Nişan

NİŞAN NEDİR?

Nişan, evliliğe ilk adımdır. Ad koymadır. Gençlerin ailelerin birbirlerini tanıma devresidir. Düşünme devresidir. Bir hata varsa, evlilik için bir sakınca varsa, yanlış bir evlilik yapılmaması için geçirilen bir devredir.

Nişan, evlilik akdi, anlaşması değildir. Evlilik vâdidir. Yani nişan, nikâh yerine geçmez. İki taraf nişanla birbirlerine helâl olmazlar. Evli gibi davranmazlar. Bazı hareketler meşrulaşmaz. Dikkat edilmeyecek olursa, iki tarafta günaha girer. Hatta hassas davranmayan ana baba da günaha girer.

Nişan devresini çok uzatmamak uygun olur. Her hayırlı işte biraz acele edilmelidir. Eğer süre uzatılacak olursa, istenmeyen davranışlar olur, üzüntü veren sözler söylenir.

Nişanlık devresi, çok iyi değerlendirilmelidir. Nişanlı iken sık sık tartışanlar, küsüşenler, çok iyi düşünmelidir. Çünkü bazı şeyler sonradan çok zor değişiyor.

Nişanlı iken alnı secdeye gelmeyenin sonra namaz kılması ve eşinin ibadetine saygı duyması, biraz zor oluyor. Nişanlı iken alkol alan, sonrada alkolik oluyor.

Atalarımız : “Görünen köy kılavuz istemez” demişlerdir.

Bazen görücü usulü, tenkit ediliyor. Eskilerin âdeti gibi görülüyor. Bu bakımdan ana baba ve büyükler devreye sokulmuyor. Bu çok yanlış oluyor. “Aşkın gözü kördür” denmiştir. Gençler o sıralarda birbirlerinin kusurlarını görmüyorlar.

Hayat boyu bir arada yaşanacak bir insanı, gün görmüş, tecrübe sahibi kimselerin görmesi daha uygun olur. Nişana aile büyükleri ile beraber karar verilirse bu, mutlu bir yuva için daha uygun olur.

Bu konuda Peygamberimizin koyduğu kurallardan biri de pazarlık üzerine pazarlık yapılmadığı gibi, nişan üzerine nişan yapılmaz. Yani nişanlıya talip olunmaz, fitne sokarak nişan bozulmaz. Peygamber (SAV) şöyle buyurur : “Müslüman kardeşinizin nişanı üzerine nişan yapmayın” (Prof. Dr. V. Zuhayli, İslâm Fıkhı Ans. 9/12)

Nişan, ağır masraflarla yapılmamalıdır.

Bir hususta altın erkeğe helâl değildir. İslâm Peygamberi erkeğe altın yüzüğü yasaklamıştır. Bir sahabinin parmağından çıkarıp atmış “Ben bunu size yasaklamadım mı?” buyurmuştur. Bir büyüğümüzde nişanda altın yüzüğü erkeğe takmamış “Biz onu bayanlara bıraktık” demiştir.

 

NİŞAN BOZULURSA NE YAPILIR?

            Her nişanlı mutlaka evlenecek diye bir şey yok. Nişan tanıma devresidir. Bozulabilir, dönülebilir. “Gelin ata binmiş nasip aramış” derler.

Bu durumda Hanefi mezhebine göre nişan hediyeleri hibe sayılır. Yenilen, içilen, giyilen şeyler istenmez. Kaybolan, çalınan takılar istenmez, ödettirilmez. Mâliki mezhebine göre nişandan erkek dönerse hiçbir şeyi geri isteyememez. (Age : 9/26)

Hz. Peygamber : “Hediyeler nikâh öncesi ise kadına aittir.” buyurmuştur. (Prof. Dr. H. Döndüren, Alie İlmihali : 147)

Nişan bozulursa, altın gibi kıymetli şeyler istenir ve verilir.

 

EŞ SEÇİMİ İYİ YAPILMALIDIR

            Evlilik için eş seçimi çok önemlidir. Eş pazardan kurbanlık alınır gibi alınmaz. Eş olacak kimsede bazı özelliklerin aranması gerekir.

Evlilik için en önemli husus, denkliktir. Uyumdur. Eş seçme pazardan patlıcan, domates alır gibi alınmaz. Elma, armut seçer gibi seçilmez. Başta bakıyorsunuz iki insan birbirini bulmuş; nişan, ardından evlilik. Birbirini çok seviyorlar, sarmaş dolaş… Birkaç ay sonra şiddetli geçimsizlik gerekçesiyle boşanıyorlar.

Atalarımız : “İşini, aşını ve eşini bil” demiştir. Bilemeyince geçim olmuyor.

Bazıları : “evlilik kumar gibidir” diyor. Bu söz yanlıştır. Sokak kaldırımlarında, kafelerde, diskolarda, arka sokaklarda verilen kararla mutlu aile ocağına gidilmez. Sokakta bulunan sokakta kaybedilir.

Sokrat : “Eşine dikkat et; iyi çıkarsa, mutlu olursun, kötü çıkarsa, filozof olur, kara kara düşünürsün” demiştir.

Daha önce ölçüler sağlamdı. Aileler sağlam temelllere oturuyordu. Malzeme sağlam olunca, bina sağlam oluyordu. Bugün aileler zayıf, temel sağlam atılmıyor. Çok basit olaylar, incir çekirdeğini doldurmayan sözler yuvayı yıkıveriyor.

Eşler, iyi terbiye görmüş, helâl gıda ile büyümüş, helâl süt emmiş, dindar, ahlâklı karakterli kimseler olmalıdır. Ailede sorumlulukları yürütebilecek yapıda olmalıdır. Kötü alışkanlıklar edinmemiş olmalıdır.

Nikâh öncesi eşler birbirini gerçekci ölçülerle seçmeli ve değerlendirmelidir.

Büyüklerle iştişare eden, yolu şaşırmaz.

Başvurulacak en önemli yolda istihâredir. Peygamberimiz : “İstihâre eden zarar görmez” buyurmuştur. İnsan kendi kendine, tekbaşına karar verirse, “kendim ettim, kendim buldum” olur.

Yuvayı kuracak olanlarda aranan vasıflar, iki taraftada aranmalıdır. Tek tarafta aramak pek işe yaramaz.

 

NASIL BİR ERKEK EŞ OLARAK SEÇİLMELİDİR?

            Kadında çok şey arayıp, erkekte aramamak yanlıştır. Çünkü yuvayı kurup ayakta tutacak erkektir. Aile dışı zorluklara göğüs gerecek, evin nafakasını temin edecek erkektir.

Peygamberimiz der ki: “Dininden ve huyundan memnun olduğunuz biri sizden kız isterse, kızı ona verin yoksa yeryüzünde fitne ve fesat zahur eder.” (Tâç : 2/284)

İslâm’da kadının erkeğini beğenme ve seçme hakkı vardır. Evleneceği erkeği beğenecek “evet” diyecektir. Zorla bir kadın evlendirilemez. Zorlanırsa nikâh geçersizdir.

Peygamber (SAV) Mugire’ye :

-Daha evlenmedin mi? diye sormuş, oda:

-“Evleneceğim” cevabını verince

-Evleneceğin kişiyi gördün mü? demiş. Mugire :

-“Hayır” deyince, Peygamber :

-Git, gör” demiştir. (Tâç : 2/285)

Gözü kapalı bir evlilik yapılmayacaktır. Bazı şeyler aranacaktır.

Hz. Ömer (ra) : “Kızlarınızı çehresi güzel olmayan erkeklerle evlendirmeyin” demiştir. Demek ki, erkekte ahlakı kadar yüz güzelliği de aranacaktır.

-Evlenilecek ve kız verilecek erkek, önce inançlı, ahlâklı ve dürüst bir kimse olmalıdır.

Bir öğretmen arkadaşımız zengin diye birine kızını araştırmadan, soruşturmadan veriverdi. “Kızın dört ayak üstüne düştü” dediler. Kız 15 gün sonra bavulunu alıp, ağlayarak baba evine döndü geldi. “Eşim gusül abdesti almıyor” diyor. Baba damada “sen gusül abdesti almıyormuşsun” deyince damat: “almıyorum, çünkü inancıma ters” ceabını vermiş. Baba : “Bize böyle demedin ama!” deyince damat :

-“Siz sormadınız ki, neyin var, kaç para maaş alıyorsun?” diye sordunuz demiş.

-Damat adayı iş güç ve iyi, meşru bir meslek sahibi olmalıdır. Bar, pavyon çalıştırıyor, meşru olmayan iş yapıyor, böyle bir kimse ile mutlu olunmaz.

-Kötü alışkanlıkları olmamalı, kötü arkadaşları olmamalıdır.

-Fizikî yapısı düzgün, ahlakî yapısı düzgün, ahlakî dengesi tam olmalı, ırsî hastalıkları bulunmamalıdır.

-Kur’an-ın, ifadesiyle huyu güzel, gizli dost edinmemiş, zina etmemiş olmalıdır.

-Eşini her türlü tehlikeden koruyabilecek düşüncede ve güçte olmalıdır.

-İki yüzlü, riyakâr, yalavış, ona buna yalakalık yapan güvenilmez biri olmamalıdır.

-Erkeğin aile yapısıda çok önemlidir.

-Haram işlerim, günaha girerim korkusu taşımayan insan için Atalarımız : “Kork, Allah’tan korkmayandan” demişlerdir. Zaten Allah’ı olmayanın ahlâkı da olmaz.

 

EŞ OLARAK NASIL BİR KADIN SEÇİLMELİDİR?

            “Yuvayı dişi kuş yapar” derler. Yuvayı dişi kuş yaptığı gibi dişi kuş yıkar.

Nikâh, evlilik çok ciddi bir iştir. Çok iyi düşünülmesi, çok iyi araştırılması ve çok iyi bir karar verilmesi lâzımdır, yoksa uzun ömürlü yuva kurulamıyor.

Lokman (AS) oğluna şöyle vasiyet etmiş:

-“Ey oğul” Kötü kadınlardan uzak olur. Zira o, ihtiyarlık gelmeden seni ihtiyarlatır. Kadınların şerlilerinden korun. Çünkü onlar hiçbir zaman hayra davet etmezler” (İhya : 3/516) Akrep bal verir mi? vermez. İffetsiz kadında huzur vermez.

Atalarımız : “Kötü kadın insana cehennemden kapı açar” demiş, bizi uyarmıştır.

Bu konuda peygamberimiz şunları söylemiştir:

-“Dünyanın en hayırlı varlığı saliha kadındır” (Müslim Radâ:59)

-“İnsanı mes’ut eden üç şey vardır : Dindar kadın, iyi ev ve iyi binek. İnsanı mutsuz eden üç şey vardır : Kötü kadın, kötü ev ve kötü binek” (Müsned : 1/168)

-Kadın dört şey için nikâh olur : Malı, şerefi, güzelliği ve dini için. Sen dindar olanını alda ellerin bereket içinde olsun.” (İbni mace : 1858)

-Kadınları yalnız güzellikleri için nikâhlamayın. Olur ki güzellikleri kendilerini ahlâken alçaltır. Onlarla mallarının hatırı içinde evlenmeyin. Belki malları kendilerini azdırır. Onlarla dindarlıkları yüzünden evlenin. (Age : 1859)

-“Çöplükte biten gülden kaçının” Bu nedemek ya Rasulallah : “Kötü bir aileden doğan güzel görünen kadındır” buyurdular.

-“Dört şey kime verildiyse, ona dünya ve ahiretin hayrı verilmiştir : 1- Şükreden kalp, 2-Allah’ı anan dil, 3-Belâya sabreden beden. 4-Namusunda ve kocasının malında hâinlik etmeyen kadın.”

-“Dünyanın hepsi metâdır. Dünyanın en hayırlı varlığı ise saliha kadındır” (İbni Mace : 1/596)

-Kadınların en hayırlısı, kocası ona baktığı zaman mesrur olur. Ona bir şey söyledğinde emrini yerine getirir. Namusunda ve malında kocasının hoşlanmadığı bir davranışta bulunmaz.” (Tâç : 2/283)

Peygamberimize sormuşlar :

-Hangi amelden edinelim? Cevap vermiş :

-Şükreden kalp, zikreden dile ve size ahiret işlerinizde yardımcı olacak mü’min, saliha bir kadın” (C.Yıldırım, Amellerin fazileti : 149)

Evlenilecek kadın rastgele, göz zevki ile seçilecek olursa, ahlâkı güzel olmaz, huyu güzel olmaz, düşüncesi inancı güzel olmazsa, pişman olunacak bir karar olur.

Evliliğin yeri, yolu ve evlenilecek kişi iyi seçilmeli. Çünkü nerede nasıl başladıysa öyle devam edecektir.

Evlenmek isteyen dindar erkeklerin gözü hep sokaklarda olmamalı, evlerinde oturan tesettürlü bacıların şansını arttırmalıdır. Böyle hayırlı işler için araya girilmeli ve yardımcı olunmalıdır. Kimse sokaklara bakıpta “kiminle evleneyim?” dememelidir.

Hz. Ömer zamanında bir adam oğlunu Hz. Ömer’e şikayet eder. Hz. Ömer, genci çağırır: “Babanın senin üzerinde hakkı vardır” der, Babasına iyi davranmasını ister. “Senden baban razı olmazsa, Allah’da senden razı olmaz” der. Delikanlı sorar : “Çocuğun hiç mi hakkı yok? Der. Hz. Ömer : “Evet, var” der sayar…

Bunun üzerine çocuk der ki : “Babam beni terbiye etmedi. Anam bir mecusinin kızı idi, anamı iyi seçmedi. Bana “Kara böcek” adını taktı. Bana dinimi öğretmedi:”

Hz. Ömer adamı çağırır : “Bir de oğlundan şikayet ediyorsun. İyiki oğlun başını yarmamış” der.

Bir mal alırken, bir hayvan alırken gösterilen hassasiyet, evlenirken gösterilmezse olur mu? olmaz. Atalarımız kızı hamama götürürlermiş; sakatlığı var mı? Ağzı kokuyor mu? Buna bile dikkat ederlermiş. Evlilik ciddi bir iş, olmazsa değiştiririz denilecek bir konu değildir.

Bir hususda acele ile “tamam” deyip, sonra da kızı ortada bırakmak, hem insanı hem de dini açıdan uygun değildir. Vebâl vardır, hak vardır.

Evlilik için kuru aşk pek işe yaramaz. Gencin biri bir kıza kafayı takmış : “Olursa olur olmazsa başkası olmaz” diyormuş. Sonunda kafayı oynatmış, akıl hastanesine düşmüş, uzun bir tedaviden sonra evine dönerken arkadaşını tedavi için getirirlerken görmüş ona :

-Sana ne oldu? Demiş. Arkadaşı şöyle cevap vermiş:

-O senin evlenemediğin için kafayı bozduğun kız var ya, ben onunla evlendiğim için kafayı bozdum”

Seçim iyi olmazsa, nice kafalar bozuluyor, nice yuvalar yıkılıyor, nice nice çocuklar zarar görüyor. Ailelerde huzur diye bir şey olmuyor.

Bir hanım hastalanınca beyi doktor çağırmış. Doktor hanımı görünce adama :

-“Hanımınızın halini hiç beğenmiyorum” demiş, adam da:

-“Ben beş yıldır beğenmiyorum, ama ne yapacaksın doktor oldu bir kere” demiş.

Evlilik için bir insanın ahlâkı güzel olmalıdır. Ana olamayacak, ev hanımlığına lâyık olmayan veya babalığa yakışmayacak biri ile evlilik hayatı çekilmez ve yürümez.

Bir yetkilinin ifadesine göre: “Kafelerde, diskolarda uygunsuz yerlerde evli, çoluk çocuk sahibi insanları yakalıyoruz, yuva yıkılmasın diye açıklamıyoruz. Onlar daha önce buralarda yaşadıkları hayatı, alışkanlıkları ve arkadaşlıkları unutamıyorlar.”

Atalarımız : “Alışmış kudurmuştan beterdir” demiştir. Tabiki önceki hayatı unutamayacaktır.”

Hayat arkadaşı güvenilir olmalıdır. Güvenilir olabilmesi içinde inançlı olmalıdır. Çünkü; inanç koruyucudur, inanç kötülüklerden alıkor. Atalarımız: “Allah’ı olmayanın ahlakı olmaz” demişlerdir. J.J. Ruso : “İnanmadanda bir insanın ahlaklı olabileceğini zannediyordum, ne kadar yanılmışım!” demiştir.

Yuvayı ahlâk, iyi huy ve inanç ayakta tutar. Onun için bizden öncekiler hep bu ölçüleri esas almışlar, ömür boyu aynı yastığa başkoymuşlar ve onları ancak ölüm ayırmıştır.

Endülüs Emevileri’nin halifesi 3. Hisam evlenecektir. Kız aranır. Birinci şart, “Hafız olmak”tır. İstekliler akşam kapıya fener asacaktır. Akşam 720 fener asılır.

Bunun üzerine ikinçi şart ilâve edilir. Hadis kitabı muvatta ezbere bilinecektir. Kurtubanın evlenme çağında olan 500 genç kız fener asar…

Ölçü, fizik, müzik olmamalıdır. Bugün ne yazık ki, ölçüler yanlış. Bugün genç kızlarımız, kişiliği değil,dişiliği, cinselliği ön plânda tutuyor.

Ön plânda tutulan bir husus da yüz güzelliği oluyor. Buda aldatıcı olur. Neden? Çünkü; herşeyin güzel görünenini seçmek insanın yapısında, yaratılışında var da ondan. Çoğu kez dış görünüşe bakarak yaptığımız alışverişlerde aldanıyoruz. Bi alet bile alırken herşeyine dikkat ederiz. Bunda iyi çıkmazsa değiştirme imkânına sahibiz. Fakat hayat arkadaşı çürük, bayat çıkarsa, değiştirme imkânına sahip değiliz.

Hz. Peygamber (SAV) şöyle buyuruyor : “Kadınları sırf güzellikleri için nikâhlamayınız. Çünkü güzellikleri onları aldatabilir. Onları sadece malları içinde nikâhlamayınız. Çünkü malları onları azdırabilir. Siz dindar olanını nikâhlayınız” (İbni Mace, Nikah :6)

Ölçü, yüz güzelliği ise, bu kalıcı bir güzellik değildir. Beş on yıl sonra kaybolmaya başlar. İşte ninelerimiz bunun canlı örneği. Onlarda bir zamanlar güzeldi. “Hangi güzel yüz solmadı?” “Hangi güzel göz eriyip akmadı?”

Atalarımız: “Malına güvenme bir kıvılcım yeter. Güzelliğine güvenme bir sivilce yeter” demişlerdir. Kalıcı olan ahlâk güzelliğidir, huy güzelliğidir. Eğer konu sadece yüz güzelliği olacak olursa, o zaman güzelinde güzeli oluyor. Hatta evlilik bile tehlikeye düşüyor.

Giyim, kuşam, boya, kına ile elde edilen güzellik tercih sebebi olmamalıdır. Saklayacak bir şeyi kalmamış kendini teşhir eden kadın, güzel değildir. Yılan güzel desenlerle, renklerle bezenmiştir. Ama asla sıcaklık kurulamaz, muhabbetle bakılamaz.

Ölçü sadece beden güzeli ise, bu aldatıcı güzellik kadını aldatabiliyor. Eşini sıkıntıya sokabiliyor. Kıskançlık sebebi olabiliyor ve yuva yıkıyor.

 

MUTLU AİLE İÇİN DENKLİK

            Mutlu bir yuva için şartlardan biri de eşler arasında denklik şartıdır. Birbirine aşık olup evlenenlerin aşk heyecanı bitince; eksiklikler, kusurlar birer birer ortaya çıkmaya başlıyor, uyum bozuluyor. Evlilik yürümüyor.

Dünya ve dünyadaki herşey denklik ve uyum üzerine kurulmuştur. Denklik bozulunca herşey altüst oluyor. Evililikte düzen bozulacak olursa, kavga gürültü dayak cinayet ve boşanma olayları artıyor.

Denklik denince:

-İnançta denklik,

-Nesepte denklik,

-Malda denklik,

-İlimde tahsilde denklik

-Ahlakta denklik            ,

-Güzellikte denklik,

-Yaşta denklik gibi bazı hususları özellikle zikretmek gerekir.

Gazali İhyâ adlı eserinde (c.6/357) şöyle der:

“Kadının dört yönden erkekten az olması gerekir. Aksi halde kadın erkeği hakir görür :

1-Yaşça, 2-Boyca, 3-Malca, 4-Nesepce

Dört yönden de üstün olmalıdır :

1-Güzellikçe, 2-Edepçe, 3-Takvaca, 4-Ahlakca

Eşler arasında denklik olmazsa, geçimde olmaz. Meselâ;

-Dindar bir kadın, inancı zayıf veya inançsız biri ile evlendirilemez.

-Meşru iş yapmayan birisi ile evlilik olmaz.

-Evin geçimini sağlama gücüne sahip olmayanla evlilik olmaz.

-Kötü alışkanlıkları olanla evlilik olmaz.

-İyi bir aileden gelmeyenle evlilik olmaz.

-Biri çok zengin diğeri çok fakirse, evlilik olmaz. Zengin bir uşak almış olur.

-Bir alimle bir cahil bir arada olmaz. Anlaşamazlar.

-Biri ahlâklı biri ahlâksız olursa, güven olmaz.

-Biri güzel biri çirkin de olmaz. Sevgi, saygı, geçim olmaz.

-Biri yaşlı biri genç ise olmaz. Genç kadınla evlenen, başkalarının okuması için kütüphane açana benzetilmiştir. Evlilikte yaş farkı çok fazla olmamalıdır. Aynı yaşta da olmamalı, kadın büyük de olmamalıdır. Aksi halde çok sorun çıkıyor, sağlıklı evlilik olmuyor.

Kur’anda konulan ölçülerden bir kaçı da şöyledir:

-“Mü’min kadınlardan iffetli olanlarla ehli kitaptan namuslu zina etmemiş gizli dostlar edinmemiş olanlar size helâldir.” (Mâida Sûresi : 5)

“Hicret eden inanmış kadınları kafirlere geri göndermeyin. Onlar onlara helâl değildir… Kafir kadınları nikahınızda tutmayın…” (Mümtehıne Sûresi: 10)

-“Zina eden erkek, zina eden veya müşrik olan bir kadından başkası ile evlenemez. Zina eden kadınlada ancak zina eden veya müşrik olan erkek evlenir. Bu mü’minlere haram kılınmıştır” (Nur Sûresi : 3)

-“Kötü kadınlar kötü erkeklere, kötü erkekler ise kötü kadınlara; temiz kadınlar, temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadınlara yaraşır…” (Nur Sûresi : 26)

Peygamber (AS) da şöyle buyurur :

-“Kadınları denkleri ile evlendirin” (Prof. Dr. H. Döndüren Aile İlmihali :180)

-“Dengi olanlardan başkası ile kadınları nikâhlamayın” (Age:184) (Prof. Dr. V. Zuhayli İslâm Fıkhı Ans. (9/184)

-“Kendinize denk olanları seçin onlarla nikâhlanın. (Age:184)

Dinimizin bu emirlerine göre ; inançlı inançsızla, namuslu namussuzla, ahlâklı ahlâksızla evlenmeyecek, evlendirilmeyecektir. Her yönden denklik olacaktır.

 

NİŞANDAN ÖNCE KADINA BAKMAK

            Nişanda acele edilmemelidir. Yanlış bir karar verilmemesi için dinimiz gözü kapalı evlilik yerine bakmaya müsaade ediyor. Görmeden yapılan nişan ve nikâhtan sonra erkek madden kadında mânen zarar görüyor.

Nişan-nikâh olmadan da iki tarafın birbirini görmesinde herhangi bir sakınca yoktur. “Birbirine bakacaklar, konuşacaklar, nikâh kıydırılsında günaha girmesinler” diyenler oluyor. Bu maksatla nikâh olmaz, batıldır. O zaman bakmanında bir anlamı kalmaz. Peygamberimiz (SAV) evlenecek olanların birbirlerini görmelerini bizzat istemiştir. Mugire bin Şu’be’ye : “Hâlâ evlenmedin mi? demiş, oda: “evleneceğim” deyince, “gördün mü?” diye sormuş : cevap olarak, “hayır” deyince peygamberimiz “git, gör” buyurmuştur. (Müslim Nikâh : 74)

Demek ki, bakmak da, konuşmak da ve anlaşmak da niyet ciddi ise bir sakınca yok. Bakıp bakıp, konuşup konuşup, kararsızlık içinde ortada bırakmak, ümit verip ortada bırakmak günahtır. Karşı tarafa zarar vermemek için daha gizli bir araştırma yapılabilir. Çünkü; İslâmda insana zarar vermemek esastır. İnsanı üzmemek vaciptir.

 

GÜNAH OLAN BAKMA NEDİR?

            İslâm, hâin bakışları, insanı zinaya götüren, yuva yıkan bakışları kesin olarak yasaklanmıştır.

Günaha sokan bakmak kadar baktırmak, bakılmasına sebep olmak da yasaklamıştır.

Allah, peygamber “bakma” derken “Güzele bakmak sevaptır” demek, “yasak olan ikinci bakıştır. Ben baktım mı gözümü çekmeyi veririm” demek insanı, günahı arzulamak ve günahta ısrar etmek olduğundan küfre götüren sözlerdir.

Cenab-ı Allah’ın yarattığı çok daha güzel şeyler vardır. Onlara bakıp “Rabbım ne büyüksün?” demek sevaptır. Nefsi azdıracak, akla kötü şeyler getirecek şeylerden gözü çekmek sevaptır. Bir kutsi hadiste : “Rızam için gözlerini harama bakmaktan men edenlere öyle bir iman veririm ki, zevki ta kalbinde hisseder” buyrulmuştur.

Kötülüğe giden yolda ilk sebep bakmaktır. Şairin dediği gibi : “Önce bakış sonra tebessüm gelir, sonra selâmlaşmak,

Sonra konuşmak, sonra randevu ve sonra karşılaşmak”

Bakmak, cinsel eğilimi arttırır, nefsi azdırır. Bunun için müslüman gözlerini korumakla emrolunmuştur.

Kur’an’da şöyle buyrulmuştur.

-Allah gözlerin hâin bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir.” (Mü’min Sûresi : 19)

-“Mü’minlere deki gözlerini harama bakmaktan sakındırsınlar” (Nur Sûresi:30-31)

-Kutsi hadiste : “Kasıtlı bakış iblisin oklarından biri oktur.” (Prof. Dr. İ. Canan Hadis Ans : 2/212) buyrulmuştur.

Peygamber (SAV) Hz. Ali’ye : “İlk bakışı ikincisi izlemesin” (Age : 2/213) buyurmuştur.

Hz. İsa’da : “Gözünü kapadığın müddetçe, fercin zina etmez” demiştir. (Age:2/213)

Eve misafirliğe gelen peygamberimiz Hz. Aişe’ye : “Geri çekil” deyince “o âmâdır bizi görmez ya Rasullallah!” demesi üzerine peygamberimiz : “Sende mi âmâsın” demiştir. (R.S. 3/195)

Hz. Osman (ra) yanına gelen adama : “Senin gözlerinde zina izleri görüyorum” deyince adam gelirken isteyerek bir kadına baktığını itiraf etmiştir.

Bazıları : “Gözün pasını silmek” arzusuyla onu bunu seyretmekten kendini alamıyor. Halbuki peygamberimiz : “İffetinizi muhafaza edin, gözlerinizi harama bakmaktan men edin” buyuruyor.

İncil’de şöyle yazıyor : “Zina etmeyeceksin. Bir kadına şehvetle bakan her adam, yüreğinde onunla zina etmiş olur.” (Matta İncili : 5/28-30)

Nur Sûresi 31. ayette müslüman bakmadığı gibi, ırzını koruyacak, açılıp saçılmayacaktır.

Ahzab Sûresinin 59. ayetine göre inanan kadın, güzelce örtünecektir. Bunu tanınıp eziyet edilmemesi, tâcize meydan vermemek için yapacaktır.

Bakmak âfettir, insanın kalbini bozar, düşüncesini değiştirir. Kalp, resim çeker. Ondan sonra da gönül, ibadetten bile zevk almaz olur. İddia edildiği gibi ne gözün pası silinir, ne de güzele bakmak sevaptır…

Bir kadın peygamberimize soru sorarken Fazl ile bakışırlar. Peygamberimiz Fazl’ın başını elleri ile başka tarafa çevirmiştir. Fazl sorar: “Niçin başımı çevirdin?”

Hz. Peygamber :

-“Siz bakışınca şeytani duygalardan korunabileceğinizden emin olmadım” demiştir.

Kur’an’da :

-“Kulak, göz, gönül hepsi yaptıklarından sorumludur” (İsra Sûresi : 36)

-“Allah gözlerin hâin bakışını ve gönüllerde gizleneni bilir” (Gafir Sûresi:19) buyrulmuştur.

İslâm’da bakma yasağı herhangi bir kötülüğün önlenmesi için tedbirdir. İslâm, haramı yasaklamış ve harama giden yollarıda yasaklamıştır.

Şunu da ifade edelim ki, görmenin, göz ilişmesinin ve ansızın bakmanın bir vebâli yoktur. Yeterki, bakışa bakış eklenmesin.

 

EVLİLİK ÖNCESİ FLÖRT

            Flört, evlilik öncesi kurulan ilişkiye denir. Bazıları evliliğin sağlam temele oturması ve isabetli eş seçimi için flörtü gerekli görüyor. Flörtü haklı görmek, dinen aklen ve sosyal açıdan mümkün değildir.

Bugün uzun ömürlü, mutlu ailelerin yolunun flörtten geçmediği ortadadır. İşte flört yoluna düşen Batı. Bu yolla mutlu ve uzun ömürlü aileler kuramamış, aksine aile yuvasını kaybetmiştir.

Flört, nikâhsız evliliktir. Flört edenler, kolay kolay nikâh masasına oturmazlar. Otursalarda nikâh onları sıkar. Onlar her an başkaları ile beraber olmaya hem hazır hem de razıdırlar. Atalarımız : “Alışmış kudurmuştan beterdir” demiştir.

Ayrıca flört eden bir insan eşine güvenemez. Onun da bu işi yaptığını, yapabileceğini düşünür, eşini her an başkaları ile veya kendinden öncekilerle düşünür. Aile onun için kutsal bir müessese değildir. Flört, aileler için bir tuzaktır.

Flört eden artist, sanatçı, dansöz, şantöz, şarkıcı ne varsa bunlar uzun ömürlü bir aile yuvası kurabiliyorlar mı? Ayrılışları bile normal olmuyor.

Flört, batı usulü bir evliliktir. Batıda taciz tecavüz gibi olayları arttırmaktan başka bir işe yaramamıştır. Biz de teşvik edilen flört masum bir arkadaşlık değil, Müslüman-Türk ailelerini yıkmak için bir oyundur. Flört eden herkesin aklı fikri bu işte olduğu için başarısız olurlar, suçluluk duygusundan kurtulamazlar. Bu yüzden intihar edenler bile olmaktadır.

Evli iken flört edenler ise, iki aileye birden zarar verirler.

Flört, evliliğe hizmet etmez, metres hayatının bir başka adıdır. Zaten “flört” kelimesi, akla kötü şeyler getirir. Ahlâk dışı şeyler düşündürür. Tuvaletlere, çöplüklere, cami avlularına bırakılan çocuklar flörtün meyvaları değil midir?

Batı, cinsel özgürlüğü sonuna kadar kullanmıştır. Sonuç? Çürük mevvalar toplamıştır. Fuhuş zina artmıştır.

Flört yoluyla aldatılanların, ortada kalıp kötü yola düşenlerin sayısıda az değildir.

Flört arkadaşlığı, insanda ar hayâ duygularını öldürür. Flört yapanların sergilediği manzara ise, her zaman tepki gören davranışlar olmuştur.

Evlenecek olanların asla flörte ihtiyacı yoktur. Çünkü flört, cinselliği ön plâna çıkarır. Sevgi, saygı, sadakat duygularını öldürür.

Bugün bir çokları flörtle evliliği değil, geçici istifadeyi düşünmektedir. Beklenmedik anda da ortadan kaybolmaktadır.

Flört, dinen meşru olmayan bir iştir. Zinadır. Kimse bundan hayır görmemiştir. Flört eden, flört ederek evlenen (E.Ç. 36) ikinci evliliğinde mahkemeye başvuruyor, hakime :

-Ne olur hakim bey bizi boşayın, kızım üvey babasından hamile! Diyor. (14.08.1992 Zaman) Flörtün sınırı yoktur.

Tekin durmayan kaynana damadını kaçırmıştır…

Bir zamanlar bizim çağdaşları çileden çıkaracak yemin töreni yapılmıştı, onun haberini de verelim :

“Florida şehrinde yüzbin kişi futbol sahasında toplanmış; evlilik öncesi cinsi ilişkide bulunmamaya, flört etmemeye yemin etmişlerdir. Yemin metni şöyledir : “Allah’ım, kendim ve ailem huzurunda hayat arkadaşımı bulup onunla nikâhlanıp evleninceye kadar temiz kalacağıma yemin ederim.” (25.06.1994 Zaman)

Bunlar, bizden önce acı tecrübeler yaşamış insanlar. Flört, aile ve evlilikler için iyi olsaydı bu pişmanlık niye o zaman?

 

NİŞAN NİKÂH YERİNE GEÇER Mİ?

            Nişan ayrı, nikâh ayrıdır. Nişan evlilik demek değildir. Asla nişan nikâh yerine geçmez. Bunun için evlilikteki davranışların hiçbirini de meşrulaştırmaz. Nişanlılar, hiçbir zaman nikâhlı gibi davranamazlar. Bir arada bulunamazlar, gezip tozamazlar, senli benli olamazlar, birbirlerine dokunamazlar.

Ayrıca nişanlılar mutlaka evlenecekler diye bir şey yoktur. İslâm, daha çok kadını korumak için bazı ölçüler koymuş, sınırlar çizmiştir. Bu ölçülere dikkat edilmediği, sınır aşıldığı zaman kadın zarar görmektedir. İslâm’a göre; nişanlılar birbirlerine yabancı kimselerdir. Üçüncü bir şahıs olmadan yalnız kalamazlar. Hz. Peygamber (SAV) : “Bir kadınla bir erkek yalnız kalırlarsa, üçüncüsü şeytan olur” buyurmuştur.

Gençler bazı şeyleri düşünemeyebilirler. O zaman büyükler bu konuda hassas davranmalıdır. Nişanı kılıf olarak kullanmak isteyenlere bu fırsat verilmemelidir. Değilse, telafisi mümkün olmayan şeyler olabilir.

Bazı yasaklar, insan hürriyetini sınırlayıcı gibi görünsede insan yararına olduğu muhakkaktır.

Nişan, sözdür. Niyet ciddi bile olsa islâm’ın koyduğu sınırı aşan, günaha girmiş olur. İnanan insanlar günahtan korunmak için nişan devresini günaha girmeden geçirmelidir. Hanım bacımız giyim kuşamına dikkat etmelidir. Konuşmalar, görüşmeler edep dairesinde aile fertlerinin yanında yapılmalıdır. İki insan yalnız olunca güven olmaz. Hemen şeytan devreye girer.

Rus yazarı Tolstoy’un kızı gelir :

-Baba! Erkek arkadaşımla çıkmama izin verir misin? der izin ister. Tolstoy :

-“Olmaz” der.

Erkek arkadaşı gelir.

-Efendim, kızınızla çıkmama müsaade eder misiniz? der.

Tolstoy :

-“Hayır” der.

Kızı :

-Babacığım bize güvenmiyor musun? deyince de:

-“İkinizede güveniyorum. Ama ikiniz bir arada olunca, ikinize de güvenmiyorum” cevabını verir.

Halk arasında yaygın bir yanlış var “Nişanlı iken işlenen günahlar evlenince affolunur” deniliyor. Bu yanlıştır. Her suçun, her günahın cezası vardır. Nikâh, önceki günahları silip süpürüyor diye günah işlenmez. Tevbe ederim düşüncesiyle de günah işlenmez. Bu tür işlenen günahların cezası daha ağırdır.

 

NİŞANDA NİKÂH OLUR MU?

            Bir çok şey iyi niyetle başlıyor, ama hep öyle gitmiyor. Herkes aynı düşüncede ve samimiyette de olmuyor.

Nişan, tanıma dönemi, ilerde doğabilecek sakıncaların önceden bilinmesini sağlar. Her nişan mutlak evliliğe de götürmez.

Bazı aileler gençlerin görüşmesinde, girip çıkmalarında günaha girmesinler diye nişanla beraber dini nikâh istiyorlar. Hemen ifade edelim ki, bu yanlış. Geçen gün programdan sonra bir kardeşimiz geldi dedi ki: “Biz kardeşimizi nikâhladık, günaha girmesinler diye dini nikâh da kıydırmıştık. Damat adayının faizci, alkolcü biri olduğunu anlayınca, nişanı bozduk. Kardeşimizi “boşa” diyoruz, boşamıyor, ne yapalım?…

Bir bacı da telefonda:”okulda arkadaşımla geziyorduk, konuşuyorduk, “Günaha girmeyelim” dedik nikâh kıydırmıştık. Mezun olunca nişanlım çekti gitt, hiçbir haber alamıyorum. Beni babamdan isteyenler var, ne yapabilirim?” diyordu.

Sorumluluk yüklenmek istemeyen, ama nikâhın nimetinden yararlanmak isteyen bazıları da nikâhı istismar ediyor ve kılıf olarak kullanıyor.

“Günaha girmesinler” diye kıyılan böyle nikâhlar, günahtan kurtarmaz. Aksine günaha sokar. Neden? Çünkü nikâh kıyılınca iki taraf içinde sorumluluk doğar. Meselâ ne gibi derseniz : Erkek kızın yeme, içme, giyinme, barınma ve sağlık gibi zorunlu ihtiyaçlarını karşılamak gibi bir yükün altına girer. Yerine getirmezse günaha girer. Ayrılma halinde nafaka yükümlülüğü doğar. Erkek, islâmi usullere göre boşamazsa veya ortadan kayboluverirse, o kadın bir başkasıyla evlenemez. Evlenirse, nikâh batıldır. Zina suçu işlemiş olur. Çünkü kadın için nikâh üstüne nikâh olmaz.

Böyle bir evlilik için kadın da sorumluluk altına girer. Kadınlık görevlerini yapmak durumuna düşer, yapmadığı zaman günaha girer.

Bir de sözünün eri, güvenilecek babayiğit az olduğundan nişanla beraber nikâh kıydırılmamalıdır.

Sade nişan olursa, nişanı bozma imkânı var. Nikâh da olursa, işin içinden çıkmak zor oluyor. Beyefendi inat ediyor, boşamıyor, kadında evlenebiliyor. Evlenirse nikâh bâtıldır.

Bazı gerekçelerle dini kılıfa gerek yok demek ki…

Eğer dini nikâha mecbur kalındıysa, bacımız nikâh şartı olarak boşanma yani erkeği boşama hakkı istemelidir. Eğer böyle bir hak için söz alırsa, bacı zorda kalınca kendini kurtarabilir.

İşin bir tehlikeli yönüde gençler kendi aralarında arkadaşlarını şahit göstererek ilân edilmeyen, denklik aranmayan, mehir verilmeyen gizli nikâh kıydırıyorlar. Bu da yanlıştır. Dinimizde nikâhın şartları var. Nikâhın şartları yoksa, ana babanın anababalık hakkından doğan müdahale hakkı vardır.

Bu konuda nefsî nikâh kıyan günaha girer, belirli bir zaman için nikâh kıyan günaha girer, günaha girmeyelim diye nikâh kıyan günaha girer.

Resmi nikâh olmayınca; armudun sapı, üzümün çöpü daha çok oluyor. Dini inanç, sorumluluk duygusu zaten zayıf, bırakıp çekip gidiliyor. Böyle bir nikâhı kıyan da sorumlu olur.

En güzeli resmi nikah kıyıldıktan sonra veya kıyılmadan, hemen önce dini nikâh kıydırılırsa, manevi bir havada vermesi bakımından daha uygun olur.

 

NİŞAN BOZULURSA NE YAPILIR?

            Geçerli sebep olsun olmasın, eğer nişan bozulacak olursa, kırgınlığa, kötülüğe, karalamaya, iftira atmaya, hatta zarar vermeye hiç gerek yoktur.

Atalarımız : “Gelin ata binmiş nasip aramış” derler.

Sonradan pişmanlık, geçimsizlik olacağına, maddi manevi zarar görüleceğine,nişandan dönülmesi daha uygundur.

Bir de her şeyde bir hayır vardır. Nişan bozulduysa böylesi hayırlıdır inşallah demek lâzım.

İslâm’da kötülük, zarar vermek düşünülmez. Zarar vermemek esastır. Sevgili peygamberimiz, müslümanı tarif ederken “Elinden, dilinden başkalarının zarar görmediği kimsedir” demiştir.

En önemlisi de hak hukuk yönüdür. Kul hakkını Allah affetmez. Kul hakkı ile ibadet bile olmaz.

Nişandan dönülürse, yenilen, içilen, giyilenin dışında mevcut olan eşyalar istenir ve verilir. Bir de helâlleşilir. Artık bir daha konuşulmaz. O kapı kapatılır. “Nasip değilmiş” denir. Allah’tan hayırlısı dilenir.

 

NİŞANDA YAPILAN HATALAR

            -Ad koyma manasında olan nişan öncesi iyi bir araştırmanın yapılmaması, nişanın bozulmasına kadar gidebilir.

-Takılar konuşunda baştan nelerin alınacağı konusunda kararlaştırılmamış olması, kırgınlıklara sebep olur.

-Bazı sözleri ve ayrıntıları büyütmek, can sıkıcı olur.

-İki tarafa da külfet getirecek masraflı nişanlar, işin başında aileleri birbirinden uzaklaştırır.

-Nişana uygun kimseler davet edilmezse, soğukluğun girmesine sebep olurlar.

-Nişanda giyilecek elbiseler iyi seçilmezse, daha işin başında güven duygusu zedelenir. Çünkü açıklık kimseyi memnun etmez.

-Nişanı takan kimse, böyle hayırlı bir iş için uygun değilse, hayırla neticelenmez.

-Nişan yüzüğü olarak erkek, altın yüzüğü tercih etmezse, günaha girmemiş olur. Çünkü altın kadınlara bırakılmıştır.

-Nişan merasiminde adaylar, önüne gelenin elini öpmemelidir. Çünkü; nikâh kıyılmadığından kayınvalide, kayınpeder gibi yakınlık meydana gelmemiştir. Nâmahremlik vardır.

-Nişanlılar birbirleriyle yabancı kimselerdir. Henüz nikâh bağı yoktur. Bu nedenle filimler çekmek, fotoğraflar çekmek uygun değildir. Ayrılma hallerinde fotoğraf üçüncü şahıslar için farklı mesajlar verir. Öyle ya; gelin ata binmiş nasip aramış…

-Nişanlılar, nişanlılık devresinde işlenen günahların nikâhla silineceği gibi yanlış bir düşünce ile günaha girmemelidir.

-Nişanlılık devresi çok uzatılmamalıdır.

-Nişan için israfa kaçılmamalıdır, büyük masraflar yapılmamalıdır. Nişanlar ne kadar sade olursa o kadar pürüzsüz olur.

-Nikâha ve evliliğe götürecek nişanlar yapılmalıdır. Sabrı, hoşgörüyü ve insafı elden iki tarafta bırakmamalıdır.

Yapılan yanlışlıklar ve hatalar mutlaka bir noktada zarar veriyor. Hatasız olmak mümkün değil ama, daha az hata yapmaya çalışmak mümkündür.

 


Bu yazıyı 9.564 kişi okudu.

3 YORUMLAR

  1. gerçekten çok güzel degerli zenginleştilmiş bilgiler var hitabet dersinde vaaz vermemde çok yardımcı oldu
    ama daha cok hadis ve ayetlerle zenginleştirlse daha iyi olur diye düşünüyorum.

    Allah razi olsun.

    • Allah sizden razi olsun ayrica dinimizle igili bilgiler vererek insanları aydınlattığınız için allahu teala her işinize başladıgınızda kolaylık versin güzel bir dünya hayatı geçirip ahirette hazırlık yapmanıza yardımcınız olsun.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.