OKULLAR AÇILIRKEN

Okullar açılırken öğretmen ve öğrencilerimize hayırlı ve başarılı olsun dileklerimi sunarım.

Geçen yıllarda bir öğretmene: “okullar açıldı hayırlı olsun” dedim. Bana: “Neresi hayırlı hocam, 3000 öğrencinin 750 tanesi boşanmış ailelerin çocukları…” demişti. Problem çok.

Gerçekten gençlerimizin manzarası hiç de iyi değil. Benim evim bir lisenin çok yakınında idi. Yanında bir de park vardı. Çocukların durumlarından evi satmak zorunda kaldım. Emniyeti aradım olmadı. Okul idaresini aradım olmadı. Öğrencilerin giriş ve çıkışlarında ben evime giriş çıkışı, ya önceye alıyordum ya da geciktiriyordum.

Elimde bir gazete haberi var: “Gençliğim Eyvah!” başlığını atmış, altında da resmi lise öğrencilerinin alkole olan sigaraya düşkünlüğü ürkütüyor. Devlet okullarında okuyanların %94,9’u sigara, %75’i alkol kullanıyor. (Dünya Sağlık Örgütü Sağlık ve Milli Eğitim Bakanlığının ortak raporu böyle) (19-12-1995-Türkiye)

Fuhuş ve uyuşturucu batağına batmış gençlerin sayısı, ürkütücü:

Anasını, babasını, kardeşini, arkadaşını ve öğretmenini öldürüyor, merhamet yok, cinnet var.

Fransa’da uzun yıllar üniversitelerde çalışmış bir Profesör Fransız gençliğinin halini filme almış. Türk gençlerine: “Çocuklar işte batı gençliği bu!” diyecek. Emekli oluyor; bir üniversiteye arkadaşlarının yanına geliyor. Bahçede, okul içinde gençleri gördükten sonra filmlerden hiç bahsetmeyip arkadaşlarından ayrılıyor ve çıkıştaki çöp kutusuna filmleri yavaşça bırakıp gidiyor. Bu bize bir şeyler anlatıyor değil mi?

Kısaca, gençlik, yüz güldürmüyor. Ondan ana baba şikâyetçi, esnaf şikâyetçi, öğretmen şikâyetçi…

Bir olay anlatıyorlar. Motosikletli genç, kenardan yürümekte olan bir ninenin koluna çarpıp geçiyor, nine sendeliyor. Genç arkasına bakıp gülüyor. Nine bağırıyor; “düşünürdün evlat, düşürdün.” Genç, dönüyor bakıyor yerde bir şey yok. Nine diyor ki: “Düşürdün evlat düşürdün, ahlakını düşürdün.”

Kimse şunu unutmasın. Gençlerdeki iyi de bize ait, kötü de bize ait. Ana baba, öğretmen, gençlerdeki hatayı görmemezlikten geliyor veya kötü örnek oluyor.

İnsanımızın eğitimine “Milli Eğitim” diyoruz. Ama Milli Eğitim yapılmıyor. Yıllarca eğitim sistemi değiştirdik. Amerika’nın, Avrupa’nın eğitim sistemlerini denedik Eğitim kökenli olmayanlar Milli Eğitim Bakanı oldu. “Şu okullar olmasa Milli Eğitim Bakanlığı ne rahat olur” diyenler, Millim Eğitim Bakanı oldu.

Eğitim ayrıdır. Öğretim ayrıdır. Bugün okullar öğretim yapıyor, eğitim yapmıyor. Manevi, ahlaki eğitim olmayınca, yarım insan yetişiyor, sadece okuryazarlık öğreniyor. Yamyama, teröriste okuma yazma öğretilse ne olur? Okuryazar yamyam, okuryazar terörist olur.

Mevlana diyor ki: “Ahlaksıza verilen ilim, eşkıyaya verilen silahtan daha tehlikeli olur.”

Manevi eğitim olmayınca tepegözler yetişir. Müslüman-Türk gençliği yetişmez.

Bugüne kadar un vardı, şeker vardı, ama helva yapamadık. Sebebi: Yabancı eğitim sistemleri ile bu milletin milli ve manevi değerlerini tanımayanlarla Türkten Türk yetişmedi. Sebep bu…

-Adam iki evliymiş biri yaşlı biri gençmiş. Yaşlı ile olunca başındaki siyah kılları yolarmış, genç ile olunca da beyaz kılları yolarmış. Adam kel kalmış. Sonunda eski halini ikisini de istemiş ama olmamış.

Adamın biri paraşüt alacakmış. –“Ya açılmazsa!”demiş. Satıcı: “Getir değiştiririz efendim” cevabını vermiş. Bir dahası yok ki bunun. Telef olan yeni nesil nasıl geri gelecek?

Birçok insanımızı Amerikan, Fransız kolejlerinde kaybettik. Mesela; Tevfik Fikret’in oğlu Papaz Haluk gibi…

Biz yeni uyandık. En güzel yatırımın insana olduğunun farkına vardık. Çünkü nezih insan, iyi ortamda iyi insanların ellerinde yetişir. Bunu öğrendik…

 

Öğretmen Kimdir?

Öğretmen, elinde sihirli değnek olan, insan yetiştiren ustadır. Öğretmen, toplumu şekillendiren mimardır. Öğretmen, Peygamber mesleğini icra eden; önder, rehber ve örnek insandır.

Öğretmenlik, kutsal bir meslektir.

Hz. Ali (ra): “Bana bir harf öğretenin kölesi olurum” demiştir.

  1. Murat oğlu Şehzade Mehmet öğretmeninden şikâyet edince “seni de döver beni de” dediği öğretmendir.

İstanbul’un fethinde Fatih hocasının arkasında yürümüş sunulan çiçekleri, hocasına takdim edilmesini istemiştir.

  1. S. Selim Mısır seferinden dönerken hocasının atının ayağından sıçrayan çamur için: “Âlimin atının ayağından sıçrayan çamur, bizim süsümüzdür. Ben ölünce bu elbiseyi üzerime örtün” demiştir.

Hayatta birçok şey unutuluyor da; Öğretmen öyle veya böyle unutulmuyor. Bazıları nefretle anılıyor, bazıları rahmetle anılıyor.

Peygamber (as): Şu iki kimseye gıpta edilir diyor:

“1-Allah’ın kendisine verdiği malı, hak yolunda doğru yerlere harcayana gıpta edilir, imrenilir.

2-Allah’ın kendisine verdiği ilmi yerli yerince kullanan ve başkalarına bildiğini öğreten kimseye gıpta edilir, imrenilir.” (Buhari, İlim:15)

Bir yazarın ifadesiyle:

-Orta bir öğretmen, söyler.

-İyi bir öğretmen, açıklar.

-Başarılı bir öğretmen, gösterir.

-Süper öğretmen ise, yönlendirir, şekillendirir.

-Ya işe yaramaz olan ne yapar?

Öğretmen örnek kişidir. Şöyle anlatırlar: Öğretmen, yanlışlarını görsünler diye yazılı kâğıtlarını öğrencilere dağıtır. Kâğıdını eline alan öğrenci, kırmızı kalemle yazılmış yazıları bir türlü okuyamaz. Kâğıdı öğretmene götürüp: “Kırmızı yazıları okuyamadım” der. Öğretmen, yazılı kâğıdını evirir, çevirir okuyamaz, gözlüğünü takar, alnını kırıştırır, zor zar okur: “Yazılarını biraz daha okunaklı yaz.”

 

Mehmet Akif Merhum öğretmeni şöyle tarif eder:

“Muallim orduları derken çekirge orduları

Çıkarsa ortaya, artık hesap edin zararı.

Muallimim diyen, olmak gerekir imanlı,

Edepli, sonra liyakatli, sonra vicdanlı.”

 

Öğretmen, mesleğini sevmeli insan yetiştirmeyi arzulamalı. Güzel ahlaklı, iyi alışkanlıklar olmalı. En azından aldığı maaşı hak etmeli…

Öğretmen, kaba ve kırıcı olmamalıdır. Kur’an da:

-“Güzel söz söyle”, “sen kaba ve kırıcı davransaydın etrafından çekip giderlerdi”, “kötülüğü güzel bir şekilde önle”, “yapmadığını söyleme!” buyrulur.

Hadislerde de: “Yumuşak davranmayan, hayırdan mahrum olur.” , “söyleme yap!”, “kolaylaştır, güçleştirme, müjdele nefret ettirme”, “ya hayır söyle ya da sus!” tavsiyeleri yapılmıştır.

 

Öğretmen Nasıl Olmalı

Öğretmen, maaş adamı değil, idealist olmalı, mesleğini ve çocukları sevmelidir.

İki türlü öğretmen vardır. Şöyle ifade edeyim; hatırladığım zaman “Allah razı olsun” dediğim rahmet okuduğum öğretmenlerim var. Hatırlamak istemediğim öğretmenler var.

 

Necip Fazıl: “Her şey akar; su, tarih, yıldız, insan ve fikir.

Oluklar çift, birinden nur akar, birinden kir.”

 

Mehmet Akif de: “Muallimim diyen olmak gerekir imanlı, edepli,

Sonra likayatli, sonra, vicdanlı.” Diyor.

Biri bal satar biri sirke. Biri yapar, biri bozar…

 

Adam demirciye bir demir götürmüş: “Bundan benim sabana demir yap” demiş. Ertesi gün almaya gelmiş. Adam koca demirden istediği demiri çıkaramamış. Peki, bundan bana mudulun ucuna demir yap da çamurları kazıyayım demiş gitmiş. Ertesi gün gelmiş. Gene demirci istediği el kadar aleti yapamamış. Demirciye demiş ki: Sen bunu mudulun ucuna demir yap ki, ben onunla seni halledeyim” demiş.

Şevket Rado’dan dinlemiştim: Bir adam ölüyor. Melekler: sen iyi bir hayat yaşadın yerine götürelim. “Yerim neresi?” Tabii ki cennet. Peki, yerime gitmeden cehennemi görebilir miyim? “Neden olmasın” derler cehenneme varırlar. İnsanlar aç, sefil. Bakar kaşıkların sapı uzun üstelik bileklerine bağlı ağızlarına götüremiyorlar… Manzara hoşuna gitmiyor. Cennete geliyorlar. Aynı sofra aynı güzel yemekler aynı kaşıklar bir fark var herkes kaşığı ağzına götürmeye çalışmıyor. Karşısındakinin ağzına götürüyor. Bu yüzden herkes tok herkes mutlu.

Atalarımız: “Yolu iyi bilen yorulmaz” demişlerdir.

Ayna kör olursa iyi göstermez. Örnek kötü ise, model kötü ise, eser kötü olur. Rehberi karga olanın burnu pislikten kurtulmaz denmiştir.

Öğretmen bir fırıncı gibidir. Elinde hamur çiğ kalabilir, yanabilir, şekli bozuk olabilir.

Öğretmene çocuklar, emanettir. Onları kendi çocukları gibi korumalıdır. Öğretmenin çocuklarına ilgisi, kendi çocuklarına yansır, emekliliğine yansır. (hayatta bunu aynen gördüm)

Öğretmen, öğrencileri her türlü kötülüklerden kötü alışkanlıklardan, kötü arkadaştan korumakla sorumludur.

Öğretmen, kötü alışkanlıkları olmamalı despot, acımasız olmamalı çocuğun her şeyiyle ilgilenmelidir. Bazen kör, bazen sağır, bazen dilsiz olmalıdır. Ama ilgisiz olmamalıdır.

Çevre ve öğrenciler öğretmene güvenmeli, onu hoş olmayan şekilde görmemelidir.

Çocuğun öğretmen üzerinde hakları vardır. Öğretmen, aldığı maaşın hakkını vermelidir. İyi niyet varsa eser güzel olur.

Tekstilci bir eski öğrencim bana: “Siz olmasaydınız, biz it olurduk” dediğini unutmuyorum.

 

Kötü Örnekler:

Örnek kötü, model yanlış olunca, azman yetişir, istenmeyen şeyler olur.

  1. Hoca bahçeyi berbat eden buzağıyı görünce onu bırakıp ineği dövmeye başlar. “Sen neden ineği dövüyorsun? Diyenlere: “Buzağı bunları anasından öğrenmeseydi, nerden bilecekti.” Cevabını verir.

Ben mesleğini doğru dürüst yapmayanların sonunun hep kötü olduğunu gördüm. Kendi çocukları onlara zulmetti. İkramiyesine, emekli maaşına el koydu. Hayat boyu biriktirip aldığı evi sattı. Açıkta kaldılar. Evlat dayağı yediler… Dürüst çalışanların hep mutlu olduğunu gördüm.

Bir öğretmen, bir kız bir erkek, iki erkek bir kız olarak sıraya oturtturdu… Hanımı başkasıyla çekti gitti. Kızı hayretmedi… Yapılanlar hayata yansır. Bu böyle biline…

Bir meslektaşım hep kötü örnek oldu. Bir gün emeklilik hayatında karşılaştık Cuma idi haydi cumaya gidelim? Dedim. Bir ah çekti, ağladı. Ben de cumaya gidecek hamli kaldı dedi. Nasıl yaşarsan öyle ölür, nasıl ölürsen öyle haşrolunursun.

Çalışırken iffetle, ahlakla, ibadetle alay eden bir meslektaşımın emekli olunca felç olduğunu duydum. Gittim hali perişan. Hala inanmıyor musun? Dedim. Bana:

-Ah bir inanabilsem, rahatlayacağıma inanıyorum dedi. O, burada da öbür tarafta da çekecek işte…

Kutadgu Bilig de Yusuf Has Hacip:

-“Aslanların yanında köpek, aslanlaşır. Köpeklerin yanında aslan, köpekleşir” der.

Yaramaz çocukların sınıfına sırasına yurtlardan gelen çocukları dağıtırdım. O iyi örnekler, çeker koyun gibi hep diğerlerine iyi örnek teşkil eder ve iyi yönde etkilerdi.

Gençler ya cennetimiz ya da cehennemimiz olacaktır. Enfal Suresin de (27) “Bile bile hainlik etmeyin, emaneti iyi koruyun” ikazı vardır.

Bazı çevrelerde köpeğe gösterilen ilgi kadar çocuklara ilgi gösterilmiyor.

Atalarımız ne diyor: “Bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur.”

İşi sadece okula bırakmak, “saldım çayıra Mevlam kayıra” her şeyi okuldan beklemek doğru değildir. Aileler, bir tavuk, yavrularını korumak için kendini nasıl tehlikeye atıyor, onları koruyorsa, ana baba da yavrularını en az tavuk kadar fedakârlık yapmalıdır. Yolda çarpılmış köpeğe nasıl acıyorsak, yoldan çıkmış çocuğa da acımalıyız. Etraf tuzaklarla dolu…

 

Çocuklarımızı Ve Gençlerimizi Nelerden Koruyalım:

-Sanal tuzak internetin zararlarından korumalıyız. İnternet bağımlılığı hastalık haline gelmiştir.

İnternetle çocuk, yalana alışıyor, yanlış arkadaş ediniyor, depresyona neden oluyor, başarısız oluyor ve okulu bırakıyor.

İnternet toplumun virüsü. Büyüklerin yuvasını yıkıyor, boşanmaları arttırıyor, intihara sürüklüyor.

İnternetin en büyük zararı gençleri yalnızlığa itiyor. Bilgisayar oyunları çocukları şiddete yöneltiyor, depresyona sebep oluyor.

-Gençliği, bazı televizyon kanalları ve dizileri canavarlaştırıyor. Yayınlar olumsuz, müstehcenlik hat safhada. Dilimizi, ruh sağlığımızı bozuyor. Şiddeti, tacizi, tecavüzü arttırıyor. Bazı kanalların zararından korumalıyız.

-Çocuklarımızı, gençlerimizi sokağın zararlarından kötü arkadaştan, kötü alışkanlıklardan koruyup, kurtarmalıyız.

-Çocuklarımızı ve gençlerimizi müstehcenlikten, hayâsızlıktan, ahlaksızlıktan, inançsızlıktan, iffetsizlik bataklığından koruyup kurtarmalıyız.

-Çocuklarımızı, gençlerimizi sigaradan, alkolden, uyuşturucudan, fuhuş rezaletinden koruyup kurtarmalıyız.

-Çocuklarımızı ve gençliğimizi ateistten, satanistten, misyoner tuzaklarından koruyup kurtarmalıyız.

Bir olay ile dikkatinizi çekmek istiyorum:

-Rus yöneticileri, Rus gençliğinin batı etkisiyle geçirdiği ahlaki yozlaşmadan kurtarmak amacıyla bazı yasaklar getiriyor. Hazırlanan tasarıda:

-Okullarda sevgililer günü, cadılar bayramı gibi ve Amerika’dan ithal edilen oyuncaklara yasaklama yer alıyor.

-Tasarıda dövme yaptıran gençlerin okullara alınmaması da yer alıyor. (5 Haz. 2008-Yeni Şafak)

Ateist, Allahsızlık okulları açan Rusya, eğitim uzmanlarının kararı ile gençlerini kaybetmemek, inançlı, saygılı gençler yetiştirmek için 2012-2013 öğretim yılı 4. sınıftan itibaren Din ve Ahlak derslerini zorunlu hale getirmiştir.

 

İnsan Yetiştirmek:

İnsan kutsal bir varlık. Eğitimde kutsal bir iştir. İnsan ancak eğitimle kutsallaşır ve faydalı hale gelir.

Manevi yönden eğitilmeyen insan, eksiktir, faydasız olur, boş bir hayat yaşar. Kur’an da: Belhüm adel: “hayvandan da aşağı” ifadesi böyleleri için kullanılmıştır.

Bugün insan yetiştirmek çok zor bir iş değildir. Bugün en vahşi hayvanlar eğitilirken insan niye eğitilmesin? Yeter ki, doğru metot izlensin. Ne yaptıysam olmadı demek, yanlıştır.

Bakın Cenab-ı Allah Kur’an da ne buyuruyor:

-Musa Peygambere: “Firavuna güzel söz söyle” (Taha:44)

-Lokman Aleyhisselamın “Oğulcuğum” ifadesini kullandığı.

-Peygamberimize de: “Sen onlara katı davransaydın etrafından çekip giderlerdi.”

-“Kötülüğü güzel bir şekilde önle” emri (Fussilet:34)

-“Yapmadığını söyleme” (Saf:2)

 

Peygamber (as) örnek alınırsa iş çok kolaylaşır:

Eğitim, yaşamakla olur. Lafla peynir gemisi yürümez.

Peygamberimiz bize: “Söyleme yap!” diyor.

-“Kolaylaştırınız güçleştirmeyiniz. Müjdeleyiniz nefret ettirmeyiniz.”

-Enes (ra): “10 yıl hizmet ettim. Yapmadığımı niye yapmadın, hatam olunca neden böyle yaptın, diye azarlamadı.” Diyor. ( Şöyle yapsaydın-yapmasaydın diye öğüt vermiştir.)

-Açtığı Suffa okulunda bedeviden, gökteki yıldızlara denk Ashab-ı Kiramı yetiştirmiştir.

-Hz. Ali (ra) a: “Ya Ali, senin vasıtanla bir insanın hidayete ulaşması, sürü sürü kırmızı devlerden daha hayırlıdır.” (Buhari, Cihad:102)

-“Karşıdakinin anlayabileceği şekilde konuşun.”

-“Yumuşak davranmayan hayırdan mahrum olur. (Buhari Birr:74)

Tavsiyelerinde bulunmuştur.

Çocuk, nasıl bir öğretmen isterse, beklentisine cevap verilmelidir.

Çocuk güçlü, bilgili, şahsiyetli, dürüst, adil güvenebileceği öğretmen ister.

-Çocuğu şekillendiren öğretmendir. Ana baba, akşam çocukta yeni, olumlu şeyler görüyorsa, o öğretmen başarılıdır.

-Eğitimde şiddetin dayağın asla yeri yoktur.

-Çocuğa iyi alışkanlıklar kazandırılmalıdır. Zararlı alışkanlıklara karşı uyarılmalı, bilgi verilmelidir.

-Çocuktaki eksik ve yanlış şeyler giderilmelidir. Yoksa kalıcı olur. ( Mimar Sinan minareyi bitirir. Bir çocuk: “Bu minare eğik” der. Mimar Sinan ip getirtir asılttırır. Çocuğa sorar: Çocuk, tamam deyinceye kadar asılttırır. Neden? Diyenlere bu çocuk yaşadıkça bu minare eğik kalırdı der.)

Bir husus da öğretmen, notu silah olarak kullanmamalıdır.

Ne yazık ki, eğitmiyoruz. Öğretiyoruz. Öğretilen şeyler de iyiye kullanılmıyor. Bunun için bugün millet daha çok okumuşlardan çekmiyor mu?

İşte ahlaki, insani eğitimsiz yetiştirilen kesim ortada. Ahlaki, insani eğitim olmayınca eksiklik oluyor, bu durumda, suça itiyor.

Her insan ahlaki ve insani eğitime muhtaçtır. Bu verilmeyince o kişi, hayvan seviyesinde kalır.

Gençlerin dindar olmasından korkulmasın. “Allah’ı olmayanın ahlakı olmaz” Dindar insandan bu millete zarar gelmez. Toplumun huzuru açısından kindar değil, dindar nesle ihtiyaç vardır.

 

Osman Gazi’nin Orhan Gazi’ye Son İkazı Şu Olmuştur:

-“Dini gayreti olmayanları, sefih hayat yaşayanları devlet işine yaklaştırma! Allah buyruğundan başka iş işleme! Devletin güçlenmesi için din işlerini öne al! Bu Osmanlının 6 asır ayakta durduğunun sırrını ifade ediyor.

Gençliğin etrafı tuzaklarla dolu. Genç bilgilendirilmiyor, uyarılmıyor. Ailesini, sokağı, toplumu rahatsız eden nesil yetişiyor, farkında mısınız?

Size soruyorum nasıl bir nesil istersiniz? Evladınız nasıl olsun istersiniz? Size rahmet okuyacak mı? Lanet okuyacak mı evlat istersiniz?

İnancı olmayan insan, her zaman suç işlemeye meyyaldir. Kötülük yapmaktan çekinmez. En yakınlarına bile zarar verir. Bunu her gün gazetelerde, ekranlar da okuyor, görüyorsunuz.

Her şey eğitimin kalitesine bağlıdır. Unutmayalım inançsıza ahlaksıza verilen ilim, verilen diploma, eşkıyaya verilen silahtan daha tehlikelidir.

Şair ne demiş:

“Edep iledir kemal-i Âdem

Edep iledir nizam-ı âlem

Edep bir taç imiş nur-u Huda’dan

Giy o tacı emin ol her beladan.”

 

Sonuç olarak; “Her öğretim yılı başında nutuklar çekilir, bir okul açmak, bir hapishane kapatmaktır” denir. Her yıl okullar açarız, yeni yeni binalar yaparız ama bir tek hapishane kapanmaz. Neden? Eğitimci, eğitim sistemi, Müslüman-Türk’e göre insan yetiştirmiyor da ondan.

Burada analara babalara öğretmenlerimize eğitimci gözüyle şunları söylemek istiyorum:

-Maneviyattan korkmayın.

-Baskı yapmayın.

-Korkutmayın, tehdit etmeyin.

-Emretmeyin, örnek olun.

-Öğüt verirken tatlı tatlı konuşun.

-Bilgi verin, açık konuşun, önemseyin.

-Küçümsemeyin, alaycı olmayın.

-Hataları görün, ama yüze vurmayın.

-Söyleyin, ama azarlamayın, dövmeyin.

-Hak etmediği şekilde yermeyin ve övmeyin.

-Genç sizi görsün görmesin, siz onu görün gözden kaybetmeyin Koruyun, kollayın. Bu iyi niyetle Allah da sizin çocuklarınızı koruyacaktır.

-Veliler eziyetle, kahırla büyüttüğünüz çocuklarınızı yolda, okulda takipçi olun, onları kaybetmeyin.

Yeni öğretim yılına girerken öğretmenlerimize ve gençlerimize başarılar diliyorum. Yeni öğretim yılı insanımıza, milletimize hayırlı uğurlu olsun.

Hoşça kalın. Allah’ın selamı, ihsanı, ikramı üzerinize olsun.

 


Bu yazıyı 59 kişi okudu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here