NE KADAR MÜSLÜMANIZ?

ÖNCE İMAN

İman, şüpheye yer kalmayacak şekilde iman esaslarına dil ile ve kalp ile tasdik etmektir.

İman, kelime-i tevhid ve kelime-i şehadetle başlar.

Bir kimse,

  1. Allaha iman,
  2. Peygamberlere iman,
  3. Meleklere iman,
  4. Kitaplara iman,
  5. Ahiret gününe iman,
  6. Kaza ve kadere iman. Hayır ve şerrin Allah’tan geldiğine iman ederse, Müslüman olur.

 

Bir müslümanın imanını koruyabilmesi için de:

 

  1. İman esaslarının tamamına şüphe götürmeyecek şekilde inanması,
  2. Ehl-i sünnet itikadına bağlı olması ve itikad bozukluğu bulunmaması,
  3. Kurana ve sünnete uygun yaşaması,
  4. İmanın gereği olan amellerle imanını kuvvetlendirmesi lâzımdır.
  5. İman etmeyenlerin akıbetini Cenab-ı Allah şöyle haber veriyor:
  6. “Artık o çetin azabımızı gördükleri zaman, Allah’a inandık ve ona ortak koştuğumuz şeyleri inkar ettik.” Derler. (Mü’min:84)
  7. “Fakat azabımızı gördükleri zaman, imanları kendilerine bir fayda vermeyecektir. Allah’ın kulları hakkında süre gelen adeti budur. İşte o zaman kafirler hüsrana uğrayacaklardır.” (Mü’min:85)
  8. Asr sûresinde de:

“Asra yemin ederim ki, insan gerçekten ziyan içindedir. Bundan ancak iman edip iyi ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır.” buyurmuştur.

Ne mutlu iman nasip olanlara, ne mutlu iman edip kurtulanlara!

DÜNYA İLE İMTİHANDAYIZ

Cenabı Allah bizi yaratmış, dünyayı ve dünya nimetlerini de yaratmış, Onunla bizi imtihana tabi tutmuş. Bakalım dünyaya meyledip, ahreti unutacak mı yoksa dünya ile ahreti mi kazanacak demiş.

Bazılarına az vermiş, isyan mı edecek bazılarına çok vermiş, şükür mü edecek, yoksa şımarıp, gururlanıp isyan mı edecek.

Peygamber göndermiş, kitap göndermiş, dünya ve ahiret dengesini kurmamızı tavsiye etmiştir. Buyurmuştur ki;

  • “Allah’ın sana verdiğiyle ahiret yurdunu ara. Dünyadan da nasibini unutma. Allah’ın sana iyilik ettiği gibi, sende iyilik et. Sakın yeryüzünde fesat çıkarma, doğrusu Allah fesat çıkaranları sevmez” (Kasas: 77)

Dünya ahiretin tarlasıdır. Burada ne ekersen ahirette onu biçeceksin. Demek ki, dünya ahireti kazanmak için vasıtadır.

Kur’an’da Rabbimiz bize bir dua öğretiyor: “Rabbim, bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver. Bizi cehennem ateşinden koru.” (Bakara: 201)

Dünya, Kur’an’ın ifadesiyle oyun ve eğlenceden ibarettir. Bir müddet eğlenilir sonra da asıl insanın yeri olan kabre göçer.

Ömür, sayılı günlerden ibarettir. Peygamberimizin emrine göre “dünyada garip bir yolcu gibi olunacaktır.”

Peygamberimiz(S.A.V) şöyle buyuruyor:

  • “İnsana ait üç şey vardır:
  1. Yiyip tükettiği,
  2. Giyip eskittiği,
  3. Sadaka olarak verip, ahiret azığı yaptığı.”
  • Bir hadislerinde de insan ölünce onu üç şey takip eder.
  1. “Malı, gözünü kapadı mı onu terk eder,
  2. Yakınları, mezar kapısından geri döner,
  3. Ameli onunla yola devam eder.”

Cenab-ı Allah Kur’an’da şöyle buyuruyor:

  • “İnsan, imtihandan geçirilmeden iman ettik demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar.” (Ankebut: 2)
  • “Dünya hayatı, bir oyun ve eğlenceden ibarettir…” (Enam:32)
  • “Kim bu çarçabuk geçen dünyayı dilerse ona dilediğimiz kadar hemen dünyada veririz. Sonrada onu kınanmış ve kovulmuş olarak cehenneme sokarız.” (İsra: 18)
  • “Mallarınız, çocuklarınız sizin için bir imtihandır. Büyük mükafat ise Allah’ın yanındadır.” (Tegabün: 15 )

 

İSLAM DÜNYASININ PROBLEMLERİ

Bugün İslam dünyası, istenilen durumda değildir. Başta Kur’an-ı, İslâmı anlama ve yaşama problemi vardır.

Diğer önemli problem de küfür cephesi gibi bir araya gelmemiş ve İslam kardeşliğini hayata geçirememiştir. Yahudi ve Hristiyan ülkelerle yaptığı işbirliğini İslâm ülkeleri ile yapmamaktadır.

İslam ülkeleri, İslama göre değil, mezheplere göre hareket etmektedir.

Herhangi bir İslam ülkesi karşılaştığı sorunlarla boğuşurken, diğer İslam ülkelerinden destek görmemektedir.

Birliğin, beraberliğin ve kardeşliğin kaynağı olan ahret, bu birliği ve beraberliği gerçekleştirme yolunda ortak nokta oluşturulmamaktadır. İnançlar farklıdır. Uygulamalar farklıdır. Hz. Peygamberin yolunda yürünmemektedir.

Düşman, İslam birliğini parçalayan mezhepler oluşturmuştur.

Barışın ve kardeşliğin kaynağı olan İslam terör dini ilan edilmiştir. Bunun böyle olmadığı ortaya konamamıştır. Aksine Müslümanlar arasında terör gurupları oluşturulmuştur.

Çeşitli hile ve tuzaklarla, işgallerle İslam ülkeleri fakirleştirilmiştir.

Yüce dinimize plânlı olarak bid’at ve hurafeler karıştırılmıştır.

İslamın batı karşısındaki durumu, yeni nesli inançsızlığa sevk etmiştir.

Müslümanın hayat ölçüleri değiştirilmiştir. Batının geçici cazibesine kapılan müslümanın ölçüsü batı olmuştur.

İslam aleminin perişanlığının sebeplerinden başta geleni Batı sıtmasına tutulması, kurtuluşu Batıda aramasıdır. Batının hayat anlayışı ve adetleri müslümana huzur vermez ve hayat kaynağı da olamaz. Batının dini aynıdır. İnsanlık ve medeniyet anlayışı ayrıdır.

Cenab-ı Allah Kur’an’da Yahudi ve hristiyanlara uyulmaması için uyarılarda bulunmuştur.

 

İSLAMIN ASLINDAN UZAKLAŞMA PROBLEMİ

Din, kaynağından öğrenilmediği için çok kafa karışıklığı oluyor. Değişik anlayışlar ve anlayışlara neden oluyor.

Din deyince misyoner mantığı ile hareket edilerek Hz. İsa, Hz. Musa, Hz. Muhammed deniyor. Hristiyanlık da Allah’ın dini, İsa da Allah’ın peygamberi. “Ona uyulsa ne olur?” deniliyor. “Ataist, satanist olacağına gençler Hıristiyan olsun.” deniliyor.

Bazı guruplar bazı cemaatler İslamı yeniden dizayn etmek istiyor.

Dinler arası diyalog derken Hıristiyanlığı öne çıkarma, geçerli dinmiş gibi gösterme çabaları var. Tertemiz Anadolu insanı, dış emeller için kullanılıyor. Dinden tavizler verilerek dış güçlere şirin görünenler, İslam’ı aslından uzaklaştırmaya çalışıyor.

İslam’da reform istekleri oluyor. İslam’ın emirlerini medenilik, çağdaşlık adına Allah’ın emir ve yasaklarını değiştirme oyunu oynanıyor. İslam’da deform yani bozulma olmamıştır ki, reform olsun. Bu İslam düşmanlarının isteğidir. Misyonerlerin telkinidir. Batı, haçlı orduları ile yapamadığını misyoner orduları ile yapmak istemektedir.

İslam ülkelerinin geriliğinin sebebi, İslam’a yükleniyor. Batı, Hıristiyan olduğu için kalkınmış. İslam aleminde müslüman olduğu için geri kalmış gösteriyorlar.

Batı, geçmişi unutuyor. İslam hakimiyetini ve İslam medeniyetinin Batıya neler kazandırdığını unutuyor. İslam’ın üç kıtaya hakimiyetini unutuyor.

Müslümanları Kur’an’dan ayırmak için sünnetten ayırma, peygamberden uzaklaştırma çabaları var. Peygambersiz sünnetsiz din isteniyor. Halbuki sünnet Kur’an’ın anlaşılması ve yaşanması için şarttır. Ne diyorlar “Bize Kur’an yeter.” ,”Kur’an Müslümanlığı istiyoruz.”

Sünnet Kur’an’dan sonra İslam’ın ikinci kaynağıdır.

“İslam peygamberi vazifesini yapmıştır. O’nun görevi bitmiştir.”diyorlar.Allah Rasülü Ahir zaman peygamberidir. Kıyamete kadar O’nun hükmü geçerlidir.

O, Arapların peygamberidir, deniyor. İslam peygamberi Araplara inmiştir. Ama o, bütün insanlığa inmiş, Rasulüs-Sekaleyn’dir.

İslamı yaşayamayanların bir tuzağı da ılımlı İslamdır. Yani inanacaksın ama yaşamıyacaksın. Bu şeytanın isteğidir. Bu misyoner oyunudur.

İslam, Allah tarafından gönderilen hiçbir değişikliğe uğramamış, kıyamet dinidir. Kur’an’da:

  • “Allah katında din islamdır.”(Al-i İmran: 19 )
  • “Kim islamdan başka bir din ararsa, ondan o din asla kabul edilmeyecektir.” (Age: 85 )
  • “Din olarak İslam’ı seçtim.” (Maida: 3) buyuruyor Cenab-ı Allah.

İslam tektir. Başka bir din yoktur. Din değiştirilemez. Ona göre, buna göre din olmaz. Ayrıca düşünceler, istekler, bid’atlar din haline getirilemez.

Ilımlı İslam diyenler, samimi, İslamı yaşayan kimseler değildir.

Din, bizim istek ve arzularımıza göre düzenlenemez. Öyle dinde olmaz. Çağa göre din değişmez. Ya inanırsın yada inanmazsın. Kula düşen budur. Dinin kurallarını Cenab-ı Allah koyar.

İslam üzerinde oynanan oyunlara karşı Müslümanların uyanık olması lâzım. İslam dini, Hıristiyanlık ve Yahudilik gibi aslından uzaklaştırılmak isteniyor. İmani açıdan dine müdahale insanı dinden, imandan eder.

 

DİNLER ARASI DİYALOG

Cenab-ı Allah Kur’an’da dinlerin durumlarını ve Müslümanların Gayri Müslimlerle ilişkilerini bize anlatmış, Allah Rasulü de putperestlerle, Hıristiyanlarla ve Yahudilerle ilişkilerin nasıl olacağının örneklerini vermiştir.

Başka dinden olanlarla yaşarken, onlarla iş yaparken veya gönül bağı  kurarken ölçü, Kur’an ve Allah Rasülünün örnek hayatı esas alınacaktır.

Bu konuda müslümanın kırmızı çizgileri olmalıdır.

  • İslamdan önceki dinlerin hükmü kaldırılmıştır. İslamdan başka din kabul değildir. İki semavi dinin mensuplarına ehl-i kitap denir. Bunlar İslam dışıdır.
  • İslam dışı olanlar müşriktir. Müşrik olanla müslümanın evliliği caiz değildir.
  • Müslümanın başka dinden olanların dini ayinlerine katılması, onların yaptığını yapması, cenazelerine, dualarına katılması, onlar için dua edip af dilemesi dinen yasaktır.
  • Gayr-i Müslime af dilenmez, rahmet dilenmez.

Ebu Talip ölüm döşeğinde iken peygamber(AS) onun affını isteyince, Cenab-ı Allah:

  • “Cehennem ehli oldukları açıkça belli olduktan sonra yakınları da olsalar, Allah’a ortak koşanlar için af dilemek peygambere de yakışmaz, mü’minlere de yakışmaz.” (Tevbe : 113) ayetini indirdi. Peygamber (AS)’ı uyardı.
  • Hıristiyanlık ve Yahudilik tevhid inancına sahip değillerdir. Hz.Ömer (RA) söyle demiştir.
  • “Allah’ı üç bilmekten âlâ şirk mi olur?”
  • Kur’an’da Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmememiz emredilmiştir.
  • Dinler arası diyalog olmaz. Dinler arası diyalog da İslam’ın üstünlüğünü kaybetme, küçülme hatta savrulup gitme vardır.

Diyalog da Hıristiyanlığı ve Yahudiliği muhatap kabul ediyorsunuz. Bunlar İslam’ın gelmesiyle nes olmuş dinlerdir.

Dünyayı Hıristiyanlaştırmak için incili yeryüzüne yaymak için çalışan kilisenin emelini gerçekleştirmek için, işini kolaylaştırmak olur. Kiliseler ve misyonerler daha serbest ve daha rahat çalışma imkanı bulacaklardır. Nesh olmuş bir dinle hangi noktada buluşulacak, dinin nesi tartışılacaktır? Bir hükmü geçmiş kalp para ile yeni kullanılan para bir tutulabilir mi? Aynı değerde olabilir mi?

Dinler arası diyalog olmaz. İslam da tebliğ vardır, tebliğ olur.

Bugün kiliseler cemaat olmadığı için satılıyor. Kilisenin akıl almaz davranışlarından bıkan, müslüman oluyor. Kilisede taciz, tecavüz olayları almış başını gidiyor. Kilise erkekle erkeğin nikahını kıyıyor. Papazların çoğunun homoseksüel olduğunu sağır sultan duydu.

2013 Mayısın da dinler arası diyalog’un temsilcisi diyanet işleri başkanına ziyarete gelmiş, diyalog konusu üzerinde konuşulmuş, bir netice alınamamıştır. Mehmet GÖRMEZ hocamız: “Dinler arası diyalog olmaz.” Demiştir.

Dinler arası diyalog, kilisenin projesidir. 15-01-2015 tarihinde il müftüleri toplantısı da diyanet işleri başkanı Mehmet GÖRMEZ dinler arası diyalogun melez bir din oluşturacağını söylemiştir.

Batı, Müslümana da, islama da hiç değer vermiyor bu diyalog nasıl olacak? Diyalog kilisenin oyunudur. Batıya Amerika’ya şirin görünmek için papanın elini öpmeye gerek yok herkesin dini kendine…

18-11-2014 tarihli basında “Dinler arası diyalog Vatikan’ın projesi” haberi vardı.

30-10-2015 tarihli basında da: “İskoçya’da dinler arası diyalogun merkezi yapmak için Müslümanların paraları ile kilise satın alındığı haberi.” Yer almıştır.

 

 

 

GİZLENEN NE?

Dinler arası diyalog çalışmaları, İslamı ifsat çalışmalarıdır. Batı ve kilise hiçbir zaman İslam ve Müslümanlar için hayır solumamıştır.

Haçlı seferleri İncil’in ve papazların kışkırtmaları ile defalarca islamı yok etmek için İslam ülkelerini kana boyamıştır. Papazlar “Ardımdan gelmeyen benden değildir…” diyerek ön saflarda olmuştur.

Dinler arası diyalog, islama zarar verme çalışmalarıdır. Baktılar Teslime Nesrin’lerle, Salman Rüşti’lerle, Karikatürlerle ve içimizdeki hainlerle islama zarar veremediler. Çareyi, kaleyi içten feth etmede buldular. Gönüllü ortaklarda vardı. Dindar görünen kimseleri kullanarak islama paralel din oluşturmaya çalıştılar.

Böylece misyoner güçlere çalışma ortamı hazırlanacaktı. Türkler islamdan koparılınca, Türklüklerinden de kopmuş olacaklardır. Çünkü tarihte İslam dini sayesinde Türklüğünü muhafaza eden tek millet aziz milletimizdir.

Diyalog, dinende, siyaseten de yanlıştır. Hıristiyan emellerine hizmet eder. Hükmü kaldırılmış dinleri ortaya çıkarmak ve muhatap kabul etmek olur.

Hıristiyanlık tevhid dini değildir. Şirk dinidir. Tanrı inançları 1+1+1=1 yani baba, oğul, kutsal ruhtur.

 

DİYANET NE DİYOR?

“Dinler arası diyalog olmaz, din adamları arası diyalog olur,” diyor.

Allah yanında bir din vardır. O da islamdır. Fetva ve Daimi İlmi Araştırma Heyeti bu konuda toplanmış, şu fetvayı vermiştir:

  • “Hz. Muhammed’e, nebi, peygamber ve rasül olarak inanan bir müslümanın dinler arası diyalog fikrini teşvik etmesi ve bu konuda konferans ve panellere katılması veya bu cemiyetlere katılması asla caiz değildir.”

Bugüne kadar islamdan taviz verilmemiştir. Bundan sonrada verilmeyecektir. İslamla bozulmuş aslı ortadan kalkmış dinlerle din birliği olmaz.

Müslüman İzzet ve şerefi kendi dininde aramalıdır. Müslümanları bırakıp da kafirleri dost edinmemelidir. Hiçbir konuda ataiste ve kâfire itaat etmemelidir. Yoksa o da onlardan olur.

Cenabı Allah Kur’an’da bizi şöyle uyarıyor:

  • “Ey iman edenler! Eğer kafirlere uyarsanız sizi eski dininize döndürürler de hüsrana uğrayanların durumuna düşersiniz.” (Ali İmran 49)
  • “Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, kötü arzularına uymuş ve işi gücü aşırılık olan kimseye Boyun eğme!” (Kehf: 28)
  • “Kafirlere Boyun eğme!” (Furkan: 52)
  • “Sakın kafirlere arka çıkma!” (Kasas: 86)
  • “Ey peygamber! Allah’tan kork. Kâfirlere ve münafıklara boyun eğme.” (Ahzab: 1)
  • “Kâfirlere ve münafıklara boyun eğme.” (Azhap: 48)
  • “Sen onları Tevhide Davet et!” (Şura: 15)

Cenabı Allah’ın Müslümanlara bir emri de:

  • “Ey iman edenler! Kendi dışındakileri sırdaş edinmeyin. Çünkü onlar size fenalık etmekten asla geri durmazlar. Hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Gerçekten kin ve düşmanlıkları sözlerinden bellidir. Kalplerinde gizledikleri düşmanlık ise, daha büyüktür…” (Ali İmran: 118)

Atalarımızın bir sözü var: “Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.” Diye.

Müslümanın görevi ilahi uyarılara uymaktır. Bu imanın seviyesini gösterir.

 

NE KADAR MÜSLÜMANIZ?

Dünya ve ahiret için önemli soru bu. Bir genç Avrupalı Hıristiyan bir kadınla evleniyor. Gencin ailesi kadının Müslüman olmasını istiyor. Kadın, Müslüman oluyor. İslam’a öyle sarılıyor ki, tam tesettüre giriyor, ibadetlerini öğreniyor, aksatmıyor, kayınvalide diyor ki:

  • “Sana bakınca açık saçık İslamı bilmeyen kızlarım için ve Müslümanız dediğimiz halde yaşantımızdan utanıyorum.”
  • Müslüman olan bir Alman bilim adamı:

“İslam’a baktım imrendim. Sözde Müslümanlara baktım iğrendim. 50 yıl geç Müslüman oldum bunun vebali onlarındır.” diyor.

  • Bir meslektaşımız öğretmen olarak Avrupa’ya gitmişti. Oturduğu ev sahibi kadın 15 gün sonra kapısını çalıyor: “Sen hangi dindensin? Diyor. Cuma baktım, Camiye gitmedin. Cumartesi baktım, havraya gitmedin. Pazar bekledim kiliseye gidelim diye. Kiliseye de gitmedin. Ben dinsiz bir insanla oturmak istemem evimi boşalt.” Diyor.

Gerçekten biz neyiz? Müslüman mıyız?

Ben bakıyorum, Kur’an okuyan Dini kitap okuyan yok. Batılı yazarların kitapları masada, koltuk altında…

İnsan yediğinden, içtiğinden ve okuduğundan ibarettir. İnsanı şahsiyet haline getiren kendi kültürüdür. Batılılaştık yozlaştık kendi değerlerimizden, kültürümüzden uzaklaştık. Okuduğumuz kitabın rengini aldık…

Dini yaşamanın yasak olduğu dönemlerde hep Yunan klasikleri basılmıştır. Yabancı eserler tercüme edilmiştir. Neden? Bizi biz olmaktan çıkarmak için Ahmet Hamdi Akseki hocamızın peygamberimizle ilgili kitabı basılmamış, sebebi sorulduğunda “Yeni neslin dindar yetişmesine müsaade edemeyiz.” Cevabı verilmiştir.

Yetişen nesiller İslam’dan uzak yetişti. Zaman zaman diyorum ki, bazı Müslümanım diyenlerin Hıristiyan’ım diyenlerden ne farkı var? Diyorum.

“Müslümanım” diyen dinin neresinde? İslam onun hayatının neresinde? Sözde Müslüman olunmaz Özde Müslüman olmak lazım.

İslamın şartlarından namaz yok, oruç yok, hac yok, zekât yok. Bu nasıl Müslümanlık. Böyle Müslümanlık mı olur?

Alman patron işçisine sormuş:

  • Namaz kılıyor musun?
  • Hayır.
  • Oruç tutuyor musun?
  • Hayır.
  • Zekât veriyor musun?
  • Hayır.
  • Sen Müslümandın değil mi?
  • Alman işveren:

“Ben de Müslümanım öyleyse” demiş. “Müslümanım” demek kolay. Müslüman olmak zor. Papağana Müslümanım demeyi öğretsek. “Müslümanım” dese dursa, papağan Müslüman mı olur?

İnancını yaşayanla, yaşamayanım farkı yok mu? Biri kelime-i şahadeti getirmiş, orada kalmış. Diğeri Müslüman olmanın şartlarını yerine getirmiş. Allah’la olmuş peygamberlerle halleşmiş.

Biri ne kadar Müslüman, diğeri ne kadar Müslüman? İşte bu fark önemli.

Ben bir gün mutlaka İslamın şartlarından sorulacağım deyip, herkes kendini hesaba çekse, Ben Müslüman mıyım? Ben ne kadar Müslümanım? Dese, mutlaka kendine gelecektir.

 

HAYATI İSLAMCA YAŞAMAK

Bu dünyadan İslamı yaşayan da gidiyor yaşamayan da gidiyor. Biri mutlu olacağı bir hayat yaşıyor, diğeri pişman olacağı bir hayat yaşıyor.

Kubbede hoş seda bırakanla, eli boş giden, musalla taşında yan yana dururken, kabirde yan yana yatarken sanki dünya hayatını yaşamamışlar gibi değil mi? Ama aralarında çok büyük fark var.

İslamı hayatı seçen, büyük şeref kazanmış, İslamla barışık yaşamayan, büyük kayba uğramıştır.

İslam insanı dünyada ve Ahirette farklı kılar.

Habeşistan’a göçen ilk muhacirlerden Cafer Bin Ebu Talip, İslam’ın kendilerinde meydana getirdiği değişimi şöyle anlatmıştır:

“Hükümdar! Biz Câhiliye toplumuyduk; putlara tapar, leş yer, çirkin işler yapardık. Akraba ilişkilerine değer vermez, etrafımızdakilere kötülük ederdik. Güçlülerimiz zayıflarımızı yok ederdi. Biz bu halde iken, Allah bize içimizden soyunu, doğruluğunu, güvenirliliğini ve iffetini iyi bildiğimiz bir resûl gönderdi. Bu Peygamber bizi Allah’a, Tevhid inancına ve ona ibadet etmeye davet etti. Bizim ve atalarımızın Allah’ın dışında tapmış olduğumuz taşlardan ve putlardan kurtulmamızı öğütledi. Doğru söylemeyi, emanete riayet etmeyi, akraba ile iyi ilişkiler kurmayı, komşulara iyi muamelede bulunmayı, haram yemeye ve kan dökmeye son vermeyi emretti. Aynı şekilde çirkinlikleri, yalan sözü, yetim malı yemeyi, namuslu kadına iftira etmeyi de yasakladı. Sadece tek olan Allah’a ibadet etmeyi ve O’na hiçbir şeyi şirk koşmamamızı emretti. Namazı, zekâtı ve orucu da bize emretti.”(İbn Hanbel,I,202)

 

Ebu Hüreyra (R.A.) şöyle anlatıyor:

Bir gün Allah Resûlü: “Şu söyleyeceklerimi kim uygulamak ister?” dedi.

Ben: “Ben uygularım.” Dedim. Yanına geldim. Elimi tuttu bana şunları söyledi:

  • Haramlardan uzak dur; o zaman insanların en çok ibadet edeni olursun.
  • Allah’ın sana verdiğini razı ol; insanların en zengini olursun.
  • Komşuna iyilik et; iyi Mümin olursun.
  • Kendin için istediğini başkası içinde iste; iyi müslüman olursun.
  • Çok gülme; çok gülmek, kalbi öldürür. (Tirmizi, Zühd : 12) buyurur.

Müslüman kendisine sormalıdır; Müslüman olmak neyi gerektirir? Allah nasıl bir hayat yaşamayı istiyor? Peygamber (A.S.) benden ne istiyor? Bu soruların cevabını bulup, yerine getiren kurtulur.

Allah insanı başıboş, laf olsun diye yaratmamıştır. Hayvanları bile yaratırken hepsini yol haritası çizmiş ve sorumluluklar yüklemiştir. Bakın etrafınıza boşuna yaratılan bir şey var mı?

Müslüman, kendine inancına yakışır bir hayat yaşamalıdır. Cenabı Allah’ın emir ve yasakları, onun Hayatına bir anlam kazandırır. Örnek ve model olarak Rasulullah’a uyması, sünnetini ihya etmesi, diğer yaratıklardan üstün kılar. Yoksa sapıtır gider.

Müslüman yaşarken, Kiramen Katibin meleklerinin her hareketini tespit ettiğini, kendi organlarının şahitlik edeceğini bilerek yaşarsa, amel defterini sağından almaya hak kazanır.

Müslümanın haramı helâllaştırme ve günah işleme özgürlüğü yoktur. Müslümansa, Allah’a ve Rasulüne itaat edecektir. Haram, amelleri boşa çıkarır. Günah kalbi karartır.

Müslüman, dünyaya önem verdiğinden çok ebedi olan ahiret hayatına önem vermeli, dünyada ve ahirette kalacağı kadar çaba sarf etmelidir. Dünyada bırakıp gideceği şeyler için hayatını boşa harcamamalıdır.

Kıyamet günü Cenabı Allah, her amelimizi ortaya koyup, bize “Beğendin mi?” diye soracaktır. Önce kabir ne getirdin? Diyecektir. Allah, nelerle huzuruna çıktıysak Bize ona göre muamele edecektir.

İslam hayat için mazeret olmaz. Baskı altında da olsa inançtan taviz verilmez. Allah Kur’an’da ne diyorsa odur. Allah Rasûlü ne getirdiyse odur. Ben yapamıyorum, sen bana bakma da denemez.

İyi örnek olmak Müslümanın görevidir. Müslüman, kötülüğe, itaatsizliğe sebep olmayacak, kötü çığır açmak, o kötülük işlendiği müddetçe sorumluluk getirir.

Müslüman İslam’ı temsil eder. Rehberi Kur’an, kılavuzu Hz. Peygamberdir. Yaşayışı ile, işi ile, eşi ile “Şuna bak” dedirtmemelidir. Müslümanın hayatını İslam doldurmalıdır. İslam’ı doya doya yaşamalı iyi örnek olmalı ve başkalarını özendirilmelidir.

 

Sözde Müslümanlara bakıp Akif şöyle demiştir:

“Müslümanlık nerde! Bizden geçmiş insanlık bile.

Adam aldatmaksa maksat aldanan yok, nafile!

Kaç hakiki Müslüman gördümse hep makberdedir.

Müslümanlık Bilmem Amma, galiba göklerdedir.”

Bakıyorsun Müslümanlar geri kalmış. İslam kardeşliğini kuramamış, İslam ülkelerinde başkalarının hükmü geçiyor. Başkalarından medet bekliyor. Ölen, zulüm gören Müslüman, sömürülen Müslüman. Kur’an’ın ilk emri “oku!” Müslüman okumuyor. Bu neden?

Bu peygamberin yolundan gitmiyor, Kuran’a uygun bir hayat yaşamıyor da ondan.

Modern dünyada Müslüman yok. Başkalarının taklitçisi, onlara özenen ve onlar gibi yaşayıp, onlara benzeyen kimseler var.

Müslüman siyasetten men edilmiş, cemaat şuurunu, Ümmet şuurunu kaybetmiş. Fırka fırka olmuş, her biri kendinde olanla övünüyor. Cemaat ve ümmet şuuruna ermeden İslami bir hayat yaşanamaz.

Yaşanmayan dinin insana vereceği bir şey olmaz. Müslümanların ve İslam aleminin uyanıp kendine gelmesini istiyorsak, İslam’ı aşkla yaşamalıyız. Her kötülükten arınarak İslam, hayatımızın her zerresini her anını kaplamalıdır. Canla başla Kur’an’a sarılmalıyız.

Analar babalar, çocuklarını Müslüman çocuğu olarak yetiştirecek duruma gelmeden bize huzur yoktur.

Rabbim, Müslümanlara uyanmak nasip etsin…

 


Bu yazıyı 146 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here