Namaz

            1.        İBADET

            Yaratıcı olan Cenab-ı Allah, yarattığı insanı başı boş kendi haline bırakmamıştır. İnsanın mutluluğu ve iki cihan saadeti için yol göstermiş, emirler ve yasaklar koymuştur.

            İnsanın mutlu olup olmaması, yüce Allah’ın talimatına uyup uymamasına bağlıdır. Sahte gülücükler, geçici zevkler, insanın mutlu olması demek değildir. Böyle aldatıcı zevklerin verdiği geçici zevklerin ardından gelen yıkım, insanın iç dünyasını, ruh sağlığını mahvetmiştir.

            Buna karşılık islamla tanışan insan mutludur. Mutsuz görünsede mutludur. Sahte mutluluk sergileyenlerden daha mutludur. Nefsine, şeytana hatta köpeğe kul olup, gururla köpek gezdirenlerden daha mutludur.

            Son zamanlarda dünyada yükselen değer, dindir. İlmin ve ilim adamının buluşları, kur’an-ın ve islamın, ilmin gerçekleri ile örtüşmesi  islâmâ yönelişi hızlandırıyor. İnançsız kesim hurafelerle uğraşırken, gerçek ilim adamları tespitleriyle dünyayı sarsıyor. İslamı ön plana çıkarıyor.

            İnsan yapısı dine meyyal yaratılmıştır. Yüce yaratana kulluk yaparak tatmin olacak şekilde yaratılmıştır. İnsanın manevi doyumu ve insani olgunluğu ancak yaratanın koyduğu kurallarla mümkündür. ‘‘dua ve ibadet olmasaydı çıldırırdım’’ diyenler bunun delilidir. Dine iltifat etmeyip ruh hastası olanlar ve çıldıranlar da bunun delilidir.

            İbadet, Cenab-ı Allah’a kulluk yapmak, itaat etmek ve buyruklarına boyun eğmek demektir.

            İbadet, insanı Allah’a yaklaştıran, yapılmasında sevap olan işlerdir. Yani Allah’ın razı olduğu şeyi yapmaktır.

            İbadet, yaratıcıya gösterilen saygı ve sevgidir.

            İbadet, insanın varlık sebebidir. Çünkü yüce yaratan Kur’an’da : ‘‘Cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım’’ buyurmaktadır. (Zariat:56)

            Böylece ibadet, Allah’ın rızasını kazanmak için yapılan iş demektir. Görev demektir.

            Birinci derecede ibadet, yüce Allah’a yapılır.

            Önce Allah’a iman, sonra sevmek, sonra da emirlerini seve seve hiçbir şart koşmadan yerine getirmek ve yasaklarından da kesin olarak kaçınmakla olur.

            İkinci derecede kulluk Allah’ın gönderdiği Peygambere inanmak, gönülden sevmek, sünnetini yerine getirmeyi gerektirir.

            Üçüncü olarak da; Allah’ın sevdiklerini sevmek, ehl-i sünnet çizgisinde olanların yolundan gitmektir. İşte Allah’a kulluk ancak böyle gerçekleşir.

            İnsanın hayatının güzel, ölümünün güzel, ahiretinin güzel, amellerinin güzel, kalbinin ve yüzünün güzel olması Allah’a kulluk derecesine bağlıdır.

            İbadet ve kulluk, müslümanın bütün hayatını kapsamalıdır. Kul, her zaman rabbini düşünür, O’nu sever, O’nu anar, şükreder, sabreder Allah’a kul olur.  

            Müslüman, kıble istikametli bir hayat yaşarsa, kulluk yapmış olur. Çünkü; kıble yönlü hayat, Allah’ın razı olacağı bir hayattır. Dünyada kıbleye dönenin ancak mezarda kıbleye döndürülmesi fayda verir. Yoksa mezardaki yatış ona hiçbir fayda sağlamaz. 

            Yüce Allah : “Yoksa insan başı boş bırakılacağını mı sanıyor.” (Kıyamet: 36) “yoksa insanoğlu imtihana tabi tutulmadan sadece iman ettik demekle bırakılıvereceğini mi sanıyor?” (Ankebut:2) buyurarak ikaz ediyor.

            İnsanın Allah katında değeri, yaptığı ibadetlere bağlıdır. Kur’an’da: “İbadetiniz olmasa Rabbiniz size ne diye değer versin?” (Furkan:177) buyrulmuştur.

            Sevgili Peygamberimiz, kendisine “Allah’ın kulu” denmesinden çok hoşlanırdı. “Abdullah” ismini de çok severdi. O’nun için Allah’a kulluk çok önemliydi. Çünkü insan Allah’a kul olmazsa, nefsine kul olur. Nefsine kul olan, şeytana kul olur. O’na göre Allah’a kulluk yapanla yapmayanın durumu diri ile ölü gibiydi.

            Kur’an’da : “Allah’a kulluk edin, şeytana kulluk etmeyin” buyruluyor. (Nahl:36) Bir kul ne kadar Allah’a yakın olursa, o kadar şeytandan uzak kalır. Onun tuzaklarına düşmez. Ne kadar şeytana yakın olursa da o kadar Allah’tan uzaklaşır.

 

            Kul Allah’a niçin ibadet etmelidir ?  

            Kulu yaratan, yaşatan Allah’tır. Kulun Allah’a minnet borcu vardır. Kul, kendisine verdiği nimetlere karşılık şükretmekle mükelleftir.

            Kul, ibadet etmekle yükümlüdür. Çünkü ibadeti Allah emretmiştir. O’nun emrini yerine getirecektir.

            Kulun Allah’ın rızasını kazanmaya ihtiyacı vardır. Allah’ın rızasını kazanmadan, sevgisini kazanmadan dünyada ve ahirette mutlu olamaz. Allah’a yapılan ibadetler, insanı Allah’a yaklaştırır ve O’nun rızasını kazandırır.

            Kul, günahlarının, hatalarının bağışlanması için ibadet eder. Ancak ibadetle arınır. İbadetler, kula hayat verici davetlerdir. İbadetler, kulu kötülüklerden uzaklaştırır. Nasıl imanla küfür bir arada bulunamazsa, ibadetlerle kötülükler bir arada olmaz. Eğer bir ibadet insanı kötülüklerden uzaklaştıramıyor, arındıramıyorsa o ibadette bir eksiklik vardır. O ibadet, ibadet değildir.

            Göz ardı edilemeyecek bir husus da insan vücudunun ibadet etmeye ihtiyacı vardır. İnsan vücudunun ve insan ruhunun sağlık açısından ibadete ihtiyacı vardır. Bunun için de ibadet edilmelidir.

            En önemlisi asıl olan ahiret hayatıdır. Ahirette saadet ve huzurun sağlanabilmesi, ancak ibadet etmekle mümkündür. Şeytanın ve bazı insanların dışında herşey Allah’a itaat ve ibadet ediyor.

            Kulun aczini bilmesi, yüce yaratana kullukla gerçekleşir. Ezanın davetine uymak, Allah’ın huzuruna çıkmak, divan durmak, rükuya varmak, secdeye varmak, kulluğu ne güzel hatırlatır. Aksine bu insanı küçültmez. Yüceltir, Allah yanında derecesini yükseltir.

            İbadet, herşeyin başıdır, ruhi olgunluğa erişmenin adıdır. Ona buna kul olmaktan insanı kurtarır, insanı taştan, leşten medet bekletmez.

            İbadet, bir bakıma Müslüman olmanın şartıdır. İslam’ın şartlarının her biri Müslüman olmanın şartıdır. Şartlar yerine getirilirse insan, Müslüman olma noktasına gelir.

            İbadetler insan ruhunu geliştirir ve olgunlaştırır. İnsanı da faydalı yapıcı hale getirir, kötü alışkanlıklardan kurtarır, manevi hastalıkları iyileştirir. İbadetlerdeki hikmetlerden biri de işte budur.

            Yapılan bir araştırmaya göre ibadet edenlerle ibadet etmeyenler arasında büyük farklar olduğu ortaya çıkmıştır. Mesela;

İbadet edenin daha düzenli bir aile hayatı, toplum hayatı olduğu,

a.      Sigara, alkol, uyuşturucu, fuhuş, kumar gibi kötü alışkanlıklardan uzak yaşadığı,

b.      İşinde, mesleğinde daha düzenli ve başarılı olduğu,

c.      Daha sağlıklı olduğu,

d.      Daha karakterli ve kişilik sahibi olduğu,

e.      Moralinin daha yüksek olduğu,

f.        Daha saygılı olduğu,

g.      Geleceğe daha güvenle baktığı tespit edilmiştir.

            Müslüman Cenab-ı Allah’a kulluk görevini yaparken çok dikkatli olmalıdır. Başta şirke düşmeden ibadet etmelidir. Kime, niçin, neden ibadet ettiğini bilmelidir. Kul, ibadet ederken şuurlu ibadet etmelidir. Sırf Allah rızası için ibadet etmelidir. Yoksa ibadet etmenin bir faydasını göremez, yerinde durur. Yapar eder, ama zevk almaz. Peygamber (AS) şöyle buyurur:

            “Yüce Allah, kendi rızası dışında yapılan ameli kabul etmez”.(Nisa; Cihad:24)

            İbadetin bir özelliği de devamlı olmalıdır. Az da olsa devamlı olan ibadetin Allah yanında daha sevimli olduğu bildirilmiştir.

            Kul ibadet ederken vesvesesiz ibadet etmeye de dikkat etmelidir.

            Ayrıca zahmetli olan ibadetin sevabının da çok olduğu bilinerek, mazeretsiz, zahmetle ibadet edilmeye çalışılmalıdır. Yani ibadet hiçbir şekilde terk edilmemelidir. Zorluk içinde yapılan ibadetin sevabı çok olur.

            Kul, ibadetin sevabını bol almak istiyorsa, ibadet ederken Allah görüyor, Allah biliyor, Allah soracak düşüncesiyle ibadet etmelidir. Kendini huzurda bilmelidir.

            İbadet öncesi yaşantı ile ibadet sonrası yaşantı da çok önemlidir. Mesela; yediğine içtiğine dikkat etmeyenin günahlardan uzaklaşmayanın duası, ibadeti Allah’a yükselmez.

            İbadet, sağlıklı olayım, dünya menfaati elde edeyim hatta cennete gireyim düşüncesiyle yapılmaz. İbadeti Allah emretti, benim kulluk borcum diye yapılır. Kul, ibadet etmekle mükelleftir.

            İbadet yaptırmamaya çalışan, ibadetten caydırmaya çalışan veya ibadetin sevabını azaltmaya çalışan, ibadetlerde şüphe verip duran şeytana dikkat etmek gerekir. Şeytanın telkinine ve vesvesesine kulak asmadan ibadet etmek lazımdır. Çünkü şeytan en çok ibadetlerde vesvese verir.

 

            2.        DİNİN DİREĞİ NAMAZ

            Namaz, İslam’ın şartlarından, dinin direği ve temelidir. Namaz, miraçta 50 vakit sevaba denk 5 vakit olarak emredildi. Kur’an’da:

–     ‘‘Kur’an’ı oku, namazı dosdoğru kıl. Şüphesiz namaz insanı fuhuş ve kötülüklerden alıkoyar’’ (Ankebut:45)

–     “Namazlarında huşu içinde olanlar muhakkak ki kurtuluşa ermişlerdir’’ (Mü’minun:1-2)

–     “Namazla Allah’tan yardım isteyin. Şüphesiz namaz, Alah’a boyun eğenlerden başkasına ağır gelir’’ (Bakara:45)

–     “Namaza devam edin.Allah’a saygı ve bağlılık içinde namaz kılın’’ (Bakara:238)

–     “Namazı dosdoğru kılın’’(Nisa:103)

–     ‘‘Ailene namazı emret. Kendin de ona devam et ’’ (Taha:132) buyrularak namaz emredilmiştir. Daha birçok ayette namaz emredilmiştir.

            Peygamber (AS) da namaz kılmış ve namaz kılmayı tavsiye etmiştir: ‘‘ Beş vakit namaz sebebiyle Allah hataları affeder’’ buyurmuştur. (Ramuz el Ehadis:219/4)

–     İslam beş temel üzerine kurulmuştur:

1-     Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın elçisi ve Resulü olduğuna şehadet etmek,

2-     Namaz kılmak,

3-     Zekat vermek

4-     Hac etmek

5-     Ramazan da orucunu tutmak, (Buhari, İman:1) Bunlar İslamın olmazsa olmaz şartlarıdır.

            Bir gazaya gidecek sahabe,Peygamber (AS) den tavsiye istedi. Peygamber (AS) :

–     “Sen az secde edilen yere gidiyorsun, secdeleri ve namazları çoğalt’’ buyurmuştur.

            Namaz Allah’ın huzuruna çıkmaktır. Allah’ın huzurunda divan durmaktır. Allah huzurunda rüku ve secde yapmaktır.

            Namaza, Allah’tan af dileyerek  ‘‘ Allah en büyüktür’’ diyerek başlarız. Fatiha suresini okuruz. ‘‘ Rabbim yalnız sana ibadet eder, ancak senden yardım bekleriz’’ diyerek rükuya varırız, secde yaparız. Gururu, kibiri ayaklar altına alırız. Benliği yok ederiz. Böylece nefis engelini aşarız.

            Açıkça ifade etmek gerekirse, çoğumuzun din ve ibadet bilgisi, dedemizden, ninemizden duyduğumuz bilgilerdir. Halbuki, herkesin üzerine dinini öğrenmesi farzdır.

            Kimse ‘‘inandım’’ demekle bırakılıvermeyecek, amel istenecek, imanını amelle ispatlayıp koruyacak. Bilecek ki, şeytan secde etmediği için imandan oldu, lanetlenip kovuldu.

            Her Müslüman, kıyamet günü ilk önce namazdan hesaba çekilecek. Namaz yoksa diğer işlerin hesabına geçilmeyecek.

            Kur’ana baktığımız zaman görürüz ki, Allah’ın vaadi, namaz kılanlaradır. Namaz kılmayanlara Allah’ın ve Resul’ün vaadi yoktur.

            Namazı hafife almamalıyız. Zaman zaman “bilmediği beş vakit namaz: onu da yatıp kalkıyor” sözünü duymuşuzdur. Namaz yatıp kalkmakla olmaz.

            Dini, ibadetleri bilmek, öğrenmek çok önemlidir. İman ve ibadet taklidi olmaz. Bilgi, ibadetten önce gelir.

            Bilhassa son zamanlarda en büyük hatamız, herşeyi bildiğimizi zannetmemizdir. Bu halimiz, yanlışın düzelmesini, eksikliğin tamamlanmasını ve öğrenmeyi engelliyor.

            Bir başka yanlışımız da herkesin bir şeyler söylemesi ve herkesin dinde fikir yürütüp fetva vermesidir.

            Hatanın büyüğü de, herkesin dinlenmesi ve dinin kaynağından, ehlinden öğrenilmemesidir.

            Müslüman, öğrenmenin de ibadet olduğunu bilmelidir. Gururu ve “ ne derler” i bir tarafa bırakarak, bilerek doğru bir şekilde ibadet etmeyi öğrenmelidir. Çünkü eksik ve yanlış ibadetin sevabı olmaz. İbadet borcu da düşmez. Yanlış,şuursuz kılınan namazların, alışkanlık olarak kılınan namazın geri çevrileceği bildirilmiştir.

 

            3.        NAMAZIN ÖNEMİ

            Namaz, Yüce Allah’a karşı güçsüzlüğün, acizliğin ve kulluğun en güzel ifadesidir.

            Namaz, dua etmek, hayır duada bulunmak demektir.

            Namaz her Müslüman’a farz olan en önemli ibadettir. Cenab-ı Allah’ın kullarından istediği bir ibadettir.

            Namaz, en güzel şekilde Allah’a yaklaştıran ve kulu yücelten bir ibadettir.

            Peygamber (s.a.) : “Çocuklarınıza yedi yaşında namaz kılmalarını öğretin ve emredin. Eğer on yaşına gelince namaz kılmazlarsa, dövün. Ve yataklarını artık ayırın” buyurur. ( Ebu Davut, Salat: 26) Ne derler: “Çocuktu kıyamadım, büyüdü baş edemedim. Her şey zamanında”

            Kur’an’da da: “Ailene namazı emret, kendinde sabırla devam et” (Taha: 132) buyrularak, küçük büyük namazın herkes tarafından kılınması gerektiği belirtilmiştir.

            Peygamber (s.a.) namazın önemini şöyle ifade etmiştir:

–     Namaz dinin direğidir. Kim onu ayakta tutarsa, dinini ayakta tutmuş olur. Kim onu terk ederse, dinini yıkmış olur.”

–     Namazla Allah günahları affeder. Namaz mü’minin nurudur.” (Ramuz  el Hadis: 202/17, 219/4)

–     Kulun kıyamet günü ilk hesaba çekileceği şey namazdır.” (Age: 158/6)

–     Amellerin en hayırlısı namazdır.” (B. Hadis Külliyetı: 1/923)

–     Kıyamet günü kulun ilk bakılacak ameli namazdır.

–     Eğer kabul edilirse, geri kalan amallerine bakılır. -Eğer namazı kabul edilmezse, diğer amellerin hiç birine bakılmaz.” (İ.Canan Hadis Ans.: 14/5067)

            Namaz her türlü şükrü bir araya toplayan ibadettir. Kıyamet günü Peygamber (AS) mü’minleri abdest ve namaz nurlarından tanıyacaktır.

            Yunus Emre:

            Müslüman’ın diyen kişi şartı nedir bilse gerek,

            Allah buyruğunu tutup, beş vakit namaz kılsa gerek” der.

            Peygamber (AS)’ın bildirdiğine göre: beş vakit namazı kılana Allah beş haslet ikram eder:

1-     Ondan geçim sıkıntısını kaldırır.

2-     Ondan kabir azabını kaldırır.

3-     Kıyamet günü amel defterini sağından verir.

4-     Sıratı kolay geçmesini sağlar.

5-     Hesabı kolay olur ve cennete koyar.

Namaz kılmayanı da Allah cezalandırır:  

1- Dünyadaki cezası şunlardır:

–  Ömrünün bereketi olmaz.

–  Yüzünde salihler siması olmaz.

–  Amellerinin sevabı ona verilmez.

–  Duası kabul olmaz.

2- Ölüm anındaki cezası şöyle olur:

–  Aç ölür.

–  Susuz olarak ölür.

–  Perişan olarak ölür.

–  Kötü ölümle ölür.

3- Kabirdeki cezası da şunlar olur:

–  Kabir onu sıkar, kaburga kemikleri birbirine geçer.

–  Kabrinde devamlı ateş olur.

–  Kabrinde ona korkunç ejderha musallat olur.

4- Kabrinden kalkarken ki cezası da şöyledir:

–  Hesabı çetin olur.

–  Allah’ın gazabına uğrar.

–  Cehennem ehlinden olur.

5- Namazı hafife alıp kılmayanın kıyamet günü alnında üç satır yazılı olduğu halde gelir.

–  Ey Allah’ın hakkını zayi eden,

–  Allah’ın gazabına uğrayan,

–  Allah’ın rahmetinden mahrum olan,

            Bir gün Hz. Osman’ın hizmetini gören Hars (ra.) Hz. Osman’dan su ister abdest alır ve şöyle der: “Bir kimse beş vakit namazı kılarsa, Allah’ın namazlar arasındaki günahını bağışlayacağını Allah Resulünden işittim.”

            Namaz günahları affettirir. Ebu Hüreyre (ra.)  şöyle anlatıyor: Allah resulü şöyle buyurdu: “Sizden birinizin kapısının önden bir nehir aksa ve nehirde her gün beş defa yıkansa, acaba üzerindeki kirden bir şey kalır mı? Oradakiler “Kalmaz” dediler. Peygamber (AS): “İşte beş vakit namaz da hataları, günahları siler süpürür” buyurdu. (Müslim Mesacit: 282)

            Enes (ra.)  şöyle bir olay anlatır:

            Biri Peygamber (s.a.) ’a dedi ki:

–     Ben had suçu işledim, cezamı ver.

            Peygamber (s.a.)  ona bir şey sormadı o anda ezan okundu. Beraber namaz kıldık. Namazdan sonra o adam yine geldi, aynı şekilde sözlerini tekrar etti. Peygamber ona sordu:

–     Sen bizimle beraber namaz kıldın mı? Adam:

–     “Evet, Ya Resulallah” dedi. Bunun üzerine:

–     “Öyleyse git, Allah seni affetti” buyurdu. (Müslim, Tevbe:44)

            Nakledildiğine göre bir genç Peygamber (s.a.) ile birlikte namaz kılar, aynı zamanda bazı kötülükleri de yapardı. Durum Peygambere anlatılınca buyurdu ki:

–     “Onun namazı onu kötülüklerden vazgeçirecektir”

            Kısa zamanda o genç tevbe etti, iyi hal sahibi oldu.

            Kur’an’da: “ Namaz, hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar” buyrulmuştur. (Ankebut:45)

            Beş vakit abdest alıp namaz kılan, hiçbir kötülüğe fırsat bulamayacaktır…

            Bir hadislerinde Peygamber (AS) şöyle buyurur:

-“Kim namazı vaktinde ve tam olarak kılarsa, Allah ona dokuz ikramda bulunur:

1-     O kimseyi katında sevgili kılar.

2-     Ona sıhhat ve sağlık verir.

3-     Melekler onu korur.

4-     Evine bereket verir.

5-     Yüzünü nurlandırır.

6-     Kalbine yumuşaklık verir.

7-     Sırattan kolay geçer.

8-     Cehennem azabından kurtarır.

9-     Cennette korkusu ve üzüntüsü olmayanlara komşu eder.” (Z. Kandehlevi, Müslüman Şahsiyeti sayfa:269)

            Namaz kılanlarla ilgili güzel müjdeler vardır.

            Kur’an’da : “secde et Allah’a yaklaş” (Alak:19) buyrularak Allah’a en kolay yaklaşmanın yolu gösterilmiştir. İnsan Allah’a en çok rüku ve bilhassa secde anında yakın olur.

            Peygamberimizin verdiği müjdeye göre;

–     Sabah namazını kılanın ölümü kolay olur.

–     Öğle namazını kılanın mizanı ağır olur.

–     İkindi namazını kılan sıratı kolay geçer.

–     Akşam namazını kılanın kabri geniş olur.

–     Yatsı namazını kılanın suali kolay olur.

–     Namazda gevşeklik gösteren, ölürken Kelime-i Şehadeti zor getirir. Şöyle denmiştir:

–     Sabah namazını terk edene melek: “ Ey facir = büyük günah işleyen” der.

–     Öğle namazını terk edene: “Ey Haşır = hüsrana uğrayan” der.

–     İkindi namazını terk edene: “Ey asi” der.

–     Akşam namazını terk edene: “ Ey nankör” der.

–     Yatsı namazını terk edene: “Ey kaybeden” der.

–     Namaz nuru, abdest nuru olmadan peygamber şefaati yoktur. Çünkü onu peygamber tanıyamaz.

            Mü’min Allah’a kullukla mutlu olur.

            Allah’a itaat edene herşey itaat eder. Etmeyene organları, evlatları bile isyan eder.

            Herhangi  bir mazeretle Allah’a itaat etmeyene, namaz kılmayana uydurduğu bahaneler şeytanın telkinidir. Şeytan şöyle kandırır:

–     “Kıla kıla biter mi? Der. Senin işin çok, vaktin yok” der.

–     “Daha gençsin, sonra kılarsın” der.

–     “Senin kalbin temiz, senin namaza ihtiyacın yok” der.

–     “Allah’ın namaza ihtiyacı mı var ki, kılacaksın” der.

–     Namaz kılanlardan kötü örnekler gösterir.

            İşte bu telkinlerde bulunan şeytan “ secde et” emrine uymadığı için cennetten kovulmuş, lanetlenmiştir. Bununla da bize namaz kılmayanın cennette yerinin olmadığı bildirilmiştir.

 

4.                  NAMAZI TERK  

            Namaz kılmanın sevabı ne kadar büyükse, terketmenin cezası ondan daha büyüktür.

            Namazı terk, Cenab-ı Allah’a isyandır.

            Peygamber Efendimiz: “Altı şey gelmeden önce ibadet ve hayırlı işlere koşunuz” buyuruyor ve sıralıyor: “

1-     Kendini unutturacak fakirlik,

2-     Azdıracak zenginlik,

3-     Perişan eden hastalık,

4-     Ne söylediğini farkettirmeyecek ihtiyarlık,

5-     Ansızın gelecek ölüm,

6-   Kıyametteki pişmanlık ve acı.” Evet bunlardan önce insan tedbirini alacak ve kurtulmanın çaresine bakacaktır.

            Namaz kılınmayan ev kabir gibidir. İçindekiler de ölü gibidir. O evde darlık olur, sıkıntı olur, huzursuzluklar, geçimsizlikler olur.

            Namazı terk eden, namazdan yüz çeviren için Allah: “Onun sıkıntılı bir hayatı olur. Onu kıyamet günü kör olarak yaratırız” buyuruyor. (Taha: 124)  Bu, Allah’ın buyruğuna kulak asmama ve namaz kılmama cezasıdır. Birkaç ayette de şöyle buyrulur:

–     “Cennettekiler cehennemdekilere: sizi buraya sürükleyen nedir?” diye sorarlar. Onlar:

–     “Biz namaz kılanlardan değildik” diye cevap verirler. (Müddessir: 40-43)

–     “İbrahim peygamberin soyundan gelenler iyi kimselerdi. Allah’ın ayetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı. Onların peşinden öyle bir nesil geldi ki, bunlar namazı bıraktılar; nefislerinin arzularına uydular. Bu yüzden ileride sapıklıklarının cezasını çekeceklerdir.” (Meryem: 58-59)

–     “Dininizi alay konusu edinenleri ve kafirleri dost edinmeyin. Allah’tan korkun. Eğer mü’minler iseniz. Namaza çağırıldığınız zaman alaya alırlar, eğlenirler. Bu onların düşünmeyen bir topluluk oluşundandır.” (Maide: 57-58)

–     “Ey iman edenler! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allahı anmaktan ve namazdan alıkoymasın. Kim bunu yaparsa, işte onlar ziyana uğrayanlardır.” (Münafıkun:9)

–     “Namaz, Allah’a boyun eğenlerden başkasına ağır gelir.” (Bakara: 45)

            Namazı kasti terk, namazla alay etmek, namaza, namaz kılana karşı olmak, insanı küfre götürür. Mezhebimize göre namaz kılmayan, inkar etmedikçe küfre girmez. Günahkar sayılır. Namazı kılmayanın tevbe istiğfar etmesi gerekir.

            Bir İslam alimine sormuşlar:

         Namaz kılmayan kafir olur mu?

         Olmaz, olmaz, ama kafir de namaz kılmaz demiş. Bir insanın görünüşüyle, yaşayışıyla kime benzediği çok önemlidir. Peygamber (AS) şöyle buyurur:

–     “Kişi ile şirk arasında namazın terki vardır.” (R.S.1082) (B.H. Külliyatı: 1/983)

–     “Kim namazı kasten terk ederse, Allah’ın ve peygamberin zimmetinden çıkmış olur.” (Ramuz el Hadis: 467/5)

         Namazı unutan veya tembellik eden kimse, namazı kaza eder. Peygamberimiz der ki:

–     “Kim uyuyarak veya unutarak namazını kılmamış olursa, hatırladığında hemen kılsın.” (Ebu Davut, Salat: 11) Namazı vaktinde kılamayanın tevbe istiğfar etmesi lazımdır.

            Dünya işleri, işin çokluğu, ihmal, insanı kulluk görevinden alıkoymamalıdır. Çünkü diğer her ibadetin keffareti vardır da namazın keffareti yoktur.

            Bir evin lise mezunu, 19 yaşındaki genci kıblenin nerede olduğunu bilememesi beni çok üzmüştü.

            Bir Müslümanın namaz alışkanlığı olmalı, cebinde sigara çakmak yerine, takke tesbih, duman yerine imanı olmalı. Evinin bir odası namaz odası, işyerinde bir köşe namaz yeri olmalıdır.

            Bir hanımefendinin:

–   “Evlendim, yıllarca mutsuz yaşadım. Namazı kılmamanın cezasını çekiyordum. Namaza başladık. Şimdi çok mutluyuz, çok huzurluyuz. Bu namazın bereketi. Eskiden kavga eder, küsüşür dururduk” demesi ne kadar manidardır.

            Namaz terk edilmemelidir.

            İmran ibn-i Husayn rahatsızdı. Nasıl yapacağını Peygamberden sordu. Peygamber ona şöyle dedi:

–   “Namazını ayakta kıl. Buna gücün yetmezse oturarak kıl, buna da gücün yetmezse yan yatarak kıl.” (Buhari, Taksir:19) Evet namaz terk edilmeyecektir. Her halde kılınacaktır. Bu, namazı Allah’ın mutlaka istediğini gösterir.

         Ebu Derda (ra.) şöyle demiştir:

– “Peygamber (s.a.) bana şöyle dedi:“ paramparça edilsen de, ateşte yansan da namazı terk etme. Bile bile namazı terk eden Allah’ın himayesinden uzak kalır.” (İbni Mace, Fiten: 23)

            Yeni müslüman olan sakif kabilesinden bir grup geldi. Allah Resulüne dediler ki: “ Şart olarak bizden öşür almayın. Bizi cihada çağırmayın. Namaz bize farz olmasın, namaz kılmayalım.”

            Peygamber onlara :

–        “Namaz olmayınca dinim olur mu” cevabını verir.

(Ebu Davut, Harac: 25)

            Bu konuda Peygamber (s.a.) şöyle buyurur:

 –    “Her namaz vakti bir melek nida eder: Gelin kendi aleyhinize yaktığınız ateşi kalkın namazla söndürün” der. (B. Hadis külliyatı: 1/933)

–     “Kim üç cumayı önemsemeyerek terk ederse, Allah onun kalbini mühürler.” (Tirmizi, Cuma: 7)

            Şeytan namazı terk ettirmek için ne lazımsa yapar. Bazılarını da namaza kaldırdığı olmuştur. Tabi onun da sebebi vardır. Bir gün Muaviye (ra.) ı şeytan namaza kaldırır. Muaviye şaşkınlıkla sorar:

–     “Beni niye namaza kaldırdın?” şeytan şu cevabı verir:

–     Geçen gün senin gibi biri sabah namazını kaçırdı. Kalkınca öyle bir of etti ki, onun üzüntüsüne karşılık Allah onu affediverdi. Seninki de öyle olmasın diye kaldırdım. Şeytan, herkesi kaldırmaz. Bizim sırtımızı sıvazlar “ yat, yat” der, ağırlık verir, ninni söyler böyle uyutur. Gaflete düşmemek gerekir, tembellik ve ihmalkarlık göstermemek gerekir.

            Namaza izin verilmiyor gerekçesi ile de namaz asla terk edilmez. İzin verilmiyorsa önce münasip bir şekilde anlatılır. Değilse başka bir rızık kapısı aranır, buluncaya kadar ihtiyaç varsa kerhen çalışılır. Eve dönüşünde kılmadığı namazları kaza eder. Bu durumda namaz kaza edilirse günah olmaz. Eğer memur ise nakil düşünür.

            Çalışan, o işe muhtaç ise başka geliri ve imkanı yoksa, vebal zalime aittir. Cuma kılmayan da o günün öğle namazını kılar.

            Samimi olarak bir insan mazeret beyan etmeyi bırakır da çare ararsa, mutlaka bir çıkış yolu bulacaktır. Allah ona mutlaka bir kolaylık sağlayacaktır.

            Eğer bir insan kılmamak için yol ararsa, şeytan ona büyük çapta yardım edecektir. Çünkü bu durum şeytanın çok hoşuna gider.

            Allah kimseyi nefsinin ve şeytanın eline bırakmasın. Çünkü rehberi şeytan olan kendini şüpheden, günahtan ve haramdan kurtaramaz. Sonunda da Allah’ın gazabına uğrar. Pişman olur, geri dönmek, telafi etmek talebinde bulunur, ama fırsat ona verilmez.

            Hayat, nimetler herşey imtihandır. Bütün mesele imtihanı kaybetmemektir. Sonra pişmanlık fayda vermez.

 

         5.        NAMAZ ÇEŞİTLERİ

         Namazlar dört madde halinde özetlenebilir:

1- Farz Namazlar: Farz namazlar da ikiye ayrılır:

      a-Farz-ı Ayın: Mükellef olan her müslümana farz olan namazlardır. Bunlar: beş vakit namazın farzları ve Cuma namazının farzıdır.

      b- Farz-ı Kifaye: Bazı mükelleflerin kılması ile diğerlerinden düşen cenaze namazı gibi.

 

2- Vacip Namazlar:  Vitir namazı, Kurban Bayramı namazı ve Ramazan Bayramı namazı, Tilavet Secdesi, Sehiv Secdesi, bozulan nafile namazın iadesi, adak namazı gibi insanın kendine vacip kıldığı namazlardır.

 

3-   Sünnet Namazlar: Beş vakit namazların evvelinde ve sonunda peygamberimizin kıldığı ve kılın dediği namazlardır. Müekket, gayr-i müekket, diye ikiye ayrılır. Yatsının ilk sünneti ile ikindinin sünneti gayr-i müekket sünnettir. Diğer sünnetler müekkettir. Bir de teravih namazı müekkettir.

 

4-   Nafile Namazlar: Değişik zamanlarda, çeşitli vesilelerle, sevap kazanmak ve Allah’a yaklaşmak maksadıyla kılınan namazlardır. Teheccüt namazı, Kuşluk namazı, Evvabin namazı, mescid namazı, Abdest namazı, hacet namazı, İstihare namazıtesbih namazı, tevbe namazı gibi.

Bu namazları biraz açıklayalım:

 

6.        BEŞ VAKİT NAMAZ

Farz, vacip, sünnet namazlar için vakit şarttır. Kur’an’da namazların vakit vakit emredildiği bildirilmiştir.

Vaktinde kılınamayan namaz kaza olarak eda edilir.bir namaz, özürsüz olarak vaktinde kılınmayacak olursa, günah işlenmiş olur ve tevbe istiğfar gerekir.

Farz, vacip ve sünnet olan namazlar şu vakitlerde kılınır.

1-     Sabah

2-     Öğle

3-     İkindi

4-     Akşam

5-     Yatsı

 

A.     SABAH NAMAZI 

Sabah namazının vakti: İkinci fecrin doğmasından güneşin doğmasına kadar olan zaman içinde kılınır.

Sabah namazı dört rekattır. 2 farz, 2 sünnet. Sünnet önce kılınır, farzı sonra kılınır.

Sabah namazı vaktinde uyanamayıp, kılınamayan sabah namazı, öğle namazına 1 saat kalaya kadar hem sünneti hem farzı kılınır.

Şöyle niyet edilir: “Ya Rabbi bugün vaktinde kılamadığım sabah namazının sünnetine (veya farzına) niyet ettim” denir. Çünkü sabah namazının sünneti, farza yakın bir sünnettir.

Sabah namazı vaktinde başka namaz yoktur. Peygamber (s.a.) birini ayrı namaz kılarken görünce ona:

–     “Sen bir namaz daha mı kılıyorsun?” demiş, o da:

–     “Hayır ben sabah namazı kılıyorum” demiştir. Bunun üzerine Peygamber (s.a.) “Öğleyse sakınca yok” demiştir. (İ.Canan Hadis Ans.:8/429)

Sabah namazı vaktinde nafile de kılınmaz, başka bir namaz da kaza edilmez.

Sabah namazını bile bile kuşluğa bırakmak da olmaz. Bu mazeret olmaz.

Kur’an’da: “Sabah vakti namaz kıl, zira sabah namazına melekler şahit olur” (Bakara:44) buyurularak sabah namazının önemine işaret edilmiştir.

Sabah namazından sonra Kur’an okumak, zikretmek, dua etmek sevabı bol olan işlerdir.

Peygamber (s.a.) sabah ve akşam namazlarından sonra 7 defa “Allahümme ecirna minennar” deyiniz buyurmuştur.

Ayrıca 11 İhlas okunması tavsiye edilmiştir.

Namazlardan sonra tesbih duası yapılırsa, ardından da Kur’an’dan bir bölüm okunursa sevaptır.

 

B.        ÖĞLE NAMAZI

Öğle namazının vakti: Güneş tam tepe noktasını geçmesinden, gölgenin iki misli olmasına kadarki vakit içinde kılınır.

Öğle namazı 10 rekattır. 4 ilk sünnet, 4 farz, 2 son sünnet sırasına göre kılınır.

            Sünnet-i müekket olan öğle namazının son sünneti ile nafile namaz birlikte kılınmaz. 2 rekat sünnetten sonra selam verilir, nafile kılmak isteyen  iki rekat daha kılar.

İbadetlerin kalıbının, şeklinin değişmemesi çok önemlidir.

Farklı görüşlere göre  ibadet edilmez. Hz. Peygamber (AS): “ Benim nasıl namaz kıldığımı gördüyseniz öyle namaz kılınız.” Buyurmuştur.

            Eğer Cuma üzerini farz olan, mazereti nedeniyle Cuma kılamadıysa, cumadan çıkıldıktan sonra öğle namazı kılar.

 

C.        İKİNDİ NAMAZI

İkindi namazının vakti; öğle namazının çıktığı andan güneşin batmasına 45 dakika kalıncaya kadar kılınır.

Güneşin sararma vaktine kadar geciktirilmez. Geciktirilirse, buna Peygamber (s.a.) :“Münafık namazı” demiştir.

İkindi namazı 8 rekattır. 4 sünnet, 4 farzdır. İkindi namazının sünneti, sünnet-i gayri müekket olduğundan farzından sonra kılınmaz.

İkindi namazı için kur’an’da: “ Orta namaza devam edin” (Bakara:238) buyrularak dikkat çekilmiştir.

Peygamber (s.a.)’da: “İkindi namazının sünneti dünya ve dünyadakilerden hayırlıdır” buyurmuştur.

Mecburiyet yoksa, ikindi ile akşam arası namaz kılınmaz. Devamlı kaza kılınıyorsa bu vakitte de kılınır. Ancak nafile namaz kılınmaz.

Öğle ile ikindiyi cem ancak hanefilere göre hacda caizdir. Şafilere göre zorunlu mazeret halinde caizdir.

İkindi namazının sünnetini terke alışmamak gerekir. Gayr-i müekket sünnetlerin terk edilmesi, sünnetsizler ve sünneti sevmeyenlerin işidir.

Namazı ilk vaktinde sünneti ile beraber kılmak çok sevaplıdır ve Peygamberin sünnettir.

 

D.        AKŞAM NAMAZI

Akşam namazının vakti, güneşin tam olarak batması ile başlar ve şafağın kaybolması ile biter. Akşam namazının vakti kısadır. Namazı geciktirmek doğru değildir. Akşamın vaktinde kılınabilmesi için ezanı çabuk okunur. Namazda kısa sureler okunur. Vakit dar diye tesbih duası terk edilmez. Vaktin darlığı, namaz içindir. Tesbih ve dua için değildir.

Akşam namazının sünneti de 4 rekat kılınarak uzatılmamalıdır. Akşam namazının sünneti 2 rekattır. Nafile kılmak isteyen selam verir, istedi kadar nafile kılar. Vaktin darlığı nafile için söz konusu olmaz.

Akşam namazı 5 rekattır. Önce 3 rekat farzı kılınır. Daha sonra da 2 rekat sünneti kılınır.

Sünnet evvabinle birlik niyetlenilmez. Çünkü her namazın ayrı niyeti vardır. Birleştirilirse hepsi nafile olur.

 

E.        YATSI NAMAZI

Yatsı namazının vakti, akşam kızıllığının iyice kaybolmasından sabah fecrin doğmasına kadar devam eder.

Yatsı namazı 10 rekattır. 4 rekat ilk sünnet, 4 rekat farz ve 2 rekat son sünnet olarak kılınır. 3 rekat da vitir namazı kılınır. Bu namaz vaciptir. Daha sonra zor gelir, uyku nedeniyle kılamama tehlikesinden dolayı son sünnetten sonra kılınır.

Vitir namazı Ramazan aylarında teravihten sonra ve cemaatle kılınır. Son rekatta okunan Kunut duaları sırasına göre okunmalıdır.

 

F.        CUMA NAMAZI

Kur’an’da:” Ey iman edenler, Cuma günü namaz için çağırılınca, Allah’ın zikrine koşun. Alış-verişi bırakın. Bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.” (Cuma:9) buyurulmuştur.

Hz. Peygamber de: “ Cuma günü ezanı işitene Cuma namazı farzdır” buyurmuştur.

Cuma namazı, buluğ çağına gelen erkeklere farzdır. Üç cumayı özürsüz terk eden münafıklar listesine yazılır” demiştir. Cuma namazı, öğle namazı vaktinde kılınır.

16 rekat olarak kılınır. 4 rekat cumanın ilk sünneti, 2 rekat farz, 4 rekat son sünnet kılındıktan sonra 4 rekat son kazaya kalmış öğle namazının farzına, 2 rekat da son kazaya kalan sabah namazı diye niyet edilirse hem tereddütler giderilmiş olur hem de kaza borcu ödenmiş olur.

 

G.        BAYRAM NAMAZI  

Kurban ve Ramazan bayramlarında kılınır. Bayram namazları vaciptir. Güneşin doğmasından 45 dk. Sonra kılınır. İki rekattır.

Cuma ve bayram namazlarının kazası olmaz.

 

H.        NAFİLE NAMAZLAR

Mezhebimize göre kişinin kaza borcu da olsa sünnetler de terk edilmez, nafileler de terk edilmez. Çünkü kurtulabilmek için çok sevaba muhtacız.

Birkaç hadiste şöyle buyurulur:

1- “Ölenlerden kimse yoktur ki, sözü ile ameli tartılmasın. Sözü amelinden ağır gelenin ameli kabul olmaz. Eğer ameli sözünden ağır gelirse, ameli kabul edilir.” ( Ramuz el Hadis: 397/11)

2- “Kıyamet günü önce namaza bakılır. O tamamsa, diğer şeylerin hesabına geçilir. Namazlar kurtuluşu için yeterli olmazsa, Allah şöyle buyurur:

– “ Kulumun nafile namazları var mı? Eksiklikler nafilelerle tamamlanır.” (Tirmizi, Salat:188) (R.Salihin:2/398)

3- “Kulum bana farz namazlarından sonra nafile ibadetlerle yaklaşır” (Buhari Rikak:38)

4-   “Günde 12 rekat nafile kılan için Allah cennete bir köşk hazırlar.” (Müslim, Misafirin:103)

Nafile ibadetler bol sevaplıdır. Allah’a yaklaştırır. Çünkü diğer ibadetler bizim borcumuzdur. Borcumuzu ödemiş oluruz.

 

Nafile Namazlar Şunlardır:  

a- Kuşluk Namazı: Güneşin doğmasından bir saat sonra ve öğle namazına bir saat kala zaman içinde kılınır.

Nafile namazlar ikişer rekat olarak kılınır. İki-iki vakti olan arttırır.

Peygamber (AS) şöyle buyurur:

–     “Kim kuşluk vaktinde iki rekat namaza devam ederse, günahları deniz köpüğü kadar da olsa mağfiret olunur.”

–     “Ebu Derda (RA): “Canımdan daha fazla sevdiğim Peygamber (AS) bana yaşadığım müddetçe terk etmemek üzere her ay üç gün oruç tutmamı, kuşluk namazını kılmamı tevsiye etti” (Age:25) der.

–     “Bir kimse güneş yükseldiğinde güzelce abdest alıp iki rekat namaz kılarsa, günahları mağfiret olunur veya anadan doğma gibi olur.” (Ramuz el Hadis: 436/8)

–     “Kuşluk namazından iki rekat, nafile hac ve umreye bedeldir.” (Age: 291/10) buyrularak kuşluk namazının önemi belirtilmiştir.

b- Evvabin Namazı: Akşam namazından sonra kılınır. Evvab’ın, tevbe edip Allah’a yönelen demektir. Kur’an’da Allah’ın evvabinleri bağışlayacağı bildirilmiştir. (İsra: 25)

Bir hadiste: “ Akşam namazından sonra namaz kılın evvabinden sayılır.” Buyurulur.

c- Tesbih Namazı: Sevabı bol olduğu bildirilen bir namazdır. İki rekat, iki rekat olarak dört rekattır.

300 defa: “ sübhanallahi velhamdülillahi velailahe illallahü vallahü ekber vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim” denir.

d- Hacet Namazı: Bir isteği, dileği olan kimse güzelce abdest alır, iki rekat hacet namazı kılar ve dua eder.

e- İstihare Namazı: Herhangi bir işten önce nasıl hareket edeceğimizi, neyin daha iyi, neyin daha doğru olduğunu anlamak için iki rekat namaz kılınır, istihare duası okunur yatılır.

   Peygamber (AS) şöyle buyurmuştur:

– “Kimin Allah’tan bir dileği olursa iki rekat namaz kılsın sonra Allah’a dua etsin” (Tirmizi, vitir: 17)

f- Tevbe Namazı: Tevbe etmeden önce kılınan namazdır. Eğer 2 rekat namaz kıldıktan sonra tevbe ederse, Allah’ın onu affedeceğini bildirmiştir  Peygamberimiz. (Ramuz el Hadis:384/6)

g- Mescid Namazı: Camiye giren kerahat vakti değilse Rabbine selam vermek maksadıyla iki rekat namaz kılar.

Kerahat vakti değilse.

h- Abdest Namazı: Abdest aldıktan sonra, gusul yaptıktan sonra vakit ve durum müsaitse, 2 rekat namaz kılınır. Peygamber (AS) şöyle buyurur:

– “Kim güzelce abdest alıp sonra 2 rekat namaz kılar ve Allah’a yönelirse, ona cennet vacip olur.”

– “Kim abdest alıp benim gibi 2 rekat namaz kılarsa, günahları affolunur.”

i- Yolcu Namazı: Yola çıkmadan önce 2 rekat namaz kılıp: “Ya Rabbi yolumu açık et. Kaza belalardan koru, işimi kolaylaştır, hayırlı kimselerle karşılaştır, beni sağ salim evime, yakınlarıma kavuştur” diye dua edilir.             Dönüşte de şükür namazı kılınır ve: “Sana şükürler olsun Allah’ım, beni evime, yakınlarıma kavuşturdun” denir.

k- Korku Namazı:  Korku veren olaylar ve gelmesi muhtemel olan tehlikeler için 2 rekat namaz kılınır ve Allah’a dua edilir.           

               Afet ve felaketler için de böyle yapılır.

l- Teheccüt Namazı: Gece yarısından sonra imsak vaktine kadar kılınan namazdır.

Bölünen uykunun doyurucu ve dinlendirici olduğu, çok uykunun zararlı olduğu ilim adamlarının ifadesidir.

            Teheccüde kalkan, sabah daha zinde kalkar.

             Gece namazı herkese nasip olmaz. Bir İslam büyüğünün şöyle bir ifadesi vardır: “ İşlediğim bir günah yüzünden 7 ay gece ibadetinden mahrum edildim.”

Yunus şöyle demiştir:

   “ Yatma seherde / uğrarsın derde

   söyle her yerde / Elhamdülillah.”

   Bir hadiste: “ sabaha kadar uyuyanın kulağına şeytan bevl etmiştir.” Buyurulmuştur.  (R. Salihin: 2/451)

–     “Bahtiyar kullar için pek az uyurlar, seher vaktinde istiğfar ederler” buyurulur. (Zariyat: 17-18)

Bir kutsi hadiste de seher vakti istiğfar edenler yüzünden Allah gazap etmekten vazgeçeceğini bildiriyor. ( İlahi hadisler s: 30)

Gecenin bereketi, gece uyanık olanlar içindir. Büyükler akşamdan uyuyup sabaha karşı uyanık olan koyunların üremesini, akşamdan uyumayıp seherde uyuyan köpeklerin sayısının artmamasını buna delil gösterirler.

Peygamberimiz gök kapılarının gece açıldığını: “ yok mu bir şey isteyen, yok mu dua eden, yok mu af isteyen” denilir buyurur. ( Ramuz el Hadis: 64/8)

Gece uyanan dua ederse duası kabul olur. Gece kalkan eşini de kaldırırsa Peygamber’in ona hayır duası vardır. (Age: 290/1) “ Allah onun hayrını versin” der.

Allah’ın bir kulu sevip sevmediğini nasıl anlarız? Eğer Allah bir kulunu gece huzuruna çağırıyorsa, onu seviyor demektir. Kalkıp ibadet ettiriyorsa, o kulunu çok seviyor demektir.

Gece namazına kalkanların yüzleri neden nurlu olur? Diye bir Allah dostuna sorarlar. O da şu cevabı verir:

–     “Onlar, Allah’la başbaşa kalmışlardır da ondan” der.

Namazlar Allah’ın kul üzerinde hakkıdır. Gece eda edilmesi gereken hakkını, gündüz kabul etmez. Gündüz eda edilmesi gereken hakkını, gece kabul etmez.

Kur’an’da :

“Allah’ın has kulları geceleyin Rablerine secde ederek, kıyam durarak geçirirler” (Furkan: 64) buyrulur.

   Peygamber (s.a.) da:

–     “Allah’ın rahmetinin kendisiyle olmasını isteyen, gece kalkıp iki rekat namaz kılsın.” ( İhya: 1/1023)

–     “Farzlardan sonra en faziletli namaz, gece kalkarak kılınan namazdır.” ( Müslim, Sıyam: 202)

– “Sizden biri uyuduğu zaman şeytan onun ensesine 3 düğüm atar ve “uyu” der. O uyanıp Allah’ın adını anınca düğümlerden biri çözülür. Abdest aldığında ikincisi çözülür. Namaz kıldığında da üçüncüsü çözülür, sabah neşeli kalkar, değilse morali bozuk kalkar” buyurmuştur.           Gece ibadetine mani olan bazı şeyler vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:

–     Helalinden kazanmamak,

–     Çok uyumak çok yemek,

–     Günahlara tevbe etmemek, günaha devam etmek,

–     Televizyonu sevmek,

–     Dünyaya düşkünlük,

–     Kur’an okuma, zikr etme alışkanlığının olmaması gibi…

Peygamber (s.a.) der ki:

–     “Gece namaz kılma alışkanlığı olan eğer kalkamazsa, Allah ona namaz kılmış gibi sevap verir. Uykusu da ona ikram edilen bir sadaka olur.” (Usve-i Hasene, s. 139)

Mevlana da: “ Ey halk aşığı, geceleri az uyuyanlardan, seher vakitleri günahlarının bağışlanmasını isteyenlerden ol” der.

Nafileler ikişer rekat olarak kılınır. Birinci rekatta Fatiha’dan sonra Kafirun suresi, ikinci rekatta Fatiha’dan sonra İhlas suresi okunur. Veya Felak ve Nas sureleri de okunur.

 

            I.          NAMAZIN ŞARTLARI (FARZLARI) NELERDİR?

            Bir namazın kabul olabilmesi için 12 şartı vardır. Bunların bir kısmı namaza başlamadan gereklidir. Bir kısmı da namaz kılarken gereklidir.

Namazın dışındaki şartları şunlardır:

1-     Hadesten Temizlenme:

            Bedende, elbisede ve namaz kılınacak yerdeki pis sayılan şeyin temizlenmesi gerekir.

            Abdestsizlik varsa abdest alınacaktır.

            Cünüplük varsa, ay hali ve nifas halinden

 kurtulduysa, o da gusül abdesti alacaktır.

            Eğer su bulunamadıysa, teyemmüm alınacaktır.

            Namazdan önce manevi kirlerden de temizlenmek esastır. Günahlar için tevbe edilecektir. Bunun için namazdan önce “ estağfirullah, estağfirullah, estağfirullah” denilecektir. Çünkü maddi temizliğin yanında manevi temizlik olmadan namaz olmaz.

            İbadet için kalp temiz olacak, kafa temiz olacak ve mide temiz olacaktır. Haram lokma ile, haram elbise ile, haramla yapılan evde ibadet olmaz. Bir de günah ortamlarında namaz kılmamak mümkünse namaz kılınmaz.

2-           Necasetten temizlenmek:

Dinen pis sayılan kan, idrar, dışkı, alkol gibi

maddelerin giderilmesidir. Namaz kılınan yerde, üzerimizde bulunan pislik giderilmezse, namaz kabul olmaz.

            Hayvan pisliği de namaza manidir.

            Kur’an’da : “elbiseni temizle” emri vardır.   (Müddessir: 4)

            İdrar sıçramalarına da dikkat edilecektir.

      Kirli çorapla, yerlerde sürünen pardesü ile, alkol katkılı yumuşatıcılarla durulanmış elbise ile namaz kılınmaz.

3-     Örtülmesi gereken yerlerin örtülmesi:

Erkeklerin göbek ile diz arasını örtmeleri

gerekir. Kadınlar ise yüz ve ellerinin dışıda bütün vücudu örtmeleri gerekir.

               Peygamber (AS) şöyle buyurur:

– “Allah buluğa ermiş kadının namazını başörtüsüz kabul etmez.” ( Tirmizi, Salat: 60)

–     “Kadın buluğ çagına erince elleri ve yüzü

dışındaki yerlerini göstermesi helal olmaz.” ( Ebu Davut, libas: 31)

      – Namaz kılanın örtülü yerinin isteği dışında açılması, bile namazın bozulmasına neden olur. Bunun ölçüsü de o organın dörtte biridir.

            Kadın çorapsız namaz kılamaz, ince örtü, ince elbise ile de namaz kılamaz. Çok dar elbise ile de kadın evinde de olsa namaz kılamaz, üzerinde resim bulunan elbise ile de kadın olsun erkek olsun namaz kılamaz. Erkekler ipek elbise ile namaz kılamaz. İpek ve altın erkeğe haramdır. Erkek altın yüzükle sünnete uymadığı için namaz kılmamalıdır.

            Elbisenin temiz olmasına, haramdan olmamasına dikkat etmek gerekir. Peygamber (AS) şöyle buyurur:

      – “ Her kim on dirheme elbise satın alır, bir dirhemi haram olursa, bu elbise ile kıldığı namaz kabul olmaz.” ( V. Zuhayli, İslam fıkhı ans: 1/455)

            Ten rengindeki içini göstermeyen çorapla bir kadın namaz kılar, ince çorapla namaz kılamaz.

4-     Kıbleye yönelmek:

Kur’anda: “ Yüzünü Mescid-i Harama çevir.” ( Bakara:144) buyurulmuştur.

Kıbleye dönmeden namaz olmaz. Secdede , cenaze namazı da kabul olmaz. Bile bile Kabe’den başka yere yönelmek küfürdür.

            Bilmeden başka tarafa doğru kılınan namazın iadesi gerekir.

      Binek üzerinde kıbleden ayrılma durumu varsa namaz kılınmaz.

      Kıblenin tam yönünü bilmeyen sol tarafını güneşin doğduğu yöne, sağını da battıgı yöne çevirirse, kıbleyi bulmuş olur. Peygamber (AS): “ Doğu ile batı arası kıbledir.” (Tirmizi, Salat: 139) buyurmuştur.

5-     Vakit içinde kılmak:

            Vakit, namazın farzlarındandır. Kur’an’da : “Namaz mü’minler üzerine vakti belirlenmiş olarak farz kılınmıştır.” Buyurulmuştur.(Nisa: 103)

               Hiçbir namaz vakit girmeden kılınmaz. Farz ve vacip olan vitir namazları vaktinde kılınamazsa kaza olarak kılınır. Sünnet namazlar, Cuma namazı, bayram namazları vaktinde kılınamazsa kazaya kalmaz.

         Namaz kılınmayan vakitler vardır. Hiçbir namazın kılınamayacağı vakitler şunlardır:

      1. Güneşin doğmasından 45 dk. sonrasına kadar.

      2. Güneşin tam tepe noktasında olduğu zaman yani öğle ezanına 45 dk. kalan zaman içinde.

      3. Güneşin batma zamanı yani sarardığı zaman.

      4. Sabah namazı vaktinde sabah namazının sünnet ve farzından başka namaz kılınmaz.

               Nafile namaz kılınmayan vakitler de şöyledir:

      1. Sabah namazı vaktinde,

      2. Güneş doğarken, batarken ve tepe noktasında iken,

      3. İkindi namazı ile akşam namazı arası,

      4. Akşam namazının farzından önce,

      5. Bayram namazından önce ve hemen sonra,

      6. Farz namazın vaktinin daraldığında,

         7. Farz namaz için kamet getirilirken,

bu vakitlerde nafile namaz kılınmaz.

            Vakit namazları, vaktin sonuna bırakılmamalıdır. İlk vakitte kılmanın sevabı ve fazileti kaçırılmamalıdır.

      6- Niyet etmek:

            Niyetsiz amel olmaz. Peygamber (AS): “ Ameller niyete göredir.” buyurmuştur. ( Buhari vahy:1)

            Hangi namazın kılınacağına niyet etmek farzdır. Niyet etmeden namaz kılınmaz.

            Niyet ederken 2 rekat, 4 rekat gibi rekat sayısını belirtmek gerekmez.

            Birden fazla namaza aynı anda niyet edilemez. Çünkü her namaz başlıbaşına bir ibadettir. Farzla sünnete, sünnetle nafileye bir anda niyet edilip ikisi beraber kılınamaz.

            Niyet, namaza bitişik olarak yapılmalıdır. Araya konuşma girmemeli, niyetten sonra beklenmemelidir.

            Cemaat halinde namaz kılarken, kadınlarda katıldıysa kadınlara da imamlık etmeye niyet edilmelidir.

            Şöyle niyet edilir: “ Niyet ettim bana uyan kadın ve erkeklere namaz kıldırmaya” denir. Kadınlar için niyet edilmediyse namazları olmaz.

            Bir niyetle bir namaz kılınır ve her namazın niyeti ayrı yapılır. Mesela; akşamın sünneti ile nafileye birden sünnet olmaz.

            Niyet açık ve kesin olur.

            Namazda ve ibadetlerde Allah rızasından başka bir şeye niyet olmaz. Mesela; hacca gidenin ticaret ve gösteriş tarafı ağır basarsa, hac sevabı olmaz. Namaza duran Allah’ın emri değil de beden hareketi olsun derse, o namaz namaz olmaz.

            Niyet ederken: “ şu vaktin farzına veya sünnetine, şu namazı kılmaya” diye açıkça belirtilmeli, kılan da hangi namazı kıldığını bilmelidir.

            Kaza namazı kılınıyorsa, hangi namaz olduğu bilinmiyorsa, ilk kazaya kalan şu vaktin farzına veya son kazaya kalan şu vaktin farzına şeklinde niyet edilir.

            Niyet içten yapılabileceği gibi dil ile söylenmesi daha uygundur.

 

         Namazın içindeki farzları da şunlardır:

         1. Başlama tekbiri:

         3 defa “ estağfirullah” deyip niyet ettikten sonra “ ALLAHÜEKBER” denir. A yı uzatarak, beeer diye uzatarak tekbir alınmaz.

         Tekbir, kıyam halinde alınır. Rükuda olan imama uyacak olan tekbiri mutlaka ayakta almalıdır.

         Başka dilde tekbir olmaz. “ Allah büyüktür” “Tanrı uludur” demek olmaz.

         İçten tekbir getirilmez, dil ile söylenir.

         Cemaatle namaz kılan, imamdan önce tekbir almamalıdır.

         Tekbir alırken erkeğin başparmakları kulak memelerine değecektir. Kadın ise ellerini omuz hizasına kadar kaldıracaktır.

         Tekbir alırken baş “ hayır” der gibi geri götürülmemelidir. Eller de arkaya atılır gibi yapılmamalıdır.

         Ayakta tekbir alamayacak olan oturarak tekbir alır. Ayakta durmaya gücü yetenin, oturarak tekbir alması caiz değildir.

            2. Kıyam: (Ayakta durmak):

               Gücü yeten mutlaka ayakta duracaktır. Ancak mazeret varsa oturarak kılınabilir.

            Peygamberimiz şöyle buyurur: “ Namazı ayakta kıl, gücün yetmezse oturarak kıl, oturmaya da gücün yetmezse, yaslanarak kıl. Allah kimseye gücünün yeteceğinden fazlasını yüklemez.” ( Buhari, Taksir: 19)

Yaslanmaya da gücü yetmeyen yatarak kılar, göz ucu ile de kılar. Namaz mutlaka istenen bir ibadettir, onun için bu kadar kolaylık gösterilmiştir.

            Tekbiri ayakta alacak gücü olan, ayakta alır, sonra oturur. Ayakta namaza başlayan rahatsızlanırsa, oturarak namazını tamamlar.

            Farz namazlar mecbur olmadıkça binit üzerinde kılınmaz. Ebu Hanife’ye göre vacip namaz ve sabah namazının sünneti de böyledir.

            Ayakta dururken ayak parmakları hanefilere göre 4 parmak aralıklı olur. Gözler secde yerine bakar. Kadınlar ise ayak topuklarını birleştirir.

            Ayakta iken yorgun atlar gibi ayak değiştirilmez.

            Ayakta duramadığı zaman yastık üzerine secde edilmez oturulur. İmkan ölçüsünde eğilinir.

            Ayakta durabilenin sandalyeye oturması uygun değildir. O zaman yere oturacaktır. Ayağını uzatacaktır.

            Açıklıkta insanlar iyice yanında değilse, kadın, kıyam farzını terk etmez. Çünkü kadının namaz kılması ve görülmesi, kötü de değildir ayıp ta değildir. O durumda nefis de söz konusu olmaz. Eğer arkadan gelip geçenler varsa, arkasına bir siper koymak gerekir.

            Ancak nafile sünnetlerde açık yerlerde oturmak icap ediyorsa oturulur. Çünkü nafilede kolaylık vardır.

            Göz kararması, baş dönmesi olursa oturulabilir. Aynı zamanda gözler yumulabilir. Gözler devamlı yumulmaz.

            3. Kıraat: ( Okumak) :

            Namaz kılanın, namazın her rekatında fatiha suresini ve Kur’an’dan  ayet ve sure okuması farzdır.

            İmamla kılan, okumaz. Eğer seferi, imama uyulduysa 3. ve 4. rekatlarda hanefiler fatihayı okumaz, şafiler okur.

            Kur’an’da : “Kur’an’dan kolayınıza gelen ayeti okuyunuz” buyurulmuştur. (Müzzemmil:20)

            Bir hadiste de: “ Kıraatsiz namaz yoktur” buyurulur. ( Müslim, Salat: 42) buna göre Kur’an’dan okunacaktır. Peygamber (AS) : “ fatihasız namaz yoktur” demiştir. Her rekatta fatiha suresi okunacaktır. Fatiha suresi tam olmazsa, namaz olmaz. Mesela; namazda esnenirse, bir kelime eksik olursa namaz olmaz. Esnenirse o zaman okumayı durdurmak daha uygun olur.

            Kıraat, dudaklarla okunmalıdır. Lafız olarak çıkmalıdır. İmama uyan tekbirlere katılır ve oturuşlarda okur. Başta da sübhaneke’yi okur. Euzu besmele çeken dinler.

            İmam yanılacak olursa, arkasındaki “ sübhanellah”, “  Allahü Ekber”, “ Elhamdülillah” der, namazı bozulmaz. Kadın elini eline vurur.

            Besmele, hanefilere göre fatihadan bir ayet olmadığından sesli okunmaz. Besmele Nemil suresinin 30. ayetidir.

            Kur’an’dan okunurken, açık anlaşılır okunmalıdır. Kur’an’da: “ Kur’anı tane tane oku” emri vardır. ( Müzzemmil: 4)

            Sureler okunurken sıra takip edilmelidir. Uzun sureler önce okunmalıdır. Tek sure atlanmamalıdır. Ayetten sonra sure okunmamalıdır. Kur’an’daki dur geç işaretlerine dikkat edilmelidir.

            Okunurken Kur’an’a bakarak okunmaz.

            Eğer mana bozulacak şekilde okunursa, namaz bozulur. 3 sübhanellah demekten daha çok sükut etmek namazı bozar.

            İmam okurken cemaat takip eder. Hangi sure okunuyor, biliyorsak, manası ne düşünülür.

            Kur’an meali ile namaz kılınmaz.

            Namaz topluca kılınacaksa, okuyuşu güzel olan namaz kıldırmalıdır. Yaşayışı güzel olan namaz kıldırmalıdır. Helal yiyip içen namaz kıldırmalıdır.

         4. Rüku: ( Eğilmek):

             Ellerin dizlere konularak belin düz bir şekilde eğilmesine rüku denir. Rükuda iken sırt düz olacaktır. Su dolu bardağın durabileceği şekil olarak tarif edilmiştir. Baş ta düz olacaktır; çok eğilmeyecek dik de durmayacaktır. Sırt hizasında olacaktır. Gözler iki ayak ucunun ortasına bakacaktır. Ayaklar dizlerden bükülmeyecektir. Kollarda düz olacaktır.

            Kur’an’da: “Ey iman edenler! Rüku edin” (Hac:77) buyurulduğu için rüku etmek namazın farzlarındandır.

            İmama rükuda yetişen kimse, onunla beraber bir defa “ Sübhane Rabbiyel azim” derse o rekatı kılmış olur. Tabi tekbiri ayakta alması gerekir.

            İmamdan önce rükuya varılmaz, ondan önce de kalkılmaz.

            Rükuda 3 defa “ Sübhane Rabbiyel azim” denir. 7 defa da denilebilir. Cemaatle kılarken 3 defa denir.

            Rükudan doğrulunca tam dik duruncaya kadar doğrulmak gerekir ve “ Sübhane Rabbiyel azim” diyecek kadar da durmak gerekir. Daha tam kalkmadan secdeye gidilmez.

            Cemaate yetişilmeyen rekat hangisi ise selam’dan sonra o kılınır. Kılınış şekline göre kılınır. Mesela; 1. rekata yetişemeyen, en son o rekatı kılar, fatiha ve sure okur.Çünkü o rekat kazaya kalmıştır.

            Rükudan kalkarken belini tam doğrultmayan ve hiç eğleşmeden secdeye giden birine Peygamber (AS) şöyle demiştir:

–     Rahatsız mısın?

–     Hayır.

–     Eğer bu hal üzerine ölecek olursan,

sünnetime muhalefet üzerine ölmüş olursun” demiştir. (Prof. Dr. İ.Canan Hadis Ans. 7/521)

         Çabuk çabuk namaz kılan birine de Hz. Peygamber (AS):

–        “Sen namaz kılmadın” demiştir. O adam dönmüş tekrar namaz kılmıştır. Daha sonrada Peygamber (AS) ona nasıl namaz kılacağını öğretmiştir. (Age:8/95)

         5. Secde  ( Yere kapanmak ) :

            Kur’an’da : “Ey iman edenler ! Secde edin.” (Hac : 77 ) buyrulduğu için namaz da secde etmek farzdır.

               Secde halinde iken alın, burun, iki elin içi, iki diz ve iki ayak parmak içleri aynı anda yere değecektir. Yani yedi kemik üzerine secde edilecektir. ( Ramuz el Ehadis : 49 / 14 + 443 / 3 )

            Ayaklarının üst kısmı yere değmeyecektir. Ayaklar kalkmayacaktır. ( Bir anlık kalkma namazı bozmaz ) Dirsekler yere konmayacaktır. Peygamber ( AS) “kollarınızı köpeklerin ayaklarını yere koyduğu gibi koymayın” buyurmuştur. Erkekler kollarını vücutlarından ayrı tutar. Kadınlar ise vücutlarına yapıştırır, yere yakın tutar. Peygamber ( AS ) : “Secdede ta’dili erkana riayet edin, kollarınızı köpeklerin yayışı gibi yaymayın” buyurur. (İ.Canan Hadis Ans:8/30)

            Secdeden imamdan önce kalkılmaz. Aniden kalkıverdiyse tekrar secdeye varır. Hz. Peygamber ( AS )  : “Sizden biri imamdan önce başını kaldırırsa, Allah onun başını eşek başı etmesinden korkmaz mı ?” ( Ramuz el Ehadis : 82 / 5 )  diyor.

            Secde edilen yer 20 cm. den fazla yüksek olmamalıdır. Cemaat çok kalabalıksa öndekinin üzerine secde edilir. Sehba, yastık gibi şeyler üzerine secde edilmez. Mümkün mertebe eğilinir. Yumuşak yere secde edilmez. Pis yere secde edilmez. Secde edilen yer sert olacaktır.

            Secde ederken alın kapalı olmamalıdır. Takke, sarık, başörtüsü alnın yere değmesine mani olmamalıdır.

            Secde hali kulun Allah’a en çok yakın olduğu bir andır. Bunu bilerek secde edilmelidir. En önemli şey, Allah’tan başkasına secde edilmez.

            Secde, iki defa yapılır. Tek olursa namaz bozulur.

            Secdede gözler kapatılmaz.

            Secdede iken üç defa : “Sübhane Rabbiyel E’gla” denir. Bu tek başına kılıyorsa yedi defa da söylenebilir. Cemaatle kılarken 3 defa söylenmelidir.

            Ayağa kalkarken mazeret yoksa, eller yere konmaz.

            İki secde arasında “Sübhane Rabbiyel E’gla” diyecek kadar durulur.

               6.Son Oturuş :

               Namazın sonundaki oturuş farzdır. Hanifi mezhebine göre Ettehiyyatüyü okuyacak kadar oturulur. Diğer mezheplere göre; Salli, Bariki de okuyacak kadar oturulur.

               Son oturuşta unutarak kalkılırsa ve bir rekat daha kılındıysa, bir rekat daha kılınır, secde ile tamamlanır. Eğer bir rekat kılındıysa, secde edilmediyse o namaz nafile namaz olur.

            Namazın son oturuşunda düzgün bir şekilde oturulur. Gözler iki diz arasına bakar, eller dizler üzerine konur. Sağ ayak dikilir, dışı yere değmez. Hanımlar ayaklarının üzerine oturmazlar, sağ tarafa yatırırlar, kalçalarının üzerine otururlar.

            Ettehiyyatü, Salli, Barik ve Rabbena duaları okunur. Önce sağ tarafa, sonra da sol tarafa selam verilir, gözler omuza bakar.

            Namazlarda farzın gecikmesi ve vacibin terki halinde, yani yanılma durumunda eksikliği tamamlamak için yanılma secdesi demek olan sehiv secdesi yapılır. Farzın terki halinde secde, eksikliği tamamlamaz, namaz bozulur.

            Sehiv secdesi yapması gereken, Ettehiyyatüyü, Salli ve Barik dualarını okur selam verdikten sonra iki defa secde eder. Peygamber (AS) : “Yanılan iki secde daha yapsın” buyurur.        (Buhari, Salat : 31)

            Son oturuşta parmak kaldırma nasıl olur ?:

            Ettehiyyatüyü okurken sıra La ilahe illallah’a gelince sağ elin parmakları yumulur, “La ilahe” derken, şehadet parmağı kaldırılır. “La” derken biraz uzatılır. “İllallah” derken de parmak indirilir. Uzun süreli tutulmaz. Parmak kaldırılırken de Allah’ın bir olduğu başka bir ilah, tanrı olmadığı düşünülür. Bu sünnettir. Bilmeyenlerin yapmaması uygundur. ( İ. Caran, Hadis Ans : 8 / 8384 )

 

            J.        KADIN VE ERKEĞİN NAMAZI AYNI MIDIR ?

            Kadınla erkeğin namazı arasında bazı farklar vardır.

            Hanımlarla erkeklerin namazdaki farklılıkları nelerdir ?

1-      Erkek namaz öncesi ezan okur, kamet getirir. Bu erkeklere sünnettir. Vacip diyenlerde vardır.

2-      İftitah tekbirinde erkekler ellerini kulak yumuşağına değirirler, kadınlar omuz hizasına kadar kaldırırlar.

3-      Erkekler ellerini göbeğini altına bağlarlar,

hanımlar göğüslerinin üzerine koyarlar, parmakları ayırmazlar.

4-   Rükuda erkekler sırtlarını düz tutarlar, hanımlar hafifçe eğilirler, elleri diz kapaklarını kavramaz. Diz kapağı yukarısına koyarlar, parmaklar açılmaz.

5-   Secdede erkekler kollarını yukarıda tutarlar. Kadınlar yere yakın tutar. Vücuda bitişik vaziyette tutarlar.

6-   Secdede ayakları erkekler diker, kadınlar ayak sırtını yere koyarlar. Erkekler oturunca sağ ayağın baş parmağını dikerler .

7-   Otururken erkekler iki dizi üzerine oturur, hanımlar ayaklarını sağ tarafa doğru çıkarır, sol yanlarına meylederek otururlar.

8-   Akşam, yatsı ve sabah namazlarında hanımlar

erkekler gibi sesli okumazlar, içlerinden okurlar.

9- Kıyamda, rükuda, secdede hanımlar ayaklarını toplu tutarlar, erkekler kıyamda, rükuda ayaklarını dört parmak aralıklı tutarlar.

10-Kadın, imam olamaz. Olursa erkeklere haram , kadınlara mekruhtur.

Farz, vacip ve sünnetlerde kadın erkek pek farklı değildir. Hanımların tesettürü açısından bu gibi farklar vardır.

Kadın, adet ve nifas hallerinde namaz kılmaz, kazada etmezler. Bundan dolayı bazı alimler şöyle takdirde bulunmuşlardır:

–     Ne mutlu hanımlara namazlarını kılarlar

sevap alırlar, kılamazlar yine sevap alırlar! Çünkü ikisini de İlahi emir gereği olarak yaparlar.

–     Kadın, açık yerlerde bazen oturarak rükusuz, secdeye varmadan ima yoluyla namaz kılar.

            Kadın, özürlü iken namaz kılamadığı gibi camiye de giremez. “Cünüp ve hayızlıya mescidi helal kılmıyorum” hadisi vardır. Nisa: 43.  de “Cünüp iken namaza yaklaşmayın” Bu, namazda kılmayacak, camiye de girmeyecek manasındadır.

            Bir de kadın, evinde namaz kılarsa daha sevaptır.

            Ayrıca kadına Cuma, bayram, cenaze gibi namazlar emredilmemiştir. Bu kadının lehine olan bir durumdur.

 

            K.        NAMAZIN VACİPLERİ:

1-     “Allahü Ekber” diyerek başlamak.

2-     Farzların ilk iki rekatında, vitir ve nafile namazların her rekatında Fatiha suresini okumak ve bir sure veya enaz üç ayet okumak. Ayet uzun olursa bir ayet yeterlidir.

3-     Fatiha’yı, sureden önce okumak.

4-     Secdede alınla beraber burnun da değmesi.

5-     Namazın kurallarına uymak.

6-     Üç-dört rekatlı namazların ikinci rekatından sonra oturmak.

7-     Oturunca Ettehıyyatü okumak.

8-     Sabah, akşam, yatsıda imamın 1. ve 2. rekatta sesli okuması. İmama uyanın dinlemesi.

9-     Vitir namazının 3. rekatında Kunut dualarını sıra ile okumak.

10- Namazın sonunda selam vermek.

 

            L.        NAMAZIN SÜNNETLERİ:           

Namazın sünnetleri şunlardır:

1-     Başta sübhaneke okumak,

2-     Başta Euzubesmele çekmek,

3-     Namazın içindeki tekbirleri almak,

Secde, rükuda tesbihleri çekmek,

4-     Kıyamda ayakları dört parmak genişliğinde tutmak,

5-     Secdeye varırken önce dizleri, sonra elleri, sonra alnı ve burnu koymak ,

6-     Son oturuşta Salli, Barik dualarını okumak,

7-     Esselamü aleyküm diyerek selam vermek.

 

            M.        NAMAZIN MEKRUHLARI

1-     Özürsüz bir yere dayanmak, esnemek, gözleri kapamak,

2-     Rüku, secdeleri acele yapmak, başka yerlere bakmak,

3-     Ateşe karşı durmak, sıkışık abdestle kılmak, resme karşı durmak,

4-     Kaşınmak, ter silmek, elbise çekmek,

5-     Rekatlarda aynı sureyi okumak, sûre bitmeden rükuya varmak

6-     Namazı başkasına ait yerde izinsiz kılmak,

7-      Bir sure atlayarak kılmak veya sıraya uymamak, önceki sureyi okumak,

8-     Köpek bulunan yerde namaz kılmak,

Baş açık, paçalar, kollar sıvalı namaz kılmak mekruhtur.

 

N.        NAMAZI BOZAN ŞEYLER

1-     Konuşmak, yemek, içmek, gülmek (sesli gülmek abdesti de bozar )

2-     Kıbleden dönmek, özürsüz öksürmek, başka bir şeyle meşgul olmak,

3-     Sıcak diye üflemek,

4-     Ayeti yanlış okumak(Anlamın bozulması , bayılmak,

5-     Kadın erkek yan yana durmak, vücudun açılması,

6-     İmamdan önce yatıp kalkmak,

7-     Bakan biri “Bu adam namaz kılmıyor” derse namazı bozulur.

 

O.        SEHİV SECDEYİ GEREKTİREN HALLER

1-     Sureyi Fatiha’dan önce okumak,

2-     Fatiha’dan sonra sure ve ayet okumayı unutmak,

3-     Birinci oturuşu unutmak,

4-     Vitr namazında Kunut dualarını okumamak, sırayı bozmak,

5-     Oturuşlarda Ettehiyyatü’yü okumamak,

6-     Birinci oturuşta gayrimüekket sünnetin dışında Salli, Barik’i okumak, sadece “Allahümme Salli” demesi secdeyi gerektirmez. Bir kelime daha söylerse secde gerektirir.

NOT :  Yanılma secdesi yapması gereken yapmayı unutursa, namazı eksik olur, bozulmaz. Secdeyi bilerek yapmazsa namaz bozulur.

 

            P.        NAMAZI İNKAR VE ALAY

Osmanlı alimlerinden Ömer Nesefi’nin İslam İnancının Temelleri AKAİD adlı kitabın 215. sayfasında insanı küfre götüren hallerden bahsedilirken, namaz ile ilgili şunlar yer almıştır :

–        Kendisine “namaz kıl” denildiğinde “kılmayacağım” namazla emredilmedim. “namaz neymiş” gibi sözlerle namazın farziyetini inkar etmek.

–     Kendisine “namaz kıl” denildiğinde “bir ömür boyu bu emri kim yapabilir” veya “Ramazan gelsin, kılarız” , “Namaz insana ne kazandırır” demek,

–     Bilerek alay olsun diye Kabe’den başka bir yöne namaza durmak,

–     Abdestsiz olarak bilerek namaza durmak, imanı götürür, giden iman nikahı da götürür. Bundan başka ;

–     “Namaz insanı temizlemek içindir. Onu kalbi kötü olanlar kılsın benim kalbim temiz” demek,

–     “Ben namaz kıldım, faydasını görmedim. Kim faydasını görmüş”

–     “Namaza Allah’ın ihtiyacı mı var da kılayım?”

–     Daha gencim, vakit var kılarım,

–     Kıla kıla biter mi ? demek Allah korusun insanı imandan eder.

         Osmanlı Alimlerinden Hamza Efendi Bey’i ve Şira Risalesin’de şöyle der :

On şey, son nefeste imansız gitmeye sebep olur :

1-     Allah’ın emirlerini, yasaklarını öğrenmemek,

2-     İmanını ehl-i sünnet itikadına göre düzeltmemek,

3-     Allah’a ve iyilik gelmesine sebep olanlara şükretmemek,

4-     İmansız olmaktan korkmamak,

5-     Beş vakit namazı vaktinde kılmamak,

6-     Faiz alıp, vermek,

7-     Dinine bağlı olan Müslümanları aşağı görmek ve kötü sözler sarf etmek,

8-     Fuhuş sözleri söylemek, yazıları yazmak, resimleri yapmak,

9-     İnsanlara, hayvanlara ve kendine zulmetmek,

10- Dünya malına, rütbesine ve şöhretine düşkün olmak.

Hakkında ayet ve hadis bulunan konularda son derece dikkatli olmak gerekir.

Namazı Allah emretmiştir. İslam’ın beş temel şartından ikincisidir. Allah emrettiği ve İslam’ın şartlarından olduğu için kılınır. Dünya menfaati celbetmek veya beden sporu için namaz kılınmaz. Allah rızasının dışındaki ameller için Allah, mükafat vermeyecek “git karşılığını falancadan al” diyecektir.

 

R.        NAMAZIN KILINIŞI :

Buluğ çağına ermiş, akıllı bir Müslüman, namaz kılmak için önce güzel bir şekilde abdest alır. Gusletmesi gerekiyorsa, gusleder, teyemmüm etmesi gerekiyorsa, teyemmüm alır. Ondan sonra kıbleye döner. Hangi namazı kılacaksa, o namaza niyet eder. Ellerini kaldırarak tekbir getirir. Yani “Allahü Ekber” der. Ellerini bağlar. Kadınlar sağ ellerini sol ellerinin üzerinde göğüslerinin üstüne koyarlar. Erkekler ise göbeklerinin altında tutarlar. Sırasıyla :

–        Sübhaneke okunur.

–     Euzu besmele çeker.

–     Fatiha süresini okur ve “Amin” der

–     Besmele çekmeden sure veya ayet okunur.

–     “Allahü Ekber” der, rükuya varır.

–     En az üç defa “Sübhane Rabbiyel Azim” der.

–     Doğrulurken “Semiallahülimen hamide” der.

–     Doğrulunca “Rabbena lekel hamd” der.

–     “Allahü ekber” diyerek secdeye varır. Önce dizlerini sonra ellerini yere koyar. Başını yere koyar.

–     En az üç defa “Subhanerabbiyel a’la” der.

–     “Allahü ekber” der oturur, bir müddet bekler.

–     “Allahü ekber” der ikinci secdeye varır.

En az üç defa “Subhanerabbiyel a’la” der. “Allahü ekber” diyerek ayağa kalkar.

Birinci rekat tamamlanmıştır.

–     İkinci rekatı da aynen birinci rekat gibi kılar. İkinci rekatta eller kulaklara kaldırılmaz ve Subhaneke okunmaz. Euzu çekilmez. Sadece “Bismillahirrahmanirrahim” der Fatiha’yı okur “Amin” der. Sure veya ayet okur. Birinci rekatta olduğu gibi rükû ve secde yapar.

–     Oturur, Ettehiyyatü’yü okur, Salli, Barik, Rabbena okur. ( Birahmetike ya erhamerrahimin, Allahümmeğfirli velivalideyye velil mü’mine yevme yegumu’l – hısap” derse güzeldir dua etmiş olur.) selam verir, bu iki rekat namazın kılınışıdır. Eğer kılacağı namaz akşam namazının farzı ise Ettehiyyatü’yü okuduktan sonra “Allahü ekber” der ayağa kalkar. Fatiha suresini okur. ( Farzların üçüncü ve dördüncü rekatlarında sure okunmaz) Rüku, secde yapar, oturur. Ettehiyyatü, Salli, Barik ve Rabbena duasını okur. Önce sağına sonra soluna selam verir. ( Sünnetlerin nafilelerin ve vitr namazının her rekatında Fatiha suresinden sonra ayet veya sure okunur.)

            Vitir namazı Ramazan’da cemaatle kılınır. Üçüncü rekatta Fatiha ve sure okunduktan sonra “Allahü ekber” denir. Eller kaldırılır, tekrar bağlanır, sırasıyla Kunut duaları okunur.

Eğer kıldığı namaz dört rekatlı ise, üçüncü rekattan sonra dördüncü rekata kalkılır. Kılınan namaz farz ise üçüncü ve dördüncü rekatlarda yalnız Fatiha okunur. Eğer sünnet namaz ise, Fatiha’dan sonra sure veya ayet okunur. İkindi ve yatsının ilk sünnetinde birinci oturuşta Salli, Barik de okunur. Kalkınca Sübhaneke okunur.

Namaza başka dilden bir söz karışırsa namaz bozulur. Peygamber (AS) “namazda insan kelamı uygun olmaz” buyurur. (müslim, mesacit: 35)

Namazın içinde dünya kelamı konuşulmaz.

Namaz kılındıktan sonra :

Üç defa “Estağfirullah” denir. (Farz namazlardan önce de üç defa estağfirullah denirse, günahların bağışlanmasına sebep olur) bir hadislerinde Peygamber (AS) sabah ve akşam namazlarından sonra üç defa “Estağfirullah” deyip, yedi defa da “Allahümme ecirna minennar” denmesini tavsiye etmiştir. Birde namazdan sonra on bir İhlas  okunması tavsiye edilmiştir.

Farz namazları kılarken erkek ezan okuması ve kamet getirmesi müekket sünnettir.

Namazdan sonra; “Allahümme entesselam, veminkesselam teberakte ya ze’l-celali ve’likram” dedikten sonra da:

–     “Ala Resuline salavat” denir. Peygamber (AS)’a salavat getirilir.

–     Subhanallahi velhamdülillahi vela ilahe illahü vallahü ekber. Vela havle vela kuvvete illabillahilaliyyilazim. denir, Ayet-el Kürsi okunur.

–        “Zülcelali sübhanallah” denir; otuzüç defa “Sübhanallah” denilerek tespih çekilir.

–     Zülkemali elhamdülillah denir. Otuz üç defa “Elhamdülillah” çekilir.

–     Zülkudreti allahüekber denir; otuz üç defa Allahüekber çekilir. Sonra da ;

–     Lailahe illallahü vahdehüla şerikeleh, lehül mülkü velahül – hamdü ve hüve ala külli şey’in kadir denir. Eller kaldırılır dua edilir.

Peygamberimiz (AS), “esma-ül hüsna sayısı kadar Allah’ı kim tesbih eder, hamd eder ve Allah’ı tekbir ederse, denizin köpükleri kadar günahı olsa bağışlanır.” buyurmuştur. ( Müslim, mesacit : 144)

Namazdan sonra Tüncina duası okunursa, çok sevaptır.

Ayrıca Kur’an’dan sure veya birkaç ayet okunması tavsiye edilmiştir. Bilhassa yatsı namazından sonra Bakara suresinin son iki ayetini, akşam ve sabah namazından sonra Haşr suresinin son ayetlerini okumak sünnettir.

 

            S.        NAMAZDA HUŞU :

Ta’dili erkana riayet edilmeyen namaz iade edilmelidir. Namazda acele edilmemeli, hızlı okunmamalı, oraya buraya bakılmamalı, başka şeylerle meşgul olunmamalı, namazın hakkı verilmelidir.

Hz. Peygamber : “Beni nasıl namaz  kılar gördüyseniz öylece kılınız” (Buhari Ezan : 18)

“Namazda Allah’ı görmüş gibi ibadet ediniz.” (Müslim İman:57) buyurur.

–          Namazda öksürmemeye, esnememeye dikkat edilmelidir.

–        Uyuyarak, uyuklayarak namaz kılınmaz.

–     Orasını burasını kaşımak, düzeltmek mekruhtur.

–     Erkeklerin kollarını secdede yere koymaları mekruhtur.

–     Gözleri uzun süreli yummak, parmak kıtlatmak, ter silmek, yanan ateşe karşı namaz kılmak, insanın yüzüne ve resimlere karşı namaz kılmak, sıkışık abdestle, kirli elbiselerle, kirli çorapla, kokan ağızla namaz kılmak, erkeklerin ipek elbise, altın yüzükle namaz kılmaları, başı açık kılmak, resimli elbiselerle kılmak doğru değildi.

–     Sureler, ayetler doğru ve tam ezberlenmelidir.

–        Namaz gaflet içinde kılınmamalıdır. “Şu namaz kılanların vay haline ki, onlar namazlarından gafildirler, onlar gösteriş yaparlar” ( Maun suresi: 4 )

–        Namazda hırsızlık yapılırsa, avcılık, acelecilik yapılırsa böyle bir namazın eski bohça gibi “Al bu senin namazın” denilip, suratına çarpılacağını, Peygamberimiz haber vermiştir.

–        Huşu içerisinde namazlarını kılanlara Kur’an da müjde vardır. Mü’minun : 1 – 2 ayetlerinde “Huşu ile namaz kılan müminler ahiret azabından kurtuldular” buyrulmuştur.

-Hz. Peygamber : “Namazda ölümü hatırla!” demiştir. ( Ramuz 67 / 3 )

-Namazda rabıta kurulmalıdır. Cennet düşünülmeli, cehennem düşünülmeli, ölüm düşünülmeli, Allah, Peygamber hatıra getirilmeli. Okunan surelerin anlamaları düşünülmelidir.

-Birisi ile konuşurken nasıl dikkatli oluyorsak kelimeleri özenle seçiyorsak ne dediğimizi nasıl biliyorsak, namazda da öylece dikkatli olmalıyız. Ne okuduğumuzu bilmeliyiz.

-Namazda Rabıta kişi ile değil Allah’la olur. Çünkü : namaz Allah’ın emridir, Allah için kılınır. -Hele karşıya resim konulup öyle namaz kılınıyorsa, bu şirktir.

-Hz. Peygamber : “Allah’ı görüyormuş gibi ibadet edin” buyurmuştur. Ardından da “Siz onu görmeseniz de O,sizi görür” demiştir. Hz. Ali (RA), savaşta vücuduna saptanan okun acısını duymamak için namazda çıkarılmasını istemiştir.

-Namazda dünya işleri düşünülmemeli, dünya hesapları yapılmamalıdır.

-Namazdan zevk almayan, Allah’a yönelmelidir. Peygamber(AS) “Kişi sevdiği ile beraber olur” demiştir.

Bir de helal lokma yemelidir.

Namaz kılan kimse Allah’ın huzurunda ve Allah’la olduğunu düşünmelidir.

Kur’an da münafıkların namaza üşenerek kalktıkları ve insanlara gösteriş yaptıkları bildirilmiştir. ( Nisa: 142 )

Bir ayette de “Gerçek mü’minler namazlarını huşu içinde kılarlar” buyurulur. (Müminun : 1-2 )

Müslümanın bir özelliği de namazını, son namazmış gibi kılmasıdır.

Kur’an’ın emrine göre namaz dosdoğru kılınacaktır. Kötülüklerden uzaklaştıracak şekilde kılınacaktır. (Ankebut: 45 )

İbn-i Meleki Hz.’leri namaz kıldığı mescidde otuz sene hep ayın yerde durarak namaz kılmıştı.

Bir gün bir cenaze sebebiyle, mescid çok kalabalık olmuş, İbn-i Meleki de, her zaman cenaze durduğu yerde namaz kılmaya imkan bulamamıştı. Kalbinden :

         Seni bugün her zaman namaz kıldığın yerde göremeyecekler, diye geçirmişti. Bu düşünce, kalbine gelir gelmez, birden ayılmış.

–  Ey riyakar nefsim! Demek sen otuz senedir, insanların 1seni görmesi için, namaz kıldın ha!… diyerek nefsini ithama başlamıştı. Daha sonra, İhlassız kabul ettiği bu otuz yıllık ibadetini, yeniden kılmıştır…

İşte İslam büyüklerinin ihlas anlayışları, böylesine ince ve yüksekti. Kendi nefislerinden, Allah rızasına aykırı gördükleri en küçük bir hali bile affetmezlerdi.

Hz. Peygamber : “kıyamete doğru, namaz kılan çok olacak, fakat namazı kabul olan az kimse olacak” demiştir.

Şeytanın ve nefsimizin tuzağına düşüp amelleri boşa çıkartmayalım.

Şeytan, insanı ibadetten alıkoymak için, soğutmak için vesvese verir durur.

Şeytan, insana daima nasihatçı gibi yaklaşır, kişiyi suça razı edemediyse, şüphe verir, vesvese verir.

Şeytan, unutmayın insanı yanıltmak için yeminlidir. Verdiği tereddütle ibadetin zevkini kaçırır. Çare nedir ?

Şeytana iltifat etmemek gerekir. O ne derse desin önemli değildir. Şüpheyi, vesveseyi terk etmek gerekir.

 

T.        ÖZET OLARAK

NAMAZDA DİKKAT EDİLECEK BAZI HUSUSLAR :

–     Kerahat vakitlerinde namaz kılınmaz.

–     Yanan ateş, heykel ve resim karşısında namaz kılmayalım.

–     Sureleri kendi duyacağımız kadar sesli okuyalım. İçten okuma, okuma değildir.

–     Namazı ta’dili erkan üzerine kılalım. Namazlarımız boşuna gitmesin.

–     Namaz kılan, önüne sütre denilen engel dikmelidir. Namaz kılanın önünden geçilmemelidir.

–     Namaz ciddiyet ister, bilgi ister. Oraya buraya bakılmaz, başka şeyler düşünülmez, esnenmez, mümkünse öksürülmez, saç, baş, örtü düzeltilmez, uygun olmayan kıyafetle namaz kılınmaz.

–     Ondan bundan duyulan her şey, bilmeden uygulanmaz. Allah’ın, Peygamber’in, mezhep imamlarının ve din büyüklerimizin koyduğu kurallara ek yapılamaz, azaltılamaz.

–     O, bu, oturuşlarda parmak kaldırıyor diye rasgele bilmeden parmak kaldırılmaz.

–     Ne okuduğunu, kaç rekat kıldığını bilmeden yatıp, kalkılmaz.

–     Tesettüre son derece dikkat edilmelidir. Erkek kardeşimiz gömlek kollarını, pantolonun paçaları sıvamamalıdır. Hz. Peygamberimiz, başı açık çok az namaz kılmıştır, bu bakımdan başı açık kılmamaya çalışılmalıdır. Bacı da, kısa etekle, saçlar dışarıda veya örtüden görünür durumda, çorapsız ayaklarla namaz kılmamalıdır.

–     Temizliğe son derece dikkat edilmelidir. Maddi ve manevi temiz olunmalıdır.

–     Olur olmaz şeyler için sehiv secdesi yapılmaz, namazın çok iyi öğrenilmesi lazımdır.

–     Secde de ayakların yerden kalkmamasına, dirseklerin yere değmemesine dikkat edilmelidir.

–     Namaza riya karıştırılmamalı, huşu içinde acele etmeden kılınmalıdır.

–     Vaktinde kılınmayan namazlar en kısa sürede kaza edilmelidir.

–     Farz, vacip, sünnet namazlardan sonra kuşluk, evvab’ın ve teheccüd gibi sevabı bol nafile namazlar kılınmalıdır.

–     Farz, vacip namazlar bizim üzerimize borçtur. Allah’a nafilelerle yaklaşabiliriz. Sünnetleri kılarak da Allah Resulü’nün şefaatine nail oluruz inşallah.

–     Namazda askerin komutanının karşısında durduğu gibi duralım. Allah’ın huzurunda olduğumuzu unutmayalım. Sonra Allah’ın huzuruna yatak kıyafetiyle çıkmayalım. Bacılarımızın namaz kıldığı çorap, namaz eteği, erkek kardeşlerimizin de namazda giydikleri pantolon ayrı olursa, takvalı bir davranış olur.

Maun suresinde namaz kılanları ikaz eden bir ayet var : “Yazıklar olsun, o namaz kılanlara ki, namazlarını ciddiye almazlar”

Namaza ciddiye almayan birine Peygamber (AS) “git namazını yenile” demiştir.

Bir hadislerinde de : “En büyük hırsız, namazından çalandır” buyurur. Nasıl çalar denince: “Rükusunu, secdesini tam yapmaz, böylece namazından çalmış olur” buyurur.

Alelacele namaz kılana Hz. Ömer ikaz eder:

–     Bu nasıl namaz böyle der. Ve namazı yenilemesini söyler.

Birgün Peygamber (AS)  der ki;

–     “Kim namaza dikkat ederse, Allah ona beş büyük ikramda bulunur :

1-   Allah ondan geçim sıkıntısını kaldırır

2-   Kabir azabını ondan kaldırır.

3-   Amel defterini sağ tarafından verir.

4-   Sıratı kolayca geçirir.

5-   Sorgusuz, sualsiz cennete koyar.” (2. Kandehlevi Müslüman Şahsiyeti, S:265)

 

U.        NAMAZ VE SAĞLIK :

      Namaz ibadeti birçok yönden insan için büyük yararlar sağlar. Bu ibadet her zaman her yerde yapılabilir. Onun için her Müslüman bu ibadeti yapmakla mükelleftir. Çünkü namazını kılmayan dinini ayakta tutamaz.

–         Namazda 400 kadar hareket vardır.

–         Bütün eklemler namazda oynar. Namaz kılan 24 saat içinde devamlı ve düzenli hareket etmiş olur.

–         Camiye gidip gelirken yürüyüş yapılmaktadır.

–         Namazda surelerin okunması, dua ederken beyni de çalıştırır.

–         Namaz, ruhun gıdasıdır. İnsanı Allah’a yaklaştırır.

–         Namaz insanı kötülüklerden alıkoyar.

–         Namaz kılan kılmayana göre daha huzurludur, daha sağlıklıdır.

–         Bugünün yaşayışı içinde insan vücudunda statik elektrik birikimi olmaktadır. Bu, abdest almak ve namaz kılmakla boşalmakta ve gerilim yok olmaktadır.

–         Beyne rükuda ve secde de daha iyi oksijen gitmektedir. Aynı zamanda secde ve rüku ile kalp basıncı değişir. Böylece kalp de egzersiz yapmış olur.

–         Yüksek tansiyonlu, devamlı ve düzenli namaz kılarsa kan basıncı normale dönmektedir.

–         Namaz insana sinir sistemi bakımından faydalıdır. Dr. Thomas Hysloub bu konuda der ki:

“Uzun senelerden beri görgü ve tecrübelerimden edindiğim bilgiye göre, uykuyu tanzim eden en mühim unsur namazdır. Ben bir Dr. olarak, ruha ve sinirlere itminan, huzur ve sukunet vermekte bugüne kadar bilinen en ehemmiyetli vasıtanın namaz olduğu görüşünü ortaya atıyorum.”

Tıpta Nobel Ödülü kazanmış olan ve halen ABD’nde Rockefeller Araştırma Komisyonu’nun başkanlığını yapan ünlü psikolog Dr. Alex Carreyl de namazı şöyle anlatıyor :

“Namaz, vücudun sistem ve organlarında bir hayatiyet peyda eder. Hatta bu, günümüze kadar bilinen en muazzam bir zindelik kaynağıdır. Bir Dr. sıfatıyla birçok hastalar gördüm ki, mütehassıs doktorlar tedavilerini başaramadı. Tıp aciz olarak elini çekince namaz işe karıştı ve onları hastalıktan kurtardı. Namaz radyum cevheri gibi bir ışık kaynağı ve hayat membaıdır.”

–         Namaz kılmanın kemik erimesini önlediği bildirildi. SSK. Erzurum Hastanesi Nöroloji Kliniği doktoru Mehmet Yavuz, namazda yapılan hareketlerin kemikleri güçlendirdiğini vurgulayarak, “ 11 yıl içerisinde, 10 bin hasta üzerinde gerçekleştirilen kemik erimesi ile ilgili araştırmada, namaz kılanlarda kemik zayıflığı ve erimesi hastalığına rastlamadık” dedi. Dr. Yavuz, namaz kılmak için yapılan hareketlerin kemik mineral yoğunluğunu arttırdığını, ayrıca abdest almanın da  kemik zayıflığını önleyen bir meditasyon olduğunu söyledi. ( 21-03-1996 Türkiye Gazetesi )

–         Son zamanlarda teknolojik gelişme insan vücudunu pek çalıştırmamaktadır. Namaz kılan için bu problem olmaz. Çünkü namazda oynamayan bir organ ve eklem yoktur. Özellikle bel ve diz eklemleri hareket halinde olur.

–         Namaz kılanların kasları daha esnektir.

–         Dr. Vural Kavuncu : “Namaz, sağlığımızın sigortasıdır” der.

–         Namaz insanı müthiş bir disipline sokar. Beş vakit de gafletten kurtulur.

–         Namaz, cenab-ı Allah’a görevini yapmanın huzur ve mutluluğunu verir.

–         İnsanı bunalıma düşmekten, karamsar olmaktan, kötüyüm, günahkarım psikolojisinden kurtarır.

–         Namaz en iyi meşguliyettir. Can sıkıntısını önler, insanı manevi yönden derecesini yükseltir. Ayrıca insanlar arasında da itibarlı, sevimli bir kimse yapar.

–         Namaz insanın hayatını güzelleştirir, güzel bir ölümle bu dünyadan ayrılmasını sağlar.

–         En önemlisi namaz, insanın ebedi hayatını kurtarmasını sağlar. Peygamber (AS) Efendimiz buyuruyorlar ki :

“Namaz vakti olunca güzelce abdest alıp, namazını kılan bir Müslümanın iki namaz vakti arasında yapmış olduğu günahları Cenab-ı Hak affeder, bağışlar. Tekrar namaz vaktine hazırlanıp, namazını o iki namaz arasında yapmış olduğu günahlar mağfiret olunur.”

(Müslim No:227)

Peygamber (AS) başka bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmuşlardır: “Beş vakit namaz, kapınızın önünde akıp giden ve içinde yıkandığınız bol sulu temiz bir ırmak gibidir. Artık bu, kirden ne bırakır?” (Riyazü’s Salihin, 2 / 374 ) Evet günde 5 vakit namaz kılan bir müslümanda da manevi kirden bir şey kalmaz.

Demek ki, namaz, maddi ve manevi kirlerden insanı temizler. İslamı seçen İsveçli komutan : “Namaz hayatıma, hayat kattı” demiştir. Çünkü namazla kötülükler iyiliklere çevrilir.

Kütahya’nın Dönenler Camisi ne zaman ibadete kapatıldıysa bahçesindeki kuyu suyunun kesildiği görülmüştür. (30–9–2003  Vakit Gazetesi ) Allah’ın kendisine yönelenlere ihsanı, ikramı bol olur.

Kur’an da namazdan yüz çevirenin sıkıntılı hayatı olacağı bildirilmiştir. (Taha 124)

Namaz insandan sıkıntıları giderir, stresi azaltır. Hz. Peygamber (AS) sıkıntılı anlarda Hz. Bilal’e :

– Ey Bilal! Kalk ezan oku, namaz kılıp rahatlayalım, der.

İnsan dine, ibadete muhtaç yaratılmıştır. Eğer dine meyledecek olursa, ancak o zaman vücut tatmin olacaktır. Peygamber (AS) : “namaz gözümüzün nurudur” demiştir. Ayrıca “namaz gönlümün süruru” buyurmuştur. Birde “namaz mü’minin miracıdır” diyerek, namazın kılanı yücelterek Allah’a yaklaştırdığını ifade etmiştir.

Allah (CC) hepimize makbul olan namaz kılmayı nasip etsin inşallah.

“Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazı devamlı kılanlardan eyle: Ey Rabbimiz ! duamı kabul et” (İbrahim:40)

 

NAMAZ İLE İLGİLİ SORULAR VE CEVAPLAR

1.         Soru : Namaz Kimlere Farzdır ?

Namaz önce Müslüman olana farzdır.Yani Müslüman namazdan mükelleftir. İkinci olarak; buluğ  çağına girene    farzdır. Bayanlarda kan görmek, erkeklerde ihtilam olmak veya 15 yaşına girmiş olmak gerekir. Üçüncü olarak akıllı olanlara farzdır.

Çocuklar için o daha çocuk aman uyusun, aman oynasın denilerek dünya merhameti gösterilmez. Bu merhamet değil, merhametsizliktir. Küçüktü kıyamadım, büyüdü hakkından gelemedim oluyor.

İnsan aile fertlerinden sorumludur.

Kuranda; ‘Ailene namazı emret, aile fertlerini cehennem ateşinden koru emirleri vardır.’

Hz. Peygamber de ‘ çocuklarınıza yedi yaşına geldiklerinde namaz kılmalarını emredin, on

Yaşına girince kılmayacak olurlarsa dövün ve yataklarını ayırın’ (Ebu Davut, Salat: 26 ) buyurmuştur.

 

2.         Soru: Namazda Namaz Kılanın Önünden Geçilmesi, Namazını Bozar mı?

Bozmaz, ama huzuru bozar. Geçen için günahtır.

Evlerde küçük çocuklara mani olmak mümkün değildir.

Peygamberimiz; “ Sizden biri namaz kılanın önünden geçmekte nasıl bir günah olduğunu bilseydi, o adımı atmaktansa yüzyıl yerinde kalmak onun için daha hayırlı olurdu”. ( K. Sitte 17/ s:18 ) diyor.

Namazda kılanın önüne bir engel konulmalıdır. Çünkü bazı hallerde namaz bozulabilirde. ( Bak. K. Sitte 8/s. 171)

Namaz kılanın önünden geçmek ciddi bir konu, Hz. Peygamber, namaz kılana müdahale etme yetkisi vermiştir. ­

Sütre, ince bir şey olabileceği gibi yarım metre yüksek bir şey de olabilir. Camide sütre koymak mümkün değildir. Bu bakımdan erken çıkacak olanlar, arka saflara durmalı. Sonradan sonradan namaza duranlar da önünden geçilmeyecek şekilde tedbir almalıdır.

Hasan ile Hüseyin, Peygamberimizin namaz kılarken üstüne de çıkmış, önünden de geçmiştir. Çocukların bu hali namazı bozmaz.

 

3.         Soru: Sünnet ile Farz Arasında Konuşmak Namazı Bozar mı?

Farz ile sünnet arasında aslında dünya kelamı konuşulmaz. Eğer bir mazeret varsa, durum önemli ise konuşulur. Çünkü namaz içinde değildir. Dolayısıyla namazı bozmaz. Ancak namazın sevabı az olur.

 

4.         Soru: Nerelerde Namaz Kılınmaz?

Hz. Ömer (ra) der ki: ‘Hz. Peygamber (s.a.) yedi yerde namaz kılınmasını yasaklamış.

1-      Çöplüklerde,

2-      Hayvan kesilen yerlerde,

3-      Kabristanda (türbelerde, caminin bir bölümü kabir ise kabir bölümünde kılınmaz)

4-      Yol kenarlarında,

5-      Hamamda,

6-      Deve ağıllarında,

7-      Beytullah’ın üzerinde,

8-      Kilise, havra camiye çevrilirse, orada namaz kılınır.

9-      Bir de başkasına ait mülkte izinsiz namaz kılınmaz.

10- Gasp edilen yerlerde namaz kılınmaz. Hile ile alınan yerlerde, mirasçıların hakkının verilmediği evde namaz tam olmaz.   

Aslında Müslümanlar için yeryüzü mescittir. Fakat namaz maddi ve manevi temizlik ister.

 

5.         Soru: Yatsı Namazı ile Vitir Namazı Arasında Namaz Kılınır mı?

Vitir kapanış namazıdır. Önce ve sonra namaz kılınmaz’ deniyormuş.

Aslında vitir namazı yatsı namazından hemen sonra kılınmaz. Ama kalkamama endişesiyle ümmetine güçlük olmasın diye Peygamber (AS) yatsıdan sonra hemen kılmıştır.

Ramazan’da teravihten sonra kılınır. Vitir’in önünde sonunda kaza namazı kılınabilir. Gece namazı, nafile namaz ve teheccüt namazı kılınabilir.

 

6.         Soru: Süre bitmeden Rükûya Varılır mı?

Sûre bitmeden rükuya varılmaz. Sürenin bitiminde ‘Allahü Ekber’ denilerek rükuya hareket edilir.

Rükuda üç defa ‘Sübhane rabbiyel azim’ dedikten sonra doğrulmaya başlanır.

Peygamber (AS): ‘Rükuda ve secdede ayet okumaktan men edildim’ buyuruyor. Buna göre Fatiha’nın ve surenin bir kısmı rükuda okunmayacaktır.

 

7.                 Soru: Allah Kimin Namazını Kabul etmez?

Peygamber (s.a.): ‘ Allah üç kişinin namazını kabul etmez:

1-     Kendisini sevmeyenlere imam olanın,

2-     Vaktin dışında namaz kılanın,

3-     Azad ettiğini tekrar köle edinenin’ buyurmuştur. (İ. Canan, Hadis Ans: 8/279)

4-     Kocası haklı olarak dargın geceleyen kadının,

5-     Allah’tan başkası için namaz kılanın,

6-     Haram yiyenin, hak yiyenin namazını Allah kabul etmez.

 

8.         Soru: Namazı Düşüren Özürler Nelerdir?

Namazı düşüren özürler şunlardır:

1-     Adetli ve nifaslı olmak,

2-     Akıl hastası olmak,

3-     Bayılma ve koma hali, (beş vakiti geçerse namaz düşer) bunlar sonra kaza da etmezler.

4-     İslama yeni girenin önceki namazları,

5-     Kendini bilmez bir ihtiyarın ve hastanın namazı düşer. Kendini bilen ihtiyar göz ucuyla da olsa kılacaktır.

Sarhoşluk mazeret olmaz, kalbim temiz iddiası, bizim namazımız kılındı diyenden namaz düşmez.

 

9.         Soru: Namazda Kıyafet Nasıl Olmalıdır ?

İslamda temizlik esastır. Elbise temiz olacaktır.

Erkek kısa kollu ise öyle namaz kılar, kollarını sıvar da kılarsa mekruh olur.

Elbisede boya, harç gibi şeyler olabilir. Ama necis sayılan şeyler olursa o elbise ile namaz kılınmaz.

Namaz Allah’ın huzuruna çıkmak olduğundan düzgün ve temiz kıyafetle çıkılmalıdır.

Pijama ve eşofmanla eğer temiz iseler namaz olur.

Kadın elleri, yüzü hariç bütün vücudu örtülü olarak namaz kılar. Dar, ince elbiseyle, içini gösteren örtüyle evinde de olsa namaz kılamaz.

Kadın ayakları görünüyorsa çorapsız namaz kılamaz.

Takkesiz namaz erkeğe mekruhtur.

Resimli elbiseyle namaz kılınmaz.

 

10.      Soru: Seferilik Nedir?

90 Km.den fazla yere giden, orada on beş günden az kalacaksa seferi olur.

İnsan kendi evinde, eşinin evinde, ana babanın evinde, yazlığında seferi olmaz.

90 Km.den fazla da olsa her gün gidilip gelinen yerde, seferilik olmaz. Yolda geçen süre içinde seferilik olur.

Seferilikte 4 rekat olan farzlar iki rekat kılınır. Sünnet terk edilmez.

Şehirlerarası şoför veya görev yapan evine dönünceye kadar seferi sayılır.

Seferi olan bayram, Cuma namazından mesul değildir. Kurban üzerine vacip değildir.

Namazlar tam kılınırsa son iki rekatı nafile olur.

Mekke’nin fethinde Peygamber (AS): ‘biz seferiyiz’ demiştir. (H. Döndüren, İslam ilmihali:386)

 

11.      Soru: Başı Açık Namaz Kılınır mı?

Erkeğin başı avret değildir. Takkesiz namaz kılana ‘namazın olmadı’ denemez. Belki bir sünneti ihmal etmiş olur. Bunun için sevabı az olur.

Başı açık namaz kılmak erkeğe mekruhtur.

Başa giyilen takke veya sarık alnı örtüp yere değmesine mani olmamalıdır.

Takke Yahudi takkesi gibi küçük olmamalıdır.

Bir husus da takke üzerinde başka bir inancın sembolünü taşımamalıdır.

 

12.      Soru: Namazdan Sonra Tesbih Çekmek Bidat mıdır?

Namazdan sonra çekilen tesbih başka dinlerden geçmemiş ve Peygamber (AS) dan sonra da icat edilmemiştir.

Peygamber(AS) her namazdan sonra ‘Sübhanelleh, Elhamdülillah, Allahüekber’ denmesini tavsiye etmiştir. ( Müslim Mescit: 146)

Peygamber (AS) parmakları ile çekmiş, sahabe, zeytin, hurma çekirdeklerini dizerek tesbih yapmışlardır.

Namazdan sonra tesbih çekmek sünnettir.

Namazı bir alışkanlık olarak kılan veya üşene üşene kılan tesbihi ihmal eder.

Bir hadiste: ‘Size tesbih, tehlil, tekbir çekmenizi tavsiye ederim. Bunları parmaklarla sayın. Zira parmaklar nerelerde kullanıldıklarından sorulacaklardır ve konuşacaklardır. ( İ. Canan, Hadis Ans: 16/ 115 ) buyrulmuştur.

Vasiyet durumunda olan bir hadislerinde de Peygamber(s.a.) şöyle demiştir:

Namazlardan sonra dua ve tesbihleri sakın terk etmeyin. 33 defa Sübhanellah, 33 defa Elhamdülillah, 33 defa Allahüekber deyin’. ( M.Kapcı, Peygamberin vasiyetleri: 53)

Birgün fakir Müslümanlar hep zenginlerin sevap kazandığını dile getirince Peygamberimiz: ‘ Bende size bir sır vereyim, sizde çok sevap kazanın’ demiş ve namazlardan sonra 33’er defa Sübhanellah, Elhamdülillah ve Allahüekber deyin’ diye eklemiştir.

 

13.      Soru: Namaz Nasıl Kılınmalıdır?

Namaz yatıp kalkmakla olmaz. Peygamber (s.a.) nasıl namaz kıldı ve nasıl tarif ettiyse öyle kılınmalıdır. Allah’ın huzurunda Allah’ı görüyormuş gibi, veda namazıymış gibi kılınmalıdır.

Hangi vaktin namazını kıldığını, ne kadar kıldığını, ne okuduğunu, kimin için, niçin namaz kıldığını bilerek namaz kılınmalıdır.

Önem verilmeden kılınan namazların eski bir bohça gibi dürülerek kılana ‘ al bunlar senin namazların’ denilerek suratına çarpılacağını Peygamber (AS) haber vermiştir.

Namaz kılarken Allah’ı, ahireti, ölümü, kabri, mahşeri, cenneti, cehennemi, sıratı düşünerek veya surelerin manasını düşünerek, vesvesesiz namaz kılınmasını sağlayacaktır.

 

14.      Soru: Kerahet Vakitleri Hangileridir?

Üç vakit vardır ki hiçbir namaz kılınmaz: Güneş doğarken, batarken ve tam ortada iken.

Sabah namazı vakti, sabah namazının sünneti ve farzından başka namaz kılınmaz. (Ramuz: 310/5+481/1+ D.İs.İlm: 209)

İkindi ile akşam arası nafile kılınmaz.

Mekruhluk ve yasak sadece namaz içindir, diğer ibadetler yapılır.

 

15. Soru:  Vesveseye Düşen Ne Yapmalıdır?

Şeytan, abdestte namazda çok vesvese verir.

Peygamber(sa) ‘vesvese şeytandandır’ buyurur.Onun için vesveseye itibar edilmemelidir.

Namazdaki vesvese anında galip zanna göre hareket edilir.

Vesveseye çare olarak namazdan başka bir şeyle meşgul olunmamalıdır. Allah’ın huzurunda olunduğu unutulmamalıdır. Allah, ölüm, ahiret, kabir düşünülmeli, surelerin anlamı düşünülmelidir.

Kuran’da ‘kuşkulananlardan olma’ (Bakara:147)

‘Şüphelenenlerden olma’ (Ali imran:60) buyurulur.

Peygamber(s.a.) ‘namazda ölümü hatırla. Namazda ölüm hatırlanırsa, namaz Allah’ı görüyormuş gibi kılınmaya çalışılır. Namazı son namazınmış gibi kıl’ buyurur. (Ramuz el Hadis: 67/3)

 

16. Soru: Telefon Çalınca Namaz Bozulabilir mi?

Olur olmaz şeyler yüzünden namaz bozulmaz. Hele kimden geldiği bilinmeyen telefon için namazı bozmak uygun olmaz. Ama önemli bir telefon bekleniyorsa, acil bir durum varsa, namaz bozulur telefona bakılır.

Anne baba çağırıyorsa, çocuğa bir şey olduysa, yangın varsa, böyle acil durumlarda namaz bozulur, gereken yapıldıktan sonra tekrar başlanır.

Namazdan çıkmak içinde hemen selam verilir çıkılır.

Telefon çalınca, telefona kafa yorulmaz. Kimdi, ne vardı diye düşünülmez. Çünkü Allah’ın huzurundadır.

Sık sık çalan telefonlar, meşgul bırakılabilir.

Cafer-i Sadık (r.a.) ın ahırdan atını çalmışlar. Bunu gören çocuklar bağırmışlar: ‘‘atını çalıyorlar’’ diye. Cafer-i Sadık hemen çıkmaz bir müddet sonra çıkar. ‘ Duymadın mı ? Sana seslendik’ demişler.Şöyle cevap vermiş:

“Namaz kılıyordum, aldığım tat atımın kaybından daha büyüktü, namazımı bunun için bozmadım”.

Bir husus da telefon çok çaldırılmaz. 3 defa çaldırılması yeterlidir. Telefonda ‘efendim’ denmemelidir. Çünkü efendiliğe layık olan vardır, olmayan vardır.

 

17.      Soru: Namazda Sure Ayrımı Yapılır mı?

Namazda sureler sıra ile okunur. Tek sure atlanmaz. Uzun sure daha önce okunur.

Namazda sure ve ayet okunurken manasına göre okunmaz. İlmihallerde şöyle bir örnek var. Allah’a imanı red eden birine karşı İhlas suresi okuyanın namazı bozulur.

Kuran’dan kolay olan, hatasız bilinen sure okunur. Şu ayet şu sure okunmaz diye bir ayrım yapılmamıştır.

Nafile namaz kılarken fatihadan sonra birinci rekatta kafirun, ikinci rekatta ihlas veya Felak, Nas sureleri okunması tavsiye edilmiştir.

Şu azap ayeti şu sure şunu lanetliyor namazda okunmaz denilemez. Çünkü namazda sure ve ayet manasına göre okunmaz.

Sure ve ayetler arasında ayrım yapılmaz.

 

18.      Soru: Gözden Akan yaş Namazı Bozar mı?

Namazdayken hastalıktan veya esnemekten gelen gözyaşı namazı bozmaz.

Allah sevgisi, Allah korkusundan dolayı ağlamak namazı bozmaz. Peygamber (AS) secde ettiği yeri ıslatacak kadar ağlamıştır.

Dünya üzüntüsünden dolayı ağlanırsa namazı bozar.

Namazda süt akıntısı, ter, gözyaşı, burun akıntısı abdesti de, namazı da bozmaz.

 

19.      Soru: Sehv Secdesi Niçin Yapılır?

Namazı ne kadar kıldığını bilmeyen kimse yanılma secdesi ile durumu düzeltemez. Çünkü rekatlar farzdır. Onun için rekatların tam olması lazımdır.

Namazın farzlarından biri terk edilirse, yine namaz bozulur, secde yapmak, durumu kurtarmaz.

Sünnet terk edilirse secdeye gerek yoktur.

İmama uyan, kendi hatasından dolayı cemaatten ayrılıp secde yapamaz. İmama uymuştur.

Ne zaman secde yapılır? Farzın öne alınması, sonraya bırakılması ve vacibin terki halinde yanlışlık, secde ile düzeltilir, namaz tamamlanmış olur. Buna sehv secdesi (unutma secdesi) denir.

Son oturuşta yanılma secdesi yapılacaksa, Hanefilere göre ettehıyyatü okuyacak kadar farzdır.  Diğer üç mezhebe göre salli, barik’i de okumak, okuyacak kadar oturmak farzdır.

Sehv secdesi yapacak olanın ettehıyyatü, salli, barik dualarını okuduktan sonra selam verip secdeye varması uygundur. Sadece sağına selam verse de olur.

Cemaatle namaz kılınıyorsa sadece sağa selam verilir, secdeye varılır. Namaz bitti diye namazdan çıkanlar olmasın diye tek tarafa selam verilir.

 

20.      Soru: Seccadedeki Şekiller Namaza Mani midir?

Seccade üzerinde Kabe, mescid-i nebevi, cami gibi resimler namaza mani değildir. Ayrıca mahsuru da yoktur. Çünkü seccade, yer sergisi gibi ayaklar altına serilmiyor. Hakaret maksadıyla serilip üzerine .çıkılmıyor.

Mü’minin miracı olan namaz maksadıyla Allah’ın huzuruna çıkılıyor, namaz bitince de dürülüp kaldırılıyor. Dürerken de ayak basılan yerle secde edilen yer üst üste getirilmiyor.

Seccadede tabiat resmi; ağaç, dağ, nehir gibi manzaralar da namaza mani değildir.

Seccadede insan, hayvan resmi veya kötü, islama, ahlaka uymayan bir görüntü olursa namaza manidir.

Seccade çok süslü olup insan zihnini meşgul etmemelidir. Seccade, sade olursa daha uygun olur.

Üzerimizdeki paradaki, kimliklerdeki resimler, cüzdandaki resimler de namaza mani değildir. Çünkü kapalıdır. Eğer resim odada varsa kaldırılır, kaldırılamazsa üzeri örtülür. Değilse resimsiz odada kılınır.

 

21. Soru: İşyerinde Namaz Kılınır mı?

Bir tarlada, bahçede, özel mülkte namaz kılabilmek için, özel bir sudan abdest alabilmek için sahibinden izin alınır.

İşyerinde de abdest alıp namaz kılabilmek için iş sahibinden izin alınır.

İş sahibi, ibadet etme imkanını sağlamakla sorumludur.

Farz, vacip ibadetlere yasak konamaz. Namaz kıldırmamak, oruç tutturmamak, Cuma’ya salmamak yüce Allah’a isyana ve din düşmanlığına girer.

Fıkıhta bir kural vardır. ‘Allah’a isyan edene itaat edilmez’ diye. Eğer ibadete müsaade edilmiyorsa başka bir iş arayışı içinde olunur. İhtiyaç varsa, iş buluncaya kadar çalışılır. Kılınamayan namazlar kaza edilir.

Çalışan da işi aksatmaz, aldığını hak eder. Çabuk kılar, hemen işine döner veya ibadet için çalışmadığı zamanı telafi eder.

 

22.      Soru: Cuma Namazı ile İlgili Kısa Bilgi Verir misiniz ?

Cuma, bayram namazlarından kadın sorumlu değildir.

Cuma’nın şartları şunlardır:

1-     Erkek olmak,

2-     Hür olmak,

3-     Misafir, yolcu olmamak,

4-     Hasta, ihtiyar olmamak.

Cuma’yla ilgili Kur’an’da sure vardır. Özürsüz üç Cuma’yı terk edenin kalbinin mühürlendiği bildirilmiştir.

Cuma saati erkeğe alışveriş, iş haramdır.Ezan okununca iş, güç, alışveriş bırakılacaktır. Camiye gitmekle mükellef olmayan çocuk, özürlü ve kadın iş yapabilir.

Cuma mü’minin bayramıdır. Temizlik esastır.

Cuma darül harpte bile olsa üç kişi bir araya gelince mezhebimize göre kılınır. ‘Devlet başkanı kıldırmıyor veya darül harpteyiz’ diyerek başkalarının Cuma kılmasına mani olmak, sevap olan bir iş değil, büyük vebali olan iştir.

Cuma namazı, 4 sünnet+2 farz+4 sünnet = 10 rekattır. Cuma’nın kabul olmaması halinde, zuhruahir ve 2 rekat vakit sünneti kılınır. Farzı kılıp kaçmamak lazım. Hz. Peygamber ‘‘Sizden biri Cuma’yı kıldı mı 4 rekat daha kılsın’’(K.Sitte 8/S:449)

Zuhruahir kılmak, tedbirdir, takvadır. Eğer Cumamızdan emin isek, yine zuhruahiri kılmakta fayda var, kaza borcu ödemiş olunur. Son iki rekatı da son kazaya kalmış Sabah namazı olarak niyetlenebilinir.

Kerahat vaktinde ve hutbe okunurken namaz kılınmaz. Mescid namazı kılanlar, saatin kaç olduğuna dikkat etmelidir.

Erken çıkanlar namaz kılanların önünden geçmemelidir. Bunun için arka saflarda namaz kılarlarsa daha uygun olur.

Camid            e uyumak, konuşmak, herhangi bir yolla rahatsızlık vermemek gerekir.

Cuma’ya gidemeyen özür sahibi, o günün öğle namazını kılar.

Eğer iş sahibi Cuma’ya salmazsa, çalışanın, işi bırakıp Cuma’ya gitmesi caiz değildir. Bu durumda izin isteyecektir, vermezse münasib bir dille meseleyi anlatacaktır. Değilse uygun bir iş arayacaktır. İş bulamazsa, çalışmaya da mecbur ise uygun iş buluncaya, Allah’ın kendisine çıkar bir yol gösterinceye kadar orada çalışır. Cuma’nın yerine de öğle namazı kılar.

Cuma günleri bacılarımızla bir araya gelip kur’an okumalı, dua etmeli, zikretmeli yani Cuma’yı değerlendirmelidir. Analık, kadınlık gibi kutsal görevlerin aksamaması için Cuma’nın kendilerine farz kılınmadığı için bir eksiklik hissetmemelidirler.

Bacılarımız, Cuma’yı bayram bilir, temizlik yapar, yakınlarını hazırlayıp camiye gönderir, kendi de Cuma’ya saygılı olur, cumalaşırsa Cuma sevabı olacaktır.

 

23.      Soru: Cuma Namazı Kaç Rekattır?

Bazıları Cuma namazı 2 rekattır diyor, izah etmiyor, kafa karıştırıyor.

Cuma namazının farzı iki rekattır. Ama önce 4 rekat sünnet, sonra da 4 rekat son sünnet vardır. Hz. Peygamber, sahabe, tabiin ve bugüne kadar hep böyle kılınmıştır.

Mezhepsiz ve sünnetsiz bazı kimseler peygamberlere ve mezheplere itibar etmediği için Cuma 2 rekattır deyiveriyor.

Peki 10 rekat kılan Cuma namazını kılmış olur mu? Olur, ama Hz. Peygamber ve sahabe devrini değilde günümüzü ve insanımızın durumunu düşünerek hareket edersek, mezhep imamlarının görüşüne de itibar edersek, isabet etmiş oluruz.

İslam’ın yayılması ile bazı haller değişmiş, mezhep imamlarımızda açıklık getirmiştir.

Bugün 10 rekat Cuma kılan çıkıp gitmezse daha iyi olur, konmuş tedbirlere uyarsa kendi lehinedir.

Diyelim ki; altta üstte, yolda, bahçede sıkış tepiş kılınan Cuma eksik oldu. O zaman son kazaya kalmış öğlen namazı kılınacak olursa, Cuma yerine öğlen namazı kılmış oluruz. Cuma kabul olduysa, bir öğle namazı borcu ödemiş oluruz. Son iki rekatı da kazaya kalmış sabah namazı olarak niyetleniriz.

Bu konuda hiç münakaşaya gerek yok.

Bundan iki üç ay önce bir camide cereyan kesiliverdi, hoca yattı, cemaat kalktı, cemaat yattı, hoca kalktı.Ne oldu şimdi? Bana sordular. Zuhru ahir kıldınız mı? Evet diyenler oldu, hayır diyenler oldu.

Bir kardeşimizde cemaat kalabalıktı, yolun öbür tarafında bir binada Cuma kılmış, oldu mu? diye sordu.

Bizden önce bazı şeyler boşuna düşünülmemiş, boşuna tedbir alınmamıştır. Bazı konuları tartışmakta yarar yoktur. Bize de sorumluluk getirir.

Bazı konuların ısıtılıp ısıtılıp temcit pilavı gibi gündeme getirilmesi yanlışlıklara yol açar.

Bir husus da Cuma namazı cemaatle kılınır, evde kılınmaz.

 

24. Soru: Kadın Camiye Gidebilir mi?

Fıkıh kitaplarında ‘‘herhangi bir fitne yoksa kadın gündüz camiye gidebilir. Gece ise yanında mahremi olmadan camiye gidemez’’ denilmektedir.

Kadın camiye uygun elbise ile gidebilir. Koku sürünemez.

Peygamberimiz (AS) kadına görevleri açısından mescidinin evi olmasını tavsiye etmiştir.

Erkek camiye giderse 27 derece fazla sevap, kadın evinde namaz kılarsa 27 derece fazla sevap alacağı bildirilmiştir.

Kur’an da Nur suresinde kadınlar için ‘‘Evlerinizde oturun’’ buyrulmuştur. Peygamber (s.a.)da; ‘‘ kadınların namazgahı evleridir’’ buyurur.

Kadının işi, çocukların bakımı, eğitimi ve kadının asli vazifesine göre yeri evidir.

 

25.      Soru: Kadın – Erkek Aynı Hizada Namaz Olur mu?

Kadının öne geçip erkeklere namaz kıldırması haramdır. Hepsinin namazı bozulur.

Kadının kadınlara imamlığı mekruhtur. Nafile namaz kılarken mesela; tesbih namazı için biraz öne çıkar veya safta kalır. O dışından okur, diğerleri tekrar eder.

Kadınla erkeğin yakınlığı ne olursa olsun aynı hizada namaz kılamazlar. İkisinin de namazı bozulur. Kadının geride kılması gerekir.

Kadın-erkek birbirine yabancı ise arada mutlaka bir perde bulunması lazımdır.

İmam olan erkeğin eşi, anası, kızı gibi yakını olmazsa, erkeğin kadınlara imamlığı mekruhdur. Erkek cemaat varsa o zaman mekruh olmaz.

Ramazan, cuma ve bayramlarda kapalı yerlerden imama uyulmaz. Hoparlör olsa da uyulmaz. Mutlaka bir açıklığın olması gerekir.

Kadınlar erkek çocuklarla da aynı hizada namaz kılamaz. Önce erkekler, arkada erkek çocuklar ve arkada da kadınlar saf tutmalıdır.

 

26.      Soru: Hoparlörle Ezan ve Namaz Olur mu?

Hoparlörden gelen ses yankı değildir. Hoparlör, sesi taşıyıcı ve yükseltici bir alettir.

Hoparlörden çıkan ses makinenin sesi değildir. Hoparlörle ezan okunur. O sese uyup namaz kılınır.

Yalnız radyodan, televizyondan gelen sese uyulup namaz kılınmaz.

 

27.      Soru: Camiye Gitmemek İçin Özürler Nelerdir ?

Erkeklerin namazı camide kılmaları kuvvetli bir sünnettir. Peygamber (AS) şöyle buyurur:

‘‘Ezan okuyayım da gelmeyenlerin evini yasım geliyor.’’ Namazı camide kılan erkeğe 27 derece fazla sevap olduğu bildirilmiştir.

Cemaate katılmamak için şu özürler geçerlidir.

1-     Gidemeyecek kadar ihtiyarlık ve yaşlılık,

2-     Sağlık açısından tehlike mevcutsa,

3-     Malın çalınma tehlikesi varsa,

4-     Hava şartları müsait değilse,

5-     Cami çok uzaksa,

6-     Çocuk, hasta bakıyorsa,

7-     Görev yönünden müsait değilse,

8-     Özür sahibi ise,

9-     Başkalarına rahatsızlık verecek bir hal varsa,

10- İlmi çalışmalar yapıyorsa o kişi camiye gitmeyebilir.

Şeyhülislam Mevlana Şemseddin-i Fanari cemaate katılmıyor diye Yıldırım Bayezid’in şahitliğini kabul etmemiştir.

Bir hadiste: ‘‘Camiye gidenin her attığı adıma karşılık Allah onun bir günahını affeder, onu bir derece yükseltir. O kişi camide olduğu müddetçe namazda sayılır. Melekler onun için dua eder’’ buyrulmuştur. (Buhari, Salat:87)

Hz. Ömer (r.a.) oğlu Abdullah’la çarşıyı dolaşırken ezan okununca, halkın işini bırakıp camiye koştuğunu görünce şöyle der: ‘‘ Bunlar hakkından ayet nazil olmuştur.’’

 

28.      Soru: Kutuplarda Namaz Nasıl Kılınır?

Bazıları bilmesi gerekeni bilmez, yapması gerekeni yapmaz. Kendini ilgilendirmeyen şeylerle uğraşır.

Üzerinde bir sürü kaza namazı borcu vardır. Normal namaz kılmaz. Mesela; kerahat vakitlerini bilmez, kıbleyi bilmez. Cuma, bayram namazları nasıl kılınır merak etmez. Ama kutuplarda nasıl namaz kılınır ? bunu merak eder. Merakının sebebi, islamda eksik bulmak, islamın çözemediği bir konu aramaktır.

Sorsak: – Kutuplara gittin mi? Cevap ‘‘Hayır’’ gidecek misin? Hayır. Seni oraya götürseler orada namaz kılar mısın? Hayır olacaktır.

İslamda cevabı olmayan bir soru yoktur. Yani islamın çözemediği bir problem yoktur. Bu sorunun cevabı da şöyledir:

Kutuplarda oruç tutan ve namaz kılan en yakın ülke ve namaz vakitleri belirlenen yere göre hareket eder. Yani en yakın yerin takvimi esas alınır.

Uçakla bir yere giden kimse nerede niyetlendiyse, o yerin saatine göre orucunu bozar. İsterse güneş batmamış olsun.

İslam, kıyamet dinidir. Çağlar üstü bir dindir. Çağları arkasından sürüklemeye devam edecektir.

 

29.      Soru: Namazda Göz Kapatılır mı?

Dikkatim dağılmasın diye göz kapatılmaz. Kapatılırsa, insanın gözünün önüne bir çok şey gelir.

Gözün ara sıra kapanmasında sakınca yoktur, ama devamlı kapatmak mekruhtur. Körün imamlığının mekruh oluşu, gözünün kapalı oluşundandır.

Göz ayakta secde yerine, otururken iki dizin arasına bakacaktır. Rükuda da ayak uçlarına bakacaktır.

 

30.      Soru: Namazda Herhangi bir İşaret Verilebilir mi?

Namazda gözle, kaşla, elle, ses yükselterek, ayetin anlamı ile, öksürükle herhangi bir işaret manasına gelen bir hareket namazı bozar.

Birisi ile haberleşme gibi, ben buradayım manasında ses çıkarmak gibi şeyler namazı bozar.

Bakkal namaz kılarmış, biri dükkana girince ‘‘ben buradayım, namaz kılıyorum’’ diye öksürürmüş… Bu şekilde kılınan namazlar kabul olmaz.

 

31.      Soru: Türkçe Namaz Olur mu?

Cenab-ı Allah ibadetleri emrederken Kur’an dili ile emretmiştir.

Cihan şumül olan islam’da ibadet aynı dilde yapılır.

‘‘Türkçe ezan, Türkçe namaz’’ diyenler sanki ‘‘Haydi namaza!’’ diye ezan okunsa koşup namaz kılacaklar.

Ezan ve namaz vahiy yolu ile gelmiştir, değişmez.

Hz. Peygamber (s.a.): ‘‘Beni nasıl namaz kılar görürseniz öyle namaz kılın’’ buyurmuştur.

Kur’an dilinden başka bir dille namaz olmaz.

Kıraat yani okumak namazın farzlarındandır. Allah da: ‘‘Namazda Kur’andan kolay geleni okuyun’’ buyurur.

Tercüme Kur’an değildir.

Hz. Peygamber’e çeşitli dilde insanlar geldi, Müslüman oldu. Peygamber (s.a.) onlara Arapça namaz öğretti. Kendi dilinde namaz kılabilirsin demedi.

Bir insan ancak kendi dilinde dua eder, şükreder, tevbe eder, ama namaz kılamaz.

Bir ayette: ‘‘Kur’andan tane tane oku’’ buyurarak Kur’andan okunması emredilmiştir.

Namazın Arapça’dan başka bir dil ile kılınamayacağına dair Din İşleri Yüksek Kurulu’nun fetvası vardır.

Kolaylık olur, daha fazla insan namaz kılar gibi masumane düşünceler  gibi göstererek İslam’a yönelen bu sinsi düşmanlıklara asla kulak asılmamalıdır.

Peygamber (s.a.) şöyle buyurur:

‘‘Kur’andan okumadan namaz olmaz’’ (Müslim, Salat:11)

‘‘Fatiha okumayanın namazı sahih değildir.’’ (Buhari, Salat:95)

‘‘Beni nasıl namaz kılar görürseniz öyle namaz kılınız’’ (Buhari, Ezan:18)

‘‘Bizim işimiz Kur’an’la’’ deniyor. Sünnet red ediliyor. ‘‘Okuduğumuzu anlamadan namaz olur mu?’’ deniliyor. Namaz, Kur’an-ı anlamak için değildir. Kur’an-ı anlamak isteyen Kur’an-ın tercümeleri vardır, açar okur. Mesele üzüm yemek değil. Bunlar iyi niyetli kimseler değildir. İşleri güçleri kafa karıştırmaktır.

 

32.      Soru: Ölenin Namaz Borcu Nasıl Ödenir?

Namaz için gerekli her türlü kolaylık gösterilmiş, her durumda herkesin kılması için fırsat verilmiştir. Bu bakımdan diğer ibadetler gibi namazın kefareti yoktur.

Kasten terk edilmiş, bile bile kılınmayan namazlar için kefaret olmaz. Ancak hastalığın ağırlaştığı, iyice acizliğin olduğu anlardaki kılınamayan namazların hesaplanıp fidyesi verilir.

Bu konuda vasiyet varsa, o yılın fıtır sadakası kadar her vakit için verilir. Kabulü için dua edilip affı umulur.

Aciz düşmüş bir insanın vasiyet etmesine de gerek yoktur. Malın üçte birinden 6 vakit için 6 fidye verilir.

Ölüm olayı olmadan fidye verilmez.

Keyfi ve ihmalden dolayı kılınmayan namazlar için fidye verilmez.

Az bir paranın elden ele dolaştırılması gerekli değildir. Ancak  ‘‘İyilikler kötülükleri götürür’’ ayetine göre sadaka verilir, kabulü için dua edilir.

Namaz borcu, başkası tarafından kılınıp ödenemez. En güzeli imkan varken kılmaktır.

 

33.      Soru: Namazın Kazası Olur mu?

Vaktinde kılınamayan namaz kazaya kalır. (Cuma, bayram namazları kazaya kalmaz) kazaya beş vaktin farzları ve vitir namazı kalır.

Sabah namazının sünneti vaktinde kılınmadıysa, o gün kuşluk vakti kılınır.

Başlandıktan sonra bozulan sünnet ve nafileler, sonra kaza edilir.

Namazı geciktirmek tevbe gerektirir, terk ise günahtır. İslam’da ancak unutma ve uyuyakalmak mazeret sayılır. Unutmak ve uyuyakalmakta günah yoktur.

Namazı vaktinde kılmayan için kaza kılma izni bir fırsattır.

Hendek Savaşı’nda 4 vakit namaz kılınamamıştı. Akşam topluca kaza edildi.

Namaz, eğer kaza ile ödenirse, borç ödenmiş olur. Sevabı az olur.

Kaza borcu olan sayısını tam bilemezse, kanaat getirinceye kadar kılar.

Kaza namazları kerahat vaktinin dışında her zaman kılınır.

Kaza borcu olanlar hiç zaman kaybetmeden kazaya kalmış namazları hesap etmeli, ettirmeli bir an önce kılmaya başlamalıdır. Çünkü ölüm her an gelebilir. Borcunu gözünde büyütmemelidir. Bir an önce başlamalıdır. Kılamasa, bitiremese bile Allah niyetine göre muamele edeceğine inanıyorum.

 

34.      Soru: Bir Namaz Kılarken Başka Namaza da Niyet Edilebilir mi?

İki namaz birden kılınamaz, aynı anda iki namaza birden niyet edilmez.

Farz ayrı, sünnet ayrı, nafile ayrıdır. Ayrı ayrı emredilmiştir. Zamanları farklıdır, emredenleri farklıdır, kılınışı farklıdır. Ayrıca her ibadet, başlı başına bir ibadettir. Her ibadetin niyeti farklıdır.

Namazlarda çift niyet olmaz.

Niyet, namazın farzlarındandır. Bu niyet, kesin ve açık yapılmalıdır. Ne kılınıyorsa niyet onadır. Bir hadiste: ‘‘Ameller niyete göredir’’(Buhari, Vahiy:1) buyrulmuştur.

Niyette namazın türünün belirtilmesi ve ona göre niyet edilmesi şarttır. (H.Döndüren, İslam İlmihali:236)

Kimse kılmadığı namazı kılmış sayılmaz.

Sünnet kılarken, geçmiş kaza namazına da niyetlenenin bir anda ikisini de kılanın içine sinecek midir? Aklı buna ‘‘Evet’’ diyecek midir?

Şüphe ile ibadet olmaz. Kimsenin içine sinmeyecektir. Kimse böyle kılınan namazlardan zevk de almayacaktır.

 

35.      Soru: Sünnet Namazlar Terk Edilir mi?

Şafi mezhebine göre kaza borcu olan, kaza borcunu ödemeden sünnet ve nafile kılmaz. Bir an önce borcunu öder.

Hanefi mezhebine göre bir insanın kaza borcu da olsa, sünnetleri terk edemez. Hatta nafileleri bile kılar. Kaza da kılınır, sünnet de kılınır, nafileler de kılınır.

Kaza borcu olan kaza kılacağım diye sünnetleri terk etmemelidir. Zaten kazaya bırakmakla günah işlemiştir. Bir de sünneti terk ederek ikinci bir günah işlememelidir.

Sünnet de bir emirdir. Müslüman sünnetten de sorumludur. Sünneti yapan nasıl sevap alırsa, terk edende günah işlemiş olur.

Sünneti terk eden peygamberi hoşnut edemez ve şefaatinden mahrum olur.

Kur’an da Cenab-ı Allah 50 kadar ayette Peygamber’e uymayı emrediyor. Buna göre; Muhammet ümmeti Peygamber’inin şefaatine vesile olacak sünneti terk etmemelidir.

Kur’an da: ‘Allah’a ve Resulüne uyun ki, amelleriniz boşa gitmesin’ (Muhammet: 33) buyurularak Peygambere uymayanın amelinin boşa gideceği haber verilmiştir.

Sünneti terk, Peygamberi terktir. Sünnetten uzaklaşan Peygamber’den de uzaklaşır. Peygamber de ondan uzaklaşır.

Bazı sünnetler vardır ki, farza yakındır, nasıl terk edilir?

Peygamber’i seven sünneti de sever. Sünnetine uymakla ancak onun sevgisini kazanır.

Unutmayalım Ebucehiller, Ebulehebler Peygamberlere uymadıkları için Allah’ın düşmanı oldular.

Hakkında ayet ve hadis olan bir namazı terk etmek asla doğru değildir.

Beş vakit namazın her vaktine işaret eden ayet vardır.

Sünnet ve nafile namazlar için de Hz. Peygamber’in hadisleri vardır. Mesela; Hz. Peygamber(s.a.) şöyle buyurur:

‘Sabah namazının iki rekat sünneti dünya ve dünyadaki her şeyden hayırlıdır’.(Müslim Salat:96)

‘Öğleyin 4 rekat sünnet, 4 rekat farz ve 2 rekat sünnet vardır’. ( Tirmizi, Cuma: 66)

‘‘İkindinin sünnetini kılana Allah merhamet etsin. Dünya ve dünyadakilerden hayırlıdır. (Tirmizi, Salat:201)

‘‘Akşamın iki rekat sünneti farzla beraber yükseltilir ve Allah’a arz olunur.’’

Peygamber yatsının son sünnetini asla terk etmemiştir.

Teravih müekkeh sünnettir. Yılda bir ay kılınır.

Ayrıca kuşluk, evvab’ın, teheccüt ve tesbih namazlarını Peygamber terk etmemiştir. Kılın diye tavsiye etmiştir.

Allah’ın bir veli kulu der ki:

  • –         Rızkın bereketini kuşluk namazında,
  • –         Kabrin ışığını teheccüt namazında,
  • –         Kabir sorgusunun cevabını Kur’an okumakta,
  • –         Kıyametteki kurtuluşu Allah’ı zikirde bulduk

Sünnet de efal-i mükellefindendir.

Şimdi nasıl terk edeceğiz bunları ?

 

36.      Soru: Namaz Kılmaya Başladım, Zevk Almadım Ne Yapayım?

Namaz, Müslüman olmanın şartlarındandır. Onsuz olmaz. Dinin de direğidir. Dinini ayakta tutmak isteyen namazlarını kılacaktır.

Namazın ihmali isyandır. Geciktirilmesi ise tevbe istiğfarı gerektirir.

Namaz, bizi yaratan Allah’ın emri olduğu için kılınır. Zevk almak için, sağlık için ve başka bir maksatla kılınmaz.

Namaz, günahlardan, haramlardan uzak sırf Allah rızası için kılınmalıdır.

Ebu cehil, Peygamber (s.a.) namaz kılarken ona saldırmak üzere harekete geçince, aniden arkasını dönmüş, ellerini kaldırarak korunmuştu. Ne oldu? Dediler: ‘‘aramızda ateşten bir engel oluştu’’ cevabını verdi. Ve Alak suresinin 10-19 uncu ayetleri nail oldu.

‘‘Sakın sen ona uyma, sen secde et, rabbine yaklaş’’ buyuruluyordu.

 

37.      Soru: Alkol ve Kolonya Elbisemize Dökülse, Tuz Döksek Alkol Tuzu Kırar mı?

Alkol ve kolonya dökülen elin, yüzün ve elbisenin yıkanması gerekir. Yıkanmadan namaz kılınmaz.

Peygamber (s.a.) ‘‘temizlik üçtür’’ demiştir. Üç defa yıkamak gerekir.

Yıkamayıp da tuz dökülmesi alkolün necisliğini gidermez. Haramlığını helale döndürmez.

 

38.      Soru: Bile Bile Haram Yiyenin Namazı Kabul Olur mu?

Olmaz. Peygamber (s.a.) ‘‘kırk gün kabul olmaz diyor, bir lokma haram için’’. Mesela; faiz Kur’an’da, sünnette haram. Faiz yiyenin de namazı kabul olmaz.

 

39.      Soru: Namazda Zorlama Dlur mu?

İmanda zorlama olmaz. İnandıktan sonra mutlaka namaz kılınacaktır.Aile reisi, önce eşine, çocuklarına namazı öğretecek, sonra da kılmalarını isteyecek, kılmazlarsa görünecek, zorlayacak, hatta çocuğunu gerekiyorsa dövecek bile.

 

40.      Soru: İçki İçiren Bir Lokantanın veya Bir Otelin Bir Yerinde Namaz Kılınabilir mi?

Lokanta yemek yenmek, otel yatıp kalkmak için yapılmıştır. Buralarda çalışanlar veya otelde kalanlar temiz bir köşede namaz kılar.

 

41.      Soru: Namazla Alay Edene, Namaza Karşı Gelene Susmak mı Gerekir, Yoksa Bir Şey Söylemek mi Gerekir?

Namaz Allah’ın emri. Hakkında ayet var, hadis var. İnkar eden, alay eden küfre girer.

Böyle bir durumda uzun uzun tartışılmaz. Hata yaptığı söylenir. Uygun bir dille uyarılır.

Susmak doğru olmaz. Çünkü Peygamber (s.a.): ‘‘haksızlık karşısında susan dinsiz şeytandır.’’ buyurmuştur.

Hakikat karşısında susunca karşı tarafın üstünlüğü ve haklılığı kabul edilmiş olur.

Dinimizde tepki göstermek ve iyiliği emredip kötülükten men etmek, aynı zamanda tebliğ etmek müslümanın üzerine farzdır.


Bu yazıyı 2.105 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.