Nasıl Bir Gençlik

Gençlik, toplumlar ve aileler için temel taşıdır. Aynı zamanda toplumlar ve aileler için geleceğinin ve varlığının teminatıdır. İnsanların geleceklerine ümitle bakabilmeleri, genç nesle verecekleri şeylere ve yetiştirecekleri gençliğin seviyesine bağlıdır.

Kendilerinden sonra yerlerini alacak nesli iyi yetiştirmeyen, emanetleri ehil ellere teslim edemeyecekleri için, kısa zamanda aileler, milletler parçalanıp yok olacaklardır. Demek ki milletlerin kaderini gençlik tayin edecektir.

Hepimiz bir gençlik yaşadık. Sık sık “Ah…” çekeriz. Açarız ağzımızı “Bizim zamanımızda… Biz…” diye başlar, “şöyle yapardık, şöyle ederdik” bu devam edip gider. Ardından da “ah gençlik ah” deriz. Hani Nasreddin Hoca bir gün ata binmek istemiş, bir sıçramış, iki sıçramış bir türlü binememiş “Ah gençlik ah!” demiş. Bir de bakmış ki kimse yok. “Biz senin gençliğini de biliriz” deyip yürümüş. Yani ne olursa olsun, hepimiz de geçmişin özlemini çekeriz, geçmişin eksikliğini hissederiz. Günler geçtikçe gençliğin önemi ve yetişmesi herkesi düşündürür. Fakat çocukları küçük olanlar, çocukları olmayanlar bu konuya önem vermezler, endişe duymazlar. Ne zamanki kendi çocukları büyür, tehlikelerle karşı karşıya gelir. İşte o zaman sızlanmaya, endişe duymaya ve tedbir alınmasını istemeye başlarlar.

İnsan, kutsal bir varlıktır. İnsana ait olan şeyler de kutsaldır. İnsanın bu kutsallığına yakışır bir şekilde yetiştirilmesi gerekir.

Bugün evinde hayvan besleyen, hayvan yetiştirenler çok iyi bilirler. Önemsenmezse sonuç iyi olmaz. Bahçe ile, bitki ile, fidanla uğraşanlar da bilirler. Bakarsan bağ, bakmazsan dağ oluverir. Yani bakılmazsa istenilen ürün alınmaz. Emekler heba olur. İnsanın durumu bunlara da benzemez. Diğer canlılara nazaran insan, en geç ve en zor yetişen bir varlıktır.

İnancımıza göre her insan tertemiz olarak dünyaya gelir. İçinde yaşadığı toplum, aileye ve verilen öneme göre şekil alır. Yani çocuk için, örnek olma ve yönlendirme esastır. Çocuk bir hamur gibi istenilen şekli alır. Toprak gibi atılan her tohumu yeşertir. Yani ister diken tohumu ek, ister çiçek, hangisini atarsan onu yeşertir.

İnsanın ilgiye, öğüte ve yol göstermeye su ve ekmek kadar ihtiyacı vardır. Hele bu bir çocuksa, şefkat ister, destek ister. İlgi gösterilmezse kurda, kuşa yem olan yavru gibi heder olur gider.

Allah insanı yarattıktan sonra başıboş bırakmamıştır. Peygamber göndermiş, kitap göndermiştir. Peygamberlerden sonra ana babayı evladından yöneticileri yönettiklerinden hülasa aklı başında olan herkesi birilerinden sorumlu tutmuştur. Buna göre herkesin iyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak insanlık görevidir.

Her devrin bir problemi var. Denilebilir ki günümüzün en öne gelen problemi, gençlik problemidir. Çünkü günümüzün hedefi gençliktir. Din, aile ve gençlik, bu üç noktadan saldırıya uğruyoruz.

– Hızlı bir yozlaşma ve değişime uğruyoruz.

– Sanatçı, sporcu adı ile bir avuç insan ilâh kabul ediliyor.

– Gençler popla, topla uyutuluyor, uyuşturuluyor.

– Cinsellik ön plânda. Eğlence, uyuşturucu, alkol gıdası.

– Çoğumuzun dini ateizm, satanizm. Boynuna haç takmaktan korkmuyor.

Yani gençlik, olmuş şehvet çağı, isyan çağı…

Biz ne yapıyoruz? Sadece seyrediyoruz. Sellerle kaybolan toprağın hesabını yaparken kaybolan gençliği hiç düşünmüyoruz. Kaplumbağalarla, kel aynak kuşları ile uğraştığımız kadar gençlerle ilgilenmiyoruz.

Çevre kirliliğinden bahsederken kirlenen gençliği unuttuk. Kedi – köpek besleyelim derken yavrularımızı unuttuk.

Gençleri kurtarmak için batı insanını mutsuz eden filozofların reçetelerini kullandık, peygamberleri unuttuk.

Bugüne kadar yabancı eğitim sistemleri ile Müslüman – Türk çocuğunu yetiştirmeye kalktık. Sosyalizmle, kapitalizmle, komünizmle insanımızı ruhsuzlaştırdık.

Gençlik ve gençler bir nimettir. Kıymeti iyi bilinmelidir. Genç, sözü, yüzü ve fiziği ile genç değildir. Genç düşüncesi ile yaptığı ile gençtir.

Genç olmak demek, problemli olmak demek değildir.

Gençler ihmal edildiği için gerçek güzelliklerden mahrumdur. Geçici, sahte güzellikler peşindedir. Ruh güzelliği ve ahlâk güzelliğinden mahrumdur. Genç yaşamadan ihtiyarlamıştır. Maddî hayat felsefesi ile ruhen ve bedenen çökmüştür.

Bu bölümde gençliğin problemleri ve çözüm yollarını ele alacağız.


Bu yazıyı 380 kişi okudu.

Paylaş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.