Okumanın önünde en büyük engel neler olduğunu biliyor muyuz?

Medyamız sorumsuz davranıyor. Tahrik eden, tahrip eden yozlaştıran yayınlar yapıyor. Medya doğru mesajlar vermiyor maneviyatımıza saldırıyor, maneviyatsızlığı pompalıyor. Bugün bütün caniliklerin sapıklıkların ardında maneviyatsızlık vardır.
Bir kısım medya, sapıklara ilham olacak örnekler sergiliyor. Uzmanlara göre medyanın devamlı şiddet görüntüleri sergilemesi, manevi değerleri zayıflatıyor, gençleri suça itiyor. Katiller öyle sunuluyor ki kahraman gibi gösteriliyor. Şiddet potansiyeli taşıyanlar katilleri, canileri örnek alıyor.
Müstehcenlik ve porno ise her reklam da, her dizide filmde sonuna kadar sergileniyor.
Televizyon büyük küçük herkesi esir almış durumda. Bugün ne var yarın ne var… Oturuldu mu karşısından kalkılmıyor. Haberleri ile reklamları ile dizileri ile olumsuz etkiliyor. Ne kadar argo varsa ne kadar acımasızlık varsa ve ne kadar ahlaksızlık varsa televizyondan öğreniliyor.
Televizyon çocuğun sosyal gelişimini olumsuz etkiliyor. Çocuklar televizyonda gördüklerini uygulamaya kalkıyor.
Yapılan araştırmalara göre televizyon davranış bozukluklarını tetikliyor. Televizyon karşısında çok oturan çocuk aileden soğur, anlama, anlatma güçlüğü çeker yaşıtları ile oynamaz, sosyal kurallara uymazlar. Çocuk şiddete özenir.
Aileler seyredilerek kanalları iyi seçmelidir. Sairin dediği gibi “oluklar çift, birinden nur akar, birinden kir.”
Kadınlar gününün yarısını televizyon karşısında geçiriyor. Televizyon eğitim aracı olmaktan çıkmıştır. Onun için televizyon seyretmeye sınır konmalıdır. Televizyona alternatif işler düşünülmelidir. Ailede sohbet saati, okuma saati ayrılmalıdır. Televizyon büyükleri ziyareti unutturmamalıdır. Elde kumanda, kanal kanal gezilip stres arttırılmamalıdır. Televizyona karşı biraz tepkili olunmalıdır. Televizyonsuz saatler, günler ilân edilmelidir.
Bir zamanlar Amerika’da sabrı taşıran, şiddet ve seks filmleri oynatan kanallara karşı “Temiz TV kampanyası” başlatılmıştı. Halkın “öfkeliyiz, açmıyoruz” ikazları karşısında kanallar daha yapıcı yayınlar yapmıştır.
Televizyonlar aile yuvalarındaki sevgiyi saygıyı ve mutluluğu azaltmaktadır. İhanetler, intiharlar, boşanmalar, şiddet artmıştır.
Gazetelere gelince bi alem… Ahlaksızlığı, inançsızlığı, müstehcenliği, bölünmeyi, gruplaşmayı körükleyen gazeteler çoğunlukta. Maalesef almakta, okumakta, okutmakta bir sakınca görülmüyor.
Bir zamanlar İrlandalı bir gazeteci Amerika’da müstehcen resimlere yer veren bir gazete çıkarır. Adam satamamış, halktan büyük tepki görmüştür. Sessiz sedasız adam yayını durdurmuştur.
Amerika’da bir grup Türk öğrenci bir üniversitenin kütüphanesine Türkçe gazete okumak istediklerini bildiren bir dilekçe verir. Ve Türkiye’nin büyük gazetelerinden biri, birkaç günlük gecikmeyle de olsa gelmeye başlar ardından kısa bir süre geçmiştir ki gazeteler iptal edilir. Kütüphane yetkililerine başvuran öğrenciler Türkiye adına üzücü ve utanç verici şu cevabı alırlar: “Böyle müstehcen bir gazeteyi kütüphaneye bu şekilde koymamız imkânsız.”
1905 yılında Amerika’da toplanan Yahudi konseyinde basınla ilgili çok önemli kararlar alıyorladı. Bu kararlardan en önemlisi şöyle:
Madde 14: Yakın bir gelecekte basın yoluyla müstehcen sanatı ve aşırı spor iptilasını aşılayacağız. Bu hareket; kafaları zihinleri bizimle mücadele etmekten alıkoyacaklartır. Yahudi olmayanlar kendi zeka ve düşüncülerini mahsulü olan karar ve hükümlerden yavaş yavaş elimize aldığımız zaman dahi bu müstehcen neşriyat bir müddet daha devam edecektir.
İnanıyorum ki gazetelerin görevi müstehcenlik değildir. Ne acıdırki ,Türkiye’de ilk güzellik yarışmasını 1924’te Cumhuriyet gazetesi düzenlenmiş.1932’de Brüksel’de yapılan güzellik yarışmasında güzel olmadığı halde,cumhuriyet gazetesinin seçtiği güzel, Keriman Halis birinci seçiliyor. Juri sözcüsünün ifadesi çok gariptir: “Sayın jüri üyeleri! Bugün Avrupa’nın ve Hristiyanlığın zaferini kutluyoruz…” Zafer, Müslüman Türk kızının mayo ile teşhiridir. Kanuninin torunu soyulmuş birinci seçilmiş, fakat kadehler avrupanın zaferi için kalkmıştır.
Akifin dediği gibi:
-Türlü adlarla çıkan namütenâhi gazete
Ayrılık tohumunu bol bol atıyor memlekete
İt yetiştirmek için toprağı mümbit bularak;
Fuhuş ekiyor salma gezen bir sürü it .
Derken , Arif Nihat Asyada çoğu bilmez , hoşlanmaz…
Açıkça nefreteder:
İmtihana geçersen üç sıfır alır dünden ….
Lakin ayın dördünde çıkar beş tarihlisi;
Bizde yarını satar gazeteler bugünden! Demiştir.
İnternet ayrı bir yara, chatlaşan gençler yalanı alışkanlık haline getiriyor. İnternetde dolaşan çocuklar erken yaşlarda cinsellik konusunda yanlış bilgiler ediyor ve yanlış yollara sapıyor.
Gençler için sanal tuzak evliler icin ayrı bir tuzak saatler zararlı içerikli sitelerde geçiyor. İhanetler, boşanmalar artıyor ahlaksızlık alabildiğine yayılıyor.
Bilinçsiz kullanılan internet sosyal yapıyı sarsıyor, ruh ve beden sağlığını olumsuz etkiliyor. Oyunlar , çocukları yalnızlaştırıyor şiddete itiyor.
İnternetten çocuklar gençler korunamadığı gibi büyüklerde korunamıyor. En yakın insanlar arasında bile ilgi, iletişim koptu, sevgi saygı azıldı genç ana babasını, ana baba evladını, eşini acımadan öldürür oldu.
Çare; herşey yerli yerinde yeteri kadar kullanılmalıdır. Okumaya düşünmeye zaman bırakmayan medyadan zamanı, hayatı hatta ömrü söküp almalıyız.


Bu yazıyı 150 kişi okudu.

Paylaş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here