Namaz İbadeti İle İlgili Neleri Yanlış Yapıyoruz?

Namaz öyle bir ibadettir ki, onsuz olmaz. O dinin direğidir. O olmadan kurtuluş olmaz.  Çünkü sıratta namaz durağını geçmeden diğer işlere bakılmaz.

Böyle bir ibadet yerine getirirken bazıları ciddi olup, önemsemiyor. Onun için Allah: “Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar namazlarını ciddiye almazlar.” (Mâun:4-5) buyuruyor.

*              *              *

        Namazın hakkı tam olarak verilmiyor, namaz güzel kılınmıyor.

        Hâlbuki Peygamberimiz (sav): “Namazı Allah’ı görüyormuş gibi kılın.” (Müslim, iman:57)

  • “Namaza durduğun zaman dünyaya veda eder gibi kıl.” (İbn-i Mace, Zühd: 15)

“Allah rızası diye” niyetten sonra Allah’ın huzuruna duran, namazı Allah için kılmalıdır.

Acele namaz kılana Peygamber (as): “Git namazını yeniden kıl” demiştir.

Peygamber (as) bir müjde veriyor: “Herhangi bir kimse namazı, abdesti, rükû ve secdeyi güzel eda ederse, geçmiş günahları af olunur,” diyor. (R.Salihin:1050)

Adam sakalı ile oynayarak kıldığı namazdan sonra Peygamberimiz: “Eğer bunun kalbinde huşu olsaydı, organlarında da huşu olur, eliyle orayı burayı karıştırmazdı,” demiştir.

Rasûlüllah’ın son sözü: “Namaza, namaza dikkat edin!“ olmuştur. (Ramuz el-Ehadis:562/10)

Namazın şartları yerine getirilirken:

  • Abdest güzel alınmalıdır.
  • Her türlü temizlik güzel olmalıdır.
  • Tam tesettüre riayet edilmeli, bayan çorapsız, yarım kol, saçı görünür halde kılmamalıdır.
  • Cemaatle kılarken saflar seyrek oluyor. Biraz yanaşsan “Üzerime ne geliyorsun” der gibi bakılıyor.
  • Gözler orada burada geziyor, avcılık yapıyor.
  • Namazlar ilk vaktinde kılınmıyor, geciktiriliyor.
  • Niyetimizde sırf Allah rızası olmalı, gösteriş ve gururdan uzak bir niyet taşınmalıdır.
  • Ayakta iken dik durulup, ayaklar yere iyi basmalıdır. Kadınlar ayak topuklarını birleştirir, erkekler ise dört parmak aralık bırakır.
  • Okurken ayet üzerine sure okunmaz, kısa sure önce okunmaz, tek sure atlanmaz. Ayet ve sureler anlaşılmayacak kadar hızlı okunmaz.
  • Secde ve rükû acele yapılıveriyor. Secdede dirsekler yere konuyor. Oturunca erkekler sağ ayağı dikmiyor. Rükûdan secdeden kalkarken tam doğrulunmuyor. Secde yedi kemik üzerinde yapılmalıdır. Cemaatle kılarken imamdan önce yatılıp kalkılıyor.
  • Namazda gözler kapatılmaz.
  • Ettehıyyatü’yü okurken parmağını bilen de kaldırıyor, bilmeyen de…
  • Küçük mazeretler büyütülüp namaz sandalyede kılınıyor. Zor zar yaptığımız amellerin boşa gitmemesine dikkat edilmiyor.

*              *              *

        Namaz öncesi hazırlık güzel yapılmıyor.

        Namazdan önce maddi manevi temizlik gerekir. Temizlik olmadan namaz olmaz.

Peygamber (as): “Allah temiz olmayanın namazını kabul etmez.” (Buhari, Vüdu:2)

  • “Bir lokma haram yiyenin kırk gün namazı ve duası kabul olmaz,” buyurur.
  • Günah terk edilmiyor.
  • Helal yenilip içilmiyor.
  • Alel acele tuvalet işi hallediliyor.
  • Abdest güzel alınmıyor.
  • Vakit gelirken namaza hazırlık yapılmıyor, ezan okununca da davetine uyulmuyor.

*              *              *

        Namaz kılan ana, baba, büyükanne, büyükbaba ve ağabey gibi büyükler namazı yaşlı işi görüyor. Ailedeki çocukları ve gençleri unutuyor.

        Hâlbuki büyükler, küçükler yüzünden hesaba çekilecektir. Vaktinde namazı öğretip, kıldırmadılarsa sorumlu tutulacaklardır. Vakit geçtikten sonra “kılmıyor” demek kurtarmaz.

Namaz ailecek kılınmalıdır ki; evlat sadak-i cariye olsun.

Cenab-ı Allah şöyle emrediyor:

  • “Aile fertlerini ateşten koruyun.” (Tahrim:6)
  • “Ailene namazı emret, kendinde sabırla devam et.” (Taha:132)
  • “Ey iman edenler! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymasın. Kim bunu yaparsa, ziyana uğrar.“ (Münafıkın:9)

Peygamber (as)’da:

  • “Çocuklarınıza yedi yaşında namaz kılmalarını öğretin ve emredin. Eğer on yaşına gelince namaz kılmazlarsa dövün.” (Ebu Davut, Salat:26)

Peygamberimiz kızı Fatma’yı hep kaldırmış, Hz. Ali ile evlendikten sonra da kapılarını çalmış; “Namaz kılmayacak mısınız?” diye seslenmişir.

Bir hadislerinde de şöyle buyurur:

  • “Gece uyanan kimse dua ederse duası kabul olur. Gece kalkıp eşini de kaldırırsa, benim ona hayır duam olur. Allah hayrını versin.” (Ramuz el-Ehadis:290/1)

*              *              *

        Namaz alışkanlığı olanlar bile namaza pek önem vermiyor. Çoğu alışkanlık olarak yatıp kalkıyor.

        Namaz ilk farzdır. İslam’ın temelidir, direğidir. Namazın fidyesi yoktur, mutlaka kılınma mecburiyeti vardır. İnsanı Allah’a en çok yaklaştıran ibadettir.

Namaz ilk hesabı sorulacak ameldir. Allah Kur’an’da defalarca emretmiş, Peygamberimiz hep namazı tavsiye etmiştir. Onun için namaz; şuurlu bir biçimde kılınmalı, “Allahü Ekber” deyince Allah’ın huzurunda olunduğu bilinmelidir.

Namaz, kulun derecesini yükseltir. Namaz mü’minin miracıdır. Namaz, Allah’la olmak, Allah’la konuşmaktır. Kulun rabbine en yakın olduğu an, secde anıdır.

Namaz eğer güzel kılınırsa insanı kötülüklerden alıkoyar, insanın hayatını güzelleştirir.

*              *              *

    Namazın önemini kavramamış olanlar, namazdan zevk almayanlar, namazı geciktiriyorlar.

    Kur’an’da münafıkların namaza üşenerek kalktıkları bildirilmiştir. (Nisa:142)

Peygamberimize: “Hangi amel daha hayırlıdır?” diye sorulunca; “İlk vaktinde kılınan namaz” cevabını vermiştir.

Geciktirilen namaza bir şeyler engel olabilir, şeytan ağırlık verir ve unutturur.

Geç kılınan namazın borcu ödenmiş olabilir ama sevabı az olur.

*              *              *

    Kılınan namaz şüpheden vesveseden uzak olmalıdır.

    Oldu mu? Olmadı mı? Kaç rekât kıldım? Ne okudum? Abdestli miydim, değil miydim?

Namaz bunlardan uzak olmalıdır. Allah’ın huzurunda olduğunu bilmek, tekbirle beraber her şeyi geride bırakmak, başka şeylerle meşgul olmamak, okunan sure ve duaların anlamını düşünmek, vesveseyi önleyecektir.

Bir âlime sormuşlar:

  • “Bir kul namazı nasıl huşu ile kılar?”

Cevap vermiş:

  • “Dört şeyle:
  • Helal gıda,
  • Güzel abdest,
  • İlk tekbiri alırken kendini huzurda bilmek,
  • Namazdaki huzur halini namazdan sonrada devam ettirmek.”

Şeytan en çok namazda vesvese verir. Vesvesenin şeytandan olduğunu bilen vesveseye itibar etmezse vesveseden uzak kalır.

*              *              *

        Namaz kılarken başka namazlara da niyetlenerek; iki, üç namazı birden kılanlar oluyor.

        “Nafileleri kılarken, sünnet kılarken niyetine kat, birleştir, beraber kıl. Farz kılarken geçmiş kaza borçlarınla beraber niyetlen” demenin dinde yeri yoktur. Hiçbir mezhep, itikadı düzgün hiçbir din alimi kabul etmez. Kılan da hiçbir zevk almaz.

Namazlar aynı değildir; farz, vacip, sünnet ve nafile diye ayrılır. Niyet açık olur, kesin olur, namazın türünün belirtilmesi gerekir. Namazların kılınışları bile farklıdır.

Peygamberimiz: “beni nasıl namaz kılar görürseniz, öyle kılınız,” buyurmuştur. Kaynağı olmayan bu tür iddialara itibar etmemek gerekir.

*              *              *

        Selamdan sonra tespih duasını terk, doğru bir hareket olmaz.

        Namazdan sonra tespih çekmek ve dua etmek sünnettir. “Tespih çekmek yoktur,” denemez. Peygamberimiz zamanında tespih yoktu, parmakları ile çekerdi. Şöyle buyurur:

  • “Sizden biri namazdan sonra 33 defa “Sübhanallah”, 33 defa “Elhamdülillah”, 33 defa “Allahü Ekber” desin. Ardından da “Lâilahe illallahü vahdehülâ şerikeleh-lehül mülkü velehül hamdü vehüve alâ külli şeyin kadir” der, tamamlarsa günahları deniz köpüğü kadar da olsa af ve mağfiret olunur,” buyurmuştur. (R.Salihin:1148)

Yalnız Ayete’l Kursiyi okuduktan sonra, tespihe üflemek yanlıştır. Tespihin ona ihtiyacı yoktur. Okuyan kendisine üflemelidir.

*              *              *

    Bazı art niyetli insanların dedikodularına bakıp namazların sünnetlerini kılmamak, büyük aldatma ve aldanmadır.

    Sünnet namazlarını önemsememek, Peygamber düşmanlığıdır. Peygamberden soğutma oyunudur.

Mükellefin işleri sekiz tanedir. Bunlardan üçüncüsü sünnettir. Sünnetleri yerine getirmeyen kimse sorumludur. Sünnet işleyene de, sünnet kılana da sevap vardır. Sünnet kılmayanın Peygamber (as) yüzüne bakmaz. Cenab-ı Allah sünnete uymamızı emrediyor. Yoksa amelleriniz boşa gider diyor. (Muhammed:33)

Farzlar insanın kurtuluşu için yeterli olmayacak, eksiklikler sünnetlerle, nafilelerle tamamlanacaktır. Çünkü farza yakın, vacibe yakın sünnetler vardır.

Sünnetsiz din olmaz, ibadet olmaz. Sünneti terk eden Peygamberi, dolayısıyla şefaati istememiş olur.

*              *              *

        Dinde namaz yokmuş, sanki Allah emretmemiş gibi bazıları namaz kılmıyor. Bu yapılabilecek en büyük hatadır. Çünkü çok şey kaybetmiş olur.

  • “İşim çok”, “Vaktim yok” bahaneleri namazı terk ettiriyor.
  • Gezmek, eğlenmek, dinlenmek namazı terk ettiriyor.
  • Üzüntü, yakının kaybı namazı terk ettiriyor.
  • Hastalık namazı terk ettiriyor.
  • Zenginlik, fakirlik namazı terk ettiriyor.
  • Günah çok, yenilen helal değil, iş meşru değil, namaz kılamıyor.
  • Dünyaya öyle sarılmış ki namaza vakit yok.
  • Bilgisayar oyunlarından, film, dizi, maç izlemekten, dergi gazete okumaktan, ideolojik toplantı ve yürüyüşlerden vakit bulamayanlar namaz kılamıyor.

Namaz en önemli ibadettir ve her Müslüman’a farzdır. Peygamber (as): “Paramparça edilsen de, ateşte yansan da namazı terk etme. Bile bile namazı terk eden, Allah’ın himayesinden çıkmış olur.” (İbni Mace, Fiten:23) demiştir.

Kur’an’ın ifadesiyle: “Cennettekiler, cehennemdekilere: “Sizi buraya sürükleyen nedir?” derler. Onlarda: “Biz namaz kılanlardan değildik.” Cevabını verirler.” (Müddessir:40)

Bir hadiste: “Kâfirle aramızdaki fark, namazdır. Namazı terk eden, onlara benzemiş olur.” (R.Salihin:397) buyrulur.

*              *              *

        Cemaate pek önem verilmiyor. Özrü ve mazereti olmayan camiye ve cemaate gitmiyor.

        Camide cemaatle namaz kılmak, tek başına namaz kılmaktan yirmi yedi derece daha sevaplıdır. (Buhari Ezan:30) camiye gitmek için atılan her adımdan biri günahları siler, diğeri insanın derecesini yükseltir.

Şeytanın cemaatten ayrılana daha çok musallat olduğunu Peygambermiz haber vermiştir. (Ramuz el-Ehadis: 216/16)

Kur’an’da: “Camiler Allah’ın evidir,” buyrulmuştur. (Cin suresi:18)

*              *              *

        Yolculukta namaz için arabanın durmasını isteyenler, ısrarla arabada namaz kılanlar oluyor.

        Şartlar uysun uymasın kendini seferi kabul edenler oluyor.

        Böyle bir hareketi namaz kılanlar bile tasvip etmiyor. Çünkü kul hakkı doğar. Bir an önce gideceği yere varmak isteyen razı olmaz. Mola verilen yerde müsaitse namaz kılınır, değilse kazaya kalır, sonra kılınır.

Vasıta üzerinde farz namazı kılınmaz. Eğer yön tam olmuyor, zaman zaman değişiyorsa kıble şartı olmaz, namaz da olmaz.

İnsan kendi memleketinde, hanımının memleketinde, ana babasının evinde seferi olmaz. 90 kilometreden az mesafede ve 15 günden fazla kalınacaksa seferi olunmaz.

Bazıları “Bu devirde seferilik mi olur?” diyor. Seferilikte meşakkat çekilip, çekilmemesi önemli değildir. Seferilik yolcuya Allah’ın bir ikramıdır. Verdiği bir ruhsattır. Ruhsat da Allah’ın bir emridir. Bunun için farz namazlardan dört rekât olanlar iki rekât kılınır. Dört kılınırsa, ikisi nafile olur.

Seferilikte sünnetler terk edilmez.

*              *              *

        Ölenin namaz borcunun fidyesi vermeye kalkışılıyor.

        Cenab-ı Allah, namazı emrederken her türlü kolaylığı da göstermiştir. Onun için namazın kefareti yoktur.

Bile bile, hiçbir mazeret yokken kılınmayan namaz için kefaret yoktur. Ancak son anlarda hiçbir şekilde kılınamayan namazların kefareti verilir. Bu; o yılın fıtır sadakası miktarı bir vakit namaz için verilir. Bu da fakirin eline bizzat verilir.

Bir namazın kılınamaması için iki mazeret vardır. Birincisi unutmak, diğeri uyuyakalmaktır. En kısa zamanda kaza edilir.

*              *              *

        “Namaz kılacağına spor yap”, “Spor, yoga, meditasyon namaz yerine geçer” deme hatasına düşülüyor.

        Bu uzak doğu dinleri için geçerli olabilir. Ama bizde böyle bir şey düşünülemez.

Allah namazı emrederken spor yapmamız, vücut geliştirmemiz için emretmemiştir. Namazdan maksat Allah’a kulluk ve Allah rızası kazanmaktır.

Namazda oynamayan bir tek organ yoktur. Stres, depresyon, yorgunluktan kurtulma; abdest ve namazın sonrasında gelen faydalardır. Kur’an’da: “Dikkat edin! Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur,” buyrulur.

*              *              *

        “Bu devirde Cuma namazı kılınmaz” diyerek bahaneler uydurup Cuma namazını kılmamak, kılınmamasını telkin etmek son derece veballi bir iştir.

        Cuma suresinde Cenab-ı Allah:

  • “Ey iman edenler! Cuma günü ezan okuyup namaza çağrıldığınız zaman, hemen Allah’ı anmaya koşun. Alışverişi bırakın…” buyurur. (Cuma:9)

Peygamberimiz de: “Cuma; her Müslüman’a farzdır. Ancak köle, kadın, çocuk ve hasta hariç,” der. (Ramuz el-Ehadis:199/12)

Cuma namazı haftalık bir ibadettir. Fıkıh âlimlerine göre;

  • Akıllı,
  • Ergenlik çağına giren erkeğe,
  • Hür ve sağlıklı olana,
  • Yolcu olmayana,
  • Camiye gitmeye özrü olmayana Cuma namazı farzdır.

*              *              *

 

 

“Kadınlar da camiye gitsin” deniyor.

        Kadın camiye gider, gidiyor da. Ama kadına bayram, Cuma ve cenaze namazları farz değildir.

Kadın, yaratılışı ve görevleri bakımından erkek gibi değildir. Peygamberimiz: “Kadınların en hayırlısı, mescidi evleri olanlardır,” buyurur.

Bir gün de Peygambere birkaç kadın:

  • “Erkekler cihad ediyor, Cuma namazına gidiyor, sevabı onlar kazanıyor,” deyince Peygamberimiz: “Siz onları hazırlayıp göndermekle sizde sevap kazanırsınız” cevabını vermiştir.

*              *              *

        Apar topar cumaya gitmek, kirli elbiseyle, kirli çorap ve ter kokan vücutla başkalarına eziyet vermemek gerekir.

        Cuma hayırlı bir gündür. Müslümanların bayramıdır. O gün boy abdesti almak, tıraş olmak, dişleri fırçalamak, güzel giyinmek ve koku sürmek sünnettir.

Camide vaazı dinlememek, hutbeyi dinlememek gibi hatalar yapılıyor.

*              *              *

        Bazı iş sahipleri, amirler, yöneticiler Cuma namazı kılmak isteyenleri camiye salmıyor.

        İş sahibi yöneticinin; cumaya gitmek isteyene kolaylık sağlaması görevidir. Değilse vebal altında kalır.

Allah Cuma suresinde: “Ezan okununca işi bırak,” diye emrediyor. “Rızkınızı namazdan sonra arayın” diyor.

İslam âlimlerine göre Cuma vakti, üzerine Cuma farz olanın çalışması meşru değildir. Yapılan iş, kazanılan para haramdır. Ancak kadınlar ve üzerine Cuma namazı farz olmayan çocuklar ve özürlüler çalışırsa, bu meşru olur.

Cumaya gönderilmeyen o işe muhtaç ise çalışmaya devam eder, bir yandan da başka iş arar. Cuma yerine de öğle namazını kaza eder.

*              *              *

        Cuma namazının farzını kılıp, çıkıp gitmekle Cuma namazı tam kılınmış olmaz.

        Hoca selam verince namazı bırakmak eksik olur. Çünkü daha cumanın dört rekât sünneti kılınmamıştır.

Bir de Cuma namazının kabulü için birçok şart vardır. Kabul olup olmadığı şüphesinin giderilmesi için tedbir olarak üzerimize borç olan son öğle namazının farzı kılınır. Cuma namazı kabul olmadıysa, o günün öğle namazı borcu ödenmiş olur. Değilse bir öğle namazı kaza edilmiş olur. O da değilse nafile namaz kılmış sevabı kazanılmış olur. Son öğle namazı kılmak içtihattır. Kılınmalıdır.

Farzından sonra camiden çıkmak isteyenler, namaz kılanların önünden çıkıp gidiyorlar. Hem huzur kaçırıyorlar, hem de günaha giriyorlar.

Sonradan camiye gelenler de omuzlara basa basa ön saflara geçiyorlar. Bunlar da cumanın huzurunu ve sevabını kaçırıyorlar. Sevaplı Cuma kılmak isteyenler bu tür olumsuz hareketlerden kaçınmalıdır.

*              *              *

        Cuma namazını terk etme hatasına düşenlerden olmamak gerekir. Ağır sorumluluk gerektiren bir iştir.

        Cuma namazını terk eden Allah’a isyan etmiş olur. Cuma namazını terk eden için Peygamber (as): “Allah onu perişan etsin, işlerinde bereket vermesin, burnu sürtülsün,” demiştir. (İbni Mace:1/343) Bir defasında: “Özürsüz üç Cuma kılmayan münafıklar listesine yazılır,” demiştir. (Müslim, Cuma:40)

Padişah vezirine:

  • “Üç mazeret bul da Cuma namazına gitmeyeyim” deyince vezir:
  • “Gayri Müslim ol,
  • Çocuk ol,
  • Deli ol” deyince padişah:
  • “Olur mu?” der. Vezir de:
  • “Öyleyse Cumaya git” der.

Cuma en mübarek gündür. Müslümanlar birbirleri ile tebrikleşmelidirler. Ziyaretler yapılmalıdır. İkramlar, hediyeler sunulmalıdır.

Namazsız din olmaz. Namazı terk eden Allah’ın ve Peygamberinin korumasından çıkmış olur. Şeytan insanı kandırarak, kâfirlere benzetmek ve kâfirleştirmek ister. Şeytanın tuzağına düşülmemelidir.

Şeytanın tuzağına düşerek imama küsüp, camiyi beğenmeyip, camiye gitmeyenler oluyor.

Şeytanın tuzağına düşen birine: “Cumaya gitmiyor musun?” dedim. Bana “Beş yıl önce camide başım döndü, düşüyordum, bir daha da gitmedim,” dedi.


Bu yazıyı 1.165 kişi okudu.

Paylaş

1 Yorum

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here