nin 106. Ayetinde zorlanan mecbur edilen müstesna edilmiştir.

Müşrikler iki Müslümanı öldürme tehdidi ile peygamberi inkara zorlamışlar biri red etmiş şehit edilmiş, diğeri isteklerine uymuş kurtulmuştu. Kurtulan Peygamber (as)a gelerek olayı anlatmış ve “Helak oldum” demişti. Peygamber (as) ona:

-Arkadaşın azimet ile amel etti sen ruhsat ile amel ettin” cevabını vermiştir.

“O Müslümansa ben değilim” demek de doğru değildir. O Müslümansa söz yerini bulur.

Eğer dil alışkanlığı olarak ağızdan çıkıverdi ise, irade dışıdır. Dikkat etmek lazım.

Eğer şaka olsun diye veya bir menfaat temin etmek için “Ben Müslüman değilim” denirse bu beyan inkar sayılır, İslam’ı rettir.

Eğer ırz, namus, can tehlikesi varsa istemeyerek “Müslüman değilim” demekte bir sorumluluk yoktur. Gene de tövbe istiğfar edilir.

Yabancı ülkelerde ticaret yapmak veya iş bulmak için Müslüman olmadığını beyan eden dinden çıkar. Bunda pişmanlık yetmez iman tazelemek ve ardından nikahlı ise nikah tazelemek gerekir.

Günümüzde çok oluyor biri birine “sen Müslüman değil misin? Dese oda “Evet” diye cevap verse bu durumda da dinden çıkmış olur.

**

Günah işleyen kafir olur mu?

Günahın küçüğünü de büyüğünü de işleyen günahkar olur. Eğer işlediği günahın günah olmadığını söyler bir kılıf bir mazeret uydurur inkar ederse kafir olur.

Günah işlemek tövbe gerektirir. İnkar etmek dinden çıkarır.

Eğer büyük günah sayılan bir şeyi işlemekte umursamaz aldırış etmezse, her günahta küfre açılan bir kapı vardır derler.

Peygamber (as)ın bir hadisi var.

-“hırsızlık yapan Müslüman olarak hırsızlık yapmaz. İçki içen Müslüman olarak içmez. Zina eden bu işi Müslüman olarak işlemez” diye.

Günahlardan kaçınmak esastır. Günahta ısrar eden, imanını muhafaza edemez.

**

Peki bir insana kafir denir mi?

Biri insana kafir denmesi için küfrünün açık olması gerekir.

İslam’da amelle iman ayrıdır. Amel etmeyen birine küfrünü ilan etmeden kafir demek faydasız ve tehlikeli bir iştir.

Bizi peygamber (as) şöyle uyarmıştır:

-“Kendisine kafir denilen eğer kafirse söz yerini bulmuştur. Eğer kafir değilse söz söyleyene geri döner. (R. Salihın:1591)

Mesela günah işleyen kafir olmaz inkar yoksa kafir işi işlemiş olur.

İmanla paranın kimde olduğu bilinmez derler. Bir insanın kafir olup olmadığını Allah bilir.

Peygamberimizin ardında 300 münafık namaz kılmış, bu peygamber (as)a bildirilmiş. Fakat O hiçbir zaman onlara bir şey dememiştir.

Zanda da bulunmamak, gizlilikleri araştırmamak ve tekfir etmemek gerekir. Çünkü kesin olmayan bir konuda konuşmakta yalan olabilir, iftira olabilir.

Bir hadiste şöyle buyrulmuştur:

-“Bir Müslümanı küfürle itham eden, onu  öldürmüş gibi olur.” (Buhari, iman:26) buyurmuştur.

İbni Abidin de şöyle denmiştir:

-“Müslümanları küfürle itham etmek kolay bir iş değildir. Faydası da yoktur. Bir Müslümanın sözü veya hareketi şüpheli olursa bile tevil etmek gerekir, tekfir edilmez. (C.3, S.285)

**

Gayr-i müslimle ilişkimiz nasıl olmalıdır?

Gayr-i müslim, Müslüman olmayan demektir. Kur’an’da Müslümanların kardeş olduğu bildirilmiştir.

Peygamber (as): “Kişi sevdiği ile beraberdir buyurmuştur.

Bir hadislerinde de kim kime benzerse onlardandır” buyrulmuştur. (Ebu Davut, Libas:4)

-Kafire benzenmez

-Onlar dost edinilmez

-Kafir de olsa hakkına riayet edilir.

-Onların yanında şeref aranmaz.

-Bir hadiste “Onlarla düşüp kalkmayınız” buyrulmuştur.

-Onlardan bir menfaat çıkar gözetilmez peygamberimiz Müslüman olmayandan gelen yardım teklifini kabul etmemiştir.

-Müslüman olmayanlara uyulmaz. Kur’an’da birçok ayette Müslümanlar uyarılmıştır.

-Müslümanlar bir tarafa bırakılarak onlar dost edinilmez onlara güvenilmez.

-Gayr-ı müslimler sırdaş edinilmez. (Bakara 145+Al-i İmran: 64+28+118+Marda:51+Nisa:140-139+Maida:57)

-Öldükleri zaman fitne olmasın diye cenazelerine katılına bilir. Ama onlar için

-Dua edilmez, rahmetli denmez rahmet dilenmez.

Peygamberimiz, amcası Ebu Talibe son anda iman telkininde bulunmuştu. Peygamberimiz uyarılmıştır.

Nuh peygamber oğlu için af edilmiş, uyarılmıştır.

Lut Peygamber hanımı için İbrahim Peygamber babası Azer için uyarılmıştır.

Kur’an’da:

-“Cehennem ehli olduklarını belli olan yakında olsalar. Allah’a ortak koşanlar için af dilemek ne peygambere yanaşır ne de mü’minlere” (Tövbe:113) ayette de;

-“Onlardan hiç birine asla namaz kılma; onun kabri başında durma! Çünkü onlar Allah’ı ve Resulünü inkar ettiler ve fasık olarak öldüler” buyruldu.


Bu yazıyı 6 kişi okudu.

Paylaş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.